SARIK

 

 

[Riyazü's-Sâlihîn (Aslı ve Tercümesi), Hadîs No: 792, s. 532]

İbn-i Ömer (Radiyallahu Anhu)'den Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

- "Sal(ıb uzat) mak; (giydiğini salıverek) izar, gömlek ve sarıkda (yapılmakda) dır. Kim bunlardan bir şeyi kibr için aşağı çekerse; Allah kıyamet günü o kimseye rahmet nazarı ile bakmasın.”[1]

Sarık, cübbe giymek halka gösteriş yapmak ve onunla kibirlenmekten çok sakınmalıdır. Onun için gece kalkıp sarık sarmayı, uzun elbise giymeyi, gizliden evinin bir köşesinde mümkünse ailene dahi duyurmadan yapmalıdır.

 

(İhyâu 'Ulûmi'd-Dîn, Cild 1, s. 493)

 "Muhakkak Allah ve Melekleri Cum'a günü sarık saranlara salât ederler."

 

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 1199)

Allah bana Bedir ve Huneyn günü şu sarık (gibi sarık) giymiş melekleri yardıma gönderdi. Sarık şüphesiz küfür ile iman arasını ayırır."

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 15, Hadîs No: 5234)

“Ebu'l-Müleyh babasın (Radiyallahu anhu)'dan anlatıyor: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Sarık sarın da hilminiz ziyadeleşsin! buyurdu. Ravi devamla der ki: Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'de: “Sarıklar Arapların taçlarıdır” buyurdular.

 

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 2738)

"Sarıklar Arabların taçlarıdır. Sarıkları terk ettikleri zaman Allah da onların izzet ve şerefini terkeder [hiç bir şeye muvaffak kılmaz."

 

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 2739)

"Kalansu ve üzerine sarık sarmak, bizimle müşrikler arasındaki farkı belirtir. Başına sardığı her kıvrımına bir nur verilecektir."[2]

 

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 3842)

“Sarıkla nafile olsun farz olsun kılınan namaz sarıksız kılınan yirmi beş namaza denktir. Sarıkla kılınan cuma namazı, sarıksız kılınan yetmiş cuma namazına denktir."

 

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 3643)

"Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız kılınan yetmiş rekat namazdan efdaldir."

 

(Sünen-i Tirmizî, Cild 1, Hadîs No: 100)

"El-Muğire bin Şu'be (Radiyallahu Anhu)'den rivâyet edilmiştir:

Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest aldı; meslerin ve sarığının üzerine mes verdi."[3]

 

(Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No: 1790)

İbn-i Ömer (Radiyallahu Anhu)'den rivâyet edilmiştir.

"Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) sarık sardığı zaman, sarığının (ucunu) iki omuzu arasın da sarkıtırdı. [4]

Nafi;

İbn-i Ömer, sarığını (n ucunu) iki omuzu arasında sarkıtırdı.”

 

(Râmûz'ul-Ehâdîs, Hadîs No: 3939)

“Sarık sarmalısınız, (sarık) meleklerin kılığıdır o. Onun ucunu arkanıza doğru sarkıtın!”

 

(Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No: 1789)

“Cabir (Radiyallahu anhu)'den rivayet edilmiştir.

Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) başında siyah sarık olduğu halde fetih günü Mekke'ye girdi.”[5]

 

Bilal Babama sarık hakkında sordular. Buyuruyor ki:

- Gündüz halk arasında sarık sarmak kibri artırır. Kibirli olmayacak kimse sarık sarsın;

 

Hadîs-i Şerif'te :

"İzar gömlek ve sarıkta kim bunların birini kibir için aşağıya çekerse Allah kıyamet günü o kimseye rahmet nazarı ile bakmasın" buyuruluyor.

Gaziantep'te saçaklı camisi vardır. Bu cami de bir imam efendi varmış. Keşfi açıkmış, Hızır (Aleyhis-selâm)'ı görünce  tanırmış. Allah'u Teâlâ bu kabiliyeti kendisine vermiş. İmam efendi camide namaz kıldırmaya durduğu zaman Hızır (Aleyhis-selâm)'da arkasında namaz kılmaya duruyor. İmam efendi namazından sonra selâm veriyor, bakıyor ki, Hızır (Aleyhis-selâm) yok:

Başka bir zaman Hızır (Aleyhis-selâm) imamın arkasında namaz kılmaya gelince Hızır (Aleyhis-selâm)'a;

- Sen benim arkama namaz kılmaya geliyorsun, namaz kılmadan geri gidiyorsun. Bunun sebebi nedir? dedi.

Hızır (Aleyhis-selâm) :                        

- Senin takvana hevesleniyor arkanda iki rekat namaz kılayım diyorum. Sen nemaz kıldırmaya ayağa kalkınca bir müddet sarığı ve kendini düzeltiyorsun. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in dediğine aykırı oluyor. Senin arkanda namaz kılmayıp gidiyorum. Böyle sarık sarmaktansa sarığı hiç sarmamak daha iyidir. O zaman hoca başındaki sarığı çıkarıp yere koyuyor. Yerde eski yırtılmış kenarı tiftiklenmiş aşağıya doğru saçakları sarkan bir tâkke kafasına giyiyor.

- Bununla namaz kılldırsam bana uyarmısın? diyor. Hızır (Aleyhis-selâm) :

- Uyarım diyor. Onu başına giyiyor namazı kıldırıyor, selâm veriyor ki Hızır (Aleyhis-selâm) kendisinin arkasında namaz kılmış,  o caminin ismi ondan sonra saçaklı camisi kalıyor. Şimdi o cami saçaklı ismi ile ünü meşhurdur. Yine Müzekkin Nufûs, kitabın da bazı alimlerden bahsederken mahşerde bazı alimleri sorguya çekerler.

- Siz bid'atı niçin yaptınız? Derler, onlar:

- Biz sünneti yaptık, sarık giyerdik.

- Siz sarığı Hakk'a beğendirmek için değil halka beğendirmak için sarardınız. Sarığı sarar, kendinize sarığınıza düzen verirdiniz. Bu yüzden sizde kibir olurdu. Bunu da Allah'u Teâlâ kabul etmez. Herkes size ne güzel sarık sarmış diyordu. Siz de onunla iftihar ediyordunuz. Bu sarığın mükâfatını sevabını dünya da iken bunların sözleri ile aldınız. Şimdi ne sevap bekliyorsunuz? Onlar şöyle Kur'an okudu, şöyle vaaz verdi, dedikçe onları, kibirle gururla yapardınız. Halka beğendirmeya çalışırdınız der. [6] İlâ, ahir....

Bilal Babam bizim müridlerimiz gündüz sarık sarmasın, gecenin üç'te biri kalınca uzun elbise giysin, misvak ile abdest alsın. Salavât-i şerife ile saçını sakalını tarasın sarığını başına sarsın, ibadetini, namazını, zikrini, tesbihini, dersini o vaziyette yapsın. O zamanda sarık sardığını ve sofuluğunu insan olarak kimse görmez. Yalnız Allah'u Teâlâ görür, beğenir ve kabul eder.

Halk içinde yapmak, insana kibir, gurur getirir. Allah'u Teâlâ'ya düşman edebilir. Gece mümkünse  ailesine de duyurmayıp bir tek Allahu Teâla'ya beğerdirmek için çalışırsa işte buna kibir karışmaz. Allah'u Teâlâ'da tam  hakkı ile kabul eder.

 

(Sünen-i ibn-i Mace, Cild 7, Hadîs No: 2821)

“…Amr bin Hureys (Radiyallahu anhu)'den şöyle demiştir:

Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) (mübarek) başında bir siyah sarık olduğu, sarığın iki tarafını (ucunu) omuzları arasında sarkıttığı vaziyette sanki (hala) gözlerimin önündedir.”

 

(Fetevayı Hindiyye, Cild 12, Sayfa: 44)

“Siyah elbise giyip; sarığın bir ucunu iki omuz arasından sırtın ortasına kadar uzatmak menduptur. (şeriatça yapılması uygun görülen) KENZ'de de böyledir.

“Sarığın ucunun ne kadar olacağı hususunda ihtilaf edilmiştir.

Alimlerden bir kısmı: “bir karış,”  bir kısmı “sırtın ortasına kadar” bir kısmıda: “Oturunca ucu yere değecek kadar” olacak demişlerdir. ZEHİYRE'de de böyledir.

Bir kimse sarığını yeniden sarmak isterse onu çözer yere atmaz ve bir defada, yeniden sorar. HIZANETÜL-MÜFTİN'de de böyledir.

Başa takke giymekte bir sakınca yoktur gerçekten Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizde takke giymiştir. KERDERİ'nin VECİZ'inde de böyledir.

(Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 31)

“Camilere başlar örtülü (mütevazi giyinmiş olarak olduğunuz), halde gelin! Çünkü başları örtmek müslümanların simasındandır.”

Bu hadîs-i Şerife göre her müslümanın başı örtük olması lâzımdır. Çünkü camiye her an gidilebilir camiye gidemediği vakit yoktur.

 

 

 

 

KONU BAŞLIKLARI
(BİLAL NADİR'İN DİLİNDEN )
KONU BAŞLIKLARI
(TÜM KİTAPLAR)


[1]-            Riyâzü's-Salihîn (Aslı ve Tercümesi), Hadîs No: 788, s. 531; Kütüb-i Sitte, Cild 15, Hadîs No: 5224-5225; Buhari, Libas 1, 2, 5; Fezailu'l-Ashab 5, edeb 55; Sahîh-i Müslim, Cild 6, Hadîs No: 42 (2085), s. 333.

[2]-            Kütüb-i Sitte, Cild 15, Hadîs No: 5233; Ebû Davud, Libas 24, (4078); Tirmizi Libas, 47(1785)

[3]-            Sünenü'n-Neseî, Cild 1-2, Hadîs No: 106-109, Kırk Mevzuda Kırk Hadîs, Hadîs No: 29, s. 448; Sünen-i ibn-i  Mâce, Cild 2, Hadîs No: 561.

[4]-            Sünen'ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5311; Kırk Mevzuda Kırk Hadîs Kitabı, Hadîs No: 28, s. 448; Kütüb-i  Sitte, Cild 15, Hadîs No: 5235, 5237.

[5]-            Sünen-i İbn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3585-3586; Cild 7, Hadîs No: 2822; Sünen-i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5309-5310; Kırk Mevzuda Kırk Hadîs, Hadîs No: 27, s. 448; Sahîh-i Müslim, Cild 4, Hadîs No: 451(1358-1359), s. 248; Kütüb-i Sitte, Cild 17, Hadîs No: 7070.

[6]-            Sahîh-i Bûhâri Tecrîdi Sarîh, Cild, 12, Hadîs No: 2041; Sünen-i İbn-i Mâce, Cild 10, s. 474.