NAFİLE
NAMAZLAR BAHSİ
Nafile
namazlar şunlardır:
Hadîs-i
Şerif:
“Her kim, akşam
namazından sonra altı rek'at evvabin namazı kılarsa, oniki senelik ibadet
sevabını alır.”[1]
Yine evva-binden kayıt olur demiştir. Seher vaktinde 800
Besmele-i Şerif ve 133 Salavatı Şerife çekse acaiblere erer.
İkinci Hadîs-i Şerif:
“Her kim kuşluk vakti
iki rek'at namaz kılarsa bir hacc, bir umre sevabına nail olur”[2] diye buyurulmuştur.
Berat gecesinde, yüz rek'at namaz kılar, her rek'atında
on ihlas okur, toplamı bin olur. Gece namazı, teheccüd namazı iki rek'attan
oniki rek'ata kadar kılınır. Ve buna devam eden kemâle erer. Devamlı yaptığı
olursa, devamlı yapıyor ise gece kalkamaz ise gündüz kaza eder veyahut yatsıdan
sonra kılar.
Hadîs-i Şerifte buyuruluyor:
“Yatsı namazından
sonra (Amener-Resulü) okusa gece sabaha kadar namaz kılmış gibi olur.”
Her kim sabah namazından sonra üç kerre Euzü
Billahis-semiyul aliymi mineşşeytanirracîm der (La Yestevi)'yi okursa şeytandan muhafaza olur ve büyük sevaba erer.
(N) Babam kısadan yazıyor. Esas okuduğu şöyle:
Euzubillahissemîul
alîmi mineşşeytanirracîm. Estaî zübillahis-semî-ul alimi mineştanirracim.
Allahu hayrul fatîhîne vel hafizine bi fedâilü bismillah,
Bismillahirrahmanirrahim der ondan sonra lâ yesteviy sahifesini başından sonuna
kadar sesli okurdu.[3] Bizde aynı onun
gibi okusak iyi olur.
Her namazın sonunda üç (Fatiha-i Şerif), Elhamdülillahi Rabbil alemin üç (İhlas) Gulhu Vallahu Ahad, üç Salavatı
Şerife (Allahümme Salli Alâ Muhammedin ve alâ Ali Muhammed) okuyup sevabını
evvelâ Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem)'nınruhuna bağışlar. Ondan hasıl olan
sevabı cemî-i cümle Peygamberlerin, Sahâbe-i Güzin efendilerimizin Cihar-ı
yâri Güzin efendilerimizin ruhlarına bağışlar.
Tekrar üç (ihlas)
Gulhu vallahu Ahad, bir (Fatiha-i Şerif),
Elhamdülillahi Rabbil alemîn sonuna kadar okuyup sevabını Pirimiz Şeyh
Abdulkadir Geylâni, Seyyid Ahmed-i Rufâi, Muhammed Bahaeddin-i Nakşibendi ve
Ökkaşe (Radiyallahu anhu)'nin ruhlarına bağışlar.
Tekrar üç (İhlas)
Gulhu Vallahu Ahad, bir (Fatiha-i
Şerife,) Elhamdülillahi Rabbil alemin okuyup sevabını
Şeyhimiz Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretlerinin, onun
âlinin evladının ve ihvanlarından
ahirete irtihal edenlerin ve bütün ehl-i imanın ruhlarına bağışlar.
Günde
bir vakit tayin edip şunları çeker:
1-
100 defa Estağfirullah elaziym.
2-
100 defa Salavat-ı Şerife (Allahümme salli ala Muhammedin ve alâ âli Muhammed)
3-
200 defa Lâ ilâhe illallah (Kelime-i Tevhid)
4-
100 defa Allah, Allah, Allah çeker.
Sonra
her zaman Lâ ilahe illallah zikrine devam eder. Bunları isteyen her namazın
sonunda çeker.
Hadîs-i
Şerif'de buyuruyor ki:
“Bir kimse
günde 500 kere Estağfirullah elaziym okusa; ölmeden evvel cennette makamını
görür ve acaib garaiblere erer.” Bu bizim
dersimizdir. Allaha şükür.
Yine
Hadîs-i Şerifte: “Her kim benim üstüme
günde 500 defa Salavat-ı Şerife getirse o kimse dünyada ve ahirette yokluk
görmez. Benim nuruma yetişir” demek olur. Allah'ta kendine salavat getirir
diye buyurmuştur.
Yine
her kim günde 1000 kere “ Lâ ilahe illallah” çekerse o kimse kelime-i tevhidi
hakkıyla çekmiş olur. O kimse Tevhid'in ilmine nail olur ve sırrına erer.
Her
kim günde 500 kere “Allah, Allah” diye tesbih çekse o kimsenin
kalbi nurlanır. Kalbinde esrarı ilahi, ilm-i batın ve ilm-i ledün zuhur eder.
Kalbinden diline hikmetler yağar. Bunların tamamı 2500 olur. Her namaz sonunda 500 olunca böyle
olur. Yeni başlayanlar günde bir vakitte çekerler. Sonra her namaz sonunda veya
hepsini bir vakitte 2500 adet olarak çekerler. Tekrar günde bir kerre 100 (Fatiha-i Şerife) Elhamdülillahi Rabbil
alemîn suresi, 100 (ihlas) Gulhu
vallahu ahad (suresini) okurlar.
Bunları okuyup bu dersleri çekenlere ne mutludur. Allah cümlemize nasıb etsin.
(Amin)
Rabıtayı
şerif ve huzur şöyledir:
Bir
mekânda oturup:
Evvelâ
Allah'u Teâlâ bana benden yakındır. Ben görmüyorum, o
beni görüyor. Böyle Rabıta ile gözleri kapalı esrar-ı ilahiyeyi ve işaretini
görecekmiş gibi (Ben görmüyorum ama o
beni görüyor diye Allahu Teâlâ'yı düşünür ve ona huzur eder.)
İkinci: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın nuru
Nübüvveti başımın üstünde güneş gibi üzerime doğmuştur diyerek o anı yaşıyormuş
gibi huzur eder, düşünür.
Üçüncü: Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerinin sağ
eli başımın üstündedir. Himmeti hazırdır, bilmelidir.
Dördüncü: Mürşidim benimle beraberdir. Ben onun
kalbindeyim der. Ne kadar Rabıtayı Şerifte kalsa böyle tefekkür eder.
Beşinci: Tefekkürü mevt: Kendini ölmüş yapar, yıkatır,
kefene sardırır, kabre koydurur, melekleri getirir, sual verir, mahşeri mizanı
düşünür. Bu tefekkür hakkında:
Hadîs-i Şerif:
[Bir saat tefekkür
bin seneden (bin sene ibadetten) hayırlıdır.][4] Bunların
delillerinden birincisini Allah'u Teâlâ buyuruyor:
(Sûre-i Kâf, Ayet 16)
“Ben ona kalbindeki
şah damarından daha yakınım.”
İkincisi;
Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor ki;
“Cum'a günü
getirilen salavat-ı şerifeyi bizzat kendim alırım.”[5]
Sair
günlerde melekler var, onlar senin ümmetinden filan oğlu filanın sana getirdiği
salavatı şerifedir der, bana getirir, verirler. Ehlullahın her günü Cum'adır.
Hakikatte Nübüvveti güneş gibi her gündür.
Üçüncüsü;
Pirimiz Abdulkadir Geylani buyuruyor ki:
“Rabb'ımın
izzetine yemin ederim ki, mürüdümün başı üstünden elim (eksilmez) gitmez. Kıyamete kadar devam eder.”[6]
Dördüncüsü;
Hadis-i
şerif:
“Allah'u Teâlâ
evliyasının kalbine bakar, onda kimi bulursa rahmet eder.” diye
buyurmuştur.
5.
11. 1968 Günü Bilâl Babam buyurdu ki: Pirimiz Şeyh Abdulkadir Geylani
(Gaddesallahu Sırrahu) Hazretleri şöyle diyor:
Her
kim seher vaktinde veya sabah namazının sonunda 786 defa Besmele-i Şerife'yi
(Bismillahirrahmanirrahiym'i okur) ve 133 defa Salavatı Şerife'yi (Allahümme
Salli Ala seyyidina Muhammedin ve alâ âli Muhammed) okusa sonunda da bu duayı
okursa acaib garaiblere ölmezden evvel erer, kâmil bir insan olur. Gurbiyet-i
ilahiyeye erer. Kalb gözü açılır, ölmez bir hayata erer, kalbi nurlanır.
Duayı
mübarek budur:
Allahümme
inniy Es'elüke
Bi
hakkın Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi fadlı Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi hürmeti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi azameti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Celâli Bismillahirrahmanirrahiym
Ve bi
Cemâli Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Kemâli Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Heybeti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Menzileti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Melekûti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Ceberûti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Kibriyâi Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Sanayi Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Bahâi Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Kerameti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Sultani Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Berekâti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi İzzeti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Kuvveti Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
bi Kudreti Bismillahirrahmanirrahiym
İrfa'
Kadriy Veşrah Sadriy ve yessirliy emriy verzuk hü min haysu lâ yahtesibü ve bi
fadlike ve keremike ya men hüve (Kef, Ha, Ye, Ayın, Sad, Ha, Mim, Ayın, Sin,
Gaf) Ve es'elüke bi cemâli izzeti ve celâli heybeti ve ceberûtil azameti en
tec' aleniy min ibadikes sâlihiyn. Ellezine la havfün aleyhim ve lahüm yahzenün
birahmetike ya erhamerrahimiyn. En tüsalliye alâ seyyidina Muhammedin ve alâ
âli seyyidina Muhammed vef alniy keza ve keza rızaen lillahil fatiha)
Not:
Bu duayı okuyamayan sekizyüz besmele-i şerif çeker.
BİLAL
BABAMIN SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUDUĞU VİRDİ
Euzü
billâhis semiy'ul aliymi mineş şeytanirraciym
Estaiyzu
billahis semiy'ul aliymi mineş şeytanirraciym
Allahu
hayrul fatihîyne vel hafızîne bi fedâilü
Bismillahirrahmanirrahiym
(Sûre-i
Haşr'ın son sayfası “Sayfa 549”)
Ya
Eyyühelleziyne amenüttegullahe vel tenzur nefsûm ma gaddemet liğadin
vettegullah, İnnallahe habiyrun bima ta'melûn. Velâ tekûnû kelleziyne nesullâhe
feensâhüm, enfüsehüm, Ülâike hümül fâsigûn. Lâ yesteviy eshabünnâri ve eshabül
cenneh, Eshab'ül cenneti hûmül fâizûn. Lev enzelnâ hâzel Kur'âne alâ cebelin
lera eytehu hâşian mütesaddian min haşyetillah, Ve tilkel emsâlü nadribühâ
linnâsi leallehüm yetefekkerûn. Hüvallahüllezi Lâ ilahe illa hû, Alimül ğaybi
veşşehadeh, Hüverrahmânürrahiym, Hüvallahülleziy Lâ ilâhe illâ hû, Elmelikül
guddüsüs selâmül, mü'minül müheyminül aziyzül cebbârul mütekebbir, sübhânallahi
ammâ yüşrikûn. Hüvallahül Hâligul bâriul musavviru lehul esmâül Hüsnâ,
Yüsebbihu lehu mâfis semâvâti velardı ve hüvel aziyzül hakiym.
(Sûre-i
Hadid, Ayet 3, Sayfa: 536)
Bismillahirrahmanirrahiym
Hüvel
evvelü vel âhiru vez zâhiru vel bâtınü ve hüve bikülli şey'in aliym.
(Sûre-i
A'li İmran, Ayet 26-27, Sayfa 54)
Bismillahirrahmanirrahiym
Gulillahümme
mâlikel mülki tü'til mülke men teşâ ü ve tenzi ül mülke mimmen teşâ ü ve Tüizzü
men teşâ ü ve tüzillü men teşâ ü, biyedikel hayr, İnneke alâ külli şey'in
gadiyr.
Tûlicül
leyle fin nehâri ve tûlicün nehâre filleyl, ve tuhricül hayye minel meyyiti ve
tuhricül meyyite minel hayyi, Ve terzugu men teşâ ü biğayri hisâb.
(Sûre-i
Rum, Ayet 17-19, Sayfa: 407)
Bismillahirrahmanirrahiym
Fe
sübhânallahi hıyne tümsûne ve hıyne tusbihûn.
Ve
lehul hamdü fis semâvâti vel ardı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirûn.
Yuhricül
hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil arda ba'de
mevtihâ ve kezalike tuhracûn.
(Sûre-i
Talak, Ayet 2-3, Sayfa: 559)
Bismillahirrahmanirrahiym
Ve
men yettegıllahe yec'al lehu mahracâ.
Ve
yerzüghü min haysü lâ yahtesib, vemen yetevekkel Alallahi fe hüve hasbüh.
İnnallahe bâliğu emrih, gad cealallahu likülli şey'in gadrâ. Sadagallahül
aziym.
Salâti
Nariye:
Allahümme
Salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâammen alâ seyyidinâ Muhammedin
ellezi, tenhallü bihil ugad ve tenfericü bihil küreb ve tugdâ bihil havâicü ve
tünalü bihir regâibü ve hüsnül havâtimü ve yüstesgal ğamâmü bi vechihil keriym.
Ve alâ âlihi ve sahbihi fiy külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma'lûmil
lek.
Elhamdülillahi
hamden yuvafi niameke ve yukafî meziydek, nahmedüke bi cemîi mehâmidik, külliha
mâ alimnâ minhâ ve mâlem na'lem ve alâ külli hâlin estağfirullah.[7]
Lâ
ilâhe illâllâhü vahdehu lâ şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ
külli şey'in gadiyr
Allahümme
ecirniy minnennâr
Allahümme
ecirniy minennar (okur en sonunda
Allahümme ecirniy) ve ecirna minennâr ve dahalel cennete maal ebrar ya
aziyzü ya gaffar, veya keriymü ya settar, bi hürmeti habiybikel muhtar,
seyyidina ve senedena Muhammedinil Mustafa (Sallallah'u Teâlâ aleyhi vesellim)
ve alihil ahyar birahmetike ya erhamerrahimiyn.
Hasbünallahu
ve ni'mel vekiyl (çeker en sonunda)
Ni'mel
mevlâ ve ni'men nasıyr
Gufrâneke
Rabbena ve ileykel masıyr.
Sübhanallahi
velhamdülillahi velâ ilahe illallahu vallahu ekber velâ havle velâ guvvete illa
billahil aliyyil aziym.
Hacı
Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretlerinin (sabah
namazında dersinden sonra) okuduğu
Duası:
Amin.
Allahümmec'al sabahana sabahas sâlihîn ve elsinetena elsinetez zakiriyn ve ebdânena ebdanel
mutiyîyn ve tâ etenâ tâetel muhsiniyn Allahümme eşbi ferdânâ ve ferdel
müslimiyn. Verham mevtânâ ve mevtel müslimiyn, Birahmetike ya erhamer rahimiyn,
velhamdülillahi Rabbil âlemiyn.
Hazreti Ali (Kerremallahu Veche)'nin dersinden parça:
Vallahu A'lemu bi A'dâ iküm ve kefa billahi veliyyen ve
kefa billahi nasiyrâ, ve kefâ billahi hasiyben ve kefa billahi vekiylâ, ve kefâ
billahi hâdiyen ve kefâ billahi nasiyrâ, ve kefallahül mü'miniynel gıtale ve
kânallahü gaviyyen aziyzâ ve kefâ billahi bi zünübi ibadihi habiyren basiyrâ,
velâ havle velâ guvvete illâ billahil aliyyül aziym. (El Fatiha)
Not: Bu dua Hazreti
Ali (Kerremallahu Veche)'nin her günkü çektiği evradından (dersinden) bir
parçadır. Bilâl babam buyurdu ki: Bu duayı bir kimse ezberlerse, üzerinde
taşırsa, her gün ders olarak bir kaç sefer sabah namazının sonunda okursa dünya
ve ahiret bütün sıkıntılardan tehlikelerden kurtulur. Çok sıkıntılı zamanlarda
Nadi Ali duasını ve bu duayı birde “Allah Allah gurbetiy ya Resûlullah Ferriç
kürbetiy” bunların okunmasını tavsiye etti. Her sıkıntıdan kurtulur.
Bu dua bütün kaza,
belâ ve kötülüklerden korunmak içinde okunur, yazılıp üzerinde de taşınır.
Hacı Muhammed Bilâl-ı Nadir Hazretlerinin İstanbul'da
ikâmet ettiği sıralarda kızı Medîne Hanıma yazdığı mektubu aynen buraya
alınmıştır.
(N) Bilâl Babam iki
sene İstanbul'da bulunduğu sürede gördüğü bir rüya üzerine Medine Bacıma bu
mektubu yazıyor. Mektubun aynısını arkadaşların yazmasını, içindekilere dikkat
edilip onunla çalışılmasını yazıyor. Bu mektubun çoğaltılmış olanından bir
tanesinin aynını yazıyorum.
Rüyâmda şöyle gördüm. Bilmediğim kimseler tarafından duânızın
kabul olması için Esma-ül Hüsna'yı oku dediler. Şöyle ki:
Her Esma-i Şerîfe sonuna kadar yüz defa okunacak. Her
birini 100 (yüz) adet okuyunuz ve bana da okuttular. Meselâ; şöyledir, böyledir
derken okudum ve size de gönderiyorum.
Siz de böyle okuyunuz.
Bismillahirrahmanirrahiym.
Allahümme inniy es'elüke ve euzubike ve tevesselü ileyke
ve eteveccehu ileyke ve etedarrau ileyke, bi esmaikel husnâ:
100 kere Ya Allah, 100 kere Ya Rahman, 100 kere Ya
Rahiym,
100 kere Ya Mâlik, 100 kere Ya Guddus, 100 kere Ya Selâm,
100 kere Ya Mü'min, 100 kere Ya Müheymin, 100 kere Ya
Aziz,
100 kere Ya Cebbar, 100 kere Ya Mütekebbir, 100 kere Ya
Halig,
100 kere Ya Bariu, 100 kere Ya Musavviru, 100 kere Ya
Gaffaru,
100 kere Ya Vahhab, 100 kere Ya Reşîdu, 100 kere Ya Sâbiru.
Böylece sonuna kadar esmaları okur, sonunda:
Hüvallahül vahidül
ahadüs samedü ferdillezi lem yettehiz sahibeten velâ veled lem yelid velem
yuled ve lem ye küllehu küfüven ahad. Lehül Esma-ül Hüsna, vessıfatül ulya,
velehül meselül a'lâ, fis semavati vel ardı ve hüvel aziyzül hakiym. Leyse
kemislihi şey'un fis semavati vel ardı ve hüves semiyul alîm.
Bundan sonra duâya el kaldırılıp evvelâ ümmeti
Muhammed'in selametine ve dini islâmın selâmetine ve şeref bulmasına, gözlerini
yumarak duâ etmeli. Din düşmanlarından başkasına beddua etmemek şartıyla
muhakkak kabul olacaktır. İşte böylece hem din, hem dünya ve hem ümmeti
Muhammed için duâ edilirse kabul olur. İnşallah.
Kızım Medine hanım ve Durdu Hoca sizler de aynı yazıp
alınız. Medine kızım, Çakmaklı Ahmed Efendiye göster ve belli gecelerde
okunursa çok iyi olur. Bilenler bilmeyenlere göstererek okumalıdır. Kur'an'da
da vardır.
(Ve Lillahil esmaül hüsna fed'û biha)
Mektub burada sona
erdi.
* * *
Tarikatta çalışanlara şeytan çok musallat olur.
1- Şeytan, şeriata muhalif iş yaptırmak ister.
2- Şeytan, kendine kibir, gurur verir.
(Sen çok ileri
geçtin, herkesten büyük adam oldun? Senin için Allah'u Teâlâ'nın nazarından
düşmek kalmadı diye kendine kibir, gurur verir. Eğer bunu zerre kadar kabul
ettirirse kendisini mahveder ve Allah'u Teâlâ'ya asî eder.)
3-Evham, vesvese, sıkıntı bunalım ve korku verir.
Bunlardan kurtulmanın çaresi şudur:
Önce misvak kullanarak güzelce bir abdest alır. Mümkünse
gusul abdesti alır. Bilâl Babama Huzur-u Rabıta eder....Euzü Besmele çeker.
100 defa, her defasında:
Euzubillahimineş-şeytanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm
der. Lâ havle velâ guvvete illâ billahil aliyyül azîm çeker.
100 defa, her defasında:
(Euzü Besmele ile Gul euzü birabbil felak)
100 defa, her defasında:
(Euzü Besmele ile Gul euzü birabbin Nas)
25 defa, her defasında: Euzü Besmele ile
(Bismillahi kâfi huvallahü, Bismillahi şâfi hüvallahü,
Bismillahi maâfi hüvallahü, Bismillâhillezi lâ yedurru maa ismihi şey'en fil
ardı velâ fis-semâi ve hüvessemî'ul alîm. Allahumme mahfazna min âfâtis semavati vel ardı. Minel cinni vel
insi veş-şeyatıyn.)
Bilenler imkan dahilinde bir defa Euzu billahis-semîul
alîmü mineş-şeytanirracîm. Esteîzü billahis-semîul alîmü mineş-şeytânirracîm.
(Allahu hayru'l-fâtihine vel hâfızine bi fedâili
bismillâhirrahmanirrahîm okur. Devamla Sûre-i Haşr'ın son sayfasını başından
sonuna kadar okur) Sonunda en az beş dakika “Lâ ilahe illallah” diye zikreder.
Bilâl Babam'ın kendi
teybine kendi sesinden verdiği mevlid okutma hakkında ki vaazıdır. Bu vaazı
kitaptan teyb bantına söyledi. Biz de o kitabı bulamadığımızdan kaynağını
bulduklarımızı verdik. Bulamadıklarımızı veremedik, aslına sadık kalarak
yazıyoruz. Mevlid kelimesi arapça olan bir sözdür. İlk defa Türkler yazsa
Türkçe olması lâzımdı.
Şimdi size Mevlid-i Şerif hakkında söyleyeceğiz İnşallahu
Teâlâ.
Faslu fi beyani fadlı Mevlid'in Nebiy Sallallahu Teâlâ
Aleyhi Vesellem Gâle Ebî Bekrinis Sıddık (Radiyallahü Teâlâ Anhü):
"Men enfega dirhemen ala graate Mevlid'in Nebiy
(Sallallahü Aleyhi vesellem) kâne refikın fil cenneti."
Türkçesi: Bu fasıl Peygamberimiz Muhammed Mustafa
(Sallallahü Aleyhi Vesellem)'in Mevlid'i Nebi'sini beyan eder. Ebû Bekir Sıddık (Radiyallahü Teâlâ Anhü)
buyurdu:
- Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem
harcasa cennette benim refikim (yoldaşım) olur, diye buyurmuştur.
Gene "Ve gale an Ömer İbni Hattap (Radiyallahü Teâlâ
Anhü): Men azzama Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) Fegah ahyel
islam.
Türkçesi: Ömer İbni Hattap (Radiyallahü Teâlâ anhü)
Hazretleri buyuruyor ki:
- Her kim Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
Mevlid'i Şerif'ini büyükleyerek, hürmetle tazim ederse o kimse İslamı ihya
eder. Yani İslam'ı diriltir, demek diye buyurmuştur.
Gene "Ve gale Osman (Radiyallahü Teâlâ Anhü):
"Men enfega dirhemen graatin Nebiy (Sallallahü
Aleyhi Vesellem) Feke ennema şehide gazvete Bedrin ve Huneyn."
Türkçesi: Osman (Radiyallahü Teâlâ Anhü) buyurdu ki:
- Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem, bir şey
harcasa sanki Bedir gazasında ve Hüneyn gazasında Peygamberimizle beraber
bulunmuş gibidir. Yani Resûlullah (Sallallahü Aleyhi Vesellem) ile beraber o
harblerde bulunmuş gibi olur, diye buyurmuştur.
"Ve gâle Aliy İbni Ebû Talip Kerremallahu Vechehu
(Radiyallahu Teâlâ Anhü):
"Men azzeme Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi
Vesellem) Ve kâne sebeben lî graatihi lâ yahrucu mined-dünya illa bil iman ve
yedhulül cennete bi gayri hisap:"
Türkçesi: Hz. Ali (Radiyallahü Teâlâ Anhü) Kerremallahü
Vechehu buyuruyor ki:
- Her kim Resûlullah (Sallallahü Teâlâ Aleyhi
Vesellem)'in Mevlid'i Şerifi'ni hürmetle, tazimle okunulmasına sebep olsa o
kimse dünyadan iman ile çıkar ve hesap görmeden Cennete girer, diye
buyurmuştur.
Gene "Ve gâle el Hasan'il Basri (Rahmetullahi Teâlâ
Anhü) Hazretleri buyurmuş ki:
"Vedettü levkâne lî misli cebelin Uhudün zeheben fe
enfaktühü alâ graati Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem)
Türkçesi: Hazreti Hasan'ıl Basri (Rahmetullahi Teâlâ
Anhü) Hazretleri buyurmuştur ki:
- Ben severim ki Uhud dağı kadar altınım olsa, onu
Mevlid'i Şerif okutmaya sarfetsem Muhammed (Sallallahü Aleyhi Vesellem) için
deyu buyurmuştur. Yani nolaydı benim Uhud dağı kadar altınım olaydı. Onu da
Peygamberin Mevlid'inin okutmasına sarfetse idim deyu buyurmuştur.
"Ve gâle Cüneyd'i Bağdad'i (Rahmetullahi Teâlâ Anhü)
Gaddesallahu Sırrahu:
"Men Hadara Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi
Vesellem) ve azzama gaderehu fegad haze bil iman."
Türkçesi: Hazreti Cüneydi Bağdadi (Gaddesallahu Sırrahu)
Hazretleri buyuruyor ki:
- Her kim Mevlid'i Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) de
hazır bulunsa yani Mevlid-i Şerif okunurken hazır bulunsa, hürmetle, tazimle,
büyüklüğünü takdir ederek dinlese, otursa o kimse imanını kurtarır, diye buyurmuştur.
Gene "Ve gâle Mâruf'ul Kürhî (Gaddesallahü Sırrahu)
Men Heyyee taâmen li ecri graati Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem)
ve cemae ihvanen ve evgade sıracen ve lebi'se cedîden ve tebahhere ve teattere
tazimen bi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) haşarehullahi yevmel
kıyameti maal firgatil ulâ minen Nebiyyin ve kâne fi alâ illiyyin."
Türkçesi: Hazreti Mâruful Kürhi (Gaddesallahü Sırrahu)
buyurmuştur ki:
- Her kim Mevlid'i Nebiy Muhammed (Sallallahü Aleyhi
Vesellem)'e okutmak için o niyetle yemekler hazır etse ve ihvanları çağırıp
toplasa, ışıklar yaksa, yeni elbiselerini giyse ve süslense, güzel kokular
sürse, o cemaatın üzerine saçsa, hürmetle, tazimle okutsa Allahu Teâlâ o
kimseyi kıyamet gününde evvelki Peygamberlerin fırkası ile beraber haşreder.
Onlar Ala'yı illiyyin'dedir. Bu kimse onlar ile beraber olur diye buyurmuştur.
Yani Peygamberler en evvel fırka olarak o yola giderler. Onun için o kimse
Peygamberler fırkası ile beraber olur.
Ben Muhammed Bilâl Nâdir. Bu sahifeyi boş buldum,
gördüğümü söyleyeceğim. Giresun'a gittiğimde orada bir adam var idi. Bu adam
öldü. Bunun iki ailesi vardı. Bu adamın aileleri yanıma geldiler. Bu adam
ölmeden evvel bize dedi ki:
- Evi güzelce yıkayınız, bana temiz elbiseler giydiriniz,
temiz gül yağı kokuları serpiniz. Benim yanıma Peygamberler, Evliyâlar
geldiler. Yarın kuşluk vakti filan saat öleceğim. Erkenden suyumu kızdırın,
durmayın gidin. Şimdi yine Peygamberler gelecekler, siz benim odama gelmeyin.
Kefenimi alın, bunlar şimdiden hazır olsun, dedi. Biz de hazırladık. Kendi sağ
iken eve girdik, güzel koku ile evin içini kokuladık, Öyle olmuştu ki evin içi
koku dolmuştu. Kapının yarığından içeriye baktık. Safi yeşil nûrdan başka bir
şey görmedik. Evin içi görülmüyor, bir yeşil nûr görünüyor. Evin eşyası dahi
görünmüyordu. Güzel kokunun, kokusu başımıza vurması bizi sarhoş gibi etti.
İçerden çağırdı:
- Orada durmayın gidin. Biz odamıza geldik. Az sonra bizi
çağırdı vardık:
- İşte şimdi gidiyorum, vakit geldi dedi. Şahadet
getirdi, hemen teslim oldu. Biz buna şaştık, nedir bu? Rahmanî midir? Şeytanî
midir? dediler. Ben dedim ki:
- Kocanız ne işle meşgul idi? Onun işi gücü ne idi? deyince dediler ki:
- O mevlid okutmaya çok heveslenirdi. Kim mevlid okutursa
onun hizmetini yapar, her şeyini, her muamelesini o görürdü. Mevlid'lerde
hizmet ederdi dediler. Hakikaten o adamı ben de gördüm. Her kim Mevlid okutacak
olsa onu bulur, çağırırlardı. Ona para verirler, o her şeyini alır, ayakta
durur, her hizmetini yapardı. İşte bundan dolayı cümle Peygamberlerin üzerine
Mevlid'de dualar okunduğu için cümle Peygamberler bunun ziyaretine gelmişler
dedim. Siz bunun için merak etmeyin dedim.
Gene "Ve gâle vahidi asrihi ve feriydü dehrihi el
İmama-ı Fahrettîn-i Râzi":
Yani kendi zamanında, asrında bir tek, bir tane olan
kendi dehrinde ferid olan El İmam-ı Fahrettîn-i Râzi Hazretleri buyuruyor ki:
"Ma min şahsın grae Mevlid'in Nebiy (Sallallahü
Aleyhi Vesellem)":
Bir şahıs Mevlid'in Nebiyi okutsa (ala melihi ev birrin
ev şey'in aha minel mâi mevkulati illâ zaharat) Bu uzun biraz bunun türkçesini
söyleyeceğim.
Türkçesi şöyle: Kendi asrında bir tek olan İmam
Fahrettin-i Râzi Hazretleri buyuruyor ki:
- Bir kimse Mevlid'in Nebiy'yi (Sallallahü Aleyhi
Vesellem)'i tuza, veyahut başka bir yenecek şeye Mevlid'i okursa, okuyup başka yeneceklerin
içine katsa o yenecekler de bereket zâhir olur. Her ne şeylere ki bu katılırsa
hiç sıkıntı ve zahmet olmaz. Allahu Teâlâ onlardan yiyenleri aff-ı ve mağfiret
eder. Yani bu üzerine Mevlid okunan şeyleri öbürlerine katarsa onlardan
yiyenleri Allah affeder. Mevlid'i şerif'i suya okuyup, içenlerin kalplerine bin
nûr ve bin rahmet girer ve bin de kötü şeyler kalbinden çıkar ve kalplerin
öldüğü günde o adamın kalbi ölmez. Her kim Mevlid'i Şerif'i sikkeli
(Bastırılmış geçerli para demektir. Taklid tedavülden kalkan para sikke
sayılmaz. Sade altın, gümüş, bastırılmamış parada sikke sayılmaz.) Mevlid-i
Şerîfi bir para üzerine okusa, başka paralara katsa, ya altun, ya gümüş ona
bereket hasıl olur. Sahibi fakir olmaz. Peygamberimizin bereketi hiç kesilmez.
Şu halde Mevlid'i Şerif okunurken yanına tuz gibi, su gibi, para gibi şeyler
konulsa ve kullanılsa çok iyi olacaktır. Yani Mevlid'den sonra su içilse, tuz
yalatılsa çok iyi olur.
"Ve gâle İmam-ı Şafi Rahmetullahi men cemea
Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) ihvanen ve heyyee taamen ve ahla
mekanen ve amide ihsanen ve sale sebeben li graetihi bâ'sehullahü teâlâ yevmel
kıyameti maas Sıddıkin Şühedâi ves-Salihin ve kûnû fi cennâtin naim."
Türkçesi: İmam-ı Şafi Rahmetullahi Aleyhi buyurmuştur ki:
- Mevlid'in Nebiy Muhammed (Sallalahü Aleyhi Vesellem)
için bir kimse ihvanları toplasa, yemek yedirse, yerler düzlese, düzeltse,
güzel hizmet etse, okunmasına sebep olsa, Allah'u Teâlâ o kimseyi kıyamet
gününde sıddıklar ve şehitler ile ve salihlerle haşreder ve cenneti Naim'de
olur. Onlarla beraber olur. Bunları söyleyen İmamı Şafiî Rahmetullahi Aleyhi
hazretleridir.
"Ve gâle sırrı sakatiy (Gaddesallahu Sırrahu) men
gasada mevdian yekreu fîhi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) Vegad
gasada Ravzaten min riyazil cenneti ve ennehu ma gasade zalikel mevduu illel
muhabbeti Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) vegad gâle (Sallallahü Aleyhi
Vesellem) men ahabbenî kâne maye fî cenneh."
Türkçesi: Sırrı Sakati Hazretleri (Gaddesallahu Sırrahu)
buyuruyor ki:
- Her kim Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'i
yani Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'in Mevlid'ini okutmak için bir yeri kast eylese, hazırlasa, niyet
eylese, o kimse cennet bahçelerinden bir bahçe hazırlamış olur. Yani Mevlid
okutmaya bir yer hazırlasa o kimse cennet bahçesinden bir bahçe hazırlamış
olur. Çünkü bu hazırladığı yeri Resûlullah (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'in sevgisinin için hazırladı. Çünkü
(Sallallahü Aleyhi Vesellem) Efendimiz buyurmuştur ki:
- Her kim beni severse cennette o kimse benimle beraber
olur, diye buyurmuştur. Bu Mevlid'i böyle okuyan, okutan kimse Resûlullah'a
karşı sevgisini isbat etmiş olur. Bu yazılan hadîs-i şerîfe göre de Resûlullah
(Sallalahü Aleyhi Vesellem) Hazretleri
ile cennette beraber olur. Burayı boş buldum, ben yazdım, yazıyorum. Rasûlü
Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (Sallallahü Teâlâ Aleyhi Vesellem) buyuruyor ki:
"Men ahabbeniy fegad
ahabballah, men ahabballah dahalel cenneh."
Türkçesi: Her kim beni severse Allahu Teâlâ'yı sevmiş
oldu. Allahu Teâlâ'yı sevenin yeri cennet oldu. O cennete girer demektir.
Mevlid'i Şerif okutmakta ancak Resûlullah Efendimizi sevmekle olur. Ashab
zamanında Resûl-i Ekrem Efendimizi evine davet etmeyi büyük devlet bilerek
davet ederlerdi. Her müşkülleri hallolur, hayır bereket artar, evine feyz-i
ilahi, rahmet-i ilahi dolardı. Biz de o zamanda bulunsaydık, biz de davet
ederdik. Amma Mevlid okur veya okutursak aynı daveti biz de yapmış oluruz.
Çünkü Cum'a günü getirilen Salâvat-i Şerifeyi bizzat kendisi alıyor.[8] Öyleyse davete, Mevlid'e
o da geliyor. Bunu yazan Bilâl:
"Ve gâle Sultanül Arifiyn El İmam-ı Celaleddin-i
Suyutî (Gaddesallahu Sırrahu) Ve nevvere barihahu fiy kitabihil müssemma bil
vesâil fiy şerhi şemayil ma min beyti ev mescidin ev mahilletin grae fîhi
Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) illâ haffetül melâiketü zâlikel
beyti ev el mescid ev el mahilleti ve salletil melâiketi alâ ehli zalikel mekan
ve ammehumullahu bi rahmeti ver rıdvan ve emma mutavvakunu binnuri ve innehüm
yusallûne ala menkâne sebeben bi graeti Mevlid'in Nebiy Sallallahü Aleyhi Vesellem."
Türkçesi şu:
Ariflerin Sultanı İmam Celaleddin Suyutî Hazretleri (Gaddesallahu
Sırrahu) Allah sırrını takdis eylesin ve kabrini pür nûr eylesin. "Bil
vesail" isimli kitabında "Şemayili Şerif" yazarken onun şerhinde
şöyle buyurmuştur ki:
- Bir evde, ya bir mahalle de, ya bir camide, mescidde
orada Mevlid'i şerif okunsa, orayı melekler sarar, O ev yahut mescid, yahut
mahalleyi sararlar. Melekler Salâvat getirirler. Orada bulunan cemaate Allahu
Teâlâ onlara rahmetini ve rızasını verir. Yani Melekler o cemaate dua ederler.
Cenab-ı Hakk'ta onlara, o meleklerin duası üzerine rahmetini ve rızasını verir.
O cemaate:
"Ve gâle eyden mâ min müslimin graetihi beytihi
Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi
Vesellem), İllâ rafea Allahu Sübhanehu ve Teâlâ vel gahdu vel vebau vel
hargu vel ğarku vel âfâtu vel beliyyat."
Bunun manası yazılmamış burayı ben söyleyim.
"Ve gâle eyden": Aynı onun gibi söylediler.
"Ma min müslümin graetihi": Her hangi bir
müslüman okur.
"Fî beytihi Mevlid'in Nebiy (Sallallahu aleyhi
vesellem)": Evinde Mevlid'i Şerif okur.
"İlla rafea Allah'u Sübhanehu ve Teâlâ": Allahu
Teâlâ Hazretleri ordan kaldırır. Neyi kaldırır?
"Vel Kahdu": Kıtlığı,
"Vel vebau": Veba hastalığını,
"Vel hargu": Yangını,
"Vel
garku": Suya gark olmayı,
"Vel
Afatu": Afatı,
"Vel
Beliyyat": Belâları,
"Vel
Buğzu": Ordan buğzu, hasedi,
"Ve
ayni sûi": Yani göz değmesinden,
"Vel
nususi": Hırsızdan,
"An
ehli zalikel beyt": Bu evin ehlini onlardan Cenab-ı Hakk muhafaza eder.
"Ve
izâmete hevvene Allahu aleyhi": O kimse ölürse Allah'u Teâlâ o kimsenin
üzerine kolaylık getirir. Cevaben
Münkir
ve Nekir'in: Münkir ve Nekir meleklerinin suali ve cevabı kolay gelir.
"Ve
yeg'ûdu mag'adi sıtgın inde melikin muktedir": Yani Allahu Teâlâ Hazretleri
Kur'an-ı Kerim'de der ki:
(Sûre-i
Kamer, Ayet 55)
"Fî
meg'adi sıtgın inde melikin mugtedir" O meliki muktedir olan Allah'u
Teâlâ'nın yakınında olur.
"Fe
men erâde tazimen mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem.)"
"Her
kim Mevlid'in Nebiyyi, Mevlid'i Resûllullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'a
hürmet etse (Yekfihihi hazel gadrü) o kimseye o kifâyet eder.
"Ve
men lem yekün indehu tazimü Mevlid'in Nebiy (Aleyhis-selâm):
Her
kim mevlid-i şerife tazim etmezse, kıymet vermezse (lev meleete lehüd dünya fi
methihi): Eğer bütün dünyada onun methi senası dolmuş olsa bile o kimse
Allah'ın nazarında değildir.
"Lem yuharrek kalbihu": Onun kalbine hareket
gelmez.
"Fil muhabbeti lehu": Resûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in muhabbeti onun kalbine gelmez.
"Cealen Allahu ve iyyakümü Allahu": Sizi de
bizi de onun muhabbetinden ayırmasın.
"Min men yuazzimuhu ve ya'rifu kadruhu": Her
kim onu tazim eder onun kadrini de bilirse.
"Ve min ahassi hassın muhibbuhi": Her kim O'na
hakkı ile muhabbet ederse.
"Ve edbahihi": Onun tabilerine Cenabı Hak Teâlâ
hazretleri bizleri onlara uyanlardan etsin. Amin.
"Yâ Rabbel alemiyn ve sallallahu ala seyyidina
Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn. İlâ yevmiddiyn sallavatullahi ve
selamün ecmaîn sallü aleyhi ve sellimu teslimâ hatta tenalû cenneten ve naîmâ
âmîn yâ muîn ve selamün alel mürseliyn vel hamdü lillahi Rabbil âlemiyn"
El Fatiha.
İşte Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in mevlid-i
şerifine hürmet böyledir. Bu mevlid'i şerif'in hakkında Aleyhinde söyleyen
hocalarımız var, vaazlarımız var. Bunun ne gereği var. Mevlid'in ne gereği var,
diyenler bunu dinlesinler, Allah'tan korksunlar, Resûlallah'tan utansınlar.
Cenab-ı Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi Vesellem)
Efendilerimiz Hazretlerini, Cenab-ı Hakk bütün kâinatı onun yüzü hürmetine
yaratmıştır. Hazreti Şeyh Abdulkadir Geylânî Efendimiz hazretleri buyuruyor ki:
- Allah'u Teâlâ Ya Muhammed! Eğer sen olmasa idin ben
yerleri ve gökleri yaratmazdım. Senin yüzün hürmetine yarattım diyor. Öyleyse
Vehhabi mezhepli zındıkların, fasıkların sözlerine bakmayıp, kendi imanınızdan,
itikadınızdan ayrılmayın. Çok kötü hocalar var, Vehhabi mezhepli, Vehhabi
gidişatlı hoca olmuş, müftü olmuş, müderris olmuş, kendisinde takva olmadıktan
sonra neylemeli, ehl-i takva olanları Allah korusun, Cenab-ı Hakteala...
Allah, ehl-i takva olan hocaları, müftüleri,
müderrisleri, vaazları korusun. Cenab-ı Hakk yardımcı olsun. Fasıkları da
Cenab-ı Hakk Teâlâ Hazretleri islah etsin. Onları Cenab-ı Hakk doğru yola
getirsin. (Amîn) (Banttan alınan mevlid vaazı burada sona erdi.)
Mevlid okutmak
bid'attır, mevlid okutacağına Kur'ân okut. Mevlid'i okutmasanda olur; Mevlid
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den çok sonra Süleyman Çelebi
tarafından yazılan bir şiirdir diyenlere:
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in mevlidini ilk defa Ashab okumaz da asırlarca
sene sonra Süleyman Çelebi mi başlatır? Mevlid'in arapça yazılmışı ashab
tarafından okunmuştur. Mevlid-i Şerîfi ilk defa Türkçeye çeviren, biraz da
geliştiren Süleyman Çelebi Hazretleri olmuştur. Şimdi iyi düşünmek lâzımdır.
Ashab bu güne kadar Peygamberimizin yıkandığı suyunu, nalinini, mektubunu, ayak
izini, sakalının telini, hepsinin tarihçesini öğrenip yazıp, saklayıp muhafaza
ediyor. Allah'u Teâlâ'nın habîb-i, alemlerin Efendisi, Peygamberlerin baş tacı
alemlere rahmet olan canlı, cansız her şey onun yüzü, gözü hürmetine yaratıldı.[9] Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in meziyetleri yazmakla, saymakla bitmez.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in en büyük seferi (yolculuğu) olan
hepimizin, her müslümanın kıyamete kadar en büyük iftihar vesilesi olup hiç bir
Peygambere, hiç bir yaratığa nasib olmayan Arş-ı Ala'ya gitmesi mevlid'de
yazılmayan daha bir çok hallerini elden ele, dilden dile söyleyip hürmetle,
tazimle ashab okumazlar mı? Ashab bizden çok büyük diyoruz, Onlar Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'i herkesten fazla seviyorlar. Onlar hiç mevlid'i
okumazlar mı? Asıl onlar okurlar. Peygamberimize en fazla kıymeti ashâb verir.
Canlarını esirgemeyip her zorluğa Allah için, Resûlullah için katlanmışlardır.
Peygamberimizi Ashâb
evlerine davet etmeyi kendilerine çok büyük bir nimet bilirlerdi.
Peygamberimizin geldiği evde hayır, bereket eksik olmaz, bir çok mucizeleri
görülür, müşkülleri hallolur, o evde dirlik, düzen, hayır, bereket çok olurdu.
Bunun için ashab Peygamberimizi evine davet etmek için sıraya girerlerdi. Hz.
Osman (Radiyallahu anhu) Peygamberimizi evine davet ettiğinde, götürürken
Peygamberimizin ayaklarına bakıyordu. Hikmetini sordular, buyurdu ki:
- Peygamberimiz
evinden çıkıp bizim eve gelinceye kadar kaç adım atarsa onun sayısı kadar
kurban keseceğim dedi ve kesti. (Başka bir rivâyette de her adımına bir köle
azad edeceğim dedi)[10] kitabımızda Hazreti
Cabir'in Peygamberimizi nasıl davet ettiğini yazmıştık,[11] İşte onlar öyle
davet ederlerdi. Biz de o zamanda olsak aynı daveti yapardık. Ne yazık ki o
zamana yetişemedik. Şimdi biz Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
namına fakir, fukaraya yemek yedirir, O'nun hürmetine mevlidde kokular serper,
O'nun doğumunu yaşantısını, mi'râcını över, söyleriz. O'nun namına Kur'ân
okutur, ruhu için dualar ederiz. Peygamberimizin doğumunda ayağa kalkar,
salavat-ı şerife okur, tekbir getirirsek o sahabilerin aynı yapmış olduğu
daveti biz de yapmış oluruz. Şimdi bile bir insanın namına onun sevgisine
hürmetine, onu överek, onun sevdiğini davet edersek, onu davet etmiş sayılmaz
mıyız? “Alimi sevmek beni sevmektir. Beni sevmek Allah'ı sevmektir. Allah'ı
sevenin yeri cennettir.”[12]
Bir padişahın, bir
Bey'in namı, hesabına severek yaptığın davet, söz, iş, ne olursa olsun onun
şerefine oluyor. O adam memnun oluyor. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in namına Kur'ân okutur, mi'râcını sevgisini aşılar, doğumunu
yaşantısını dile getirir, yemekler yedirir isek, o davet doğrudan Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e olmaz mı?
Bu da aynısı davet
sayılır. Allah'ım öyle kabul etsin, eder de inşallahu Teâlâ (âmîn).
(Sûre-i Nahl, Ayet
89)
“O gün her ümmetin içinden
kendilerinin üzerine birer şahit göndereceğiz. Ayrıca seni de onların üzerine
tam bir şahit olarak getirdik. Bu kitabı da sana her şey için bir açıklama, bir
hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için de bir müjdeci olarak indirdik.”[13]
Bu Ayeti Kerimenin
mucibince 124 bin Peygamber hepsi huzurda şahit olacak, bütün ashab, mezheb
imamları, bütün tarikat pirleri ve şeyhleri hepsi yerlerini alacak, bütün
mahşer halkı önünde Allahu Teâlâ Hazretleri hakim olacak,[14] hüküm verecek. Her şahsın hesabı, mahkemesi,
yaptığı işler, suçlu suçsuz ne söylemişse, ne yapmışsa hepsi aşikar olacak.
Allah'u Teâlâ'nın en sevgili ve en büyük peygamberi Hazreti Muhammed
(Sallallahu aleyhi vesellem) Allah'u Teâlâ'nın yanında baş şahittir. Diğer
Peygamberan da şahit olacak. Mürşid-i Kâmiller ve Evliyaullah'lar o an son
derece hürmetle duracaklar. O zaman Allahu Teâlâ sevgili habibini göstererek:
- Bunun sevgisini
aşılamak için mevlidi milyarlarca müslüman seve seve okuyordu. Ben de Kur'ân'da
şu şu ayetlerimde övdüm, sen benim Kur'ân'da övdüğümü neye istinaden
yasakladın? Bu Benim baş şahidimdir, bunların hepside şahidimdir. Sen neden
bunun övülmesine muhalefet ettin diye muhakkak, yüzde yüz soracak? Orada insanı
haddinden fazla konuşturmazlar. Bir soru sorarlar cevap verildi ise verildi,
verilmedi ise cehennemi zümeraya atarlar. Cenâb-ı Hakk Teâlâ Hazretleri
Kur'ân-ı Kerîm'de:
(Sûre-i Ahzab, Ayet
40)
“Muhammed sizden
rical mertebesine yetişen oğlan çocuğunun babası değildir. Velâkin o Allah'ın
Hakk Resûlüdür ve bütün Peygamberlerin baş tacıdır.”
“O Muhammed üzerine
Allahu Teâlâ salavat getirir, melekler salavat getirir. Ey Mü'minler! Siz de
salâvat getirin”[15]
Allah'u Teâlâ'nın
bundan daha büyük övmesi olur mu? Övme mevlid'de ise bu da mevlid değil mi? İyi
incele, iyi düşün! Ayetin manasını iyi oku. Allah salâvat getirir diyor.
Allah'u Teâlâ'nın getirdiği salâvat mevlid'i şerifte getiriliyor, sen de onu
yasaklıyorsun. Peygamberler herkesin baştacıdır. Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'e yukardaki âyette bütün Peygamberlerin baştacıdır. Mevlid
bid'atsa, şiirse sen de bunlara bid'at, şiir dersen Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in zamanında Kur'ân-ı Kerîm'e şiir diyen kâfirlerden,
müşriklerden neren kalır? Onun için hemen çabuk tevbe, istiğfar etmen lâzım.
Allah'ın azabı korkmayı değer, en sevdiği “Resûlullah'ın üzerine Allah salâvat
getiriyor, melekler getiriyor. Ey mü'minler siz de getirin!” buyuruyor. Sen
bunu yasakla, Kur'ân yeter de. Allah o okuduğun Kur'ân-ı Kerîm'i muhakkak kabul
etmez. O zaman senin sonun hüsran olmaz mı? Bu ayete neden inanmadın, inandınsa
neden muhalefet ettin, demez mi? Allahu Teâlâ ayıktırsın! (amin).
Mevlid-i Şerîfin Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in zamanından çok sonra
yazıldığını söyleyenlere deriz ki:
Bu ve bir çok Ayetlere
göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i ilk öven, mevlidi ilk yazan
Allah'u Teâlâ'dır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i İncil'de,
Tevratta, (Meselühüm fit-tevratı ve Meselühüm fil incil,[16]) Zeburda öven
Allah'u Teâlâ olduğuna göre Mevlid de dolayısı ile Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'i övmektir.
Mevlid yemeğine
israf diyenlere deriz ki:
Bazı alim geçinen
kimseler mevlide, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in övülmesine,
başka bir bahane bulamayıp, mevlid yemeği israftır demişler. Halbuki en helâl,
en mübah, hiç bir yönüyle de israf olmayan Allah'u Teâlâ'nın Kur'ân-ı
Kerim'inde infak edin[17] ayetine en uygun
olan yemek mevlid yemeğidir. Bu tür alimlere derim ki:
İsraf olmamayı,
yapmamayı öğretecek sizler değil misiniz? Eğer israf olan bir yönü varsa ki
bizce hiç bir israf yönü yoktur. Siz alimler bu mevlid okutanların başında
bulunup her yönüyle şeriata uygun olacak şekilde yapıp göstermeniz, söylemeniz,
eğitmeniz lâzım gelirken Allah'u Teâlâ ve Resûlüne meydan okurcasına,
Peygamberimizin övülmesini sırf engellemek gayesi ile mevlid yemeği israftır
diyorsunuz. Bu millet her yönü ile israfın, bid'atın, haramın içine gömülmüş
bunlar saymakla bitmez. Bunları söylemeniz lâzım gelirdi. Bunları söylemeyip
mevlid yemeği israftır demeniz ne kadar üzücüdür.
Kasdınız mevlid
okutmamaya mı? Allah'u Teâlâ'nın infak edin dediği ayetine mi, yoksa
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yediyüz Ashab-ı Suffa'yı
mutfağından ömür boyu yedirip içirdiğine mi? Yahud islâm dinini baltalamak için
müslüman görünüp islâm'ın içine tefrika sokan İngiliz misyonerlerinin
sözlerinin benzerini söylemeniz mi? Yarın bunu mahşerde Allah'u Teâlâ ve
Resûlünün huzurunda bunları ben sizden sorup davacı olacağım. Allah'tan korkun,
Resûlullah'tan utanın.
Mevlid okutmayı
yasaklayanlara deriz ki:
Siz Resûlullah'ı çok
seviyorum diye iddia ediyorsunuz. Hem de Resûlullah'ı öven mevlid-i şerifi
yasaklıyorsunuz. Bu demek oluyor ki: Ya Resûlullah! Ben seni çok seviyorum ama
seni överlerse canım sıkılıyor dersen sen Resûlullah'ı gerçekten sevmiş sayılır
mısın? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) zamanında ki münâfık ve
fasıklar Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in arkasında namaz
kılarlar. Onunla beraber hacca giderlerdi. Bir tek kabahatleri Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'i seviyor görünüp onu övenlere karşı olurlar ve
övdürmek istemezlerdi. Şimdi Resûlullah olsa, münâfıklar da olsa yine aynısını
yapmayacaklar mı? Siz Resûlullah'ın övülmesini yasaklamakla aynı o münâfıklara
benzemiyor musunuz? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i İncil'de,
Tevrat'ta, Zebur'da, Kur'ân'da yüzlerce yerde ve hadîs-i Kudsîlerde Allahu
Teâlâ kendi kelâmı ile bizim mevlid de övdüğümüzden daha fazla övmüyor mu?
Senin bir oğlun olsa kimsenin yapamadığı en büyük bir işi başarsa onu
överlerken onu övmeyin deseler senin
canın sıkılmaz mı? Peygamberimizin çıktığı Arş-ı Alaya, Miraca hangi
Peygamber, hangi yaratık çıktı? Allah'u Teâlâ ile karşılıklı hem görüp hem konuşan hiçbir Peygamber, hiç bir yaratık var
mı? Sûre-i İsra'da Ayetle Allah'u Teâlâ bu mi'râcın gerçek olduğuna işaret
ediyor. Sen bunu yasaklarsan Allah'u Teâlâ “O'nu huzuruma ben çağırdım.
Herkesten fazla sevdiğim için özel olarak konuştum. Kûr'an-ı Kerim'de de
bildirdim. Sen benim sözümü, yani Kûr'an'ı, hafife aldın. Benim sevdiğimin
ismini yasaklayıp övülmesine mani olmakla ona düşman oldun, hali ile bana da
düşman oldun. Ben senin namazını, orucunu hiç bir ibadetini münâfıkların
ibadetini kabul etmediğim gibi kabul etmiyorum derse ne cevap vereceksin.
Peygamberimizi en fazla seven Allah'u Teâlâ'dır. Övülmesine en fazla engel olan
iblistir. Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i en fazla öven
hakiki ashab, en fazla övülmesine kızan münâfıklardır. Sen Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in övülmesini yasaklamakla hangisinden oluyorsun?
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'i Mekke'den Medine'ye hicret ederken yolda Ashab,
kadın, erkek, çocuk, büyük ihtiyar ne varsa yollara dökülüp mansar, gılili ve
def çalarak hep bir ağızdan Peygamberimizi öven kasideyi okuyarak
Peygamberimizi karşılamadılar mı? Bu aynı mevlid'de övülene benzemiyor mu?
Peygamberimiz bu kasidelerini, kendisini karşılamalarını makul, hoş karşılamadı
mı? Niçin mevlidi hoş karşılamasın? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in altı tane şairi olup kâfir şairlerinin Peygamberimizi
karalamalarına karşılık Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i şiirle
devamlı övmezler miydi?[18] Bu mevlide bid'at
ve şiir diyen kimseler hem Peygamberimizi sevdiğini, hem Kur'ân-ı Kerîm'e
saygılı olduğunu ve Allahu Teâlâ'ya karşı itaatli olduğunu iddia ederler.
Allah'u Teâlâ'nın Arşı Alaya, Mi'râca çekip hem görüp hem konuştuğu hem de
Kur'ân-ı Kerim'de yüzlerce yerde övdüğünü mevlidde övülünce canları sıkılır.
Bunu sana yasaklattıran Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e olan
sevgin mi, nefretin mi? Senin ki Allah'u Teâlâ'nın sözüne, işine, yaptığına
yapacağına bunları kabul edip itaat mı? asi gelmek midir? Bir Cumhur Reisi en
sevdiğini evine alıp özel olarak konuşur diğer umuma da yazı ile söz ile
emreder. Allahu Teâlâ'da Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'le özel
olarak harem dairesinde konuşur gibi Arşı Ala'ya, mi'râca çekip konuşmadı mı?
Bu mevlid-i şerifi yasaklayanlar Allah'tan korksun, Resûlullah'dan utansın,
yarın mahşerde Allah ve Resûlünün huzuruna çıkacağını düşünsün. Teşbihte hata
olmaz derler Allah'u Teâlâ Cumhur Reisi, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) başbakan, biz de onların temizlikçisi, çöpçüsü gibiyiz. Başbakanın
övülmesine, Cumhur-Reisi ile konuşmasına, onların samimiyetini hiçe sayıp bir
çöpçü dil uzatırsa bu da başbakan ve Cumhur-Reisine duyulursa o çöpçüyü
cezalandırmazlar mı? Sen mevlid'i yasaklıyorsun senin de aynı o çöpçü gibi
cezalandırılmayacağına en ufak bir delilin var mı? Onun için Allah korusun,
Allah'a sığınırız Allah'u Teâlâ ve
Resûlü bir ceza verirse o cezayı temiz edecek onlardan üst bir mahkeme
yok. Bütün şikayet kapıları kapalı, Allah esirgesin (âmîn).
BİLAL BABAMIN BİZE
TAVSİYELERİ
Şu zamanede tarikattakiler zahir ilmine hevesleniyorlar. Halbuki maneviyat ledün ilmi ile zahir ilmi çoğu zaman birbirine ters gelir. Mezhebler zahirde birbirine ters gibi ama amaçları ve maksadları birdir. Tarikatlar yine aynı olup, zahirde usulleri birbirine ters gibi olanların da amaçları birdir. Zahir ilmi bir olmayıp bir çok bölümlere ayrıldığı gibi maneviyat ilmi, ledün ilmi de bir değil, bir çok bölümlere ayrılır. Allah'u Teâlâ bunda bizlere büyüklüğünü, ilminin nihayetsizliğini öğretiyor. “Ağaçlar kalem olsa, de