YA RESULALLAH CEMALİN SÜBHANELLEZİ ESRA İMİŞ
Anasayfa'ya dönüş

Yâ Resûlallah cemâlin Subhanellezî esra imiş,

Saçın velleyli izâ yağşa, Gözün Ven necmi Ayetel kübra imiş.

Veş-Şemsi zâtın Ved-duha sıfatındır senin,

Nûr’un alâ nûr da hüviyetin, bu âlemden kübra imiş.

Senin hakkında indi Sûre-i Ayet’el Kevser,

Derya’yı feyzinde senin Kevser bir karta imiş.

Mânâ da senin kadrini bilen bildi kendi kendini,

Başın arş-ı alâ da senin ayakların tahtes-sera imiş.

lkat-ı ervahta sensin Evliyalar Enbiyalar atası,

lkât-ı ecsamda Adem ata bu cümleden kübra imiş.

Mucizatın alemde ceryan etmektedir hâlâ gün gibi,

Kur’ân’ül Kerîmül, azîmül burhan bu cümleden kübra imiş.

l şefaat sen bu gün Enbiyalar Evliyalar serveri eyle medet,

Bu gürûhi aşıklarına senin, bu Bilâl’in Nâdiriyyül kâdirî cüm-

leden sonra imiş

Hacı Muhammed Bilâl-i Nâdir Hz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HASRETİNEM YA MUHAMMED
Anasayfa'ya dönüş

Yâ Resûlallah yüzüme vurma yüzüm karasın,

Aşık olan cânı dilden mâşukunu arasın,

Cenneti A’la da bize cemâlin gösteresin,

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ

Atam anam tatlı canım yoluna olsun fedâ

Şükür bizi ümmet etmiş sana ol bâri Hüdâ,

Ben bu aşktan dönmezem ki yaksalar beni od’a

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Hürmetin bildim bu gün Hakk’a feryad eyledim.

İtikadım İhlâs ile kalbimi pak eyledim.

Mâlı mülk-ü can yolunda hep terk eyledim.

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Hürmetin çün dendi ancak kâfi nun,

Ayağına secde kıldı, inüben ay ile gün,

Biz zayıf ümmetine in’am, ihsan et bugün.

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Senin bunca mûcizâtın aklı olan fikreder.

Gökte melek, yerde insan, daim ismin zikreder,

Sana ümmet olan her halına şükreder,

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Ehl-i diller can hicrinle vasfı halin söyledi.

İşiten aşık biçare ahu efgan eyledi,

Hakk Teâlâ dört kitapta hep seni metheyledi.

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Ben bu dünya mahlukunda asla bulmadım vefâ,

Senin aşkına düşeli sürerim zevk-ü sefâ,

Hakk teâlâ’nın habîbi Yâ Muhammed Mustafa,

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

Söyler sözünü Hakk’a dertli Bilâlim,

lar bu gözlerim gitmez melâlim,

Cümle âlem bilmedi benim başımdaki bu halim,

Hasretinem Yâ Muhammed hasretinem hasretâ.

 

Hacı Muhammed Bilâl-i Nâdirî Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BENİM PİRİM BU GÜN ÂLİ MUHAMMED’DİR
Anasayfa'ya dönüş

İnile ey dertli gönlüm inile, ehl-i derdin inleyecek çağıdır.

İnlemek merhem eyle yarana, yaraların onulacak çağıdır.

Resûlün âlini sevmek, Resûlullah’ı sevmektir.

Bihamdülillah benim pirim, bu gün âli Muhammed’dir.

Aayağı bastığı toprak, başımda tâcı devlettir,

Bihamdülillah, benim pirim bugün âli Muhammed’dir.

Hacı Muhammed Bilâl-i Nâdirî Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KIL ŞEFAAT YA MUHAMMED MUSTAFA
Anasayfa'ya dönüş

Pişman olduk yaptık hata bir defa ,

Rica edip yalvarıyoruz Aha,

Ahirette bize yaptırma cefa ,

l şefaat Yâ Muhammed Mustafa.

yamette görünür bu eserin,

Livâ’ül Hamdin var gölgesi serin,

Pek çok soğuk hem tatlıdır kevserin,

İçir bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Bu mucizatı açık herkes gördü,

Hurma dikti ol saat meyve verdi,

Lokum gibi meyvesi hemen erdi,

Dakikada Yâ Muhammed Mustafa,

Mahşerde gel sen bizi arattır,

Kendin gel günahımızı hafif tarttır,

Bir dar köprü vardır adı Sırattır,

Geçir bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Cezalılar içinden bizi kaçır,

Salihler defterine ismimiz geçir,

Yoktur senden başka halimize acır,

O dar günde Yâ Muhammed Mustafa.

Cehennemde var bir zakkum ağacı,

Suçluya verilir, meyvesi acı,

Yer yemez dökülür dişi hem saçı,

Korkum bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Aslın güzel, kendin güzel, cismin pak,

Demiş Mevlâm senin hakkında levlâke levlâk,

Senin için yaratmış yer gök eflâk,

Ol aşkından Yâ Muhammed Mustafa.

Bir Peygamber miraca varaması,

Hakk’ın cemalini biri göremedi,

Bu murada kimseler eremedi,

Ancak sensin Yâ Muhammed Mustafa.

Mucizatın çoktur birisi bu,

Parmağından çeşme oldu aktı su,

On bin asker içti tükenmedi o,

Ashabından Yâ Muhammed Mustafa.

Peygamber çok hesap olmaz sayısı,

Bunların beyisin sen, hem reisi,

Cümlesinin sensin şefaatcısı,

O dar günde Yâ Muhammed Mustafa.

Gözlerim seni meydanı mahşerde,

Herkes nefsim vay nefsim der şaşarda,

Sancak altına al koyma dışarıda,

Ol mahşerde, Yâ Muhammed Mustafa.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YÜZÜN NURU HUDA’DIR YA MUHAMMED
Anasayfa'ya dönüş

Yüzün Nûr’u Hudâ’dır Yâ Muhammed,

Sana cânım fedadır Yâ Muhammed,

Bir ismin Ahmed-i Mahmud’u Mürsel,

Bir adın Mustafa’dır Yâ Muhammed.

Lebin zemzem cemâlin Kâbetullah,

Makamın hem ulâdır Yâ Muhammed,

Biz günahkâr ümmetine kıl şefaat Yâ Resûl,

İşimiz gücümüz hep hatadır Yâ Muhammed.

Nesimî kuluna eyle inâyet

Kârı daim hatadır Yâ Muhammed.

 

NESİMî Hz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OL MUHAMMED MUSTAFA’YI
Anasayfa'ya dönüş

104 Kitapta zikretmiş, Hay Muhammed Mustafa’yı,

Bütün Peygamber fikretmiş, Ol Muhammed Mustafa’yı.

Ahmed’i Mahmud’dur adı. Şekerden tatlıdır tadı,

Girdi koynuna okşadı. Ay Muhammed Mustafa’yı.

Nûr’undan yarattın ezel, Habîbim dedi lem yezel,

Cümle kâinata bedel, Say Muhammed Mustafa’yı.

Bak şu muallak taşına, Miraç’ta düştü peşine,

Sevgilerin üst başina, Koy Muhammed Mustafa’yı.

Yanağı şerifin yardılar. Mübarek dişin kırdılar.

Uhud cenginde yordular. Ol Muhammed Mustafa’yı.

Doğdu zulmeti kaldırdı. Cebrail Burak’a bindirdi.

Âleme rahmet gönderdi. Bey Muhammed Mustafa’yı.

Durma deli gönül durma, Sev Muhammed Mustafa’yı.

Canından daha ileri, Gör Muhammed Mustafa’yı.

Kul Hamid’im vara idik, Yüzümüzü süre idik.

Mahşer günü göre idik Ol Muhammed Mustafa’yı.

Kul Hamid

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUHAMMED’DEN GÜZELİ YOK
Anasayfa'ya dönüş

Hakk’ın nûr’undan ayrıldı, Muhammed’den güzeli yok.

Kur’an da böyle buyruldu. Muhammed’den güzeli yok.

Melekler ismini koydu, Anın için hükmüne uydu.

Levlâke hıl’atin giydi. Muhammed’den güzeli yok.

Ebû Bekir Ömer Osman, Ali’yi çok sevdi Sultan.

Ehl-i Beyt’e canlar kurban. Muhammed’den güzeli yok.

Bir gece göklere uçtu, Peygamberlerle buluştu.

Cemâlullâha kavuştu: Muhammed’den güzeli yok.

Ayet, hadis idi sözü. Ümmet olan eder nazı,

Enbiyalar serfirazı, Muhammed’den güzeli yok.

Haber vereyim sırrından, dünya ahiret varından,

Kaftanları cümle nûr’dan, Muhammed’den güzeli yok.

Tâk’nin kaygılı başı, akar gözlerinin yaşı,

Gerçek bilin dîn kardeşi, Muhammed’den güzeli yok.

Kaygısız Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VERİLMİYOR MUHAMMED’SİZ
Anasayfa'ya dönüş

 

Açan çiçeklere meyve, verilmiyor Muhammed’siz.

Hakk’tan gelen derde devâ, Bulunmuyor Muhammed’siz.

Çok meşgul ol Kur’an ile, seherler de figan ile,

Son nefeste imân ile, Ölünmüyor Muhammed’siz.

Son ikramdır Cemâlullâh, Ağlayanlar görür vallâh,

Çünkü böyle diyor Allah, görülmüyor Muhammedsiz.

Kemter kulun sana âsi, Silinmez gönlünün pası,

Gönüllerde Allah aşkı, Bulunmuyor Muhammed’siz.

Uzak cennetin yolları, girer mübtaki kulları,

Cennet’te Tûba dalları, eğilmiyor Muhammed’siz.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İMTİSALİ CAHİDU FİLLAH OLUPTUR NİYYETİM
Anasayfa'ya dönüş

İmtisali câhidu fillâh oluptur niyyetim,

Dîn-i islâmın mücerred gayretidir, gayretim.

Fazlı Hak ve himmeti cündi ricalullâh ile,

Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyyetim.

Enbiya-u Evliya’ya istinadım var benim,

Lutfu Hakk’tandır heman ümidi fethu ve nusratım.

Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda ictihad,

Hamdulillah var gazaya sad hazaran rağbetim.

Ey Muhammed mucizatın Ahmed-i Muhtar ile,

Umarım galib ola edayı dîn-e devletim.

Fatih Sultan Muhammed Han Hz:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NASIL MÜBAREK BİR GECEYDİ YA RAB
Anasayfa'ya dönüş

Nasıl mübarek bir geceydi Yâ Rab,

Muhammed dünyaya geldiği gece

Felekler oynayıp cihan güldü hep,

Annesi sevinip güldüğü gece.

Kovuldu göklerden çıkamaz şeytan,

Halas oldu zalimin zulmünden insan

Bir avuç toprakla kör oldu düşman,

Tenha çöl yollarına daldığı gece

Ben hamile iken derdi annesi,

Karnımda duyardım Hakk tevhid sesi.

Görürdüm Yemen’i, Hind’i, Fâris’i,

Muhammed sütünü emdiği gece.

Dehşetinden putlar yere döküldü,

Mat oldu müşrikin beli büküldü,

Taşlar dile geldi, dağlar söküldü.

şrikine kılıç çaldığı gece.

Kisrâ’nın eyvanı yıkıldı, gitti.

Hem semave kökü kurudu, gitti.

Mecûsi ateşi söndü, kül tuttu.

Zâlimlere korku saldığı gece.

Nur idi gölgesi, yere düşmedi.

Mubarek yüzünden sinek uçmadı.

Ak bulut başından batıp aşmadı.

Parmağı ile Ay’ı böldüğü gece.

Aşkının sonuna yetti Muhammed,

Kendinden kendine geldi bir dâvet,

Ümmetini diledi buldu icabet,

Mi’rac namazını kıldığı gece,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CANIM KURBAN OLSUN SENİN YOLUNA
Anasayfa'ya dönüş

Canım kurban olsum senin yoluna ,

Adızel kendi güzel Muhammed.

Gel şefaat eyle kemter kuluna,

Adı güzel kendi güzel Muhammed.

Mü’min olanların çoktur cefası,

Ahirette vardır zevk’u sefâsı,

On sekiz bin âlemin bir Mustafası,

Adı güzel kendi güzel Muhammed.

Yunus neyler iki cihanı sensiz,

Sen Hak Peygambersin şeksiz gümansız,

Sana uymayanlar gider imansız,

Adı güzel kendi güzel Muhammed.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NE KADAR GÜZELDİN YA RESULULLAH
Anasayfa'ya dönüş

Göremedik mübarek cemâlini,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah,

İns, cin, Hûrı, Gılman Nûr’una hayran,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullâh.

Şanına yazıldı Mevlüd’ü şerif,

Lisanlar toplanıp olsalar ârif,

Kâfi gelmez, seni etmeye tarif,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullâh.

Senin aşkın idi, kalemi çatlatan.

Sana aşık oldu seni yaratan,

Perdeler kalksa da görsek aradan,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah

Varıp da Ravzana yüzümüz sürsek,

Livâ-ül Hamdiyin altına girsek,

Dünyada görmedik, ahirette görsek,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Baştan ayağa Nûr’du cismin

İki yüzden fazla mübarek ismin,

Olsa da görseydik hatıra resmin,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

rk bin sene Burak açım demedi,

İşitti ismini yüzün görmedi,

Görmek için içmedi ve yemedi,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullâh.

 

 

Altı yüz sene mağarada kalan,

Görmek için seni bekledi yılan,

Hicretinde aşkını eyledi ilân

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullâh.

Kimse sırtın yere getiremedi,

Mucizene akıl yetiremedi,

Aşıklar öğmekle bitiremedi,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Ebû Cehil bir inâdî küfürdü,

İnanmadı, çok mucizeni gördü.

Ebû Bekir sende kendini gördü,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Mirac’ında Cebrâil’i solladın,

Orda bile ümmetini kolladın,

Tahıyyatla bize selâm yolladın,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Kadir Mevlâm seni yaratmış özel,

Nûr’unu yarattı her şeyden ezel,

Halk olmadı, senden daha bir güzel,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Hakk’ın Nûr’udur asaletin senin,

Babamı yetiştiren basîretin senin,

Vefatına sebep hasretin senin,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah.

Sana ümmet olduğuma şükrediyorum,

Diyemem hakkıyle zikrediyorum,

Bir Mechul’üm seni fikrediyorum,

Ne kadar güzeldin Yâ Resûlullah

 

Aşık MECHUL

 

 

 

 

 

 

 

OL AŞKINDAN YA MUHAMMED MUSTAFA
Anasayfa'ya dönüş

yamette görünür bu eserin,

Liva-ül Hamd’in var gölgesi serin,

Pek çok soğuk, hem tatlıdır kevserin,

İçir bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Aslın güzel, kendin güzel, cismin pak,

Demiş Mevlâm senin hakkında Levlâk’e Levlâk,

Senin için yaratmış, yer, gök eflâk,

Ol aşkından Yâ Muhammed Mustafa.

Mahşerde gel sen bizi arattır,

Kendin gel, günahımızı hafif tarttır,

Bir dar köprü vardır, adı sırattır,

Geçir bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Cezalılar içinden bizi kaçır,

Salihler defterine ismimiz geçir,

Yoktur senden başka, halimize acır,

O dar günde Yâ Muhammed Mustafa.

Cehennem’de var bir zakkum ağacı,

Suçluya verilir meyvesi acı,

Yer yemez dökülür dişi hem saçı,

Korkum bundan Yâ Muhammed Mustafa.

Hiç bir Peygamber Mirac’a varamadı,

Hakk’ın cemâlini hiç biri göremedi,

Bu murada kimseler eremedi,

Ancak sensin Yâ Muhammed Mustafa.

Bu mucizatı açık herkes gördü,

Hurma diktin, ol saat meyve verdi,

Lokum gibi meyvesi hemen erdi,

Dakikada Yâ Muhammed Mustafa.

Mucizatın çoktur birisi bu,

Parmağından çeşme oldu, akdı su,

On bin asker içti tükenmedi o,

Ashabından Yâ Muhammed Mustafa.

Peygamber çok hesap olmaz sayısı,

Bunların beyisin sen hem reisi,

Cümlesinin sensin şefaatcısı,

O dar günde Yâ Muhammed Mustafa.

Gözlerim seni meydanı mahşerde,

Herkes nefsim vay nefsim der şaşarda,

Sancak altına al koyma dışarıda,

Ol mahşerde Yâ Muhammed Mustafa.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SALATULLAH SELAMULLAH
Anasayfa'ya dönüş

Bi hamdülillah derim Allah,

Alıp aklımı fikrullah,

Salatullah selamullah,

Aleyke Yâ Resûlullah

Denilmedi zatın esması,

Bana üns oldu zikrullah,

Salatullah selamullah,

Aleyke Yâ Resûlullah.

Bu tevhidden murad ancak

Cemâli zata ermektir.

Görünen kendi zatıdır,

Değil sanma ki gayrullah.

Gönül ayinesin sofu,

er kılar isen sâfi,

Açılır sana bin kapı,

Ayan olur Cemâlullah.

Şemsi Tebriz bunu bilir.

Ahad kalmaz fena bulur.

Bu âlem küllü mahvolur.

Hemen bâki kalır Allah.

 

Şemsi TEBRİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ARAYI ARAYI BULSAM İZİNİ
Anasayfa'ya dönüş

Arayı
arayı bulsam izini,

İzinin tozuna sürsem yüzümü,

Hak nasib eylese görsem yüzünü,

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Bir mübarek sefer olsa da gitsem.

Kâbe yollarında kumlara batsam.

Hub Cemâlin bir kez düşte seyretsem.

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Arafat dağıdır bizim dağımız.

Orda kabul olur bizim duamız

Medine’de yatar Peygamberimiz.

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Ali ile Hasan, Hüseyin anda,

Sevdası gönüllerde muhabbet canda,

Yarın mahşer gününde, Hak divanında,

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Yunus medheyler seni dillerde

Dillerde dillerde hem gönüllerde,

Arayı arayı gurbet ellerde,

Yâ Muhammed canım arzular seni.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEYRETTİM MUHAMMEDİ

Anasayfa'ya dönüş

İlham ile dün gece seyrettim Muhammedi,

Ayine-i kalbimde seyrettim Muhammedi.

Amâmesi başında yeşil hulle eğninde,

Dört yanında yâr ile seyrettim Muhammedi.

Cür’a sundu Muhammed mes etti beni gayet,

Hak’tan erdi inâyet seyrettim Muhammedi.

Yûnus Murada erdi, zevk ile safa sürdü,

Aşık mâ’şukun buldu, seyrettim Muhammedi.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

R YEŞİL SANCAKLI SULTAN GÖRÜNDÜ

Anasayfa'ya dönüş

Hâlet ile bana bir hal göründü,

Bir yeşil sancaklı sultan göründü.

Gözümün gördüğün söylerim size,

Bir yeşil sancaklı Sultan göründü.

Sancağın açtı şöyle yürüdü,

Yüreğimin yağı içimde eridi,

Muhammed’in nûr’u arşı bürüdü,

Bir yeşil sancaklı Sultân göründü.

Sancağı ak idi döndü yeşile,

Uyandım kendimi dövdüm taş ile,

Ey Allah’ım bir dahi göster düş ile,

Bir yeşil sancaklı Sultân göründü.

Sancağını açtı düzüldü yola,

Yetmiş bin hüccacı yanında bile,

Gel günahkâr kul affını dile,

Bir yeşil sancaklı Sultân göründü.

Aşık Yûnus sana sadkile tapar,

Tapmayanlar doğru yolundan sapar,

Ey Allah’ım bizi onlardan kurtar.

Bir yeşil sancaklı Sultân göründü.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YEŞİL SANCAK İLE GELİR MUHAMMED

Anasayfa'ya dönüş

 

yamet gününde mahşer yerine,

Yeşil sancak ile gelir Muhammed,

Mü’minler müjdeler birbirlerine,

Yeşil sancak ile gelir Muhammed.

Gelin biz de gitmeyelim ırağa,

Hazrete varmağa ak yüz gerek,

Medine’den kalkar, biner Burağa.

Yeşil sancak ile gelir Muhammed.

Bulun mürşidi de yapışın ele,

Mürşidsiz varılmaz ol doğru yola,

Hasan Hüsaeyin dört yârı ile,

Yeşil sancak ile gelir Muhammed.

Ak sakallı pirler olmuş yiğitler,

Cennetin içinde var Burak atlar,

Huri ile gılman yolumu bekler,

Yeşil sancak ile gelir Muhammed.

Bu ömrün güneşi doğa dolana,

Bunda ettiklerin anda biline,

Aşık Yunus Emre bile buluna,

Yeşil sancak ile gelir Muhammed.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NURUNU MUHAMMED’İN

Anasayfa'ya dönüş

 

Ay ve güneş kıskanır, Nûrunu Muhammed’in,

Hiçbir şeker andırmaz, Tadını Muhammed’in.

Doğdu ümmetim dedi, Ümmeti kaydın yedi,

Çalap ziyaret kodu, Sinini Muhammed’in.

Çulhalar dokumadı, Terziler biçemedi,

Kimseler dikemedi, Donunu Muhammed’in.

Evliyalar geldiler, Saf saf olup durdular,

Canlar feda kıldılar, Yoluna Muhammed’in..

Muhammed bir denizdir, Cümle yerleri tutmuş,

Evliyalar ördeği, Gölünde Muhammed’in.

Yetmiş bin hacı gider, Mal’ü mülkün terk eder,

Varır ziyaret eder, Kabrini Muhammed’in.

Ol Meryem oğlu İsâ, r ile göğe ağdı,

Yüz bin İsâ sergerdan Vasfında Muhammed’in.

Öksüz Yunus miskindir, Eksikliği cürümdür.

Her ne desen eksiktir, Hakkında Muhammed’in.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAK YARATTI ALEMİ AŞKINA MUHAMMEDİN

Anasayfa'ya dönüş

Hak yarattı âlemi, aşkına Muhammed’in,

Ay’ü günü yarattı, şevkine Muhammed’in.

Ol dedi oldu âlem, yazıldı levh-i kâlem,

Okudu hatm-i kelâm, şânına Muhammed’in.

Hep erenler geldiler, dergâha yüz sürdüler,

Zikr-i tevhid ettiler, nûr’una Muhammed’in.

Veysel Karâni kazandı, âhir yine özendi,

Sekiz uçmak bezendi, aşkına Muhammed’in.

Feriştahlar geldiler, sâf saf olup durdular,

Beş vakit namaz kıldılar, aşkına Muhammed’in.

Havada uçan kuşlar, yaşarıp dağ’u taşlar,

Yemiş verir ağaçlar, aşkına Muhammed’in.

İmansızlar geldiler, andan iman aldılar,

Beş vakit namaz kıldılar, aşkına Muhammed’in.

Yunus kim ede methi, över Kur’an âyeti,

An, vergil salâvatı, aşkına Muhammed’in.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OL CİHANIN FAHRİNİN SIRRINA KURBAN OLAYIM

Anasayfa'ya dönüş

 

Ol cihanın fahrinin sırrına kurban olayım

Sûre-i Levlâk inen şânına kurban olayım.

Gâbe gavseyni ev edna’sına kurban olayım.

Ben onun ilmine irfânına kurban olayım,

Ben onun esrâr-ı mi’racına kurban olayım.

Ol Ebû Bekr-ü Ömer-i Osman-ı Ali dört yârıdır.

Ol risalet bağının gülü gülzârıdır.

Cümle ashab bağının rahının envârıdır.

Ben onun âline Eshabına kurban olayım.

Ben onun Ashab-u ahbabına kurban olayım.

Ol Hasan hazretlerine zehir içirdi eşkıya,

Hem Hüseyin oldu susuz şehid-i Kerbelâ,

İkisi de aslı nesli cümle âli Mustafâ.

Ben onun evlâd-ı ensabına kurban olayım.

Ben onun evlâd-ı ashabına kurban olayım.

Cümle ümmet’den hayırlıdır O Şahın ümmeti,

Ümmetine cümleden evvel eder Hakk rahmeti,

Evliya onunla buldu bunca lütf-ü izzeti,

Ben onun lütfüna ihsanına kurban olayım.

Ben onun envâr-ı eltafına kurban olayhım.

Her ne denlü Enbiyâ-i Mürselîn kim geldiler.

Ümmeti olmaklığı Hakk’tan temenni ettiler.

Evliyâ ona Niyâzî kul-u kurban oldular.

Ben onun ayağının tozuna kurban olayım.

Yoluna gidenlerin izine kurban olayım.

Niyâzî MISRÎ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MEVLİD -İ PAK -I RESULULLAHA GEL

Anasayfa'ya dönüş

 

Ey Hüdâ’dan lütf-i ihsan isteyen

Mevlîd-i pâk-i Resûlullah’a gel,

Cennet içre Huri Gılman isteyen,

Mevlîd-i pâk-ı Resûlullah’a gel.

Ol Resûl’ün doğduğu şebb-i güman,

Leyle-i kadre müşabihtir heman,

Bulmak istersen Cehennem’den eman,

Mevlîd-i pâk-i Resûlullah’a gel.

Zât-ı pâk-i cânü dilden dinle sen,

Mahz-ı nûr’u Hakk’tır ol zât-ı hasen,

Olduğunca dünyada sağ-u asan,

Mevlîd-i pâk-ı Resûlullah’a gel.

Mevlîd-i meclis de ey vâli müdam.

Ol Resûl’e kıl salât ile selâm,

Cennet-i âlâ da istersen makam,

Mevlîd-i pâk-ı Resûlullah’a gel.

Fikredip dünyadan elbet göçmeği,

Cennet’e âhir Sırat’tan geçmeği,

Havz-ı Kevser’den dilersen içmeği,

Mevlîd-i pâk-ı Resûlullah’a gel.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KEREM EYLE YA MEVLÂM

Anasayfa'ya dönüş

Kullarını oda yakma, kerem eyle yâ Mevlâm,

Affet günahıma bakma, kerem eyle yâ Mevlâm.

Ehl-i aşıklar için, yolda sadıklar için,

Bağrı yanıklar için, kerem eyle yâ Mevlâm.

Çün gülistân eyledin, bunca ihsan eyledin.

Ehl-i îman eyledin, kerem eyle yâ Mevlâm.

Yoluna tevfik eyle, habîbine ümmet eyle,

Cennet’ine dahil eyle, kerem eyle yâ Mevlâm.

 

Aziz Mahmud HÛDÂ Î

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NE HURİ, NE GILMAN, NE VİLDANDA VAR

Anasayfa'ya dönüş

 

Şefim Muhammed ey Neb-i muhtar.

Mislin ne dünyada var, ne uhrada.

Sende ki muhabbet, sende ki sevdâ,

Ne Hûri, ne Gılman, ne Vildan da var.

Âlem senin için geldi vücûda,

Kur’an da meth etti seni ol Hüdâ,

Sende ki muhabbet, sende ki sevdâ,

Ne Hûri, ne Melek, ne Vildan da var.

Mukavves kuşların kalemi kudret,

Kirpiklerin olmuş her yana heybet,

Sende ki şecaat, sende ki kuvvet,

Ne hazreti Ali, ne Hamza’da var.

Sana aşık oldu arz ile semâ,

Alıyor nûr’undan hem Şems-i simâ,

Sende ki güzellik, sende ki simâ,

Ne Adem, ne Yakub, ne Yusuf’ta var.

Sana bir kitab vermiş zülcelâl,

Hükmü bâkidir, hiç bulmaz zeval,

Ondaki muhabbet, ondaki kemâl,

Ne İncil, ne Zebûr, Ne Tevrat’ta var.

Seni Hakk vermişti âleme rahmet,

Yanarsam aşkınla, canıma minnet,

Sende ki merhamet, sende ki şefkat,

Ne Güneş, ne Ay, Yıldız, ne Felek’te var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AŞKIN İLE AŞIKLAR YANSIN YA RESULALLAH

Anasayfa'ya dönüş

Aşkın ile aşıklar yansın Yâ Resûlallah

İçip aşkın şarabın kansın Yâ Resûlallah.

Şol seni sevenlere kıl şefaat anlara,

Aşık olan tenlere cansın Yâ Resûlallah.

Aman Yâ Resûlallah, canım Yâ Resûlallah,

Bir canım var yoluna fedâ Yâ Resûlallah.

Şol seni seven kişi verir yoluna başı,

İki cihan güneşi sensin Yâ Resûlallah.

Sevmiştir seni Subhan, meth etti seni Kûr’an,

Canlar yoluna kurban olsun Yâ Resûlallah.

Aşık oldum dildâre, bülbül oldum gülzâre,

Seni sevmeyen nâre yansın Yâ Resûlallah.

Aşık Yunus’un cânı ilm-i Şefaat kânı,

Âlemlerin sultanı sensin Yâ Resûlallah.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TALEAL BEDRU ALEYNA

Anasayfa'ya dönüş

Taleal bedru aleyna, min seniyyet’ül vedâ,

Vecebeş-şükrü aleynâ medaa lin – nehidâ.

Ente şems’un, ente Bedr’un, ente nûr’un âlâ nûr,

Ente misbahus-süreyya Yâ Hâbîbi, Ya Resûl.

Eyyühel meb’ûsu finâ, ci’tebil emril mutâ,

Ci’te şerraftel Medîne, merhaben yâ hayradâ.

Ente şems’ün, ente Bedr’un, ente nûr’un alâ nûr,

Ente misbahus-Süreyya Yâ Habîb-i Yâ Resûl.

Gad lebisnâ sevbe izin, bağde bir-rikâ’in,

Verâ dağne sedye mecdin, bağde eyya mid’ deyâ i.

Ente Şems’un ente Bedr’un, ente nûr’un alâ nûr,

Ente misbahus-Süreyya Yâ Habîb-i Yâ Resûl.

Galed ahmarud-diyaci, küllü erbâbil İslâm,

Küllü men yetba Muhammed yenbaği ella yüdâ,

Ente Şems’un, ente Bedr’un, ente nûr’un alâ nûr,

Ente misbahus-Süreyya Yâ Habîb-i Yâ Resûl.

Veta’ hedna cemian, yevme ekselnel yemî,

Len nehunel ahde yevmen, vettehaznes sıdkadîn.

Ente Şems’un, ente Bedr’un, ente nûr’un alâ nûr,

Ente misbahus-Süreyya Yâ Habîb-i Yâ Resûl.

Lestu vallahi neziyyen, mâ yukasihil ibâd,

Meşheden yâ nemce emin, lû vebâin vâhidâ.

Ente Şems’un, ente Bedr’un, ente nûr’un alâ nûr,

Ente misbahus-Süreyya Yâ Habîb-i Yâ Resûl.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TALE AL BEDRU’NUN TÜRKCESİ

Anasayfa'ya dönüş

Veda dağından üzerimize dolunay doğdu,

Allah’a çağıran bir davetcimiz olduğu için,

Şükretmek bizlere vacib oldu,

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün, sen Nûr üstüne nûrsun,

Sen Süreyya yıldızısın, ey sevgili ey peygamber.

Ey bize içimizden gönderilen elçi,

Geldin Medineye şeref verdin.

Ey davetçilerin en hayırlısı.

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün, sen nûr üstüne nûrsun,

Sen Süreyya yıldızısın, ey sevgili ey peygamber.

Eskimiş cahiliyet elbiselerinden sonra,

İzzet ve şeref elbisesi giydik.

Boşa geçen günlerden sonra,

Şeref göğsünden doyasıya yedik.

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün, sen Nûr üstüne Nûrsun,

Sen Süreyya yıldızısın, ey sevgili ey peygamber.

Şöyle dedi karanlıkları parçalayan şafak bana,

Söyleyin sizler ehl-i İslâma.

Zillet yakışmaz Muhammed’e tabi olana.

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün, sen Nûr üstüne Nûrsun,

Sen Süreyya yıldızısın, ey sevgili, ey peygamber.

Yemin ettiğimiz gün hepimiz söz verdik,

Ahdimizi asla bozmayacağız dedik,

Ve doğruluğu kendimize şiar edindik.

 

 

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün,sen Nûr üstüne Nûrsun,

Sen Süreye yıldızısın, ey sevgili, ey peygamber.

Vallahi kulları ben fenalığa sürükleyen bir fesatcı değilim,

Şahid ol sen ey esenlik yıldızı,

Senin hasretin ve sevginle doluyum.

Sen güneşsin, sen ayın ondördüsün, sen nûr üstüne nûrsun,

Sen Süreyya yıldızısın, ey sevgili, ey peygamber.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇALAP NURDAN YARATMIŞ

CÂNINI MUHAMMED’İN

Anasayfa'ya dönüş

Çalap Nûr’dan yaratmış canını Muhammed’in,

Âleme rahmet saçmış, adını Muhammed’in.

Dostum demiş yaratmış, hem anın kaydın yemiş,

Ümmetten yana komuş, yönünü Muhammed’in.

Muhammed bir denizdir, âlemi tutup durur,

Yetmiş bin’dür peygamber gölünde Muhammed’in.

Dünya malın tutmamış, hiç emanet artmamış,

Terzi biçüp dikmemiş, tonunu Muhammed’in.

 

Tanr-ı Arslanı Ali sağında Muhammed’in,

Hasan ile Hüseyin solunda Muhammed’in.

lda yetmiş bin hacı, her biri niyet eder,

Varur ziyaret eder, nûr’unu Muhammed’in.

Yunus EMRE’m aşklıdur, eksiklidür, miskindür,

Her kim yemez mahrumdur, h’onını Muhammed’in.

Yunus EMRE




 

TÂ KIYAMET HAŞROLUNCA
Anasayfa'ya dönüş

 

Tâ kıyamet haşrolunca arasatın dehşeti,

Nefsi nefsi çağrışırlar cümlesinin ümmeti,

Ol Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali’nin hürmeti,

l Şefaat Yâ Muhammed, Şah-ı Sultanı Resûl.

Ravza-i Nûr’u münevver bugün geldi hem yanıma,

Yâ Resûlullah medet eyle mahşerde benim feryadıma,

Atam, anam, gavmi kardeş hem ebû ecdâdıma,

l şefaat Yâ Muhammed, Şah-ı Sultânı Resûl.

Hacı Muhammed Bilâl Nadir Hz:leri