VARINI YAĞMA EDEN, TALİB-İ YEZDAN OLUR
Anasayfa'ya dönüş
 

Varını yağma eden,

Tâlibi Yezdan olur,

Cân-ı cihandan geçen,

Vâsılı cenan olur.

Derme bu sim ü zer’i,

Cifeden ol gıl beri,

Râhı Hûdâ leşkeri,

Dünya da üryan olur.

Ardına ağyarı at,

Eyleme hiç iltifat,

Geceyi gündüze kat,

Say eden insan olur.

Ko keseli gafleti,

Eyleme fevt fırsatı,

Zikre eden gayreti,

Sahib-i irfan olur.

Zâkir-i Mevlâ sever,

Zikre çalış ey püser,

Gafil olan bî hüner,

Sonra peşiman olur.

 

 

 

 

 

Gaflet ile bitmez iş,

Durma birader çalış,

Ehl-i sülûka karış

Yol sana asan olur.

Aç gözünü uykudan,

Rengine aşkın boyan,

Gafil oluben yatan,

Yolda kalağan olur.

Tut sözü Kuddusi’ya,

Etme bu ömrü hebâ,

Zâkiri sanma gedâ,

Çünkü O sultan olur.

 

Ahmed KUDDUSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖMRÜN GELDİ GEÇTİ HABERİN VAR MI?

Anasayfa'ya dönüş

Uyan be hey gafil uyan gafletten,

Ömrün geldi geçti haberin var mı?

Bir haber aldın mı sırrı vahdetten,

Ömrün geldi geçti haberin var mı?

Misafirhanedir burada kalınmaz,

En son fenâ’dır murad alınmaz,

Kafile kalkınca geri dönülmez.

Kervan başı göçtü haberin var mı?

Azığın var mıdır yola gitmeye,

şeğin hazır mı serip yatmaya,

Ejderhalar gibi dem çekip yutmaya,

Toprak ağzını açmış haberin var mı?

Masiyet yükünü aldın boynuna,

Hiç ölüm korkusu gelmez aynına,

Felek birkaç arşın bezle eynine,

Yakasız don biçer haberin var mı?

Derviş Yunus senden evvel gelenler,

Kimisi kul, kimi sultan olanlar,

Dünya benim mülküm deyip gezenler,

Ecel câmın (şerbetin) içmiş haberin var mı?

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÜNYAYA BAKTA İBRET AL

Anasayfa'ya dönüş

Zahirde aç gözünü sahraya bakta ibret al,

Şu direksiz kubbe-i elvâna bakta ibret al,

Zikr-i Mevlâ ile her dem kalbini saf eyleyip,

Daim ayına-i dünyaya bakta ibret al.

Arif isen çekme zerrece fenâ’nın mihnetin,

Herkesin Yâr-ı Hûdâ’dır elbet verir kısmetin,

Görmek istersen Cenab-ı Kibriya’nın hikmetin,

Her gün seher vakti kalk deryaya bakda ibret al.

Kande gitti, geldiler; bunca dünyaya kahraman,

Bir birine fend edip onlarda oldu imtihan,

Yel götürdü tahtını hani Süleyman’ı zaman,

Aç gözünü devleti İskender’e bakda ibret al.

Derviş Yunus gel güvenme bu fâni mihnetine,

Bu dünya bir zillettir, aldanma ziynetine,

Padişah olsa da derler er kişi niyetine,

Var musallada yatan mevtaya bakda ibret al.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AŞK ATEŞİNE YANMAYI PERVANEDEN ÖĞREN

Anasayfa'ya dönüş

Aşk ateşine yanmayı pervâneden öğren

Sermest oluben coşmayı divaneden öğren.

Mecnun gibi ol şevk ile vâlihu hayran,

Namusunu terk etmeyi humhaneden öğren.

Yoklukta etmiş gene-i ezel varlığı ey dost,

Yokluk nice olur var yürü viraneden öğren.

Hûn eyle gözünün yaşını ayaklara düş gez,

Seyretmeyi elden ele peymâneden öğren.

ş eyle Nizam oğlu yürü bâde-i aşkı,

Şûride vû şeydalığı mestâneden öğren.

 

Seyyid NİZAMOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEHEY AŞIK HAKK’I BULAM MI DERSİN

Anasayfa'ya dönüş

Behey aşık Hakkı bulam mı dersin,

Hakk’a layık amel işlemeyince,

Tarikat sırrına erem mi dersin,

Kâmil Mürşid sana söylemeyince.

Gönül kuşu uçar gider bilinmez,

Başlı suların ayağı bulunmaz,

Elekten eleğe konup elenmez,

Değirmene varıp un olmayınca.

Özenirsen kardeş tevhide özen,

Tevhid’dir nefsinin kal’asını bozan,

Hiç kendi kendine kaynar mı kazan,

Etrafın ateş eylemeyince.

Kişi kendi kalbin evin düzemez,

Hakk’ın takdirini kullar bozamaz,

Tarikat ummandır dalıp yüzemez,

Aşkın deryasını boylamayınca.

Aşkın galip geldi yüreğim harlar,

Aşık olan Ar’ı namusu neyler,

Behey Yunus sana söyleme derler,

Yâ ben öleyim mi söylemeyince.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

VAY BU AŞKIN ELLERİ

Anasayfa'ya dönüş

Vay bu aşkın ellerı, her kime uğrar ise,

Varını yağma eder, aklı tarumar olur.

Aşkın kime yar olur, daim işi zâr olur.

Durmaz gözünün yaşı, göz yaşı nar olur.

Bu yolda canın veren, cânan alır yerine,

Aşk pazarında anın can ile Pazar olur.

İbrahim ethem şahı derviş eden aşkıdır,

Aşkına düşen şahın, tahtı tarumar olur.

Ben de terk edip âr’ı girdim bu dervişliğe,

Her kim senin aşkına düştüyse bi âr olur.

Terk et Niyazî seni, bul anda ol cananı,

Her kim cânından geçer, ol vâsıl-ı yâr olur.

 

Niyazî MISRÎ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLM-Ü AMEL GÖNÜLDE ÂLİME MEŞ’ALEDİR

Anasayfa'ya dönüş

İlm-ü Amel gönülde alime meş’aledir,

Amelsiz olan ilmin başda bir meşgaledir.

Dilde olup bir amel kalbe dühul etmezse,

Güft ile gû’sı anın bir kuru velveledir.

Amil olan alimin âli olur menzili,

Dünya için alimin meyli hep esfeledir.

Aşk unutturdu benim yazdığım okuduğum,

Bildiklerim unuttum var hace sen biledur.

Derya’yı vahdet benim varlığım yoğ eyledi.

er sende istersen ardım sıra geledur.

Evvelü ahir ilmini bir elifdir öğrendim.

Dört kitabın manasını bildim bir mes’eledir.

Ben benden geçmeyince andan haber almadım,

Sen de terk et senliğin terk etmezsen biledir.

İki cihan güneşi Muhammed hürmetiyçün,

Mürşide varmayınca her çektiğin belâ’dır.

Seyyid Nizam oğlu var kaalini hâl edegör,

Hakk nazarı hal edir sanma gıylu gâledir.

 

Seyyid NİZAM OĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CÜMLE VÜCUD DA BULDUK

Anasayfa'ya dönüş

Ma’nâ bahrine daldık, Vücud şehrini gezdik,

İki cihan serteser, Cümle vücudda bulduk.

Bu ciğer ten gönülleri, Tahtesserâ hep yerleri,

Yetmiş bin hicapları, Cümle vücudda buldum.

Yedi yer yedi göğü, Dağları denizleri,

Gece ile gündüzü, Cümle vücudda bulduk.

Uçmak ile Tamu’ya Gökte yedi yıldızı,

Levh’te yazılan sözü, Cümle vücudda bulduk.

Mûsâ çıktığı Tûr’u, Gökte beyt’ul ma’muru,

İsrafil’in sûrunu, Cümle vücudda bulduk.

Tevrat ile İncil’i, Furkân ile Zebur’u,

Bunlardaki buyruğu, Cümle vücudda bulduk.

Yûnus’un sözleri Hak, Cümlemiz dedik saddak,

Kande ister ande Hak, Cümle vücudda bulduk.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜLME GÜLME AĞLA GÖNÜL

Anasayfa'ya dönüş
 

Bu fena da bir garipsin, Gülme gülme ağla gönül,

Derdin dahi çoktur senin, Gülme gülme ağla gönül.

İşi gücü cevri cefa, Dünya kime kıldı vefâ,

Kani Muhammed Mustafa, Gülme gülme ağla gönül.

Ebû Bekir Sıddık velî Oldur Peygamberin yâri,

Kani Ömer Osman Ali, Gülme gülme ağla gönül.

Onlar cihana geldiler, Hep gittiler kalmadılar,

ladılar gülmediler, Gülme gülme ağla gönül.

Bir gün ola ecel gele, Kullar kulluğunda kala,

Cümle mahluk toprak ola, Gülme gülme ağla gönül.

Aşık Yûnus söyler sözün, Hemen toprak beller özün,

er yazın, eğer kışın, Gülme gülme ağla gönül.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

DERİM YOKUŞA GELDİM

Anasayfa'ya dönüş

Beni bunda veriben ben, Bilürem inişe geldim,

Kararım yok bu dünyada, Giderim yokuşa geldim.

Dünyaya çok gelip gittim, Erenler eteğin tuttum,

Kudret ününü işittim, Kaynayuben cuşa geldim.

Sert söz ile gönül yıktım, Od oldum canları yaktım,

rmı âleme çaktım, Bu halka ben koşa geldim.

Ben kim oldum İdris terzi, Şit oldum dokudum bezi.

Davud’un yanık âvâzın, Dinleyerek coşa geldim.

Mûsâ oldum Tur’a vardım, Koç oldum kurbana geldim,

Ali olup kılıç saldım, Meydana savaşa geldim.

Âşık oldum şol ay yüze, Nisâr oldum şol ağza,

Nazar kılm kara göze, Siyah oldum kaşa geldim.

Deniz kenarında ova, Kuyuda işliyen kova,

İsâ’nın ağzında dua Ol dem bile aşa geldim.

Ay olup âleme doğdum, Bulut olup göğe ağdım,

Yağmur olup yere yağdım, Nûr oldum güneş’e geldim.

Kaalu kılden geçenlere, Yolda gözün açanlara,

Anlayuben seçenlere, Vak’a oldum düşe geldim.

Benim derdliler dermanı, Benim mührü Süleyman’ı,

Benim Mûsâ’yı umrânı, Tûr dağında aşa geldim.

Yolum sana oldu durak, Gel kalma sen bana ırak,

Yûnus Emre dilinde Hak, Olup dile düşe geldim.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

NE ACEB DERDİM VAR BENİM

Anasayfa'ya dönüş

Ey dervişler ey kardeşler, Ne aceb derdim var benim,

Mecnun olup hep görenler, Ne aceb derdim var benim.

Derviş olan ar eylemez, Aşık olan zâr eylemez.

Hekimler tımar eylemez, Ne aceb derdim var benim.

Deryanın mevci çağladı, Hasret yüreğim dağladı,

Halim bilenler ağladı, Ne aceb derdim var benim.

Derdine düştüm Mevlâ’nın Avâresiyim sevdanın,

Mevci sayılmaz deryanın, Ne aceb derdim var benim.

Derviş Yûnus coştum yine, Aşk derdine düştüm yine,

Yârdan ayrı düştüm yine, Ne aceb derdim var benim.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DOLAP NİÇİN İNİLERSİN

Anasayfa'ya dönüş

Dolap niçin inilersin, Efendin hu, Mevlâm hu,

Mevlaya aşık oldum, Efendim hu, Mevlâm hu.

Anın için inilerim, Derdim vardır inilerim.

Benim adım dertli dolap Akar suyum yalap yalap

Böyle emreylemiş çalab, Onun için ben ağlarım.

Anın için inilerim, Derdim vardır inilerim.

Beni bir dağda buldular, Kolum kanadım kırdılar,

Getirp dolaba koydular, Onun için ben ağlarım.

Anın için inilerim, Derdim vardır inilerim.

Ben mevlâ’ya aşık oldum, Anın için ben inilerim.

Derdim vardır inilerim, Efendim hu mevlâm hu.

Anın için inilerim, Derdim vardır inilerim.

Suyumu alçaktan çekersin, Çekip yüksekten dökersin,

Sen Mevlâ’yı zikredersin, Efendim hu, Mevlâm hu.

Anın için inilerim Derdim vardır inilerim.

Aşık Yûnus eder ahı, Göz yaşı döker günahı

Hakka aşıkım billâhi Efendim Hu, Mevlâm Hu.

Anın için inilerim Derdim vardır inilerim.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

GERÇEK AŞIK OLDUN İSE

Anasayfa'ya dönüş

Gerçek aşık oldun ise, Cihan nakşı nendir senin,

Dost aynasın baktın ise, Suret nakşı nendir senin.

Humhâne ile puthâne, Mescit olmuş gerçek câne

Gel işin verme ziyâne, Yalancılık nendir senin.

Sen senliğin tergıl urgıl, Gel o dinle gönül vergil,

Yele gör menzile ergil, Geri kalan nendir senin,

Yeyip yedir gel fakire, Eksilirse Allah vere,

Bir gün tenin yere gire, Arta kalan nendir senin.

Gör göç yolundan kamusun Terk et bu dünya kaygusun,

Kogil bu fani sevgisin, Aşık olan nendir senin.

Gel gidelim dosttan yana, Nedir cevabın çün bana,

Ne seversin bu dünyayı, Söyle cihan nendir senin.

Yûnus ol aşk bâdesinden, Katı iksir olmuş gibi,

Bir hod iken erdin Hakka, Ayık olmak nendir senin.

 

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

LİRİM SENİ YALAN DÜNYASIN

Anasayfa'ya dönüş

Bilirim seni yalan dünyasın,

Evliyaları alan dünyasın,

Kaçan kurtulmaz senin elinden,

Demir kafesleri kıran dünyasın.

Sevdiğimi aldın beni ağlattın,

Dönüp gülerek bakan dünyasın.

Süleyman tahtın sen viran kıldın,

Masumlar boynun büken dünyasın.

Dünya bununla yedi gez doldu,

Ahır bizden de kalan dünyasın.

Felek değirmen çarh urur döner,

Onun suyunu savan dünyasın.

Yûnus hep semâ edip çarh urur,

Bizim çarhımız bozan dünyasın.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NEFS ELİNDEN HIRS ELİNDEN

Anasayfa'ya dönüş

Ne diyeyim, neyleyeyim Nefs elinden, hırs elinden,

Derdim kime söyleyeyim, Nefs elinden, hırs elinden.

Gülüşüben basamazım, Hiç gıdasın kesemezim,

Dosttan yana düşemezim, Nefs elinden, hırs elinden.

Geçti ömrüm niceleyin, Âsi var mı bencileyin?

Yüzüm kara ellerim boş, Nefs elinden, hırs elinden.

Bencileyin olma sakın, Nefse hırsa uyma sakın,

Yoldan sapıp kalma sakın, Nefs elinden, hırs elinden.

Ol Bâyazid-i Bestâmi, Sever idi dostu anı,

Ol dahi rahat olmadı, Nefs elinden, hırs elinden.

Biçare Yûnus’un sözü, Nasihattır gafillere,

Aklı olan korkmak gerek, Nefs elinden, hırs elinden.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ACİZ KALDIM ZALİM NEFSİN ELİNDEN

Anasayfa'ya dönüş

Aciz kaldım zâlim nefsin elinden,

Şol dünyanın lezzetine doyamaz,

nine almıştır gaflet gömleğin,

Ömrün gelip geçtiğini bilemez.

İlâhi gaflet gömleğini giyene,

Müslüman dermisin nefse uyana,

Kazanıp kazanıp verir ziyana,

Hak yolunda bir pula kıyamaz.

Sağlığında âyet hadis nesine,

Son deminde muhtaç olur sesine

İletip koyacaklar makberesine,

lum kızım malım kaldı diyemez.

İlâhi miskince âdem oğlanı,

Varıp tutmaz bir Mürşidin elini,

Helal haram kazandığı malını,

Ele nasib eder kendi yiyemez.

İlâhi gafletten uyar gözümü,

Dergâhında kara etme yüzümü,

Yûnus eydür gelin tutun sözümü,

Dünya seven ahireti bulamaz.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

UYAN GEL GÖZLERİM GAFLETTEN UYAN

Anasayfa'ya dönüş

Ömür bahçesinin gülü solmadan,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan,

Ecel bir gün bize haydi demeden,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

Niçin gaflet ile mağrur olursun,

Geçer kervan gider yolda kalırsın,

Be vallâhi sonu pişman olursun,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

Kaba döşekte yatma döne döne,

Olup mağrur uyuma kana kana,

İletirler seni karangu sine,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

Yûnus artık yeter sözün tutulmaz,

Senin kumaşların burada satılmaz,

Yûnus yatmak ile dosta gidilmez,

Uyan gel gözlerim gafletten uyan.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HOR GÖRMENİZ TOPRAĞI

Anasayfa'ya dönüş

Hor görmeniz toprağı Görünüz kimler yatar,

Kani bunca evliya , Yüz bin Peygamber yatar.

Cennette buğday yiyen, Gaflet gömleğin giyen,

Kâbe’ye bünyad uran, Adem Peygamber yatar.

Ol Tur dağına çıkan, Mevlâ ile söyleşen,

Bin bir kelimat kılan, Mûsâ Peygamber yatar.

Ol şahin gibi duran, Devlere hüküm kılan,

Tahtını yel götüren, Süleyman Peygamber yatar.

Ol bezirgana satılan, Kuyuya tutsak olan,

Yakup Peygamber oğlu, Yusuf’u Kenan yatar.

Arkası ile kum çeken, Göz yaşı ile yuğuran,

Kâbe’ye bünyad uran, Halil İbrahim yatar.

Kurban için emr olan, Emre itaat kılan,

İbrahim Halil oğlu, İsmail kurban yatar.

Burak’a binip giden, Yedi göğü seyreden,

Varuben didar gören, Görgili insan yatar.

Gündüz taam yimeyen, Dün uykusunu görmeyen,

Ümmetiyçün kayıran, Server Muhammed yatar.

Dört kitabı okuyan, Şeytanı yanından kovan,

İçleri dolu Kur’an Ebû Bekir Ömer yatar.

Selâsil şehrin yıkan Kafirin od’a yakan

Zülfikârını çalan, Ali O Arslan yatar.

Alinin nesilleri, Kur’an okur hep dilleri,

Fatma ana oğulları, Hasan ile Hüseyin yatar.

İğnesini denize atan, Balıklara ye diyen,

Tâc’u tahtı terk eyleyen, İbrahim Edhem yatar.

Gündüzler sâim olan, Geceleri kaim olan,

Evliyalar ârifi, Bâyezid Bestam yatar.

Hakikat erenleri, Geçti dünyadan her biri,

Konyada ol Mevlâna, Hüdavendigâr yatar.

Çoktur Hakkın kulları, Fikreylesen hep bunları,

Zikreylesem erenleri, Görsen ne sultanlar yatar.

Yûnus sende ölürsün, Kara yere girersin,

Mürşidlerin ulusun, Ol Emre sultan yatar.

 

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MİSAFİR KASİDESİ

Anasayfa'ya dönüş

Müsafir sahibi İbrahim Halil,

Onu çok sevdi O Rabbül Celil,

Onun için oldu sevgili Halil,

Hak yanında kıymeti var müsafirin.

Dedi müsafir rızk ile gelir,

Ev sahibinin belâsını alır,

Müsafir sahibi belâsız kalır,

Nice kerameti var müsafirin.

Müsafir olunca hiç belâ gelmez,

O eve asla şeytan yol bulmaz,

Müsafir sahibi hiç mahrum kalmaz,

Hak’tan gelen feyzi var müsafirin.

Müsafirin ettiği dua kabuldur,

Hak yanında hem de gayet makbuldur,

Müsafir sahibinin rızkı çok boldur,

Cömerde duası var müsafirin.

Cömert odur ki malın yedirir,

Yedirdim diye hem de sevinir,

Hak tealâ ona muradın verir,

Nice bir halini gör müsafirin.

Müsafire olan ikram Hakk’adır,

Gayri maksad olmaz ise a’dır,

Verir dileğin O Rabb’ül Kadir,

Nice fazileti var müsafirin.

 

Hacı Muhammed Bilâl NADİR