HASRETİNİZ YAKAR OLDU CANIMI
Anasayfa'ya dönüş

Hasretiniz yakar oldu canımı,

Uzatsana tutmaz oldun, elimi,

Ferahlatsan şu kalbimi gönlümü,

Geleceğin günü bildir efendim.

Gelmek istiyorum ama gelemem,

Gelsem bile gelişini göremem,

Hiç kimseye şu halimi diyemem,

Aramız pek uzak yoldur efendim.

Kimsenin büyüğü yanından gitmesin,

Bülbülün yerinde baykuş ötmesin,

Sözlerim doğrudur, şüphe etmesin,

Senin mah cemâlin güldür efendim.

Bir buçuk ayda gelirim dedin,

Tamam oldu bir ay daha uzattın,

Kimini güldürdün, kimini yaktın,

Yangına çevirdin bizi efendim.

Gittin harap oldu, bütün yurdumuz,

Gaflet bastı bilinmiyor derdimiz,

Harap oldu, kalplerimiz, gönlümüz,

Gönlümün ilacın, gönder efendim.

 

 

 

Suyu durmuş değirmene dönmesem,

Biraz daha gecikipte kalmasan,

İşlerimiz dolaşıyor gelmezsen,

İşin düzenini yaz sen efendim.

Gel demeye sana dilim varmıyor,

Emir olur diye içim korkuyor,

Sabırsızlık son haddini buluyor,

Dayanamazsam ben gelirim efendim.

Edep haricinde seni üzdümse,

Deli dolu bilir bilmez yazdımsa,

Kazançlarımı deviripte döktümse,

Zararı ziyanı düzelt efendim.

Yazan Hilmi bu bir aciz evlâdın,

Yazmak ile buldu, gönlüm ferahın,

Mevlâm yakın etsin, bütün ırağın,

Tez gel âcizini güldür efendim.

 

Hacı Muhammed Hilmi KUTLUBAY Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞEYH EŞİĞİNDE
Anasayfa'ya dönüş

 

 

Edelim Cevlan Kılalım seyran,

Mest olup hayran Şeyh eşiğinde.

Nice bir ülfet, Edelim uzlet,

Çekelim halvet, Şeyh eşiğinde.

rakm ârı İstedim Yârî,

Kestim zünnârı Şeyh eşiğinde.

Aldım himmeti, Geçtim zulmeti,

Buldum hayatı, Şeyh eşiğinde.

Yunus’um elhak, Didâra müştak,

Eriştim aşka, Şeyh eşiğinde.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ON DOKUZ ARALIK DOKSAN DOKUZDA
Anasayfa'ya dönüş

Ondokuz aralık doksan dokuzda,

Emr-i ilâhi’den gel oldu babam,

Yalan dünyadan âlem-i süfli’den,

Âlem-i ulvi’ye dön oldu babam.

Techiz işin geldi çattı yaklaştı,

Tekbir sesi Ârş-ı âlâ’ya ulaştı,

İhvanların hasretinden ağlaştı,

Aktı göz yaşları sel oldu babam.

İşlediğin, işlettiğin sevaplar,

Mutmain ederdi, verdiğin cevaplar,

İtinâ ile yazdığın kitaplar,

İhvânına ilmihal oldu babam.

Vârını yoğunu ihvânâ serdi,

İhvânın üstüne kol kanat gerdi,

Cennet değil, cemâlullah’dı derdi,

Sebkat yollarından yol aldı babam.

Gökteki melekler hep yere indi,

nından sıyrılmış kılıca döndü,

Yalancının mumu yanmadı söndü,

Müceddid kim imiş bel oldu babam.

 

 

 

 

Lazer bakışlıydı onun gözleri,

Yakar kavururdu, sözü özleri,

Allah’a emanet etti bizleri,

Tûba ağacından kol oldu babam.

Bir Mechul’üm, babam yandı tutuştu,

Derya’yı ummana daldı, katıştı,

Ölmez temiz bir hayata kavuştu,

Muhbitiyn kullardan kul oldu babam.

 

Aşık MECHUL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

RİM ABDULKADİR’İN
Anasayfa'ya dönüş

Cem olmuş dervişlerin, Pirim Abdulkadir’in,

Yolunda sadıkları, Pirim Abdulkâdir’in.

Elim verdim eline, kurban oldum diline,

Canım fedâ yoluna, Pirim Abdulkâdir’in.

Arısının bâlıyım, bahçesinin gülüyüm,

Bağının bülbülüyüm, Pirim Abdulkâdir’in.

İnkâr eden ol eri, Mürşid eder şeytanı,

Aslı durur Geylâni, Pirim Abdulkâdir’in.

Sana derim hey kişi, çıkar kalp’ten teşvişi,

Od’a yanmaz dervişi, Pirim Abdulkâdir’in.

Hakk katında uludur, İki cihan doludur,

Eşref oğlu kuludur, Sultan Abdulkâdir’in.

 

Eşref oğlu RÛMİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAKİKAT VAR HAKİKATTAN İÇERİ
Anasayfa'ya dönüş

 

Aşk bedesteninden mercan almışam,

İrfan meclisinde erkân kurmuşam,

Bu cânı veripte bir cân almışam,

Saklarım o cânı candan içeri.

Şeriat’ı Muhammed’e verdiler,

Tarikât üstüne bir yol kurdular,

Hakikât babından sual sordular,

Hâkikat var hakikattan içeri.

Kaygısızım eder bir nutku hakla,

Varıp bir Mürşid’e kalbini pakla,

Mürşid’in verdiğin tut kavi sakla,

İlikten, kemikten, kandan içeri.

 

KAYGISIZ Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

R KÂMİL MÜRŞİDE VARMAZSAN OLMAZ
Anasayfa'ya dönüş

 

Gel ey kardaş Hakk’ı bulayım dersen,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Resûlun cemalin göreyim dersen ,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Niceleri gittiler Mürşid arayı,

Arayanlar buldu derde devâyı,

Bin kez okur isen aktan karayı,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Gel imdi kardaşlar gidelim bile,

Nice aşıkların bağrını dele,

Cebrâil delildir, Ahmed’e bile,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Kadılar, müftüler cümle geldiler,

Kitapların hep bir yere koydular,

Sen bu ilm-i kimden aldın dediler,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Yunus Emre bunda mânâ var dedi.

Bir kâmil Mürşid’e sende var imdi,

Hazreti Mûsâ’ya Hızır’a var dedi,

Bir kâmil Mürşid’e varmazsan olmaz.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EVLİYA’YA EĞRİ BAKMA
Anasayfa'ya dönüş

 

Evliya’ya eğri bakma, Kevn-i mekan elindedir,

Mülke hüküm süren odur, iki cihan elindedir.

Hakk zâtıyle sıfatıyle, tecelli eyledi anda,

Varlığı Hakk varlığıdır, emr-i Sübhan elindedir.

Sen anı öyle sanırsın, sencileyin bir Âdem’dir,

Evliya’nın sırrı vardır, gizli ayan elindedir.

Hakk anı bunda yarattı, Kullarını irşad için,

Kime diler iman verir, kahr-ı ihsan elindedir.

Kaygısız edermiş bu ilm-i, okudum anladım bildim,

Bütün âlemlerin hükmü, Kâmil insan elindedir.

KAYGISIZ Hz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TEK BULAYIM MEVLAM SENİ
Anasayfa'ya dönüş

Aşkınla yak kül et beni,

Tek bulayım Mevlâm seni,

Çiğnet yüzüm yol et beni.

Tek bulayım Mevlâm seni.

Nuh gibi döndür ellere,

Emr eyle söndür dillere,

şürüp uzak yollara,

Tek bulayım Mevlâm seni.

İbrahim’im nâr et yerim,

Mûsâ gibi tur et yerim,

İsa gibi dâr et yerim,

Tek bulayım Mevlâm seni.

Yusuf gibi çâh’a düşür,

Yakub gibi ağlat taşır,

Aşkını başımdan aşır,

Tek bulayım Mevlâm seni.

Biçtir beni Cercis gibi,

Yutsun balık Yunus gibi,

Âhımla yak koknus gibi,

Tek bulayım Mevlâm seni.

 

 

İki cihânın güneşi,

Bağlardı bağrına taşı,

Akıtıp gözünden yaşı,

Tek bulayım mevlâm seni.

Seyyıd Nizam oğlu medet,

Lutfuna yoktur hiç adet,

Diler şifa ver dile derd,

Tek bulayım mevlâm seni.

Seyyid NİZAM OĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ABDULKADİR GİBİ BİR ER BULUNMAZ
Anasayfa'ya dönüş

Seyyah olup şol âlemi ararsan,

Abdukadir gibi bir er bulunmaz,

Ceddi Muhammed’dir eğer sorarsan,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Çevre gelir dervişleri dürülür,

Ayet ile ihyalanır sorulur,

Kudretinden kısmetleri verilir,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Hakk teâlâ yerin göğün güzeli,

Hoş nazar eylemiş sana ezeli,

Evliya’lar serçeşmesi güzeli,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Benim şeyhim b eni Hakk’a götürür,

Nice müşküllerim onda bitirir,

Muhammed’in sancağını getirir.

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Giderler gazaya çalarlar satır,

Dâimâ yaparlar hoş gönül hatır,

Bağdatta türbesi nur olmuş yatır,

Abdulkadir gibi Sultan bulunmaz.

Pâyine yüz süren olmuşdur hasır,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Cümle evladına yeşil yaraşır,

Aşkı gelir bu çağlarda dolaşır,

Ona derviş olan Hakk’a ulaşır,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

Derviş Yunus biz çekelim zahmeti,

Üstümüzde hazır ola himmeti,

lum demiş ona Resûl hazreti,

Abdulkadir gibi bir er bulunmaz.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEN BİR ZAMAN KÂMİLLERE DANIŞDIM
Anasayfa'ya dönüş

Ben bir zaman kâmillere danıştım.

Ne istersin söyle biraz dediler,

Dedim bana kolay bir yol gösterin,

Zikre çalış durma, kış yaz dediler.

Dedim efendiler incitmen beni,

Devasız dert ile inletmen beni,

Dedim yeter artık ağlatman beni,

Güle güle dost bulunmaz dediler.

Dedim acep bana kimler yâr olur,

Dedi çalış sana aşk üstad olur,

Dedim âlem güler oynar şad olur,

Hakk’ı seven bunda gülmez dediler.

Dedim ben gafilim ben de selâhiyet yok,

Dedi gaflet gibi bir kabahat yok,

Dedim bende çalışmaya takât yok,

Çalışmayan murad almaz dediler.

Dedim ben bir cahil avareyim,

Çok günahkâr hem bir yüzü karayım,

Utanmadan Hakk’a nasıl varayım,

İstiğfar et günah kalmaz dediler.

Dedim kime şikayet edeyim halimi,

Dediler ki çekeceksin âlemi,

Mânâ da verdiler defter kalemi,

Seyyid Seyfi bir divan yaz dediler.

Seyyid NİZAM OĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DERMAN ARARDIM DERDİME
Anasayfa'ya dönüş

Derman arardım derdime,

Derdim bana derman imiş,

Burhan arardım aslıma,

Aslım bana burhan imiş.

Sağım solum gözler idim.

Dost yüzünü görem deyu,

Ben taşrada arar idim,

Ol can içinde cân imiş.

Öyle sanırdım ayrıyam,

Dost gayrıdır ben gayrıyam,

Benden görüp işiteni,

Bildimki canân imiş.

Savm-u salât-ı Hac ile,

Sanma biter zahit işin,

İnsan-ı kâmil olmağa ,

Lâzım olan irfan imiş.

Nerden gelir aslın senin ,

Yâ kande varır menzilin,

Nerden gelip gittiğini,

Anlamayan hayvan imiş.

 

Mürşid gerektir bildire,

Hakk’ı sana Hakk’al yakın,

Mürşid’i olmayanların,

Bildikleri güman imiş.

 

 

 

Her Mürşid’e dil verme kim,

Yolunu sarpa uğratır,

Mürşid’i kâmil olanın,

Gayet yolu asan imiş.

Anla hemen bir sözdürür,

Yokuş değildir, düzdürür,

Âlem bir kamu yüzdürür,

Gören ona hayran imiş.

İşit Niyazi’nin sözün,

Bir nesne örtmez Hakk yüzün,

Hak’tan ıyan bir nesne yok,

Gözsüzlere pünhan imiş.

Niyazî MISRÎ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BENİM MÜRŞİD’İMİN GÖNLÜ GANİDİR
Anasayfa'ya dönüş

Benim Mürşid’imin gönlü gânidir.

Mürşid’in cemâli Hakk cemalidir.

Girebilirsen gönül evidir,

er giremezsen yerin değildir.

Bu yol gözlünündür körün değildir,

Bu gül bülbülündür, harın değildir.

Kapıya varmadan dibe geçilmez

Mürşid olmayınca müşkil seçilmez.

Çarşıya varmadan, dükkan açılmaz.

Bedesten ararsan yerin değildir.

Bu yol gözlünündür, körün değildir.

Bu gül bülbülündür, harın değildir.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖNMEZSEM ŞEYHİMDEN YANA DÖNEYİM
Anasayfa'ya dönüş

Ko beni yatayım şeyh eşiğinde,

Dönmezsem Şeyhimden yana döneyim,

Yarın ol hazrete nice varayım,

Dönmezsem şeyhimden yana döneyim.

Benim şeyhim birçok ulu kişidir,

Üçler ve yediler kırklar başıdır,

On iki imamın sır yoldaşıdır,

Dönmezsem şeyhimden yana döneyim.

Derviş Yunus bu cihâna gelince,

Arayıp derdine derman bulunca,

Ko hizmet edeyim şeyhe ölünce,

Dönmezsem şeyhimden yana döneyim.

 

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ERENLERDEN SIR SORANA
Anasayfa'ya dönüş

Erenlerden sır sorana dokuz türlü nişan gerek,

Evvel kapı şeriattır, güneş gibi ayan gerek.

Ayet ile, hadis ile anlayana verdim cevap,

Andan öte içeriye Levvâme’ye seyran gerek.

Şeriattan, tarikattan içerisi sır iledir.

Akil ona arif durur, Mülhime’ye vicdan gerek.

Dördüncüsü Mutmaine, Mansur bilir bu menzili,

Pîr yüzüne ulaşmağa ikrâr eder bir can gerek.

İhtiyarım elde değil lâzım geldi söylemesi,

Beşincisi keramettir, ayan değil nihan gerek.

Yol erinin tevhidini, arir gerek anlamağa,

Altıncısı Mardiyye’dir, bunda burhan Kur’an gerek.

Yedincisi Safiyye’dir, halka ayan etmek olmaz.

Andan geçip ulaşmağa can hazreti kurban gerek.

Sekizinci budur makam, aynel yakîn Hakk’al yakîn,

Kim aşıksa bu meydanda, gayrullah’dan uryan gerek.

 

Dokuz sıfattan içeru bir sır diyem anlar isen,

İnsan adın bunda koyup, mahvu garkta nihan gerek.

Vehab Ümmî’nin tevhidi hatırına güç gelmesin,

Bu manayı fethetmeye safi nûr’dan insan gerek

Vehab ÜMMÎ (Terzi baba)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VELİ OLMAZ KİŞİ TAŞLANMAYINCA
Anasayfa'ya dönüş

Veli olmaz kişi taşlanmayınca,

va endişesi boşlanmayınca,

Kemâle eremez sâlik diriğâ,

Bu aşkın odına haşlanmayınca.

Söğütte hiç biter mi tatlı elma,

Yarılub sarılub aşlanmayınca.

Yiyemez körpe kuzu dürlü otu,

Büyüyüp günbe gün dişlenmeyince.

Ne denlü aklı olsa da kişinin,

Okumaz hoca’ya başlanmayınca.

Dahi başlanmağile alim olmaz,

Çalışub dersine düşlenmeyince.

Sabî bâliğ hemin akil olur mı?

Nice yıllar geçüb yaşlanmayınca.

Amel çokluğuna yok itibar hiç,

Kulundan Hâlik’ı hoşlanmayınca.

Bu Guddûsi gibi sen olma tenbel,

Vücud bulmaz bir iş işlenmeyince.

Ahmed KUDDUSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEVGİLİ SULTANIM ALEYKÜM SELAM
Anasayfa'ya dönüş

 

Emanet etmişsin geldi selâmın,

Devletlü sultanım aleyküm selâm.

Aldım tazim ile bu ben gulamın,

Sevgili sultanım aleyküm selâm.

Umarım efendim mürüvvet senden,

runda geçmişim can ile tenden,

Demişsin ihvana selâm et benden.

Sevgili sultanım aleyküm selâm.

Geçmeden boynuma aşkın kemendi,

Nice bir anarsın derd ile mendi.

Kuluna selâm etmiş sultan efendi,

Sevgili sultanım aleyküm selam.

Aziz iltifatın rayi kâr ettin,

Şiddetli ateşimi gülistan ettin,

Mahsun ihvânını şaduman ettin,

Devletli sultanım aleyküm selâm.

Hasta idim beni getirdin cana,

İhtiyaç kalmadı gayri lokmana,

Selâmın şifadır şu hasta cana,

Sevgili sultanım aleyküm selâm.

Müyesser olur mu yüzünü görmek?

Acep olur mu ki vasfına ermek?

Güzel güzel böyle selam göndermek

Keremdir sultanım aleyküm selam

İbrahim Hoca

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O MÜBAREK YÜZÜ NÛRDUR ŞEYHİMİN
Anasayfa'ya dönüş

Şeker bal kaymaktan tatlıdır sözü,

Peygamber vekili kutuptur özü,

Şafağın renginden kırmızı yüzü,

O mübarek yüzü nûr’dur şeyhimin.

Şeyhim efendimdir bizler gulami

Görürseniz benden söylen selâmı,

Mübarek ağzından çıkan kelâmı,

İnci, mercan, cevahirdir şeyhimin.

Seher vakti bülbül gibi ötüşen,

Sadakatle saliklere katışan,

Tarikat yolunda aşka tutuşan,

Sadık ihvanları vardır şeyhimin.

Niceleri aşk gölünde yüzüyor,

Mecnun olup sahralarda geziyor,

İbrahimde kasideler yazıyor,

Nice aşıkları vardır şeyhimin.

 

İbrahim HOCA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

PEYGAMBER VEKİLİ SULTANA GELDİM
Anasayfa'ya dönüş

İhvanlardan bütün methini duydum,

Gelip de bu halkın sözüne uydum,

Bu kemter başımı bu yola koydum,

Minnetsiz canımı kurbana geldim.

Göster cemâlini kurtulam yastan,

Kalayla kalbimi kir ile pastan,

Halktan uzlet edip kesilem nastan,

Peygamber vekili sultana geldim.

Nice saliklerin olmuştur veli,

Senin himmetinle tuıtmuşlar yolu,

şkünlere cömert şeyhimin eli,

Feyiz dilenmeye ihsana geldim.

Rehbersiz salik upuzun yatar,

Hakk’ı bulam derken batıla sapar,

Çobansız koyunu derler kurt kapar,

Güdülmeye bende çobana geldim.

Füyuzat bağında savur bir harman,

Peygamberden sana geliyor ferman,

İşittim lokman’sın dertlere derman,

Derdime bir ilaç sormaya geldim.

Füyuzatın teknesinde yoğrulsam,

Aşkın ateşinde yansam kavrulsam,

Benliğimi yakıp külüm savursam,

Vahdet’i Mevlâ’ya ermeye geldim.

 

 

 

 

Mürşidsiz müridler ermez kemâle ,

Dalâlette kalır gider zevale,

Aşık oldum geldim onun cemâle,

Peygamber vekili sultana geldim.

İbrahim Hoca aşıktır sana,

Gönlüm yana yana döndü büryana,

Salikim uğruna geldim ihsana,

Peygamber vekili sultana geldim.

İbrahim HOCA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BALI BABAMIN BABAMIN
Anasayfa'ya dönüş

Alam desem satılmaz ki,

Elin ile tutulmaz ki,

Dilin ile tadılmaz ki,

Balı babamın babamın.

Müridleri katar katar,

Hakk’tan alır halka satar,

Hakk’ın eli ile tutar,

Eli Babamın babamın.

Tekkesi var dört beş katlı,

İçerisi taksimatlı,

Pir’imizle irtibatlı,

Teli babamın babamın.

Kimi konar kimi göçer,

Kimisi yer kimi içer,

Nur Dağı’ndan gelir geçer,

Yolu babamın babamın.

Pir’i Abdulkadir’dir,

Şeyh’i Bilâl Nadir’dir,

Hacı Hilmi Nadir’dir,

Gülü babamın babamın.

Dünya ahiretin tarlası,

Namaz, zikir parolası,

Bakabillah’ın sahrası,

Çölü babamın babamın.

Aşık MECHUL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SULTANIM PAYİNE YÜZÜM SÜREYİM
Anasayfa'ya dönüş

Sultanım payine yüzüm süreyim,

Aşık’a Bağdat’tır yolların senin,

Hasretinle sana yandı yüreğim,

Ne diyardan aşar yolların senin.

Sultan Kadiri’den giyinmişsin taç,

Bu yol seni kimseye eylemez muhtaç,

Her seher vaktinde eylersin Mi’rac,

Aksa’da açılan güllerin senin.

Cami-i Kebir’de namaz kılarsın,

İnip aşkın deryasını boylarsın,

Göz yaşı ile kalbimizi sularsın,

Akar Ab’ı hayat sellerin senin.

Erenler elinden içmişem şarab,

Aşkına düşenler çekmez ızdırap,

Hazine dolusu bastığın toprak,

Âlemlerin gönlünde tuduya senin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SELAMI GETİREN DİLLERİN SENİN
Anasayfa'ya dönüş

Şehadet parmağın Arş’ın kalemi

Defterine yazan mürid olanı,

Her seher getirin Hakk’tan selâmı,

Selâmı getiren dillerin senin.

Gittiğin yol sıddık’ı Azam yoludur,

Bu yolun sahibi gayet uludur,

Aslın ihramzâde Kâdir-i koludur,

Rahmana ulaşır ellerin senin.

Bülbül olsam has bahçende otursam,

Aşkın kitabını bana okusan,

Bir gece de pinhanende uyusam,

Doldurur bâdeyi ellerin senin.

Ne güzel yaratmış ol bâri hüdâ,

Bir canım var yoluna eylerim feda,

Birsin bin ıhvana verirsin gıda

Âlemler gönlünde balların senin.

Derviş Ali der ki, aşk ateşi özümde,

Dünyayı verseler yoktur gözümde,

Emânetullahi alsa dizinde,

Tutsa cenazemi ellerin senin.

Derviş ALİ

 

 

 

 

 

 

 

BANA BU TEN GEREKMEZ CAN GEREKTİR
Anasayfa'ya dönüş

Bana bu ten gerekmez can gerektir,

O bâki cennete iman gerektir.

er Muhammed’e ümmet olursan,

Dilinde zikir ile Kur’ân gerektir.

O Mürşid ki bizi Hakka iletir,

Aşık cânı ana kurban gerektir.

Namaz kılmağa, zikir etmeğe daim,

İnâyet kuluna Hak’tan gerektir.

Bunlar hoş geçti uçmak arzusundan,

Didar göstermeğe Sultan gerektir.

Niderim Uçmağı yahud da hûri,

Bana dergâhına seyran gerektir.

Hakikat şerbetin içen aşıklar,

Başı açık teni uryan gerektir.

Aşık Yûnus bu sırrı anlayanın,

Ciğeri büryan gözü giryan gerektir.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞOL BENİM ŞEYHİMİ GÖRMEĞE KİM GELİR
Anasayfa'ya dönüş

Şol benim şeyhimi, Görmeğe kim gelir,

Zevk ile sefalar, Sürmeğe kim gelir.

Şeyhimin illeri, Uzaktır yolları,

Açılmış gülleri, Dermeğe kim gelir.

Şeyhimin özünü, Severim sözünü,

Ol mübarek yüzünü, Görmeğe kim gelir.

Şeyhimin ilini, Sorarım evini,

Ol sevgili elini, Öpmeğe kim gelir.

Şeyhimin ilinde, Asası elinde,

Ol mübarek elinden Almağa kim gelir.

Şeyhimin evinde Bir kadeh elinde,

Susamış aşıklar, İçmeğe kim gelir.

Ahd ile vefalar, Zevk ile sefalar,

Bu yolda cefalar, Çekmeğe kim gelir.

Şeyhimin şem’ine, Bu canım pervane,

Salâ aşıklara, Y anmağa kim gelir.

Şehidin donunu, Yumazlar kanını,

Dost için canını, Vermeğe kim gelir.

Hak için malını, Vermeğe varını,

Aşk için ârını, Dökmeğe kim gelir.

Ah ile göz yaşı, Yûnus’un haldaşı,

Zehr ile pişen aşı, Yemeğe kim gelir.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

R KAMİL MÜRŞİDE VARMAZSAN OLMAZ
Anasayfa'ya dönüş

Gel ey kardaş Hakk’ı bulayım dersen,

Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz,

Resûlün cemâlin göreyim dersen,

Bir kâmil mürşide varmazsan olmaz.

Niceleri gittiler Mürşid arayı,

Arayanlar buldu derde devayı,

Bin kez okusan aktan karayı,

Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

Gel imdi kardaşlar gidelim bile,

Nice aşıkların bağrını dele,

Cebrâil delildir, Muhammede bile,

Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

Kadılar müftüler cümle geldiler,

Kitapların bir araya koydular,

Sen bu ilmi kimden aldın dediler,

Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

Yûnus EMRE bunda mânâ var dedi.

Bir kâmil Mürşide sen de var imdi,

Hazreti Mûsâ’ya Hızır’a var dedi.

Bir kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

Yûnus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

BEN SENİ SEVERİM CANDAN İÇERU
Anasayfa'ya dönüş

Ben seni severim candan içeru,

Yolumuz var bu erkandan içeru.

Şeriat tarikat yoldur varana,

Hakikat, marifet andan içeru

Kesildi takatım dizde derman yok,

Bu ne mezhep imiş dinden içeru.

Senin aşkın beni benden aluptur,

Ne şirin dert var, dermandan içeru.

Beni sorma bana bende değilim,

Bir ben vardır bende benden içeru.

Süleyman kuş dilini bilir dediler,

Süleyman var Süleymandan içerû.

Mürşid-i Kâmil’in sırrını sakla,

İlikten kemikten kandan içeru.

Yunus’un gözleri hundur ateştir,

Kapında kul var sultandan içerû.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

R TEK NAZAR NOLUR ŞEYHİM
Anasayfa'ya dönüş

 

Kalbi kavurupta yakan, yaş olupta yüze akan,

Tebessümle şöyle bakan, bir tek nazar nolur şeyhim.

Ben tâlibim Hakk aşkına, sevdanla döndüm şaşkına,

Allah Muhammed aşkına, bir tek nazar nolur şeyhim.

Aklımı başımdan alan, beni sevdalara salan,

Dünya ahiret şeref olan, bir tek nazar nolur şeyhim.

Tüm sancımı dindirecek, Beni Hakk’a döndürecek,

Îman ile öldürecek, bir tek nazar nolur şeyhim.

Kara kalbi beyaz eden, gönül dünyamı seyreden,

Elden tutup insan eden, bir tek nazar nolur şeyhim.

Bütün ömrüm istediğim, kapında hep dilendiğim,

runda bir can verdiğim, bir tek nazar nolur şeyhim.

Nazar eyle o gözünle, Hakk aşkı yanar özünde,

Cennet gülü gül yüzünde, bir tek nazar nolur şeyhim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZAHİD BİZE TAŞ ATMA
Anasayfa'ya dönüş

Zahid bize taş atma, mâşukumuz hüdâmız var.

Günah deryasına dalma, Hakk’a geçer nazımız var.

Yedi yüz seneden gelen, sünnetleri tazeleyen,

Nice müritler yetiren, Şah Bilâl Nadirimiz var.

Din yolunda zahmet çeken, geceyi gündüze katan,

kılmış gönüller yapan, Sultan Hilmi babamız var.

Hastalara hastahane, delilere tımarhane,

Allah için yemekhane, bir ulû dergâhımız var.

Târikatımız kâdirî, Şeyhimiz Bilâl Nâdirî,

Babamı bileliden beri, bizim Hakk’a ahdimiz var.

Hakk’ı batılı ayıran, kötülükten beri olan,

Cahil iken âlim olan, sayısız ihvanımız var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GEL KARDEŞ GİDELİM ANTEP ELİNE
Anasayfa'ya dönüş

Gel kardeş gidelim Antep eline,

İllerinde cennet kokar babamın,

Çakmak yol çatının tam kıblesinde,

Yollarında cennet kokar babamın.

Kalbimize iman suyu serpelim.

Batılı yerden yere tepelim,

Tazim, hürmet ile elin öpelim,

Ellerinde cennet kokar babamın.

Hakk ile yürüyen Hak ile gören,

Ümmeti Muhammed’e sofralar seren,

Halka bolca beleş nasihat veren,

Dillerinde cennet kokar babamın.

Mücevher tüccarı cevher satıyor,

Daha yeni doğmuş sanma batıyor,

Danacık köyünde medfun yatıyor.

Türbesinde cennet kokar babamın.

Tekkesine gıpta eder melekler,

Orda boşa gitmez asla emekler,

Sofrasında türlü türlü yemekler,

Ballarında cennet kokar babamın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GELİN EY KARDEŞLER GELİN
Anasayfa'ya dönüş

Gelin ey kardeşler gelin,

Bu menzil uzağa benzer,

Nazar kıldım şu dünyaya,

Kurulmuş tuzağa benzer.

Bir Pirin eteğin tuttum.

Ana beli deyip gittim.

Nice yüz bin günah ettim.

Her biri bir dağa benzer.

Pirim diyemedim ere,

Varamadım doğru yola,

Günahım çok, yüzüm kara,

Eller yüzü ağa benzer.

Günahım çok başım kaygı

Terk etmedim fena huyu,

Cümle âlem benden eyi,

Benden kemter yoğa benzer.

Çağla Derviş Yunus çağla,

Sen özünü Hakk’a bağla,

lar isen haline ağla,

Elden vefa yoğa benzer.

Yunus EMRE

 

 

 

 

 

 

 

BENİM BABAM GERÇEK VELİ
Anasayfa'ya dönüş

Benim babam şu cihana,

Küfürle güreşe geldi,

Küfr ehlini kahreyleyip,

Kökünden tıraşa geldi.

Benişm babam gerçek veli,

Tatlı sohbet eder dili,

Bir vurunca küfrün beli,

Kemikleri taşa geldi.

Bu bir gerçek, değil ruya,

Bu bir ihlâs, değil riya,

Bu güreşi gören dünya,

Seyire temaşa geldi.

Yerler gökler hem felekler,

Kabul oldu tüm dilekler,

Bu güreşte tüm melekler,

Cezbelendi cûşa geldi.

Onun bunun sapıkları,

Kilisenin rahipleri,

Babamızın rakipleri,

Mağlup olup tuşa geldi.

Gizli gizli pilancılar,

Şol maskeli yalancılar

Falancılar filancılar,

Kebap diye leşe geldi.

Babama baba demeyen,

Emrine boyun eğmeyen,

Gelip de biat etmeyen

Şu dünyaya boşa geldi.

Zalim küfrün filosu

İmha oldu hem silosu,

Batmanı ile kilosu,

Tarttım hiç kuruşa geldi.

kıldı küfür mars oldu,

Bu kendisine ders oldu,

Her işleri ters oldu,

Sanki yazı kışa geldi.

Parça parça oldu alnı

Hem kırıldı ağzı burnu,

Vurunca patladı karnı,

Sanki içi dışa geldi.

Adalet yerini buldu

Muhammed’den miras kaldı,

Babamız şampiyon oldu,

Şimdi babam başa geldi,

 

Aşık MECHUL