ALIŞ VERİŞ- TİCARET :
Vaktiyle Bilâl Babamın verdiği fetvalara itiraz eden bir hoca, Bilâl Babamla karşılaşmak ve tartışmak için, başka bir köyde bir ev tayin edip orada uzun boylu tartışıyorlar. Tarla avansı ve açığa para alma hakkında Bilâl Babam Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in at alıp satmasını İmam-ı Azam, Ima-m-ı Yûsuf ve İmam-ı Muhammed'in kavillerini ve sözlerini kitapları ile delilleri ile söylüyor. Hoca hiçbir delile dayanmadan hepsine itiraz ediyor. Daha sonra "Bilâl Hoca şu şu sözleri söylüyor, bu sözleri söyleyen (yazmaya layık görmediğim bir kelimeyi kullanarak) ...çok fazla kötü değil mi?" diye Antep müftüsüne mektup yazıyor. Mektubu Babama kadar getirdiler. Babam, hocaya aşağıdaki mektubu yazarak ona ve aynı görüşte olan bütün hocalara da cevap veriyor. Mektup aynen şöyledir:
Açığa caiz değildir, haramdır diyenlere ve avans caiz değildir, haram diyen hocalara; "(Elcildis-sanî minel mevkufat) Bu mevkufat kitabının ikinci . cildidir."; "(Hazâ kitab-ül fetva) bu fetva kitabıdır." dinimizin temelidir, İnanmayanlar yahudidir. "(Kitab-ül büyu) burası. alış-veriş yani alım-satım söyler" Allahu Teâlâ âyet-i kerime'de de: "(Ehallallahül bey'â ve harramer riba:)
Allahu Teâlâ alış-verişi helâl eyledi, faizi haram eyledi."898 deyü buyurdu, Yahudiler alış-verişte faizdir deyince bu âyet geldi.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem): "(Yâ maşeretül tüccar innel bey'â yahderahullahu vel halef subhi bissadakati:) Ey tüccarlar! Alış-verişe devam edin, oyun ve yeminleri size söylemeye mecbur gibi görünür, sakınınız ve sadakaya devam ediniz. Alım-satım helâldir."deyü buyurmuştur. (Kitabü'l-mürabihatü vettevliyeti) İkinci cild, sayfa 28)
Biri; "(Murabaha) Kâr ile satmaktır."
İkincisi; "(Vettevliye) Aldığı bahaya satmaktır."
Üçüncüsü;"Noksanına satmaktır."
Üçüde caizdir, helâldir. Açığa para vermeyi ve almayı inkâr eden hoca sen buna inanmadığın için yahudiden daha kötüsün. Bak şimdi, Musannif (Rahmetullâlıi aleyhi) İmam-ı Azam ve İmam-ı Yûsuf ve İmam-ı Muhammed'in sözleri (Sayfa 29) "(Vemen iştera şey'en bî aşreti fe bâhu bî hamseti aşer senime şirâhû saniyen bî aşereti yürâ bî hü alâ hamsetin:)
Bir kimse ki, birşeyi on dirheme alsa on beşe satarım dese, on beşe satsa; tekrar on beşe sattığını geriye on dirheme alsa yine geri satacak olsa bana on beş dirheme maloldu desin amma daha ziyadeye satmasın, ona aldığını onbeşe satsın, daha ziyadeye satmasın.";
"(Ve inşirahu saniyen bi hamseti aşer lâ yürabihü;)
Ona alıp onbeşe sattığını tekrar onbeşe aldıysa yine onbeşe satsın."899 Bu İmam-ı Azam Ebû Hanife Rahmetullahi'nin sözüdür, dikkat ediniz. On liralık malı onbeş liraya sattırıyor. Geri onbeş liraya satın aldırıyor. Senin açık dediğin de bundan ileri gitmiyor. Biri bir buçuğa satmak, geri bir buçukluğu bire almak; yirmi liralık malı otuza satmak ve otuz liralık malı yirmiye almak caiz ve helâl olduğu meydana çıktı. Hoca senin yüzde ondan fazla kâr helâl değildir dediğin nerede kaldı? Aklen şeriat kesmek yahudiliktir. Sen Kitab'a inanmıyorsun, kanunu tanımıyorsun. Kitab'ta başağında yani sapında buğdayı aynı yukarıdaki bahâ ile satmayı emrediyor (Bak sayfa 8'de).
"(Ve yecûzü biül berri fi sünbülihi in yüşiü bi gayri cinsihi:)
Buğdayı sünbülünde, başağında satmak caizdir. Cinsi cinsine değilse caizdir, helâldir."9°°
Hoca sen diyorsun ki, avans helâl değildir, diyorsun. Bir kimseye borç vermek gardullah; "Allahu TeâIâ için borç veren kimse o borçlu kimse ile ortaklık yapmasın" diyorsun. Faiz neresi o adam gardullah borca para veriyor. İndellah sevap kazanıyor, faiz almıyor. Ayet-i kerime şöyle; "(İn tükridûllahe garden. hasenen yüdâifehû leküm ve yağfir leküm:)
Eğer sıkılmış olanlara gardullah borç verirseniz, malınızı artırırım ve yardımınızdan dolayı, sizi affederim"901 buyuruyor.
Zâten ortaklık tohum verip masrafada ortak olunca helâldir. Para verince neden haram olsun? Hoca senin maksadın fukaraları veya bunalmış zenginleri boğmaktır. Asayiş-i âlemi bozmaktır. Sen: "Açığa para vermeyin, avansı, yardımı vermeyin, bankadan para almayın" dersin. Sen de bir fakir acından ölüp kapına gelse, canı çıksa Allahu Teâlâ için (gardullah) borç vermezsin. Fukaralar ölsün mü? İnsafsız, merhametsiz yahudi yürekli herif, Allahu Teâlâ'dan kork. Senin gibi söyleyen bir müftü var idi. Aynı senin söylediklerini söyler idi. Maraş müftüsüne bir zaman gitmişler, "O müftü, açığa, avansa "Haram" diyor, sen ne dersin?" demişler. Maraş müftüsü "Fukaralar acından ölsünler mi?" demiş. Allahu Teâlâ'dan korkanlar böyle derler. Çünkü alış-veriş sultan pazarıdır ki, bir kadının nikahı gibi sağlamdır. Tarafların rızası iIe olan bahşire bozulmaz; sana dedim ki: «Mevahib-i Lüdünniyye» kitabında:
Rasulûllah (Sallallâhu aleyhi vesellem) bir at satın almış, eve geldikten sonra at sahibi gelmiş:Benim atım daha ziyade eder imiş. Benden ucuz almışsın. Atımı ver, paranı al, demişti. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):Ben, senden Sultan pazarında pazarlık ettim, geri vermem, deyince adam mahkemeye gitmiş.
Hakim, Peygamber Efendimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e:.Nasıl aldın? Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):Pazarlık ile aldım. Hakim, Şahidin var mı?" deyince Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):- Evet! (Ashâbdan bir zâttı.) Bunu iki şahit yerine kabul ederim, buyurdu. Hakim:...Şahid dinlendi. Peygamber Efendimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) kazandı, atı da vermedi.](Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) zamanında O'nun sözlerine kanaat getirmeyip kendisinin haklı olduğunu iddia ediyor ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ile mahkeme oluyor. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) kendisine şahid dinletiyor. Halbuki Allahu Teâlâ, O'nun hükmüne inanmayanın imanını kabul etmiyor.902 Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i en büyük şahid olarak kabul ediyor.
Ayet-i kerimede: "Her ümmetten bir şahid getirip, seni de şahid ettiğimiz zaman"903 buyuruluyor. Mahkeme-i Kübra'da Allahu Teâlâ hakim, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) şahid olacak. Yine ashabın içinde Peygamberimiz (Saliallâhu aleyhi vesellem) için "Mal taksimini düzgün yapmıyorsun, mal taksimini düzgün yap,"904 diyen ashâb çıkıyor. Onlar münafıktı. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e ve yaptıklarına itiraz ettiler. Bilâl Babama itiraz etmeleri onlara çok görülmez. Bilâl Babam âyetlerle, hadîslerle açıklıyor, onlar demişlerle söylüyorlar. Bundan da Bilâl Babamın büyüklüğü meydana çıkıyor.)
[Hoca, sen ne Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vescllem)'in işlerine ne de Kitab'a inanıyorsan. Allahu Teâlâ'nın Kitab'ına inanmayanın yeri cehennemdir. Sen, (benim İçin) "Kadınlar elini öpüyor ve kendini meth ediyorsun," diyorsun. Bunlara cevap vereceğim.
İnşallahu Teâlâ.Dinimizde doktora gitmek caiz değil mi? Doktorlar kadınların her yerine el vuruyor. Bunlar müslüman değil mi? Bir müslüman doktorun o kadının hayatını kurtarması senin ibadetinin hepsine bedeldir. Onun gibi benim yanıma her gün yüzlerce hasta geliyor; kimisi felç olmuş eli, ayağı tutmuyor, kimi çocukların kuşaktan aşağısı tutmuyor. Bunlar iyi olup gidiyor. Kimisi deli olmuş» saralılar geliyor. Artık deli deyince bellidir ki, neler yapıyor. Üç gün, beş gün burada evimizde kalıyor.
Para isteme yok, beleş (bedeva) kalabildiği kadar kalıyor. Yüzlerce kadın ve erkek iyi oluyor. Doktorların ümitlerini kestikleri hastalar burada iyi olup gidiyor. Bunu senin gibi körler göremiyor da kadınlar elini öpüyor dersin. Allahu Teâlâ'ya yüz binlerce şükürler olsun ki, ümmet-i Muhammed faideleniyor. Allahu Teâlâ'ya hamd-ü senalar olsun, bende bir büyük doktorum. Senin gözün körde göremiyorsun. Bu sözü sana karşı söylüyorum. Çünkü bana karşı çok burnunu kaldırıyor, "Kızılbaştan kötü değil mi?" diyorsun. Sen bana sarfettiğin ...den kötüsün ki, Hakk sözü Kitab'ı, âyeti, hadîsi kabul etmeyip, kendini büyük görüyorsun, İşte bende Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in şu hadîs-i şerîfi mucibince sana söyledim.
Hadîs-i şerîf: "(Kebbiru alâmen kebbere âleyküm:) Yani; Size kibirlilik edene karşı sizde kibirlilik ediniz."
MANEVİYATTA SİGORTA NASIL YAPILIR
Herhangi bir malını sigorta yapmak nasıldır? Ayette, hadîste yeri var mıdır? Nasıl yapmamız lazım? sorusuna:
Ben âyete, hadise göre yazacaksam bu sigorta Allahu Teâlâ'nın ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in dediği gibi sigorta olması lazım. Belki sözümüz ağır olabilir.
Kitap yazan imamlar hakiki bir dervişle karşılaşıyorlar. Birisi: "Yazacağımızı bir de şu dervişe soralım" der. Bir diğeri "Onun sözü ağır olur, biz kaldıramayız" deyince diğeri. "İlle soralım" dîye israr ediyor ve dervişe gelip soruyorlar: .
Ben bir vakit namazımı geçirdim. Fakat hangi vakti geçirdiğimi bilemiyorum. Kaza edeceğim.Nasıl kaza edeyim? der.
Derviş:
Size göre mi
söyliyeyim, bize göre mi söyliyeyim? der.
Yazar:
Şeriatın sizi bizi olur mu? İlk
defa anlat bakalım. Size göre nasıl olur, bize karşı nasıl olur?
Derviş:
Sizinkisi
kolay. Beş vakit namazı
kılarsın, bir vakit geçirdiğinin yerine kabul olur. Diğer dört vaktide
kaza etmiş olursun.
Yazar:
Ya size göre nasıl
olur? deyince,
Derviş:
Bize göre bir vakit namazı
geçirdiyse, bu geçirdiği vaktinde hangi vakit olduğunu bilmiyorsa; namazı
da bu kadar hafife almışsa o kimse ben isem
dahi boynumu, burdan kesmeli diye eli ile boynunu işaret ediyor. Sormayalım
diyen yazar (mezheb İmamı):Şimdi yaz bakalım yazabilirsen, diyor. Sükût
ediliyor ve yazamıyorlar:Şimdi en iyi sigorta size göre infâk. Peygamberimiz (Sallallâhu
aleyhi vesellem);Allahu Teâlâ'ya yemin ederim ki üç
şey olur: - Birincisi: Allahu Teâlâ yoluna
verilen mal artar eksilmez. Ona yemin ederim, - İkincisi:
Dilencilikten kendisine bir kapı açan Allahu Teâlâ yoksuzluktan yetmiş
kapı açar. Ona yemin ederim.-
Üçüncüsü:Bir adama kötülük etseler, kötülük eden adamın
fırsatı
kendi eline geçerse, ona yapacağı kötülükten Allahu Teâlâ için vaz
geçerse o adam iki cihanda aziz, yüksek, büyük adam olur.Ona yemin ederim,
buyuruyor.
Zekat, sadaka, infak, yedirmek, içirmek hem malı arttırır, hem sigorta eder. Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de âyetlerde, hadîs-i kudsilerle, yeminlerle birin yerine on, yetmiş, yediyüz, bin vereceğini vadediyor.
(Sûre-i Enam, Ayet 160)
"Kim (Allah huzuruna) bir iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de bir kötülükle gelirse o, sadece onun misliyle cezalandırılır. Onlar (iyilik edenler de fenalık yapanlar da) haksızlığa uğratılmazlar. (Sevapları eksik verilmediği gibi azapları da artırılarak zulme uğratılmazlar)."
(Sûre-i Bakanı, Ayet 261)
"Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir tane gibidir ki, her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine daha da fazla verir. Allah geniştir, herşeyi bilir."
(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarih, Cild 4, Hadîs No: 605)
"Ebû Hüreyre (Radiyallâhu anhu)'den; Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
- Benim şu (Medine'deki) mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke' deki) Mescid-i Haram müstesna olmak üzere, başka mescidlerde kılınan bin namazdan (ecrü sevab cihetiyle) hayırıdır." .
(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs-i Kudsi No: 4062)
"(Allahu Teâlâ buyurdu:) Kulum bir sevabı kasd edip de yapmazsa ona bir sevab yazarım, yaparsa karşılığında ondan yedi yüz misline kadar yazarım, bir günah kasd edip de yapmazsa ona bir şey yazmam, yaparsa onun hesabına tek bir günah yazarım."
Bu sigorta sadece mal için değil, asıl büyüklüğü âhiret, öbür dünya ve cennet için bir sigortadır. Sadece o da değil. Allahu Teâlâ kendisine ölmeyen bir hayat "Hayat-ı Tayyibe" yani temiz hayat verir.Sadece bu da değil, Allahu Teâlâ'ya hakkı ile kulluk etmiş, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e hakkı ile sevilmiş ise; o kişi her ne kadar kötüde olsa Allahu Teâlâ'nın yolunda yedirmek, içirmek, cömertlik yapmışsa yeri cennettedir. Cimrilik, yapmışsa onun da yeri cehennemdedir.
(İhyâu 'Ulûmi'd-dîn, Cild 3, Hadîs No: 563)
"Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkıtıl mıştır. Her kim onun bir dalına yapışırsa o dal onu çeker cennete götürür."
(İhyâu 'Ulûmi'd-dîn, Cild 3, Hadîs No: 569)
Cömertlik,cennettebir ağaçtır. Cömert olan, onun bir dalını yakalamıştır. O dal onu cennete götürmeden bırakmaz. Cimrilikte cehennemde bir ağaçtır. Cimri de bu uğacın bir dalına yapışmıştır, o da! o adamı, cehenneme götürmeden bırakmaz."
(İhyâu 'Ulûmi'd-dîn, Cild 3, Hadîs No: 603)
"Sehâvet (cömertlik), cennette biten bir ağaçtır. Cennete ancak cömertler girer. Cimrilik de cehennemde biten bir ağaçtır. Cehenneme de ancak cimriler girer."
Cömertlik seni cennete, cimrilik seni cehenneme götürür. Sen diyeceksin ki: "Diğer amelleri iyi değilse, cömertlik insanı nasıl cennete götürür?"
Cömert olan Allahu Teâlâ"ya yönelmiş olur; Allahu Teâlâ da onu kendisine ve cennete doğru çeker. Cimrilik şeytana yöneltmiş olur, onu şeytana çeker; şeytanda kendini cehenneme çeker. Ayette:
"Allahu Teâlâ iman edenlerin dostudur. Onları zulumattan nura, karanlıktan, kötülükten, günahtan nura, cennete çeker. Şol inkâr ve küfür edenler de şeytanın dostudur. Şeytanda onları nurdan zulumatta, cehenneme çeker."907 buyuruluyor.
"Cömert adamın cömert olduğunu nesinden bilelim?" sorusuna;
Allahu Teâlâ için cömertlik Allahu Teâlâ'ya inanmadan ileri gelir. İnandığı birşey için insan malından verir. Cimrilik Allahu Teâlâ'ya güvenmemeden, inanmamadan ileri gelir. Zamanında Osmanlı Padişahları dört kıtaya hükmetmiş, dünyanın en zengini olmuşlar. Kabirlerine git, Fatiha ve Kur'ân okuyan pek az. O maddi zenginlikten manevi fakirliğe düşmüşler. Mevlâna Hz. vb. büyük zâtlar, kendi zamanında fakir imiş. kabirleri yüz binlerce ziyaretçi ile dolup taşıyor, ruhları için yüz binlerce amel-i salih yapılıp bağışlanıyor ve Kur'ân-ı Kerim okunuyor. İşte zamanında onlar en geçerli, en düzgün, en kıymetli sigortayı yapmışlar. Bu sigorta yarın mahşerde Kur'ân-ı Kerim'de:
"O günde kimse kimseye şefaat edemez. Ancak Allahu Teâlâ'nın izin vermiş olduğu kimseler şefaat eder."908 buyuruluyor. Şefaat etme selâhiyeti, Allahu Teâlâ tarafından eline verilip, cehennemde yanmadan insanları kurtarırsa en büyük meziyet en büyük şeref, en büyük sigorta o zaman başlar.
Hayatını sigorta yaptırsan, herşeyini (araba, ev, eşya, mal vb.) sigorta yaptırsan, sigorta yapılmayacak şeyler vardır. Meselâ: Ölmeme, hastalanmama sigortası yok. Vücudunu, iç organlarını Allahu Teâlâ çalıştırmazsa, onu çalıştıracak sigorta yok. Sıhhatin, aklın giderse Allahu Teâlâ yerine getirmezse, onu yerine getirecek sigorta yok. Zengin olursan malın, paran sana düşman olur. Malını, paranı sana düşman etmeyecek sigorta yok. Ama Allahu Teâlâ'nın yapmış olduğu sigorta bunun hepsini içine alır. Mahşeri, cenneti, Cemali, gurbiyeti, .Didarı İlahiye'yi hepsini içine alır. Üstelik seni seven de Allahu Teâlâ için sever. Eldeki servet gider, fakir olur. Allahu Teâlâ'nın kendisine verdiği servet, mü'minlerin kalbindeki sevgi çalınmaz, eksilmez, yanmaz, azalmaz, gittikçe artar.
Bizim sigortaya gelince: Birinci sigorta Allahu Teâlâ için dünya malından, sevgisinden tamamen geçip bir tek Allahu Teâlâ'nın rızasını gözetmektir. Dünya malı olunca olmasın demez, ona hor bakmaz. Dünya malı olsada olmasada Allahu Teâlâ sevgisinden başka dünya mal. para, evlat Allahu Teâlâ'nın sevgisini bastıracak sevgi kalbine girmez. Kalbinde en büyük sevgi Allahu Teâlâ'nın sevgisi, en büyük korku Allahu Teâlâ'nın korkusudur. Diğer sevgi ve korkular ikinci sıraya gelir.
Hakk aşıkları demişler ki: "Hakk aşıklarına hubbü dünya (dünyayı sevmek) haram. Kesbi dünya helâl: Maişetini, geçimini çıkarıp, kimseye muhtaç olmamak için çalışmak helâl. Cemi' Dünya delâl: Yani dünyanın malını biriktirip, yığınak, Allahu Teâlâ'nın yolunda harcamamak, fakir, fukaraya yedirip, içirmemek delâlettir. Terk-i Dünya Kemâl: insanın olgunlaşmasıdır. Allahu Teâlâ'ya tam sevilebilmesi için kalbinde, gönlünde zerre kadar dünya sevgisi olmaz. Kalbine Allahu Teâlâ'nın , sevgisinden, rızasından başka birşey girmez. İşte bu da kemâldir.
Dünyanın en zengin adamı ile dünyanın en fakir adamı ikisi de toprağın altına girince dünya malı cihetine ikisi de eşittir. Ama sorgu cihetine eşit değil. "Bu vücut sana emanetti, bu dünya malı da sana emanetti. Mülk Allahu Teâlâ'nındır. Sen, Allahu Teâlâ'nın sana emaneten vermiş olduğu bu malı nereye harcadın? Sözde bu mal senin mi? denilirse, "Hayır! Ben üzerinde emanetçiyim. Mülk, Allah'ındır" diyordun. Fakirlere ne dağıttın?" diye Allahu Teâlâ soracak.
Pehlül Dane Hz. kardeşini ikna için padişah mirasçısı olduğu halde, babasından kalan malını beş kuruşa sattı. Kardeşi Harun Reşid kendisine darılıyor: "Bu kadar mal beş kuruşa satılır mı?" Pehlül Dane Hz. hemen bir ateş yakıp üzerine bir saç kapatıyor. "Sacın altıda, yanıda cehennem; sac, sırat köprüsü. Önde ben gidiyorum, arkamdan sen gel" der. Pehlül Dane Hz. sacın üstüne basıp; "'babamdan kalan malı beş kuruşa sattım" deyip, Öbür tarafa geçiyor ve "şimdi sen kızgın sacın üzerine çık, sırat köprüsünün ü-zerinde malından sorulacaksın. Ben geçtim, sen de nerelere ne kadar para verdiysen söyle geç" diyor ve kardeşini ikaz ediyor.
Eşit olmadığı dünyada iken zenginin zengin, fakirin fakir olduğu ki, dünyada azami seksen sene yaşayabilir. Yetmiş yaşından sonrası yaşlılık, onbeş yaşından öncesi ise çocukluktur. Elli senelik bir hayat var. Ama âhiret, cennet, cennette Allahu Teâlâ'nın verdiği nimetler ebedidir, sonu yoktur. Milyarlarca, trilyarlarca sene geçse yine sonu yoktur. Asıl sigorta oranın sigortasıdır.
Arabayı sigorta yaptırdık. Bu sigorta kaza yapmayı önleyebilir mi? veya kazanın dışındaki ölümü önleyebilir mi? Kaza yapmayı ve kaza dışındaki ölümü engelleyemez. Kazada senin ölmeni engelleyecek sigorta yok. "Ben ölürsem sigorta çocuklarıma baksın" diye çoluk, çocuğuna sigorta yaptırmışsın. Çocuklarını öldürmeyecek sigorta var mı? O sigorta da yok.
Zamanla üç derviş bir şehre gelirler. O şehirdeki padişah bütün mimarları çağırır ve "Hiç eksiksiz bir ev yaptıracağım, plan çizin" der. Planı çizerler, padişah hiç eksiksiz evi yaptırır. Padişah: "Evin eksiğini bulana şu kadar mükafaat vereceğim, eksiğini buldum deyip beni ikna edemiyeni astıracağım." diye ilan ettirir. Herkes gelip evi gezer. Eksiğini bulamıyorlar, bulup söyleseler de tasdik edemeyiz diye asılmaktan korkuyorlar. Üç derviş geliyor.
Birincisi: "Bu evin bir eksiği var" der.
İkincisi "İki eksiği var" der,
Üçüncüsü "Üç eksiği var" der. Bunları padişaha götürürler. Padişah:
Bu evin eksikleri neymiş? diye sorar.
Dervişin bir tanesi:Bu evin içinde oturacak olan adam devamlı oturamayacak, ölecek. Bu eve büyük bir eksikliktir. Sen öyle bir ev yaptır ki içinde oturan hiç ölmesin.
Padişah:Öyle bir ev yapılır mı?
Derviş:Cennette yapılır, der.
Padişah ikinci dervişe sorar:
Bu evin ikinci noksanı ne imiş?
İkinci Derviş:Bu ev en nihayetinde kıyamet kopunca harab olacak. Sen öyle bir ev yaptır ki harab olmasın.
Padişah:Harab olmayacak ev yapılır mı?
Derviş:O ev cennette yapılır. Cennette yapılan ev hiç harab olmaz.
Üçüncü Derviş:Sen öyle bir ev yaptır ki, içinde oturan ebedi can sıkıntısı görmesin, der.
Padişah:Öyle ev yapılır mı? diye sorar.
Derviş:Cennette yapılır, diye cevap verir.
Padişah dervişlere büyük ikram ve ihsanlarda bulunur, İşte o dervişlerde benim anlattığım sigortayı söylüyorlar. Şimdi bağlandığı şirket iflas ederse maaşını da veremiyor. Sigorta yaptırdığın yer iflas ederse ne olacak? Fakat Allatın Teâlâ'nın sigortası iflas etmez. Allahu Teâlâ bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Allahu Teâlâ cümlemize o sigortayı yapmak nasip etsin. (Amin).
Allahu Teâlâ mal verir, başka sıkıntıda verir. Meselâ: Avrupada ve yurdumuzda en zengin adamlardan intihar edenlerin sayısı çok fazladır. Zenginin parası malı çok olup geçim sıkıntısı yoktur. Fakat kendisinde can sıkıntısı, ruhi bunalım olduğundan canına kıyarak imansız gidip cehennemlik oluyor. Hem sıkıntıları sebebi ile dünyada, hem de cehennemlik olması sebebiyle ahirette bir tad alamıyor. Böylesi adamların bütün dünya kendisinin olması neye yarar. Aynı onun gibi bir çok pürüzlere karşı İslâm dininin vecibelerini uygulamak, fitre, zekat ve sadakayı Allahu Teâlâ'nın emrettiğinden fazla fazla verip cömertlik yapmak hepsini düzeltir. Hayatta en mesut insan başında hiç meşakkat, sıkıntı, zihin yorucu sorunu olmayıp, muhtaç olmayacak kadar malı olup sakin bir yaşam sürenlerdir.
Yukarıda da yazdığımız gibi,
fitre, zekat, sadakanın çok verilmesi ve infak edilmesi âhireti, cenneti ve
oradaki ebedi hayatı garanti ediyor. Ayrıca
Allahu Teâlâ dünyada malının çoğalacağını, bir yerine on, yedi yüz
vereceğini garantilerse , Peygamberimiz (Sallallâhu
aleyhi vesellem) yeminlerle söylerse, cenneti, Cemâli, Didarı,
âhiretinde büyük sigortasını yaparsa, ben şahsen başka sigorta tanımıyorum. Bir
tek sigorta Allahu Teâlâ'nın sigortasıdır.
(Vesselâmu alâ menittebeâl Hûda.)
|
Noksansız bir vücud hem akıl verdim.
Ana rahmindeyken canını verdim. Sana bu vücudu emanet 'verdim, Nerede harcadın derse ne deyim?
Soruyorum kendime ben ne yaptım ki.
Namaz kılmam kalbim temiz diyordun, İlk sorgu namazdır kabirde başlar,
Neden yapmadın ki farzı sünneti,
Anladım namazmış
dinim Mi'rac'ım,
Bize geleceğini düşünmedin
mi, Doğan insan mutlak bir gün ölecek,
Servetin altının, paran nerede,
Bu dünya sen gibi neleri yedi,
|
Her gün saraylarda köşkte eylendin,
Zararın neresinden dönersen kârdır,
Benim bu sözlerim inananlara, İnsan oğlu beşer hem de çok şaşar, Hayatını nerelerde bitirdin, Iyi kötüyü gözlerim gördü, Bu hayat ebedi kalacak sandım, Azığımda yok ki yola çıkmağa Suyunu koyarlar kazan dolunca, Mutlak götürürler seni evinden,
|
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |