Salâvat-ı Şerîfe'nin önemi ve getirmeyenler hakkında
(Ihyâu 'Ulûmi'd-dîn, Cild 1, s.892, Hadîs No: 979)
"Rasûl'ü Ekrem (Sallallâhu aleyhi vesellem) Efendimiz:Kişinin cimriliği için yanında anıldığım halde, benim üzerime salavât-ı şerife getirmemesi kâfidir." buyurdu."
Yani, benim ismim anılırda kendisi duyar, salâvat-ı şerîfe getirmezse cimrilik, mıhrızlık, nekeslik kendisine sorumlu etmek için yeter demektir.
(Kenzü'l-Irfan, Hadîs No: 11)
"Efdal-i Kâinat Efendimiz'e salât-ü selâm göndermek köle azad etmekten efdaldir."532
(Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 12)
"Cenâb-ı Allah'a râziyen (hoşnut olarak) mülâki olmak (kavuşmak) arzusunda bulunanlar bana çokça salât göndersinler."533
(Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 13)
"Rasûl-ü Ekrem (Sallallâhu aleyhi vesellem) sizden bana en yakın olan kimse be ni çokça salât-ü selâm ile yâd edenlerdir."534
(Sünen'ün Nese-i, Cild 3-4, Hadîs No: 1283)"Abdullah ibn-i Ebû Talha babasından naklediyor:
Bir gün Hz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) geldi. Yüzünde sevinç alâmetleri vardı.- Yüzünde sevinç alâmetleri görüyoruz! dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu:- Bana melek gelerek, Ya Muhammed! Rabb'in şöyle buyuruyor: Sana bir salavat getirene benim on rahmet etmem, sana bir selâm gönderene benim on defa lütuf ve yardımda bulunmam seni memnun eder mi?"535
(Sünen'ün Nese-i, Cild 3-4, Hadîs No: 1284)
"Fedale ibn-i Ubeyd anlatıyor: Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) bir adamın namazda dua ettiğini duydu. Fakat adam ne Allah'ı yücelten bir dua etti,ne de Hz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e salavat getirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) ona:Acele ettin! dedi. Sonra da neler okumaları gerektiğini cemaata öğretti. Bir defasında yine Hz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) birinin namazda Allah'ı yücelten dualar okuduğunu O'na hamdettiğini ve kendisine de salavat getirdiğini duydu. Bunu üzerine adama:Dua et kabul edilir, iste verilir," buyurdu.
(Sünen'ün Nese-i, Cild 3-4, Hadîs No: 1285)
"Ebû Mes'ud el-Ensarî anlatıyor: Biz, Sa'd ibn-i Ubade'nin sohbetinde iken Hz. Peygamberimiz(Sallallâhu aleyhi vesellem) geldi. Beşir ibn-i Sad Hz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e:
-
Yâ Rasûlullah! Aziz ve Celil olan Allah bizim sana
salâvat getirmemizi emretti. Sana nasıl salâvat
getirelim?diye sordu. Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)
önce
sustu. Biz keşke Rasûlullah'a böyle bir sual
sormasaydık diye düşündük.
Sonra Rasûlullah:- Şöyle salâvat getirin:(Allahümme salli alâ Muhammed'in ve alâ âli Muhammed, kema
salleyte alâ âli İbrahime ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kema
barekte alâ âli Îbrahime fil âlemine inneke hamîdün Mecid)
Allah'ım! İbrahim'in âline kıldığın gibi, Muhammed'e ve O'nun âline rahmet kıl. Dünyada İbrahim'in âline hayır ve bereket kıldığın gibi Muhammed'e ve O'nun âline de hayır ve bereket kıl. Sen, hamdedilmeye ve yüceltilmeye en çok layık olansın." Selâm da bildiğiniz gibidir." buyurdu.
(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 2, s.228)
"Ebû Hüreyre (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir: Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Efendimiz Hz.: - Her kimin yanında adım anılırsa bana salât etmezse zelil olsun, diye beddua etmişlerdir.536
İmam-i Taberâni'nin naklinde Cabir'den rivayet edilmiştir:
"Ben onun yanında anılıp da bana salât etmeyen kimse şaki demektir."
Zelil olsun, hor olsun demektir. Allâhu Teâlâ onun hiç bir ameline kıymet vermesin. Dünya da mü'minler yanında geçersiz olup tedavül'den kalkan para gibi kıymetten düşer. Âhirette her ameli yüzüne çarpılır. Senin yaratılmana sebep olana niçin salât-ı selam getirmedin denir.
"Yine İbn-i Hibban'ın rivayetinde Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir ki: Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Efendimiz Hz:- Her kimin yanında ben anılırım da bana salât etmezse o kimse öldüğü zaman cehenneme girsin ve Allah ondan uzaklaşsın" diye buyurmuşlar.
Düşünecek olursan, inançlı bir müslümansan inanman, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in bedduasından daha fazla korkman lazım! Salâvat-ı şerîfeyi getirmez, men edersen; hacı ol, hoca ol, âlim ol, müderris ol, ne olursan ol, seni Allâhu Teâlâ'dan uzaklaştıracak, iblise dost edecek ve ondan ayırmayacaktır. Senin ibadetini Allâhu Teâlâ kabul ederse ibadettir. Şayet kabul etmezse ki, Habibi'nin bedduasını alanın ibadetini muhakkak kabul etmez. Münafıklar, fasıklar, zındıklar da abdest, namaz, oruç gibi şeyleri yaptıkları halde hiç birisinin ibadetini kabul etmiyor. Sen âlim de olsan ibâdetin kabul olmaz.
Camide tesbih çekerken ilk defa "Alâ Rasûlunâ salâvat" derler.
Ezanda; “Muhammed Rasûlullah” diye çağırır. Ettahiyyatta; “Allahümme salli ve Allahümme barik” okunur. Kamette yine “Muhammed Rasûlullah” diye çağırılır. Bunların hepsi salavât değil mi? İşte belli ki camide salavât-ı şerife getirilir. Musafaha yapılır, caizdir. Aksini iddia eden neye dayanarak söylüyor?
(Sûre-i Maide, Ayet 92)
"Allah'a itaat edin, Rasûle'de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz, çevirirseniz bilin ki; Rasûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir."
Allâhu Teâlâ kendine itaati, Rasûlüne itaati ile beraber sayıyor. Bunun ikisine de tam itaat etmeliyiz. Allâhu Teâlâ'ya itaat; farzları peygambere itaat sünnetleri yapmaktır. Ayet ve sünnetleri yapmaz benimsemezseniz Allah'a ve Rasûlüne itaat etmemiş ve asi olmuş olursunuz!
(Sûre-i Enfal, Ayet 20)
"Ey iman edenler! Allah'a ve Rasulûne itaat edin, işittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyin."
(Sûre-i Muhammed, Ayet 33)
"Ey iman edenler! Allah'a İtaat edin, peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın."
(Râmûz-ul Ehâdis Hadîs No: 3415)
"Farz olan hacları yapınız. Çünkü o sevap bakımından yirmi defa Allah yolunda gazaya çıkmaktan daha büyüktür. Bana getirilen salât-ü selam bunların hepsine denktir."
Bir farz hac; yirmi sefer Allâhu Teâlâ yolunda harbe gitmekten daha büyüktür. Getirilen salâvat-ı şerife; hem farz hacca hem de yirmi sefer harbe gitmeye denk oluyor. Bu durumda bir salâvat-ı şerife getirmek kırk sefer harbe gitmeye denktir. Bazı hocalarımız bu gibi hadîs-i şeriflerden haberi olmadığı için "camide musafaha edilmez."derler.
(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 4249)
"Peygamberimiz(Sallallâhu aleyhi vesellem)'e salât-ü selâm getirilmedikçe her dua önlenir."
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e salât-ü selâm getirilmedikçe her duanın sevabı önlenir, kabul olmaz. Çünkü Allâhu Teâlâ benim sevgili Habîbime niçin salât-ü selâm getirmedin? der kabul etmez. O kabul etmezse hiç bir iddia da edemeyiz. Hiç bir itiraz hakkımızda yok. Bu dünyada salâvat-ı şerî-feyi çok getiren haklı çıkar, kazanır.
{Aşağıdaki yazı İmam-i Gazali Hz.'nin «Hüccetü'l İslâm, s. 119» eski yazı aslından aynen alınmıştır.)
"Bab-u musafaha-i Mescid" Mescidde Musafaha konusu:
Ve dahi mescidde cemaatle musafaha eyle Rasûl-ü Ekrem (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
- Ebû Süfyan'ın evinden çıktım. İkindi vaktin da mescide girdim. Boyu ve boynu uzun olan ve kaşı çatık bir kişi gelip dört rekat namaz kıldı. Mihraba yakın vardım. O kişiye nazar ettim (baktım). Namazdan fariğ olunca (kıldıktan sonra)iki elini kaldırdı. Ağlayarak dua etmeye başladı. Ben de elimi kaldırıp "amin" dedim. Duadan fariğ olunca (bitince) sağ elini bana uzattı. Elimi hafifçe tutup bana selâm verdi. Elimi üç kerre salladı. Ba'dehu (daha sonra) mescid’den taşraya (dışarı)çıkıp gitti. Ben O kişinin bu fiiline (işine) taaccüb ettim (hayret ettim), buyurdu.
Ondan Rasûl-ü Ekrem (Sallallâhu aleyhi vesellem) Hz. Ali (Radiyallâhu anhu)'nin hane-i saadetlerine vardı (geldi):
Yâ Ali! Mescidde bir kişi gördüm. Namaz kılub elimi tuttu ve üç kerre salladı. Mescidden çıkıp gitti, dedi. Derhal Cebrail (Aleyhis selâm) gelip:
Yâ Muhammed! Hakk Teâlâ sana selam edüp buyurdu ki; Mescid-i Saadette elini tutan yiğidi bildin mi? Hazret i Rasûl (Sallallâhu aleyhi vesellem), Cibril'e:Bilemedim, dedi. Cebrail (as):
O gördüğün yiğit Hz. Hızır (Aleyhis selâm) idi. Seni ziyaret etmeğe gelmişti.
Hz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu, ki:Yâ Ali! Hızır (Aleyhis selâm)'ın sünneti sana vasiyet olsun, buyurdu.
Hazret i Rasûl (Aleyhis selâm) buyurdu ki:
Her kim bu minval üzere musahafa eylese Hakk Teâlâ Hz. ona Hızır sevabı mislü sevab verir. Her parmağına bir yıllık ibadet sevabın vere. Yerlerinden ayrılana kadar Hakk Teâlâ Hz. ikisinin günahlarını af ve mağfiret edüb her günahına bedel bir hasenat yazılır."Camide musafaha etmek hem Hızır (Aleyhis selâm)'ın hem de Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den kalan sünnettir. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) camide musafaha edilmesine o kadar önem veriyor, o kadar seviyor ki, camide musafaha eden benim sünnetimi tazelemiş olur. Hızır (Aleyhis selâm)'ın sevabını alır. Her parmağının sayısınca bir senelik günahı affolur, diye buyuruyor. Bunun aksini iddia edenler iyi düşünsünler! Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in sünnetine ve hadîslerine kesinlikle itiraz edip, karşı çıkmış oluyor. Ümmet-i Muhammed'in camide yaptığı musafaha ile on senelik günahı affoluyor. Bunlara karşı çıkmak Allâhu Teâlâ ve Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)'a asi olmak demektir. Bunun acısı yarın mahşerde Allâhu Teâlâ ve Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)in huzurunda meydana çıkar. Orası makam, Unvan tanımaz. insana bir soru sorarlar, cevap verebilirsen ne âlâ! Cevap veremezsen cehennem-i zümaraya atarlar. Allâhu Teâlâ'nın mahkemesinde, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in davacı olmasından seni kurtaracak daha üst bir mahkeme yoktur. Onun için kesinlikle itiraz etmeyelim! Ve bizde camide musafaha yapalım.
"Allah'a ve Rasûl'üne itaat edin"537 Elli dört farzın yirmibeşincisi Allah'a ve Rasûl'üne itaattir. Bu itaat, Peygamberimiz . (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in camide musafahasını, salâvat-ı şerîfesini, mevlid-i şerifini, inkar ede ede mi gerçekleşecek?
(Hüccet'ül-İslâm, s.20)
"Bab-u Musafaha-i ziyaret; ziyaret esnasında musafaha konusu:
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
- Her kim bir mü'min karındaşını ziyaret etse, hasbî olarak Allâhu Teâlâ için ziyaret olursa, her birerlerine cennette bir derece verilir. Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki:- Her kim bir mü'min karındaşını ziyaret eylese ve üç kerre musafaha edüp elini sallasa elini birbirinden ayırmadan Hakk Teâlâ Hz.'nin emri ile ikisinin günahları dökülür. Şol ağaçtan yaprak nice dökülürse öyle dökülür.538
Yine Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki:- Her kim bir mü'min karındaşının ziyaretini terk eylese o kimse mel'undur. Ve cemaati dahi terk eden mel'undur.
Yine Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyurdu ki:- Her kim ziyaret etmeği terk etse, ol benden bizar (usanmış, bıkmış)dır.Ben dahi ondan bizar (usanmış, bıkmış)ım, buyurdu.
Zamanımızda Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in övülmesine, mevlid'ine, sünnetine, musafahasına şiddetle karşı çıkan Vehhabi görüşlüler var. Buna göre biz. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i, mevlid-i şerifte, mevlidin dışında vaazlarda ve nasihatlarda çok övmeliyiz. Allâhu Teâlâ'nın övdüğünü övmek farzdır. Camide musaafaha yapmayı "bid'at'mış gibi anlatıyorlar. Hoparlör, elektrik (lamba), mikrofon, minare, yakalı elbise hepsi bid'attir.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in mevlidde övülmesine bid'at diyenlere:
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i öven âyetler çoktur. Bizim mevlid-i şerifte övdüğümüzden daha fazla Allâhu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de övüyor. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i en fazla seven Allâhu Teâlâ'dır. O'nu över isek; "Ben, Kur'ân'da övdüm. Sizde kendiliğinizden övdünüz. Aynı benim dediğim gibi yaptınız." diye Allâhu Teâlâ bizden memnun olur. övmezsen, övülmesini engellersen Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i en fazla sevmeyen, salâvat-ı şerife sesinden kaçan iblistir o memnun olur. Onun için, bizim hem mevlid okumamız, hem sair zamanlarda övmemiz, hem de sünnetini yapmamız lazımdır. Kur'ân'da Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i öven âyetleri "âyettir" diye gözünü yum, ezdire, süzdüre tecvid ile oku hem de Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in övülmesine, mevlidine karşı çık, bid'at de. İşte bu sahtekârlıktır! Ayette: "Allah'ı da, mü'min kulları da aldatmaya çalışırlar."539 buyuruluyor. Kur'ân'da âyetle övüldüğü için o âyeti okuyarak öv! Sonra da "övülmez" de. Bu Allâhu Teâlâ'yı aldatmaya kalkışmak değil mi? Niçin Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i öven âyetleri okuyorsun? Niçin o âyetteki emr-i İlâhi ile hareket edip, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i öven mevlid-i şerifi yasaklıyorsun ve "bid'at" diyorsun?
Mevlid'e, musafahaya "bid'at" diyen kimsenin evine gidip
baksan, yemesi, içmesi, oturması, giyinmesi,
yaşaması
herşeyi bid'attir. Dillerine bir bid'at sözünü dolamışlar, bilmeyenler de onlara
inanıyorlar.
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |