"Davullu düğün haram mıdır?"sorusuna
Bilâl Babam:
- Kadınlar dışarda oynamazsa, içki içilmezse, hiç bir erkeğe gözükmeden gizli, kapalı bir yerde kendi kendilerine oynamalarının mahzuru yoktur, buyurdu.
(Sahîh-i Buhâri Tecrid-i Sarih, Cild 11, Hadis No: 1811)
"Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemizden şöyle rivayet olunmuştur:
Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) (terbiyesi altında bulunan) bir kızı ensardan bir kişi ile evlendirmişti. Nebi (Sallallâhu aleyhi vesellem):
- Ya Aişe! hani sizin def çalan ve şiir söyleyen muganniyeniz (şarkıcınız) yok mu? Ensar'ın böyle oyun hoşuna gider," buyurdu.
İyi düşün! Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in def çalıp şiir söyleyip, oynayan kadınlara müsaade ediyor. Hem de "Yok mu?" diye olmasını söylüyor. Kadınların oynadığı yerde erkeklerin olmamasını şart tutuyor. Düğünde içki içilmezse erkeklerin, gençlerin oyun oynayıp, davul çaldırmaları, diğer oyunlar (futbol, basketbol, yüzme) gibidir. Mahzuru fazla değil, gençtir oynayabilirler.
(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 3, Hadîs No: 513)
"Hz. Aişe (Radiyallâhu anha)'den; Şöyle demiştir: (Bir Mina günlerinden yani Kurban Bayramının ilk günlerinden birinde) Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) yanıma girdi. Karşımda "Buas" ezgilerini (def çalarak) okuyan iki kız vardı. Yatağına uzanıp (mübarek) yüzünü çevirdi (derken) Hz. Ebû Bekir (Radiyallâhu anhu) girdi:
- (Bu ne hâl?) Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yanında şeytan mizmarı mı? diyerek azarladı. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem) O'na dönüp:- Onlara ilişme, buyurdu. (Babamın zihni başka bir şeyle) meşgul olunca kızlara işaret ettim. (Onlarda) çıktılar.
Yine bayram günü idi ki, (o gün) siyahiler (Habeşliler) kalkan, mızrak (oyunu) oynuyorlardı. (Bilmem) ya ben, Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)'dan (bakmaya) izin istedim (de muvafakat buyurdu), yahut (kendiliğinden):Bakmak istiyor musun? diye sordu. Evet dedim. (Bunun üzerine) beni arkasında yanağım yanağına (değecek) veçhile ayak üstü durup (Habeşilere):Haydin (devam edin) Erfide oğulları, buyurdu. Nihayet (seyretmekten) usandığımda:- Artık yeter mi? diye sordu. Evet dedim.-
Öyleyse git! buyurdu."Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in ashabı hemen
bir an için değil; uzun müddet kalkan-mızrak oyununu o gösteriyi yapıyorlar ki,
"ayakta dura dura, baka baka usandım" dediğinden bu anlaşılıyor.
Düğünlerde def çalınması
(Râmûz-ul Ehâdîs (30. Bölüm,) Hadîs No: 666)
" Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)) gizli düğünden hoşlanmazdı. Defle ilan edilmesini isterdi."
Demek ki, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in ashabı düğün ve bayramlarda def çaldırır, şiir söyletir, gösteri yapar ve oyun oynarlardı. Bilâl Babam da Bayram günü bir vaazında; "Şimdi bir davul, bir zurna getirip çaldırır, bayramın şerefini millete duyururum. Bilsinler, öğrensinler," buyurdu. Yine bizzat
- Davul ve zurna çaldırmak haram mı?" diye Bilâl Babama sordular. Bilâl Babam buyurdu ki:
- Altı yüz senelik İslâm tarihinde mehter takımı davul-zurna ile kaside, marş, şiir söylüyorlardı. Altı yüz sene bu davulun-zurnanın haram olduğunu İslâm aleminde
ki Şeyh-ül İslâmlar ve milyonlarca âlimler gelmiş bu haramdır diye söyleyip niçin men etmemişler? Onların İçinde o kadar âlimler, din adamları gelmiş ki, biz onların zerresine yetişemeyiz. "Alimler söylediler de padişah dinlemedi de yaptırmadı!" diyeceksin. Padişahların içinde hemen hepsi takva olup yok denecek kadar pek azı içki içerdi. Takva olanlar neden bilmemişler?
Askerlikte yat, kalk, hücum, istirahat hepsi borazanladır. Borazanda zurna değil mi? Ayriyeten alay davulları bunların hepsi Osmanlı padişahları zamanında asırlarca yapılmış, çalınmış, haram olsa yaparlar mı? Hz. Mevlâna'nın ve büyük zatlardan bazılarının türbesine vardığın zaman kendilerinin ve ihvanlarının çaldığı ney, kudüm, def, mansar, haliliye gibi çalınanların birazı davula, birazı zurnaya benzemiyor mu?
Eba Müslim'e kendi zamanından kıyamete kadar bütün müslümanlar "Eba Müslim (Müslümanların babası)" demişler. Yeryüzünde küfrü silmiş, İslâmı yaymış bu zat ordusuyla hücuma kalktığı zaman develere yüklenmiş bin davul harbilerdi (davula sık sık vurmaya harbileme denir). Bunlar askeri iştaha getirirdi. O zamandan Osmanlı padişahlarının zamanına kadar tâ o zamandan zamanımıza kadar davul çalınmıştır. Buna "alay davulu" derler.
Bizim için, sanki davullu düğünü yayan, herkese yaptıran bizmişiz gibi anlatıyorlar. Halbuki Kırıkkale'de, G.Antep'te davullu düğünü yasaklayıp def ile, kaside ile gelin getiren ilk defa biziz halende devam ediyoruz. Büyük bayrak (sancak) alıp düğünlerimizi davulsuz, mevlidli, zikirli yapıyoruz. Bu bayrağı da hayrıma her mevlidli düğüne gönderiyorum.
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |