"Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vessellem) elini öptürmedi. Niçin Bilâl Baba elini öptürüyor?" diye soranlara:
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) zamanından bu yana kadar dünyanın her bir yerinde yaşlı mü'minlerin yaşına, âlimlerin ilmine hürrmeten ellerini öpmüşlerdir.
(Kenzü'l-İrfan, Hadîs -No: 932)
"Din kardeşinin elini öpmek musafahadır. Öyle olunca musafaha ediniz." (Çünkü, musafaha kalbinizdeki kırgınlığı giderir.) Hadîs-i şerîfi mucibince el öpmek sünnet-i seniyyeden olur.309
Bu hadîs-i şerife göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ile ümmetinden bir kimse musafaha edemez, elini öperlerdi. Çünkü musafaha edeceğin kişi senin denginde olmalıdır. Denginle musafaha olur. Tam hakiki âlim dengin değildir. Onun da elini öpersin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini kadın-erkek hepsi öperlerdi. Çünkü el öpme mümininin musafahasidır. Hadîse göre; yaşlı, kâmil, âlim bir kimsenin elini öpmek musafahadır. Alim'in ilmi hatırı için, adaletli hükümdarın adli'nin hatırı için, yaşlı kimsenin yaşının hatırı için eli öpülür. Çünkü; Yaşlı bir müslümana hürmet, Nuh (Aleyhis selâm )'a hürmettir."310 Yaşlı Müslümana hürmet de elini öpmekle olur.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şimdi olsa kesinlikle elini öptürürdü. Zâten elinin öpülmediğine, kadınların Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmediğine zerre kadar ihtimal vermiyoruz. El öpülür, öpülmez diye tartışmalar oluyor. On seneden beri el öpme konusuna, bizi ithamlarına cevap yazmadım. Dolaylı yollardan söyledim. Şimdi ise hem yazıyorum, hem de bu sözü çıkaranlardan, âyetle hadîsle ispat etmeden yaygara yapanlardan benim yazdığım gibi âyetle, hadîsle Cenâb-ı Hakk Teâlâ Hz. aşkına Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in aşkına cevap vermelerini istiyorum.
Ey Ümmet’i Muhammed! Ey mü'minler! Ayetsiz hadîssiz insanoğlunun ağzındaki demişlerle geriden kumandalı olmayın. Ayet ve hadîslerle kumandalı olun.
Bu kadar âyet ve hadîslerle sabit olan emir ve nehiylerden pek azını yapıyor diğerlerini terk ediyoruz. (Yazımızda geniş açıkladık). El öpme farz, vacip, sünnet değil; yine el öpme haram, mekruh, müfsid de değil, bir tek el öpme sünnet değildir, caiz değildir diye bunu söyleyip, büyütüp müslümanları birbirine düşürüyorlar. Severek kardeş olup birbirine sımsıkı sarılmaları gerekirken birbirlerine düşman gibi bakıyorlar. Yarın mahşerde Allahu Teâlâ bunun hepsini bizzat kendisi mahkeme yapıp soracak.
Ey Müslüman kardeşim!
Buradaki yazılanları iyi oku! Kitapsız, delilsiz; felan kimse şöyle dedi." diyenlere bakma! Fetva Kitabı İbn-i Abidîn ve Fetâvâyi Hindiyye Kitabı ne yazıyor, onu oku!
(İbn-i Abidîn «Fetva kitabı» Cild 15, s.429-431)
Alim ve takva sahibi bir kimsenin elini öpmekte, (teberrük yoluyla olursa) bir beis yoktur. DÜRER.
Musannif el-Câmi'den nakletti ki;
Hakim ve adil bir sultanın elinin öpülmesinde beis yoktur. Hatta bazıları bunun sünnet olduğunu söylemişlerdir. MÜCTEBA.
Alimin başını öpmek, elini öpmekten daha güzeldir. El-BEZZAZlYE'de böyledir. Alim ve adil sultandan başkasının elinin öpülmesine ruhsat yoktur. Tercih edilen görüş budur. MÜCTEBA.El-MUHlT'te: "Eğer bir kimsenin Müslüman olmasını tazim ve ona ikram etmek bakımından el öpülürse, caizdir, eğer dünyalık için öperse mekruhtur" denilmektedir.
Eğer bir kişi bir âlim ve zahidden "bana ayağını ver de öpeyim" diye talepte bulunursa, o da ayağını ona verirse ayağını öper. Bazıları "Ayak öpmekte ruhsat yoktur." demişlerdir. Nitekim bir kadın diğer bir kadının ağzı ve yanaklarını, karşılaştıkları zaman veya veda ederken öpmesinin mekruh olduğu gibi. Nitekim «kıyl»i öne alarak El-KÎNYE'de bunu söylemiştir.
Bazı cahillerin başkasıyla biraraya geldiklerinde sanki onun eliymiş gibi kendi elini öpmesi de böyledir, yani mekruhtur. Ve bunda bir ruhsat yoktur. Mülakat anında arkadaşının elinin öpülmesi ise mekruhtur, bu hususta icmâ vardır. Bazı kimselerin âlimlerin huzurunda veya büyük insanların huzurunda yer öpmeleri de böylece mekruhtur ve haramdır. Bunu yapan, yeri öpen ve rıza gösteren de günahkâr olur
. Bu, putlara tapmaya benzer. Bunu yapan ile razı olanlar, ibadet ve tazim yoluyla olduğu takdirde kâfir olurlar. Eğer tahiyye yoluyla selamlaşma yoluyla olursa kâfir olunmaz. Fakat günahkâr ve büyük bir günah işlemiş olur.
El-MUTEKAT adlı kitapta "Allah'tan başkasına tevazu haramdır" denilmektedir. El-VEHHABlYE'de: "Caizdir, hatta gelene tazim olsun diye ayağa kalkmak menduptur." sözü vardır. Niketim ayağa kalkmanın caiz olması gibi. Velev ki âlimin huzurunda okuyucu için ayağa kalkmakta olduğu gibi. Bunun hükmü nazmen ileride gelecektir.
1-) Sevgi öpmesi; Çocukların yanaklarından öpülmesi gibi
2-) Merhamet öpmesi; Anne ve babanın başlarını öpmek.
3-) Şefkat öpmesi; Kardeşlerin alnından öpülmesi.
4-) Hanım ve cariye için şehvet öpmesi ki ağız üzerinde olur.
5-) İkram Öpmesi ki, mü'minler için el üzerinde olur.
Bazıları "altıncı öpme olan din öpmesi" konusu geçti.El-KINYE'de kabristanlarda ilgili konuda şunu söylemektedir:Mushafın (Kur'ân-ı Kerim'in) öpülmesi vardır."Bazıları "Mushafın öpülmesi bid'attır" dediler. Lakin Hz. Ömer (Radiyallâhu anhu)'den gelen rivayete göre, o her sabah mushafı alır, öper ve "Bu Rabb'imin ahdidir, menşurudur (neşrolunmuş, dağılmış)." derdi. Hz. Osman (Radiyallâhu anhu) da Mushaf'ı öper ve yüzüne sürerdi.
Ekmeğin öpülmesine gelince:
Şafiîler "mubah bir bid'attir." Bazıları da; "bid'atı hasenedir." derler. Alimler "onu çiğnemek mekruhtur, fakat öpmek mekruh olmaz" dediler. Bunu ibn-i Kasım, ibn-i Hacer'in Şerhu'l Mihnacı üzerindeki haşiyesinde söylemiştir. Bu da velime bahsinde geçmiştir.
Biz Hânefîlerin kaideleri de buna engel teşkil etmemektedir. Bu seferde gelmiştir: "Sakın ekmeği bıçakla parçalamayınız ve ona ikram ediniz. Çünkü Allah ona ikram etmiştir.;
(İbn-i Abidîn'd Kitabından alınan yazı burada sona erdi.)
(Fetâvâyi Hindiyye «Fetva kitabı», Cild 12, s.168-169)
(El öpme hakkında der ki:)
"Bir kimsenin, başkası' için, kendi elini öpmesi mekruhtur.
Şayet, bir kimse başkasının elini öperse, elini öptüğü zât, âlim bir şahıs veya adil bir hükümdar onun elini ilmi veya adli için öperse, bunda bir sakınca yoktur. Semerkant Alimlerinin fetvalarında da böyledir.
Eğer âlim olmayan bir şahsın, adil olmayan bir sultanın elini, müslümana hürmet ve ikram olsun diye öpmüşse, bunda da bir beis yoktur.
Eğer onunla ibadet kastederse veya onunla dünyevi bir ikrama nail olmak niyetiyle yaparsa, işte bu mekruhtur. Sadrü'ş-Şehîd, bunun kerâhatıyla fetva vermiştir. ZEHÎYRE'de de böyledir.
Alim ve adil sultanın elini öpmek caizdir. Başkasının elini öpmeye ruhsat yoktur. Muhtar olan da budur. GIYASİYYE'de de böyledir.
Bir âlimin veya zahidin ayağı öpmek istenirse, buna ruhsat yoktur. Kabulde edilmez. Bazı âlimler: "Bu istek kabul edilir." buyurmuşlardır.
Alim ve zahid bir şahsın, başını ve elini öpmek istemek de böyledir. GARAlB'de de böyledir.
Arkadaşı ile karşılaşınca, kendi elini öpmek cahillerin işidir. Böyle yapmak bil-icma mekruhtur. HIZANETÜ'L-MÜFTlN'de de böyledir."
(Fetâvâyi Hindiyye Kitabından alınan yazı burada sona erdi.)
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) cenneti gezerken Hz.Ömer (Radiyallâhu anhu)'in hurilerini görüyor. "Kimin hurileridir?" diye soruyor. "(Hz.) Ömer'in hurileridir" denilince hurilere bakmıyor. 311 Diğerlerinin hurilerine bakıyor. İşte ayrıldı. Hz. Ömer, Ebû Zerr'il Giffari Hz. gibilerinin aile ve kızlarına elini öptürmez, diğerlerine öptürürdü. (Bunların mizaçlarını kitabımızın c.2, s.453'de geniş olarak açıkladık. Açıklaması uzun süreceğinden burada kısa yazıyorum.)
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in umuma ait elinin öpüleceğine dair aşağıda izahı gelecek hadîsleri ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in:
Ben kadınlarla musafaha yapmam. "312 buyurduğu hadîs-i şerifi var. Ben bunları buldum yazıyorum. Ama "El öpme musafaha değildir. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in kadınlara elini öptürmediği" hadîs-i şerifini biliyorsanız. Cenâb-ı Hakk Teâlâ Hz. aşkına bana yazın. Böyle hadîs-i şerif bulamıyorsanız Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini kadınların öptüğünü inkar etmeyin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmeyip, musafaha eden bir erkekle ölünceye kadar konuşmam. Çünkü Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vcsellem)'i küçümsemiş oluyor.
Siz, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in dengi misiniz ki musafaha yapacaksınız? Musafaha yapmayacaksanız, el de öpmeyecekseniz ne yapacaksınız? Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ile musafaha yapmak kadınlara yok diye tenezzül etmeyip veya haramdır diye Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini öpmeye teşebbüs etmeyen en yakınım kadın da olsa onunla ebediyyen ilişkiyi keserim. "Allah'ı şiddetle sevin."313 "Allah ve Rasûl'üne itaat edin."314 âyetlerinin mucibince ne yapacaksınız? Elli dört farzın yirmi beşincisi Allahu Teâlâ ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e tâbi olmaktır.Bunu nasıl ve ne ile gerçekleştireceksiniz?
(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 1, Hadîs No: 187)"Aişe (Radiyallâhu anha)'den rivayet edilmiştir:
"Rasülullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in (keyfiyeti) guslü sorulmuş [Aişe (Radiyallâhu anha) bir sa' miktarı (su alır) bir kap istedi. Onunla yıkandı ve başının üzerine su akıttı. Şu kadar ki, kendisi ile soranlar arasında (bedeninin aşağısı görünmemek için) bir perde vardı."
Yukarıdaki hadîs-i şerifin kitabındaki açıklamasında: "(Guslü) soran hemşiresi Ümmü Gülsüm bint-i Ebû Bekir es-Sıddık (Radiyallâhu anhu)'in süt oğlu Ebû Seleme Abdullah ibn-i Abdurrahman ibn-i Avf ile, birlikte nezdine gelen, bir kavle göre süt biraderi Abdullah ibn-i Yezîd, diğer bir kavle göre de özkardeşi Abdurrahman İbn-i Ebû Bekir es-Sıddık (Radiyallâhu anhu) idi ki, her hangisi olsa mahremi idiler, diye yazıyor.
Ashâb ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in aileleri kesinlikle Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den duymadıklarını, O'nun caiz görmediği bir şeyi ne yapar, ne söyler, ne de uygular. Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemiz, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yanında ömür boyu kalmış, . sözlerini dinlemiştir.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Islâmiyetin her türlü vecibelerini Ümmetinin tam tamına yapabilmesi için ömür boyu emek sarfetmiştir. Bunun için sahabelerin ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in ailelerinin yaptıkları ve kavilleri doğrudur, haktır. Hatta kesinlikle guslünde Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ümmetinin iyice öğrenmelerini gözleri ile görmeleri ve gördükleri gibi yanlışsız yapmalarını candan yürekten istediği için, Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemiz ablasının süt oğlu ki kendisinin de yeğenidir, [Süt akrabalığı (süt annesi, bacısı, dayısı, amcası vb.) olanların birbirlerinin mahremi olup nikahlanamayacakları âyetle sabittir.315] Öz kardeşi (iki erkeğin) yanında araya perde çekip, aşağı tarafı görünmeyecek şekilde gusül yaptı. Bunda ne Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemizi ne de onları küçümsemek olamaz. Biz ümmet olarak bunlardan ibret almamız lazım.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem), Islâmiyetin her türlü vecibelerini ümmetinin tam tamına yapabilmesi için ailelerinin ve sahabelerin yaptıkları, kavilleri kesinlikle inkar edilmez. Kitap yazanlar, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in guslü nasıl yaptığını görmek istiyorlardı. Ama Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemiz onlara gusül yapıp gösteremezdi. Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemizin kadreşine;Sen kardeşisin, senin yanında hem tarif etsin, hem de gusül yapsın. Sen de gördüğün şekilde yap bize göster. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in guslüdür diye kitaplara yazalım, diyorlar.
Hz, Aişe (Radiyallâhu anhu) Validemizin yanına kardeşi geliyor. Hz. Aişe (Radiyallâhu anha) Validemiz vücudunun aşağı tarafı görülmeyecek şekilde araya bir perde çekiyor. Gusül yapacak kadar su alıp. hem nasıl döküleceğini, hem de suyun miktarını göstererek guslediyor. Hz. Ebû Bekir (Radiyallâhu anhu)'in kızı Ümmü Gülsüm'ün süt oğlu da ümmet-i Muhammed'e kıyamete kadar sünnet üzere yapsınlar diye guslün şartlarını öğretmek için, araya perde çekip veya peştemalla örtünüp, kitap yazacaklara göstererek guslediyordu. Anlaşılıyor ki, din husu'sunda öğretmek, söylemek millet-i İslâmı düzeltmek için bunlar caizmiş. Sadece dille söyleyerek öğretmek yetmiyor. Bizim bunlardan ibret almamız lazım.
Hadîs-i şerifleri, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den duyan kadınların ağzından alıp, kitaplara yazdılar. Bunlar Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem )'in elini öpmediler, meclisinde oturmadılar, namahremdir diye Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yanına yaklaşmadılar mı? Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den saklanıp, bu hadîsleri perde arkasından mı duydular? Hayır! Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ile yüz yüze konuşarak dinlemişlerdir.
Kadınların ağzından dinleyip kitaplara yazan âlimler ve râviler, kadınların sesi namahrem diye onlardan saklanarak mı yazdılar? Hayır!
Zamanımızda kılı kırk yaran ve ham sofuluk yapacağım diye "İslâmiyette namahremlik, tesettür var. Ne suretle olursa olsun bu şeyler yapılmaz" diyenlere çok güzel bir cevaptır! Umuma ait kıyamete kadar ümmete öğretebilmek için bu gibi şeylerin caiz olduğuna da en büyük delildir! Aksini iddia eden. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem), Hz. Aişe (Radiyallâhu anha), Hz. Ebû Bekir (Radiyallâhu anhu)'in oğlu ve ashaba kesinlikle karşı durmuş, beğenmemiş, benimsememiş olur. Hem de küfre gider!
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |