EVLİYA

Mum ışığı dibine ışık vermez, derler. Bir yerde bir büyük zat yetişir.

1-) Ev ailesi onun kıymetini bilemez.

2-) Çocukları da tam onun kıymetini bilemez.

3-) Yakın akrabaları ve komşuları çocukluk arkadaşları da onun kıymetini bilemez.

Bu üçü O'nun maneviyatından haberi olmaz. Beşeriyet hali kendilerinin önüne engel olur. Ayrıca her Peygamberi, her Ev­liyayı yaşadığı zamanda kendini tam bilen olmamıştır. Hz. Ömer (Radiyallâhu anhu), Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'i çok iyi biliyorum çok iyi seviyorum, zannediyordu. Veysel Karanı Hz. ile konuşunca tam bilemediğini, yanıldığını ve tam sevemediğini anladı. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Mekke'de doğdu. Medine'de ömrünün sonunu yaşadı, vefat etti. Suudi Arabistan'ın petrolleri ve Ara­bistan'ın yeraltı zenginliği, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ve ashabının yüzü gözü hürmetinedir.

Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yüzbin mucizesi Kur'ân-ı Kerim ve ashabın sözleri ile sabittir. Bütün dünyanın her yerinden müslümanlar canı atıp Mekke'ye Kabe'ye geliyorlar. Zamanında Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in sözlerini yalanlamaya çalışan, onu küçük düşürmek is­teyen münafıklar çoktu. Yine mum ışığı dibine vurmuyor. Onlar Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den mahrum kalıyorlar. Uzakları ışıtıyor, dibi karanlık kalıyor. Ayetle hadîsle sabit olduğu halde, mucizat-ı Enbiyayı, keramet-i Evliyayı, vehhabiler inkar ederler. Arabistan'ın yeraltı zenginlikleri, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in. yüzügözü hürmetine diye yazdık.

Peygamberimiz, (S
allallâhu aleyhi vesellem) zamanında harb eder, zaferler kazanılır, Müslümanlar arasında elde edilen ganimetler bölüştürülürdü. Münafıklarda o ganimetlerden hem hisse alır, hem de Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in. aleyhinde atarlardı. Şimdi de dünyanın en zengin petrolleri ve en zengin madenleri Suudi Arabistan'dadır. Kendileri vehhabi mezhebine mensupturlar. Kur'ân okursan onu Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Allâhu Teâlâ'dan bize getirdi. Namaz kılarsan o namazı Cebrail (Aleyhisselâm) vasıtası ile Allahu Teâlâ'dan öğrendi, Cebrail (aleyhisselâm). kendisine imam oldu, kendisine namazldı, bize de öğretti. Oruç, hacc, zekat vs. Allahu Teâlâ'ya sevilecek her şeyi o öğretti. Üstelik "Allah'a ve Rasûlüne tâbi olun" âyeti bunların hepsi olduğu halde Suudi Arabistan'ı vehhabi (fırka-i dâlle) eden Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'den soğutan nedir? Soğuyan, ayrılan, münafık oldu. Onu hakkı ile sevenler mü'min oldu. .

Hz. Ali (Radiyallâhu anhu)'nin askerinin bir bölümü Basra'lı ve Küfe'li idi. Hz. Ali (Radiyallâhu anhü)' nin mum ışığıda onlara vurmadı. Hz. Ali (Radiyallâhu anhu)'ye karşı geldiler. Onlara bir şey anlatabilmek için çok çalıştı. Dinden çıktılar, kendileri ile Nehrevan Cengini yaptı. Kendi askeri ile harb etmek zorunda kaldı. Aralarından fedai seçip Hz. Ali'yi öldürdüler. Sonra da aynı topluluk Hz. Hasan'ın başına toplandılar. Hz. Hasan, Hz. Muaviye. (Radiyallâhu anhu) ile harb edeceği zaman Hz. Hasan'a;

- Sen, Ebû Bekir, Ömer, Osman hakkında ne dersin? dediler. Hz. Hasan: "Allah'ın rahmetinde bilirim" buyurdu. Altındaki seccadeyi çekip kendini oturduğu tahttan düşürdüler. Mübarek başı yarıldı. "O senin sevdiğin Ebû Bekir, Ömer, Osman, sana asker olsun" dediler. Hz. Hasan (Radiyallâhu anhu) bir köprü başında Hz. Muaviye (Radiyallâhu anhu)'ye biat etti. Hz. Muaviye (Radiyallâhu anhu) vefat etmiş, oğlu Yezid kendisine biat etmesi için Hz. Hüseyin (Radiyallâhu anhu)'i sıkıştırıyordu.

Hz. İmam Hüseyin (Radiyallâhu anhu) Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in uğruna canlarını veren Mekke ve Medine'lilerden yardım istedi. "Beraber olalım Yezid'le harb edelim" dedi. Mekke ve Medineli'ler: "Mallarımız ayak altın­da kalır rahatımız bozulur" dediler ve harb etmediler. Kufe'liler, Hz. İmam Hüseyin'e yetmişbin imzalı mektup yazdılar. "Hanedanının uğruna canımız fedadır. Biz senin askeriniz üçyüz bin kişi emrinde hazı­z." dediler. Hz. İmam Hüseyin Kufe'ye baş pehlivanı Müslim’i gönderdi. Müslim'e sahip çıkmadılar. Müs­lim'i şehid edip, iki küçük çocuğunuda öldürdüler.. Tekrar Hz. İmam Hüseyin'e çok elçiler, mektuplar gönderdiler. Yezid'in askeri, Hz. İmam Hüseyin'in Kufe'nin hemen yanında ki Kerbelâ mevkiinde önünü çevirdi.

On gün muhasarada kaldı. Çok çetin harb ettiler. Sonunda Hz. İmam Hüseyin'i şehid ettiler. Kufe'lilerden bir kişi dahi yardımına gelmedi. Bu seferde Yezid'in başına toplandılar. Daha sonra Hz. Ali (Radiyallâhu anhu)'nin evlatlarından kaç tanesinin başına zaman zaman toplandılar. Yine de ayni kalleşliği yaptılar.. Asker oldular. Kendi isteklerini kabul ettiremeyince başından dağıldılar ve onları, da şehid ettiler. Yine Hz. Ali (Radiyallâhu anhu)'nin torunlarından birinin başına . toplandılar, Ona'da "Ebû Bekir, Ömer, Osman hakkında ne dersin dediler?" O da: "Allah'ın rahmetinde bilirim" dedi. Onun'da başından dağıldılar. Bir arkadaşı kendisine "senin askerin ne oldu dedi." O da zamanın lisanınca "rafuzûni" beni terkettiler dedi. Irak. Kerbelâ, Necef, Küfe, bizim komşumuz. Cehd eden (azimli olan) bir kimse oraya ra­hatlıkla yayada gidebilir. Yüz milyonluk, milyarlık kimseler var. "Ben Ali'yi canımdan ileri seviyorum" diyor.

İçlerinden birisi olsun Küfe, Basra, Necef, ve Kerbelâ'ya ömründe bir sefer gitmiyor. Sözde "can fe­da" derler. Şimdi Hz.. Ali (Radiyallâhu anhu), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallâhu anhu) sağ olsa yine canımız feda diye başına toplanırlar. Onlar yine Hz. Ebû Bekir (Radiyallâhu anhu), Hz. Ömer (Radiyallâhu anhu), Hz. Osman (Radiyallâhu anhu)'ı övünce başından dağılıp düşman olacaklar ve kendini öldürmek için suikastler hazırlayacaklar. Kısaca anlatmaya çalıştığımız bu harbleri Hz. Ali (Radiyallâhu anhu) Hz. Hasan (Radiyallâhu anhu), Hz. Hüseyin (Radiyallâhu anhu) Ve onların torunları ile asırlarca harb yapıp suikast hazırlayan Fransız ve Rus kâfiri değildir. En fazla Hz. Ali'yi. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallâhu anhu)'i seviyoruz, canımız feda diyenler yaptı.

Şimdide onlar sağ olsalar "ilk defa senin yoluna canımız feda diyecekler." Sonunda yine yapacakları malumdur. Madem ki bu kadar seviyorsunuz gelin, Hz. Ali (Radiyallâhu anhu) ne yapıyorsa onu beraber yapalım dersen, söyleyecekleri; namazı bağışlattı, oruç tutulmaz, hacca gidilmez diyecekler. Peki sen nasıl onu seviyorsun, onu sevdiğinin alâmeti nedir? İşte kuru kuru laftan başka bir şey yok. Anlaşılıyor ki; yine mum ışığı dibine vurmuyor.

KONU BAŞLIKLARI
(EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM)
KONU BAŞLIKLARI
(TÜM KİTAPLAR)