"İlk insanlar vahşi idi, hiçbir şey bilmiyorlardı!" diyenler:

Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in zamanında; yıldıza bakıp, yıldız ilmiyle, kahinlikle, sihirbazlıkla bugünkü fennin içinden çıkamayacağı birçok şeyleri yapıp, gerçekleştirip, bilip haber veri­yorlardı. Daha evvel Firavunlar zamanında bu saydıklarımız daha iyi biliniyordu. Allâhu Teâlâ insanlara akıl, zeka, fikir vermiştir, İnsanlar deneyip tecrübe sahibi olup, birçok bilinmeyen şeyleri ortaya çıkarıyorlar. Bugünkü fende bunlardan birisidir. Bilâl Babama:

Eski Firavunların zamanındaki sihirbazlar ve kahinlerle; o zamanın fen adamlarının hepsini bir ordu yapıp bir tarafa, bugünkü fennin fen adamlarının ve dünya yüzündeki şimdiki insanların hepsi bir taraf­ta olsa, ikisi birbiri ile harb etse hangisi kazanır? diye sordum.

Bilâl Babam:Muhakkak ki, o zamanın kahinleri, sihirbazları, bugünün fen adamlarına galip gelirler, buyurdu.Ben:Nasıl olur? dedim. Buyurdu ki:Onlar da karşı tarafın bütün adamlarını hasta etme, akli muvazenesini (dengesini) kaybettirme, elin­deki fenni olan aletlerin hepsini çalışmaz, işlemez hale getirme, gözüne çok korkunç, çok kötü şeyler gösterip, moral kırma gibi şeyler pek çoktur. Bunun karşısında da şimdiki fen duramaz. Mermi patlamaz, uçak uçmaz, karada tank gitmez, akli muvazenesi de kaybolur. Kendisi karşısındakinin bir robotu gibi ondan aldığı emir ile iş yapar, böylece onlar kazanır. Bunları geçersiz duruma getiren bir tek Peygamber mucizesidir. Mucize daima üstündür. Onların karşısında daima üstün çıkar. Onlar daima yenilirler. Bu günkü fenni de yenecek Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in mucizesidir. Bu mucizelerden bir­kaç misal vereyim:

Sir'et-i Nebi'de; Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem), kâfirlerle harb ederken, bir kocakarı sihir yaptı. Müslümanların en meşhur pehlivanı Madi Kerb'de içinde olduğu halde kocakarının sihri ile ha­vadan müslüman askerlerinin üstüne dolu, yağmur yağdı, her tarafta sel oldu. Dört yüz müslüman askeri selde boğuldu. Madi Kerb ile yüzlerce kişi donarak ölüm tehlikesi geçirdiler, esir düştüler. Bunu Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'e haber verdiler. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) dua eti, kocakarı öldü, sihir kesildi. Ortalık açıldı, zafer kazanıldı, esirler kurtarıldı. İşte bunu ancak mucize yenebilir. Fen yenemez! Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) bir harbte iken ashâb bozulmuştu. Bir avuç toprağa okudu, üfürdü. Kâfirin üzerine serpti, bütün kâfir askerlerinin gözüne toprak girip kör etti. Kör adamı da öldürüp esir alması çok kolay oldu.611

Firavunların yaptıkları piramitleri. 20. asrın fenni anlamadan, içine girmeden, içindeki altın hazinesini çıkartmadan acizdir. Şimdi içine giren ölüyor. Bu «o zamanlarda hiç fen yoktu» demek değildir. Fen vardı ama şimdiki gibi fen yoktu. Eskiden bir çelik kılıçla veya mızrakla akşama kadar düşmanın demir kalkanına karşı vuruyorlar. Kılıcın ağzı dönmüyor. Günlerce harb ederlerdi. Şimdi 20. asrın fenni balta vapıyor. Kazara taşa bir sefer vursan ağzı kırılıyor, dönüyor veya kesmiyor. Yeniden demirciye gidip yaptırılıyor. O zaman yapılan binalar şimdi yapılamıyor. Bunlar hiç fensiz mi yapılıyordu? Bugün Afrika'da (en vahşî dediğimiz, dünya ile irtibatı olmayanlar) doğum kontrolü için ottan hap yapıyorlar. Bir kadın ne kadar uzun müddet doğum kontrolü yapacaksa o hapı yutuyor, istediği zamana kadar çocuğu olmuyor. Bunu 20. asrın fenni bilemiyor, o sırrı onlardan alamıyor. Balık tutmak için çubukları günlerce denize vurup Yunus balıklarını harekete geçiriyorlar. Yunus balıkları, milyonlarca balığı sürü halinde önüne katıp rahatlıkla tutabilecekleri en sığ yere getirip bekliyorlar. Bir tek balığı geri kaçırmıyorlar. Bunlar rahatlıkla bol miktarda balık tutabiliyorlar. En sonunda usanıp terk ediyorlar. Bunu da dünya fenni bilmiyor, yapamıyor. Denizin dibine bomba yerleştirip, zehir atıp balıkları imha etmek kolaydır ama tutması çok zordur. Balıkları tutmak için balıkçı tekneleri kayıklar, ağlar, güçlükler, zorluklar, bir­çok masraflar, hatta batması ile birçok zayiatlarla balık tutmayı çok az gerçekleştiriyorlar. Onlar gibi yapsınlar, milyonlarca ton balığı bir anda tutsunlar. Konserve yapıp, dünyaya ihrac etsinler, İşte bunu yapamıyorlar, yapılmıyor!

İşte onlar bu fenlerle; şimdiki fenden çok ileridirler. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem): "Şu şu hastalığa, şu şu şifadır." diye hadîsleri toplansa, uygulansa işte en büyük fenden birisi de budur.

İlk insanların fennini daha düşük görüyorlar. Halbuki şimdi fenni çok ileri gördüğümüz halde maymundan geldiklerini iddia ediyorlar. Eğer insanlar maymundan gelseler yukarıda saydığım buluşları zekalarıyla yapabilirler mi? Evvelce vahşilerse şimdiki fenden çok ileri olan bu buluşları nasıl çıkardılar?

 

KONU BAŞLIKLARI
(EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM)
KONU BAŞLIKLARI
(TÜM KİTAPLAR)