KADINLARIN YALNIZ YOLA ÇIKMASI
(Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 3, Hadîs No: 565)
"Ebû Hüreyre (Radiyallâhu anhu)'den şöyle demiştir:
Nebiyyi Ekrem (Sallallâhu aleyhi vesellem):Allah'a ve âhiret gününe iman eden bir kadına yanında bir mahremi olmaksızın bir gün, bir gecelik mesafeye kadar sefer etmek helâl olmaz," buyurdu.
"Yanında mahremi olmayan bir kadın ile bir erkek bir gün, bir gecelik yola gitmesin." Hadîs-i şerifi bundan bin dörtyüz sene evvel, kumda, çölde deve ile veya yaya olarak akşama kadar yol gider, gece ikisi başbaşa kalırlar. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) bunu men ediyor.
Bu hadîs-i misal getirip, bizim buraya gelenlere bu hadîs-i şerif özellikle bizim için söylenmiş gibi öne sürüyorlar. Bu 20. asırda özel otobüs tutup erkekler önde mahremi olan veya olmayan kadınlar arkaya binip yolda her türlü ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyorlar.
Bizim evde kadınların katı (bölümü) ayrı, erkeklerin katı ayrıdır. Vaaz, nasihat dinleyip soru sorup öğrenip, aynı vaziyette evlerine gitmelerini söylemiyor. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in çölde bir kadın ile bir erkek, bir gece-bir gündüz, yol çekerek gitmeleri ve gece ikisinin başbaşa kalmaları ile otobüste bu dediğimiz şekilde gidip gelmeleri beraber midir? Halbuki şimdi her hangi bir görüşü yayabilmek için yanında mahremi olmayan kadınlar ve genç kızlar şehirler arası uzak yerlere gidip propaganda yapmıyorlar mı? Onlara gelince bir şey yok caizdir, bize gelince bu hadîs-i şerîf var, caiz değildir, Öyle mi?
Bize "Bu bizim dinimizde var mı? Namahrem olanlara niçin el öptürüyorsunuz? Bir kadın yalnız yola gidemez." gibi soruları yöneltiyorlar.
Zamanımızda bazı kadınlar mesafeleri çok uzak olan memleketlerin birinden diğerine gidip görüşlerini yaymak için ev ev gezer konuşur, uğraşır, çalışırsa adı cihad oluyor. Allahu Teâlâ için bizim meclisimize gelir, dini bakımdan bilmediklerini öğrenir, çok memnun olup, içlerinden bazıları ısrarla elini öperse haram mı olur? Bir hadîs-i şerifte:Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):- Bir kadın mahremi olmayan bir erkekle bir gün ve bir gecelik yola gitmesin,316 buyuruyor. Çünkü Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) zamanında deve ile atla veya yaya olarak giderlerdi. Hem de akşam olunca ikisi başbaşa kalırdı. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) bunu söylüyor. Zâten buna hiç bir Müslüman da razı olmaz.
Yukarıdaki hadîs-i şerife göre,
bizim yanımıza (G.Antep'e) gelenleri suçluyorlar. Ben şahsen yanında
mahremi olmayan kadın gelmesin dedim. Yine
geliyorlar. Ama. gelmek için kiraladıkları otobüsün ön tarafına erkekler, arka
tarafına kadınlar binip geliyorlar. Gelirken kadın-erkek her türlü ihtiyaçlarını
ayrı ayrı olarak rahatlıkla görebiliyorlar
ve bizim buraya yanlarında mahremi olmaksızın birbirlerine namahrem olan
bir kadın bir erkek gelmiyor ve
gelmemiştir. Senenin her gününde evimizde bir çok
kadın-erkek misafir olur. Bizim evde
bayanların (kadınların) bulunduğu bolüm ayrı,
erkeklerin bulunduğu bölüm ayrıdır. Bizim yanımıza gelenlerin bu şekilde
gelmeleri ile bir kadının namahrem bir erkekle deveyle yaya olarak yola
gece-gündüz gitmeleri, akşam olunca ıssızda başbaşa kalmaları
gibi midir? Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in men ettiği
yolculuk işte budur. Bunun da dinimizce haram ve yasak olduğunu
herkes biliyor. Bizim buraya gelenler niçin geliyorlar? Gelince ne
oluyor? Onu bir düşün! Zahirde hasta,
felçli, doktorlardan ümidini kesmiş kimseler
geliyor. Hemen hepsi şifa buluyor. Bu şifayı Allahu Teâlâ veriyor. Deli, meczup, manevi hastalarda iyi oluyorlar. Bu
dediklerimi gelip sorunuz, öğreniniz ve elinizi vicdanınıza
koyarak ondan sonra konuşunuz.
"...Mü'min kadınlara, mü'min erkeklere iftira ederler..."317
Ekserisi talebeler, diğer kurs öğrencileri ve halktan bazıları bizim arkadaşlara gelip: "Niçin el öptürüyorsunuz? Bizim dinimizde bu var mı?" diye soruyorlar. Güya ben haşa islâmiyet'ten, dinden dışarı bir iş yapıyormuşum gibi konuşuyorlar. Din meselesi kapalı olmaz. Türkiye'mizde en azından milyonlarca kişinin arasında "El öpülürdü, öpülmezdi, caizdi, caiz değildi. Caiz değilse felan adam niçin el öptürüyor. Caizse bizim büyüklerimiz neden caiz değil diyorlar." diyerek tartışma konusu oluyor.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem): "Ümmetim arasında çıkacak ihtilaf rahmettir,"318 buyuruyor. Demek istiyor ki, çözülmeyen bir meseleyi bırakmayın, tartışın, iki taraflı herkes bildiğini söylesin. Müslümanlar tarafından bir tek âyet, hadîs ve edille-i şer'iyye ile hangi fikir tasdik edilmişse o yapılsın, benimsensin, beğenilsin. Müslümanlar onu kabul etsin. Diğerleri de: "Biz yanılmışız, bu doğruymuş. Bizde sizi tasdik ediyoruz." diye müslümanlar bir noktada âyet ve hadîs ışığı altında birleşsinler. Şimdi bu iddiayı yapanlara ve diğer âlimlerimize soruyorum. Kur'ân'da:
"O Muhammet! üzerine melekler salavat getirir, sizde getirin."319 ve bu Allahu Teâlâ'nın bizzat emridir. Bütün âlimler bu âyeti okuyor, pek az kimse mealini veriyor. Allahu Teâlâ'nın emridir, yapmamız gerekir diye ikna ediyor. Ama camide musafahayı inkar edenlere niçin bu âyeti okumuyor ve "Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in üzerine salâvat getirmek bizzat Allahu Teâlâ'nın emridir. Allahu Teâlâ'nın emri camide (Allahu Teâlâ'nın evinde) getirilmez de nerede getirilir? diye niçin açıklamıyor. Allahu Teâlâ'nın emri olan namaz, oruç vb. konular çatır çatır vaaz ediliyor da camide musafaha ve ileride yazacağım birçok mevzular niçin vaaz edilmiyor. Alimlerimiz hem söylemiyor, hem yapmıyor, yapana da engel oluyor. Bunun yerine itiraz olarak, Kur'ân'la hiçbir delil göstermeden "El öpülmez" daha ileri gidip "Kayın babanın, kayınvalidenin eli öpülmez" diyorlar. Dört atanın hakkının eşit olduğunu kabul edemiyorlar ve âyetle sabit olanları söylemiyorlar. Ayetsiz, hadîssiz kuru iddialarla konuşuyor, söylüyorlar.
Yine soruyorum: "Gece kalk namaz kıl."320 "Gece kalk tesbih et."321; "Geceyi ibadetle geçir; gece yarısından sonra sabaha kadar ibadet et; gecenin üçte biri kalınca sabaha kadar ibadet et."322; "Senin kazancından fitre, zekat, sadaka ver."323
Bunlardan başka;
"Malından fakirlere infak et."324
Bu yedirme, içirme mevlid yemeğinde
vardır. Hz. Ebû Bekir (Radiyallâhu anhu) malının
tümünü, Hz. Ömer (Radiyallâhuanhu) yarısını,
Hz. Ali (Radiyallâhu anhu) daha evvel bütün malını
dağıttı.325 Hz. Osman (Radiyallâhu anhu) üç yüz deve yükü buğday,
yine onun denginden para (mali) yardımı ve
bir başka zaman bin deve yükü buğdayı
devesi ile beraber fakirlere infak etmiştir.326
Saysak bunun gibi yüzlerce çıkar. .Kur'ân-ı 19:06Kerim'dinle
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |