Oğlu Babasına Namaz Kıldıramaz:
Cahil; âlimin ilmi dolayısıyla önüne geçip namaz kıldıramaz. "Köle efendisinin önüne geçip namaz kıldıramaz."439 Evlat da babaya köle sayılır. Köle efendisine namaz kıldıramadığı gibi, evlatta babasına namaz kıldıramaz.
Buna itiraz ediyorlar, dinimizde babaya aşırı derecede hürmet, saygı olması lazım. Evlat mı babasına yemek yedirir, su verir, hizmet eder, baba mı evladına hizmet eder? Evladı en âlim, babası en cahil olsa, evladı babasına yemek getirir, su verir, hizmet eder.
"Babası evladına karşı Peygamber gibidir."440
Bazısı; "Ben, oğluma izin verdim, önüme geçsin namaz kıldırsın" diyor. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in hadîsinin yanında sen kim oluyorsun ki, izin veriyorsun. "Ben köleme izin verdim, namazı kıldırsın" demeyle köle namaz kıldırabilir mi? Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in hadîs-i şerifinin yanında, babasının: "Oğlum, önüme geçsin namazı kıldırsın" sözü ve oğlunun ilmi hiç kalır. Babasının izin vermesine, oğlunun ilminin çokluğuna değil, üzerinde durduğumuz Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in sözüdür. Babası en cahil, oğlu en âlim olsa, oğlunun sözünü kesip, oğluna bir kaç tokatta vurabilir. Oğlu haklı, babası haksız da olsa oğluna kusura bakma, bu senin babandır denilir. Oğluna, sende babana vur, gibi sözler Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in hadîsine terstir. Yürürken önde babası, arkada oğlu gider, hasılı oğlunun ilmi babasına karşı sökmez. Kendine karşı peygamber gibi olanı arkasına alıp namaz kılarsa, babasına karşı hiç saygısı olmaz.
Elin öpülmesi hakkında bilgiler
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in sözünü hiç kıymete almamış olur.Bir harbte, babasını öldüren bir sahabeyi Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) çağırttırıp:
"İçinizde bunun yaptığı cahilliği başka birisi yapmasın. O senin atandır, neden onu öldürdün?" diye darılmıştır. Onün için baba ne olursa olsun eli öpülür. Baban şaki de olsa babalık hatırı için eli öpülür de bu saydıklarımızın eli öpülmez mi?
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in ikiyüz kadar ismi var. Bir ismi de "(Ebel Ervah): Ruhlar babası." demektir. Adem (Aleyhis selâm)'ın da ruhta babası Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'dir.441 Babalarımız, annelerimiz ve bizim ruhlarımız Arş-ı A'la'da iken, çocuk anne karnında canlanınca o ulvi (yüksek) makamdan âlem-i suflî olan, ona göre pislik sayılan bu dünyaya getirmeye sebep olduğu için eli öpülür. Alem-i suflî olan bu dünyada seni çalıştırıp, eğitip-öğretip Allahu Teâlâ'nın rızasını kazandırıp Allah Teâlâ'yı sevdirip, senin kâmil bir müslüman olmana sebep olan manevi babanın eli öpülmez mi?
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) ve bu hakiki âlimler, âlem-i suflî olan bu çirkef, pislik makamdan o nûrani, ulvi makama, cennete, Cemâlullah'a (Didar'a) kavuşmana sebep olurlar. Bunların eli öpülmez mi? İtiraz edenler tevbe, istiğfar etsinler. Sen nasıl müslümansın ki, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in izini takip eden Evliyaullahı bazı kimselerle karşılaştırırsın; babası münafık, fâsık, zındık olan babandan üstün göremiyorsun? Babası münafık, fâsık, zındık olsa da eli öpülür. Alim, Müceddid, Mürşid-i Kâmil, Peygamber vekili olsa, hatta hadîs-i şeriflerle saydığımız o büyük zatlardan da olsa yine de eli öpülmez mi demek istiyorsunuz?
Şimdi (20. asır da) el öpme yok gibi bazı şeyleri ileri sürüyorlar. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) şimdi karşıdan gelse ne yapacaksın? Yahudiler gibi başınla mı selam vereceksin, Mecûsiler gibi parmağınla mı selam vereceksin? Yoksa bir arkadaşınmış gibi musafaha mı edeceksin, en uygun yönü nedir? El öpmek değil mi? Şahsen ben eli elime geçerse elini, eli elime geçmezse bastığı yeri öperim. Sen ne yapacaksın?
Bilâl Babamın yüzüğünün kaşında: "(Haki payi fahri âlem Mustafa) Hz. Mustafa (Sallallâhu aleyhi vesellem)'nin ayağının bastığı yerin tozunun kurbanıyım." yazılı idi. Bunu ömür boyu parmağında taşıdı. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) abdest alırken su yere dökülüp kum yaşarınca, ashâb onu alır yüzlerine, gözlerine sürerlerdi. Bastığı yeri öperlerdi. Bastığı yeri öpmek, el öpmek gibi değildir! El öpmeden çok daha fazla zordur. Ama Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in bastığı yer öpülür. Müşriklerin:"Silahsız gelen Medinelileri öldürelim." demeleri üzerine içlerinden bir müşrik, diğerlerine:
Siz, Muhammed'in adamlarıyla harb edemezsiniz. O'nun abdest suyu ile yaşaran kumu paylaşıyorlar. Onu yüzlerine, ağrıyan yerlerine sürmek için saklıyorlar. Ben, Acem saraylarında çok kaldım. Acem krallarına yapılan hürmeti gördüm. O'na yapılan hürmetin tozuna yetişemez. O kadar kendine bağlı bir topluluk ile nasıl harb edip başarıya ulaşacaksınız? dedi. Çünkü Bedir Çenginde de silahsız idiler. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in üçyüz onüç askeri, on yedi kılıcı, on iki atı vardı. Ebû Cehil'in bin süvarisi bin de yedek atı, yedek silahları da vardı. O harbte Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in ashabından on yedi kişi şehid oldu. Kâfirlerden on yedi bey, beylerin yetmiş adamı öldürüldü. Yetmiş kişi esir; bin deve yükü de ganimet malı alındı. Daha evvel bunun böyle olacağını kâfirler çok iyi biliyorlardı. Bunun için harbe başlamazdan evvel harbten vazgeçtiler. Ebû Cehil'in tenkitleri, sözleri ile tekrar harbetmeye mecbur kaldılar.
Dünya yüzündeki erkeklerin hepsi tıraş olunca sakalları atılıyor. Fakat Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in sakalı "Sakal-ı Şeriftir" diye saklanıyor. Adına "Sakal-ı Şerîf Camisi" yapılıyor. Millet tekbirle, tehlille ziyaret ediyor. Sen de Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elinin öpülmediğini, öpülmeyeceğini iddia ediyorsun.
(Sünen-i İbn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3704)
"İbn-i Ömer (Radiyallâhu anhu)'den: şöyle demiştir:
Biz,Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini öptük."
(Sünen-i İbn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3705)
"Safvan İbn-i Assal (Radiyallâhu anhu)'dan rivayet edildiğine göre:
- Yahudilerden bir grup, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini ve ayaklarını öptüler.
Yine Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yanına bir grup yahudi geldi. Ve:- Bize mucizât göster, dediler.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):- Nasıl bir mucizât istiyorsunuz? buyurdu. Onlar;- Şu gördüğün en büyük hurma ağacı yanına gelsin ve senin Peygamberliğine şahidlik yapsın, şahadet kelimesi getirsin, dediler.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):- Git o ağaca benim selamımı söyle. Gelsin, benim peygamberliğime şahitlik yapsın, buyurdu. O yahudilerin ileri geleni gitti ve ağaca:Muhammed'in sana selamı var gelip peygamberliğine şahitlik yapacakmışsın, dedi.Ağaç herkesin gözü önünde doğuya doğru büküldü büküldü, eğildi ve ince kökleri koptu. Sonra batıya doğru büküldü, eğildi ve kökleri (damarları) koptu. Daha sonra güneye ve kuzeye böyle eğilip köklerinin hepsi koptuktan sonra ağaç dimdik vaziyette Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in yanına geldi ve şahadet kelimesi getirdi. Geldiği gibi geri yerine gitti, çukuruna girdi, eski ince kökleri tekrar kaynadı. Aynı ağaç oldu.
O yahudilerin başkanı:Yâ Muhammedi Müsaade et, başını, elini, ayağını öpeyim, dedi. Peygamberimiz (Sallallâhü aleyhi vesellem) müsaade etti. Hepsi başını, elini ve ayağını öptüler.
Yine dedi ki:Müsaade et sana secde edeceğim!
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem):İnsanın insana secde etmesi haramdır. Eğer insana secde edilse kadınlar kocalarına secde ederlerdi,442 buyurdu.
O grubun hepsi Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in başını, elini ve ayağını öptükten sonra şahadet getirip Müslüman oldular. |Bu hadîs-i, şerif Mevâhib-i Ledünniyye Kitabında daha değişik şekilde rivayet edilmiştir.]
Allahu Teâlâ, iblise:
"Bana bin kere secde et" dese ederdi. Ama: "(Kulum) Adem'e secde et"443 deyince etmedi murtad oldu. Kabe'de aynı onun gibi Allahu Teâlâ'nın evidir, herkes gider, herkes tavaf eder. Secde yapar, kolaydır. Demek ki insana hürmet edip ona saygı göstermesi onun elinin öpülmesi ne kadar mühimmiş. Ne kadar zor gelirmiş.
Adem (Aleyhis selâm)'e secde edenler kurtuldu. Secde etmeyen iblis lanet tokunu giydi, insana secde etmek haram olduğuna göre insana secde edemezsin. Bu hürmeti nasıl, ne yaparak gerçekleştireceksin? El öpmede yok diyeceksen Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) Hacer'ül Esved'i niçin öptü ve hacılar niçin öpüyorlar? "Öpme var" dersen, elinden başka öpülecek münasip yer neresi? Sen nasıl ümmetsin ki. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in kabr-i şerifine gider, orada sekiz günde kırk vakit namaz kılar, Ravza-i Mutahharanın demirine, taşına elini yüzünü sürer, öpersin. Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) zahir hayatta olsa elini öpmez misin?
İlim sıfatullahtır. Alimdeki ilim, Allahu Teâlâ'nın sıfatındandır.' Allahu Teâlâ'nın sıfatına hürmet etmemiz lazım. O'na secde edilmez, elde öpülmez. Peki ne yapılır da, bu hürmet gerçekleşir? El öpülmeden daha münasip bir şey bulun, söyleyin, açıklayın. Bizi ikaz edin.
Hadîs-i şerifte; "Biz, Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini öperdik."444 deniliyor. Tamam bitti. Kadın-erkek hepsini içine alıyor. Peygamberimiz' (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini erkekler öpsün, kadınlar öpmesin mi diyeceksin.
Ey Müslüman kadınlar!Peygamberimiz, (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elini öpme taraftarı değil misiniz?
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)'in elinin öpüldüğüne, öpüleceğine bir milyon hacı, bir milyar, Müslüman Ravza-i. Mutahhara'yı, O'nun taşını, demirini öpmekle şahid oluyorlar. Öpülmeycceğine S. Arabistan halkının birazı Vahhabidir. Onlar manî oluyor. Diğerleri ehl-i sünnet ve ehl-i sünnetin yaptığını savunuyor.
Vehhabiler doğruysa! Hz.. Hamza (Radiyallâhu anhu)'nın, Hz. Osman (Radiyallâhu anhu)'nın ve diğer bütün büyük zâtların türbelerinin hepsini yıkıyorlar, kabir talkinini, kabir ziyaretini, mücizât-ı Enbiyayı, kerâmet-i Evliyayı inkâr ediyorlar. Bu hareketlerine de doğru mu diyeceksin? Ehl-i sünnetim deyip Vehhabi kumandalı gibi onların yönettiği gibi olmayın, onların yaptıklarının çoğu Kur'ân-ı Kerim'e terstir, Hz. Meryem'e cennetten devamlı yemek gelmesi.445Asaf bin-i Berhaya'nın Belkıs'ın köşkünü Yemen'den Kudüs'e Sultan Süleyman (Aleyhis selâm) başını çevirip bakıncaya kadar getirmesi.446 Ashâb-ı Kehfin üçyüz dokuz sene uyuması. 447 Bunlar Evliya kerametidir. Zâten Peygamberlerin ve Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vcsellem)'in mucizeleri saymakla bitmez.448 Vehhabiler bunların hepsini inkâr eder. Saplandığınız inanç sizdeki görüş nerden ayrılıyor, nereye gidiyor. Ehl-i sünnetten ayrılıyor, Vehhabiliğe gidiyor. Onlar içimize en âlim kimse imiş gibi girmişler, sizi öyle kandırmak istiyorlar. Ey mü'minler! Onların' sözlerine inanmayın.
Hadîs-i Kudsi'de:"Onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı ben olurum." 449; "Bana yerlerim, göklerim geniş gelmedi mü'min kulumun kalbi geniş geldi."450;"Onların mekanlarına peygamberler, şehidler, sıddıklar imrenir."451; "Beni arayan engin gönüllerde arasın."452 Onların, görüşleri bu âyetlere, bu hadîs-i kudsilere; terstir.
Siz de Elhamdülillah müslümansınız. Allahu Teâlâ'nın Kur'ân-ı Kerim'de yeminlerle söylediklerine mi bakacaksınız? Asıl tertemiz ehl-i sünnet ile beraber Türkiye'deki ehl-i sünnete mi yoksa Vehhabilere mi uyacaksınız? Yukarıda saydığımız bu âyetlere bu hadîslere göre Mürşid-i Kâmil, Hakk'ın hamilidir. Allahu Teâlâ'nın bu kadar mucizeleri kendinde olan zâtın eli niçin öpülmesin? Onda ne kerametler, ne harikuladeler vardır. Allahu Teâlâ kendi büyüklüğünü göstermek için onları vesile (sebep) yapıyor. Peygamberlerdeki mucize, Evliyalardaki keramet ve harikuladelerin hepsi Allahu Teâlâ'dandır. Yoksa kulda ne var! O da bizim gibi bir adamdır.
Ondaki hâli inkar
Allahu Teâlâ'yı inkardır. O'ndaki hâle inanmak
Allahu Teâlâ'ya inanmaktır. İnancınız,
itikadınız kuvvetli olsun. Her yarım, yanlış söyleyenin .sözüne bakmayın.
Onlarda aciz bir kuldur. İnsan gücü dışında hiç birşey yapamaz. Ama Allahu Teâlâ
yapar. Cereyana (elektriğe) bağlanan telle,
cereyana bağlanmayan tel bir değildir. Mıknatıslı demirle; mıknatıssız demir bir değildir. Allahu Teâlâ'nın kendi esrâr-ı
İlâhiyesi olup harikulade hâller olan bir insanla, kendinde harikulade
hâller olmayıp, sadece zahir gücü ile kalan
insan bir değildir. Bu hususta Hakk aşıkları Yunus Emre ve Seyyid Nizamoğlu kasidelerinde şöyle
diyorlar:
| Yazıldı Hakk'ın âyetleridir cümle alem,
İçinde Adem oldu ism-i Azam, Diyen Kur'ân'a mahlûk oldu kâfir. Ki natık biledir lafz ile her dem. Seni bildin mi kimsin canı âlem, Yarattı Hakk seni gayet mükerrem. Vücudun Kâbe'sidir kâinatın, Hakikat İlmi sende zemzem. Sücûd etmediği için sana İblis, Takıldı tavk-ı lanet ona oldem. Gönül aynasının sil gubarın, Tecellî ede ol Zât-ı Muazzam. Bilirsin Seyfi kendin, Hakk'ı bildin, Budur ben bildiğim vallahu a'lem. Seyyid NlZAMOĞLU
|
Dil nazargah-ı Hûda'dır,
yıkma gönlün kimsenin, Kabe ve Merve Safa'dır, yıkma gönlün kimsenin. Mü'min isen al ele bir mü'minin gönlün çalış, Zira kavli Mustafadır yıkma gönlün kimsenin.
Şol kişi daima gönlün yıkar dervişlerin, Dervişlik baştadır
tacda değildir, Hakk'ı ararsan kalbinde ara,
Seyyid NİZAMOĞLU Yunus EMRE
|
| Gül dalına gül dalına, Bülbül konar gül dalına. Şu dervişi deli sanıp, Gül bakalım gül halına. Sırtında vardır hırkası, Neylerse hep haldan eyler, Bu yola her can dayanmaz, Mustafa INCEDİL
|
Hoş yeriz hab hab, Kalkarız hop hop, Nefsimiz emrin tuıtarız tez tez, Hakk’ın yolunda yürürüz yab yab. Sünnetin feraiz yolun bilmeziz, Tavhid etseler dudak deprenmez, Yüzümüz karasın andıkça kardaş, Dünya cîfedir kaçın dedi Hakk, Seyyid NİZAMOĞLU
|
|
KONU BAŞLIKLARI (EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM) |
KONU BAŞLIKLARI (TÜM KİTAPLAR) |