Ö N S Ö Z

Elimde geniş imkânlarım olmadığından sesimi her zaman duyuramıyorum. Şimdilik bir defa olsun bu broşürü bastırıp herkesin anlayacağı şekilde yazıp dağıtıyorum. Allah'u Teâlâ izin verirse, ileride deva­mını yazıp dağıtacağım. İnşallahu Teâlâ.

Bazı görüş sahiplerinin arkasında bir devlet gücü var. Onlar için kitap yazmak, broşür dağıtmak ve benzeri masrafları edip fikrini yaymak kolay oluyor. Siz her zaman ağızdan ağıza, kulaktan kulağa duyduğunuz şeyleri değil; âyetle, hadîsle delil getirilen doğru, haklı sözlere inanmalı ve savunmalısınız.

Benim bu yazdıklarımın fotokopisini çektirip birbirinize dağıtmanız gerekir. Bu din, bu ehl-i sünnet, bu âyet ve hadîsler benim şahsımın değil, hepimizin malıdır!

Hadîs-i Şerifte:

"Hikmet, doğru, ayıktırıcı söz, mü'minin yitik (kaybolmuş) bir malıdır. Kimde ve nerede bulursa ordan alsın."1 buyuruyor.

Görüşünüz her ne olursa olsun hatta İslamı kabul etmeyen de olsa Allahu Teâlâ onlara ilham etsin, ayıktırsın, düzeltsin. Bunu kabul etmek nasip etsin (Amin). Mahşerde Allahu Teâlâ ve Peygamberimiz (Sal­lallahu aleyhi vesellem)'in huzuruna açık alınla, ak yüzle varalım. Allahu Teâlâ'ya sevilelim. Benim sözlerimi benimsiyorsanız, bu bildirileri zay etmeyin, çoğaltın, dağıtın. Bu din, İslâmiyet, ehl-i sünnet itikadı, Hanefi, Şafiî, Maliki, Hanbelî görüşleri hepimizin görüşleridir. Her müslümanın canla başla sarılıp, bende müslümanım, bu yazı benim görüşüm, âyetle, hadîsle tasdikli ve doğrudur, gerçektir, haklıdır, hepimizin malıdır diye sahip çıkılması lazımdır. Hadîs-i şerifte;

•'Dinin zayıfladığı zamanda kim dine sahip çıkarsa (yardım ederse) Allahu Teâlâ ona yardım eder."2 buyuruyor. Allahu Teâlâ'nın yardımını istemez misiniz? Benim bu bildiriyi yazıp, dağıtıp yerlerine ulaştırmamda ne gibi bir dünya çıkarım var? Bir çok masraflar yapmamı ve uzun müddet çalışıp yorulmamdaki tek gayem yalnız Allahu Teâlâ'nın rızasıdır. Kur'ân-ı Kerim'de:(Sûre-i Zariyat, Ayet 55)

(Sûre-i A'li İmran, Ayet 187)

"Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız; onu gizlemeyeceksiniz." diyerek söz almıştı...(ilâ âhir)"

(Sûre-i Maide, Ayet 2)

"...iyilik etmek ve(Allahu Teâlâ'nın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın... (ilâ âhir.)";

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) üç defa: "Dîn nasihattir," buyurmuştur.

- Kim için yâ Rasulullah!" sorusuna:

- Allahu Teâlâ için...Kitabı için... Rasulu için... Müslümanların imamları ve bütün müslümanlar içindir, cevabını vermiştir.

Taberâni Huzeyfe'den rivâyet ettiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

"Müslümanların işini önemsemeyen onlardan değildir. Akşam-sabah, Allahu Teâlâ için, O'nun Kitab'ı için, Rasulu için Müslümanların imamı ve âmmesi (umumu)için nasihat etmeyen, onlardan değildir."

Mahşerde, insana âyetten ve hadîsten sorarlar. Hem de tek bir soru sorarlar. Cevap verirsen ne âlâ, cevap veremezsen götürürler ilâ cehenneme zümeraya atarlar! Bizim toprağın yüzünde yiyip, içip, eğlenip, gezip yaşamayı değil; toprağın altına girip sorgu-sual, hesap vereceğimizi düşünmemiz lâzım! Allahu Teâ­lâ'nın azabı korkmaya değer! Ahirette, cennette vereceği nimetlerde çalışmağa değer! Çalışma sadece ibadet değil, malın zekatını malından vermektir. Sıhhatin zekatı bu yazdığım şeyleri dağıtmak, bu uğurda gayret etmek, camii, çeşme, yol, köprü, su v.s hayır işlerine bedenen çalışmaktır. Allahu Teâlâ cümlemize muin olsun. Taklitlerimizi tahkîka çevirsin. Yani bilmeyerek yanlış yaptığımızı, bilerek doğru yapmak nasip elsin. (Amin).

Siz aldatıldığınızı kabre varınca anlarsınız”4 buyurdu.

Bana hangi görüşte olduğumu sordular. Ben; İslâmda görüş olmaz. İslâmda âyet, hadîs ve edille-i şer'iyye olur, onlara tâbi olmak olur."Mü'minler ancak kardeştirler.5 âyetine göre görüş bir tek âyet, hadîs, ehl-i sünnet görüşüdür. Müslümanlar birbirleriyle kardeştirler, dedim.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) vefatına yakın 120 bin hacı ile Kabe'yi tavaf etti. Bunların hepsinin evveliyatı kâfir idi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem )'in mübarek sözleri, gösterdiği adalet, şefkat, merhamet, kendisinde görülen mucizeler bunları müslüman etti. "Sen müslüman değilsin" veya "bizim görüşümüzde değilsin, görüşümüzü kabul etmiyorsun" diye. hiç birisini kabul etmemezlik yapmadı. Biz niçin kabul etmeyelim.! (Vesselâmü alâ menittebeâl Hudâ!)

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

"Bîr kimse benden sonra kırk hadîs yazıp kendinden sonraya kitap olarak bırakırsa, o kimse âlimler, fukahalar zümresi ve toplumu ile haşr olur. Ona şahit olurum. Alimler ilk zümre olarak cennete girerler. Alimler züm­resi ile haşr olur."6

Hadîs-i şerîf:

''Cennetin kapısını cömertler açar."7

''Kırk hadîs-i şe­rif ezberleyen, onunla amel eden ve onu başkalarına da öğreten kimseye yarın mahşerde şahit olurum. Cennette benim komşum olur."8 buyuruyor. Elhamdülillah bizim yazdığımız, her kitabın içinde binden fazla hadîs-i şerîf var.Hem de bu hadîs-i şerifler bu zamanda ihmal edilen, söy­lenmeyen veya kendileri yapmadığı için kasıtlı söylenmeyen âyet ve hadîslerdir.

 

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) yarın mahşerde bana şahit olsun, âlimler zümresi ve kalabalığı ile haşrolayım. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vescllem)'e komşu olayım diye düşünüyorsan yazılan broşürleri sakla, zayi etme. oku muhafaza et, başkalarına da okut. Bununla amel etsinler. Hiç hadîs kitabi okumadan, âyete ve hadîse muhalif bir tarafını görmeden, öğrenmek, öğretmek gayesi ile değil, kusur kabahat bulup karşıyı gözden düşürmek niyeti ile olursa Allahu Teâlâ'nın mekri büyüktür.9 Bunu yapana Allahu Teâlâ da mekir yapar, hakkı bâtıl, bâtılı hakk, doğruyu yanlış, yanlışı da doğru gösterir.

Uzun senelerden beri bana mektupla veya beni ziyarete gelen adamlar çok değişik konularda birçok sorular sordular. Bu zamana kadar sordukları sorunun yüzde sekseninin cevabını bu broşürde veriyorum. Broşür çok büyük olup zamanımızı da çok aldığından ancak bu kadarına cevap verebildim. Allahu Teâlâ izin verirse, geri kalan soruların hepsinin cevabını vermeye çalışacağım. (İnşallahu Teâlâ.)

Bu yazdıklarımın yüzde doksan dokuzu âyet, hadîs tam kaynağı ile ve hiç itiraz edilemeyecek şekilde kuvvetli delillerle yazdım. Yüzde bir veya iki Bilâl Babamın vaaz band’ından veya doğrudan vaazlarını dinleyip yazarak not ettiklerimden aldım. Onlarda kesin olarak âyet, hadîs, hadîs-i kudsi’dir. Yazması ve sizin ayağınıza kadar göndermesi benden, okuyup birbirimizi ikaz edip, mucibi ile amel edip çalışması da sizdendir. Ben yarın mahşerde huzur-u Rasulullah'ta bu yazdığım kitaplar, broşürler âyetle, hadîsle yüzde yüz tasdikli olarak bunlarla çıkacağım. Sizde aynı broşürleri almış, okumuş birbirinizi ikna etmiş, saklamış ve onunla amel etmiş iseniz ne alâ. Gerek bir görüş hissine kapılarak, gerekse ben daha âlimim diye millete küçük-eksik göstermek için yanlış yerlerini arayacağım der, küçümser, millet-i islâma ters tanıtırsanız, yarın. Mahkeme-i Kübra'da, Allahu Teâlâ'nın ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın huzuruna mahcup, müteessir, suçlu olarak; bir de bunun aksi olarak göğsü kabararak iftiharla çıkmak vardır. Şayet âyete, hadîse, hadîs-i kudsi’ye kıymet vermez, okuma üzerinde sıkı durmazsanız davacınız, bizzat Allahu Teâlâ ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'dir. Üzerinde durur, okur, onunla amel eder, başkalarına götürür okutur, dinletir ve o uğurda sâi gayret eder çalışırsanız, sizin avukatınız Allahu Teâlâ ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) olur. Allahu Teâlâ kendine iman edenleri, inananları müdafaa eder.10 ''Benim sünnetim sözlerim, dinimin erkânıdır. Onlara kim kıymet verir ise bana kıymet vermiş olur. Onlar akim kıymet vermezse bana kıymet vermemiştir. Benim sünnetimi öğrenip, tutan, yapan ümmetimdir, tutmayan ümmetim değildir."11

Allahu Teâlâ cümlemizi okuyup, dinleyip, öğrenip onunla amel edip üzerinde tam sıkı duranlardan etsin. (Amin.)

Faydalı olur ümidi ile ümmet-i Muhammed'e biraz daha fazla mevzu yazabilmek için yazının ebadını küçük tuttum. Allahu Teâlâ cümlemize muin olsun.

Sayın okuyucularım!

Zamanımızda Kur'ân-ı Kerim'de ve hadîs-i şeriflerde olan fakat açıklanmayan, söylenmeyen birçok konular var. Bu konuların herbiri hakkında birçok âyet-i kerime ve hadîs-i şerifler var. Maalesef söylenmiyor. Ben birazını yazıp açıkladım. Bunlardan sıraladığım konular şunlardır:

1-) Ulul Emre itaat. 2-} Cum'a namazı. 3-) Misvak. 4-) İnfak. 5-) Cihad. 6-) Saç-sakal-bıyık ve Allahu Teâlâ'ya ve Rasulu (Sallallahu aleyhi vesellem)'ne İtaat. 7-) Zikrullah. 8-) Bâtıl Mezheblere cevap. 9-) Ana-babaya itaat. 10-) Misafir. İ1-) Hediye. 12-) Tesbih. 13-) Mükafat. 14-) Ehl-i Sünnet. 15-) Sigara. 16-) Evlenmeyenler. 17-) Gece ibadeti. 18-) Nafile namazlar. 19-) Mucize ve Kerâmet. 20-) Şefaat. 21-) Kabir ve kabir ziyareti. 22-) Akika kurbanı. 23-) Camide Musâfaha ve Salâvat-ı Şerîfe. 24-) Biat (El Öpme). 25-) Tarikat. 26-) Oğlu babasına namaz kıldıramaz. 27) Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. 28-) Muharrem ayında ibadet. 29-) İmamlar. 30-) Bid'at vs.

Türkiye'nin her yerinden bana şahsen veya mektuplarla çeşitli konularla ilgili sorular yöneltip, bu so­rulara cevap vermemi istiyorlar. İmkan dahilinde bunların hepsine cevap vermeye çalışacağım. (İnşaallahu Teâlâ).
Evvela şunu belirtiyim ki. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

"(El mümtahinu mel'unun) İmtihancılar mel'undur"12 buyuruyor. Hz. Ali (Radiyallahu anhu) soru soracak bir adama: "Öğrenmek, öğretmek gayesi ile sorarsan ne alâ, imtihan için sorma." buyuruyor.

Okuyucularımız da aynı açıdan okusunlar ve soru soracak veya cevap vereceklerse o açıdan cevap ver­sinler. İmtihan için, karşıyı gözden düşürmek için veya kasıtlı, çapraşık, ters sorular sormak iyi değil­dir. Aksi takdirde imtihan için sorulmuş olup mel'un olur. Dinimize göre sorulacak sorular kesinlikle ya Öğrenmek yahud öğretmek gayesi ile sorulmalıdır. Başka çeşit soran imtihan için sormuş olur. Böyleleri için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): "mel'undur" buyuruyor. Bir âlimi yanıltmak, gözden dü­şürmek için çapraşık, ters sorular sorarsa, Allahu Teâlâ, o âlime ömründe yapmadığı hatayı yaptırır.

Hadîs-i şerîf:

"Hutbede imamın yanılması cemaatin içinde kalbi bozuk olanlar olduğundandır." buyuruluyor. Allahu Teâlâ adamın niyetine göre verir.

(Sûrei A'li İmran, Ayet 54)

"(Yahudiler gizlice) tuzak kurdular; Allah'ta onların hilelerine karşılık verdi. Allah hilelere karşılık vermekte en güçlü olandır. (Yahudiler, Hz. İsa (aleyhis selâm)'yı öldürmeyi planladılar ve öldürecek kimseyi tayin ettiler.)"

Ayetine göre; Allahu Teâlâ o âlime hata söyletir. Onun ağzı ile mekir yapar ki, kendi kendilerini haklı görüp, fikirlerinde devam ederek cehennemlik olsunlar diye. Çünkü kendileri mekir (hile) yaparak soru sordular.

(Râmûz-ul Ehâdis, Hadîs No: 3675)

"Yahudiler Musa (aleyhisselâm)'ya soru sormayı çoğalttılar, ilâveler yaptılar, eksiklik­ler yaptılar nihayet küfre saptılar. Hıristiyanlar İsa (Aleyhis-selâm )'ya soru sormayı çoğalt­tılar, ilâvelerde bulundular, eksik yaptılar nihayet küfre saptılar. Benden de size bir­çok hadîsler nakledilecek. Size bir hadîsim ulaştımı, Allah'ın kitabını okuyun, size gelen hadisi onunla karşılaştırın. Eğer Allah'ın Kitab'ın’a uygun düşerse bilin ki, onu ben demişimdir, Allah'ın Kitab'ına uygun değilse (bilin ki) onu ben dememişimdir."

Sorulan soru: ya öğrenmek, ya da öğretmek gayesi ile sorulmalıdır.

Sorulmaması gerekenler: "Allahu Teâlâ kendisi gibi bir Allah yaratabilir mi? Yaratamaz mı? Allahu Teâlâ İlm-i Ezeliyye'de cennetliği, cehennemliği biliyor muydu? bilmiyor muydu? Allahu Teâlâ'nın yaşı kaç? Dişi mi erkek mî?" gibi sorular kesinlikle sorulmamalıdır! İnsanı küfre götürür. Meselâ; Cennet ebedi olduğuna göre, Allahu Teâlâ cennet ehlinin nefesinin sayısını bilir mi? bilmez mî? Allahu Teâlâ, İlm-i Ezeliyye'de cennet ehlinin nefesinin sayısını bilmez dese, Allahu Teâlâ'ya cehl ispat etmiş olur. Allahu Teâlâ İlm-i Ezeliyye'de cennet ehlinin nefesinin sayısını bilir dese; Kur'ân-ı Kerim'de cennet ebedidir. Bilinmesi için ebedi olmayıp sonu olması lazım ki, Kur'ân-ı Kerim'e terstir. Çünkü Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de;cennete girmenin iman ve amelle, cehenneme girmenin küfür ve masiyetle olduğunu buyuruyor.1 3

 

"Siz, Allah'a iftira etmeyin."14

"Allahu Teâlâ alnıma şunu yazmış, bunu yazmış" demek iftiradır. Böyle söyleyenler, günah işleyip cehennemi kazananı değil, Yaratanı sorumlu tutuyor. Bîr hadîs-i şerifinde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

 

"Siz sahibine asi olan deve gibi azgın ol­madıkça cehenneme girmezsiniz."15 buyuruyor.

Şükretmek veya küfretmek, irade-i cüz'iyye sizin elinizdedir. Hangisini isterseniz ona gidersiniz.

"Allahu Teâlâ iman edenlerin dostudur, onları zulumattan nura çeker. İnkar ve küfür edenler şeytanın dostudur. Onları da şeytan nurdan zulumata çeker." 16

Sen iman eder, ameli salih işlersen, Allahu Teâlâ seni cennete koyacağını birçok âyetlerde yeminlerle vaad ediyor. Aksini iddia Kaderiye mezhebinin görüşüdür, bâtıldır.

İblis: "Alnıma yazılan başıma geldi." dedi. Tevbesi kabul olmayıp affolmadı.

Adem (Aleyhisselâm): "Kendi nefsime zulmettim, kabahatin hepsi bende"17 dedi, affoldu. Yunus (aleyhis selâm)'un kavminin hepsi kâfirdi. Hiçbirisi dua bilmeyip, insan ve hayvanları yavrularından ayırıp bağırttırmalarını Allahu Teâlâ kabul etti.18 Kâfirken müslüman oldular, ömürleri bitmiş iken uzadı. Rızkları ve zürriyetleri kesilmişken tekrar verildi. Kur'ân-ı Kerim böylesi delillerle doludur.

Kur'ân-ı Kerîm'deki müteşabih (meali verilmeyen) âyetler üzerinde durarak onlara cevap ver diye ısrar edip soran sorduğundan, cevap veren verdiği cevaptan mes'uldür.

                                           

KONU BAŞLIKLARI
(EHLİ SÜNNET GÖRÜŞÜNDE BİRLEŞELİM)
KONU BAŞLIKLARI
(TÜM KİTAPLAR)