EUZU
BİLLAHİMİNEŞ-ŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM
Önsöz:
Bu kitabımızı yüzlerce
hatta binlerce vatandaşlarımızın sorularını cevaplandırmak için yazıyorum.
Milletimiz, tasavvuf ve tarikat pirleri meşayıhlar ve mürşidi kamiller ile
zahiri alim hoca, müftü, vaaz diyanet reisi vs.. bu ikisinin yaşamlarının ve
sözlerinin neden ayrı ayrı olduğunu bana sorup bunlar hakkında kendilerini
aydınlatmamı istiyorlar. Bende aklımın yettiği kadar aydınlatmaya çalışıyorum.
Maksadım bu okuyucularımızın sorularına cevap vermektir. Yoksa tarikatı övmek,
tarikatı yaymak gibi ve benzeri bir amaçla bu yazıları yazmıyorum. Kitabımızın
içinde bazı şeyleri anlatırken şeyh diye yazıyorum ve şeyh kelimesi ile hitab
ediyorum, Bunu zahir ilmi hocalarla batın ilmi şeyhleri ayırt edebilmek için
söylüyorum. Bunları da Kur'an-ı Kerim'de ki şu ayetlere dayanarak söylüyorum:
Şuayb
(Aleyhis-selam)'ın kızları Musa (Aleyhis-selam)'a: «Babamız büyük bir şeyhtır»
(Sure-i Kasas, Ayet 23) dediler.
İbrahim
(Aleyhis-selam)'ın ailesi Cebrail (Aleyhis-selam)'a İbrahim (Aleyhis-selâm)'ı
göstererek: «Bu yaşlı bir şeyh oldu» (Sure-i Hud, Ayet 71-72) dedi.
Okumadan maksat
anlamaktır, yazmaktan maksat anlatmaktır. Zahir ilmi, batın ilmi, ledün ilmi,
kitap ilmi vb.. bu gibiler açıklanmamış okuyucularımızı bu hususta aydınlatmak
ve kendilerini tam ikna etmek için yazıyorum. Bu yazılan ayetlerden
anlaşıldığına göre şeyh müslümanların kamil, yaşlı, herkese söz dinleten
alimlerine denir. Kafirlerin yaşlılarına
müsin denir.
Hadîs-i Şerif:
«Benim ümmetimin uleması Ben-i İsrail peygamberleri gibidir.» (Berika, Cild 1,
Sayfa: 58; Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 619; Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 417)
Hadis-i Şerif:
«Ehli arasındaki şeyh kavmi arasındaki peygamber gibidir.» (Ramuzu'l, Ehadis,
Hadis No: 2618)
İşte bu hadisi-i
şeriflere ve bu saydıklarıma göre bu ulema zahir alimler değil hakiki şeyhlardır.
Allahu Teala'da Peygamberlerden olan Şuayb (Aleyhis-selam)'a İbrahim
(Aleyhis-selam)'a şeyh diye hitap edildiğini söylüyor. Demek ki bu ayetlerden anlaşıldığına göre
peygamberlerin varisleri ulemalardır. (Kütüb-i Sitte, Cild 11, Hadis No: 4108)
dediği hakiki şeyhlerdir. Peygamberlerin yolunu izini takib edenlerdir.
Allahu Teâlâ
Kur'an-ı Kerim'de Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e «Sen kendi nefsine sabret.» (Sure-i Kehf, Ayet
28) «Onlar Rabb'lerinin cemaline mürid olmuşlardır.» (Sure-i En'am, Ayet
52) buyuruyor. Mürid kelimesini de bu
ayete göre söylüyorum. Başka bir kasıtla, maksatla değil sadece okuyucularımıza
anlatabilmek için bu ayetlere göre yazıyorum.
Devlet yol
yaparken bazı hadiseler oluyor. Herkesin evini, arsasını, bahçesini istimlak
edip yol yapıyor. Bazı kabirleri yıkamıyorlar. Yani kabir sahibi yıktırmıyor.
Bu Türkiye'nin her yerinde var. Ankara'da Hacı Bayram Veli'ye çıkarken Gül
Baba'yı yıkamadılar, çarşı ortasında bulvar içine aldılar. İstanbul'da Boğaz
köprüsü için çevre yolu yapılırken yol Mahmud baba türbesine geldi. Orayı da
yıkamadılar. Bunu gazeteler Mahmud baba türbesinin dokunulmazlığı var kendi
dokunulmazlığını kendi yapıyor diye manşet attı. Bunlar hep hakiki şeyhtır.
Hemde Kur'an-ı
Kerim'de Allahu Teala: «İster erkek ister kadın hakkı ile mü'min olur,
çalışırsa ona yeniden ölmez, taze temiz bir hayat veririm.» (Sure-i Nahl, Ayet
97) buyuruyor. O hayat ölmez, o hayatı hiç kimse engelleyemez. İşte nerde kabri
ziyaret edilen Hazretleri denilen ve kabirlerini yıktırmayanlar, kendi
dokunulmazlığını kendi yapanlar varsa hep baba ismi ile anıldığından şeyh
oldukları meydana çıkıyor. Türkiye'nin hemen her yerinde bu gibiler yüzlerce
vardır. Sözümüz bu ve bu gibileredir.
Babasından
başkasına baba denmez derler, bu çok yanlıştır. Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem):
"Kendi
babasından başkasının sülbünden, soyundan geldiğini iddia ederse o kişiye
cennet haramdır.” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadis No: 2082) buyuruyor. Ona da bizim halk dilimizde ve
dinimizce piç denir. Ama kendine ilim öğreten koruyan, kendini yetiştiren vs...
bunlara da baba denir. Misal:
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) Ebu Cehil'in ismini cahillerin babası (Sahih-i
Buhari Tecrid-i Sarih, Cild 4, sayfa: 551)
Ebu hüreyrenin
ismini kedilerin babası (Sünen-i Tirmizi. Cild 6, Hadis No: 4091)
Hazreti Ali'nin
ismini Ebu't-Turab toprağın babası
(Sahih-i Müslim, Cild 7, Hadis No: 38 (2409), Sayfa: 314) koymuştur.
Kur'an-ı
Kerim'de Allahu Teâlâ Nuh (Aleyhis-selam)'a: «O boğulan senin oğlun değil,
gemine binenler senin oğlundur.» dedi.
(Sure-i Hud, Ayet 46) Gemiye binenlerin çoğu ise hayvandır. Allahu Teala
Nuh (Aleyhis-selam)'a hayvanların babası diyor.
Yani koruyucusu, kendilerini ölümden kurtaran, muhafaza
Bilal Babam vaaz
edip konuşurken söylediği ayet ve hadislerden vaaz bantlarında bazılarının
kaynaklarını söylememiş bazılarının söylemiştir. Söylemediklerini biz onları
arayıp, kaynağını bulup kitabımıza koyuyoruz. Bazen de kaynağını arayıp
bulamadığımız hadislere Hacı Muhammed Bilal Nadir Hazretlerinin vaaz bandından
alınmıştır diye yazıyoruz. Aslında Bilal Babam'ın sözü olmayıp onlarda hadistir veya ayettir. Hadislerin ve ayetlerin
kaynağını bulduğumuz zaman son baskılarımıza kaynağı ile beraber yazacağız
inşallahu Teala.
Hacı Muhammed Hilmi Kutlubay
ÖNCEKİ KONU KONULAR SONRAKİ KONU