Eli öpülecek kimseleri Allahu
Teala hadis-i kudsilerde ve ayette şöyle haber veriyor
Değil
el öpme, Allah'u Teâlâ hakiki insan-ı kâmil'e neler, ne meziyetler vermiştir.
Yazdığımız ayet, hadîs, hadîs-i kudsileri iyi oku, dinle elini vicdanına koy,
öyle karar ver.
1- “Ve
mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza
etsinler ve zînetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve baş
örtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve zînetlerini açıvermesinler.
Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya
kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi
kardeşlerinin oğullarına veya kendi kız kardeşlerinin oğullarına veyahut kendi
kadınlarına, veya kendi ellerinin malik olduğu cariyelerine veyahut
(erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine ve yaşlı mü'minlere; Erkeklikten kesilmiş
yaşlı mü'min kim olursa olsun namahrem değildir. “ve beşşiril muhbitîn” dediği
ayetin mucibince çalışır ve onun vasıflarını üzerinde taşıyan) veya kadınların
avret mahallerine muttali olmayan çocuklara (karşı açıverilmesi) müstesna
(hariç). Ve zînetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine
vurmasınlar ve cümleten Allah'a tevbe ediniz. Ey Mü'minler tâ ki felaha
erebilesiniz.” (Sure-i Nur, Ayet 31)
Ayette
yaşlı mü'minler diye söylüyor tefsirde erkeklikten kesilmiş diye söylüyor. Bu
yanlıştır çünkü peygamberler erkeklikten kesilmez. Adem (Aleyhis-selam)'ın bin
kusur yaşından sonra çocuğu oldu. Diğer peygamberlerin en yaşlılık anlarında
çocukları oldu.
İbrahim
(Aleyhis-selam) doksan küsür yaşından sonra İshak (Aleyhis-selam) doğdu.
(Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 86)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem):
-
Cebrail bana Kifit denilen bir cennet yemeği getirdi yeyince bana kırk erkeğin
cinsi münasebet gücü verildi. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 85; 4013)
Kur'an-ı
Kerim'de Allahu Teâlâ: «İster erkek ister kadın hakkı ile mü'min olup ameli salih işlerse ona yeniden
tertemiz bir hayat veririm.» (Sure-i Nahl, Ayet 97) buyuruyor. O hayat kocamaz genç kalır. Sende o hayat olmadığı için sen ondan ne
anlarsın. Onu ancak içinde yaşayan bilir. Görünüşü ihtiyar zannedilir ama
Allahu Teâa ona yeni tertemiz bir hayat vermiş, o hayat kocamaz gençtir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in dediği gibidir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e
ayrıyeten kifit yemeği geldi. Bunlara sadece yeni temiz hayat geldi.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'de her ikiside var. Diğer bir
deyimle yaşlı, erkeklikten kesilmiş münafık, fasık olan kimselere kadınlar
namahrem değilde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ve ayeteki yeni
temiz hayatı Allahu Teala'dan kazananlara mı namahrem? İşte bu ayetteki babası
kardeşi amcası gibi olan zatlar yeni temiz hayatı kazandığı için hemde yaşlı
olur. Asıl onlar ayetteki denilenlerdir eli öpülür.
* * *
2- “Ve
nünezzilü minel Kur'an. İlâ Ahir....”
Biz
Kur'ân-ı mü'minlere şifa ve rahmet olarak indirdik. (Sure-i İsra, Ayet 82;
Sünen-i ibn-i Mace, Cild 9, Hadîs No: 3533)
Kur'an-ı
Kerim'de ki şifa ile ilgili diğer ayetler:
(Sure-i Şuara,
Ayet 80; Sure-i Fussilet, Ayet 44)
Allah'u Teâlâ
“doktorlara şifa verdim” demiyor, ama onlar muayene ediyor. Muayenesi caizdir.
Aynı hastalığı Kur'an nuru ile şifaya kavuşturur ise ona gidilmesi elinin
öpülmesi caiz değil midir? Hakkında hiç bir ayet olmadan aklî delille
doktor'a caiz derler, hem de caizdir. Hakkında ayet, hadîs olduğu halde
bunun okuması caiz değil derler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
kadınlara elini öptürdü mü? Niçin el öptürüyorsun? Doktora götür diye ayet yok
ama götürülür. Kur'an-ı Kerim şifadır ve rahmettir, onun şifası, rahmeti için
gitmez mi? Yukarda yazdığımız Kur'an-ı Kerim'de ki şifa ile ilgili ayetlere
göre sen hakiki müslümansan bizim dinimizde Kur'an'da ve Kur'an okumada bu şifa
var diye övünmen, Allah'u Teâlâ'nın emri yerini buluyor diye sevinmen ve
Kur'an-ı inkâr edenlere delil göstermen lâzımken aleyhinde konuşuyorsun. Hani
Sen Kur'an büyüktür, ona tam hakkı ile inanmamız lâzım diyordun. O halde niçin
inanmıyorsun? Eğer inanıyorsan niçin inkâr ediyorsun? Kur'an-ı Kerim'de Allah'u
Teâlâ münafıklara: “Onlar müzebzeb kalbleri ikiciklidir, inanma ile inanmama
arasındadır” (Sure-i Nisa, Ayet 143) buyuruyor. Sen de tam inananlardan ol.
* * *
3- “.......Vele
nuhyiyennehu hayaten tayyibe”
“Erkek veya kadın
mü'min olarak iyi amel işlerse ona mutlaka hayatı tayyibe temiz bir hayat
veririz.” (Sure-i Nahl, Ayet 97)
Allahu Teâlâ
bizzat diğer insanlardan ayırıp temiz hayat veriyor işte eli öpülür.
* * *
4- “Yubeddilullahü seyyiâtihim hasenât. İla Ahir..”
Salih
amel ile amelde bulunanlar müstesna. Artık Allah onların günahlarını sevaplara
tebdil eder. (Günahı sevaba çevirir.)
(Sure-i Furkan, Ayet 70)
“Zikrullah
edenlerin günahları sevaba çevrilir.” (Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 4776)
Allah'u
Teâlâ'yı hakkı ile zikredenlerin günahları sevaba çevriliyor. Başka hiç bir
amelde günah sevaba çevirme müjdesi yoktur. Yalnız Allah, Hay, Hu gibi
isimlerle halka olup zikredenlerin günahı sevaba çevriliyor. Bu şuna benzer;
Bankaya bir milyar borcun var. Bu borcun siliniyor. Sizin hesabınıza o kadar da
para yatırılıyor. İşte bu aynı onun gibi oluyor.
Kur'an-ı
Kerim'de, hadis-i şeriflerde zikir diye geçer, zikir diye söylenen ayetler,
hadisler var. Zikrullah diye söylenen ayetler, hadisler var. Zikir ayrı
zikrullah ayrıdır. Zikir anma zikretme, Kûr'an ve namaz hepsini içine alır.
Zikrullah yalnız, Allah'ı toplu veya tek olarak Allah, Lâ ilahe illallah diye
zikretmeye denir.
* * *
5-
“Lehümül büşrâ fil-hayâti'd-Dünyâ. İlâ âhir..”
Onlar
için dünya hayatında müjdeler vardır. (Sure-i Yunus, Ayet 64)
Bu müjde nedir?
Geçmişte yazdığımız ve gelecekte yazacağımız ayetlerle hadis-i kudsilerle
insanı kamilde ki olan ve hiç bir kimsede olmayan müjdelerdir.
* * *
6- “Yemin ederim
ki; Ey Allah'ın beyti, Allah seni şerefli kılmıştır, seni mükerrem kılmıştır,
seni büyütmüştür. Mü'min senden (Kâ'be'den) daha saygı değer bir yaratıktır.”
(Ramuzu'l-Ehâdis, Hadîs No: 4323; İhya'u-Ulumi'd-Dîn, Cild 4, Hadîs No: 174,
Sayfa: 275.)
Kadın, erkek
karışık Hacer'ül-Esved taşını öpüyorlar. Mü'minse ki tam hakiki mü'min ondan
daha fazla Allah'a sevgilidir. Niçin eli öpülmesin?
* * *
7- “İlmi bâtın;
Allah'ın sırlarından bir sır, Allah'ın hikmetlerinden bir hikmettir. Onu
dilediği kullarının kalblerine koyar.” (Ramuzu'l-Ehadis, Hadîs No: 3925; Sure-i
Bakara, Ayet 269)
* * *
8- “Ben insanın
sırrıyım sırrım onun sırrındadır.” (Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretlerinin
vaaz bandından alınmıştır.)
* * *
9- Hadîs-i
Kudsi: “Kulum bana farz namazlardaki yakın olduğu gibi hiç bir şey ile
yaklaşamaz. O yakınlığı nafilelerle muhafaza eder. Onu severim, onun gören
gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen kalbi, konuştuğu dili,
ben olurum. İlâ Ahir... (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadîs No:
2042; Ramûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4094; Gunyetü't-Talibin, Sayfa: 1048, 1057;
Berîka, Cild 1, Sayfa: 313; Marifetnâme, Sayfa: 553; Müzekkîn-Nüfus, Sayfa:
427)
* * *
10- Hadîs-i
Kudsi: “Ben kulumun zannındayım.” İlâ âhir...
Kulum beni nasıl
zannederse öyle bulur. [Râmûzu'l-Ehâdîs,
Hadîs No: 4076; Müzekki'n -Nüfus, Sayfa: 56; Sünen-i ibn-i Mace, Cild 10,
Sayfa: 442; El-Uhudü'l-Kübra (İmam-ı Şa'rani), Sayfa: 317; İslam'da Helaller ve
Haramlar (İbn-i Hacer el-Heytemi), Cild 1, Sayfa: 227; Kırk Mevzuda Kırk Hadis
Kitabı, Hadîs No: 18, Sayfa: 392; İmam-ı Şa'rani «Ölüm-Kıyamet-Ahiret», Sayfa:
39-40; Riyazü's-Sa-lihîn (Aslı ve Tercümesi), Hadîs No: 439, Sayfa: 332]
* * *
11- “Allah'ın
kullarından öylesi vardır ki; bir şeyin olması için Allah adına yemin etse, Allah
onun arzusunu yerine getirir.” (Muhtarü'l-Ehadîsin Nebeviyye, Hadîs No: 363,
Sayfa: 236)
* * *
12- Hadîs-i
Kudsi: Allah Azze ve Celle buyuruyor: Benimle meşgul olması kulumun en önem
verdiği bir iş olursa, onun arzu ve lezzetini zikrimde kılarım. (Bir tek beni
zikretmekten tat alır.) Bir de arzu ve lezzetini zikrimde kılarsam, o artık
bana aşık olur ben de ona aşık olurum. (Allah'u Teâlâ bir kula aşık olursa
ondan aşık maşukundan ne esirger?) Birbirimize aşık olursak onunla benim
aramdaki perdeyi kaldırırım. Bu hal artık onun umumi hali olur: İnsanlar
yanıldığında o yanılmaz. (Çünkü onun öğreticisi kalbine koyan Allahu Teâlâ
olur.) İşte böyle olanların sözleri peygamberlerin sözleri gibidir. Gerçek
kahraman onlardır işte! Onlar o kişilerdir ki, yer ehline bir azab vermek
istediğim zaman kendilerini hatırlarım da azabdan vaz geçerim.”
(Ramuzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6385)
* * *
13- Hadîs-i
Kudsi: Benim Celalim uğrunda sevişenlere peygamber ve şehidlerin imrenecekleri
nurdan minberler bahş edeceğim. (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4067; Berika, Cild
2, Sayfa: 296; Sünen-i Tirmizi, Cild 4,
Hadîs No: 2499; Riyazü's-Salihin (Aslı ve Tercemesi), Hadîs No: 380, Sayfa:
290)
Hadis-i Şerif:
«Allahu Teala bir kulu severse mü'minlerin kalbine sevgisini, münafıkların
kalbine heybetini koyar. Rızkına bolluk verir, sağlam metin, mensuh bir din
sahibi olur.» ( Mecme'ul-Adab, Sayfa: 66)
Bu sevgi normal
sevgi değildir, normal sevginin üstünde olan bir sevgidir. Bir zahiri alim
camiden çıkar, başında kimse kalmaz. Bir büyük zat dağ başına çıksa binlerce
kişi başına toplanır hatta ev, çoluk, çocuk işi aklına gelmez. Bunlara
maneviyat alimi derler. Bazende Yunus Emre gibi, İbrahim Ethem gibi her şeyini
terk edip onun kapısında uzun müddet çalışmışlardır. İşte ayette ki Allah'ı şiddetle
sevin dediği bunlardır. Hadistede benim celalim, uğruna sevişenlere
peygamberler ve şehidlerin imrenecekleri nurdan minberler vereceğim dediği yine
bunlardır.
* * *
14-
Peygamberlerin varisleri ulemalardır. (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 5216;
Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadîs No: 222, Sayfa: 175; Mir'at-ı Kainat, Cild
1, Sayfa: 619; Kütüb-i Sitte, Cild 1, Sayfa: 428; El-Uhudü'l-Kübra (imam-ı
Şa'râni), Sayfa: 53; Kütüb-i Sitte, Cild 11, Hadis No: 4108)
İşte bu
gibilerin ellerini kadın-erkek öperler varis deyince Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in başından geçenlerin bir benzeri başından geçer. Söylediği
söz sadece Allah ve Resulünün sözü olur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in hiç terk etmeden kıldığı teheccüd namazını ve nafile oruçları,
zikrullahı onun kadar değilse bir aşağısını yapar. İşte Peygamberimizin
varisleri onlardır. Baba da evlada varis olarak ne mal bırakırsa o kalır. Peygamberden ümmetine varis olarak ayet ve
ayetlere uymak; hadisi kudsilere uymak, hadisi şeriflere uymak, onları yaşamak
halka öğretmek, dağıtmak onlara kalır.
* * *
15- Kitabtan
ilmi olan kimse gözünü açıp kapayıncaya kadar ben onu
Bu zat peygamber
değil, Sultan Süleyman (Aleyhis-selâm)'ın ümmetinden Asaf Bini Berhaya
ismindeki zattır ve insandır. Yemen'le Kudüs arası kocaman bir sarayı Sultan Süleyman (Aleyhis-selam) başını
çevirip bakana kadar bir saniyenin içinde iki aylık yoldan getirdi. (Mir'at-ı
Kainat, Cild 1, Sayfa: 263) Getirdiği yer Yemen'le Mısır arası diğer bir
rivayette de Yemen'le Kudüs arasıdır. Yemen'le Mısır arası yakın iki aylık yol,
Yemen'le Kudüs arası ondan çok uzaktır. Evliyanın alnının ortasında maciskül
harfleriyle evliyadır diye yazmaz. Yaşlı, kâmil mü'minlerin hepsine evliyadır
diye hüsnü zannın olsun. Allah'u Teâlâ evliyasını gizlemiştir.
“Benim
kubbelerim içinde saklı öyle velilerim var ki onları benden başka kimse
bilmez.” (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 271)
Ancak bilebilmek
için Allahu Teâlâ'nın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak, Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in sünnetine uymak, cömert olmak, din hususunda
atılgan olmak ve daha benzeri şeylerde hiç kimsenin aklına gelmeyen veya
yapmaya zor sunduğu nafile şeyleri yapar, bunlarla ölçülür. Bizim zahiri
alimlerimiz ancak Allahu Teala'nın mecburen yasak ettiği, mecburen yapılması
lazım gelen şeyleri söylerler. Halbuki ayet ve hadisi kudsilerde hadisi
şeriflerde bu emir ve yasaklardan çok çok fazlaları vardır. Bunlar tasavvuf
kitaplarında yazar. İşte bunları yapar,
yaşar, öğretir, dağıtır. Bir tanesini söyliyeyim: «Ümmetim fesada gittiği
zaman sünnetimi ihya
* * *
16- “Yakîn
ilmini öğrenin, Kur'an öğrendiğiniz gibi, iyice belleyinceye kadar öğrenin.
Zira ben de onu öğreniyorum.” (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 3187;
Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 458 benzer.)
* * *
17- “Mü'minin
firasetinden sakının çünkü onlar Allah'ın nuru ile bakarlar.”
(Râmû-zu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 136; Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 180;
Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 236; 500 Hadîs-i Şerif Kitabı, Hadîs No: 45, Sayfa:
39)
Hadis-i Kudsi'de
Allah'ın nuruyla bakan ve söyleyen dili ben olurum dediği kimse yanılmaz.
* * *
18- “Ve beşşiril
muhbitiyn” Muhbitin kullarıma müjdele.” (Sure-i Hacc, Ayet 34)
Muhbitin
kulların alametleri çok sabırlı olurlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Allah'ı
zikrederken kalbi cilâ bulur. (Sure-i Hacc, Ayet 34-35) Namazlarının üzerine
mukim olurlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Rızıklarından yedirir, içirir,
dağıtırlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Bu dört vasfın birisi eksik olsa o
muhbitinden değildir. Yani Allahu Teala'nın ey Habibim! Onları dünyada iken
müjdele dediğinden değildir demektir. Bunların içinde en önemlisi, hiç kimsenin
yapamadığı, dördüncüsü rızıklarından yedirip içirip dağıttıklarıdır. Ben
sabırlıyım diyebilir. Zikrederken kalbim cila buluyor diyebilir. Namazımın
üstünde mukimim diyebilir. Bunları yapmazsa bile yapıp yapmadığını kimse
bilmez. Ama bu dördüncüyü ben yapmadan yapıyorum diyemez. Cömerd olup herkesten
fazla yedirip içirip dağıttığını herkes görür. Onun için hepsinden önemlisi
budur. Kesinlikle Allah tarafına kalbi açılanın eli cömertliğe açılır. Allah tarafına kalbi
açılmayanın eli cömertliğe açılmaz.
Cömertlikle
ilgili hadislerin bazılarının numaraları: Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis
No: 680, 682, 692; İrşad Cild 3, Sayfa: 595; Dürret'ül-Vaizin, Cild 1, Sayfa:
93. Bu konu ileride çıkacak olan kitabılarımızda geniş olarak anlatılacaktır.
* * *
19- “Bana
yerlerim göklerim geniş gelmedi, mü'min kulumun kalbi geniş geldi.”
(Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 14-15; Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 447;
Marifetname, Sayfa: 416, 553, 574; Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 43, 427)
İşte bu sayılan
âlametlerin pek azıda bir kimse de olsa o kimsenin eli öpülür.
Sayın gazete
yazarına derim ki:
O kitabın
yazarının (İbn-i Abidin'in) sözü değil onun yazısıymış gibi yazmışlar. İbn-i
Abidin'in ayet ve hadise yanlış ters konuşacağını, yazacağını zannetmiyorum.
Gerçekten kendinin yazısı olsa ayete, hadise muhalif olduğu için yine de itibar
yoktur. Derler ki deveden büyük fil var. İbn-i Abidin'den de büyük ayet ve
hadis vardır. Bu kadar hadislere karşı haramdır diye yazılan yazıyı
Yazar diyor ki: Kadınlar kamil yaşlı alimin elini
öpebilirler. Evet alimin, ana babanın eli öpülür. Fakat namahrem kadın bir
alimin elini öpemez.
İmam
Rabbani Hazretleri buyuruyor ki:
(Peygamber efendimiz erkeklerle musafaha ederek
sözleştikten sonra kadınlarlada sözleşme yaptı. Kadınların bey'atı yalnız söz
ile oldu. Mübarek eli kadınların eline dokunmadı.) (c. 3, m. 41)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) Harpte gırtlağına ok batan kadının (Gülsüm bint-i
Husayn) okunu eli ile çıkardı ve yaraya tükürdü. Kadın sapasağlam oldu.
(Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 457)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) hem okudu, hem yarasına tükrüğünü sürdü, o anda
iyi etti. «Okuma, üfürükçülüktür, bizim dinimizde yok» diyorlar. Ben okuyorum
diye bana kadınlara el öptürülmez, el sürülmez diyenler bu hadîs-i şerife iyi
baksınlar. Şimdi Kur'an aynı Kur'an, şifa aynı şifa, hasta aynı hasta, iyileşme
aynı iyileşme, inanan, inanmayanda aynıdır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in okuyup, ağzının tükrüğü ile iyi ettiği hastalar Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanan mü'minler gibidir. İnanmayanlarda
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in bu okumasına ve şifasına
inanmayan münafıklar gibidir.
Aynı mevzuyu Bilâl Babam'a sordular:
- Sen kadınlara niçin elini öptürüyorsun? Bilal Babam:
- Ben
doktorların doktoruyum. Doktorlarda iyi olmayan hastalar, bende iyi oluyor.
Kadının doktora gidip her yerini muayene ettirmesi caiz oluyorda ben Kur'an-ı
Kerim'i okuyorum, Kur'an-ı Kerim'in nuru ile, şifası ile hastayı iyi edersem,
ölümden kurtulan hastaların benim elimi öpmesi niçin caiz olmasın? Bizim
Kur'an-ı Kerim'i okuyup hastaların iyi olması ve Kur'an'ın şifası ile,
kafirlere, inkârcılara karşı söyleyip övünmemiz lazım. Allahu Teala her yaptığı
şeyi bilerek yapar. Biz'den okumamızdan razı olmazsa okumamıza bu şifayı
vermez.
Müslümanlık
kahramanlık yoludur. Siz sadece tesettür hakkındaki hadisleri okuyup diğer
hadisleri ya okumuyor ya bilmiyor veya kasıtlı yazmıyorsunuz.