Eli öpülecek kimseleri Allahu Teala hadis-i kudsilerde ve ayette şöyle haber veriyor

 

Değil el öpme, Allah'u Teâlâ hakiki insan-ı kâmil'e neler, ne meziyetler vermiştir. Yazdığımız ayet, hadîs, hadîs-i kudsileri iyi oku, dinle elini vicdanına koy, öyle karar ver.

 

1- “Ve mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler ve zînetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve baş örtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve zînetlerini açıvermesinler. Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya kendi kız kardeşlerinin oğullarına veyahut kendi kadınlarına, veya kendi ellerinin malik olduğu cariyelerine veyahut (erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine ve yaşlı mü'minlere; Erkeklikten kesilmiş yaşlı mü'min kim olursa olsun namahrem değildir. “ve beşşiril muhbitîn” dediği ayetin mucibince çalışır ve onun vasıflarını üzerinde taşıyan) veya kadınların avret mahallerine muttali olmayan çocuklara (karşı açıverilmesi) müstesna (hariç). Ve zînetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar ve cümleten Allah'a tevbe ediniz. Ey Mü'minler tâ ki felaha erebilesiniz.” (Sure-i Nur, Ayet 31)

Ayette yaşlı mü'minler diye söylüyor tefsirde erkeklikten kesilmiş diye söylüyor. Bu yanlıştır çünkü peygamberler erkeklikten kesilmez. Adem (Aleyhis-selam)'ın bin kusur yaşından sonra çocuğu oldu. Diğer peygamberlerin en yaşlılık anlarında çocukları oldu.

İbrahim (Aleyhis-selam) doksan küsür yaşından sonra İshak (Aleyhis-selam) doğdu. (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 86)

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Cebrail bana Kifit denilen bir cennet yemeği getirdi yeyince bana kırk erkeğin cinsi münasebet gücü verildi. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 85; 4013)

Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teâlâ: «İster erkek ister kadın hakkı ile  mü'min olup ameli salih işlerse ona yeniden tertemiz bir hayat veririm.» (Sure-i Nahl, Ayet 97)  buyuruyor. O hayat kocamaz genç kalır.  Sende o hayat olmadığı için sen ondan ne anlarsın. Onu ancak içinde yaşayan bilir. Görünüşü ihtiyar zannedilir ama Allahu Teâa ona yeni tertemiz bir hayat vermiş, o hayat kocamaz gençtir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in dediği gibidir.  Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e ayrıyeten kifit yemeği geldi. Bunlara sadece yeni temiz hayat geldi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'de her ikiside var. Diğer bir deyimle yaşlı, erkeklikten kesilmiş münafık, fasık olan kimselere kadınlar namahrem değilde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ve ayeteki yeni temiz hayatı Allahu Teala'dan kazananlara mı namahrem? İşte bu ayetteki babası kardeşi amcası gibi olan zatlar yeni temiz hayatı kazandığı için hemde yaşlı olur. Asıl onlar ayetteki denilenlerdir eli öpülür.

* * *

2- “Ve nünezzilü minel Kur'an. İlâ Ahir....”

Biz Kur'ân-ı mü'minlere şifa ve rahmet olarak indirdik. (Sure-i İsra, Ayet 82; Sünen-i ibn-i Mace, Cild 9, Hadîs No: 3533)

Kur'an-ı Kerim'de ki şifa ile ilgili diğer ayetler:

(Sure-i Şuara, Ayet 80; Sure-i Fussilet, Ayet 44)

Allah'u Teâlâ “doktorlara şifa verdim” demiyor, ama onlar muayene ediyor. Muayenesi caizdir. Aynı hastalığı Kur'an nuru ile şifaya kavuşturur ise ona gidilmesi elinin öpülmesi caiz değil midir? Hakkında hiç bir ayet olmadan aklî delille doktor'a caiz derler, hem de caizdir. Hakkında ayet, hadîs olduğu halde bunun okuması caiz değil derler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) kadınlara elini öptürdü mü? Niçin el öptürüyorsun? Doktora götür diye ayet yok ama götürülür. Kur'an-ı Kerim şifadır ve rahmettir, onun şifası, rahmeti için gitmez mi? Yukarda yazdığımız Kur'an-ı Kerim'de ki şifa ile ilgili ayetlere göre sen hakiki müslümansan bizim dinimizde Kur'an'da ve Kur'an okumada bu şifa var diye övünmen, Allah'u Teâlâ'nın emri yerini buluyor diye sevinmen ve Kur'an-ı inkâr edenlere delil göstermen lâzımken aleyhinde konuşuyorsun. Hani Sen Kur'an büyüktür, ona tam hakkı ile inanmamız lâzım diyordun. O halde niçin inanmıyorsun? Eğer inanıyorsan niçin inkâr ediyorsun? Kur'an-ı Kerim'de Allah'u Teâlâ münafıklara: “Onlar müzebzeb kalbleri ikiciklidir, inanma ile inanmama arasındadır” (Sure-i Nisa, Ayet 143) buyuruyor. Sen de tam inananlardan ol.

* * *

3- “.......Vele nuhyiyennehu hayaten tayyibe”

“Erkek veya kadın mü'min olarak iyi amel işlerse ona mutlaka hayatı tayyibe temiz bir hayat veririz.” (Sure-i Nahl, Ayet 97)

Allahu Teâlâ bizzat diğer insanlardan ayırıp temiz hayat veriyor işte eli öpülür.

* * *

4- “Yubeddilullahü seyyiâtihim hasenât. İla Ahir..”

Salih amel ile amelde bulunanlar müstesna. Artık Allah onların günahlarını sevaplara tebdil eder. (Günahı sevaba çevirir.)  (Sure-i Furkan, Ayet 70)

“Zikrullah edenlerin günahları sevaba çevrilir.” (Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 4776)

Allah'u Teâlâ'yı hakkı ile zikredenlerin günahları sevaba çevriliyor. Başka hiç bir amelde günah sevaba çevirme müjdesi yoktur. Yalnız Allah, Hay, Hu gibi isimlerle halka olup zikredenlerin günahı sevaba çevriliyor. Bu şuna benzer; Bankaya bir milyar borcun var. Bu borcun siliniyor. Sizin hesabınıza o kadar da para yatırılıyor. İşte bu aynı onun gibi oluyor.

Kur'an-ı Kerim'de, hadis-i şeriflerde zikir diye geçer, zikir diye söylenen ayetler, hadisler var. Zikrullah diye söylenen ayetler, hadisler var. Zikir ayrı zikrullah ayrıdır. Zikir anma zikretme, Kûr'an ve namaz hepsini içine alır. Zikrullah yalnız, Allah'ı toplu veya tek olarak Allah, Lâ ilahe illallah diye zikretmeye denir.

* * *

5- “Lehümül büşrâ fil-hayâti'd-Dünyâ. İlâ âhir..”

Onlar için dünya hayatında müjdeler vardır. (Sure-i Yunus, Ayet 64)

Bu müjde nedir? Geçmişte yazdığımız ve gelecekte yazacağımız ayetlerle hadis-i kudsilerle insanı kamilde ki olan ve hiç bir kimsede olmayan müjdelerdir.

* * *

6- “Yemin ederim ki; Ey Allah'ın beyti, Allah seni şerefli kılmıştır, seni mükerrem kılmıştır, seni büyütmüştür. Mü'min senden (Kâ'be'den) daha saygı değer bir yaratıktır.” (Ramuzu'l-Ehâdis, Hadîs No: 4323; İhya'u-Ulumi'd-Dîn, Cild 4, Hadîs No: 174, Sayfa: 275.)

Kadın, erkek karışık Hacer'ül-Esved taşını öpüyorlar. Mü'minse ki tam hakiki mü'min ondan daha fazla Allah'a sevgilidir. Niçin eli öpülmesin?

* * *

7- “İlmi bâtın; Allah'ın sırlarından bir sır, Allah'ın hikmetlerinden bir hikmettir. Onu dilediği kullarının kalblerine koyar.” (Ramuzu'l-Ehadis, Hadîs No: 3925; Sure-i Bakara, Ayet 269)

* * *

8- “Ben insanın sırrıyım sırrım onun sırrındadır.” (Hacı Muhammed Bilâl-i Nadir Hazretlerinin vaaz bandından alınmıştır.)

* * *

9- Hadîs-i Kudsi: “Kulum bana farz namazlardaki yakın olduğu gibi hiç bir şey ile yaklaşamaz. O yakınlığı nafilelerle muhafaza eder. Onu severim, onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen kalbi, konuştuğu dili, ben olurum. İlâ Ahir... (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadîs No: 2042; Ramûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4094; Gunyetü't-Talibin, Sayfa: 1048, 1057; Berîka, Cild 1, Sayfa: 313; Marifetnâme, Sayfa: 553; Müzekkîn-Nüfus, Sayfa: 427)

* * *

10- Hadîs-i Kudsi: “Ben kulumun zannındayım.” İlâ âhir...

Kulum beni nasıl zannederse öyle bulur.  [Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4076; Müzekki'n -Nüfus, Sayfa: 56; Sünen-i ibn-i Mace, Cild 10, Sayfa: 442; El-Uhudü'l-Kübra (İmam-ı Şa'rani), Sayfa: 317; İslam'da Helaller ve Haramlar (İbn-i Hacer el-Heytemi), Cild 1, Sayfa: 227; Kırk Mevzuda Kırk Hadis Kitabı, Hadîs No: 18, Sayfa: 392; İmam-ı Şa'rani «Ölüm-Kıyamet-Ahiret», Sayfa: 39-40; Riyazü's-Sa-lihîn (Aslı ve Tercümesi), Hadîs No: 439, Sayfa: 332]

* * *

11- “Allah'ın kullarından öylesi vardır ki; bir şeyin olması için Allah adına yemin etse, Allah onun arzusunu yerine getirir.” (Muhtarü'l-Ehadîsin Nebeviyye, Hadîs No: 363, Sayfa: 236)

* * *

12- Hadîs-i Kudsi: Allah Azze ve Celle buyuruyor: Benimle meşgul olması kulumun en önem verdiği bir iş olursa, onun arzu ve lezzetini zikrimde kılarım. (Bir tek beni zikretmekten tat alır.) Bir de arzu ve lezzetini zikrimde kılarsam, o artık bana aşık olur ben de ona aşık olurum. (Allah'u Teâlâ bir kula aşık olursa ondan aşık maşukundan ne esirger?) Birbirimize aşık olursak onunla benim aramdaki perdeyi kaldırırım. Bu hal artık onun umumi hali olur: İnsanlar yanıldığında o yanılmaz. (Çünkü onun öğreticisi kalbine koyan Allahu Teâlâ olur.) İşte böyle olanların sözleri peygamberlerin sözleri gibidir. Gerçek kahraman onlardır işte! Onlar o kişilerdir ki, yer ehline bir azab vermek istediğim zaman kendilerini hatırlarım da azabdan vaz geçerim.” (Ramuzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6385)

* * *

13- Hadîs-i Kudsi: Benim Celalim uğrunda sevişenlere peygamber ve şehidlerin imrenecekleri nurdan minberler bahş edeceğim. (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4067; Berika, Cild 2, Sayfa: 296;  Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadîs No: 2499; Riyazü's-Salihin (Aslı ve Tercemesi), Hadîs No: 380, Sayfa: 290)

Hadis-i Şerif: «Allahu Teala bir kulu severse mü'minlerin kalbine sevgisini, münafıkların kalbine heybetini koyar. Rızkına bolluk verir, sağlam metin, mensuh bir din sahibi olur.» ( Mecme'ul-Adab, Sayfa: 66)

Bu sevgi normal sevgi değildir, normal sevginin üstünde olan bir sevgidir. Bir zahiri alim camiden çıkar, başında kimse kalmaz. Bir büyük zat dağ başına çıksa binlerce kişi başına toplanır hatta ev, çoluk, çocuk işi aklına gelmez. Bunlara maneviyat alimi derler. Bazende Yunus Emre gibi, İbrahim Ethem gibi her şeyini terk edip onun kapısında uzun müddet çalışmışlardır. İşte ayette ki Allah'ı şiddetle sevin dediği bunlardır. Hadistede benim celalim, uğruna sevişenlere peygamberler ve şehidlerin imrenecekleri nurdan minberler vereceğim dediği yine bunlardır.

* * *

14- Peygamberlerin varisleri ulemalardır. (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 5216; Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadîs No: 222, Sayfa: 175; Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 619; Kütüb-i Sitte, Cild 1, Sayfa: 428; El-Uhudü'l-Kübra (imam-ı Şa'râni), Sayfa: 53; Kütüb-i Sitte, Cild 11, Hadis No: 4108)

İşte bu gibilerin ellerini kadın-erkek öperler varis deyince Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in başından geçenlerin bir benzeri başından geçer. Söylediği söz sadece Allah ve Resulünün sözü olur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hiç terk etmeden kıldığı teheccüd namazını ve nafile oruçları, zikrullahı onun kadar değilse bir aşağısını yapar. İşte Peygamberimizin varisleri onlardır. Baba da evlada varis olarak ne mal bırakırsa o kalır.  Peygamberden ümmetine varis olarak ayet ve ayetlere uymak; hadisi kudsilere uymak, hadisi şeriflere uymak, onları yaşamak halka öğretmek, dağıtmak onlara kalır.

* * *

15- Kitabtan ilmi olan kimse gözünü açıp kapayıncaya kadar ben onu sana getiririm dedi.. (Sure-i Neml, Ayet 40)

Bu zat peygamber değil, Sultan Süleyman (Aleyhis-selâm)'ın ümmetinden Asaf Bini Berhaya ismindeki zattır ve insandır. Yemen'le Kudüs arası kocaman bir sarayı  Sultan Süleyman (Aleyhis-selam) başını çevirip bakana kadar bir saniyenin içinde iki aylık yoldan getirdi. (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 263) Getirdiği yer Yemen'le Mısır arası diğer bir rivayette de Yemen'le Kudüs arasıdır. Yemen'le Mısır arası yakın iki aylık yol, Yemen'le Kudüs arası ondan çok uzaktır. Evliyanın alnının ortasında maciskül harfleriyle evliyadır diye yazmaz. Yaşlı, kâmil mü'minlerin hepsine evliyadır diye hüsnü zannın olsun. Allah'u Teâlâ evliyasını gizlemiştir.

“Benim kubbelerim içinde saklı öyle velilerim var ki onları benden başka kimse bilmez.” (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 271)

Ancak bilebilmek için Allahu Teâlâ'nın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in sünnetine uymak, cömert olmak, din hususunda atılgan olmak ve daha benzeri şeylerde hiç kimsenin aklına gelmeyen veya yapmaya zor sunduğu nafile şeyleri yapar, bunlarla ölçülür. Bizim zahiri alimlerimiz ancak Allahu Teala'nın mecburen yasak ettiği, mecburen yapılması lazım gelen şeyleri söylerler. Halbuki ayet ve hadisi kudsilerde hadisi şeriflerde bu emir ve yasaklardan çok çok fazlaları vardır. Bunlar tasavvuf kitaplarında yazar. İşte bunları  yapar, yaşar, öğretir, dağıtır. Bir tanesini söyliyeyim: «Ümmetim fesada gittiği zaman sünnetimi ihya eden halka öğreten  o uğurda sai gayret gösteren kimse için yüz şehid sevabı vardır.» (Berika, Cild 1, Sayfa: 235; Marifetname, Sayfa: 497) Bu hemen bir kaç sünnet değil mümkünse hepsini ki ancak evliyaullahlar bunu yapar, diğerleri ömür boyu çalışsa bir şehid sevabını ancak kazanabilir veya kazanamazlar. Bunlarsa yüz şehid sevabını garantili olarak kazanırlar. Allah'ın gizlediğini sen bilemezsin. Onun için bu kadar ayet ve hadîslerle Allah ve Resûlü Kur'ân okuyun, şifasından istifade edin buyuruyor. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in Kur'ân'ı Kerim'i okuyup, hastaları şifaya kavuşturduğu güneş gibi aşikâr olduğu halde âlimlerimiz bunların hiç birisine kıymet vermeyip, kadınlara el öptürüyor diye dedikodu yapıyorlar. Binlerce kişi Kur'ân nuru ile okunup şifaya kavuşmuş el öpebilmek için günlerce nöbet beklemeye çoktan razıdır. Senin Kur'an okumanla onun Kur'an okuması, onun elinin öpülmesi ile senin elinin öpülmesi, onun sözü ile senin sözünün aynı olmasına imkân yoktur. Bu hususta «okumanın şifası» bölümünde daha geniş bilgi verilmiştir.

* * *

16- “Yakîn ilmini öğrenin, Kur'an öğrendiğiniz gibi, iyice belleyinceye kadar öğrenin. Zira ben de onu öğreniyorum.” (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 3187; Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 458 benzer.)

* * *

17- “Mü'minin firasetinden sakının çünkü onlar Allah'ın nuru ile bakarlar.” (Râmû-zu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 136; Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 180; Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 236; 500 Hadîs-i Şerif Kitabı, Hadîs No: 45, Sayfa: 39)

Hadis-i Kudsi'de Allah'ın nuruyla bakan ve söyleyen dili ben olurum dediği  kimse yanılmaz.

* * *

18- “Ve beşşiril muhbitiyn” Muhbitin kullarıma müjdele.” (Sure-i Hacc, Ayet 34)

Muhbitin kulların alametleri çok sabırlı olurlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Allah'ı zikrederken kalbi cilâ bulur. (Sure-i Hacc, Ayet 34-35) Namazlarının üzerine mukim olurlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Rızıklarından yedirir, içirir, dağıtırlar. (Sure-i Hacc, Ayet 35) Bu dört vasfın birisi eksik olsa o muhbitinden değildir. Yani Allahu Teala'nın ey Habibim! Onları dünyada iken müjdele dediğinden değildir demektir. Bunların içinde en önemlisi, hiç kimsenin yapamadığı, dördüncüsü rızıklarından yedirip içirip dağıttıklarıdır. Ben sabırlıyım diyebilir. Zikrederken kalbim cila buluyor diyebilir. Namazımın üstünde mukimim diyebilir. Bunları yapmazsa bile yapıp yapmadığını kimse bilmez. Ama bu dördüncüyü ben yapmadan yapıyorum diyemez. Cömerd olup herkesten fazla yedirip içirip dağıttığını herkes görür. Onun için hepsinden önemlisi budur. Kesinlikle Allah tarafına kalbi açılanın eli  cömertliğe açılır. Allah tarafına kalbi açılmayanın eli cömertliğe açılmaz.

Cömertlikle ilgili hadislerin bazılarının numaraları: Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 680, 682, 692; İrşad Cild 3, Sayfa: 595; Dürret'ül-Vaizin, Cild 1, Sayfa: 93. Bu konu ileride çıkacak olan kitabılarımızda geniş olarak anlatılacaktır.

* * *

19- “Bana yerlerim göklerim geniş gelmedi, mü'min kulumun kalbi geniş geldi.” (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 14-15; Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 447; Marifetname, Sayfa: 416, 553, 574; Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 43, 427)

İşte bu sayılan âlametlerin pek azıda bir kimse de olsa o kimsenin eli öpülür.

 Sayın gazete yazarına derim ki:

O kitabın yazarının (İbn-i Abidin'in) sözü değil onun yazısıymış gibi yazmışlar. İbn-i Abidin'in ayet ve hadise yanlış ters konuşacağını, yazacağını zannetmiyorum. Gerçekten kendinin yazısı olsa ayete, hadise muhalif olduğu için yine de itibar yoktur. Derler ki deveden büyük fil var. İbn-i Abidin'den de büyük ayet ve hadis vardır. Bu kadar hadislere karşı haramdır diye yazılan yazıyı kabul etmiyorum. Çünkü Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in bu kadar hadisleri ile tasdik edilen sözler rakib tanımaz. Ayrıyeten yazarıda vereceği cevabı Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hadisi şeriflerine ters düşmemeye ve özellikle ayeti hadisi en ön planda tutmaya davet ediyorum. İbn-i Abidin kendide sağ olsa bu yazdıkları hadis-i şerifleri kendisine okur ve gösterirdim. O da muhakkak «Ben böyle yazmam kitabıma sonradan ilaveler yapmışlar derdi.»  Reddül Muhtar kitabında bir tek yazı, görüş ibn-i Abidin'e isnat ediliyor. Bu ise Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in bizzat hadisleri mübarek kelamları bunları sen  bırakıp şu yazara, bu yazara, şu kitaba, bu kitaba bakma. Kitabın sağlamını, el karışmadığını ilave yapılmadığını Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hadisleri ve ayetlerle ayıracaksın. Zamanımızda çok müslüman görülen batıl mezheblerin görüşleri yazıları var. Kendi görüşlerini kabul ettirebilmek için İbn-i Abidin gibi kitaplara onun sözü imiş gibi yerleştirmişler. Her kitabın yanlışını, doğrultacak veya ilave yapılan yerleri düzeltecek ayettir, hadisi şeriflerdir, hadisi kudsilerdir.

Yazar diyor ki: Kadınlar kamil yaşlı alimin elini öpebilirler. Evet alimin, ana babanın eli öpülür. Fakat namahrem kadın bir alimin elini öpemez.

İmam Rabbani Hazretleri buyuruyor ki:

(Peygamber efendimiz erkeklerle musafaha ederek sözleştikten sonra kadınlarlada sözleşme yaptı. Kadınların bey'atı yalnız söz ile oldu. Mübarek eli kadınların eline dokunmadı.) (c. 3, m. 41)

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Harpte gırtlağına ok batan kadının (Gülsüm bint-i Husayn) okunu eli ile çıkardı ve yaraya tükürdü. Kadın sapasağlam oldu. (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 457)

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) hem okudu, hem yarasına tükrüğünü sürdü, o anda iyi etti. «Okuma, üfürükçülüktür, bizim dinimizde yok» diyorlar. Ben okuyorum diye bana kadınlara el öptürülmez, el sürülmez diyenler bu hadîs-i şerife iyi baksınlar. Şimdi Kur'an aynı Kur'an, şifa aynı şifa, hasta aynı hasta, iyileşme aynı iyileşme, inanan, inanmayanda aynıdır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in okuyup, ağzının tükrüğü ile iyi ettiği hastalar Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanan mü'minler gibidir. İnanmayanlarda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in bu okumasına ve şifasına inanmayan münafıklar gibidir.

Aynı mevzuyu Bilâl Babam'a sordular:

- Sen kadınlara niçin elini öptürüyorsun? Bilal Babam:

- Ben doktorların doktoruyum. Doktorlarda iyi olmayan hastalar, bende iyi oluyor. Kadının doktora gidip her yerini muayene ettirmesi caiz oluyorda ben Kur'an-ı Kerim'i okuyorum, Kur'an-ı Kerim'in nuru ile, şifası ile hastayı iyi edersem, ölümden kurtulan hastaların benim elimi öpmesi niçin caiz olmasın? Bizim Kur'an-ı Kerim'i okuyup hastaların iyi olması ve Kur'an'ın şifası ile, kafirlere, inkârcılara karşı söyleyip övünmemiz lazım. Allahu Teala her yaptığı şeyi bilerek yapar. Biz'den okumamızdan razı olmazsa okumamıza bu şifayı vermez.

Müslümanlık kahramanlık yoludur. Siz sadece tesettür hakkındaki hadisleri okuyup diğer hadisleri ya okumuyor ya bilmiyor veya kasıtlı yazmıyorsunuz.

 

 

ÖNCEKİ KONU                               KONULAR                            SONRAKİ KONU