KADINLARIN
HARBİ
Kadınlar dört duvarın arasından
çıkamaz diyenlere cevap:
Allah'u
Teâlâ kadınla erkeği bir çok şeylerde eşit yaratmıştır. Savaşta çok sıkışık
zamanlarda, kadınlarda savaşırlar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in Ashabının kadınları cephede bizzat savaşmışlar. Çok zamanda
cephede sıhhıye görevi yapmışlardır. Şehidlerin kabirlerini de çoğu zaman
kadınlar kazmışlardır. Bu hadisler aşağıda yazılıdır.
Ebâ
Müslim kafirler tarafından tutulunca pehlivanlar, kumandanlar toplandılar.
Kurtarmak için plan yaptılar, muvaffak olamadılar. Ebâ Müslim'in süt bacısı
Meymune yanına güzel kızlardan alıp
düşman içine gitti. İçki sattı. Nasr-ı Seyyad'ın oğlunun içkisinin içine
bayıltıcı madde koydu. Gizli bir oda da bayılttı. Cebinden anahtarı aldı. Eba
Müslim'i kurtardı. Eba Müslim kurtulmazsa zaferin kazanılamayacağı, kurtulursa
zaferin kazanılacağı muhakkaktı. Meymune günah mı işledi, sevap mı işledi?
1-
“Enes ibn-i Malik (Radiyallahu anhu)'den rivâyete göre şöyle demiştir:....
Uhud
günü hakîkî bir vâkıa da Ebû Bekr'in kızı Aişe ile (annem) Ümmi Süleym'i
(Mücahidler arasında) görmekliğimdir. Bu iki kadın elbiselerini çemremişlerdi;
dizlerinin, bacaklarının halhallarını görmüştüm. Bunlar arkalarında kırbalar,
çeviklikle su taşıyorlar, mecrûhların ağızlarına döküyorlardı. Kırbalar
boşalınca sür'atle geri dönüp gelerek kırbaları dolduruyorlar, sonra gelip
mecrûh mücâhidlerin ağızlarına boşaltıyorlardı....” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i
Sarih, Cild 10, Hadîs No: 1533)
Bu
kadınlar düşman yaklaşınca kılıçlarını çekip hemen düelloya başlıyorlardı. (Sahîh-i Buhari
Tecrîd-i Sarih, Cild 8, Hadîs No: 1216'nın izahında sayfa: 321-322)
* * *
3- Esma bint-i Zem'a
diğer adı ile Ümmü Ammâre (Radiyallahu anha) Uhud cenginde Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'i korumak için Peygamberimizin düştüğü kuyuya
kafirleri koymadı, harb etti. (Siyer-i Nebi, Cild 2, Sayfa: 905)
Konu uzun biz kısa olarak özetledik.
* * *
4- “Muavviz kızı
Rübeyyi (Radiyallahu anha)'nin şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz kadınlar
Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber gazâda bulunurduk. Mücâhidlere su
verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları (tedavi ile onları) ve şehidleri
Medîne'ye nakleylerdik.” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 8, Hadîs No:
1216)
* * *
5- “Abdul
Muttalib'in kızı ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in halası olan
Safiye Hatun kaleye tırmanan bir yahudiye çadır sopası ile vurup öldürdü.”
(Siyer-i Nebi, Cild 3, Sayfa: 220)
* * *
6- Uhud harbinde
müslüman askerleri bozulduğunda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
şehid edildi, haberi Medine'ye eriştiği zaman ondört diğer bir rivayette dokuz
kadın yaralıları sulamak, onların yaralarını sarmak için yiyecek ve içecekleri
yüklenerek harb sahasına gelmişlerdi.
O kadınların isimleri aşağıdadır:
a- Hazreti
Aişe
b- Hazreti
Fatıma,
c- Hazreti
Safiye,
ç- Ümmü
Süleym,
d- Hamne
bint-i Cahş,
e- Sümeyre bint-i Kays,
f- Hint bint-i
Amr bint-i Haram,
g- Amr bin Cemuh'un kızı veya kız kardeşi,
ğ- Ümmü Eymen [İslâm Tarihi, Cild 3-4, (Cild
3), Sayfa: 198]
* * *
7- “Kuaybe
bint-i Sa'dül Eslemiyye'ye Peygamberimizin mescidinde bir çadır kurulmuştu. Bu
çadırda hastaları ve yaralıları tedavi ederdi. Kuaybe İslamda resmen
görevlendirilen ilk kadın doktordur.” [İslam Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 3-4,
(Cild 3), Sayfa: 201]
* * *
8- “İbn-i
Hişam'ın (Allah ona rahmet etsin) rivayetinde gelmiştir ki:
Muâzin
kabilesinde bir kadın vardı, adı Nesibe bint-i Kaab idi. Uhud kazası olduğu gün
silahını kuşandı ve sabah vakti evinden çıkıp cenk yerinde Resûlullah Efendimiz
Hazretlerine yetişti. Peygamber Efendimizin şerefli nazarları önünde kafirlerle
harb eyledi. Ondan rivayet edilmiştir ki:
- Resûlullah
Efendimiz Hazretlerinin önünde çarpışıp bazan okla, bazan kılıçla üzerinden
düşmanı def ediyordum. Müslümanlar Peygamber Efendimizin yanından dağıldıkları
zaman az kimse kaldı. Hemen ibn-i Kamiye dedikleri mel'un öteden gelip:
- Hani Muhammed
nerdedir? Bana gösterin! Eğer o kurtulursa ben kurtulmayayım dedi!
Ben de mel'una
karşı vardım. Bana bir kılıç vurdu, ben de ona bir kaç kılıç bastım. Ama o
Allah düşmanı iki kat zırh giymişti diye buyurdu.
Ümmü'r-Rebi (Radiyallahu anhu)
der ki:
- Ben gördüm
Nesibe bint-i Kaab (Radiyallahu anha)'ın omuzunda bir yarası vardı. İyileşip
yeri çukur kalmıştı. Derin bir yara idi. (Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa:
160-161)
* * *
9-
“Harbte müslümanların yaralılarına su içiren bir kadına bir kafir ok attı. O
kadının mahrem yeri açıldı. O kâfir kahkaha ile güldü. Resûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in seçkin arkadaşı Saad bin Ebi Vakkas (Radiyallahu anhu) o
kâfire bir ok attı. O kâfirin boğazına saplandı. Can acısı ile sırt üstü yere
düştü, onun da mahrem yeri açıldı. Resûlullah da ona güldü, Saad bin Ebi
Vakkas'a şöyle dua etti.
- “Ya
Rabbi! Attığını vursun, duası kabul olsun diye dua eyledi. Saad (Radiyallahu
anhu) duası kabul olanlardan olup herkes onun duası ile bereketlenirdi.”
(Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 457-458)
* * *
10-
“Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Uhud cenginde yaralandığında, kızı
Fatıma (Radiyallahu anha) (Uhud dağında iken) yarayı yıkadı, Ali ibn-i Ebu
Talib'de kalkanı ile su döktü. Fatıma yıkamakla kanın ziyadeleştiğini görünce
hemen bir hasır parçası alıp yaktı ve onun temiz külünü bastı, bu suretle kan
kesildi.” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 10, Sayfa: 202)
* * *
11-
“Hazreti Aişe (Radiyallahu anha) Allah'ın Resûlüne sordu:
- Ya
Resûlullah! Biz cihadı amellerin en değerlisi olarak görüyoruz. (Böyle iken)
Biz cihad yapmayacak mıyız?
Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:
-
Hayır, (yapmayacaksınız. Sizin için) cihadın en değerlisi şartlarına uygun hacc
(yapmak)'dır. Hazreti Aişe validemizin:
- Ya
Resûlullah! Kadınların cihad görevi var mıdır? şeklindeki sualine de Allah'ın
Resûlü şöyle cevablandırmıştır.
- Evet
vardır, fakat onlara silahlı çatışması olmayan cihad; (Silahsız geride yemek
pişirme, kabir kazma, yaralıları sarma gibi işlerde harbe katılın. Ayrıca onlar
için) hacc ve umre yapmak (cihadı) vardır.” (Hayat Düsturları, Sayfa: 136)
Ne
yazık ki şimdi bazı en sofu görünen kimseler namahremdir diye kadınları hacca
götürmüyorlar Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in dediğine yüzde yüz terstir.
* * *
12-
Ensar'dan iki kız kardeş vardı. Uhud'da yaralanmışlardı. Uhud savaşının ikinci
günü müezzin:
-
Savaş için atlanın! diye seslenince o iki kız kardeş de birbirine bakıştılar.
-
Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) gaza için atlandı biz bu gazadan mahrum
kalalım mı? dediler. İki kardeşten birinin yarası çok ağırdı. Yine o:
-
Yok..yok kardeşim! diye cevab verdi. Her ne olursa olsun Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in yanında bulunalım. İki yaralı kardeşte savaşa
katılmak için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına koştular.
Onunla birlikte çıktılar. Fakat binmeye atları yoktu, develeri yoktu. Yola
yayan çıktılar. Lakin birisinin yarası çok ağır olduğundan yolda yürüyemiyordu.
Öteki kardeşinin ise yarası oldukça hafifti. Onu koltuğunda götürüyordu. Biraz
durur, biraz ilerlerdi. Toplantı yerine kadar böyle götürdü.” (Siyer-i Nebi,
Cild 2, Sayfa: 928)
* * *
13-
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) harpte esir alınan kadını terkisine
bindirdi. (Hayatü's-Sahabe, Cild 3, Sayfa: 88)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in kadınlara elinin değdiğine dair hadisler:
(Hayatü's-Sahabe, Cild 3, sayfa: 261-262; Riyazü's-Salihin, Sayfa: 504; Kütüb-i
Sitte, Cild 11, Hadis No: 3868)
Bizce
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini kadınlar ilk defa öptüler.
Ümmetime sünnet kalmasın diye kadınlara el sürmedi. Ondan sonra öpmediler.
Hadibiye'de hakkında ayet inen ağacı ziyaret etmesi sevaptı. Ağaca tapınca
ziyareti günah oldu. (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 10, Sayfa: 241;
Hulasatü'l-Beyan Tefsiri, Cild 13, Sayfa: 5457) Kadınların el öpmesi de
aynıdır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bir çok yapacağı güzel
amelleri ümmetime sünnet kalır korkusu ile terk etti. (Sünen-i Tirmizi, Cild 1,
Hadis No: 475)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem): İkindin namazından sonra ben nafile namaz kılarım
siz kılmayın. Ben şunu yaparım siz yapmayın buyuruyor. (Sünen-i Tirmizi,
Cild 1, Hadis No: 184, 475; Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 4, Hadis No:
579; Cild 2, Hadis No: 223; Kütüb-i
Sitte, cild 13; Hadis No: 4748)
Kadınlara Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) el öptürmedi diyenlere:
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) elini öptürse idi münafık, fasık herkes benim elimi
öpün, el öpmek sünnettir diyecek halkta onların elini öpecekti. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinin hiç öpülmediğini iddia eden âlimlerimiz
var. Şimdi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sizin evinize gelse ne
yapacaksınız? Bir tek işaret, şehadet parmağıyla mı selâm vereceksiniz?
Başınızı sallayıp mı selâm vereceksiniz? Karşısında secde eder gibi yerlere mi
eğileceksiniz? Elinizi kalbinize koyup, boyun büküp mü duracaksınız? Bunlar hep
bid'attır. Yanına girdiğiniz zaman “Esselâmü Aleyküm” diye musafaha mı
edeceksiniz? Sandalyeye oturup karşısında sandalye ile mi oturacaksınız? O
sizin denginizde olmadığı için kadın olsun erkek olsun en uygunu Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmek değil mi? Şahsen ben eli elime
geçerse elini öperim. Eli elime geçmezse, bastığı yeri öperim. Kendisini
göremezsem görenin elini öper, ellerine yüzümü sürerim. Sen de aynısını yaparım
diyorsan yalan söylüyorsun. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in el
öptürmesine karşı çıkan buna da karşı çıkar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) abdest alınca kuma dökülen abdest sularını ashab yüzlerine
sürüyorlardı. (Nura Doğru, Cild 4, Sayfa: 2287)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in 200 kadar ismi var. (İrşad, Cild 1, Sayfa: 55)
Bir ismi de Hakikatü'l-Hakaik (Hakikatların hakikatı) demektir. Bir ismi de
Ebel Ervah (Ruhlar babası)'dır. Miraç'ta Arşı A'lâ'ya çıkıp Allah'u Teâlâ ile
yüzbeyüz karşılıklı sorulu-cevaplı konuşan Peygamberimizden başka hiç bir
yaratık yoktur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Allah'u Teâlâ ile
sorulu cevaplı doksanbin soru, doksanbin cevap konuşmuştur. Bir soru bir cevap
bir sahife olsa 90 bin sahife eder. 500 Sayfalı 180 Cild kitap olur. Annen,
baban kafir, fasık, münafıkta olsa eli öpülür. Sana göre Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in eli öpülmez mi? Şu zamanede yapılanların çoğu
kafir adeti değil midir? Onları normal karşılıyorsun. Halbuki mü'minlerin
ilmine, yaşlıların yaşına hürmeten elinin öpülmesini dedikodu edersin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
«Beni canından
çok sevmeyen kamil iman sahibi değildir. » (İmadiyel'l-İslam, Sayfa: 44)
buyuruyor. Canından çok sevdiğinin eli öpülmez mi? Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in kadınlar elini öptü mü öpmedi mi bu en küçüğü.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ile aylarca yol çekip düşmanla gögüs
göğüse Peygamberimizin safında kadınlar çarpışıyorlar, çarpıştıkları kafir,
aylarca gittiği yol kendisi namahrem kadın. Bu caiz oluyorda sadece bir tek
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öpmeleri niçin caiz
olmuyor? Hepimiz içinde dahiliz yaratılan her şey kâbe ve bütün mükevvenat
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hürmetine yaratıldı.
(Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 420) Peygamberimizin hürmetine yaratılan bu dünya, bu
dünyanın içinde Kâbe, Kâbe'nin duvar köşesinde Hacerü'l-Esved taşı cennetten
gelme. Cennette Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hürmetine
yaratıldı.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) doğunca Kâbe Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'e secde etti. (İrşad, Cild 2, Sayfa: 373; Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa:
241; Altı Parmak, Sayfa: 254)
“Mü'min
kabe'den efdaldır” (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 4323, İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild
4, sayfa: 275) Peygamberimiz değil mü'min Kâbe'den efdaldır. Mü'minden de
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) milyonlarca defa daha efdaldır.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) Hacer'ül-Esved'i öptü. Biz de mahşerde bana
şahitlik yapar diye Hacer'ül-Esvedi öperiz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in elini öpüyorum diye onun demir şebekesini veya taşının her karış
yerini öpmek doğru değildir. Orada Kur'an ve dua okunur. Oradan ayrılacağın
zaman huzurla edeble elini öpüyorum diye bir sefer demir parmakçalığı veya taşı
öpülür. Çok büyük gördüğün bir adamdan mektub geldiğinde onun eli değdi, o
yazdı, onun eli diye mektubu öper, başına korsun. Aynı onun gibi olur.
Kadın-erkek
büyük-küçük Kabe'de et ete en sıkışık vaziyette gidip Hacerü'l-Esved taşını
öpüyorlar, öpülmesi de caiz ve sevaptır.
Allahu Teala ben kabedeyim demedi. Ben mü'min kulumun kalbindeyim
dedi. (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1,
Sayfa: 447) Kabede ki taş öpülürde Ka'be'den daha makbul olan yaşlı kamil
mü'minin eli niçin öpülmesin? Kadın namahremdir diyorsun. Kabe'de yüzbinlerce
kişinin arasında en sıkışık vaziyette o taşı öpmek için gidiyor, öpüyor o an
için namahrem değilde yaşlı kamil bir mü'minin
elini kalbi kabedir diye sıkışık olmayan serbest zamanda evinde öperse
namahrem mi? Hacer'ül-Esved hakkındaki
hadislerden hakiki mü'min hakkındaki
hadisler daha kuvvetlidir. Kadın-erkek hepsi onu öpünce o caiz olunca ondan
milyonlarca defa daha Allahu Teala'nın yanında kıymetli olan Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in eli öpülmez mi? Ben eli elime geçerse elini
öper, eli elime geçmezse bastığı yeri öperim diyorum. Bende aynısını yaparım
dersen elinin öpülmesine karşı çıkıyorsun. Sence eli öpülmez, bastığı yer
öpülür mü diyorsun?
Hacerü'l-Esvetten
milyonlarca defa daha kıymetli olan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in eli öpülmez mi?
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini öptüklerine dair bir
çok hadisi şerifler var. Bu hadis-i şerifler umumu içeriyor. Yukarda yazdık.
Sende Peygamberimizin elini kadınlar öpmez yasak veya öpülmez diye bir hadis
göster, kaynağını ver. Ay, güneş, yıldızlar bu dünya, bu dünyanın içindekiler
kabeye gider, Hacerü'l-esved taşını öpersin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in elini öptüklerine itiraz edersin. Kur'an-ı Kerim'de: «Allah'u
Teala'ya tabi olduğunuz gibi Resulüne de tabi olun. Allaha ve Resulune itaat
edin» (Sure-i Enfal, Ayet 20; Sure-i Nisa, Ayet 13) ayeti var. Hacer'ül-Esved'e
tabi olun veya Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i Allahu Teala'nın
övdüğünün binde biri ne Kabe'de ne Hacer'ül-Esved'le hiç bir yaratıkta yok.
Bizce Resulune tabi olmak onun sözlerini sünnetlerini yapmak elini öpmektir.
Sizce nasıl? Allahu Teala'ya tabi olmak farzları yapmak Resulüne tabi olmak
sünnetlerini yapmaktır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elini
öpmeyi arzu etmeyen kişi Resulüne tabi olmuş sayılmaz.