Bize sorulan sorular ve
cevabları:
Birinci Soru: Fetullah Gülen
Hoca'nın papa'ya yazdığı mektubu nasıl değerlendiriyorsunuz?
FETULLAH GÜLEN HOCA'NIN PAPA'YA YAZDIĞI MEKTUBUN 10 ŞUBAT 1998 TARİHLİ ZAMAN GAZETESİ KÜPÜRÜ:
HOCA
EFENDİ'DEN PAPA'YA MEKTUP
Pek Muhterem
Papa cenapları
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların
dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam
manası ile bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminiz
de bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatı
alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız. .....(Devamı uzun olduğu
için buraya sadece bir parçasını aldık.)
Cevab: Fetullah
Gülen Hoca'nın islamı küçültecek papayı yükseltecek şekilde uzun boylu
konuşmasını bir islam alimine yakıştıramadım. Buna cevaben Haydarbaş Hoca
Efendi'nin Fetullah Gülen'e 11-12 Şubat 1998 tarihli YENİ MESAJ gazetesinde
yazdığı mektubunu çok beğendim. Allah'ım Haydar-baş Hoca vb..alimlerden razı
olsun (Amin)
İkinci soru: Amerika'daki
müslüman kardeşlerimiz bize soruyorlar.
- Biz burada kesilmiş etlerden
yiyebilir miyiz?
Cevab: Hıristiyanlar
72 fırkadır. (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 325) Yetmişbiri cehennemlik
birisi cennetlik. Cennetlik olanlar kitabımızda ayetlerle hadislerle
açıkladığımız Allah bir, Muhammed ahir zaman peygamberidir deyip domuz eti
yemeyen, ve Allahu Teala'nın adı anılmadan kesilmemişi yemeyen, kiliselerinde
put olmayan Rumlardır. Ayette:
«Üstüne Allah'ın ismi zikr olunanları yeyin.» (Sure-i
En'am, Ayet 121) Yani Allah'ın birliğine inanıp Allah bir diyerek, kesen
herkesin kestiği yenir. Üstüne Allahu Teala'nın ismi zikrolunuyor. Onun için
yenir diğerlerinin kestiği yenmez.
Benim bu mektubuma cevap vermek isteyen Rumlar kitab ehli
olanlar; Ben İngilizce tercüme yapacak adam bulamadığım için bana cevab olarak
yazılacak yazıların açık Türkçe ile yazılmasını rica ederim. Dinimizde kitap ehli diye kitap inenler diğer
kafirler gibi olmuyor onlar nisbeten islama yakındır. Kitap ehlinin içinde de
Rumlar kitap ehlinden müslümanlara daha yakındır.
* * *
“Kitap ehli ölümünden evvel iman edecek.” (Sure-i Nisa,
Ayet 159)
* * *
“Şüphe yok ki mü'minler ile yahudilerden ve nesara ile
sabir taifesinden herhangi kimseler Allahu Teala'ya, ahiret gününe iman edip
salih amellerde bulunmuş olurlarsa onlar için Rabb'leri indinde mükafatları
vardır ve kendilerine asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.”
(Sure-i Bakara, Ayet 62)
1- Bu
mübarek ayet bir İsa (Aleyhis-selam),
Musa (Aleyhis-selam) zamanında onlara iman edenleri
2- Onların içinde kendi dininde olduğu halde
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e ve onun yaptıklarına itiraz
etmeyip yukarda yazdığımız gibi olanlar vardır.
* * *
“Ve şüphe yok ki ehli kitaptan öyleleride vardır ki,
Allahu Teala'ya ve size indirilmiş olana ve kendilerine indirilmiş olanlara
iman ederler. Allah için korkar bulunurlar Allahu Teala'nın ayetleri ile az bir
bahayı satın almazlar. İşte onlar için Rableri nezdinde mükafatları vardır.
Muhakkak Allahu Teala hesabını pek çabuk görendir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 199)
(Bizzat Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala şöyle buyuruyor:)
Ehl-i kitaptan Allahu Teala'ya sevilen hem kendilerine hem size indirilmiş
olana iman ederler. Allah için korkarlar. Dünya menfaati karşılığında Allah'ın
kitabını okumaz, almaz, satmaz ancak Allah için, ahiret için yaparlar. (Çünkü
dünyalık için dünya menfaatı için olanın hepsi azdır. ayette az bir pahaya
satmazlar dediği dünya malının hepsi azdır ahiret için olan çoktur.) Allahu
Teala mahşerde onların mükafatlarını verecektir. (Allahu Teala'nın verdiği
mükafat cennettir.)
* * *
“Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz,
maruf ile emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allah'u Teala'ya iman
ediyorsunuz. Eğer ehl-i kitapta iman etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu.
Onlardan mü'min olanlar vardır, en çoğu ise fasık kimselerdir.” (Sure-i A'li
İmran, Ayet 110)
Ehl-i kitaptan mü'min olanlarda vardır. Mü'minler cennete girer. Ehl-i kitabın çoğu
ise fasık kimselerdir. Ehli kitaptan olan kafirlerin içinde de mü'minlerin olup
cennete girebileceklerini söylüyor.
* * *
“Hepsi müsavi (eşit) değildirler. Ehl-i kitaptan bir
müstakim cemaat vardır ki, gece saatlerinde Allahu Teala'nın ayetlerini okurlar
ve onlar secde ederler.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 113)
Bu ayette Allahu Teala ehl-i kitaptan olup yani Allahu
Teala'nın indirdiği dört büyük kitap İncil, Tevrad, Zebur Kur'an-ı Kerim
bunların içinde tam çalışabilenlerin cennete girebileceğini söylüyor. İtikad
yönü islamınkinden ayrı olmamalıdır.
* * *
“Onlar ki haksız yere ancak Rabbimiz Allah'tır
demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer nasın bazılarını bazıları
ile Allah'ın def etmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar ve
içlerinde Allah'ın adı çok zikredilen mescidler elbetteki yıkılırdı ve elbette
ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki Allah elbette
pek kuvvetlidir pek izzetlidir.” (Sure-i Hac, Ayet 40)
Manastırlar,
kiliseler, havralar, mescidler bunların içinde Allahu Teala'yı zikr edip Allahu
Teala'ya sevilenlerin olduğunu Kur'an-ı Kerim'de haber veriyor. Atasözü:
«Kafire kafir demek doğru değildir.» Yani kafirlerin içinde kafir görünüp
müslüman olanlarda vardır. Fatih İstanbul'u alacağı zaman Fatihe yardım
* * *
“Ve
ehl-i kitap ile en ziyade güzel sûretten başkasıyle mücadele etmeyin. Onlardan
zulm edenler ise müstesna ve deyiniz ki: Bize indirilmiş olana biz iman ettik
ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir ve biz ancak ona teslim olmuş
olanlarız.” (Sure-i Ankebut, Ayet 46)
Çünkü
onlar Allah bir diyor. Biz de Allah bir diyoruz. Onlarda Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanma var, ümmet olarak amel etme yok. Abdest,
namaz, oruç vs.. en çok onlar cehennemde bunları yapmadıklarının cezası
miktarınca yanar cennete gider. Cennet sekizdir. Bizim Peygamberimizin ümmeti
1- Firdevsi
ala'da
2-
Cenneti naimde olacak. Geriye altı cennet kalıyor. Sadece Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti bu altı cennete girse içinde
kaybolurlar. Bunlar evvelki peygamberler zamanında olan ümmetlerdir. Yine
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in cennet ehli 120 saftır. Her safın
uzunluğu bir at gidişiyle 100 senelik yoldur. Bunun 80
Yine
eski peygamberlere sağlığında iman edenler 40 saf değil bir
* * *
“Ve
işte
Ehli
kitap olanlarda da Allah'a tam iman edenler vardır.
Bu
ayete göre; Rumlardan da Allahu Teala'ya iman edecekler vardır. Bir ihtimal
olarak şimdiki yahudilerden de vardır. Kur'an-ı Kerim'de ki vasıfları tutan
yahudiler dünya yüzünde varsa ki buna kanaat getiremiyorum. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem):
-
Sizin kıyamete kadar en büyük düşmanınız yahudilerdir (Hacı Muhammed Bilal-i
Nadir Hazretlerinin vaaz bandından alınmıştır.)
buyuruyor. Onların içinde de Allah bir diyen peygamber ahir zaman
peygamberi Muhammed hak peygamberdir diyenler, Allahu Teala'nın adına
boğazlanmayanı yemeyenler, domuz etini yemeyenler bu ayetlerdeki cennetlikler
vasıflarına haiz olanlar onlarda yine cennete girer. Yani biz yahudilerin
içinde bu ayetlere göre kesin hepsi cehenneme girer hiç cennete girmez
diyemeyiz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) kıyamete kadar sizin en
büyük düşmanınız yahudilerdir dediğine göre şimdiki yahudiler cennete girebilir
de diyemeyiz. Daha iyisini Allah bilir ama Rumlar bu vasıflara haizdir onlar
cennete girer diyebiliriz. Onlar kafir değildir. Diğer bir ayet de ancak
kafirler Allah'ın birliğini inkar eder diyor. Onlarsa Allah'ın birliğini inkar
etmiyor. Onlarda cennete girecek Onların Peygamberleri İsa (Aleyhis-selam)
bizim peygamberimize ümmet olabilmek için Allahu Teala'ya dua etti. Allahu
Teala duasını kabul etti. Ve kendini ahir zamanda yeryüzüne indirip Muhammed
ümmetinden edecek. Ve bizim peygamberimize ümmet olmak için tabi olacak.
Ölmeyip isa göğe
tuttu yol
Ümmetinden olmak
için idi ol
Çün Musa
elindeki asa
Anın hürmetine
oldu ejderha.
* * *
“Hayır,
O kendilerine ilim verilmiş kimselerin sinelerinde pek zahir olan ayetlerdir Ve
bizim ayetlerimizi zalimlerden başkası inkar etmez.” (Sure-i Ankebut, Ayet 49)
Kur'an'ı
Kerim'i inkar edenin hepsi kafir
müslümanda olsa o, cehenneme girecek ehli kitap olanlar, Rumlar Kur'an-ı
Kerim'i ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i kesinlikle inkar etmez
hak doğru olarak bilir.
* * *
“Yemin
ederim ki iman edenlere nasın adavetçe en şiddetlisini mutlaka Yahudiler ile
müşrikleri bulacaksın.Ve yine yemin ederim ki nasın mü'minlere meveddetçe en
yakın olanları da (En yakın olanlar deyince mü'min cennette onlar cehennemde
manasında değildir. En yakın olunca Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in ümmeti en üstün cennet olan firdevsi Ala'da ve cenneti Naimde
onlarda diğer cennetlerde işte onlara yakın olur.) biz Nesarayız diyenleri bulacaksın ve şübhe
yokki onlar kibir etmek de istemezler.” (Sure-i Maide, Ayet 82)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e savaşta gelen adam'a Peygamberimizin tavsiyesi.
Adam sordu:
- Şehadet mi
getireyim, harp mi edeyim?
-
Şehadet getir dedi. Adam şehadet getirdi ve harp etti, şehid düştü. Bir kaç
saatlik müslüman. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem):
-
Az çalıştı, çok kazandı buyurdu. (Ashaba yapılan işkenceler, Sayfa: 123; İslam
Tarihi (M. Asım köksal), Cild 3-4, Sayfa: 217)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) üzerine salavat getiren kralın yakınını kalenin
burcundan attılar, melekler onun naşını alıp götürdü. (Hacı Muhammed Bilal-i
Nadir Hazretlerinin vaaz bandından alınmıştır.)
Uhud
harbinde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e yardıma gelen Hanzala
cünüp olarak harp etti ve şehid düştü. Peygamberimiz (Sallallahualeyhi
vesellem):
-
Melekler onu yıkadılar, buyurdu. (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 156;
Altı Parmak Kitabı, sayfa: 556)
* * *
“Ve
Peygambere indirilmiş olanı dinledikleri zaman, hakkı bildiklerinden naşi
olanların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Derler ki; Ey Rabbimiz!
İman ettik artık bize (hakka) şahid olanlar ile (müslümanlarla) beraber yaz.”
(Sure-i Maide, Ayet 83)
Nasara'dan
bir zümre yani Rumlar kendilerine inen ata, dedelerinden duydukları İncil'deki
olan şeyleri Kur'an-ı Kerim'de de aynısını görünce gözlerinin yaşını tutamaz,
ağlarlar ve biz ahir zaman peygamberi Muhammed'e iman ettik derler. Sadece
bizim peygamberimiz İsa'dır derler.
Hadis-i Şerif:
“Hem
kendi peygamberine hem de ahir zaman peygamberine iman eden için ahirette iki
ecir, iki mükafat vardır.” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 1, Hadîs No:
83) Bu mübarek hadiste bir nevi o tür Rum'lar bizleri ahir zaman peygamberi
Muhammed'in şefaatından ayırma derler.
Habeşistan
Kralı Necaşi'nin yanında Hazreti Ali'nin büyük kardeşi Cafer-i Sadık Sure-i
Meryem'i okuyunca Habeşistan Kralının gözleri yaşardı.
-
Ben yemin ederim ki İncil'de ki söylenen ayetle Muhammed'e inen ayet ikisi bir
lambanın iki fitili gibidir. Muhammed doğrudur, haklıdır dedi ve Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e düldül'ü, mesti ve bazı hediyeler gönderdi.
(İslam Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 11, Sayfa: 149,175) Habeşiştan kralı Necaşi vefat ettiğinden
Habeşistan'lılar cenaze namazı kılmıyorlardı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) Habeşistan Kralı Necaşi vefat edince:
-
Ben onun cenaze namazını kılacağım, bana uyun dedi. Necaşi Habeşiştan'da
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Medine'de Ashabı ile birlikte
Necaşi'nin cenaze namazını kıldı. (Sünen-i Tirmizi, Cild 2, Hadis No: 1044) Ama
kendi ashabı içindeki münafıkların namazını kılmamak için ayet geldi. «Onların
kabirlerinde dua etme, namazlarını kılma.» (Sure-i Tevbe, Ayet 84)
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmetinden başka her ümmet sadece kendi
peygamberine iman eder. Bunların içinde Rumların bazıları hem Peygamberimize
hem kendi peygamberilerine iman ederler, onlar cennetliktir. Bizim
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti ise bütün peygamberlerin
hepsine iman ederler.
Ellik
kafirlerinden bir tanesine sormuşlar, o şu cevabı vermiş:
-
Biz İsa bizi mahşerde kurtaracak diyoruz. Kurtarırsa kurtulduk. Yahudiler bizi Musa
kurtaracak diyor, kurtarırsa kurtuldular. Başka peygamberlere inanmıyor. Ama
müslüman olanlar her peygambere iman ettiği için mahşerde Musa kurtarırsa
Musevileri ve müslümanları kurtarır. Çünkü Musa'ya da iman ediyorlar. Mahşerde
İsa kurtarırsa İsevileri kurtarır müslümanları da kurtarır. Müslümanlar İsa'ya
da inanıyorlar. Muhammed kurtarırsa müslümanları kurtarır. Musevileri,
isevileri hiç birisini kurtarmaz. Çünkü onlar Muhammed'e iman etmiyorlar diyor.
İman edenleri de kurtarır.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem): Ben her ümmete şefaat edeceğim, (Kütüb-i Sitte,
Cild 14, Hadis No: 5092 benzeri) buyuruyor. Bu hadise göre kesinlikle Allah bir
Muhammed Allah'ın hak peygamberi diyenlere şefaat edecek. Dört kitabın
hangisine bağlı ise yine şefaat eder. Kafirlerin hepsi bir değildir kitap ehli
ile diğer kafirler bir değil. Kitap ehli onlardan biraz daha iyidir. Kitap
ehlinin içinde ki Allah bir Muhammed Allah'ın hak Resulü deyip yukarda
saydığımız vasıflara haiz olan Rumlar onları Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) şefaat edip kurtaracaktır. Kitap ehli ile diğer kafirler arasındaki
farkı şöyle anlatabiliriz:
Harpte
alınan esirlerden kitap ehlinin karısı alınır. Kitap ehli olmayanın karısı
alınmaz. Kızı alınır. (Sure-i Mümtehin, Ayet 10-11) Karısı alınması için ancak
kitap ehli olmalı. Şer'i mahkemede hakim müslüman mahkeme halkını idarecisinin
hepsi müslüman ayrıyeten bir yahudi haham, üye bir hıristiyan papaz veya
onların gönderdikleri üye müslümanları hakim yargılar. Yahudileri haham tevrata
göre yemin verir, öyle yargılar, tevrata el bastırır onlar onun karşısında
yalan söyleyemez. Hıristiyan ise İncil'e el bastırılır papaz huzurunda incil'e el basar. İsa
(Aleyhis-selam)'a yemin eder. Onlarda onun karşısında yalan söyleyemez. Kitap
ehli olmayan, müslüman da olmayan veya müslümanım deyip islamiyetten uzak olan
kimselerin şahitliği ifadesi dinlenmez. Yahudinin hıristiyanın ifadeleri
yukarıda sayılana göre dinlenir. Çünkü Allahu Teala müslümanların içinde.
Fasık, münafık, zındık cehennemlikler olacağına onların kabirlerine gitme
onlara dua etme ayeti var. (Tevbe 84) Kitap ehlini de müslümanlara en yakın
sayıyor. Yani Kur'an-ı Kerim'den başka İncil'le, Tevrat'a, Zebur'a iman
edenleri İslam'a en yakın sayıyor. Yahudi, Hıristiyanların kendileri harpte
öldürülüp karıları kalırsa onları müslümanlar alabiliyor. Hiç bir kitaba
inanmıyor ise onların sadece harpte esir alınan kızları alınır. Onların
karılarını uzun bir müddet imtihana tabi tutun kesinlikle islam dinine
döndükleri kanaatı uyanırsa o zaman alınır. (Sure-i Mümtehin, Ayet 10) Kitap
ehli olanın karısı islam dinine dönmesede alınır.
Ayet:
“Müşrikleri iman edinceye kadar nikah etmeyiniz. Elbette mü'min olan bir
cariye, bir müşrikeden hayırlıdır. Velev ki müşrike sizin hoşunuza gitsin ve
müşrik erkeklerede iman etmedikçe (müslüman kadınları) nikah ettirmeyiniz.
Elbette bir mü'min köle, bir müşrikten hayırlıdır. Velev ki o müşrik hoşunuza
gidecek olsun. Onlar (o müşrik ve müşrikeler insanı) ateşe davet ederler.
Allahu Teala ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet buyurur. Ve insanlara
ayetlerini açıkça bildirir ta ki tezekkür etsinler.” (Sure-i Bakara, Ayet 221)
Ayette
ki müşrik dediği Allahu Teala'nın bir taneden fazla olduğunu iddia edenlerdir.
Bunlar iman edinceye kadar esir alınan kadınları nikah edilmez. Bunlar müslüman
olmadıktan sonra onlara kız verilmez.
“Bu
gün sizin için temiz nimetler helal kılınmıştır. Ve kendilerine kitap verilmiş
olanların taamı sizin için helâldir. İla Ahir....” ( Sure-i Maide, Ayet 5)
Bu
mübarek ayet yine kitap ehlinden Rum'ları kasd edip söylüyor. Çünkü bize helal
olan onlara helal, bize haram olan yiyecekler onlarada haram. O birleri her
haramı yer.
Kitap
ehl-i ile diğerlerinin farkı Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
hakkında müsbet bir ayet inmemişse kendisi o konuda kitap ehlinin yaptıklarını
yapardı. (Ashabın Dilinden Peygamberimiz'in Hayatı, Sayfa: 485-486; Şemail-i
Şerif, Sayfa: 53; Mevahib-i Ledün-niyye, Cild 1, Sayfa: 452)
Saç hakkında:
- Kimin saçı
varsa ona ikram etsin.
-
Ona ikram nasıl olur? Ey Allah'ın Resulü diye sordular?
-
Her gün onu yağlayıp taramakla buyurdu. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 5478)
Ayetlere
göre saçı uzatır nasıl tarayacağı kesin bir delil yok. Kitap ehli o zamanda
saçını iki tarafa ayırıp taradığı için.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) saçını iki tarafa ayırır, tarardı. (Ashabın
Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Sayfa: 486; Şemail-i Şerif, Sayfa: 53)
Ama
başka dinler başka görüşlerin yanlış olduğunu anlatmak için Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) tırnaklarını kesti bunu bir çıkın yaptı. O zata
verdi bunu yere göm. O zat evvelce kafirdi sonra müslüman oldu. Dedi ki:
-
Ya Resulullah! Biz islam dininde değilkende aynı böyle yapardık. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) o çıkını tekrar eline aldı. Tırnaklarını çıkarıp
avucunun içine aldı. öyle ise sizinkine benzemesin diye saçtı. (Hacı Muhammed
Bilal-i Nadir Hazretlerinin vaaz bandından alınmıştır.) İşte kitap ehli kafirde
olsa kitap ehli olmayan ve hiç bir kitaba inanmayanlar arasındaki fark budur.
Yıldırım
Beyazıd'ın karısı Elenor ingiliz kızı olup müslüman olmamıştı. Yıldırım Beyazıd
aldı. Fatih Sultan'ın harpte İstanbul'a yardıma gelen İngiliz kuvvetleri ile
İngiltere'nin Kralının kızı konstantinin oğluna gelin gidiyordu. Harpte esir
alındı müslüman olmadığı halde Fatih onu aldı. Anlatmak istediğimiz Kur'an-ı
Kerim'de Allahu Teala ehli kitap olan kafirleri kafir olsa bile o bir
kafirlerden ayırtıp onlara azda olsa özellik tanıyor. Ehli kitaptan olup Allahu
Teala'yı bir Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)'i Muhammed'i ahir zaman
hak peygamberi olarak bilen domuz etini yemeyen Allahu Teala'nın adına boğazlanmamış yemeyen kiliselerinde put
olmayan onların cennete girebileceğini ya Peygamberimizin şefaatı ile mahşere
kadar azap çeker kıl payı kendini cehennemden kurtarır cennete girer. Yahut
cehennemde yanar yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in şefaatı ile
cennete girer. Bunun daha iyisini bilen Allahu Teala'dır.
Mahşerde
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şefaat ettikten sonra Allahu Teala:
-
Yine şefaat et diyecek. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
-
Ya Rabbi! Ben bunlara şefaat edemem diyecek. Allahu
Teala:
- Ben izin veriyorum şefaat et. Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) yine bunlara şefaat edemem diyecek. Allahu Teala öyle ise ben
kurtarayım diyecek ve kendi kurtaracak.
Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Ya
Rabbi! Benim ümmetimin amel defterinin hesabını bana ver. Onların hesabını ben
göreyim. Allahu Teala:
- Biliyorum ya Muhammed senin maksadın ümmetinin
günah-sevab defteri senin elinde olur. Günah-sevabın hesabını sen görürsün
niyetin çoğunu cennete götürmek ama sen bu hesabında yanılıyorsun. Onların
sevab-günah kitaplarını, hesabını sana versem bir çoğunu ümmetim diye sahib
çıkmazsın. Böylesi ümmetin bana gereği yok dersin. Ama ben böyle kulların bana
gereği yok demem. Ya Muhammed! Benim kullarıma haris olduğum kadar sen
ümmetine haris olamazsın. Sen benim acıdığım kadar acıyamazsın diyor. Buna göre
Allahu Teala Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den de merhametli ve
iman edenlerin daha fazla kayırıcısıdır.
Ben
sadece Kur'an-ı Kerim'de ki ehli kitapla Rumlarla olan ayet ve hadisleri
yazıyorum. Kendi bilgim kadarıyla onlara mana vermeye çalışıyorum. Allahu Teala
bütün noksanlarımızı kusurlarımızı bağışlasın. (Amin.)
* * *
Hadîs-i Şerif:
“Allah'ın
rızasını kazanmak arzusuyla Lailahe illallah diyeni Allah bir diyeni Cenab-ı
Hakk ateşe haram kılmıştır.” (Kütüb-i Sitte, Cild 2, Sayfa: 263)
Münafıkların,
fasıkların La ilahe illallah demeleri değil onların ki müslümanları kandırmak
için.
Hz.
Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) ile Mekke'nin Beyleri bir arada otururlarken
“Kudüs'ü Rumların elinden Mecûsiler aldılar.” Haberi
gelince Mekke'nin Beylerinden Ubey ibn-i Halef gülerek Hz. Ebû Bekir
(Radiyallahu anhu)'in yanına geliyor ve diyor ki:
- “Allah bir” diyenler birbirleriyle kardeş, “Allah çok”
diyenler birbirleriyle kardeştirler.
Rumlar Allah bir diyor, siz de Allah bir diyorsunuz. Mecûsiler de Allah çok
diyor, biz de Allah çok diyoruz. Allah bir diyenlerin elinden, Allah çok
diyenler Kudüs'ü aldılar. Allah bir ise neden yardım etmedi de, çok diyenleri
galip getirdi (diye alay ediyor). Demek ki, Allah çokmuş, çok olunca yardım
etmiş. Bizim kardeşlerimiz, sizin kardeşlerinizin elinden Kudüs'ü aldı, deyince
bütün müşrik Beyleri, Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu anhu)'e bakıp gülüşmeye
başladılar. Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) cevaben:
- Bizim kardeşlerimiz Allah'u Teâlâ'yı bir bilir, Allah'u
Teâlâ da onlara yardım eder. Sizin kardeşlerinizin elinden Kudüs'ü tekrar alır,
dedi. Ubey ibn-i Halef:
- Alamazlar, bizim tanrılarımız bizimkilere yardım eder.
Bizimkilerin elinden alamazlar, der. Alırlar, alamazlar derken iş bahse girer.
İkisi de:
- Bir seneye kadar bizim kardeşlerimiz Kudüs'ü alırsa sen
bana kaç deve vereceksin, alamazlarsa ben sana kaç deve vereceğim, derken on
deveye bahsettiler. Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu anhu):
- Benim soracağım bir adam var, O'na sormadan
imzalayamam, deyince Ubey ibn-i Halef:
- Ben biliyorum, Muhammed'e soracaksın. O'na sormadan
yapamazsın, git sor, deyince Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına geldi:
- Ya Resûlullah! Ubey ibn-i Halef'le böyle bir iddiamız
oldu. Bir seneye kadar bizim kardeşlerimiz yani Rumlar Kudüs'ü mecûsilerin
ellerinden alırlarsa bana kendisi on deve verecek. Bir seneye kadar
alamazlarsa, ben kendisine on deve vereceğim. Senet yanımda imzalayayım mı,
imzalamayayım mı? dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in o hususta
bilgisi olmadığı için sukût etti. Düşünürken Cebrâil (Aleyhis-selâm) geldi,
Sûre-i Rum'u getirdi:
(Sûre-i
Rum, Âyet 1-2, 4)
Elif, Lam. Mim (Elif: Allah'a yemin ederim. Lam: Lehül
Mülk bütün mükevvenata yemin ederim. Mim: Muhammede yemin ederim.
Gulubetir-Rum:
Rumlar galip gelecek
Bid'asinin:
Senelerin parçasında.
Ben yemin ederim ki: “Rumlar senelerin parçasında galip gelecek…”(İlâ
âhir).
Takvimdeki Rumi yılbaşı diye yazılan yazı o tarihtir.
İslam'ın üç yılbaşı vardır. Hicri Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
Mekke'den Medine'ye hicreti; Rumi: Rum suresinin indiği yılbaşı. Muharrem Ayı:
Yılbaşı bunun her üçüde müslümanlarca hesablanır. Her üçüde yılbaşıdır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bunların içinden birisini özel
yılbaşı seçelim dedi. Her ashab fikrini söyledi. Bazısı hicri bazısı Rumi olsun
dediler. Hazreti Ali Muharrem olsun dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) Muharremi kabul ettiler her üçü yılbaşıysada esas yılbaşı
muharremdir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e sordular:
- Bu senelerin parçası ne demektir? Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu:
- Senelerin parçası bir olur, üç olur, beş olur, yedi
olur, dokuz olur. Dokuzdan ilerisi parça sayılmaz. Sen seneyi on, deveyi yüz
et, öyle senet yap.
Hz.
Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) Ubey ibn-i Halef'in yanına gelip:
-
Sen kendine güveniyorsan bir sene az olur, seneyi on edelim, deveyi yüz edelim,
dedi. Ve öyle yaptılar. Aradan çok sene geçmiş Hadibiye'de, kâfirler eshâbları
Mekke'ye bırakmayıp engel olunca, Hadibiye'de müslümanlar arasında kıtlık baş
göstermişti. O sırada “Mecûsilerin elinden Rumlar Kudüs'ü tekrar
aldılar” diye bir haber geldi. Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) senedi
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e gösterdi:
- Rumlar Kudüs'ü almışlar, ne emir buyurursun?
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Git, yüz deveyi getir, diye buyurdu. Hz. Ebû Bekir
(Radiyallahu anhu) gitti, adam ölmüş tü. Çocuklarına senedi gösterdi. Çocuklar
kendi aralarında yüz deveyi tedarik edip verdiler. Hz. Ebû Bekir (Radiyallahu
anhu) yüz deveyi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e getirdi. Bahse
girmek bahis bunun için helaldır.
- Ne yapayım ya Resûlullah! Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- Kesin, ashâb yesin, buyurdu. Kestiler ashâb yedi. (Din
meselesinde bir kafir veya inkarcıyla aynı böyle bahsetmek, bahse girmek
caizdir.)
Kur'an-ı Kerim'de Ebû Bekir'in ve Ubey bin Halef'in
arasındaki olan bahiste Rumlar sizin kardeşiniz onlar bizim gibi Allah çok
diyor Allahu Teala Rumlar galip gelecek demesi Hazreti Ebu Bekir'in sözünü
tasdik ediyor. Yani sizin kardeşleriniz olan Rumlar galip gelecek diyor. Yoksa
Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de Rumlar sizin kardeşiniz değildirde öyle
inanmayın, söylemeyin ancak Rumlar galip gelecek diyebilirdi. Çünkü Kur'an-ı
Kerim'de her yanlış söylenilen sözü doğrulamayıp inen ayetle o yanlışlığı
düzeltiyor. Niçin Rumlar müslümanların kardeşi değilse ayetle bunu düzeltmiyor.
* * *
Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurmuştur:
- Nefsim kudretinde olan (Allah'a yemin ederim ki bu
ümmetten yahudi ve Nasrani'den beni her kim duyupta bana iman etmezse mutlaka
cehenneme girer. (Şemail-i Resul, Sayfa: 351-352)
Yahudiden ve Nasara'dan her kim beni ahir zaman hak
peygamberi olarak duyup bana iman etmezse cehenneme girer buyuruyor. İbrahim
(Aleyhis-selam) babası kafir hiç kimseden islamiyeti duymuyor, bilmiyor gece
dışarı çıktı. Parlak yıldızı gördü beni yaratan budur dedi. Daha sonra
güneş doğdu bu daha parlak budur dedi. Akşam olup güneşte batınca ben böyle
kayb olanları sevmem. Beni yaratan bunları da yaratmıştır dedi. Hiç kimseden
duymadan müslüman oldu. (Envarü'l-Aşıkin, Sayfa: 69)
Bir insanda hiç bir din kitap duymamış bilmiyorsa İbrahim
(Aleyhis-selam)'ın hiç kimseden duymadığı halde kendini aya, güneşe, yıldızlara
yaratılanlara bakıp bunları bir yaratan var diye düşünürse o kimse müslümandır,
cennetliktir. Çünkü Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Allahu Teala
sizi bildiğinizden sorar (Sure-i Bakara, Ayet 286) buyuruyor. Allahu Teala'nın
varlığını, birliğini kendini aya, güneşe, yıldızlara, yaratılanlara bakıp
Allahu Teala'nın bir olduğunu her şeyi yarattığını İbrahim (Aleyhis-selam) gibi
hiç kimseden duymasada öyle bilip inanmaya mecburdur. Amel cihetinden hiç
kimseden bir şey duymadığı için ameli yapmaya mecbur değildir.
İmam-ı Azam Hazretlerine
soruyorlar:
- Bir gemi
batsa, herkes boğulsa bir hamile kadın bir tahta parçasına tutunup bir adaya
çıksa ve bir çocuk dünyaya getirse, kadın ölse çocuk hiç bir insan görmeden
büyüse, dünya yüzünde hiç bir insan olduğunu da bilmiyorsa bu çocuk duymadığı
için hiç bir ameli de yok. Bu çocuk gavur mu, müslüman mı? Gavursa suçu ne,
müslümansa ameli nedir?
İmam-ı Azam Hazretlerinin
cevabı:
-
Adaya çıkan hiç insan görmeden büyüyen çocuk akil baliğ oluncaya kadar
cennetliktir. Akil baliğ olunca hiç kimseden duymadığı için amel bakımından
Allahu Teala'ya inanmak zorundadır. Allahu Teala'nın kendine vermiş olduğu
akılla Ay'a, Güneş'e, Yıldız'lara bakarak kendi kendine «muhakkak beni bir
yaratan var» diye aklını, zekasını kullanıp Kur'an-ı Kerim'de İbrahim
(Aleyhis-selam)'ın hiç kimseden duymadan Allahu Teala'yı kendiliğinden bildiği
gibi bilmesi lazım. Adadaki çocukta aynısını düşünüp bulup Allahu Teala'yı
tasdik etmesi etmesi lazımdır.
Abdestsiz
ezberden Kur'an-ı Kerim okunmaz diyenlere:
Abdestsiz Kur'an okunur mu okunmaz mı diye? bana çok
defalar soru soruyorlar. Abdestsiz ezberden Kur'an okunmaz diyerek o yönde
milleti yetiştiriyorlar. Bizi yanlış anlatmaya çalışıyorlar.
“.... Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) kalkıp helaya girdi.
Heladan çıktığında su istedi, bir avucuna alıp onunla ellerini yıkadı sonra
Kur'an okumaya başladı. (Oradakiler) bunu garibsediler. Bunun üzerine Hazreti
Ali şöyle dedi:
- Muhakkak Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)
heladan çıkar, bize Kur'an-ı Kerim'i okutur ve bizimle beraber (abdestsiz) et
yerdi. Cünüblükten başka hiç bir şey onu Kur'an okumaktan alıkoymazdı.”
(Sünen-i Ebu Davud, Cild 1, Hadis No: 229)
Nefse
(lohusa) bir kadın öleceği zaman şehadet kelimesi getirttirilir. La ilahe
illallah dedirttirilir. La ilahe illallah zikirdir, Kur'an'dadır. Onunda
abdesti yok Ayetel Kürsi'de on yerde zikir var. Cima'da kadın erkek Besmele
çekmezse veya erkek Bismillah kadın er-rahman, erkek er-rahiym der öyle başlar
veya ikiside ayrı ayrı Euzü billahimineş-şeytanir-racim
Bismillahirrahmanirrahiym der öyle başlarlar. Böyle yapmazlarsa doğan çocuğa,
cimaya şeytan ortak olur. Yıkanmadan kaç sefer cima ederse Euzu Besmeleyi
ikiside getirmelidir. Euzü Besmele Kur'an'dır, cünüb olaraktan o vaziyette
okumazsak cimaya, doğacak çocuğa şeytan ortak olur. Halbuki Euzu Besmele Kur'an
olduğuna göre buda ikiside cünüp halinde okumaya mecbur oluyor. Bunlarsa
abdestsiz ezberden Kur'an okunmaz diye bir şey
tutturmuşlar. Cimada bir tek besmele çekilir Kur'an ve diğer başka şeyler okunmaz.
Maksadımız ezbere Kur'an okunmaz diyenlere cevap vermek o hususta milletimizi
ayıktırmak, doğacak çocukların temiz, pak olmasını sağlamaktır.
Hadis-i Şerif:
“İbn-i
Abbas'ın azadlısı Kurayb'dan Ona'da İbn-i abbas haber verdi ki: Kendisi bir
gece Ümmül Mü'minin Meymune'nin yanında kaldı ki teyzesidir. İbn-i Abbas der
ki:
- Ben
başımı yastığın enine koyarak uzandım. Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)
ile ehli yastığın boyuna (başlarını koyarak) uzandılar. Resulullah uyudu, gece
yarıyı bulduğunda yahut biraz evvelce, yahud biraz sonraca Resulullah uyandı.
Uykuyu (gidermek için) eliyle yüzünü silmeğe başladı. Ondan sonra Ali İmran
suresinin son on ayetlerini okudu. Sonra kalkıp asılı duran küçük bir kırbaya
uzandı oradan güzelce bir abdest aldı sonra namaza durdu.
İbn-i
Abbas der ki: Bende kalktım onun yaptığı gibi yaptım. Sonra gittim yanına (sol
tarafına) durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu ve sağ kulağımı tutup büktü
sonra iki rek'at, yine iki rek'at, yine iki rek'at, yine iki rek'at, yine iki
rek'at, yine iki rek'at kılıp ondan sonra tek rek'atlı bir namaz kıldı. İla
ahir.... (Sahih-i Müslim, Cild 2, Hadis No: 182, Sayfa: 408)
ÖNCEKİ KONU KONULAR SONRAKİ KONU