BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
ÖNSÖZ
Allahu Teala kulların kendine karşı olan ibadet ve
yasaklarına bir sınır koymuştur. Allahu Teala: Ey Kulum! Şunları şunları yaparsan seni cennetime koyarım ve yine ey Kulum! Benim yasakladığım şu şu şu
amellerden birini veya bir kaçını yaparsan seni cehennemime koyarım buyuruyor.
Bütün evliyalar ve peygamberler en büyük dereceyi birinci ibtila yoluyla ikinci
Allahu Teala'nın dediğinden fazla fazla ibadet yapmak ve yasakladıklarındanda
fazla fazla kaçınmakla kazanmışlardır.
Birinci Allahu Teala kendi yolunda çalışanlara açlık,
korku, mal noksanlığı gibi şeyler verip (Sure-i Bakara, Ayet 155) acaba benim
yolumda sebat edecek mi yoksa korkup geri çekilecek mi diye dener. Buna ibtila
denir. İkinci Allahu Teala'nın emrettiklerinden fazlasını yapıp Allahu Teala'ya
yakınlık, gurbiyyet (Sure-i Vakıa, Ayet 10-12) Onun sevgisini kazanmaktır.
Kullar Allahu Teala'nın bu ibtilası karşısında geri
çekilmezse ve onun emirlerini fazla fazla yapar yasaklarındanda fazla fazla
sakınır öylece çalışırsa Allahu Teala kendisini sever ve yüceltir, en sonundada
evliya ittihaz eder. Örneğin: Hazreti Ömer'in Allah korkusundan yetmiş helalı
terk ettim (Dört Büyük Halife Kitabı, Sayfa: 162, Menkıbe 77) dediği meşhurdur.
Yine misal: Karnı doyana kadar yemek helal iken az yemek hadislerini düşünür ve
gece teheccüt namazına kalkamam kalbime ilmi ledün, ilmi hikmet doğmaz
korkusuyla az yer, gece kalkar ibadet eder. Beş vakit namaz bir ay oruç hacc,
zekat vs.. bunlar normal ibadetlerdir. İtikadı düzgün bir insanı bunlar
ancak cehennemden kurtarır, cennete
götürür.
Fazla çalışanlar ise şöyledir: Yatsı namazından sonra
sabah namazına kadar yatmak helaldır, mübahtır. Kur'an-ı Kerim'deki; Geceleri
kalk secde ile kıyamla sabahla (Sure-i Zümer, Ayet 9) ayetine göre; gece kalkar
teheccüd namazını kılar ve ibadet, taat eder,
Gece kalk bir koyun sağımı kadar da olsa zikrullah
yap. (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 344) hadisine göre gece kalkmayı, ibadet yapmayı
kendine adet eder. Bunu da her evliyaullah kendine göre yapmıştır. İmam-ı Azam
Hazretleri akşam namazının abdesti ile sabah namazını kırk sene kılmıştır. (Tam
İlmihal, Sayfa: 440; Mir'at-ı Kainat, Cild 2, Sayfa: 52) Diğer evliyaullahlarda
aynı veya bir benzerini yapmışlardır.
İki rek'at
namazda Kur'an-ı Kerim'i hatmedenler şunlardır:
1- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
2- Hazreti Osman (Radiyallahu anhu)
3- İmam-ı Azam Hazretleri
4- Ashabtan Temim-i Dari ve Saad bin Cübeyr
Hazretleridir. (Mir'at-ı Kainat, Cild 2, Sayfa: 52)
Veysel Karani Hazretleri'nin boş vaktini bulabilir
miyiz? diye üç gün beklediler. Bir gece
sabaha kadar namaz kıldı. Bir gece sabaha kadar zikrullah etti. Bir gece sabaha
kadar tefekkürde kaldı ve kendini gizliden bekleyenlere çağırdı.
- Siz benim ömür boyu boş vaktimi bulamazsınız, soracağınız
neyse sorun gidin dedi. Bu ameller arttıkça inanç, itikad kuvvetliliğide
beraber artar. Bunların çok azı yani Allahu Teala'nın emrettiğinden aşağı
düşürmesi beş vakit namazı dört vakte, bir ay orucu bir kaç gün noksana
düşürmesi insanı cehenneme götürdüğü gibi fazlası da Allahu Teala'ya o derece
çok sevdirir.
Birde Allahu Teala'nın Hadisi Kudsilerde ve Kur'an-ı
Kerim'de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in hadisi şeriflerinde çok
üstün görüp, överek söylediği, başka hiç bir amelde onun gibi mükafat
kazanılmayacak ameller vardır. Bunlardan aklımda kalanı kadarı sırası ile
şunlardır:
1- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e son
zamanlarda tasavvur edilemeyecek kadar çok ardı arası kesilmeden ganimet
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) aniden
savaş olacağı zaman hazinede, evinde kendinde hiç bir şey bulunmadığından orduya bağış ve yardım toplardı.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) yine bir
gün mescidde orduya bağış için milleti teşvik ediyordu. Hazreti Osman
(Radiyallahu anhu) mescidde ayağa kalktı,
- Yüz deve veriyorum dedi. Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) yine bağış için milleti teşvik ediyordu, Hazreti Osman
(Radiyallahu anhu) yine ayağa kalktı.
- Yüz deve daha veriyorum dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
sözlerine yine devam ediyordu. Yine Hazreti Osman (Radiyallahu anhu) ayağa
kalktı ve
- Yüz deve daha veriyorum dedi. Bunun üzerine
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ashaba dönerek:
- Bundan sonra Osman'ın yaptığı kendisine zarar
vermez buyurdu. (Sünen-i Tirmizi, Cild 6, Hadis No: 3946)
Dikkat edilirse hiç bir amelde bu müjde yoktur. Yani
şu namazı kıldı, şu orucu tuttu, şu ibadeti yaptı, bundan sonra yapacağı hiç
bir kötülüğü buna zarar vermez demiyor. İslam ordusunu donatmada yapılan
yardımı Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) hepsinden üstün
sayıyor.
2-
Elden tutup biat
«Onlar senin elinden tutup biat ettikleri zaman
onların elinin üstünde Allah'ın eli vardı.» (Sure-i Fetih, Ayet 10) Allahu
Teala bu ayeti kerimede hakiki bir şeyhin, zatın elinden tutup Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in sünneti seniyyesi ile bidat karıştırılmadan
biat ederlerse onların elinin üstünde Resulullah'ın eli vardır onunda elinin
üstünde Allah'ın eli vardır. O biatlarının üzerinde durup çalışırlarsa çok
büyük ecir, mükafat vardır buyuruyor. Bu müjdede diğer amellerin hiç birisinde
yoktur. Yani şu ameli yaptı, bu ameli yaptı onların elinin üstünde Allah'ın eli
vardı denilmez.
Ayeti Kerime'de Allahu Teala: Şu şu kötü amelleri
yaparsa vaad olsun onu esame cehennemine atar yakarım, yalnız tövbekar olur,
Allahu Teala'nın en sevdiği, en güzel amelleri yapar onun üzerinde cidden
durursa günahlarını sevabı çeviririm. (Sure-i Furkan, Ayet 68-70) buyuruyor. Bu
mübarek ayet hangi amel ile sevaba çevrileceğini söylemiyor. Ancak Allahu
Teala'nın sevdiği en güzel amelleri yaparsa diye buyuruyor.
Bir hadis-i Şerifte'de Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor:
3- Zikrullah eden bir toplum yerlerinden kalkmadan
bir melaike günahlarınız sevaba çevrildiği halde kalkınız.” (Ramuzu'l-Ehadis,
Hadis No: 4776) diye çağırır.
Dediğindende anlaşılıyor ki Allahu Teala'nın en
sevdiği amel toplu olarak zikrullah etmekmiş. Toplu olarak zikrullah edenlerin
itikadları düzgünse günahları sevaba çevrilir.
Hadis-i Şerif'te: Bu amelin zikrullah toplumu halkası
olduğunu söylüyor. Zikir ayrı, zikrullah ayrıdır. Zikir anma, hatırlama ismini
söyleyip geçme, hatırlatma vs..Mesela namaz zikirdir, mevlid okuma, Kur'an
okuma zikirdir ama bunlar zikrullah değildir. Zikrullah diye sadece Allahu
Teala'ya Allah, La ilahe illallah diyerek sesli ve sessiz toplu veya tek olarak
söylemeye ve çağırmaya denir. Bu hadisi şeriftede zikrullah
Yazıklar olsun dinimizde zikrullah yoktur diyenlere!
Hadis-i
Şerif:
“Kabe'nin etrafında sesle bağırarak dönmek sefa ile
merve arasında çağırarak koşmak şeytanı Bismillahi Allahu Ekber diyerek
taşlamak yeryüzünde zikrullah etmeyi kullara öğretmek içindir başka bir şey
için değildir.” (Kırk Mevzuda Kırk Hadis Kitabı, Hadis No: 23, Sayfa: 133;
Sünen-i Tirmizi, Cild 2, Hadis No: 904; Sünen-i Ebu Davud, Cild 7, Hadis No:
1888))
4- Hadis-i Şerif: “Allah için sevişenler yarın
mahşerde nurdan minberler üzerindedirler. Onların mekanlarına peygamberler,
şehidler, sıddıklar imrenirler.” (Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadis No: 2499;
Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 4067; Riyazü's-Salihin (Aslı ve Tercümesi), Hadis
No: 380-381, Sayfa: 290.)
Bu müjdede diğer hiç bir amelde yoktur. Yani hiç
tanımadığı bilmediği hiç menfaat görmediği hakiki bir mü'mini sırf Allah rızası
için mü'min olduğundan dolayı şiddetle severse onların mahşerde mekanlarına,
oturduğu yere peygamberler, şehidler, sıddıklar imrenirler demektir. Bu dünyada
hiç bir kasıd, gaye yok alışveris dünya menfaati de yok. Allah'ı şiddetle sevin
(Sure-i Bakara, Ayet 165) ayetine göre Allah'ı şiddetle seviyor. Bunun
belirtisi de Allah'ı sevenleri sırf Allah'ı sevdiği için aşırı derecede
sevmektir.
Hadis-i Şerif'te Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem):
- Alimi seven beni sevdi, beni seven Allah'ı sevdi
Allah'ı sevenin yeri cennettir (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 436 Benzeri) buyuruyor.
Ashablar Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i
nasıl seviyorlarsa hakiki bir alimide ilminden dolayı Allah rızası için öyle
sevmelidir. Ne yazık ki zamanemizin bazı alimleri oda bir insandır ona bu kadar
niçin kıymet veriyorsunuz gibi sözlerle Allahu Teala'nın bu emirlerine
muhalefet ediyorlar.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin sözü: Dostun
üçtür, düşmanında üçtür.
Dostların: 1- Senin sevdiğin dostun 2- Senin
sevdiğini candan seven kişiler. Onlarda senin dostun. 3- Düşmanıyın düşmanı
Düşmanında üçtür: 1- Düşmanın 2- Düşmanıyın candan
dostu 3- Hakiki dostunun tam düşmanı. Bunun üçüde
Buna dair hadis-i kudsi: «Allahu Teala sevdiği kulun
kalbine bakar onun kalbinden çıkmayan
onun sevgisini devamlı kalbinde taşıyan kimseyi dost tutar ve affeder.»
(Kimya-i Saadet, Sayfa: 753) Benim tam hakiki candan sevdiğim kulumu bu da
hakiki candan seviyor diye sever ve o kimseyi Allahu Teala sevilmeye layık
şekilde eder bütün kötülükleri kendinden giderir ve ikaz eder. İrşad eder
ayıktırır. Bu şuna benzer: Sen çok sevdiğin bir arkadaşınla başka bir seni
seven arkadaşının yanına gitsen o arkadaşın
5- İslamiyet
yayılmağa başlayınca her taraftan Arablar Medine-i Münevvere'ye gelmeğe
başlamıştı. Mescid-i Şerif dar gelmiş, halkın bir kısmı çadırlar kurmuştu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Bizim
mescidimizi bir zira olsun genişleten cennete girer buyurdular. Hazreti Osman (Radiyallahu
anhu):
- Ya Resulullah!
Malım, mülküm
«Allah'ın
mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman
Mescidleri sadece Allahu Teala'dan korkanlar imar
eder, genişletir. Yalnız mescid Mescidi Drar olmamalıdır. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) zamanında ashab cami yaptırır, Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'i camiye davet ederlerdi. Bunların çoğu Uhud
dağının dibinde yedi mescidler diye anılan mescidlerdir. Bu mescidlerin her
birine ayrı ayrı Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i davet ederlerdi.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) onların camilerinde namaz kılar, dua
ederdi. Sahabilerin cami yaptırdığını görünce münafıklar dayanamadılar:
- Bizde bir cami yaptırıp davet edelim, biz onlar
kadar yokmuyuz? ve bizim camimiz çok süslü olsun dediler. Camiyi yaptırdılar
içini rengarenk boyadılar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e gelip:
- Buyur ya Resulullah! Bizim camimizde de namaz kıl
dediler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) onların camisinde de namaz
kılmak için hazırlandı. Giderken Cebrail (Aleyhis-selam) geldi, dedi ki:
- Onların ki Mescid-i Drardır. Onun içinde asla namaz
kılma, ilk günden takva üzerine kurulan mescid (kuba mescidi) içinde namaz
kılman elbette daha doğrudur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da
temizlenenleri sever. (Sure-i Tevbe, Ayet 107-108)
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e Allahu
Teala: O cami mescidi drardır, orda namaz kılınmaz deyince ashab sordu:
- Neden kılınmaz? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) buyurdu ki:
- Birincisi Allah için yaptırmadılar, onlar cami
yaptırdı biz de yaptıramaz mıyız? dediler ve iddia ile yaptırdılar.
İddia ile cami yaptıranları Almanya'da gözlerimle
gördüm. Her bir görüşün camisi ayrı olup cemaatları birbirlerinin camisine
gitmiyorlar.
İkincisi camiyi çok boyadılar. Her taşını ayrı bir
renge boyadılar. Üçüncüsü milletten utanma belası hatıra binaen veya salgı,
vergi atarak para topladılar. İşte bu tür camiler mescidi Drara benzediğinden
kesinlikle onlarınkine benzetilmemelidir. Cami sırf Allah rızasını kazanabilmek
için yapılır. Caminin içinde fazla boya, fazla süs iyi değildir. Mescid-i
Drar'da Peygamberimiz ve Ashabı hiç namaz kılmadılar öylece harab oldu. Takva
üzere yapılan cami işte bu müjdede diğer amellerde yoktur.
Hadis-i Şerif: «Büyük (cuma namazı kılınan) camide
kılanan namaz farz namazıysa
Mescidi Haramda kılınan namaz yüzbin namaza denktir.
Benim mescidimde kılınan namaz bin namaza Beyti Makdis'te kılınan namaz beşyüz
namaza bedeldir. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 2653; Kütüb-i Sitte, Cild 17,
Hadis No: 6409)
Kabe-i Muazzama'daki kılınan bir namaz benim mescidimde kılınan namazdan bin misli
fazladır. (İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 1, Hadis No: 644, Sayfa: 553)
Bunlarında yapılmasında en fazla takva önem taşıyor.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yaptırdığı gibi takva üzere
yapılırsa veya cuma camisi beratlı olarak yapılırsa diğer camilerdeki 500 rek'ata
bedeldir. Diğer camiler deyince mescid-i Drar'a benzeyenlerin ki zaten
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
yaptırdığı camide herkes gelip Allah için seve seve sevabı için can atıp
çalışır, hiç kimseden makbuzla sergiyle para istenmez öyle yapılmıştır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Mescidi Kuba'nın duvarını bir metre
yaptırdı içinde senelerce namaz kıldı. Ama makbuzla-sergiyle gezerek,
yalvararak isteyip para toplamadı. Allahu Teala takva üzere diyor evvela takva
kimse nasıl olur? Takvaların hepsi bir cami yaptırırsa nasıl yapılır? Bunu
öğrenmek lazım. Şimdi biz hiç bir camide namaz kılınmasın kılınmaz diyemeyiz.
Ama bir çok alimlerimiz meydanı boş bulmuş dünya hırsı, dünya tamahı isteme,
para koparma gayesi ile işi esas çığırından çok dışarı çıkarıyorlar. Maksadımız
o gibileri ayıktırmaktır, frenlemektir. Şahsen şimdi ben Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in üstü açık duvarı bir metre kadar örülü
camisinde namaz kılmayı canla-başla isterim. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in dediğinden dışarı çıkarak sade mücevherden yapılan camide namaz
kılmam. Ayette: Sizden başka bir şey değil Allahu Teala'ya takva yetişecektir.
(Sure-i Hacc, Ayet 37) buyruluyor.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e
sordular:
- Biz salavatı şerifeyi söylerken Allahümme Salli ala
Muhammedin ve ala ali Muhammed : Allah'ım sen Muhammed'e selatı selam eyle onun
alinede salatı selam eyle diyoruz. Bu
salavatı şerifedeki denilen «Al» senin sadece evlatların mı yoksa senin yolunu
izini takib edenlerde mi? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle
buyurdu:
- Küllüt taki ali Muhammed. Takva olanın hepsi benim
evladımdır. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 17; Mülteka, Cild 1, Sayfa: 14) En
fazla takva üzere Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in izini takib
edenlere söylüyor. Burada takvayı kısaca özetleyelim. Yukarıda Kur'an-ı Kerim'de cennete girmeden daha ileri
Allahu Teala'ya en yakın olup sevilecek amelleri yazdık. Takva Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in dediklerini değil bizzat yaşantısını adım adım
takib etmek o uğurda yapabildiği kadar fazla fazla çalışmaya azimli olmak ve
yapmaya çalışmaktır. Örneğin Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
«geceleri kalk secde ile kıyamla sabahla» (Sure-i Zümer, Ayet 9) ayeti ve
benzeri ayetler mucibince ömür boyu geceleri kalkıp namaz, ibadet, zikir, ameli
salih ile çalışmıştır.
Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) üç
çeşid oturmuştur:
1- Diz çöküp oturmuş,
2- Bir dizini dikmiş o bir dizinin üzerine oturmuş.
3- Bağdaş kurmuş yönünü kıbleye getirmiş oturmuştur.
İşte takva bunun gibi Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in yaptıklarını sözlerini, yaşantısını vs.. kendine örnek
almak ve ömür boyu öyle yapmaya çalışmaktır. Biz takvadan sadece bir kaçını
söyleyebildik. Allah'ım bütün
hayırlarımızı takva üzerine etsin. (Amin).
6- Malınızı
ödünç vermekle temizleyiniz (Sure-i Leyl, Ayet 18-19)
Haram ve şüpheli mal hiç bir şekilde temizlenmez bu
belli. Allahu Teala buna kolaylık olarak
malınızı ödünç vermekle temizleyiniz ayetine göre gardullah Allah için mü'minlere
va'de tanımaksızın ödünç vermekle temizlenir. Yalnız ödünç verdiğin kişiyi
sıkıştırmayıp, kendi reyine bırakmalı ve ödünç aldığı parayı ne zaman getirirse
o zaman almalıdır. İşte o zaman bu mal haramda olsa Allahu Teala temizler ve
helal olur. Haram malın haram olarak gidip helal olarak
7- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'e:
- Sen zikrullahı her şeyden
üstün sayıyorsun cihaddanda mı üstündür? diye sordular. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem):
- Evet cihaddanda üstündür.
Ancak eline kılıç alırsın kırılana kadar harbin en şiddetli yerinde harb
edersin o kırılır, ikinci bir kılıç alırsın oda elinde parçalanıncaya kadar
harbin en şiddetli yerinde harb edersin o da kırılır. Üçüncü bir kılıç alır o
da elinde parçalanırsa o zaman zikrullah gibi olur. (İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 1, Hadis No: 899, Sayfa:
847-848; Sünen-i Tirmizi, Cild 6, Hadis No: 3598-3599 Benzeri) buyurdu.
Yoksa kıyıda, köşede kendini tehlikeye atmadan rast
gele harb etmek zikrullah gibi değildir. Hazreti Ali'nin eline zülfikar
geçinceye kadar elinde çok kılıç parçalandı. Harbin en şiddetli yerine girerse
aralıksızda demirci çekicinin demiri ara vermeden dövdüğü gibi kılıçla vurursa o kılıç vura vura ısınır,
suyu kaçar ve en sonunda kırılır. Hazreti Halid'in Mute savaşında elinde dokuz
kılıç kırıldı. Bunun için ashab yanlarında devamlı yedek kılıç taşırlardı.
Hazreti Ali'nin eline zülfikar geçince, zülfikar Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in kılıcı olduğu için onda mucize vardı, bunun için ömür boyu
hiç kırılmadı. Yukardada yazdığımız gibi harbin en şiddetli yerinde savaşır
elindeki kılıç kırılır, üç kılıç üst üste kırılırsa zikrullah gibi olur. Kendi
canını tehlikeye atmadan yapılan harb hiç bir zaman için zikrullah gibi olamaz.
Hazreti Abbas ve
Talha (Radiyallahu anhu) arasında bir münazara olmuştu. Hazreti Abbas hacılara
su dağıttığı için çok sevab aldığını söyledi. Abdü'd-Dar kabilesinden olan
Hazreti Talha Beyt-i Şerif'in anahtarını elinde tuttuğunu istediği gece orada
kalacağını söyleyerek daha faziletli olduğunu iddia etti. Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu):
- Siz ne
diyorsunuz? Ben sizden on ay evvel bu işlere yönelmişim, siz o zaman buralarda
yoktunuz, buyurdu. Hakk Teala Tevbe suresinin 19 ve 20. ayeti kerimelerini gönderdi.
Bu ayeti kerimelerde Allahu Teala: «Siz hacı sakalığını mescidi Haramın imarını
Allah'a, ahiret gününe inanan, Allah yolunda cihad
Yine ayette savaşı Allahu Teala hac
Not: Kitablarımızda yazdığımız italik yazılar ve
açıklamalar Hilmi Kutlubay'a aittir.