KADINLAR CENAZE NAMAZI
KILABİLİR Mİ?
Zamanımızda en yüksek düzeydeki din adamlarımızdan
bazılarına haklı olarak müslüman millet dini açıdan içinden çıkamadıkları bazı
soruları soruyorlar. Bu alimlerden bazısıda sorularına bazı yerlerde tam bir
açıklık getiremiyorlar. Banada aynı sorunun cevabını yazmamı istediler. Bende
bildiğim kadarı ile yazmaya çalışacağım inşallahu Teala. Bizim dinimizde kitap,
sünnet, icma-i ümmet, Kıyası fukaha denilen bir şey var. Kitap Kûr'ân-ı Kerim,
sünnet Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in sözleri ve yaptıkları
ile misal getirmek. Kıyâs-ı fukahada:
Fıkıh din adamlarının yaptıkları ile misal getirmektir.
İmam-ı Azam, İmam-ı Yusuf bu hususta şöyle şöyle söylemiş. İmam-ı
Muhammed böyle söylemiş, İmâm-ı
Cenaze namazını kadınlar kılabilir mi? kılamaz mı? Bu
soruya kılar demek cevap vermek değildir.
Kılmaz demekte, cevap vermek değildir. Kılarsa ne sebepten kılabilir,
kılmazsa ne sebepten kılamaz? açıklanması lâzımdır. Oda tam teferruatı ile
olmalıdır. Fetva böyle verilir. Bir alimin hiç bir bilgisi yoksa benim
kanaatime göre şöyle olması lâzım diye kendi kanaatini söylemeli daha iyisini
Allah ve Resulü bilir, bu hususta kesin ayet, hadis, hadisi kudsi bulursanız
benim sözüme değil ona bakın demesi lazımdır.
İhya'u Ulumi'd-Dîn Kitabında yazar ki: Peygamberimiz
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'e ashab sordular:
- Yâ Resûlullah! Sen vefat edince senin cenazeni,
kaldırmanı, defnini nasıl yapacağız? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem):
-
Şehidlik hükmen ondur ateşte yanan, suda boğulan,
canavar yiyen, abdestli ölen, gurbette ölen vs... bu gibilerin şehid olduğuna
hüküm verilir. Ama itikadı düzgün olması, amelleride büsbütün bırakmaması
lazımdır. Allahu Teala şehid etmek istediğini bu on hükmün birisine sebeb yapar
öyle dünyadan alır. En büyük şehidlik küffar elinden cebhede harble veya
kafirlerin suikast yaptığı kimselerdir. Bunlar hükmen değil doğrudan şehiddir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'de en büyük şehid olması için küffar
elinden şehid olması lazımdı. Bunun için Allahu Teala Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'e vefat edeceği zaman kafirlerin yaptığı zehirlenme suikastıne
denk getirip en büyük şehidliği vermiştir. Yani o bir lokma et onbeş seneden
fazla midesinin bir köşesinde durdu midesine inmedi, vefat edeceği zaman o
zehirli et midesine indi zehirlendi ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) küffar elinden şehid olarak vefat etti. Hazreti Ebu Bekir
(Radiyallahu anhu)'i yılan soktu, zehir vücudunda bekledi vefat edeceği zaman o
zehir vücuduna dağıldı ve hükmen şehid oldu. Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu),
Hazreti Osman (Radiyallahu anhu), Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) kafirlerin
suikastı ile küffar elinden şehid oldular ve kendilerine en büyük şehidlik
nasib oldu. Hazreti Halid (Radiyallahu anhu):
- Ömrümde yüzden fazla savaşa girdim, vücudumda yara
almadık bir karış yer kalmadı yüzden fazla yara aldım hiç birisinde bana
şehidlik nasib olmadı en büyük üzüntüm bana cebhede şehidlik nasib olmayıp,
kendi evimde çoluk çocuğumun içinde ayağı bağlı develer gibi inleyerek ölüyorum
Yazıklar olsun İslamiyet uğrunda fedakarlık gösteremeyenlere buyurmuştur.
(Hayatü's-Sahabe, Cild 2, Sayfa: 26) Hazreti Halid'in en son vasiyeti budur,
halen kabrinin üstünde de yazılıdır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
vasiyeti üzerine elbisesi çıkarılmadan yıkandı. Şehidler soyulmazlar elbisesi
ile defn olunurlar. Onun için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
elbisesi soyulmadı, ümmetime sünnet kalsın diye yıkandı.
Bazı alimlerin kavline göre evinde ölen düşman
elinden şehidde olsa yıkanır. Çünkü Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'e suikast oldu evinde vefat etti yıkandı, o da sünnettir derler.
Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem)'e:
- Senin cenaze namazını nasıl
kılacağız? diye sordular. Buyurdu ki:
- Ben ölünce her şey tamam olup
yıkanınca beni bir saat yalnız bırakın, siz yanımdan çekilin benim namazımı ilk
defa Allah'u Teâlâ sonra sırası ile Cebrâil, Mikâil, İsrafil tek tek kılarlar. Sonra
Ashabım kılar. Sonra çocuklar kılar, sonra kadınlar kılar buyuruyor. [Altı
Parmak, Sayfa: 760; İhyâu Ulumi'd-Dîn, Cild 4, sayfa: 843; Envâr'ül-Aşıkîn,
Sayfa: 313; İslâm Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 11, Sayfa: 103-104]
Diğer bütün namazlarda ilk önce
öne takva, yaşlı kimseler durur, en sona çocuklar durur arada bir deve boyu
boşluk kalır, yani iki metredir. O iki metre boşluğun gerisine kadınlar durur.
Öylece kadınlarda cenaze namazını kılabilirler. Çünkü normal namazlarda
kadınlar erkeklerin arkasına arada iki metre boşluk kalıp kılabilirler. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in arkasına yaşlılar namaza durur onun arkasına
çocuklar durur arada iki metre boşluk kalır, arada perde filan çekilmeksizin
öyle kadınlar namaza dururlar.
Erkekler kâmet getirir kadınlar
getiremez. İmam yanılırsa erkekler sübhanallah der kadınlar el çırpar. (Sünen-i
Neseî, Cild 1-2, Hadîs No: 793) Böyle olunca kadınlarda cenaze namazında
erkeklerin en son safı ile aralarında iki metre boşluk kalmak şartı ile imama
uyup kılabilirler, kılmaya mecbur değillerdir. Kadınların herkesin görebileceği
yerde ayakta namaz kılmaları doğru değildir. Herkesin göreceği yerde ise
oturduğu yerde hemde, iki elini göğsünün hizasında birbirine bağlar, öyle namaz
kılar. Cenaze namazınıda diğer namazlarıda aynı kılar. Bir kadın erkeklerin
arasında namaz kılarsa sadece önündeki arkasındaki sağındaki, solundaki
erkeklerin namazı kabul olmaz diğerlerinki kabul olur. Yalnız erkek olsun kadın
olsun imama uyduğu zaman ne kadar arkada olursa olsun imama uyan cemaatin en
sonunu görebilmesi lâzımdır. Normal
namazlarda imam Allahu Ekber dedi cemaatı görmüyor, imamıda görmüyor imam
secdeyemi vardı yoksa sehvi secde mi yaptı? Gözü ile imamı veya cemaatı
görenlerin hiç birisini görmezse imam sehvi secde yapar secdeye kapanır onlar
ayağa kalkar, imam ayağa kalkar onlar rükuya eğilir, imam rukuya eğilir onlar
tahiyyata oturur. Hali ile namaz bozulur. Şimdi ne yazık ki çok camilerimiz imam
cemaat üst katta kendiler alt katta hoparlör ile namaz kıldırılıyor, Hanefi mezhebine göre o alt kattaki imama
uyanların namazları kabul olmuyor. Helede ceryan giderse onlar büsbütün
muallakta kalır. Buna dair bir fıkra söylerler: Birisi dünyaya yapsalar bir
imam radyoda veya televizyonda namaz kıldırsa olmaz mı? der. O biri de; Ceryan
giderse ne olacak? der. Dünyaya göre
olmayınca vilayete de göre olmayınca aynı camide imamı cemaatı hiç birisini
görmeyen ayrı bir toplum nasıl onlara uyup namaz kılabilir?
Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem)'in bu vasiyeti üzere namaz kıldırmasını bazı kimseler dedikodu
ettiler. Caizdi, değildi niçin böyle oluyor sözüne karşılık Hazret-i Ali
(Radiyallahu anhu) şöyle buyurdu:
- Bu hususta kimse tereddüt etmesin o ölünceye kadar
bizim imamımızdı, öldükten sonrada imamımızdır. (İslam Tarihi (M. Asım Köksal),
Cild 11, Sayfa: 103-104)
Nasıl ki miraca çıkarken
Peygamberlerin ruhlarına imam olup onlara namaz kıldırdı ise (Mir'at-ı Kainat,
Cild 1, Sayfa: 431; Altı Parmak, Sayfa: 390) Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem) dünyada onlar ahirette onların hepsinin ruhlarına imam oldu. Namaz
kıldırdı ise bu seferde kendi ahirette kendinin ruhu bizim imamımızdır. Bizzat
Allahu Teala Cebrâil, Mikâil, İsrafil onlarında Peygamberimizin cenaze namazını
kılmalarının sebebi; Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in önemini
belirtmek hiç kimsenin ona ne sağlığında ne de vefatından sonra imam
olamayacağını hatırlatmaktır. Ömründe bir sefer Peygamberimiz (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem) kendi hasta iken Hazret-i Ebû Bekir imam oldu. Ashâb arkasında
namaz kılıyordu Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) yataktan kalktı,
Hazret-i Ebû Bekir'e uyarak namaz kıldı. O zamanda imamı uyarmak için el
çırparlardı. Cemâat el çırptı. Hazret-i Ebû Bekir geri döndü, baktı ki
Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) hemen geri geri çekildi. Peygamberimiz
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) öne geçti ve namazı kıldırdı. (Sünen-i Neseî, Cild
1-2, Hadîs No: 793)
Sonra Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) Hazret-i Ebû Bekir (Radiyallâhu Anhu)'e:
- Yâ Ebû Bekir yerinde dur diye
sana işaret ettim anlamadın mı? Hazret-i Ebû Bekir (Radiyallâhu Anhu):
- Anlamadım ya Resûlullah!
- Öyle ise niçin durmadın?
- Ebû Kuhafe'nin Resûlullah'a
imam olması yakışmaz. (Sünen-i Neseî,
Cild 1-2, Hadîs No: 793) buyurdu. Hazreti Ebu Bekir'e Kuhafe'nin oğlu Ebu
Kuhafe derlerdi. Bunu çok basitmiş gibi filanda Peygamberimiz (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem)'e imam oldu, filanda Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem)'e imam oldu, derler. Ashâbın görüşü hiç kimse Peygamberimiz
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'e imam olamıyor.
En büyük delil hiç bir Arabi hiç bir muhacire imam
olamaz (Sünen-i ibn-i Mace, Cild 3, Hadis No: 1081; Kütüb-i Sitte, Cild 17,
Hadis No: 6308) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmetine karşı
üstünlüğü muhacirin arabiye karşı üstünlüğünden çok fazladır. Arabinin
karşısında muhacir çok büyük olduğundan hiç bir Arabi hiç bir muhacire imam
olamıyorsa Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ile ashabı arasındaki
fark muhacirle-Arabi arasındaki olan farktan çok çok fazla değil mi? Arabi
muhacire imam olamasın ümmeti Peygamberimize imam olsun. Bu gibi yazıları yazan
yazarları, kitaplara ya yanlış yazılmış yahudda o zatların kitaplarına sonradan
ilave yapılmıştır.
Ne sağlığında, ne vefatında Allah'u Teâlâ hiç kimsenin cenaze namazını kılmamıştır.
Ancak melekler bazı ashabların kılınan cenaze namazına iştırak etmişlerdir.
(İslam Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 3-4, Sayfa: 123) Peygamberimiz (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem)'in ise cenaze namazını ilk defa tek olarak Allahu Teala
kılıyor. İkinci Cebrail, Mikail, İsrafil tek tek ayrı ayrı kılıyor. Üçüncü
melekler kılıyor dördüncü ehli beyt en yakın akrabaları kılıyor, beşinci ashab
kılıyor, altıncı çocuklar, yedinci köleler, sekizinci kadınlar kılıyor.
Peygamberlerin şeriatı diğer ümmetlerin şeriatından
bazı yönleri ile ayrı, cihar-ı yar'ların şeriatı diğerleri ile ayrıdır. Yine
Aşere-i Mübeşşere'nin ve ashabların şeriatı bazı yönleri ile ayrıdır. Mesala:
Hiç bir arabi hiç bir muhacire imam olamaz. (Sünen-i
ibn-i Mace, Cild 3, Hadis No: 1081) İşte Muhacirle Arabi'nin şeriatı ayrıldı
onun gibi.
Bizim bundan ibret almamız
lazım. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e mahsus özel olarak ben
şöyle şöyle bir ibadet yapıyorum veya şöyle şöyle düşünüyorum veya şöyle şöyle
olacağım diyen bir kimseyi dinleyen:
- Hayır o bizim dinimizde yok
oda bizim gibi bir adamdır ona ayrıyeten bir şeri hüküm getirmiş oluyorsun,
küfre varıyorsun gibi sözler söylemek hatalıdır. Ancak o adamın Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e karşı sözlerini hatalı görüyorsan kardeşane bir
şekilde:
- Ey müslüman kardeşim!
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bu senin sözüne karşılık şöyle şöyle
hadis söylemiş, şöyle şöyle yapın demiş, sen bunun dışında uyguluyorsan benim
görüşüme göre yanılıyorsun şöyle şöyle yapman lazım diyebilir. Yok sen küfre
vardın, yok sen şöyle şöyle oldun, islamlıktan çıktın tekdir etme, azarlama
olmasın. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den başka her kime olursa
olsun kendi bilgisini ayet, hadisle söyleyip karşıdakide aksini konuşursa sert
bir şekilde ikaz edebilir. Ama Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e
karşı yapamaz. Çünkü Allah filanın cenaze namazını kıldı diyen kafir olur. Cebrail,
Mikail, İsrafil ayrı ayrı cenaze namazını tek tek kılmaları ve ayrıyeten sadece
melekler insan olmayıp, melekler toplumu Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'den başka hiç kimsenin cenazesini kılmamışlardır. Ancak insanlar bir
insanın cenaze namazını kılar melekler ona katılır. Cenaze namazını cemaatle
kılmayın evvel akrabaları kılsın sonra kendini seven tabiası kılsın, sonra
hizmetçileri sonra kadınlar herkes ayrı ayrı kılsın buda hiç kimsede yoktur. Ama
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e gelince sukut eder kabul eder,
boynunu eğer haklıdır dersin. Bunuda dersinde Allahu Teala ile Peygamberimiz
arasında Peygamberimiz ile onun övülmesi hakkında, mevlidini okuma,
musafahasını yapma, sünnetlerini yapma hakkında canım o kadarda değil o kadarda
fazla övülmez diyemezsin. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e helal
bize haram bize haram Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e helal bir
çok şeyleri kitabımızda yazdık ve ilerde tekrar yazacağız.)
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'e sadece Allah'tır deme, ona şerik koşma kul beşer olarak bil. Ondan
sonra ne kadar çok översen eksiği var fazlası yok. Cariyarlara peygamberdir
veya ondan üstündür deme Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i büyük
bil, onları da ne kadar översen eksiği var fazlası yok. Ashabları cariyarların
dengine çıkarma, onları da ne kadar çok översen öv, eksiği var fazlası yok.
Allahu Teala hiç yere inip
Kur'an-ı Kerim okudu mu? Allahu Teala her ne surette olursa olsun bir insanın
işini görebilmek için bizzat yeryüzüne indi mi? Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'e mahsus hadisi kudsiler var ki her birisi bu cenaze namazı
kılmanın bir benzeri. Onun için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e
karışamazsın. Peki Allahu Teala: «Ben sevdiğim kulumun kalbindeyim» (Mevahib-i
Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 447; Marifetname, Sayfa: 416) «Ben bir kulumu
seversem onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen
dili ben olurum.» (Sahih-i Buhari
Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadis No: 2042) demedi mi? Dedi ama Allahu Teala'nın
zatı var sıfatı var zatına bunlar isnad edilmez sıfatına edilir. İsimlerdende
aynı zatına ait isimler insana konmaz sıfatına ait isimler konur. Allah, hu,
hay hak gibi isimler insanlara konmaz. Zata aittir. Allahu Teala'nın sıfatına ait
isimler konur. Malik, Kuddüsi, Aziz, Reşid gibi isimler Allah'ın isimleridir
insanlara konur. Allahu Teala'da bütün insanlara kalbindeyim, gören gözü işiten
kulağı, azaları ben olurum dediği sıfatına ait olanlardır. Peygamberimize
dediği zatına ait olanlardır.
Mevlidde ki:
Zatıma mir'at edindim zatını
Bile yazdım adım ile adını
yazısını yanlış görüp Allahu Teala'nın zatı olmaz
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i de nihayet bir kuldur diyen
alimlerimiz çok yanılıyor. Allahu Teala evliyalarından bazılarına zatı ile
tecelli edeceğini, hadisi kudsilerde bildirmektedir ama bu pek azdır. Hazreti
Ali (Radiyallahu anhu): «Ben görmediğim Allah'a iman etmem» (İrşad, Cild 1,
Sayfa: 124; İlahi Armağan, Sayfa: 297) Mansuri Bağdadi Hazretleri: «Enel Hakk:
Ben Hakkım, Ben Allah'ım» (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 396) Beyazıd-ı Bestami
Hazretleri: «Sübhani ma azami şani» Ben sübhan değil miyim? Benim şanım büyük
değil mi? gibi sözlerle Allahu Teala'nın kendilerine zatı ile tecelli ettiğini
dile getirip söylemektedirler.
Kaygısız Hazretleride bunu kasidesinde şöyle dile
getiriyor:
Hak zatıyla sıfatıyla
Tecelli eyledi anda
Varlığı hak varlığıdır
Emri sübhan elindedir.
Seyid Nizamoğlu Hazretleride kasidesinde şöyle der:
Ey
nokta-i hakikat
Sensin sevâd-ı a'zam
Ayinedir cemalin
Göründü sende hep alem.
Esmasını bil cümle Hak
İnsana teslim etti bak
İnsan imiş mukarreb
Ben bildim ismi Azam,
Bilsem niçin mürai
Etmez sücud-ı Adem
Terk etti emri Hakkı
Şeytana uydu o her dem.
Ademdedir keramet,
Ademden iste Hakk'ı,
Ben Adem'i yarattım,
Dedi Huda mükerrem.
Kâbe yerinden aldı,
Hak Adem'in toprağın,
Budur kadimi Ka'be,
Gel secde et hey Adem.
Kaküllerini kaldır şahım,
Cemalin örtmüş,
Seyyid Nizamoğlu'na göster,
Yüzünü bir dem.
SEYİD
NİZAMOĞLU.
Soru:
Cenaze defnedildikten sonra gıyabına
cenaze namazı kılınabılır mi?
Cevab: Gıyabına cenaze namazı kılmak bizim dinimizde vardır. Bir
kimse ölürse cenaze namazına yetişemeyenler altı güne kadar kabrinde cenaze
namazı kılabilirler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Necaşi'nin
cenaze namazını Medine'de kılmıştır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
Ashablara buyurdu ki:
- Buyrun cenaze namazı
kılacağız?
- Ya Resulullah kimin? diye
sordular.
- Habeşiştan kralı Necaşi vefat
etti onlar cenaze namazı kılmasını bilmiyorlar. Biz burda onun cenaze namazını
kılacağız dedi. Ashab cemaat oldu, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
imam oldu Necaşi'nin cenaze namazını kıldılar. (Kütüb-i
Sitte, Cild 9, Hadis No: 3058; Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 4, Hadis No:
622; Sünen-i ibn-i Mace, Cild 4, Hadis No: 1534; Sünen-i Tirmizi, Cild 2, Hadis
No: 1044)
Alimlerin bir kısmına göre bu Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'e mahsustur. Allahu Teala Necaşi'nin cenazesini o
an için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in önüne getirdi öyle kıldı
ondan başkası yapamaz derler. Diğer alimlerin büyük bir bölümüde Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in yaptığının hepsi bize sünnettir bu da bize
sünnettir derler. Bizde çok uzak yerdeki
bir tanıdık veya akrabamızın cenaze namazına gitmemize imkan yoksa kendi
olduğumuz yerde cenaze namazını kılabiliriz.