HAZRETİ ALİ (Radiyallahu
anhu)'nin MENKIBELERİ
(Mir'ât-ı Kâinât, Cild 1, S. 700-705 arasından alınan yazı
aşağıdadır.)
Fazilet
ve meziyetleri sayılamıyacak kadar çoktur. Resûlullah
(Sallallahu aleyhi vesellem)'ın amca oğlu, dâmâdı, dördüncü makbul ve mahbûb yârı, vasîsi,
ahiret kardeşi, sır mahremi olup, her ilim ve amelde kâmil ve mükemmel olduğu
sâbittir.
Hakkında çok âyet-i kerîme gelmiştir. Hatta İbn-i
Abbâs (Radiyallahu anhu): «Allah'ın kitabında Ali kadar
çok âyet kimse için gelmiş değildir» ve yine: « Hazreti Ali hakkında üçyüz âyet
inmiştir» demiştir. Tefsirlerde: «Mallarını gece ve gündüz, gizli ve âşikâr
hayra harcayanların Rabbleri katında ecirleri vardır. Onlara
hiç bir korku yoktur ve onlar mahzûn olmayacaklardır.” (Sure-i Bakara, Ayet 274) âyetinde, İbn-i Abbas'tan mervîdir ki,
bir gün Hazreti Ali'nin dört akçesi vardı. Gece ve
gündüz, gizli ve aşikar birer birer hepsini tasadduk etti ve Allah katında
büyük sevablara kavuştu ve bu âyet-i kerime geldi.
Yine tefsîrlerde yukarıda geçtiği gibi, bu âyet Hazreti Ebû
Bekir (Radiyallahu anhu) hakkındadır diye yazılıdır.
Hakkındaki
Hadîs-i Şerîflere gelince: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) kendisine
hitaben:
- Alî
bendendir, ben de Ali'denim.
- Beni seven Ali'yi de sever. Yâ Rabbî, onu seveni sev,
ona düşman olana düşman ol.
-
Ali'ye bakmak ibadettir.
- Ali'yi seven beni sever, beni seven Allahu Teâlâ'yı
sevmiş olur. Ali'ye buğz eden bana buğz etmiş olur, bana buğz eden, Allah'a
buğz etmiş olur.
- Ali Kur'ân'ladır, Kur'ân Ali iledir, havuza kadar
ayrılmazlar.
Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bir gün: Allahu
Teâlâ bana dört kişiyi sevmemi emr etti ve bunları kendisinin de sevdiğini
bildirdi.
- Onlar kimlerdir diye sual olundukta, üç kere: «Ali
onlardandır» buyurup, sonra: «Ebû Zerr, Mikdâd ve Selmân» dediler.
Hazreti Ali kendi hakkında buyurdu: Allah'a yemin ederim
ki, O'nun peygamberi bana söz verdi ve
«Seni
seven mü'min, sevmeyen münâfıktır» buyurdu.
Yine kendisi anlatır: Resûlullah beni Yemame'ye kadı
edip, gönderirken,
- Ya
Resûlullah! Gencim, kadılık hallerini bilmem» dedim. Mübarek eliyle göğsüme
vurup:
- Ey Allah'ım kalbine hidayet ver dilini sağlam konuştur»
diye dua etti. Allah hakkı için, bu duadan sonra hiç bir da'vada şübhe etmez
oldum, dedi.
Resûlullah
buyurdu:
- Sıddîklar üçtür: Habib bin Merî Neccâr, Yâsin
ailesinden bir mü'mindir. “ Ey Kavmim! Bu
gönderilen elçilere uyun” (Sure-i Yasin, Ayet 20) dedi. Fir'avun
ailesinden Hazkil adlı mü'mindir. «Siz Rabbim
Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? (Sure-i Mü'min, Ayet 28)
dedi. Biri de Ali bin Ebî Tâlib'dir ve en üstünleri budur.»
-
Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Suyûti Târih-i Hulefâ'da: Bu hadîs, ne
Hâkim'in dediği gibi sahîhdir, ne de İbn-i Cevzi ve Nevevi'nin dediği gibi
mevdu'dur. Belki hadîs hasendir, demiştir.
Hazreti
Ali Hakkında Ashab-ı Kiramın ve diğerlerinin medh ü senâları pek çok olup,
bazıları şunlardır:
-
Hazreti Ömer: « Bizim en iyi kadımız (hüküm
verenimiz) Ali'dir» buyurdu. Yine: «Ebû'l-Hasan'ın bulunmadığı müşkil
mes'eleden Allah'a sığınırız» derdi. «Ebû Hasan'ın
bulunmadığı kadıyyedir» sözü meşhurdur. Hazreti İbn-i Abbâs: «Sikadan
(sağlam vesîkadan) konuştuğumuzda, Ali'den başkasınınkini kuvvetli saymazdık»
buyurdu. Saîd bin Müseyyeb der ki, Hazreti Ali'den başka Sahabeden hiç biri «
Bana sorunuz, cevab vereyim» demezdi. Hazreti Ali, Hazreti Aişe'nin
yanında anılınca, «Sünnet üzere kalanların en âlimi odur» derdi. İmam Ahmed bin
Hanbel Hazretleri: «Resûlullah Ashâbından, Ali'den bildirildiği kadar hiç birinden fazilet bildirilmedi» dedi.
İbn-i
Abbas Hazretleri buyurdu: Hazreti Ali'de
bu ümmette hiç kimsede bulunmayan onsekiz menkıbe vardır. Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu) buyurdu:
-
Resûlullah Hayber günü
Resûlullah'dan
mervîdir ki, Hazreti Ali'ye:
-
Kur'ân-ı Kerîm'in inişi zamanında onun için savaştığın gibi, yine Kur'ân üzerine savaşırsın» buyurup, Haricîler ve bagîller
ile savaşıp, hakkın onun elinde olacağına işaret etti. Yine Hazreti Ali'den
rivâyettir:
-
Resûlullah beni çağırdı. «İnsanlar
senin için İsa'ya yaptıkları gibi yaparlar. Yahudîler
ona buğz ve düşmanlık etti, annesine dahî iftirâ ettiler. Hıristiyanlar
onu çok sevdi ve ona onun için olmayan yüksek (ulûhiyyet) bir derecede verdiler. Bu ikisi de helâk olur. Bir tefrîte,
diğeri ifrâta kaçtı» buyurdu.
Hazreti
Ali'nin mührünün nakşi (yazısı): «Ni'mel kadir Allah» yahud: «El-mülkü
lillâh-il vâhid-il kahhâr» idi. Resûlullah'dan rivâyet
eylediği hadîslerden beşyüzseksenaltısı hadîs kitablarında yazılıdır,
demişlerdir.
Fevâyih-i
Miskiyye'de, Kur'ân-ı Kerîmi ilk def'a kûfî hat ile yazan ve sahâbeden
Hızır (Aleyhis-selâm)'ı gören, Hazreti Ali'dir diye yazılıdır.
Kıymetli kitablarda Hazreti Ali'nin ilmin derinliğine ve
tasavvuf sırlarına âid, çok yüksek ve hikmetli sözleri yazılıdır. Örnek olarak
iki sözünü bildirelim:
a-
Bir yahudî, «Rabb'ımız ne zaman oldu?» diye sorunca:
«Mekân yokken O vardı, O'nun için olmak söylenmez. Nasıldır
bilinemez. Vardır. Önü ve
sonu yoktur. O'nsuz bütün gayeler, sonlar kesilir.
Her sonun sonu O'dur» buyurunca, yahudî imana geldi.
b-
Birisi de gelip, bana kaderden haber ver deyip kazâ ve
kaderden sorunca:
- «Karanlık bir yoldur, o yola girme» buyurdu. Tekrâr sordu:
- «Derin denizdir, ona dalma» buyurdu. Tekrâr sordu:
- «Senden saklanan bir sırdır, onu kurcalama» buyurdu.
Tekrâr sordu. Bu sefer:
- « Ey soru soran kişi, Allah seni kendi dilediği gibi
mi, senin istediğin gibi mi yarattı?» buyurunca, soran
- «Dilediği gibi yarattı dedi.»
- « O halde seni dilediği gibi kullanır» buyurup akıllara hayrette bırakacak bir cevab
verdi.
Kıymetli ve nasîhat edici ma'nalı sözlerinden bir kaçını
yazalım:
- Kişinin imanı yeminleri ile anlaşılır.
- Kardeşin, sana mal ile yakınlık edendir, neseble
yakınlık eden değil.
- Kişinin edebi altınından hayırlıdır.
- Dünyayı ver, ahireti al kazanırsın.
- Erken kalk, mes'ud olursun.
- Kişinin midesi düşmanıdır.
- Hayırla yorumla, ona kavuşursun.
- Kişinin namazdaki tenbelliği, gevşekliği, imân
zaifliğindendir.
- İnsanı helâk eden üç şey vardır: Ucûb (kendini beğenmek),
bahîllik ve nefsin arzûları.
- Bulduğunla ihsân et.
-
Kişinin güzelliği hilmindedir.
- Kötü
arkadaş şeytandır.
-
Allah'tan kork, başkasından emîn olursun.
-
Nefsine uyma, rahat edersin.
- Söz ve bedenle insanlar arasında, amel ve kalblerinizle
onlardan ayrı olun. Çünkü kişi için kazandığı vardır ve kıyâmette de sevdiği
ile beraberdir.
- Bahîlin altını taştır.
- Dünya evleri musibetle doludur.
- Kötü huy vahşettir, ondan kurtuluş yoktur.
- Mü'minin sîreti, gizli taraflarını bildirir.
- Dilin susması, insana selâmettir.
- Ma'rifetin zerresi, çok amelden hayırlıdır.
- Ülfetin şartı, külfeti terk etmektir.
-
İnsanların kötüsü, kendisinden korkulan kişidir.
- Allahu Teâlâ herkesin rızkına kefildir.
- Sevgilinin dayağı çok acı gelir.
- Dil yarası, diş yarasından şiddetlidir.
- Zulmün zulmeti imânı karartır.
- Eğrinin gölgesi de eğridir.
- Himmetin yüksekliği imândandır.
- Akıllı düşman, cahil dosttan iyidir.
- Ayağını yorganına göre uzat.
- Kabir azabı nemîmedendir (söz taşıyıcılıktandır).
- Her gecenin sonunda gündüz vardır.
- Çok konuşan, çok ayıblanır.
- Yersiz ihsan zulümdür,
- Kişinin yalnızlığı, kötü arkadaştan iyidir.
- İnsanın üzüntüsü, himmetine göredir.
- Senin onu aradığın gibi rızıkta seni arar.
“Ben ilmin
Medine'siyim (şehriyim), İmam-ı Ali de kapısıdır. İlmi isteyen kapısına müracat
etsin.” (Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 128; Berika, Cild 2, Sayfa: 91; Mir'at-ı
Kainat, Cild 1, Sayfa: 701; Sünen-i Tirmizi, Cild 6, Hadîs No: 3969)
Bu hadîse göre de Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu)'nin ilmi; ilimde en yüksek olan Safiyye ilmini tutuyor.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in vefatından sonra Hazreti Ali'nin de müşkülünü Veysel Karani
Hazretlerinin, hallettiğini söylerler. Bu Hadîs-i Şerîf'e göre bütün ilimlerin
hepsi, Veysel Karani Hazretlerinde toplansa bile, onun on misli Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu)'dedir. Veysel Karani Hazretleri, Nasıl Hazreti Ali'nin
müşkülünü halledecek, hangi kitapta, nerde yazarsa yazsın, kim söylerse
söylesin, bu iddia bu Hadîs-i Şerîfe terstir. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin
başkasının müşküllerini halletmesi doğrudur. İlmin kapısı Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu)'dir. O kapıya varmadan hiç kimsede manevi ilim olmaz. O ilim de yine Hazreti Ali
(Radiyallahu anhu)'ye muhtaçtır.
Bu Hadîs-i Şerîf İmam-ı Ali
Hazretlerinin dîn ilminde olan bilgisini isbat eder. Dîn-i bir mes'ele için
Hazreti Muaviye'ye müracaat olunduğun da “İmam-ı Ali'ye müracaat ediniz. Zira
benden âlimdir” cevabını verirdi.
“İlim on parçaya bölünmüştür;
dokuzu Ali'de, biri diğer insanlardadır.” (Ramuzu'l-Ehadis, Hadîs No: 4141;
Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 241)
Hazreti Ali (Kerremallahu
veche)'nin bütün gücü Allahu Teâlâ'nın yardımıdır. Buna sebep Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem), Hazreti Ali (Kerremallahu veche)'yi Amr ibn-i
Abdut üzerine gönderirken secdeye kapanıp:
- Ya Rabb'i! Amcam oğlu Ali'yi
sana emanet ediyorum. O'na sen yardım et, O'nu galip getir, diye duasının kabul
olması ve ondan sonra Allahu Teâlâ'nın:
- Ali benim Aslanımdır,
buyurmasıdır.
Arapçada Aslan'ın en irisine ve
erkeğine "Esed" denir. Onun için Hutbede;
"Esedullahil melikil galip
ve mazharil acaip” Allah'ın Aslanı (esedi) her yerde galiptir. Onun hali de
acaiptir, ona akıl yetiremezsiniz" demek oluyor. Arapçada Aslanın yedi
ismi vardır. Temsilde hata olmaz. Köpeklerin en ufağına fino, onun büyüğüne
kestil veya av köpeği, daha büyüğüne de normal köpek, en büyüğüne de sürü
köpeği veya koyun köpeği dendiği gibi. Aslanın en ufağından en irisine kadar
yedi çeşide ayrılır. En büyük cinsinin erkeğine Esed denir. Bunun için Cenâb-ı
Hakk Teâlâ Hazreti Hazreti Ali (Kerremallahu veche)'ye (Esedullah)
"Allah'ın Aslanı" demiştir. Şimdi duyduğum ve edindiğim bilgilere
göre normal aslanlar ikiyüz elli ile üç yüz kilo civarında olup, Esed cinsi beş
yüz kilodan yukarı gelmektedir. Bu Esed olan aslanlar kızıp kükrediği,
bağırdığı zaman dört saatlik yani, yirmi
kilometre mesafeden sesi duyulur. Bunun gibi Hazreti Ali (Kerremallahu
veche)'nin narasının korkusundan, sesinin dehşetinden bir çok kâfir beyleri, kralları
düşer bayılırdı. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin narası, (sesi) dört saatlik
mesafeden duyulurdu.