CAMİLER VE CAMİDE DÜNYA KELAMI KONUŞULMAZ
Fakiyh, Tenbih isimli kitabında şöyle buyurmuştur.
1- Mescide hürmet şu onbeş şeyle olur:
1) Mescide girince, şayet halk ders veya zikir ile meşgul olmadan oturuyor ise selâm vermek. Eğer mescidde kimse yoksa veya halk namazda ise, o zaman :
“Esselâmü aleyna min Rabbina ve alâ ibâdillahis- salihiyn”,
“Rabbımızın selâmı bizim ve Allah’u teala’nın bütün iyi kullarının üzerine olsun” denilir.
2) Oturmadan önce iki rek’at namaz kılınır.(Şayet vaktı kerahat değilse)
3) Mescidde bir şey alıp satmamak.
4) Mescidde kılıç çekmemek.
5) Mescidde bir şey bulmayı istememek.
6) Allah’u teala’nın zikrinin dışında, sesini yükseltmemek.
7) Mescidde dünya kelâmı konuşmamak.
8) İnsanların omuzlarından atlayarak, ileri veya geri gitmemek.
9) Yer hususunda kimse ile nizah yapmamak
10) Saflarda insanları daraltmamak.
11) Namaz kılan şahsın önünü geçmemek.
12) Mescide tükürmemek.
13) Mescidde parmakları çıtlatmamak.
14) Mescid’i pislikten, küçük çocuklardan, delilerden ve had cezaları yapmaktan uzak tutmak
15) Allah’u teala’yı mescidde çok zikretmek
Garaib’de de böyledir. (Fetevayı Hindiye, Cild-12, Sayfa: 11 – 12)
2-“Konuşmak için, mescidde oturmak mübah değildir. Çünkü mescid, dünya işleri için yapılmamıştır.”
Bu bil-ittifak böyledir. HIZANETÜ’L -FIKIH’da da böyledir. (Fetevâyı Hindiye, Cild-12, Sayfa 12)
3- Hasan (Radiyallahu anhu), Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)ın şöyle anlattığını bildirdi.
-Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecek ki Mescidlerdeki konuşmaları, dünya işleri için olacaktır. Allah ile bir işleri yoktur, onlarla oturmayınız.(Tenbihul Gafilîn, Sayfa 352)
4- “Mescidleri yol edinmeyin, onları yalnız zikir ve namaza tahsis edin.”(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:5803)
5- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
- Hayvanların kuru otu yediği gibi camilerde (dünya kelamı) konuşmak da sevabları mahveder.”
(İhyau Ulumiddîn, Cild-1, Hadis No:414, Sayfa 417)
Camide “hoş geldin, nasılsın, iyimisin?” gibi dünya kelâmı konuşmak haramdır. Cami de nereyi boş bulursa oraya oturur. Geldiğini haber vermek için öksürmek, ken-
dine yer verdiklerinden memnun olmak gibi şeyler iyi değildir. Herkes kendisine hürmeten yer verirse o hürmet Allah’u teala için ve o alimin ilmine hürmettir, normaldir.
Yoksa boş bulduğu yere hemen oturmalıdır.
Cum’a günü namazda, cami içinde hutbe okunurken (yani imam hutbede bulunduğu süre) kesinlikle konuşulmaz. Cami Allah’u teala’nın evi, sende Allahu teala’nın evine, dairesine Onun huzuruna çıktın. Bir Padişah’ın (Cumhur-başkanının) huzuruna çıkarsan orada Onun huzurunda olduğunu düşünerek oraya layık olmayan hiçbir hareket, söz, iş yapmazsın. Allah’u teala her şeyi senin kalbinin içini bilir. Dünya kelâmı da camide Allah’u teala’ya karşı layık olmayan sözdür. Onu konuşamazsın. Asıl kalbi-ne sahib olman lazım. Sen camide hutbe okunurken aynı itinayı gösterip, hiç konuşmamalısın. Sorarlarsa cevap vermemelisin. Hatta imam hutbede iken Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ‘in ismi anıldığı zaman salâvât-ı şerife dahi getiremezsin.Çünkü namazdasın, hutbe namazdır.Caminin içinde hutbe okunmadığı, namaz kılın-
madığı zaman Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)‘in üzerine salâvat- şerife getirebilirsin.
Allah’u teala:
Camiye korkarak girmeleri lazımdı.(Sure-i Bakara,Ayet114) diye buyuruyor.
Dünya kelâmı konuşur, düşünür, kendinden başkasının halını inceler ise yine olmaz. Ben Allah’u teala’nın evine gittim. Allah’u teala burada beni görüyor. Benim kendimden başkasını görmemem ve düşünmemem lazım.
Çünkü korkan kimse ancak kendini düşünür. Başkasının yanlış hareketlerini araştıran kimse oraya korkarak girmediğindendir. Anlatacağını, söyleyeceğini dişarda söylesin. Vaazda millete ayetle, hadisle ve edille-i şer’iyye ile hitap etmek, öğretmek, eğitmek olabilir. O söylerken yine Allah’u teala’nın korkusu ve sevgisi kendinde devamlı olması lazımdır.
Demek ki; Allah’u teala’dan korkmak, camiye girerken başlıyor. Yirmi dört saatın tümünde Allah’u teala’nın korkusu, sevgisi kendisinde olması lazım. En asgarisi (aşağı
sı) camiye giderken muhakkak başını örtsün. Allah’u teala’dan korkarak gitsin, demektir. Caminin içinde serbest, başı da açık ve korkarak durmayan kimse, o hadis-i şerife muhaliftir.
Hadis-i Şerif :
“Camiye giderken başı örtülü olarak gitmeleri, lazımdır. Başı örtmek mü’minlerin simalarındandır.”(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 31)
Caminin içi eviymiş gibi orada yatmak, uzanmak, dünya kelâm’ı konuşmak, yönünü kıble’den başka tarafa getirip oturmak, Allah’u teala’ya karşı terk-i edeb yani edeb-
sizlik sayılır. Camiye her ne kadar hürmet olursa o hürmet Allah’u teala’yadır.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) caminin içinde yatmış, ashab’da yatmışlar. Onlar gece uyumaz, geceyi ibadetle geçirirlerdi. (Sure-i Müzzemmil, Ayet 2-3, 20)
Sabah namazını kılar, ışrak ve kuşluk namazına (güneş doğduktan iki saat sonraya) kadar yine huzur-u rabıta, tesbih ders ve zikrullah’a devam eder. O zaman kuşluk uy-
kusuna yatarlardı. Evinde yatacak müsait yer yoksa ki, As-
hab-ı Suffa’nın evi yoktu. Kuşluk uykusunu ( kaylûle uykusunu) cami de uyurlardı. Sen gece sabaha kadar yat! Evinde imkan varken yatma, cami de yat. Bu onların yaptığının hiç birisine benzemiyor. Onlar bir padişah’ın oğlu gibidir
Padişahın oğlu padişahın evinde de, dairesinde de yatar. Onlar gece ibadetini yaptığı ashab olduğu için padişah’ın oğlu sayılır. Sen de o ibadetlerin hiç birisi yok, evinde ya-
tabilirsin. Onlara camide yatmak caiz, sana caiz değildir.
Hz. Ali (Radiyallahu anhu) Hz. Fatıma annemiz ile küsünce Kaylule (Kuşluk) uykusunu camide uyuyor. Bu uyuma sünnettir.(Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild-2, Hadis No:
276; Şevahidün-Nübüvve, sayfa 239;Sahih-i Müslim, Cild -7,Hadis No:38 (2409), Sayfa 314)
Demek ki Hz: Ali (Radiyallahu anhu)nin Hz.Fatıma (Radiyallahu anha) ile küsüşmesi olmasa idi, evinde uyuyordu. İşte hadis-i şerifle söylenen ve sünnet olan yatış yönü
nü kıbleye getirir. Abdestli olarak “Lâ ilahe illallah”zikrine devam eder. Huzur ve rabıta ile uyur. Uyanınca yine huzur ve rabıta ile uyanır
“Alimin uykusu cahilin ibadetinden efdaldır
(Müzekkin Nüfus Sayfa 354) hadisi şerifi de bunu böyle uyuyabilene söylüyor. O Alim uykusunda huzur tutturabilir. Sen Camide namazda huzuru tutturamazsın.Onun uykusu senin camideki ibadetinden efdaldır. Sen camide uyuyamazsın. İbadetinde huzur yok.
Ayette :
Onlar ki ayakta, otururken ve yanları üzere yatarken de Allah’ı zikreder.( Sure-i Ali İmran Ayet 191)
Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) iki ayağını dikip ellerini de önden bağlayıp cami de hutbe dinlemeyi yasaklıyor. (Sünen-i Ebû Davud,cild-4, hadis No:1110)
Özürü (mazuriyeti) olmayan kimse kıbleye karşı diz çöküp oturması lazım. Diz çöküp otururken dizleri ağrıyor
sa bağdaş kursun otursun. Mazeretsiz kimse bunun dışına çıkmasın. Kesinlikle yönünü kıbleden ayırmasın. Fazla rahatsız ise, diz çöküp oturamıyorsa yine yönünü kıbleden başka tarafa çevirmemek şartı ile oturabildiği şekilde camide otursun. Her ne kadar Allah’u teala’dan korkarak, mahşeri, mizanı, ahireti hatırlar oturursa, o kadar iyidir. Her ne kadar dünya işini kalbinden çıkarmaz, camide serbest oturur; başkalarını ikinci sınıf insan gibi görüp ken-dini diğerlerinden üstün görürse,iyi değildir. Kendi nefsini günahkâr bilip hatalarını, suçlarını, düşünüp Allah’u teala’yı hatırlayarak oturması lâzımdır.
6- Mescidlerde Allah’ın adının zikredilmesine mani olandan, onların harab olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Aslında bunların Allah’ın mescidine ancak korkarak girmeleri lazımdır. (başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır. (Sure-i Bakara Ayet 114)
7- Nereden yola çıkarsan (Namazda) yüzünü Mescid’i Haram tarafına çevir…ilâ âhir. (Sure-i Bakara Ayet -149)
8- Nereden yola çıkarsan (namazda) yüzünü Mescîd-i Haram’a doğru çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o yana çevirin ki insanların sizin aleyhinizde (kullan-
abilecekleri) bir delil bulunmasın… ilâ âhir…(Sure-i Bakara Ayet- 150)
Yukardaki ayetler mescidlerde ki hareketlerimizi açık ve seçik olarak hiçbir yoruma mahal bırakmadan bizlere bildirmektedir.
Ayetlerde görülüyor ki mescidlerde kıble’ye karşı edeble oturulur. Kıble’den başka tarafa dönerek oturulmaz. Kıble’ye doğru edeb dışı ayak uzatılarak da oturulmaz.
Mescidlerde geri saflardan bir kimse namazın arkasından mihrabî kur’an okursa o kimseye veya kürside vaaz eden varsa o kimseye doğru da dönülmez. Kıbleye doğru oturmasına devam edilir.
Çünkü Allah’u zül Celal Hazret-leri Kur’an-ı kerimde Kur’an okuyana veya vaaz edene karşı dönülür diye bir ayet yoktur.
Yine oraya (camilere) korkarak, hürmetle, saygı ile girilir. Orada Allah’u zül Celâl hazretleri ya zikredilir, ya tesbih çekilir veya ilim öğrenilir.
Orada sohbet edilmez,bir biri ile şaka yapılmaz. Nasılsın, iyimisin, çocuklar nasıl gibi sözler söylenmez. Kah kaha ile gülünmez. Mescitlerde edeb ve saygıya aykırı hareketler yapılmaz. Çünkü Mescidler Allah’ın evleridir. Şayet yapanlar olursa yukardaki ayette bildirdiği gibi ahirette büyük azab çeker.
Allah cümlemizi Kur’an ve Hadis-i şeriflere uymayı mucibince amel etmeyi nasip etsin Amîn.
9- Kur’andan zikirden, hayırlı bir şey sormaktan ya da onu vermekten (Allah’ın rızasının bulunmadığı işlerden) başka, camide her konuşulan söz sahibi için bir vebaldir. (Ramuz’ul Ehadis,Hadis, No:4246)
10- Halef bin Eyyub mescitte oturuyordu. Oğlu geldi, Ondan bir şey sordu. Hemen kalktı, dışarı çıktı, oğlunun sorusuna dışarıda cevap verdi.
Bunun sebebini sordular, şöyle anlattı:
- Şu kadar yıl vardır ki, mescidde dünya kelâmı konuşmadım. Bu gün de mescidde dünya kelamı konuşmayı iyi görmedim.(Tenbihul Gafilîn, Sayfa 350)
11- Aişe (Radiyallahu anha)dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir.
- Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) mahallelerde mescitlerin (veya) evlerde namaz yerlerinin yapılması ve temiz tutulup güzel koku sürülmesini emretmiş-
tir.(Sünen-i İbn-i Mace, Cild-2, Hadis No:758, 759; Süneni Ebû Davud, Cild-2, Hadis No: 455)
12- ….Vasile ibn-i el-Eska (Radiyallahu anhu)dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir:
- Çocuklarınızı, delilerinizi, satın almanızı, satışınızı, münakaşalarınızı, seslerinizi yükseltmeyin. Had cezalarınızın infazını mescidlerinizden uzak tutun. Mescidlerinizin kapılarının yakınında abdest alma yerlerini ittihaz ediniz. Cum’a günlerin de mescidlerinizi buhurla tütsüleyiniz.
(Sünen-i İbn-i Mace, Cild-2, Hadis No:750, s. 569; Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:3395; İmam-ı Şa’rânî <El-Uhudul Kübra> sayfa 85)
13- ….Amr ibn-i Şuayb’ın dedesi (Abdullah bin el-As (Radiyallahu anhu) dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
- Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) mescidlerde satmaktan, satın almaktan ve karşılıklı şiirler okumaktan (her türlü konuşmaktan) nehiy buyurmuştur.
(Sünen-i İbn- Mace , Cild-2, Hadis No:749; Sünen’ün Neseî Cild 1-2, Hadis No:714-715; Sünen-i Tirmizî, Cild-1,Hadis No: 321; Ebû Davud’da rivayet etmiştir.)
14- Kul mescide tükürmeğe kasd ederse mescidin sütunları sarsılır(sevabı) ateşde buzun eridiği gibi erir. Eğer onu (mescide hürmeten) tükürmeyip yutarsa, Allah ondan yetmiş hastalığı giderir ve ona iki milyon hasene yazılır. (Ramuz’ul Ehadis,hadis No: 900)
15- Enes ibn-i Malik (Radıyallahu anhu)den demiştir ki Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu.
- Mescidde (sümkürme veya) balgam çıkarmak (günahdır). (Sünen-i Ebû Davud, Cild-2, hadis No: 476)
16 - Mescide tükürmek hatadır; kefareti onu örtmektir.. (Muhtar’ul Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 455, Sayfa 284)
17- Mescidde gülmek kabirde zulmettir. (Muhtarul-Ehadisin Nebeviye, Hadis No: 726,sayfa 398)
18- Mescidde gülmek, kabirde karanlığa sebebiyet verir. (Ramuzul-Ehadis, Hadis No: 2672)
19- İki çeşit gülmek vardır:
Bir gülmek var ki; Allah onu sever..
Bir gülmek var ki: Allah ona darılır…
a) Allah’ın sevdiği gülmek: Bir kimsenin din kadre-
şinin yüzüne gülmesidir… Ya yeniden bir sevgi bağının kurulması, ya da onu gördüğüne sevindiği için…
b) Allah’ın darıldığı gülmek: Bir kimse incitici veya batıl bir söz eder… Gülmek veya güldürmek için, bu hareketi dolayısı ile cehennemin yetmiş yıllık derinliğine dü-
şer..” (Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye, Hadis No: 727, Sayfa 398-399)
20- Fakih anlatıyor:
İbn-i Ömer (Radıyallahu anhu) şöyle anlatır:
- Bir gün, Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) mescide geldi. Bir topluluk konuşup gülüyorlardı. Yanlarına gelip durdu; selâm verdi; sonra şöyle buyurdu.
-Hoşlandığınız geçici tadları acılaştıran şeyi düşününüz. Bu düşünceyi artırınız. Sorduk:
- Tadları acılaştıran şey nedir? Şöyle buyurdu:
- Ölümdür.
Bundan sonra yine bir sefer mescide geldi. Yine konuşup gülen bir guruba rastladı. Bunlara şöyle buyurdu:
- Varlığım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, eğer bildiğim kadarını bilseydiniz; az güler, çok ağlardınız.
Bir başka sefer yine geldi. Yine konuşup gülen bir guruba rastladı. Selâm verdi ve şöyle dedi.
- İslam garip doğdu. Dönüşü garip olacaktır. Kıyamet günü gariplere saadetler olsun. Soruldu:
- Kıyamet günü garipler kimlerdir?
- Halk bozulduğu halde, onlar iyiliklerini korurlar. (Tenbihul Gafilîn,Bostan’ül Arifîn, Sayfa 219-220)
21- Hasan-ı Basri şöyle derdi:
- Peşinde cehennem olan şu gülene,sonu ölüm olan şu seviçliye hayret ediyorum. Şöyle anlatıldı:
- Hasan-ı Basri bir gence rastladı; kahkaha ile gülüyordu. Ona şöyle dedi.
- Oğlum sıratı geçtin mi?
- Hayır cevabını alınca tekrar sordu:
- Cennete mi,cehenneme mi gireceksin? Bunlar sana açıklandı mı?
- Hayır deyince yine sordu:
- Öyleyse niçin bu gülmek?
Dediler ki: O günden sonra o genci bir daha gülerken gören olmadı. Hasan-ı Basri Hazretlerinin sözü onun kalbine işledi. Gülmeye tevbe etti. (Tenbihül Gafilîn, Bostranül Arifîn, Sayfa 220-221)
22- Vasile b. Eska, Ebû Hureyre (Radıyallahu anhu)’den naklen şöyle anlattı:
- Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ona şöyle buyurdu.
- Yâ Ebû Hureyre, vera’ sahibi ol;
İnsanların en çok ibadet edeni olursun.
Kanaatkâr ol;
İnsanların en çok şükredeni olursun.
Kendin için sevdiğini insanlar için de sev, mü’min olursun.
Sana yakın olan komşuya iyilik et, müslüman olursun.
Gülmeyi azalt, çünkü çok gülmek, kalbi öldürür. (Tenbihül Gafilin, Bostanül Arifîn Sayfa 225)
23- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
- Ümmetimden ahir zamanda öyle insanlar gelecek ki; onlar mescidlerde halka halka oturacaklar (gayeleri Allah’ı zikir değil), onların zikirleri dünyalık ve dünya sevgisidir. Onlara arkadaş olmayın. Allah’u teala’nın onlara ihtiyacı yoktur.
(İhyâu Ulumiddîn, Cild-1,hadis No: 411, Sayfa 416)
24- “Yeryüzünde benim beytlerim mescitlerdir. Bu beytlerdeki ziyaretçilerim de onları (ibadet ile) imar edenlerdir. Müjde ol kimseye ki evinde temizlendi son-
ra benim evimde beni ziyaret etti. Ziyaretçiye ikram, ziyaret olunana borçtur. (İhyau Ulumid Dîn, Cild-1, Hadis No: 412, Sayfa 417)
25- Camiye devam edenin îmanına şehadet ediniz. (İhyau Ulumid-Dîn, Cild-1, Hadis No: 413, Sayfa 417)
26- Mescide devam eden kişi; Allah için kendisinden faydalanan bir kardeş, yahut zarif bir ilim, yahut kendisini doğru yola sevk edecek bir kelime, yahut bekle-
nen (özlenen) bir rahmet elde eder ya utanarak ya da (Allah’dan) korkarak günahları terk eder.
(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 4945, 3396)
27- Şeyhayn’ın ve diğerlerinin rivayet ettikleri bir hadis de Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Hakk teala kıyamet gününde yedi zümreyi gölgesine alır, buyurduktan sonra bu yediden birinin de “kalbleri mescidlerde bağlı kişiler” olduğunu zikretmiş
lerdir.[El-Uhud’ul Kübra (İmam-ı Şa’ranî) S. 93]
28- İbn-i Ebi Şeybe, İbn-i Mace, İbn-i Huzeyme ile İbn-i Hibban sahihlerinde merfuan şu hadis-i rivayet eder
ler:
-Bir ailenin kaybolan ferdi bulununca veya geri dönünce yüzleri nasıl sevinçten güzelleşir ve canlanırsa mescidlere namaz ve zikir için gelip yerleşenlerin bu ha
reketlerinden de Allah öyle sevinç duyar. (memnun kalır.) (İmam-ı Şa’ranî <el-Uhudul Kübra>, sayfa: 93)
29- Yer yüzünde muhakkak ki, Allah’u teala’nıın evleri, mescidlerdir. Ve Allah’a haktır ki, kendisini ziyaret edene ikram ede…
(Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye, Hadis No: 322, Sayfa 219)
30- “Bir kimse mescitten eziyet veren bir şeyi çıkarırsa; Allah’u teala cennette ona bir ev yapar..” (Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye, Hadis No: 1130, Sayfa 561)
31- Nehaî diyor ki: Gece karanlığında camilere gitmeyi cennete girmenin sebeplerinden sayarlardı. E n e s B i n M â l i k buyuruyor ki:
- Mescide ışık yakan kimse için, o ışık devam ettiği müddetce istiğfar ederler.
Hazreti A l i (Kerremallahu
vechehu) :
İnsan öldüğü vakit namaz kıldığı yer ile, amelinin ref’ olduğu yer,
kendisi için ağlarlar,buyurdu.
Ve sonra da:
Küfür ve şirkleri sebebi ile onlara gök ve yerler ağlamadı ve onlara müsaade edilmedi.
(Sure-i Duhan Ayet 29)mealindeki ayeti celileyi okudu.
İbn-i Abbas:
Ölen müslümanın namaz yeri kırk sabah onun için ağlar demiştir.
Atâ Horasanî :
İnsan her nerede namaz kılarsa, o mekan öldüğü vakit ona ağlar. Kıyamet gününde lehine şehadet eder demiştir.
Enes bin Mâlik :
Her nerede namaz kılınır veya zikrullah yapılırsa, bütün etrafındaki yerlere karşı iftihar eder ve yedi kat yerlerden itibaren onu tebşir ederler. (İhyau Ulumid Dîn Cild-1, Sayfa 417-418)