LAL BABAM’IN MEVLİD VAAZI

 

 

      Bilâl babam kendi teybine kendi sesinden verdiği mevlit okutma hakkında  vaazıdır.

       Şimdi size Mevlid’i şerif hakkında söyleyeceğiz. İnşallahu teala.

      Faslu fî beyani Mevlid’in Nebiy (Sallallahü aleyhi vesellem) Gale Ebû Bekri’nis-Sıddık (Radiyallahu anhu)  “Men enfega dirhemen alâ graate Mevlid’in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem) kâne refîygın fil cenneti.”

        Türkcesi: Bu fasıl Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem)’in Mevlid’in Nebisini beyan eder.     

        Ebû Bekir (Radiyallahu anhu) buyurdu:

     -Her kim Mevlid’i Şerifi okutmak için bir dirhem harcarsa cennette benim yoldaşım olur. diye buyurdu.

  

      Gene “Ve gâle an Ömer ibn-i Hattab (Radıyallahu  anhu) :

      “Men azzama mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) Fegad ahyel İslâm.

       Türkcesi: Ömer ibn-i Hattab (Radiyallahu teala anhu) Hazretleri buyuruyor ki:

      -Her kim Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)’in mevlid’i şerifini  büyükleyerek, hürmetle tazim ederse o kimse islâmı ihya eder. Yani islâmı diriltir, diye bu-

yurdu.

 

        Gene “Ve gâle Osman (Radiyallahu teala anhu) :  “Men enfega dirhemen graatin Nebiy (Sallallahu  aleyhi vesellem) Feke ennemâ şehide gazvete Bedr’in ve Huneyn.”

      Türkcesi: Osman (Radiyallahu teala anhu) buyurdu ki:

          -Her kim Mevlid’i Şerifi okutmak için bir dirhem, bir şey harcasa sanki Bedir gazasında  ve Huneyn kazasında Peygamberimizle beraber bulunmuş gibidir. Yani Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber o harblerde  bulunmuş gibi olur, diye buyurmuştur.

     

     Gene Hadis-i Şerifte buyuruyor

      Ve gâle Alî ibn-i Ebû Talib (Kerremallahu vechehu Radiyallahu teala anhu):

       “Men Azzame mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) ve kâne sebeben  li graatihî lâ yahrucu mined-dünya  illâ bil iman ve yedhulul cennete bi ğayri hisab.”

        Türkcesi: Hazreti Ali (Radiyallahu teala  anhu kerremallahu veche) buyuruyor ki:

       -Her kim Resulullah  (Sallallahu aleyhi vesellem)’in Mevlid’i şerifini hürmetle,tazimle okunulmasına  sebep olsa  o kimse dünyadan iman ile çıkar ve hesap görme-

den  cennete girer,diye buyurmuştur.

 

       Gene “Ve gâle el Hasan’il Basri (Rahmetullahi teala anhu) hazretleri buyurmuş ki:

       “Vedettü levkâne li misli Cebelin  Uhudün zeheben fe enfektuhu alâ graati Mevlid’in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem).”

        Türkcesi: Hazreti Hasan’il Basri (Rahmetullahi teala anhu) buyurmuştur ki:

       -Ben severim ki Uhud dağı kadar altınım olsa, onu Mevlid’i Şerif okutmaya sarfetsem Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) için deyu  buyurmuştur.

        Yani nolaydı benim uhud dağı kadar altınım olaydı. Onu da Peygamberimizin Mevlid’inin okutulmasına sarfetsem deyu buyurmuştur.

     

       “Ve gâle Cüneydi Bağdad-i (Rahmetullahi teala anhu, Gaddesallahu Sırrahu) 

       “Men hadara Mevlid’in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem) ve azzama gaderehu fegad hâze bil îman.”

        Türkcesi: Hazreti Cüneydi Bağdad’i (Gaddesallahu sırrahu) hazretleri buyuruyor ki:

·   Her kim Mevlid’i Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) de hazır bulunsa yani Mevlid’i Şerif okunurken hazır bulunsa, hürmetle, tazimle, büyüklüğünü takdir ederek otursa dinlese o kimse imanını kurtarır, diye buyurmuştur.

       

        Gene “Ve gâle Maruf’ül Kürhî (Gaddesallahu sırrahu):

        Men heyyee taamen li ecri graati Mevlid’in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem) ve cemae ihvânen ve evgade sıracen ve lebi’se cediden ve tebahhere ve teattere tâzîmen  bi Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) haşerehullahi yevmel kıyameti maal firgatil ulâ minen Nebiyyin vekâne fi alâ illiyyîn.”

      Türkcesi: Hazreti Mâruful Kürhî  (Gaddesallahu sırrahu) buyurmuştur ki:

·   Her kim Mevlid’i Nebiy Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)’e okutmak için o niyetle yemeklerhazır etse ve ihvanları çağırıp toplasa, ışıklar yaksa yeni elbi

selerini giyse ve süslense güzel kokular saçsa, hürmetle, tazimle okutsa Allah’u teala o kimseyi kıyamet gününde evvelki peygamberlerin fırkası ile beraber haşreder. Onlar Âlâ’yı İlliyindedir. Bu kimse onlarla beraber olur diye buyurmuştur. Yani Peygamberler  en evvel fırka olarak o yola giderler. Onun için o kimse  Peygamberler fırkası ile beraber olur.

 

      Ben Muhammed Bilâl-i Nadir, gördüğümü söyleyeceğim. Bu sahifeyi boş buldum. Giresun’a gittiğimde orada bir adam var idi. Bu adam öldü. Bunun iki ailesi vardı. Bu adamın aileleri yanıma  geldiler. Bu adam ölmeden evvel bize dedi ki dediler:

    - Evi güzelce yıkayınız, bana temiz elbiseler giydiriniz, temiz gül yağı kokuları serpiniz. Benim yanıma Peygamberler, Evliyalar geldiler.Yarın kuşluk vakti saat filanda öleceğim. Şu saatte öleceğim. Erkenden suyumu kızdırın, durmayın gidin. Şimdi yine Peygamberler gelecekler, siz benim odama gelmeyin. Kefenimi alın, bunlar şimdiden hazır olsun dedi diye söyledi, hazırladık. Kendi sağ iken eve girdik, güzel koku ile evin içini kokuladık. Öyle olmuş ki evin içi koku dolmuş. Kapının yarığından içeriye bak-tık. Safi yeşil nûr’dan başka bir şey görmedik. Evin içi görünmüyor, bir yeşil nûr görünüyor. Evin eşyası dahi görünmüyordu. O güzel koku başımıza vurdu, bizi sarhoş gibi etti. İçeriden çağırdı:

      -Orada durmayın gidin. Biz odamıza geldik. Az sonra bizi çağırdı, vardık.

      -İşte şimdi gidiyorum, vakit geldi dedi. şehadet getirdi, hemen teslim oldu. Biz buna şaştık nedir bu? Rahmani midir? Şeytani midir? dediler. Ben dedim ki:

       -Kocanız ne işle meşgul idi? Onun işi gücü ne idi? deyince dediler ki:

       -O mevlid okutmaya çok heveslenirdi. Kim mevlitokutursa onun  hizmetini yapar, her şeyini her muamelesini o görürdü. Mevlid’lerde hizmet ederdi dediler. Hakikaten ben de gördüm. Herkim mevlid okutacak olsa onu bulurdu, çağırırdı.Ona para verir, o her şeyini alır, o her hizmetini yapar, ayakta durur, hizmet ederdi. İşte bundan dolayı cümle peygamberlerin üzerine mevlid’de dualar okunduğu için cümle peygamberler bunun ziyaretine gelmişler dedim. Siz bunun için merak etmeyin, dedim. 

 

     Gene “Ve gâle vahidi asrihi ve feriydü dehrihi el İmam Fahrettin Râzi”:

     Yani kendi zamanında, asrında bir tek bir tane olan kendi dehrinde ferid olan El İmam-ı Fahrettin-i Râzi hazretleri buyuruyor ki:   

    “Mâ min şahsın garae Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) :

      Bir şahıs Mevlid’i Nebî okutsa (Âlâ melihi ev birrin ev şey’in ahâ minel mâi Mevkûlati illâ zaharat) Bu uzun bunun türkcesini söyleyelim.

      Türkcesi şöyle: Kendi asrında bir tek olan İmam-ı Fahrettîn-i Râzi hazretleri buyuruyor ki

       - Bir kimse Mevlid’i Nebî’yyi (Sallallahu aleyhi vesellem)i tuz’a, veyahut başka bir yenecek şeye  Mevlid’i okusa  okuyup başka yeneceklerin içine katsa o yene-

cekler de bereket zahir olur. Her ne şeylere ki bu katılırsa hiç sıkıntı ve zahmet olmaz. Allah’u teala onlardan yiyenleri aff-ı ve mağfiret eder. Yani bu üzerine mevlid okunan şeyleri obürlerine katarsa onlardan yiyenleri Allah affeder. Mevlid’i Şerifi suya okuyup içenlerin  kalblerine bin nûr ve bin rahmet girer ve bin de kötü şeyleri kalbinden çıkar. Kalblerin öldüğü günde o adamın kalbi ölmez. Her kim mevlid’i Şerifi sikkeli bir para üzerine okusa,başka paralara katsa, ya altın, ya gümüş ona bereket olur. Sahibi fakir olmaz. Peygamberimizin bereketi hiç kesilmez.             

      Şu halde mevlid’i şerif okunurken yanına tuz gibi, su gibi, para gibi şeyler konulsa ve kullanılsa  çok iyi olacaktır. Yani Mevlid’den sonra su içilse, tuz yalatılsa çok iyi olur      

 

     “Ve gâle İmam Şâfi  (Rahmetullahi aleyh) Men cemea mevlid’in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem) ihvânen ve heyyee taamen ve ahla mekanen ve amide ihsanen ve sâle sebeben li graatihi ba’sehullahu teala yevmel kıyameti maas Sıddîkîn Şühedâi ves salihîn ve kûnû fî cennâtin naim.”

       Türkcesi: İmam-ı Şâfi (Rahmetullâhi aleyhi) buyurmuştur ki:

       - Mevlid’i Nebî Muhammed  (Sallallahu aleyhi vesellem) için bir kimse ihvanları toplasa, yemek yedirse, yerleri düzlese, düzeltse, güzel hizmet etse, okunmasına  sebep olsa, Allah’u teala o kimseyi kıyamet gününde  sıddıklar ve şehidler ile ve salihlerle haşreder ve cenneti Naim’de olur.Onlarla beraber olur. Bunları söyleyen İmam-ı Şâfi (Rahmetullâhi aleyh) hazretleridir.

    

    “Ve gâle Sırrı Sakatî (Gaddesallahu Sırrahu) men gasada mevlidan yekreu fîhi Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) Ve gad gasada Ravzaten min riyazil cenneti ve ennehu ma gasade zalikel mevdu illel muhabbetin Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) men ahabbenî kâne mave fî cenneh.”

 

       Türkcesi: Sırrı Sâkatî hazretleri (Gaddesallahu sırra-

hu) buyuruyor ki:

       Her kim Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem)’i Yani Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in mevlid’ini okutmak için bir yeri kast eylese, hazırlasa, niyet eylese, o kimse cennet bahçelerinden bir bahçe hazırlamış olur. Yani mevlid okutmaya bir yer hazırlasa o kimse cennet bahçesinden bir bahçe hazırlamış olur. Çünkü bu hazırlamış olduğu yeri Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)in sevgisinin için hazırladı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz buyurmuştur ki :

      - Her kim beni severse cennette o kimse benimle beraber olur. diye buyurmuştur.

      Bu mevlid’i böyle okuyan ve okutan kimse Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) hazretleri ile cennette beraber olur.

 

         Burayı boş buldum ben yazdım,yazıyorum.

         Resûl’ü Ekrem ve Nebiyyi muhterem  (Sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor ki:

        “Men ahabbeniy fagad men ahabballah, men ahabballah dahalel cenneh.”

         Türkcesi: Her kim beni severse Allahu tealayı sevmiş oldu. Allah’u teala’yı sevenin yeri cennet oldu. O cennete girer demektir.

         Mevlid’i Şerif okutmakta ancak Resulullah efendimizi sevmekle olur. Ashab zamanında Re-sûl’ü Ekrem efendimizi evine davet etmeyi büyük devlet bilerek davet eder

lerdi. Her müşkülleri hallolur,hayır bereket artar, evine feyzi ilahi, rahmeti ilahi dolardı. Biz de o zamanda bulunsaydık, biz de davet ederdik. Amma mevlid okur, veya okutturursak aynı daveti biz de yapmış oluruz. Çünkü Cum’a günü getirilen Salavat’i şerifeyi bizzat kendisi alıyor. Öyleyse davete, Mevlid’e o da geliyor

Bunu yazan Bilâl. 

 

       “ Ve Gâle  Sultan’ül Arifiyn El İmam-ı Celâleddîn-i  Suyûtî (Gaddesallahu Sırrahu ve nevvere barihahu) fî kitabihil  Müssemma bil vesail fî şer-hi şemaîl ma min beyti ev mescidin ev mahilletin gurue fîhi Mevlid’in Nebî(Sallallahu aleyhi vesellem) illa haffetül melâiketü zâlikel beyti ev el mescid ev el mahilleti ev salletil melâiketi alâ ehl-i zâlikel mekan ve ammehumullahu bi rahmeti ver-Rıdvan ve emma mutavakkaûna bin nûri”

      Yani:

     - Cebrail, Mikâil, İsrâfil ve Azrâil (Aleyhis selâm) ve “innehüm yusallûne alâ men kâne sebeben bi graati Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem)”

      Türkcesi:Ariflerin  Sultânı İmam-ı Celâleddinî Suyutî Hazretleri (Gaddesallahu sırrahu )(Allah sırrını takdis eylesin ve kabrini pür nûr eylesin) “Bil vesail” isimli kitabındaŞemaili Şerif”yazarken onun şerhinde şöyle buyurmuştur ki:

  - Bir ev de ya bir mahalle de, ya bir Cami de, mescitteorada Mevlid’i Şerif okunsa, orayı melekler sarar. O ev yahut mescit, yahut mahalleyi sararlar. Melekler salavat getirirler. Oradaki  bulunan cemaate Allah’u teala onlara rahmetini ve rızasını verir. Yani melekler o cemaate dua ederler. Cenab-ı Hak’ta onlara,  onun duaları, o meleklerin duası üzerine rahmetini ve rızası verir. O cemaate.

 

     “Ve gâle eyden mâ min müslimin graetihi beytihi Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem) İllâ refea Allah’u Subhanehu ve teala el kahdu vel Vebâu, vel garku ve afatü vel beliyyat.”

       Bunun manası yazılmamış burayı ben söyleyim.
        Ve gâle eyden: Aynı
onun gibi söylediler.

       Ma min müslümin garae:

       Her hangi bir Müslüman okur.

       Fî beytihi Mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem):

       Evinde Mevlid’i şerif okur.

       İllâ refea Allah’u Subhanehu ve teala:

       Allah’u teala hazretleri oradan kaldırır. Neyi  kaldırır?

       El Kahdu :     Kıtlığı,

       Vel Vebau:   Veba hastalığı,

       Vel Hargu:    Yangını,

       Vel Garku :    Suya gark olmayı,

       Vel Afat:       Afatı,

       Vel beliyyat:  Belaları

       Vel buğzu:     Oradan buğzu hasedi,

       Vel ayni sûi:  Yani göz değmesini,

       Ven Nususi:   Hırsızdan,

       An ehl-i zalikel beyt:

       Bu evin ehlini onlardan Cenab-ı Hakk muhafaza eder.

       Ve izamete hevven Allah’u aleyhi:

       O kimse ölürse Allah’u teala o kimsenin üzerine kolaylık getirir. Cevaben:     

        Münker ve Nekir’in: Münker ve Nekir meleklerinin suali ve cevabı kolay gelir.

      “Ve yegûdü magadi sıdgın inde melikin mugtedir” :Yani Allah’u teala hazretleri der ki (Sure-i Kamer Ayet 55)

      O melik muktedir olan Allah’u teala’nın yakınında olur.

       Fe men erade tazimen mevlid’in Nebî (Sallallahu aleyhi vesellem)

       Her kim mevlid’i Nebiyye, Mevlid’i Resulullah’a (Sallallahu aleyhi vesellem)’e hürmet etse,

     Yekfihihi hazel kadrü: O kimseye o kifayet eder.

      Ve men lem yekun indehu tazimü Mevlid’in Nebî (Aleyhis selâm):

       Her kim Mevlid’i şerife tazim etmezse, kıymet vermezse,

       Lev melete lehüd dünya  fî medhihi:

       er bütün dünyada onun  methu senası dolmuş olsa bile o kimse Allah’ın nazarında değildir.

       Lem yuharrek kalbihu:

       Onun kalbine hareket gelmez.

       Fil muhabbeti lehû:

       Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in muhabbeti onun  kalbine gelmez.

       Cealen Allah’u ve iyyaküm Allah’u:

       Sizi de bizi de onun muhabbetinden ayırmasın.

       Mim men yuazzimuhû ve ya’rifu kadruhu:

       Her kim onu tazim eder onun  kadrini de bilirse.

        Ve min ahassi hassin muhibbihi:

        Her kim O’ hakkı ile muhabbet ederse.

        Ve edbahihi: Onun tabilerine Cenab ı Hakk teala hazretleri bizleri onlara  uyanlardan etsin Amîn.

       “Yâ Rabbel alemiyn  ve Sallallahu alâ seyyidinâ  Muhammed ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn. İ yevmiddîn salavatullahi ve selâmün ecmâin sallu aleyhi ve sel

limû teslimâ hatta tenalû cenneten ve naîmâ amin yâ muîn ve selâmün alel mürselîn vel hamdülillâhi rabbil âlemîn”  El Fatiha

      

        İşte Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in mevlid’i Şerifine  hürmet böyledir. Bu mevlid’i şerifin hakkında aleyhinde söyleyen hocalarımız var, vaazlarımız var. Bunun ne gereği var. Mevlid’in ne gereği var diyenler bunu dinlesinler, Allah’dan korksunlar, Resulullah’dan utansınlar. Cenab-ı Peygamberimiz  Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz Hazretlerini, Cenab-ı Hakk bütün kâinatı onun yüzü hürmetine yaratmıştır.

       Hazreti Şeyh Abdulkadir Geylâni Efendimiz Hazretleri buyuruyor ki:

     - Yâ Muhammed! Eğer sen olmazsan ben yerleri ve gökleri yaratmazdım. Senin yüzün hürmetine yarattım diyor. Öyleyse Vehhabi mezhepli zındıkların, fasıkların sözlerine bakmayıp, kendi imanınızdan, itikadınızdan ayrılmayın. Çok kötü hocalar var, Vehhabi mezhebli, Vehhabi gidişatlı hoca olmuş, müderris olmuş, kendisinde takva olmadıktan sonra neylemeli, ehl-i takva olanları Allah korusun Cenab-ı Hak teala….

      Allah ehl-i takva olan hocaları, müftüleri, müderrisleri, vaazları korusun..Cenabı Hakk onlara yardımcı olsun. Fakları da Cenab-ı Hakk teala Hazretleri onları islah etsin. Onları Cenab-ı Hakk doğru yola getirsin. Amin (Banttan alınan mevlid vaazı burada sona erdi.)

 

       Bilâl Babam buyurdu:

  -Derler ki: Mevlid’i ilk yazan Süleyman Çelebi Hazretleridir. Ondan evvel mevlid yoktu. Bu söz yanlıştır. Mevlid  Hz. Ebû Bekir zamanından beri okunmaktadır. Türkler Müslüman olunca Arapça  olan kitapları türkçeye çeviriyorlardı. Her zat bir veya birkaç kitabın arabçasını türkçeye çevirip tercüme ediyordu. Mevlid’i Şerifi ilk defa Türkçeye çeviren  birazda geliştiren Süleyman Çelebi Hz. olmuştur. Şimdi iyice düşünmek lâm Ashab bu güne kadar Peygamberimizin yıkandığı suyu, nalinini, mektubunu, ayak izini, sakalının telini, hepsinin tarihcesini öğrenip, yazıp saklayıp muhafaza ediyor da Allah’u teala’nın habibi, alemlerin efendisi olan, bütün peygamberlerin baş tacı olan, alemlere rahmet olan, canlı cansız her şey onun yüzü, gözü hürmetine yaratılan meziyetleri yazmakla, saymakla bitmeyen Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in en büyük seferi (Yolculuğu) olan Arş-ı Alâ’ya  gitmesi mevlid’de yazılmayan daha bir çok halleri olan Peygamberimizin mevlid’ini elden ele dilden dile söyleyip hürmetle, tazimle okumazlar mı? Ashab bizden büyük diyoruz, Peygamberimizi herkesten fazla seviyorlar. Onlar hiç mevlid’i okumazlarmı? Asıl onlar okurlar. Peygamberimize  en fazla kıymeti ashab  verir. Canlarını esirgemeyip her zorluğa Allah için, Resulullah için katlanmışlardır. Peygamberimizi ashab evlerine davet etmeyi kendilerine çok büyük bir nimet bilirlerdi. Peygamberimizin geldiği evde hayır bereket eksik olmaz, birçok mucizeleri görülür, müşkülleri hallolur, o evde dirlik, düzen, hayır, bereket çok olurdu. Bunun için ashab Peygamberimizi davetetmek için sıraya girerlerdi. Hz. Osman (Radıyallahu anhu) Pey-

gamberimizi evine davet edince kendine baktılar ki; Peygamberimizin ayaklarına bakıyor. Hikmetini sordular; buyurdu ki:

       -Peygamberimiz evinden çıkıp bizim eve gelinceye kadar kaç adım attı ise onun sayısı kadar kurban kesecededi. Ve kesti. Kitabımızda Hz. Cabir’in Peygamberimizi nasıl davet ettiğini yazmıştık; öyle davet ederlerdi.  Biz de o zaman da olsak aynı daveti yapardık. Ne yazık ki o zamana yetişemedik. Şimdi biz Peygamberimizin namına fakir fukaraya yemek yedirir. Onun hürmetine Mevlid’de kokular serper, O’nun doğumunu, yaşantısını, miracını över, söyler. O’nun namına Kur’an okutur, dualar eder, Peygamberimizin doğumunda ayağa kalkar salavatı şerife, tekbir getirirsek o sahabilerin aynı yapmış olduğu daveti bizde yapmış oluruz. Şimdi bile bir insanın namına onun sevgisinden hürmetine onu överekten, onun sevdiğini davet edersek onu davet etmiş sayılmaz mıyız? Bu da aynısı davet sayılır. Allah’ım öyle kabul etsin, ederde İnşallah, âmin.

 

Sure-i Nahl Ayet 89

       O gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerine birer şahit göndereceğiz. Ayrıca seni de onların üzerine tam bir şahit olarak getirdik. Bu kitabı da sana her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için de bir müjdeci olarak indirdik.

       124 bin peygamber hepsi huzurda şahit olacak, bütün ashab, mezhep imamları, bütün tarikat pirleri ve şeyhleri hepsi yerlerini alacak, bütün mahşer halkı önünde Allah (Celle celaluhu) Hazretleri Hakim olacak, hüküm verecek. Her şahsın hesabı, mahkemesi, söylediği sözler, yaptığı işler, suçlu suçsuz ne söylemişse, ne yapmışsa hepsi aşikâr olacak. Allah (Celle celaluhu)’ ın en sevgili ve en büyük Peygamberi Hz. Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem), Allah (Celle celaluhu)ın yanında baş şahittir. Diğer Peygamberler, evliyalar o an son derece hürmetle  duracaklar ve diğer peygamberler de şahit. O zaman Allah (Celle celaluhu) sevgili habibibini göstererek: 

      - Bunun sevgisini aşılamak için mevlid’i milyarlarca Müslüman seve seve okuyordu. Ben de Kur’an da şu şu ayetlerim de övdüm.Sen neye istinaden yasakladın? Bu benim baş şahidimdir, bunların hepsi de şahidimdir. Sen neden bunun övülmesine muhalefet ettin diye muhakkak, yüz de yüz soracak, orada insanı haddinden fazla konuşturmazlar. Bir soru sorarlar cevap verildi ise verildi, verilmezse cehennemi zümeraya atarlar. Cenab-ı Hakk teala :

 

Sure-i Ahzab Ayet 40

      Muhammed sizden bir rical mertebesine yetişen oğlan çocuğunun babası değildir. Ve lâkin O Allah’ın Hakk Resûludur ve bütün peygamberlerin baş tacıdır.

      Derler. Neden inanmadın, inandınsa neden muhalefet ettin.