Z İ K R U L L A H  

 

    

      Her şeyi anmaya zikir derler. Ayet ve hadislerde zikir diye geçenler var. Zikrullah diye söylenenler var. Zikir deyince hem zikrullahı, hem de bütün amellerin bir çoğu-

nu içine alır.

       Zikrullah: Allah’u teala’nın ismiyle tek veya toplu olarak ister Allah, ister Rahman diye çağırılmaya (zikir yapılmaya) sesli,  sessiz söylemeye derler. (Sure-i İsra Ayet 110)

 

      1- Ey iman edenler Allah’ı çokca zikredin.(Sure-i Ahzab, Ayet 41)

 

     2- "Ve O'nu  sabah  akşam  tesbih edin. (Sure-i Ahzab Ayet 42)

 

      3- Rabbının ismini zikreder, namazı da kılar. (Sure-i A’lâ Ayet 15)     

 

      4- "(Rasûl'üm!) Sana vahyedilen kitab'ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayasızlık­tan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı zikretmek (zikrullah)elbette (kötülükten alıkoymada)daha büyüktür. Allah yaptıklarını bilir."  (Sure-i Ankebut Ayet 45)

 

      5- Ve Rabb'ini, içinden yalvararak ve korkarak ve cehren kıraatin dûn'unda olarak sa­bahları  ve akşamları  zikret  ve  gafillerden  olma. (Sûre-i Araf Ayet 205; Kırk mevzuda kırk hadis, hadis No:4, Sayfa 263; daha geniş bilgi için Ruhul Beyan tefsiri, Cild-3, Sayfa 293-295’e bak)

 

       6- Onlar sabır edicidirler, sadıktırlar ve ibadetlere müdavimdirler. İnfak edenlerdir, seher vakitlerinde istiğfarda bulunanlardır.

(Sure-i Ali İmran, Ayet 17)

 

       7- ……Rabb’ı çok zikret, sabah ve akşam onu tesbih et.   (Sure-i Ali İmran, Ayet 41)

 

      8- "Ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı zikredenler (şöyle dua ederler:)

     -  Rabb'imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi ce­hennem  azabından  koru!"(Sure-i Âli İmran Ayet 191)

      9- Öyle ise siz beni zikredin, zikrullah edin; bende sizi zikredeyim.Bana şükredin sa­kın  nankörlük etmeyin. (Sure-i Bakara Ayet 152)

     10- Rabbinizden bir rızık talep etmeniz si-zin üzerinize bir günah değildir. Arafat'tan geri döndüğünüz zaman Allahu Teâlâ'yı          Meş'ar-il Haramın yanda hemen zikredin-iz.Ve O'nu size hidayet ettiği gibi zikreyleyi

niz.Şüphe yok ki, siz bundan evvel delâlette kalmış  kimselerden  idiniz. (Sure-i Bakara Ayet 198)

      11- Sonra hacca ait ibadetlerinizi ifa etti-ğiniz zaman babalarınızı zikrettiğiniz gibi ya­hut daha şiddetle (ziyade) zikrediniz. Nas’-tan (insanlardan) öyleleri vardır ki:

    "Ey Rabb'i­miz! Bize dünyada ver"derler. Böyle  isteyenlerin  ahiretten  hiç  nasibi  yoktur."  (Sure-i Bakara, Ayet 200)

       12- "Şayet doğru yolda gitselerdi, bu hu-susta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik. Kim Rabb'inin zikrinden yüz çe-virirse, (Rabb'in) onu git gide artan çetin bir azaba  uğratır." (Sure-i Cin, Ayet 16-17)           

     

      13- Allah’ı çok zikredin ki umduğunuza kavuşasınız (Sure-i Cum’a Ayet 10; Kırk mevzuda kırk hadis kitabı, Sayfa 264)

      14- Filhakika o mü’min olanlar o kimselerdir ki, Allah’u teala zikredildiği zaman yürekleri titrer ve onlara Cenab-ı Hakkın ayetleri okunduğu vakit imanlarını artırır ve Rabb’lerine tevekkül de bulu-nurlar. (Sure-i Enfal Ayet-  2)        

     15- Kim izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki İzzet ve şerefin hepsi Allah’ındır.O'na an-cak güzel söz yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a amel-i salih ulaştırır. Kötülükleri tuzak yapanlara  gelince, onlar için çetin bir azap  vardır. Ve  onların  tuzağı  bozulur.

(Sure-i Fatır, Ayet-10)                       

      16- Fecre yemin olsun ; On geceye yemin olsun   (Sure-i Fecr Ayet 1-2)

 

      17-Görmedin mi ki, muhakkak Allah’a gökler-

de olanlarda, yerde olanlar da ve güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve bütün hayvanat da ve insanlardan bir çoğu da  secde ederler. Bir çokları da var ki, onun üzerine azab hak olmuştur. Allah şekavete düşürürse artık onu saadete erdirecek bir kimse yoktur. İlâ âhir…. (Sure-i Hac, Ayet 18)

       18- nsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yol-dan gelen yorgun develer üzerinde kendi-lerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah’ın kendilerine rızık olarak ver-diği kurbanlık hayvanlar üzerine bel-li günlerde Allah’ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için sana (Kâbeye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula, fakire yedirin .(Sure-i Hac, Ayet 27, 28)

 

       19- "Biz, her ümmete (kurban  kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını zikretsinler diye  kur

ban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi İlahınız, bir tek İlâhtır. Öyle ise ona teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevâzi insanları müjdele.

(Sure-i Hac Ayet  34)

      20- Onlar ki Allah zikrolunduğu vakit kalpleri (Allah) korkusundan titrer ve kendilerine isabet et-miş olana sabredenler ve namazı ikame edenlerdir ve kendilerini merzuk ettiğimiz şeylerden infakta bulunurlar. (Sure-i Hac, Ayet 35)

 

      21- Ancak Allah’u teala dileyecek olursa (yapacağım) de. Unuttuğun vakit Rabb’ını zikret ve de ki:

      - Umulur ki, Rabb’ım beni bundan daha yakın bir dosdoğru hayra (muvaffakiyete) eriştirir.

(Sure-i Kehf, Ayet 24)

 

     22- O (Allah), evveldir (ilktir), ahirdir (sondur), Zahirdir (aşikâredir), batındır (gizlidir). O her şeyi bilendir.   (Sure-i Hadid Ayet 3)      

 

      23-Yeryüzünde Allah Allah denildikce kıya met  kopmaz.

      Güzel bir kelime! Kökü sabit; dalları semaya yükselmiş güzel bir ağaç gibidir.

(Sure-i İbrahim, Ayet 24; Müzekkin nüfus, S. 394)

 

       24-“ Sabah akşam Rabb’ının ismini zikret.       Gecenin bir  kısmında O'na  secde et, gecenin  uzun  bölümünde  ise O'nu  tesbih et.

(Sure-i İnsan, Ayet 24, 25)

 

        25- Ona yedi gök ve yer ve onlarda olanlar (yerde gökte canlı – cansiz Allah’u teala’yı) tesbihde bulunurlar. Hiçbir şey yoktur ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.  (Sure-i İsrâ, Ayet 44)

 

      26- Vakta ki, Musa O ateşe vardı. Mübarek kıt’ada ki vadinin sağ kenarında bulunan ağaçtan:

          - Yâ Mûsa! Rabbil alemiyn olan Allah benim diye nidâ olundu.

(Sure-i Kasas, Ayet 30; Müzekkin Nüfus, S. 397)  

 

      27- Onların üzerine Şeytan galebe etmiş de onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. Onlar Şeytanın askerleridir. Haberiniz olsun şüphe yok ki, şeytanın askerleri, onlar husrana uğramış olanlardır. (Sure-i Mücadele Ayet 19)

 

        28 - Kim hevasına uyarak Rahmanın zikrinden gözlerini ayırırsa, cezasından korkmaz ve sevabını ummazsa, biz şeytanı musallat kılarız. O artık onun ayrılmaz bir arkadaşı olur. (Yahud Cehennemde ikisi bir zincire vurulur)

(Sure-i Zuhruf, Ayet 36; Müzekkin Nüfus, S. 542)

 

       29-  Rabb'inin  ismini  zikret.  Mutlak ihlas ile O'na yönel,"..(Sure-i Müzzemmil, Ayet 8)

    

       30- Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklanız sizi Allah'ı zikretmekten (zikrullah’tan) alıkoymasın. Kim bunu  yaparsa  işte onlar ziyana uğrayanlardır.(Sure-i Münafikûn, Ayet 9)

   

      31- Şüphesiz münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az zikrederler. Sure-i Nisa Ayet 142)         

 

     32- Allah göklerin ve yerlerin nurudur.

O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bîr kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu,öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir (yanar). (Bu ışık) nûr üstüne nûrdur. Allah insanlara (işte böyle) temsil verir: Allah her şeyi bilir."

(Sure-i Nûr Ayet 35)

 

       33- (O mişkat) bir nice evlerde ki, Allah’u Azimüşşan o evlerin yükseltilmesine ve içlerinde (mübarek) isminin zikredilmesine izin  vermiştir. O evlerde kendisi için sabah-akşam onu tesbihde bulunurlar. (Sure-i Nur Ayet 36)

 

     34- Bir çok erler ki, onlar ne bir ticaret ne de bir alım satım işi Allah’u teala’nın zikrinden ve namazı hakkı ile kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz. Onlar kalblerin ve gözlerin  muzdarib olacağı bir günden korkarlar. (Sure-i Nur Ayet 37)

 

     35- Siz bilmediğinizi ehl-i zikirden sorun.

(Sure-i Enbiya, Ayet 7; Sure-i Nahl, Ayet 43)

 

 

     36-  Onun için sen zikrimize iltifat etmeyen ve dünya hayatından başka birşey istemeyenlerden  yüz  çevir." (Sure-i Necm Ayet 29)

 

    37- Onlar O zatlardır ki, Allah’ın zikri ile kalbleri mutmain olduğu halde iman etmişlerdir. Haberiniz olsun ki, Allah’ın zikri kalpleri mutmain eder. Allah’a tam inandırır. (Sure-i Raad Ayet 28)

 

     38- Dediklerine karşı sabret ve kulumuz Davud’u da yad et. Şüphe yok ki; O çok (Hakka) dönen bir zat  idi.      

       Muhakkak ki, dağları musahhar kıldık. Onunla beraber akşamleyin ve kuşluk vakti tesbih ederlerdi  (zikrederlerdi)       

          Kuşları da toplanmış olarak (O’na tabi kıldık) Hepsi de ona rucu ediciler idi. (Sure-i Saad Ayet 17-18-19)

 

       39-Kim de beni zikretmekten yüz çevi-

rirse şüphesiz, bu dünyada geçimini dar eder, mahşerde de  gözleri  kör olarak  haşrederdim."(Sure-i Taha Ayet 124)

 

       40- O kimse ki, Allah onun göğsünü İslâmiyet için genişletmiş de o, Rabbından bir nur üzere bulunmaktadır.( O, hiç kalbleri kararmış kimseler gibi midir?) Artık Allah’ın zikrinden kalbleri kaskatı  kesilmiş (toplantı halaka-i zikir yapmaya imkanı yok. O hususta kalbi katılaşmış) olanların vay haline. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler (Sure-i Zümer Ayet 22)

     41- Allah kelamının en güzelini, ayetleri birbirine benzer ve ikişer ikişer olarak, bir kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah’ın zikri ile yumuşar. (kur’an) Allah’ın bir hidayet rehberidir, onunla dilediğini hidayete kavuşturur ve her kimi ki, Allah delalete düşürür, artık onun için bir hidayet edici yoktur.

(Sure-i Zümer, Ayet 23; Müzekkin Nüfus, S. 403)

 

       42-Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)

     Namaz kılanlar arasında bulunduğu zaman herkesten çok namaz kılar.Zikredenler arasında  bulunduğu zaman,  herkesten çok zikri O yapardı."(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:440,30. bölüm)

     43- Peygamberimiz  (Sallallâhu  aleyhi  vesellem)  bütün  vakitlerinde, Allah'ı  zikrederdi.

(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:551, 30. bölüm; Sünen-i Tirmizî, Cild-6, Hadis No: 3606; Kırk Mevzuda Kırk Hadis kitabı, Hadis No: 22, s.272;Tuhfet’ul Ahvezî, Cild-9, Sayfa 325)

 

         44- Onlar (münafıklar) deli deyinceye  kadar Allah'ı zikredin.

(Ramuz’ul Ehadis,Hadis No:1111; Kırk Mevzuda Kırk Hadis Kitabı,Hadis No: 10, Sayfa 268; Feyz’ul Kadir, Cild-2, Sayfa 84)

 

      45- "Ebü'd-Derda (Radiyallâhu anhu)'dan rivâyet edildiğine göre;

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve­sellem) (Sahâbilere):

·     Ben  size  amellerinizin   en  hayır,  mâliki

niz  (Allah)  katında  en  çok  beğenilen, (cennetteki)  derecelerinizi  en  çok  yükselten,  altın  ve  gümüşü  (Allah yoluna)  vermekten  size daha  sevaplı  olan  ve  düşmanlarınıza  rastlayıp  da  boyunlarını  vurmanız    (gazi  olmanız) ile düşmanınızın  sizin  boyunları   vurmasından (şehid)  edilmenizden daha  üstün  faziletli işi  haber vereyim  mi? (Veya  bilmiş  olunuz  ki  size haber veririm) buyurdu.    Sahabiler:   

       - Bu  amel nedir? Ya Rasulullah!"dediler. Peygamberimiz  (Sallallahu  aleyhi  vesellem)    - Zikrullahtır, buyurdu. Ve (Ziyad  ibn-i Ebû Ziyad)'

dan  anılan senetle rivâyet edildiğine göre Muaz  ibn-i Cebel (Radiyallâhu  anhu) şöyle  demiştir:

     - Hiç bir adam, kendisini Allah (Azze ve Celle)ın  azabından, Allah'ı zikretmek(ibadetin)'den daha  çok  kurtarıcı  hiç  bir  amel  (ibâdet)  işleme

di.

 (Sünen-i İbn- Mâce, Cild-9, Hadis No: 3790; İhyau Ulumid--Dîn, C-3, Hadis No: 24, s.46; Sünen-i İbn-i Mace, C- 9, No: 3797; Müslim Ebû Hureyre’den rivayet etmiştir.)

     46-  Yalnız Allah’a kulluk edenler müsabakayı ka-zanmışlardır. buyurdu. Ashab:

          - Kimlerdir onlar Yâ Resulullah? dediler. Resûl-i Ekrem:     

       - Yalnız Allah’u teala’yı zikir ile meşgul olup baş-ka şeylerle meşgul olmayanlardır.   Zikir onlardan kusurlarını ve günah ağırklarını kaldırdı, kıyamete ha-fif, yani günahsız olarak gelirler. Sonra Resûl-i Ekrem Allah’u teala’dan hikaye yolu ile şöyle buyurdu: 

Allah’u Teala;      

         Sonra yüzümle onlara yönelirim. Yüzüm ile yö-neldiğim kimseye  ne vereceğimi o kimsenin bileceğini mi sanırsınız? Sonra Allah’u teala devamla: Onlara ilk vereceğim şey, nurumu kalblerine akıtmaktır. İşte O zaman ben onlardan haber verdiğim  gibi onlar da benden haber verirler.  hyau Ulumid-Dîn, Cild-3, Sayfa 46)

       47- Rasûl-i  Ekrem  (Sallallahu  aleyhi vesellem)

"Adem  oğlu,  zikrullahtan  daha  ziyade kendisini Allah'ın  azabından koruyabilecek bir amel işlememiştir."Buyurdu

Ashâb:

      -Allah uğrunda cihad  etmek de  zikrullahın ye-  rini tutmaz mı?diye sordular.   Peygamberimiz  (Sallallahu  aleyhi vesellem):

      -Allah  uğrunda cihad da bu dereceyi  tutmaz. Ancak  kılıcınrılıncaya kadar    vuruşup, üç kılıç eskitirsen, yani ciddi ve devamlı harb hali ile bu dereceyi alabilirsin. 

hyau Ulumid-Dîn, Cild-1, Hadis No: 899, Sayfa: 847-848)

     48- [Allah (Azze ve Celle) buyuruyor]:

"Benimle meşgul olması kulumun en önem verdiği bir iş olursa, onun arzu ve lezzetini zikrimde kılarım.Bir de arzu ve lezzetini zikrimde kı­larsam, o artık bana aşık olur, ben de ona aşık olurum. Birbirimize aşık olursak onunla benim aramdaki perdeyi kaldırırım. Bu hâl artık onun umumi hali olur. İnsanlar yanıl­dığında o yanılmaz. İşte böyle olanların sözleri Peygamberlerin sözleri gibidir. Gerçek kahraman onlardır. İşte! Onlar o kişilerdir ki, yer ehline bir azab vermek istediğim za­man kendilerini  hatırlarım   da  azabtan  vazgeçerim." (Ramuz’ul Ehadis, Hadis-i Kudsî, No:6385 ;Müzekkin Nüfus, s. 416; Muhtar’ul Ehadis’in Nebeviye,, Hadis No:295)

       49- "Bîr kavim sırf Allah için, oturup Al-lah (Azze ve Celle) zikrederse, gökten biri ken­dilerine şöyle  seslenir:

    - Haydi  kalkın  affedildiniz, günahlarınız  sevaba  çevrildi.   (Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:4776)"        

 

       50- "Allah İmran oğlu Musa'ya vahyetti. Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)’in ümmeti için­de öyle insanlar vardır ki, her tepe ve vadide durup Şahadet kelimesi olan (Lâ ilâhe illal­lah) ile haykırıyorlar. Onlara vereceğim mükâfat peygamberlere verdiğim mükâfatın aynısıdır."

(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:1929)

       51- "Allah'ı zikretmek Allah'a sevginin belirtisidir; Allah'ın zikrinden hoşlan-mamak Allah'ı  sevmemekten ileri  gelir."

(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:5614)

     

     52- "...Ebân ibn-i Osman ibn-i Affân (Radiyallahu anhu)'dan; Şöyle demiştir:              

      Zeyd ibn-i Sabit (Radiyallâhu anhu) (bir defa) gündüz yarı (halîfe) Mervân (ibn-i el Hakem)'in  yandan çıktı. Ben:

     - Mervân  bu  (zamansız) saatte  Zeyd  ibn-i  Sâbit'e  mutlaka  sormak  istediği  bir  şey için ona  haber  gönderdi,  yanına  çağırttı,  dedim  ve (çağırılma  sebebini)  Zeyd  ibn-i Sabit'e  sordum.  Bunun   üzerine  Zeyd:

       - Mervân,  bize  Rasulullah  (Sallallahu  aleyhi  vesellem)'den  işittiğimiz bazı  şeyler sordu. Ben  Rasulullah  (Sallallahu  aleyhi vesellem)'den  şu  buyruğu  işittim, dedi:

Kim ki arzusu, amacı dünya olursa Allah o kimsenin aleyhine işini darmadağın eder, fakirliğini iki gözünün arasında kılar ve dünya (nimet ve malın)dan kendisi için (ka­derinde) yazılmış olan miktardan başka hiç bir şey ona gelmez. Kimin niyeti, arzusu ahiret olursa Allah o kimse için (dağınık) işini toplar (düzenler), zenginliğini kalbine yer­leştirir, dünya (nimetleri ile malı)da boyun   eğerek  ona  (rahatlıkla)  gider."

(Sünen-i İbn- Mâce, Cild- 10, Hadis No: 4105)

 

      53- "Ebû Davud'un, Huzeyfe (Radiyallahu anhu)'den rivâyet ettiği hadîse göre;

     Rasulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bu (zikrullah) halkanın ortasında oturan kimseye lânet etti (Orta­da   kimse  olmamalıdır)."

(Berika, Cild-5, Sayfa .334)

 

       54- "Miclez'den rivâyet edilmiştir: Adan biri halkanın ortasında oturdu ve bunun üze­rine  Huzeyfe  (Radiyallahu   anhu)  şöyle  dedi:

Halkanın  ortasında  oturan  kişi,  Muhammed'in  dili  (ifadesi)  ile  mel'undur veya Mu­hammed'in  diliyle Allah  ona  lânet etmiştir."

Bu  hadîs  hasen   sahihtir.   Ebû  Miclez'in   adı  Lahik   ibn-i   Hümeyd'dir.

(Sünen-i  Tirmizî, Cild-4, Hadis No:2900)

 

      55- Ahmed bin Hanbel, Ebû Davud, Tirmizî ve Hakim

’in Ebû Hureyre (Radıyallahu anhu) den rivayetlerinde Resûl-i Ekrem :

    “Le anallahu mencelese ve setal halgati…… ila ahir”

       Halka (teşkil eden cemaatin) ortasında oturan kimseye Allah’u teala lânet etsin. Buyurmuştur.

              Tirmizî’nin hasen ve sahih senedlerle rivayetinde; ada        mın biri halka meydana getiren topluluğun ortasında oturmuştu. Huzeyfe(Radıyallahu anhu) :

    - İşte bu adam Resûl-i Ekrem’in dilinde, mel’undur, dedi.    (İslamda Helaller ve haramlar, İbn-i Hacer el-Heytemi, C-1, S: 421-422)

 

  56- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimizin bizlere vasiyetlerinden biri de zikir meclisi olsun, ilim meclisi olsun hiç bir meclis halkasının ortasında otur-

mamamız hakkındadır.

   Ebû Davud merfuan şu hadis-i  anlatır:

       Hakk teala halkanın ortasında oturan  bir kimseyi lânetlesin.   [El Uhud’ul Kübra (İmam-ı Şa’ranî), S: 1002-1003]

 

     57- Peygamberimiz   (Sallallahu   aleyhi   vesellem):

         Kim Sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra oturup güneş doğuncaya dek Allah’ı zikrederse, sonra kalkıp iki rekat namaz kılarsa gerçekten bu kendisi için tam bir hac, tam bir umre sevabı gibi olur. (Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 5316)

 

         58- Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar bir yere oturup Allah’ı zikretmek iki köle azad etmekten daha sevimlidir.

         İkindi’den sonra oturup güneş batıncaya kadar  Allah’ı zikretmek, benim için İsmail soyundan dört köle azad  etmekten daha sevimlidir.  

(Gunyetüt Talibiyn, S: 870)

 

         59- Sabah namazını cemaatle kılan sonra da oturup güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikreden, daha sonra da 2 rekat (kuşluk) namazı kılan kişiye, tam bir hac ve umre evet tam bir hac ve umre evet evet tam bir hac ve umre sevabı verilir. (Hayat düsturları, S: 577)

       60- "(Allah'a yemin ederim ki,)

      Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar Allah'ı zikre­den bir cemaatle oturmamher birinin diyeti oniki bin olan İsmail ullarından dört köle azat etmeden benim için daha sevimlidir. Benim için ikindi namazından sonra gü­neş batıncaya kadar Allah'ı zikreden cemaatle oturmam, her biri

nin diyeti on iki bin olan İsmaîl oğullarından dört kişi (esirlikten kurtarmaktan veya köle) azat etmemden daha efdaldir.

(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 4275)

   61-"Sabah vaktinden güneş doğana kadar, oturup Allah'ı zikretmem, O'na tekbir getir­mem, O'na hamdetmem, O'nu tehlilde bulun-mam, O'nu tesbih etmem benim için, İsmail ullarından bir köle azat etmemden daha sevimlilidir.

   İkindi namazından güneş batınca­ya kadar Allah'ı zikretmem, benim için İsma- il oğullarından dört köle azat etmemden daha  sevimlidir."(Ramuz’ulEhadis,-Hadis No: 4276;Gunyetüt Talibiyn Sayfa 870)

 

        62-"Namazgahında, sabah namazından sonra, güneş doğuncaya kadar sabit bir  halde otu­rup Allahu Teâlâ'yı zikretmek, rık talep etmek için diyar diyar dolaşmaktan daha et­kilidir."

(Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:2340)

 

     63-Ebû Hureyre ve Ebû Saîd (el- Hudri) (Radi-

yallâhu anhu)'den rivâyet edildiğine göre; bu iki zat Peygamberimiz(Sallallahu aleyhi vesellem)'in  şöyle buyurduğunu  şahadet  etmişlerdir:

     -Bir mecliste  oturup da orada Allah'ı zikredenher (müslüman) cemaatı melekler  kuşatır, onları rahmet kaplar, üzerlerine sekînet (Allah'ın  rızası, vakar  ve sükunet) peyderpey iner ve Allahu  teâlâ katındaki (melek)ler arasında onlardan    (övgü    ile)   söz   eder."

 (Sünen-i İbn-i Mâce, Cild-9, Hadis No: 3791;Ramuz’ul Ehadis No: 6094; Kırk Mevzuda Kırk Hadis kitabı, Hadis No: 17, Sayfa 271)

     

      64-            Allah'ın zikredildiği her mecliste melekler bulunur ve    - Çok yapın, Allah size ihsa­nı ziyade eder derler.

    Sonra onlar kanatları yayıp havalandıklarında,zikirde araları