Yıkanmadan defnedilen Cenazeler :
1- Düşük veya ölü olarak doğanlar:
Hayat hakkına sahip olmayan düşük çocuklar ve normal doğdukları halde canlılık alameti görülmeyen yavrular sünnete uygun şekilde yıkanmazlar. Ancak Ademoğluna hürmeten alel usul yıkanıp kefenlenir, namazı kılınmadan defn edilir. (Dürrül Muhtar s.830; Haleb-i Kebir s.591; Tirmizî Cenaiz 42(1037); İbn-i Mâce Cenaiz 26(1508) ve neseî de rivayet etmiştir.)
2- Azası noksan olanlar :
Kadın mı erkek mi olduğu bilinmeyen (hünsa-i müşkil) kişi öldüğünde yıkanmaz, teyemmüm ettirilir. Kefenlenmesi kadın gibi olur. Bir kaza neticesinde başı ile beraber vücudunun yarısını kaybeden kimsenin cesedi yıkanmaz ve namazı da kılınmaz.Ancak temiz bir beze sarılarak defnedilir.
Cesedin yarıdan fazlası veya başı ile beraber vücudunun yarısı mevcud olursa sünnete uygun bir şekilde yıkanıp kefenlenir ve namazı da kılınır.
Sağ bir şahıstan kopan el, ayak, kol ve bacak gibi uzuvlar yıkanmaz, kefenlenmez ve namazı da kılınmaz. Sadece bir beze sarılarak gömülür.
Bilâl babam: bir insanın “Cenazenin”bir tek başı da olsa o başa cenaze namazı kılınır. Ezilmiş baş olduğu belli, vücudunun yarısından fazlası da var; yine cenaze namazı kılınır diye buyurdu.
3) İşledikleri suçlardan dolayı yıkanmıyanlar :
a) Meşru bir devleti yıkmaya çalışırken vurulup ölenler ,
b) Müslümanların yolunu keserek haraç almaya çalışırken vurulup ölenler.
c) Zulümleri ile isim yapmış olan kabilelerden, zulme teşebbüs esnasında vurulup ölenler,
d) Maksadlı olarak ev basıp adam öldürmeye teşebbüs ettikleri anda vurulup öldürülenler,
e) Murtad (Dinden dönmüş) ve bu hal üzere olanlar,
f) Varlığına vesile olan anne ve babasını kasden öldürenler ve bu suçdan dolayı kısas cezası ile canını verenler yıkanmazlar ve namazları da kılınmaz.
Yukarda altı madde halinde sıraladığımız suç sahipleri; bu suçları kuvveden fiile çıkarırken vurulup öldürülürse cesedleri birkaç testi sudan ve rahmet vesilesi olacak duadan mahrum kalırlar.
Kelime manası ile şehid: Allah yolunda savaşırken öldürülen ve bu savaşması da başkaları tarafından görülüp şahidlik edilen kimseye denir.
Allah yolunda öldürülenlere (şehidlere) “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz onu hissedemez, anlayamazsınız. (Sure-i Bakara Ayet 154)
4) Her türlü şöhret ve gösterişten uzak Allah yolunda savaşan ve mücadelesinin sonunda sadece Allah’ın rızasını kazanmak, doğup büyüdüğü vatanına karşı insanlık görevini yapmak ümidini kalbinde taşıyan insanlar için Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi Vesellem) buyuruyorlar ki :
Şehid için Allah katında altı mertebe vardır:
a) Şehadet şerbetini içer içmez mağfireet olunur,
b) Cennetteki yerini görür,
c) Kabir azabından kurtulur,
d) En büyük korku ve dehşetten (Fezâü’l-ekber: Büyük acıdan) emin olur.
e) Başına vakâr tacı konulur. Tac’ta bulunan bir tek yakut, dünya ve dünyada ki şeylerden daha hayırlıdır.
(Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi Vesellem) çok halim, yumuşak olmakla beraber vakarlı ve heybetli idi.)
f) Kendisine verilen dereceden dolayı tekrar dünyaya dönüp şehit olmak ister.(Tirmizî cild 7, sayfa 161)
Şehid kendi ehlinden yetmiş kişiye şefaat eder.(Ebû Davud,Cild-2, sayfa 15)
Cennetin kapıları kılıçların gölgesi altındadır. (Sahih-i Tirmizî, Cild –3, Hadis No: 1710; Sahih-i Müslim , Cild-6, Hadis No: 146(1902).
(Yukardaki yazı Mukadder yolculuk, Sayfa 49 – 55, arasından alınmıştır. Ayrıca Dürret’ül – Fahire Sayfa 140-143 de de vardır.)