Kadınların kocalarına olan muamelelerinin Adab-ı beyanındadır.
1. Kadınlar şer’i nikah ile kocalarına bağlı bulunduklarından onlara karşı yerine getirmeleri gereken bir çok önemli adab ve zikir beyan olunur.
Allah’a isyan olmayan bütün emirlerinde kocalarına itaat etmelidirler. Eğer bir kimse karısına isyan sayılabilecek bir hususu emrederse kadının ona itaati lazım gelmez. İsyan etmesi lazımdır. Nitekim
Hadis-i Şerif te:
“Halika isyanda, mahluka itaat edilmez. Buyurulmuştur. (Kütüb-i Sitte Cild-12, Hadis No: 4299; Sünen-i İbvn-i Mâce Cild-8, Hadis No: 2863; Buhari, Müslim, Dâvud ve Neseî’de rivayet etmişlerdir.)
2. Kocasına her bakışında, onu sevindirmeli ve neşelendirmelidir. Yani güler yüzle ve tatlı sözle karşılamalı ve bakmalıdır. Kocası evlerinde bulunmadığı zamanlarda, onun malını, ırzını korumalıdır.
3. Kocası ile herhalde iyi geçinmelidir. Hadis-i Şerif de:
“Kadının cihadı ve gaza sevabına nail olması; kocası ile güzelce geçinmesinde ve anlaşmasındadır.”buyurulmuştur (İhyau Ulumid-Dîn, Cild-4, Hadis No: 151, Sayfa 248)
4. Kocası için süslenmeli ve güzel kokular sürünmelidir. Kocasından başka birisi için süslenirse ateşdir, buyurulmuştur.
5. Malı ile kocasına yaptığı iyilikleri unutmalı ve ; - Sen benim şu kadar malımı telef ettin diye başına kakmamalıdır.
6. Kocasının darlık ve sıkıntı içinde bulunduğu, daha önceki varlık ve nimetlerini unutarak:
- Ben senden asla hayır görmedim. Daima böyle sefalet içindeyim….. diyerek nankörlük etmemelidir.
Fahri Alem (Sallallahu aleyhi vesellem) kadınlara bol bol sadaka vermelerini emretmiş ve:
“- Mi’raç gecesi, cehennem ehlinin çoğunluğunu, ümmetimin kadınlarının teşkil ettiğini gördüm. Buyurmuşlar ve kadınlarda
- Acaba hangi amellerden dolayı bu azaba müstehak oluruz diye sorunca :
- Lâneti çok söylediğiniz ve kocalarınızın nimetine nankörlük ettiğiniz içindir. Buyurmuşlardır.
7-. Evvelki kocasından olan küçük çocuğunu yeni kocasının yanına getirip ko- nuşturmamalıdır. Çünkü bu küçük yavrular, bazen babalarını anarlar ve bundan ikinci kocalarının içleri daralır ve ruhen elem duyarlar, bu yüzden iyi geçinmelerine de zarar verilmiş olur.
8-. Eğer kocalar başka kadınları da nikahları altında bulunduruyorlarsa, sırasının gayretine sabretmelidirler. Hatta Ezvac-ı Mutahharattan Ümmül Mü’miniyn Hazreti Sevde (Radiyallahu anha) validemiz nöbetlerini Hazreti Aişe (Radiyallahu anha) validemize bağışlamışlardır.
9-. Kocasından, kendisini boşamasını istememelidir.
Eğer kocası iyi, Salih bir kimse ise.
10-. Kocası öldükten sonra, başka bir kimse ile evlenmemelidir. Çünkü kadınlar en son hangi kimsenin nikahında iseler, cennette onunla beraber olurlar, buyurulmuştur.
11. Kendisi güzel ise, çirkinliğinden dolayı kocasını ayıplamamalıdır.
(Mecmâ’ul Adab sayfa 188-194 arasından alınan yazı burada sona erdi.)
Kadının Kocası Üzerindeki Hakları :
1- “…. Erkeklerin kadınlar üzerinde meşru hakları olduğu gibi, Kadınların da erkekler üzerinde (yine meşru olan) bir takım hakları vardır. Ancak erkekler kadınlara karşı daha üstün bir dereceye sahibtirler. Şüphesiz ulu Allah galib ve hükümleri yerli yerinde olandır.”
(Sûre-i Bakara Ayet 228)
2- Fakih Anlatıyor :
- Kadının kocası üzerinde beş hakkı vardır:
a) Kadınını sadece kendi işlerinde hizmet ettirmeli. Ona yabancı kimselerle başıboş çıkmaya izin vermemeli. Çünkü o korunup gözetilmeye muhtaçtır.Dışarıda islâmi kıyafetler dışında dolaşması günahtır. Ona örtünmeyi terk ettirmek bir mürüvvetsizliktir.
b) Kadınına lâzım olan bilgileri öğretmeli. Bilhassa abdest, namaz, oruç vs… hükümleri…
c) Kadınına helâl yedirmeli. Zira, Haramdan olan et, cehennemde yanacaktır, eriyecektir.
d) Kadınına haksızlık etmemeli. Çünkü O, yanında Allah’ın bir emanetidir.
e) Şayet kendisine karşı bir üstünlük taslamaya kalkarsa, bir daha öyle hatalı bir işe düşmemesi için, kendisine nasihat etmelidir. (Tenbihul-Gafilîyn, Sayfa 604)
3- Eğer bir kimseye, başka birine secde etmesini emredecek olsaydım, mutlaka kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed’in nefs-i yed’i kudretinde olana yemin olsun ki, kadın kocasının bütün haklarını vermedikçe, Rabbının hakkını vermiş sayılmaz. Kocası kadını ile cinsi münasebet kurmak isterse, o devenin sırtında dahi olsa onun arzusunu yerine getirmelidir. [Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 4434; Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5 Hadis No: 1853; İmam-ı Şa’ranî (El Uhudul Kübra ) Sayfa 404]
4- Ebû Hureyre (Radiyallahu anhü) den rivayet edilmiştir. Dedi ki:
Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:
- Mü’minlerin iman bakımından en kâmili ahlakca en güzel olanlarınızdır ve sizin iyileriniz kadınlarına hayırlı olanlarınızdır.” [Sünen-i Tirmizi Cild-2, Hadis No:1181; Riyazüs Salihiyn (Aslı ve tercümesi) Hadis No: 278, Sayfa 230; İmam-ı Şa’ranî (El Uhudul Kübra) Sayfa 403; Tenbihül Gafiliyn Sayfa 603; Seçme hadisler Hadis No:77, Sayfa 181.]
5- Muaviye Kuşeyri (Radiyallahu anhü) rivayet ediyor :Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ‘e sordum :
“- Ey Allah’ın elçisi!.... Kadınlarımızın üzerimizde hakları nelerdir? Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
- Kendiniz yediğinizden onlara da yediriniz. Üzerinize giyecek bir şey aldığınız zaman onlara da elbise alınız. Dövdüğünüz zaman yüzlerine vurmayınız. Onlara çirkin ve ağır söz söylemeyiniz. Kendi evinizden başka bir evde onları yalnız brakmayınız. (Nûra Doğru, Cild-2, Sayfa 971; Muhtar’ul Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 526, Sayfa 315; Kütüb-i Sitte Cild-10, Hadis No:3304; Sünen-i Ebû Davud , Cild-8, Hadis No: 2142, 2143,2144; Kırk Mevzuda kırk Hadis, Hadis No:10,Sayfa 476; Süneni İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No:1850; İhyau Ulumid-Dîn, Cild-2, Hadis No:200, Sayfa 128; Berika, Riyazüs Salihiyn, İmam-ı Şa’ranî, ve seçme hadislerde de rivayet edilmiştir.
6- Şöyle anlatılır:
Adamın biri Hazreti Ömer (Radiyallahu anhü)’e hanımını şikayete geliyordu. Hazreti Ömer (Radiyallahu anhü)’in kapısına geldiği zaman, Hanımı Ümmü Gülsüm’ün Hazreti Ömer’e bağırıp çağırdığını duydu.
Adam kendi kendine şöyle dedi:
“Ben hanımımı şikayete geldim. Ama onunda başında aynı belâ var. Dönerken, Hazreti Ömer (Radiyallahu anhü) onu çağırdı ve niçin geldiğini sordu.
Adam şöyle dedi:
- Ben kadınımı şikayete gelmiştim; Ama, duyacağımı duyduktan sonra vazgeçtim. Bunun üzerine, Hazreti Ömer (Radiyallahu anhü) şöyle dedi:
- Onun bende bazı hakları var, onun için söylediği şeylerin hepsine aldırış etmiyorum. Şöyle ki:
a) O ateşle aramda bir perdedir. Kalbim onunla sükûnet bulur. Harama dalmam.
b) O benim için bir hazinedardır. Evimden çıkınca, malımın bekçiliğini yapar, korur.
c) O çamaşırcımdır. Elbisemi yıkar.
d) Çocuğumun süt anasıdır.
e) O bana ekmek pişirir, yemek yapar. Bunu dinleyen adam şöyle dedi:
- Sana yapılan, bana da yapılıyor. Sen hoş görüp geçtikten sonra ben de hoş görüp geçerim. (Tenbihü’l Gafilîn, Sayfa 604-605)
1- Gücü yeterse her cinsi münasebette yıkanmalı. (Sünen’ün Neseî, Cild 1-2, Hadis No: 194; Sünen-i Tirmizî, Cild-1, Hadis No:108)
Hazreti Fatıma (Radiyallahu anha) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
- Ali bir gecede kırk ok atar, her oku ayrı ayrı toplayamam, yani her cimada ben bir kere yıkanmaya takat getiremiyorum. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Sen okların hepsini bir seferde topla. Yani Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bizlere kolaylık olsun diye; kırk cimanın sonunda bir sefer yıkan buyurdu.
2- “Her cima’dan sonra bir abdest alın. Buyurdu:[Sahih-i Müslim, Cild-1, Hadis No: 27(308), Sayfa 336; Sünen-i Tirmizî, Cild-1, Hadis No:141; Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 518]
Cimaya başlayacağı zaman :
Erkek Bismillah, Kadın errahman, erkek errahîm der. İkisi ortaklaşa Bismillahirrahmanirrahiym der. Bu denmezse doğan çocuğa şeytan ortak olur.
İkinci: Cünup olup tekrar cima ederse ona da şeytan karışır. Cünüp olsun veya olmasın her cinsî münasebette Besmele çekilmelidir. Aksi takdirde doğacak çocuğa şeytan ortak olur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
Bana Cebrail (Aleyhis-Selâm) kifit denilen bir kapla cennet yemeği getirdi yedim. Bana kırk erkeğin cinsi münasebet gücü verildi. (Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:85;Marifetname, sayfa 1094)
Ayrıyeten tevhidi çok yapmak, çok okumak erkekliğe kuvvet verir.Peygamberler ve evliyalar bunun için çok evlenmişlerdir.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Hazreti Hatice Validemizin üstüne evlenmedi. Hazreti Hatice (Radiyallahu anha) validemiz vefat edince dokuz veya onbir hanım aldı.(Mir’atı kâinat, Cild-1, Sayfa 572) Daha evlenecekti Allah'ü Tealâ kadın dünyalıktır, ona fazla heveslenme (Sûre-i Ahzab Ayet 52) emri üzerine evlenmedi.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhü) de
Fatıma validemizin üstüne evlenmedi. Fatıma validemiz vefat edince çok cariye aldı. Otuz altı evladı oldu. On yedisi erkek, diğerleri kız idi. (Mir’at-ı Kâinat, Cild-1, Sayfa 711-713)
“Vele nuhyiyennehû hayaten tayyibeh” Ona temiz bir hayat veririm. (Sure-i Nahl Ayet 97)
Bu hayatı ahirette verecek derler. Hayır dünyada verir.
“Lehümül büşra fil hayatid dünya”
Dünya hayatında iken kendilerine müjdeler vardır. (Sure-i Yunus Ayet 64)
Bilâl Babam buyurdu:
Dört şey insanı gençleştirir:
1- Elmayı bol yemek,
2- Ilık su ile yıkanmak,
3- Bakire kızla evlenmek,
4- Çıkaramadım
Derviş tam çalışır ise erkekliği kuvvet bulur. Bunlar bekarsa çok oruç tutmalı. Oruç şehveti kırar. Aşk-ı mecaziden de çok sakınmalıdır. Milletin kendini ruyada, huzurda ilhamla kendini iyi gördüğünü, söylediği sözün çıktığını, halkın üzerine akın etmesine aldanmayıp ibadetini artırmalı. Halkı unutup Hak ile beraber olmalı.
Sen halkı görürken kendi nefsini göremezsin. Kendi nefsini görürken, Rabbini göremezsin. Halk senin nefsinden sana perde nefsinde sana perde, Nefsinde Hakkı görmeye sana perde. Sen halkı unut, nefsini tanı. Nefsini de unut, Hakkı tanı, öylece Hakka vasıl ol. Vesselâm.
Sende senlik var iken,
Bilkim Hakka varılmaz,
Boş yere dökme yaşın,
Emeklerin hebadır.
Allah kadını kocasına, kocasını da kadına helâl kılmıştır. Bu kısıtlanmaz şöyle ki: Ömür boyu kocası da karısı da birbirine karşı soyunsa çok az mahzuru olabilir. Soyunmadığından dolayı harama baksa soyunmamasının yüzbin misli zararını görür.
“Geceyi ben size elbise yaptım.”(Sure-i Nebe Ayet 12)
Kadın kocasına, kocası karısına kapalı dursun, çıplak olarak görmesin” Bu söz kadını da erkeği de zinaya sevk eder. Bilhassa yaşlı erkek, yaşlı kadın soyunmadan şehvete gelmez. Allah’ın helâl kıldığı haram, haram kıldığı helâl edilmez.
3- Hastalıklı kadınla cima yapmak, erkeğe hastalık ve maraz getirir. Meğer ki erkeğin şehveti daha kuvvetli olursa sakıncası yoktur. (Bostan’ül Arifiyn, Sayfa 898)
4- Bazı tabipler yıkanmadan uyumadan önce cima işini tekrarlamayı iyi görmediler. Bize göre böyle yaparsa bir sakınca yoktur. Selâmet ümidi vardır. Bunun için Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in ruhsatı vardır. Halbuki o ümmetine çok şefkatliydi. Belli bir zararı olsaydı izin vermez
di. (Bostan’ül Arifîyn, Sayfa 898-899)
5- İnsanın ayakta cima yapması uygun olmaz. Zira bu bedeni zayıflatır. (Bostan’ül Arifîyn, Sayfa 899)
6- “Kadın sizin ekin tarlanızdır. Meşru yoldan tarlanıza nasıl dilerseniz. Öyle varın.”(Sure-i Bakara Ayet 223)
Çiftcinin tarlasını dikine yanına sürdüğü gibi sizde dilediğiniz şekilde meşru yoldan eşinizle cima yapın. Cimada hanımına sağdan bin soldan in.
Bir erkek bir kadına bakarsa, şeytan onu ona güzel gösterir. Onunla kendini azdırır. Öyle olan kimse karısı ile cima yapsın. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
- Yâ Ali! Harbe gideceğin zaman karınla cima yapma buyurdu.
7- Alimlerin ihtilafa düştüğü konulardan biri de şudur:
Bir kadın dünyada iki kocası olursa ahirette hangisinin olacak? Bazıları:
- Son aldığı kocanın olur. Bazıları da :
- O serbesttir. Hangisini isterse onun olur. Dediler. Rivayetlerde her iki görüşü de teşid eden (benimseyen) haberler gelmiştir.
Son aldığı kocasının olur diyenler, Muaviye ebû Sufyanın aşağidaki rivayetine dayandılar.
O Ebu’d Derda’nın vefatından sonra karısı Ümmü Derda’yı almak istedi. Fakat Ümmü Derda istemedi. Şöyle dedi:
- Ben Ebû’d Derda’nın Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’dan naklen şöyle dediğini duydum:
- Kadın ahirette iki kocasından son aldığının olur. Sonra şöyle dedi:
- Ahirette de zevcem olmanı istiyorum. Onun için benden sonra evlenme dedi.
Kadın serbesttir. Hangisini isterse onun olur, diyenler ise Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in zevcesi Ümmü Habibenin aşağıdaki rivayetine dayanırlar.
O Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’a şöyle sormuş:
- Yâ Resûlullah kadınların çoğu kez iki kocası olur. Ahirette hangisinin olacaktır.
- Serbest olur. Hangisi huy itibarile iyi ise. Daha sonra şöyle buyurdu:
- İyi huy sahibi, dünyanın ve ahiretin iyiliğini aldı. (Bostan’ül Arifîyn, Sayfa 920-921)
8- Azl: Bir erkeğin kadını ile münasebeti esnasında erkeklik suyu akacağı vakit dışarı çekip boşa akıtmaktır. Bu da kadının çocuğa kalma korkusu sonucu yapılır.
Kadının izni olursa azl de bir sakınca yoktur. Yahudiler bu işi kötü görürler, derler ki:
- Cahiliyet devrinde kız çocuğunu diri diri toprağa gömme adetinin küçüğüdür.
Bu manada Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu:
- Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza (meşru yoldan) istediğiniz şekilde yaklaşın.” (Sûre-i Bakara Ayet 223)
İbn-i Abbas (Radiyallahu anhü)’a Azl işi sorulduğunda şöyle dedi:
- Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in bu manada dediği bir şey olsaydı. Dediği anlatılırdı. Ancak ben Hak Tealâ’nın emrini söylerim. Sure-i Bakara Ayet 223.
Abdullah ibn-i Mes’ud’a bu azl işi soruldu. Şöyle anlattı.
- Allah'ü Tealâ bir kimsenin sulbünden gelecek nefsin misakını almış ise onun suyunu kadına akıttırır. Misak aldığı nefsi, ondan çıkarır. Bu durumda istersen azl yap, istersen yapma fark etmez
Ebû Said’il Hudrî (Radiyallahu anhü) Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ‘i şöyle anlattı:
- Ona azl işi soruldu. Yukarda anlatılanı anlattı. Rivayet edildiğine göre, İbn-i Ömer (Radiyallahu anhü)’e yukarda geçen ayetin tefsiri soruldu. Şöyle anlattı:
- İsterseniz azl yapın, isterseniz azl yapmayın. Ata, Cabir (Radiyallahu anhü) den şöyle anlattı:
- Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in zamanında azl yapardık. Kur’anda nazil oluyordu. Ama bizi bu azl işinden almadı. (Bostan’ül Arifîyn, Sayfa 875)
9- Utbe ibn-i Adi’s-Sülemi (Radiyal
lahu anhü) anlatıyor: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki:
- Biriniz hanımına temas edeceği zaman örtünsün. Eşekler gibi çırıl çıplak soyunmasın. (Kütüb-i Site, Cild-17, Hadis No: 6593; İhyau Ulumid-Dîn, Cild-2, Hadis No: 203, Sayfa 129, Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No: 1921)
Eğer gece ise gece örtü sayılır.
“Geceyi ben sizin üzerinize örtü yaptım”(Sûre-i Nebe Ayet 12) Ayetine göre gece o kadar mahzurlu değildir. Gündüz ise büsbütün haramdır. Yorganın altında yatmakta örtüdür. Evin perdelerini öretmekte örtüdür. Gece de örtüdür.
10- İbn-i Abbas (Radiyallahu anhü) dan demiştir ki; Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:
“- Eğer biriniz karısına yaklaşmak istediği zaman Allah’ın ismi ile - “Ey Allah’ım ! Bize vereceğin (çocuk) dan şeytanı uzak tut” der de sonra bu birleşmeden dolayı kendilerine bir çocuk verilecek olursa, şeytan o çocuğa hiçbir zaman zarar veremez.” (Sünen-i Ebû Davud, Cild-10, Hadis No: 2161; Nura Doğru, Cild-2, Sayfa 974; İhyau Ulumid-Dîn, Cild-2, Hadis No:202, Sayfa 129; Sahih-i Müslim Cild-4, Hadis No:116(1434), Sayfa 346; Sünen-i Tirmizi, Cild-2, Hadis No :1098;Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No: 1919; Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild-11, Sayfa 1812)
11- “Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki:
- İnsanlara dört hasletle üstün kılındım. Cömertlik, Şecaat, Çok Cima, Şiddetli yakalama yeteneği.”
Sofuluk yapıp ailesine yakın olmayanlarda bir çok ayrılmalara, bozuşmalara, daha fazla kötülüklere neden olur. Allah’ın emrettiği şeyi ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in sünnetlerini hiçbir zaman için yapmamak, kısıtlamak olmaz.
12- Biriniz ailesi ile gece temas kurduktan sonra yine yaklaşmak dileğinde ise her iki cima arasında bir abdest alsın. (Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:518, Kütüb-i Sitte, Cild-10, Hadis No: 3757; Müslim Hayz 27 (308); Sünen-i Ebû Davud, Cild-1, Hadis No:22o; Sünen-i Tirmizî, Cild-1, Hadis No: 141; Sünen’ün Neseî Cild 1-2, Hadis No:264; Sünen-i İbn-i Mace, Cild-2, Hadis No:587.)
13- Ey peygamber, eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” (Sure-i Tahrim Ayet -1)
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in aileleri birbirleri ile münakaşa ettiler. Resûlullah beni fazla seviyor, diğeri beni daha fazla seviyor gibi çok azıttılar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) de sizin hiç birinizin yatağına gelmeyip ayrı yatacağım deyince bu ayet geldi.
Yani siz Allah’ın helâl kıldığı güzel şeyleri kendinize haram kılmayınız. Buyurdu. Ailesinden uzak olanlar ve bu gibi durumlar bir çok geçimsizliklere sebep olur.
Haramı helâlı Allah’u tealâ’dan başkası tayin edemez. Bazı ham sofuların, sapık derviş ve şeyhlerin
”Biz dünyadaki şarabı, cennet şarabına çevirip içiyoruz. Biz namazı Kabe’de manen kılıyoruz” gibi sözlerle zındık oluyorlar. Allah’u tealâ sevgili habibine ve bütün halka haram ettiği şeyi hiçbir kuluna helâl etmez. Yine sevgili habibine yedi azan yere gelmeden kıldığınız namazı kabul etmem buyuruyor. (Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih Cild-2, Hadis No:451)
O azalar : iki el, bir alın, iki diz, iki ayak ucu yediside secde de yere gelir. Sevgili habibine böyle yapmadıktan sonra namazını kabul etmem desin. Bu saçma heriflerinde hiç bir azası yere gelmeden Kabe’de manen namaz kılıyorum demeleri kendilerini zındık eder. Allah’u tealâ’ya asi eder. Kâbe’de manen namaz kılınacaksa onu ilk defa peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’in yapması lâzımdı.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Hazreti Ali( kerremallahu veche)’ye sordu.
- Yâ Ali, beni sever misin?Hz. Ali:
- Severim Yâ Resûlullah.
- Aileni sever misin?
- Severim Yâ Resûlullah.
- Çocuklarını sever misin?
- Severim Yâ Resûlullah.
- İki sevgi bir arada olur mu?
- Olmaz Yâ Resûlullah.
- Yâ Ali sende sevgi üç oldu. Bunun cevabını isterim dedi. Hz. Ali eve geldi. Düşündü, bulamadı. Hz Fatıma (Radiyallahu anha) Annemiz sordu.
- Yâ Ali! Ne düşünüyorsun? Hz. Ali (Kerremallahu veche) meseleyi anlattı. Hz. Fatıma (Radiyallahu anha) Annemiz ded ki:
- Seni sevdiğim imanımdandır. Senden başkasının sözüne inanmam. Senden başkasına iman etmem. Sen ne diyorsan ona iman ederim. Senden fazla kimseyi sevmem.
Ailemi sevdiğim şehvetimdendir. Ondan başkasına şehvet gözü ile bakmam. Kalbimi, gözümü her şeyimi şehvet olarak kendi aileme bakarım.
Çocuklarımı sevdiğim şefkatimdendir. En fazla şefkati çocuklarıma yaparım. Bunların hiç birisi diğerine mani olmaz ve diğerini engellemez.
Hz Ali (Kerremallahu veche), Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’e geldi ve aynı sözleri söyleyince Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu:
- Yâ Ali bu senin işin değil. Sen bunları Tûba ağacının bir dalından duydun, öğrendin, geldin, demiştir. (Dört Büyük Halife kitabı, 10. menkibe, Sayfa 253)
Akla şöyle bir soru gelir:
- Erkeklik kuvvetli olursa insanı azdırması lazım. Halbuki bu erkeklik Allah’u tealâ’nın lutfundan olunca insanı ayıktıracak haller olur. Erkeklik kuvvetlenir demek: Allah’ın verdiği (hayati tayyibe) ibadetle Allah’ın nurundan gelen kuvvet kendine, insana Allah’ın menettiği şeyleri yaptırmaz. Allah rızasına çeker, iyi olur. Demektir.
Biz bu zamanda saliha kadın bulamıyoruz. Onun için evlenmiyoruz diyenlere:
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)’e evlendiği bir kadın gerdek gecesinde senden Allah’a sığınırım demesi üzerine O kadından Peygamberimiz (Sallalla
hu aleyhi vesellem) ayrıldı. (Mevahib-i Ledünniye Cild-1, Sayfa 689; Kütüb-i Sitte Cild-17, Hadis No: 6627; Sünen-i İbn-i Mâce, Cild-5, Hadis No:2050.)
Hazreti İmam-ı Hasan ‘ın evlendiği kadın Ca’de bint-i Eş’as bin Kays kendisini zehirledi. İmam-ı Hasan’ı şehid etti. Mir’at-ı Kâinat Cild-1, Sayfa 166)
Bu saydıklarımızın hangisini kınayacağız. Hangisi yanlış yaptı. Onun gibi yapacağız diyorlar. Bizler dîn-i hükümlerce her şeyde bunları kendimize örnek numune alıyoruz. Onun için hangi kadının oğlu, hangi kadının oğlundan daha Salih çıkacak. Bunu kimse bilemez. Ashabların hemen hepsinin baba ve annelerinin nikahı yoktu. Puta taparlardı. Ama oğulları en birinci ashab oldu.
Adem (Aleyhis-Selâm) ‘in Habil-Kâbil olayı :
Kabil, Adem (Aleyhis-Selâm) ‘e ve Allah’ın emrine karşı geldi. Hem Allah’ın emrine karşı geldi. Hem Allah’ın alma dediğini aldı. Hem de kardeşini öldürdü.
- Adem (Aleyhis-Selâm) bunların suçlarına ortak mı?
- Hayır. Sen de çocuklarının bazısı kötü çıkarsa , onların suçuna Allah seni niçin ortak etsin?
Nuh (Aleyhis-Selâm) ‘ın oğlu Kenan kendine asi gelip cehennemlik oldu. Buna karşılık puta tapan kafirin kendi cehennemlikdi ve nikah-ı da yoktu. Bazı çok iyi kimselerin de ailesini imansız ve cehennemlik yaptı. Bu Allah’u teâlâ’nın ilminin içinde olup kulların aklının yetiremiyeceği bir şeydir. Biz bunların hiç birisine bakmayız. Allah’u tealâ
“Etiy ullalâhe ve etiy ur Rasul”
Siz Allah’a inanıp itaat ettiğiniz gibi Resûluma da aynı inanın ve aynı itaat edin” buyuruyor. (Sure-i Nisa Ayet 13; Sure-i Maide, Ayet 92)
Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in evlenmesinin aksini yaparsak, hali ile Resûlullah’a itaat etmiyor ve Kur’an-ı Kerime karşı çıkıyoruz. Biz buna bakarız. Onun dışına bakmayız. Onların “Saliha kadın bulamadığımızdan evlenmiyoruz” diyenler çok yanlıştır. İslâm tarihi boyunca kafir memleketlerinden alınan kadın esirler ile Müslümanlar evlendi. Hatta kızları ile Müslüman olmadan evlendi Bu da Allah’ın emridir. Bu da bizim dinimizin hükmüdür. Kitaplı yani İncil, Tevrat, Zebura inanırsa o kadın alınır. Diğerlerinin kızları ancak cariye olarak alınır. Bu da Allah’u tealâ ve Peygamberimizin emridir Bizim dinimiz bu kadarlığa müsaade ediyor.
Bunlarda biz bu zamanda evlenmeyi tam dört dörtlük islâmı yaşayan bir kadın bulamıyoruz, diyorlar.
Sen ve Allah’ın ve Resûlullah’ın emir ve yasaklarını, sünnetini tam dört dörtlük yapıyorum dersen yalancısın. Çünkü evlenme sünnetini toptan bırakıyorsun. Allah’u tealâ’nın bütün emir ve yasaklarını Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) de tam dört dörtlük yapamıyordu.
Biz ise peygamberimiz’in yaptığının milyonda birini yapamıyoruz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sen benim sünnetimi yolumu tam tatbik edemediğin için seni ümmetliğe kabul etmiyorum derse ne yapacaksın.
Yukarda saydığımız zatlar; bu kadın tam dört dörtlük islâmı yaşamıyor, diye evlenmemezlik yapmadı. Bu dediğimiz iddiada olanların da yanlış olduklarını anlatmak istiyorum. Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın amin