Kocanın karısına karşı muamelelerinin adabı beyanındadır:

           

Aşağıdaki yazı Mecmâ’ul adab kitabında Sayfa 188-194 arasından alınmıştır.           

Kadınlar, nikah kaydı ile nefislerini kocalarına esir ve hapsettiklerinden, bu hapsin cezası olmak üzere yedirilip, içirilmeleri,

giydirilip kuşatılmaları ve bir yerde barındırılmaları gibi zaruri ihtiyaçlarını kendileri karşılamak zahmetinden kurtulmuşlardır. Bunların hepsini sağlamak kocanın üzerine farzdır.

            Ancak, kocalar onların zaruri ihtiyaçlarını sağlamakla değil, karılarına  din görevlerini de öğretmekle mükellefdirler.

            Nitekim Kur’anı kerimde :

            “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi  o ateşten koruyun”. Buyurulmuştur. (Sure-i Tahrim Ayet 6)

            Koca, karısını şeriat adabı ile terbiye etmelidir. Beş yerde dövmeye izin verilmiştir.

             1) Namazı terk ederse,

            2) Guslu terk ederse,

            3) Kocası için süslenmeyi terk ederse,

            4) İzinsiz evinden dışarı giderse,

            5) Kocası, birleşmek istediği zaman karşı koyarsa,

            Fakat şer’an dövmeye her ne kadar izin verilmişse de, nasihat ile tedip ve cezalarına sabır ile ıslaha çalışmak müstehabdır. (Yani daha iyidir.)

            Nitekim Hadis-i Şerif te:

            “Karısını ancak şerli olanlar döverler. Zira hayırlı olan ezaya sabreder”. Buyurulmuştur.

            Yüz sıfatullahtır. Allah’u teâlâ hadis-i Kudsi de buyuruyor ki:

            “Ben insanı kendi suretimde halkettim. (Kimyayı Saadet, Sayfa 47) Onun  için yüze tükürülmez, yüze vurulmaz. Her insanın sureti  Allah'ü Tealâ’nın sıfat suretlerinden birisidir.

            Dövülmeyi gerektiren beş kabahatten birisini işleyecek olursa, önce nasihat etmeli, eğer kabul etmezse o zaman dövmelidir. Fakat yüzüne vurmamalıdır. Eliyle bir kere vurduktan sonra şu duayı okumalıdır.

            “Eyyüher ricsü en necs-ül habiysü uhruç min bedenin tayibin “

            Bu dua bereketi ile şeytan o kadının vücudundan çıkar ve ahlakı değişir. Dövüldüğü gün kadının yüzüne gülmemeli ve birleşme teklif edilmemelidir ki, te’dib boşuna olmasın. Eğer bu dövülme ile de terbiye olmazsa,evinden dışarı olmamak şartı ile yatağına gitmemelidir.

            Kadını: “Sen çirkinsin.” Diye utandırmamalı, yediğinden ona da yedirmeli ve giydiğinden onu da giydirmelidir.

Hadis-i Şerif te:

            “Nikah, şefkat ve merhametlidir.” Buyurulduğundan kadınlar hakkında mürüvvet ve merhamet lâzım olduğu anlaşılmakta bu konuda da bazı adab (terbiye) beyan olunur:   

 

            1. Kadınların bütün ihtiyaçlarını karşılamalıdır.

            2. Yedirip, içirmede, giydirip kuşatmada gücü yetiyorsa bol ve geniş tutulmalıdır.

            3. Onlara daima hayır tavsiye edilmelidir.

 

Nitekim Hadis-i Şerifte:

            “Kadınlarınıza hayır tavsiye ediniz.”buyurulmuştur. Bu Hadis-i şerifte kadınları yardımcı edinmenin mendup (Şeriatca yapılması uygun olan) olduğuna işaret vardır.

Bir diğer Hadis-i şerifte de:

            “Kadınlar eğri kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Eğer doğrutmak istersen kırarsın. Eğer geçinmek istersen sen onlara yardımcı ol.” Buyrulmuştur.

            Onların ezasına sabredip Cenab-ı Hak tarafından kulun başına belâ edildiğine razı olmalıdır. Hatta kötü ahlaklı bir karısı olan Salihlerden bir kişiye :

            - Bu kadını neden boşamıyorsun? Diye sorulduğu zaman:

            -  Bu kadını fena ahlakı dolayısı ile boşasam ben de onun  gibi fena ahlâklı olurum. Hem de onu bu kötü ahlâkından ötürü kimse nikahına almaz. Kaldı ki, Bu kadın bana bir imtihandır. Eğer benim nefsim Salih olsaydı, bu kadın da saliha olurdu, diye cevap vermiştir.

            Pazarda bir at satılıyor, at çok kuvvetli ve  çok ucuz. Sebebini sordular

            - At kapar, deper dediler. O arada oradan geçen bir evliyaullah bunu gördü, sordu, öğrendi.

            - Atı ben alacağım,  dedi.  Atı aldı.

Atta kapma ve depme kalmadı. Çok itaatlı bir at oldu. Evliyaullah’dan hikmetini sordular. Buyurdu ki:

            - Biz halikimiza hakkı ile itaat edersek bizim emrimizin altında bulunanlarda bize hakkı ile itaat eder. Atın asi gelmesinin kabahatini sadece atta aramayacağız, buyurdu. Her şeyde böyledir. Her insanın idare edilme şekli ve yolu vardır. Eğer idare edilmiyorsa o idaresizlik sadece o adamda değil karşı tarafta da vardır.

           

Beyâzıd-ı Bestâmî hazretlerinin hanımı çok fazla sinirlenirdi.


Bir gün sinirinden : - Evi süpürmeyeceğim dedi.

Beyâz-ıd Bestâmî hazretleri:- Ben süpüreceğim dedi.

 Kadın:- Sana süpüttürmem, böyle kalsın dedi.

Beyazıd-ı Bestâmî hazretleri : - Niçin?

Kadın : - Sen evi süpüreceksin, benim kızgınlığım (öfkem) ne olacak?

En sonunda kadın:  - Ben senin sırtına bineceğim. Sen elinde süpürge öyle süpüreceksin, dedi.

Beyazıd-ı Bestâmî hazretleri, kadını yatıştırmak için aynısınıı yaptı.

            İmam-ı Âzam Hazretleri:

            - Her şeyin bir iyi tarafı vardır, iyi tarafını söyleyin, kötü tarafını söylemeyin. Buyurdu.

İmam-ı Âzam efendimizi ölmüş, kurtlanmış bir köpek leşinin  yanından geçirdiler. Kendisine :

- Kurtlanmış köpeğin iyi tarafını şimdi bul söyle dediler. İmam-ı Âzam efendimiz:

- Köpeğin dişleri güneşe karşı iyi parlıyordu, parlak dişleri vardı. Köpeğin iyi tarafı budur. Yani yine de yok demiyor. İdare eden idare edilenden daima büyüktür.

 Bilâl Babam:

- Ben bir Müride kızar, gönlünü almazsam, o da bana karşı kabahatli ise benim de Allah’u teâlâ’ya karşı kabahatlarım  vardır. Ben kabahatımdan dolayı onu affetmezsem Allah'ü Tealâ kabahatımden dolayı da  beni affetmez buyurdu.  

 

Hadis-i Şerif’te :

            “Siz nasıl olursanız, velileriniz de öyle olurlar.”

            Buyrulduğundan daima sabır ve rızada  bulunulmalıdır. Çünkü kadınından gelecek bir ezaya sabretmek, başkalarından gelecek yirmi ezaya sabretmekten evlâdır.

            4. Kadına o kadar sevgi göstermelidir ki, bütün mahlukat içinde ondan fazla kimseye sevgisi yokmuş gibi olmalıdır.

 

            5. Kadını ile şakalaşmalı ve oynaşmalıdır. Bunun mübah olanı bu şakaklaşma ve oynaşmada isyan olmasıdır. Nitekim Fahri âlem (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz :

            “Kadını ile cilveleşmek oyun sayılmaz.”

            Zira, kadını ile oynaşmak oyun, eğlence boşuna vakit geçirecek bir şey addolunmaz. Fahri âlem (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz bir defasında Ümmül-Mü’miniyn Aişe (Radiyallahu anha) validemizle müsabaka etmişler. Bir seferinde Aişe  (Radiyallahu anha) ve ikinci seferinde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz geçmişler ve bunun üzerine :

            - Benim geçtiğim bundan önce senin geçtiğine bedeldir, buyurmuşlardır.

            Bir kadın kocasını memnun edebilmek için ikisi bir oda da ayağa kalkıp oyun oynasa günahı yoktur.

 

            6. Kadının yanında ağır başlı ve heybetli bulunmalı, kendisini onun yanında hafif tutmamalıdır. Zira, karısının yanında onun heybet ve ciddiyeti gider ve artık kendisi iyilikte te’dib (terbiyesini verme) edeplendirme edemez.

 

            7.  Kadının hiyle ve aldatmasından emin olmamalıdır.Zira Kur’anı Kerimde :

            “Sizin (Kadınların) hiyleleriniz ne büyüktür.” (Sure-i Yusuf Ayet  28) buyrulmuş ve aynı zamanda:

            “Düşman düşmanındır” dahi varid olmuştur. 

            8. Onları korkutmaktan geri durmamalıdır. Nitekim Hadis-i Şerif de:

            “Asanı ehlinden bütün bütün kaldırma! Kamçıyı onların göreceği bir yere as ki, görüp basiret üzere bulunsunlar.” Buyurmuştur. 

            9. Kadının yanında daha çok susmaktır. Zira onlarla çok konuşmak kocanın haklarını kaybettirir.           

10. Kadınına Sûre-i Nûr!u öğretmelidir. Zira bu  Sûre-i  Celile de:

            Zinanın haddi ve özellikle Hazreti Aişe (Radiyallahu anha) validemizin ifk  (Bir suçu başkasına yükleme) kıssası bulunduğundan kadınlara öğretilmesi müstehabdır.

            11. Kadınları yabancıların görebilecekleri yerlerde oturtmamalıdır. Zira kendisine olan muhabbetine noksanlık gelebilir. 

            12. Kadına dînî ve şer’î  bilgiler vermelidir.           

13. Onların kötülükle ilgili bir hallerini görünce, derhal boşamalıdır.Hatta namaz kılmayan bir kadın ile geçinmektense onu boşayıp mehir ve nafaka borcu ile Allah divanına gitmenin evlâ olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır.             

Bunu Bilâl Babama sordular:

            - Kitapta beynamaz der. Beynamazın aslı binamazdır. Binamazın aslı da hiç namazsızdır. Her namaza kesinlikle karşı ise, hiç namaz kılmıyorsa o binamaz dediğidir. “Onunla konuşma ona buğz et” bu ve bu gibi hadisler hiç namaz kılmayanlaradır. Ama namazı bazen kılıyor, inkâr etmiyor, arada kaçırıyorsa ve ilerde kılacağım diyorsa bu beynamazdır. Bi namaz değildir.           

14.  Mescide, cemaate gitmeyi istediği zaman, izin  verilmelidir. Nitekim

Hadis-i Şerif te:  

            “Sizden birinizin kadını, mescide izin istediği zaman men etmesin.” Buyrulmuştur.

            Yalnız fitne yaratmamak için, ihtiyar bir kadın kılığında gitmesi lâzımdır. 

            15. Bazı işlerde onlara uymalı fakat ekseriya karşı koymalıdır. Zira Hadis-i Şerifte:

            “Kadına itaat nedamettir.”Buyrulmuştur.  

            16. İki  karısı olan bir kimse birisi ile birleşirken diğerine  işittirmemelidir. Zira bunu Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimiz yasaklamıştır.

             17. Ev işlerinde karısına yardım etmelidir. Nitekim Hadis-i şerif de:

            “Bir kimsenin karısına hizmet etmesi, Allah’ın gazabını mahveder. Hasenatı ve derecatı ziyade kılar ki, hurilerin mehridir. Evinde hizmet görüp, bundan utanmayan kimsenin  adı şehidler defterine kaydolunur. Gece ve gündüz Cenab-ı Hak ona şehid sevabı ihsan buyurur ve her bir adımı başına bir hac ve bir umre sevabı verilir. Vücudunda bulunan tüylerinin sayısınca cennette ona bir şehir ihsan  olunur. “buyurulmuştur.

 

            Abdullah ibn-i Mübarek bir gazada buyurdular ki:

            - Hala içinde bulunduğumuz amelden daha üstün amel nedir bilirmisiniz? Hazır bulunanlar:

            - Hayır bilmeyiz dediler. O zaman buyurdular ki:

            - İffet ehlinden bir kimse, gece çoluk çocuğu ile yatarken kalksa da uyuyanlardan üzerleri açılmış olan yavrularına baksa ve şefkatle onu örtse, bizim bu amelimizden daha üstündür.

 

Bir Hadis-i Şerif de de:

            “- Bir kimse ev işlerinde karısına yardım etse, Cenab-ı Vacib’ül Vücud  ona Eyyub, Davud, Yakub ve İsâ (Aleyhis-Selâm) hazeratının ecirleri kadar sevab ihsan eder.” Buyurulmuştur.