1

                                                                 
 

ÖNSÖZ

Babamız! Hacı Muhammed Hilmi Kutlubay Hazretleri  sağlığında  “Nikâh ve Cenaze işleri”  ile ilgili kendisine sıkca sorulan sorulara istinaden  bir kitap yazmak istedi. Daha sonra sağlık durumu nedeni ile başlamış olduğu bu kitabı düzenleyip baskıya hazır hale getiremediğinden dolayı iş bu cep kitabının gerekli düzenlemeleri yapılarak bastırılıp Ümmeti Muhammed’in istifadesine sunulmuştur.

            Hacı Muhammed Hilmi Kutlubay
     Oğulları
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


N   İ   K      H
 

Îman tazeleme  :

Bundan en az elli sene öncesine kadar  Câmi ve Mescid İmamlarımız  Perşembe’yi Cum’a’ya bağlayan gece (Cum’a gecesi) yatsı namazından sonra  dua’nın arkasından  îmam efendiler, aşağı­daki şekilde îman ve nikâh tazelerlerdi. Halen günümüzde  nadiren de olsa bazı imamlarımız da bunu veya benzerini yapmaktadırlar. 

Îman şöyle tazelenir :

Estağfirullah,estağfirullah,estağfirullah. El aziym, el keriym, ellezîy lâ ilâhe İllâ hû el-hayyel gayyume ve etûbü ileyh tevbete abdin, zâlimin li nefsihi lâ yemlikü li nefsihî mevten velâ hayaten, velâ nüşûrâ. Ve es elühüt tevbete  vel mağfirete lenâ. İnnehu hüvet-tevvabün  rahiym.

İlâhi yâ Rabbi! İlâhi yâ Rabbi! İlâhi yâ Rabbî! Hattı buluğumuzdan  bu ana gelinceye kadar bizim elimizden, dilimizden, gözümüzden, kulağımızdan, ve diğer azala­rımızdan sadır olan küfür, şirk, isyan, gıybet, iftira, hasılı her ne kadar günah-ı  kebâir ve günah-ı  segayir işledikse biz onların cümlesinden rücû ettik, bir daha işlememesine azm-i cezm-i  kast eyledik.

Peygamberlerin evveli Hazreti Adem (Aleyhis-selâm) âhiri bizim Peygam­berimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimizdir. Bunlar ve bunların arasında gelmiş-geçmiş bütün peygamberlerin hepsi haktır. Onlara Cebrail (Aleyhis-selâm) vasıtası ile indirilen emir ve nehiylerden bizlere haber verdiklerinin cümlesi haktır ve gerçektir. İnandık iman getirdik. Dilimiz ile ikrar, kalbimiz ile tasdik eyledik.

Âmentü billâhi ve bi mâ câ’e min indillah.

Âmentü bi Rasulillahi ve bi mâ câ’e min indi Rasûlillah.

Âmentü billâhi ve Melâiketihî ve kütübihî ve Rûsulihî vel yevmil âhiri ve bil kaderi, hayrihî ve şerrihî minallâhi tealâ vel ba’sü ba’del mevt. Hakkun  eşhedü en lâ ilâhe illallâhü ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûluh.

Üç defa; aşağıdaki dua okunur:

Allâhümme innî  ürîydü  en üceddidel îmâne ven nikâhe tecdîden bi gavli lâ  ilâhe  illallâh,  Muhammeden  Resûlullah.

Üçüncünün sonunda :

Hakkan ve sıdga ve sallallahu tealâ aleyhi veselleme Rasûluhun Nebiyya vel hamdülillâhi Rabbil  âlemiyn. Okunur.

 

 

 

 

 

 

Nikâh tazeleme : 

İmam efendi şöyle der:

Nikâhımızda şüphe vaki oldu ise, Nikâhımız altında bulunan hatunlarımız tarafından vekâleten, bizler tarafından asâleten eski mihr-i müeccel üzere aldık, kabul ettik. (Aldık kabul ettik sözü üç defa tekrar edilir.)

Zevvectü zevcectü iyyâye  

(Bu da üç defa tekrar edilir.)

Kâbul tuhâ der. Sonunda İmam efendi Eûzu – Besmele çekerek Yatsı namazının mihrabisi olan  Âmener-Resûlü’yü (Sûre-i Bakara’nın son iki ayetini) okur. 

Nikâh’ın üç şart vardır: 

1) İcab,

2) Kabul,

3) Tarafeynin rızası, 

İcab : Kıza gelip  şimdi zamanı­mızda mihir yerine geçen altın takma ve bunu bütün milletin duyması,

Kabul : Kız tarafının ve kızın rızası olup gelen dünürcüyü kabul etmesi, 

Tarafeynin rızası : 
 Her iki tarafın da rıza göstermesi. Yaşı; yirmi ikiden aşağı on sekiz olursa, anne-babasının da haberi olur, evlenirler. İkisinin yaşı yirmi ikiyi geçmişse anne-babasının hiç haberi olma­dan  kendileri nikâhlarını bir imam’a iki şahit ile kıydırabilirler. Yaşı onsekizden aşağı olursa, kızın gönlü olmasa da babası-annesi münasip görüyorsa nikahı yapılır. Çünkü çocuk sayılır, çocuk geleceğini bilemez. Babası-annesi daha iyi bilir. Nikâhta veya vekilliği alınırken kıza sorul­duğu zaman sükût ederse rızası alınmış olur, nikâhı kıyılır. 

Hadîs-i Şerif :  Sükut İkrardandır.

(Kütüb-i Sitte, Cild-17, HadisNo:6587) 

Nikâh’ın sebebi,  Rüknü ve şartı vardır.

Nikâh’ın Sebebi: İnsan nev’inin bekasına mütealliktir.

Nikâh’ın Rüknü: İcab ve kabuldur. Tarafeynden biri, nefsimi veya müekkilimi veyahut kızımı sana tezvic ettim demesi, diğerinin de: “ben de tezevvüc eyledim veyahut nefsim veya müekkilim veya oğlum için kabul ettim” demesidir. İcab ve kabul kelimesi bulunmadan, mihir tesbit edilme­den, nikâh kıyılamaz.

Nikâh’ın şartı : Evlenecek erkek ve kadının şer’i bir manisi olmaması ve akit anında onların icab ve kabule dair sözlerini işiten hür, mükellef iki müslüman şahidin veya bir müslüman erkek ile iki müslüman kadın şahidin bulunması gerekir. Allah’u tealâ’nın, Resûlünün veya meleklerin şehadeti ile nikâh kıyılmaz.

Nikâh’ın akdi: Mümkünse şeriatca yapılması uygun görülen hal Cum’a günü ve mescid içinde olmasıdır. İki bayram arasında dahi nikâh ve zifaf caizdir.

Nitekim Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadîs-i şerifinde :

“Nikâh’ı ilân edin, onu mescidlerde yapın.” (Mişkat’ül Mesabih, Cild-2, Sayfa 174) buyuruyor.

Evlenecek kimse hür, bâliği erkek ile  hürre-i bâliğa kızın veyahut kadının nikâhlarının akdi, şahidlerin huzurunda kendilerinin hazır bulunmaları ile yapılabi­leceği gibi vekâletle de icra edilebilir.

Bir kimse iki tarafında velisi veya vekili olarak yahut bir taraftan asil  ve diğer taraftan  veli, yahut bir taraftan veli, bir taraftan vekil yahut hem vekil ve hem asil bulunarak nikâhın  iki tarafında da görevlenebilir.

Bir kimse kendi fiiline, kendi işine şehadeti makbul değildir. Vekil  hem akid (nikahı yapan , akteden), hem şahit olamaz. Müekkilin  (vekil tayin olan)  müvekkil dahi hazır olursa bir şahidin bulunması yeterlidir.

Nikâh’ın Hükmü : Helâliyet, musa-heret (evlenme ile meydana gelen akrabalık) hürmeti verasettir. Evlenen kadın ve erkek aralarında şer’an evlemneye mezun (İzinli, izin almış) olupta nikahları kıyılınca birbir­lerinden müstefid (istifade etme) olur. Helâliyet budur. 

Şer’î   Nikâh   nasıl   kıyılır ? 

Nikâh’ı yapan kimse, evlenecek olan kızın veya kadının  veya vekilinin  ve şahitlerin, erkeğin veya vekilinin, şahitleri­nin, kız ve oğlan babalarının isimlerini yazar. Bu arada ortaya konan Mihri de bir kağıda kaydeder.

Meselâ: anlaşılan mihir (........Tl) olsun. Kızın adı Fatma, babasının  adı da Ahmet olsun. Erkeğin ismi Hüseyin, babasının adı da Ekrem olsun. Şayet kız veya erkek o meclis de yoklarsa vekillerinin isimleri yazılır. Nikah’ı yapan  önce tevbe-İstiğfar duasını okur. Sonra onlara  hitaben şu giriş duası yapılır:

Elhamdülillâhillezî  zevvecel   er-vaha bil eşbah, ve ehallen  nikâh’e ve harremes sifah,  ves-salâtü  ves - selâmü  alâ Resûlüna Muhammedinillezî beyyenel harâme vel mübah, ve alâ âlihi ve eshabihî ellezîne hüm ehlüs-salâhi vel felâh. 

Eûzübillahimineşşeytanirrâciym,Bismillâhirrahmanirrahiym.

Ve enkihul eyâmâ  minküm ves-sâlihiyne min ibadiküm ve imâiküm in yekûnû fugarâ’e yuğnihümûllâhü  min fadlihi. Vallâhu vâsıun alîm. (Sadagallâhul Aziym.) (Sure-i Nûr Âyet  32) 

Gâle Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) :

En-Nikâhu sünnetî femen rağibe  an sünnetî feleyse minnî” (Sadaga Resûlullah,) dedikten sonra ;

 Kıza sorar :
 Bismillâhi ve billâhi alâ sünneti Rasûlullâhi, Allah’u tealâ’nın emri, Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi  vesellem)Efendimiz Hazretlerinin sünneti ve amel de İmammız İmam-ı Âzam Ebû Hanife Hazretlerinin ictihadı ve hazır olan Müslümanların şehadetleri ile  siz :

- Fatıma  hanım Ekrem oğlu Hüseyin’i aranızda belli olan (.............Tl) Mihr-i Müeccel ile kocalığa kabul ettiniz mi ?  diye sorar.

Kız da :
- Evet kabul ettim. (Vekili ise vekâleten aldım,) der. 

(Bu soru ve cevap üç defa tekrar edilir.)

Nikah kıyan, bu defa Erkek tarafına Damad’a döner:

Bismillâhi ve Billâhi alâ sünneti Rasûlullâhi, Allah’u tealâ’nın emri, Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa  (Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz Hazretlerinin sünneti, ve Amelde İmamımız İmam-ı Âzam Ebû Hanife Hazretlerinin  ictihadı ve hazır  olan Müslümanların  şehadetleri ile siz:

-Hüseyin bey! Ahmet kızı Fâtıma’yı aranızda belli olan (......... Tl) Mihr-i Müeccel ile zevceliğe kabul ettiniz mi?  diye sorar.

 Damad da :
- Evet kabul ettim  (Vekili ise vekaleten aldım)der.

(Bu soru ve cevap üç defa tekrar edilir.)

Nikah kıyan bu defa da Şahitlere :

- Sizlerde duydunuz şahitsiniz değil mi? diye onlara da tasdik ettirir,  sonra şu duayı okur.

Allahümmec’al hazel akde meymunen mübareken vec’al beynehümâ ülfeten ve muhabbeten ve garârâ. Ve lâ tec’al beynehümâ nefreten ve fitneten ve firârâ. Allahümme ellif beynehümâ kemâ ellefte  beyne âdem’e ve Havvâ.  Ve kemâ ellefte beyne Muhammedin ve Haticet’ül-Kübra.  Ve kemâ ellefte beyne Âliyyin ve  Fâtımat’üz-Zehra.   Allahümme  e’tı lehümâ evlâden sâlihan  ve rızgan vasıan ve umren taviylâ. Rabbenâ heblenâ min ezvâcinâ  ve zürriyyâtinâ gurrete  e’yunin vec’alna lil müttegıyne imâmâ. Rabbenâ âtinâ fid-dünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve gınâ azâben-nâr.

Türkçesi :Allah’ım  huzurunda nikâhlanmış bulunan şu iki genci ömürleri boyunca Mes’ut ve bahtıyar eyle. Ömürlerine bereket, vücudlarına  sıhhat,  rızıklarına genişlik ihsan eyle. Kendilerine sâlih, dîne, vatana, millete  hayırlı  çocuklar ver. Kendilerini ve çocuklarını dünyevî ve uhrevî mutluluğa erdir. Onları zinâ afetinden koru, kurulmuş yuvalarını yıkılmaktan muhafaza buyur. Âmîn.  Allah rızası için el Fâtiha.