Boşanma : Üç çeşittir.
Sünnete en uygun olan boşanma,
Uygun olan boşanma,
Bid’at olan boşanmalar,
Sünnete en uygun boşanmalar :
Kişinin karısını temizlik halinde ve o temizlik halinde onunla cinsel ilişkide bulunmamışken bir talak ile boşayıp iddeti bitinceye kadar onu bir daha nikahı altına almamasıdır. (Yani üç ay on gün onu nikahlı saymayıp yatağına varmamasıdır.)
Zira Ashab-ı kiram (Radiyallahu anhü) karılarını hep bu şekilde boşuyorlar-
dı Onlara göre bu şekilde boşamak, kadını her bir temizlik halinde bir talak ile boşamaktan daha iyi idi. Hem de bu şekilde boşanan kadını eğer kocası pişman olursa bir daha alabilir ve kadının da zararı bu şekilde boşanmada daha azdır. Bunun içindir ki bu şekildeki boşanmaya hiç kimse mekruh dememiştir.
1- “Sünnete uygun olan boşanmada, kişinin kendisi ile gerdeğe girdiği karısını (üç talak tamam oluncaya kadar) her bir temizlik halinde bir talak ile boşamasıdır. [İslâm Fıkhı (El hidaye tercümesi), Cild-2, Sayfa 59]
Bu boşanmaların hepsi hemen hemen aynıdır. İlerde karının ıslâhı kendine dönmesi için ve onu da kendisi kabul edebilmesi için en uygun boşanma şekli budur. Allah’u tealâ üç ay on gün erkeğe ve kadına düşünme hakkı tanıyor. Ondan sonra ya tamamen bırakır, ya da o müddetten evvel alır.
2- Gebe olan kadını ise, cinsel ilişkiden hemen sonra dahi boşamak caizdir. Çünkü bu kadının iddeti doğum yapmakla bittiği için onunla cinsel ilişkide bulunmanın iddetini değiştirmek yönünden bir rolü yoktur,
İmam Ebû Hanife ile İmam Ebû Yusuf’a göre gebe olan kadını önce bir talak ile boşadıktan sonra birer ay ara ile iki kez daha birer talak boşamak sünnete uygundur. [İslâm Fıkhı ( El hidaye ), Cild-2, Sayfa 62]
3- İmam-ı Muhammed ile İmam-ı Züfer ise :
- Bu kadının yalnız bir talak ile boşanması sünnete uygundur. Ay halinde olan kadını boşamak haram ise de, eğer kocası onu boşarsa boşanmış olur. Zira kadının iddeti uzamasın diye onu ay halinde boşamaktan nehyedilmiştir. Bu ise o demek değildir ki; eğer kocası onu boşarsa boşanmış olmaz. Kocasının onu bir daha nikahı altına alması müstehaptır.
Zira Abdullah İbn-i Ömer (Radiyal-
lahu anhü) karısı ay halinde boşamıştı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Hazreti Ömer’e:
- Oğluna söyle de karısını bir daha nikahı altına alsın buyurmuştur. Sonra bu müstehablık ulemadan kiminin görüşüdür. En doğrusu şudur ki; Vacibdir.
Zira hem işlenmiş günahtan pişmanlık duymak vacibtir ve hem de Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bunu emretmiştir. Emir ise vücubda hakikattir.
Sonra ki ay halinden temizlenir ve bir daha ay haline girip, o ay halinden de temizlenirse o zaman kocası isterse onu boşar, isterse bırakır. [İslâm Fıkhı (El-Hidaye tercümesi), Cild-2, Sayfa 62-63]
4- ….Abdullah bin Mes’ud (Radiyallahu anhü) ‘ın sünnet (hadis) e uygun boşama hakkında şöyle söylediği kendisinden rivayet edilmiştir:
Erkek karısını her temizlik halinde (onunla cima etmeksizin) bir talakla boşar. Kadın üçüncü kez temizlenince (yine onunla cima etmeksizin) kocası onu (son bir talakla) boşar. Bu son boşamadan sonra (iddet olarak) kadına bir kere ay başı adeti görmesi gerekir. (Yani bir kere hayız görüp temizlenince iddeti bitmiş olur.) (Sünen-i İbn-i Mâce, Cild-5, Hadis No: 2021)
5- Kendisi ile gerdeğe girilmeyen kadın ise, temizlik halinde de, ay başı halinde de boşanabilir.
Eğer bir kadın küçük yaşta veya yaşlı olduğu için ay başı halini görmüyor ve kocası da onu üç talak ile sünnete uygun olarak boşamak istiyorsa, önce onu bir talak ile boşadıktan sonra birer ay ara ile iki kez daha birer talak ile boşar.
Zira bu kadın hakkında bir aylık süre, bir ay başı halini görmek hükmündedir. Cenab-ı Hak (Azze ve celle) :
Kadınlarınız için aybaşı halini görmekten kesilenler ile henüz aybaşı halini görmemiş olanların iddetini tayin edemezsiniz, bilin ki; onların iddet beklemesi üç aydır. (Sure-i Talak, Ayet 4)
Kişi ay hali görmeyen kadınla cinsel ilişki de bulunmuş olsun olmasın, onu istediği zaman boşayabilir.
İmam-ı Züfer: Eğer onunla cinsel ilişkide bulunmuş ise aradan bir ay geçmeden onu boşaması haramdır. Çünkü bu kadın bir aylık süre, bir kez ay hali hükmündedir. [İslâm Fıkhı (El-Hidaye tercümesi), Cild-2, Sayfa 61]
6- Ümmü Seleme (Radiyallahu anha) den rivayete göre , kocası ölen bir kadının akrabası onun gözlerinin ağrımasından endişe ederek Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’e gelip kadının gözlerine sürme çekmesine izin istediler. Fakat Resûl’u Ekrem izin vermedi. Şöyle dedi:
- O kadın iddet içinde sürme çekemez. Hem ey kadınlar! (Cahiliyet zamanında) sizden biriniz ( in kocası öldüğünde) en kötü elbisesi içinde ve evinin en fena bir tarafında bir sene beklerdi. (Koku sürünmez, kocasının bir sene matemini tutardı) bir sene tamam olupta yanından bir köpek geçip gittiği sırada kadın yerden bir deve tezeği (alıp kendi omuzundan arkaya) atardı. (Bu suretle mateminden çıkardı) Hulasa bu kadın kocasının vefatından itibaren dört ay on gün geçmedikçe gözlerine sürme çekemez. (Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild-1, Hadis No: 1841)
7- … Muhammed b. Ubeyd b. Ebi Salih, İlya ‘da ikamet ettiği sıralarda (şunları) söylemiştir. (Bir gün) Adiy b. Adiyy’l-Kindi ile birlikte (yolculuğa çıkmıştım. Nihayet Mekke’ye varınca (adiyy) beni Safiye bint-i Şeybe’ye gönderdi. (Safiye) Aişe’den (pek çok hadis )öğrenmişti. (Yanına vardığımız zaman Safiye bana şunları) söyledi:
Ben Aişe’yi Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ‘in :
- Öfke (veya Zorlanma) halinde ne boşama olabilir, ne de (köle veya cariyeyi) azad etmek, dediğini duydum derken işittim. Ebû Davud ded ki:
- Öyle zannediyorum ki, el-ğılak öfke demektir. Sünen-i Ebû Davud, Cild-8, Hadis No:2193)
Hanefi mezhebine göre: Bu ve benzeri hadislere göre öfke ile boşamak, boşama değildir, boşama olmaz. Öfke gelirse akıl gider, akıl giderse boşama sahih değildir.
8- Ebû Zerr-i Gıfarî (Radiyallahu anhü) den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir.:
- Ümmetimin yanılmasını, unutmasını ve zorlandığı şey (in günahın) ı Allah’u tealâ şüphesiz affetmiştir. (Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No:2043)
9- Ebû Hureyre (Radiyallahu anhü)
den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir:
- Ümmetimin gönüllerinden geçen (günah işleme) temayülleri (fiilen) işlemedikçe, yahut (dilleri ile) söylemedikçe, bir de onların zorlandıkları şeyleri Allah’u tealâ şüphesiz affeylemiştir. (Sünen-i İbn-i Mâce, Cild-5, Hadis No:2044)
10- Ey iman etmiş olanlar! İman sahibesi olan kadınları nikah ettiğiniz sonra da onları daha kendilerine temas etmeden evvel boşadığınız vakit, artık sizin için onların üzerine sayacağınız bir iddet yoktur. O halde, onları faidelendiriniz ve onları güzelce bir surette salıveriniz. (Sure-i Ahzab Ayet 49)
11- Abdullah ibn-i Ömer (Radiyal-
lahu anhü) anlatıyor:
Talak’us sünne (Sünnete uygun boşanma) kadını temizlik döneminde cimada (birleşme de ) bulunmadan yapılan boşamadır. [Kütüb-i Sitte, Cild-11, Hadis No: 4080; Neai, Talak 2 (6, 140)]
12- Muharrib ibn-i Disar, İbn-i Ömer (Radiyallahu anhü) den naklen anlatıyor:
- Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki:
- Allah’ın helâl kıldıkları arasında en sevmediği şey talaktır.
Bir diğer rivayette ise şöyle gelmiştir:
- Allah’ın en sevmediği helâl talaktır. [Kütüb-i Site, Cild-11, Hadis No: 4082; Ebû Davud Talak 3 (2177, 2178)]
Kadın boşama mübah, caizdir. Allah’u tealâ’nın müsaade ettiğinin içinde en kerih olanı Yani Allah’u tealâ’nın istemeyerek, sevmeyerek müsaade ettiği suşsuz bir kadını boşamaktır. (Süneni Ebû Davud, Cild-8, Sayfa 339)
Evlenme ve bosanma konusunda saka olmaz:
1- Yine Ebû Hureyre (Radiyallahu anhü) anlatıyor :
Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesel-
lem) buyurdular ki :
- Üç şey vardır ki, onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Nikah, Talâk, ric’at. [Kütüb-i Sitte, Cild-11, Hadis No:4087; Sünen-i Ebû Davud, Cild-8, Hadis No: 2194; Sünen-i Tirmizi, Cild-2, Hadis No: 1184; Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No:2039; Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:5354;
İslâm Fıkhı (El-Hidaye tercümesi), Cild-2, Sayfa 174]
2- Yemin-i Münakide de : Kişinin herhangi bir iş hakkında :”Ben falanca işi yapacağım” veya “yapmayacağım” diye ettiği yemindir. İşte bu yeminini kişi bozduğu zaman ona kefaret lazım gelir.”
Zira Cenab-ı Hak (Azze ve celle) :
Allah sizi rast gele yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. (Sure-i Maide Ayet 89) buyurmuştur:
Yemin-i lağv de: Kişinin geçmişte herhangi bir şeyin olduğunu veyahut olmadığını zannederek “Vallahi bu iş olmuş” veyahut “olmamış” diye yemin ettikten sonra yanılmış olduğunu anladığı yemindir. Bu yemin de Cenab-ı Allah (Azze ve Celle) den sahibini sorumlu tutmayacağını umarız.
3- Bizim dinimizde üç şey şakaya gelmez. Şaka ile söyledim dese de sahihtir.
a) Evlenme,
b) Boşanma,
c) Yemin etme, Bunların şakası olmaz. (Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No: 2039; Sünen-i Tirmizî, Cild-2, Hadis No: 1194; Sünen-i Ebû Davud, Cild-8, Hadis No: 2194; Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 3267-3268)
1- Bir cemaatte tam yetişkin bir kız ile bir oğlan ikisi de 22 yaşını geçmişse, oğlan Allah’ın emri ve Peygamberin sünneti ile ben seni aldım dese kız da Allah’ın emri ve peygamberin sünneti ile ben de sana vardım dese iki şahidde olursa tam hakiki nikah sayılır. Şaka ile söylemiştik deseler de olmaz.
Yine bir cemaatte şakayla “ ben karımı boşadım ayrıldım, kabul etmem, evli değilim “ gibi sözler söylese; yine onlar boşanmış, ayrılmış sayılır.
Bir de yeminin şakası yoktur. Ben bu yemini şaka olarak yaptım derse yanlıştır. Yeminin şakası olmaz.
Nikahta halka olmak, tevbe, telkın getirmek gibi şeyler sünnettir. Nikahta Mehir Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) zamanın da yapmış, Normal mehir çok fazla fakir olmadıktan sonra beş altın, bir de bir altının yüzde biri eski deyimle beşyüz bir kuruştur. Kendisi çok aşırı fakir değilse mehir, bu dediğimizden aşağı olmamalı. Zenginlik arttıkça kendisi mehri fazla yapar. Onun da nihayeti yoktur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) zamanında çok aşırı fakir olan ve mehir olarak hiçbir şey bulamayan Ashab’a Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sırtındaki abasının yarısını mehir sayıyor. Meselâ: Bir adam evlenecek, Peygamber (Sallallahu aleyhi vesellem) :
- Mehir vermesini söyledi. Adam:
- Mehir verecek hiç malım yok dedi.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) evine gitmesini bir demir halka, yüzük getirip kızın parmağına takmasını söyledi. Adam eve gitti. Onu da bulamadı. Adamın sırtında bir abasından başka bir şeyi yoktu. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
- Sırtındaki abanın yarısını mehir sayalım. Yarısı karının, yarısı senin dedi, öyle yaptılar.
Bilal Babam buyurdu ki:
- Nişanda takılan altınlar mehir sayılır. Nişanda kızın gönlü var, oğlanın da gönlü var. İkisi de rıza gösteriyor. İsterken de Allahın emri ile biz sizden akrabalık umuyoruz:
İşte senin kızın felanı, felanın oğluna Allah’ın emri ile istedik demeleri, onlarında bıunu kabul etmeleri, kızın da oğlanın da zaten gönlü var. Cemaatte şahid yerine geçer. Onun nişan nikah sayılır. Sünnetlerin hepsi yerini bulmadığı için yarım nikah derler. Nikah, Nikahtır.
Bazı kimselerin üçten dokuza boşadım demelerini tamamen ayrıldılar, birleşemezler derler. Bu yanlıştır. Kur’an-ı Kerim de Üç talağın üçünün birden boşanacağına dair bir ayet yoktur. Ama Sure-i Bakara Ayet 228 de
“Boşanmış kadınlar için üç ay bekleme müddeti vardır. Bu bekleme zamanında iki taraflı pişman olurlarsa, birleşmelerine mani olmayın” diyor.
Hanefi mezhebine göre: Bir insan çok öfkelenmiş, kendi kendisini zapt edemi-
yor veya ne dediğinin farkında olamıyor. Bu kimsenın aşırı derecede öfke ile söylediği sözler makbul değildir. Öfke gelirse akıl gider. O sözüne itibar yoktur. Onun boşaması da makbul değildir. Çünkü insanlar yanında da , öfke ile söylediğine de yine itibar yoktur.
Boşadığından sonra üç ay geçer. Bu üç ay içinde birbirlerini istemezlerse, ancak birleşmeleri için Hulle yapılması lazımdır.
Bir insanın üçten dokuza diye boşaması ile, evden kovması, istemiyorum gelmesin demesi bu sözlerin de şahitler huzurunda olması, kendisinin öfkeli olmayıp normalde olması halinde bunların hepsi de karısını boşamadır.
Bir insan böyle gelmesin istemiyo-
rum diye üç ay defalarca her ayda yine istemiyorum, gelmesin, kabul etmem gibi sözler söylerse, her ayda bir talağı gider. Üç ay sonra bunların birleşmelerine imkan olmaz.
Bilâl babama sordum:
- Bir insan boşasa tekrar birleşse iki talakla kaldı, bunlar birleşince tekrar üç talak mı yahut iki talak mı olur. Talak geri yerine gelir mi? Bilâl Babam :
- Giden talak yerine gelmez. Ancak birleşmelerine mani olunmaz. O da Sure-i Bakara Ayet 229 ayetine göredir.
- Yine karısını boşasa bir talak daha gitse, tekrar birleşseler, iki talakla birleşirler. İsterse aradan seneler geçsin, tekrar boşarsa ikinci talak gider. Bir tek bir talakla
kadın bir aydan fazla ayrılmamışlarsa ki her ay da bir talak gider. Bir talak kalır. O bir talakla da birleşebilirler. Yine birleşseler yine boşarsa tüm boş olur. Birleşemez, ister ayrı ayrı senelerde birer sefer boşasın. İster bir seferde boşasın aradan üç ay geçsin, boş olur
Biz Giresun’dan geldiğimizde bir mektep (okul) öğretmeni karısını üçten dokuza boşamış, tamamen boş olduktan sonra tekrar almış, ondan da çocukları olmuş, çocukları büyümüş. Çocuklara sizin babanız annenizi boşadı tekrar aldı. Siz zina çocuğusunuz demişler. O öğretmen çok yerlere gitti. Hepsi imkansız zinadır, dediler. En son Bilâl Babam ona:
Git onlara sor. Bir insan karısını tamamen boşasa ve onunla da tamamen ayrıldıktan sonra da geri alsa ne zamana kadar kendilerinin birleşmeleri zina olur. Ne zamandan sonra olmaz? Onlar cevap veremediler. Tekrar Bilâl Babama geldiler. Bilâl babam :
- İlk birleşmeleri zinadır. O da çok ağırdır. Ondan sonra ki zina olmaz. O adama tekrar:
- Sen nikah tazelemedin dediler. O sebepten zina olur. Halbuki onlar birbirini almış, varmış. Bunu da herkes duymuş. O adamı ikna için Bilâl Babam :
- Sen camiye gitmedin mi? Orada hoca cemaate nikah tazelemedi mi?
- Gittim tazeledi. O neden nikah olmasın? Nikahınız tamamdır, dedi. Bunun üzerine tekrar o alimlere babamın dediği gibi söyleyince kabul ettiler.
Nikahta üç şart vardır.
İcab, kabul, tarafeynin rızası bunlar yukarda teferruatı ile geçti orayı okunuz.
3- Yalnız şu izarım (futam) var dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
- Kendi izarını ona verdiğin zaman sen izar’sız kalacaksın. İmdi bir şey bulmaya çalış buyurdu. O adam:
- Bulamam dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
- Bir demir yüzük (alyans) bile olsa bulmaya çalış, buyurdu. Adam yine bir şey bulamadı. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Kur’anda ezberinde bir şey var mı?
- Evet, Falanca sure ve falanca sure dedi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
-- Kur’andan ezberinde olan sûre mukabilinde o kadını sana nikahladım, buyurdu. (Sunen-i Tirmizi, Cild-2, Hadis No:1120; Sünen-i İbn-i Mace Cild-5, Hadis No: 1889; Sünen’ün Neseî, Cild 5-6, Hadis No:3266, Sayfa 483; Sünen-i Ebû Davud Cild-8, Sayfa 2o6; Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild-11, Hadis No: 1803)
4- Kim karısını boşarsa veya sen bana haramsın (derse), evlenir veya evlendirirse, sonunda da (ben bunları şakadan yaptım) derse, Bu ciddidir. (Ramuz’ul Ehadis Hadis No:5354)