BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM
Hazâ Kitabül
Hadîs (Nebi Aleyhis-selâm) Bilâl-i Muhammed Nâdir, Rûmî 1360, Arabî 1363,
Mîlâdî sene 1944. GâzîAntep.
Euzubillahimineş-şeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahiym.
Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn.
Essâlâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ecmaîn.
Sonra malum ola ki bu kitabın yazılmasına
sebebler:
1- Evvelâ Cenab-ı Hakkın rızası olan amellerin
beyanıdır.
2- Onunla amel etmektir.
3- Tarikatın ne demek ve ne olduğunu beyanıdır.
4- Tarikatın delillerinin beyanıdır.
5- Tarikata nasıl suluk edileceğinin beyanıdır.
Bazı kimseler vardır ki bu
hususta şeriat ve tarikat babında çok münakaşa ederler. Fakat Sultan'ül Enbiya,
Burhanül Esfiya, Seyyidina Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesellem)
Efendimiz şu hadîs-i Şerifleri ve Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini acaba görmezler
mi? Halbuki:
(Sure-i Bakara, Ayet 41)
“Sizin yanınızdakini tasdik
edici olarak indirmiş olduğuma iman ediniz. Sakın onu ilk inkâr edenlerden
olmayın. Ayetlerimi az bir pahaya satmayın. Ancak (benim azabımdan) korkun.”
Hakk'ın ayetlerini kolay
bahaya sayarak kulaktan geçirmeyiniz, deyip tenbih eylemiştir.
Resulullah'ın hadîs-i
şerifleri de aynı öyle hürmet ve emirlerine tâbi olmak farz gibidir. Fahri Alem
Efendimize tâbi olmanın farz olduğu Ayeti Kerime:
(Sure-i Tegabün, Ayet 12)
“Allah'a itaat edin,
Peygamberede itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüze düşen apaçık
bir tebliğden ibarettir.”
54 Farzın 24. südür.
Allah'a ve Resûlüne itaat etmektir.
Bu farz olan itaatın şartı altıdır.
1- Ashabına
tabi olmaktır:
Hadîs-i Şerif:
«Benim ashabım yıldızlar gibi
bellidir. Her hangi birisine iktida edip uyarsanız hidayete erersiniz»
demiştir. (Berika, Cild 2, Sayfa: 270; Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 5622;
Kütüb-i Sitte, Cild 12, Hadîs No: 4368)
2- Sünneti
Seniyesine imtisal:
Hadîs-i Şerif:
Kendisine
benzedip, her ne sünnet işledi ise onu işlemektir.
Hadîs-i Şerif:
«Her kim sünnetimi ihya eylese, beni ihya eyledi ve beni sevdi, her kim
beni sevdi yani cennette benim iledir.» (Kütüb-i Sitte, Cild 11, Hadîs No:
4107; Hayatü's-Sahabe, Cild 1, Sayfa: 21)
Hadîs-i Şerif:
Her kim sünnetime uymaz, onu terk ederse, o kimse benden değildir.»
(Kütüb-i Sitte, Cild 1, Sayfa: 322; Marifetnâme, Sayfa: 498)
(Sure-i A'li
İmran, Ayet 31)
“Resûlüm de ki; Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi
sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve
esirgeyicidir.”
“Eğer siz Allah'a sevilmek ve sevmek isterseniz bana tabi olunuz ki
Allah'da sizi sevsin” diye buyurdu.
3- Resulullah'a
tâbi olmak:
Bid'at ehlinden
sakınmaktır.
4- Salih kimse
ile bulunmak, onlar ile beraber olmaktır:
Hadîs-i Şerif:
“Salihler ile kötülerin meclisi misk kokusu dükkanı ile demirci dükkanı
gibidir ki, miskcinin kokusu senin (üstüne) siner. Demircinin çıngıları, tozu
sana gelir.” (Mecme'ul Adab, Sayfa: 66)
5- Ümmetin
fesada gittiği vakitte:
Sünneti seniyelerinden birini ihya etmelerini kendine büyük ganimet
bilmektir.
Hadîs-i Şerif:
“Halk fesada gittiği zamanda Sultanı Enbiyanın sünnetini tutana yüz
şehid sevabı vardır. Çünkü o kimse kırmızı ateşi avuçlamış gibidir.”
(Hayatü's-Sahabe, Cild 1, Sayfa: 20; Berika, Cild 1, Sayfa: 235; Marifetname,
Sayfa: 497)
(Sure-i Fetih,
Ayet 10)
“Şüphe yok, sana biat edenler, muhakkak ki, Allah'a biat ederler.
Allah'ın yed'i (eli) onların ellerinin üstündedir. Artık kim ahdini bozarsa
kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine muahede de bulunduğu
şeyi yerine getirirse ona da (Allahu Teâlâ) büyük mükafat verecektir.”
“Ey Habîb'im! Senin elinden tutanlar biat edenler, Hakk Teâlâ'ya (biat)
eylemişlerdir, (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 440) buyurdu.
6- Sünneti
seniyyesine ittiba:
Sünnetine tâbi olup ve onun ile büyük devlete ermektir. Ve ihsan-ı
ilâhiyenin kendisine çok büyük olacağını Hakk'tan ummaktır.
Hadîs-i Şerif:
“Her kim sünnetimi okuyup, öğrenip tutanlardan ise Hakk Teâlâ ona dört
büyük mertebe verir.
1- Kalbi pak olan müslümanların kalbine, sevgisini koyar. Hep mü'minler
o kimseyi canı gibi severler.
2- Fasık, facir ve münafıkların kalbine de, bu kimsenin heybetini
düşürür. Bu kimseyi gördüklerinde kalblerine korku düşer.
3- Bu kimsenin geçimini kolaylaştırır. Rızkına genişlik verir.
4- Din yolunda gavi, sağlam olur. Bu kimsenin dîni kuvvetli olur.”
(Mecmaul Adab, Sayfa: 66)
Hulasa: Bu hadîsleri okuyup sonra yine onun sünnetine tamamı ile
sarılmak istemiyenlere vah (yazıklar) olsun.
Hadîs-i Şerif:
“Her kim sünnetimi tutar ise o kimse ümmetimdir, tutmayan ümmetim
değildir” buyurmuştur. (Kütüb-i Sitte, Cild 1, Sayfa: 322; Hayatü's-Sahabe, Cild
1, Sayfa: 21)
- Ya Resûlullah! Sünnetin nedir? diye İmam-ı Ali (Kerremallahu Veche)
tarafından soruldu.
Hadîs-i Şerif:
Aleyhis-selâtü
Vesselâm Efendimiz buyurdu ki:
“Şeriat: Emrim ve nehyim ve
söylediklerimdir. Her kim tutmaz ise, azaba müstehak olur.”
Tarikat: Kendim nafile olarak
işleyip size gösterdiğim yoldur. Her kim tutar ise yukarıda ki dört hasleti
Cenab-ı Hakk o kuluna verir. Dünyadaki budur. Batınında ve ahirette vereceği
daha çoktur.
Hakikat: Kendi hal'ımdır ki, onu
yalnız Hakk Teaâlâ bilir. Bazen zuhur eden hallardır.
Marifet: Sırrımdır.
Zikrullah:Daima
eşim, yoldaşımdır.
Namaz: Gözümün nurudur.
Oruç: Hüccetimdir buyurdu.
(Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa:369)
Hadîs-i Şerif'in böyle daha gerisi vardır. İşte Resulullah'a itaatın
şartı (aşağıdaki) bu altı şarttır.
Hakkı ile ümmet olmak isteyen bu altı şarta dikkatle devam eder.
Resûlullah'a tâbi olmanın altı şartı bir kimsede tamam olur ise Hadîs-i
Şerif'teki dört haslete sahib olur. Tâbi olmanın altı şartı şunlardır:
1- Ashabına
tâbi olmak.
2- Sünneti seniyesine imtisal edip onun yaptıklarını yapmaktır.
3- Resûlullah'a tâbi olmak, bid'at ehlinden sakınmaktır.
4- Salih kimse ile beraber (onun) maiyetinde
bulunmaktır.
5- Ümmeti fesada gittiği
zamanda sünnetinin birini ihya etmeyi kendine büyük devlet bilmektir.
6- Sünnetine tâbi olup bunun
ile büyük devlete ereceğine inanıp ve Hakk'tan onu ummaktır.
O dört devlet ki Allahu
Teaâlâ dünyada verir. Yukarı Hadîs-i Şerif'te buyurduğu şunlardır:
A- Cenab-ı Hakk Teâlâ o
kimseyi cümle müslümanlara ve mü'minlere sevdirir. Sevgisini onların kalbine
koyar. Hazreti Sıddık Hutbesinde hamdü senasından sonra Allah'a şükürler olsun
ki Allahu Teâlâ beni mü'minlere sevdirdi, demiştir.
B- Fasıkların facirlerin,
münafıkların, kafirlerin kalbine heybetini koyar gördüklerinde korkarlar.
C- Sünneti tutan kimsenin
rızkı geniş, bol olur, geçimi gavi olur. Hakk Teâlâ yardım eder.
D- Sünnetimi tutan kimse,
dîninde sağlam gavi ve metin olur. Kalbine kuvvet olur, her kim bunlara iman
edip inanmazlar ise kafir olurlar. İnanıp tutanlar buna ve bu devlete ererler.
Yukarıdan buraya kadar oku,
sonra kendi kendine insafla bir kere bak, tarikat ne imiş, şeriat söylediğimdir
buyurmuştur.
Fıkıh kitapları; hep
söylediğim şunu tutun, bunu tutmayın dediği şeylerin emrini ve nehyini
yazarlar. Hocalar fıkha devamları olduğu için nafile ve sünnetlere kulak
vermezler. Çünkü emri ve nehyidir. Tutmayanlara azab olur. Ama nafile
ibadetlere tutmayanlara azab yoktur. Fakat yukarıdaki devlette nafileyi
tutanlaradır. Halbuki fıkıh kitaplarında tarikata dair emirler ararsın, onda
bulamazsın. Tasavvuf kitaplarına bak! pirler ne demişler vesselâm.