Dervişlerin en ziyade
bilmeleri lazım olan en ziyade temel ibadet dört şeydir.
1- Allahu Teâlâ'yı bilmek,
2- Nefsini bilmek,
3- Şeytanı bilmek,
4- İbadetini ve mükafatını
bilmektir.
1- Evvela Allah'ı bilmek
şöyledir: Varı yok eder, yoğu var eder. Her ne isterse yapar. Yapamayacağı bir
şey yoktur. Bunun aksini şeytan söyler, Nasib ise olur, değilse olmaz der. Sen
bilirsin ki; Allahu Teâlâ dilediğini yapar, kimseye sormaz.
2- Nefsini bilmek: Nefse hiç
inanmamalıdır. Ne kadar büyüse yine küçüklük yapar. Daima kendi havasına çeker.
En büyük olsa yine hava olur.
3- Şeytanı bilmek: Bir kimse
ne kadar büyük olsa da şeytan alakasını ondan kesmez. Fırsat bekler, kuvvetli
zikir tesbih ve ibadeti bile olsa önüne geçer, şeriatına bakar şeriatı düzgün
ise yakın olamaz. Şeriatı düzgün değil ise musallat olur. Ağlar, yalvarır yine
ona musallat olur. Şeriatta ona gelecek delik kalmaz ise kurtulur.
4- İbadetini bilmek: İnsan
öyle bilmeli ki ibadetinin mükafatına kavuşacağına inanmaktır. Allahu Teâlâ
kula mükafatını her halde verecektir. Şeytan aksini söyler, kaderinde var ise
bakalım der. Ezelde nasib olmazsa çalışmak boştur der.
(Sure-i Hud, Ayet 107)
“Rabb'inin dilediği hariç,
gökler ve yer durdukça o ateşte ebedi kalacaklardır. Çünkü Rabbın istediğini
hakkı ile yapandır.”
Amma bilen kimse Allah
dilediğini yapar, kimseye sormaz. Başta Allahı bilmek yazılıdır. Ves-selâm.
Euzübillahinimeş-şeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahiym
Bu cemii bütün vaazların kitabıdır.
Elhamdülillahi Rabbil âlemîn.
Esselâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn.
-Hadis-i Şeriflerden 40 tanesini yazıp öğrenmenin fazileti nelerdir ?
Birinci Vaaz:
Elhamdülillah, Allahu Teâlâ
bu ümmeti bütün ümmetlerin üzerine efdal eyledi. Bütün Nebilerden yüksek olan,
Allahu Teâlâ'nın sevgilisi olan, Allahu Teâlâ'ya en yakın olan ve en gizli
sırlarını konuştuğu Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem) şefaat ve kerem
sahibidir. Allahu Teâlâ'ya şükür ki bizi ehl-i iman eyledi. Ve islam ile takva
ve ihsan eyledi. Onun hamdü şükründen gece-gündüz ve cemi vakıtlarde edenler
bile acizlerdir. Geceleri kalkıp çalışanlar, ibadet edenler, ihsanını daha
ziyade onlar anlarlar. Bütün Enbiyalar, melâikeler onun azami büyüklüğü
karşısında aciz kaldılar. Bu hususta akıllar hayran kalıp çocuklar gibi
ağlayıp, azabın şiddetinden yine ona sığındılar, titrediler, uğraştılar,
çalıştılar ve kitablar yazdılar. Ulemâ-i âmilîn ve Meşayıhı Kâmilin olup
şeriat, tarikat ve hakikat ve marifet yollarını bu ümmete öğrettiler. Ve onlar
Allahu Teâlâ'nın rahmetine gark olsunlar ve oldular. Nasıl olmasınlar kitab
yazanlar hakkında Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
buyuruyor ki:
İşte biz de buna güvenerek bu kitabı yazıyoruz.
Hadîs-i Şerif:
“Her kim ümmetimden kırk
hadîs öğrense, dîn işlerine ait Allahu Teâlâ onu âlim ve fukahalar ile beraber
mahşere götürür.” (Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 5134; İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 1,
Hadîs No: 15, Sayfa: 19; Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 309; Sayfa: 83; Sahih-i
Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 1, Sayfa: 253.)
Hadîs-i Şerif:
Diğer bir
rivayette:
“Allahu Teâlâ onu kıyamette fakih ve âlim olarak hesabını görür.” Yine
Efendimizden:
Hadîs-i Şerif:
“Ümmetimden her kim kırk hadîs-i şerif yazsa kendi ölümünden sonra
cennette benimle olur. Ben ona şahid olurum. Ona şefaatçi olurum.”
Hadîs-i Şerif:
İbn-i Mes'ud
buyurmuş ki:
“O kırk hadîs yazıp gerisine bırakan kimseye denir ki cennetin hangi
kapısından istersen ondan gir. Neyi görsen onu iste, verilir. Bir daha ebedi
çıkmazsın denilir.”
Ey kardeşim!
Eğer sende ilim varsa sen de yaz, bu devleti bul. Eğer ilim yoksa oku
ezber et. O da yoksa dînle ezber et. Kırk hadîs ezber edersen, sen de
Resulullah ile cennette olursun. Şefaatına kavuşursun. Allahu Teâlâ Kur'an-ı
Kerim'in de daima der ki:
(Sure-i Nisa,
Ayet 122)
“O kimseler iman ettiler, iyi işler yaptılar. Onları altlarından
ırmaklar akan cennetlere orada, ebedi kalmak üzere elbette koyacağız. Allahu
Teâlâ'nın vaadi haktır. Allahu Teâlâ'dan daha doğru sözlü kim vardır.”
“Sonra söyleyeceğini söyler. Yani sözüm iman edip inananlaradır.
İnanmayanlara azabım vardır der.”
Bizim de sözümüz bu Ayet ve Hadîslere inananlaradır. İnanmayanlar sonra
hallerini görürler. Çok pişman olur, başını yerlere vururlar. O kıyameti
kübraya varınca buradaki halimize hepimiz pişman olacağız. İbadet edenler,
niçin az yaptım der. İnanmayanlar, niçin inanmadım der. Amma ibadet edenler,
zevke sefaya ulaşır daha ziyadesini ister. İbadet etmeyenler, cehennemi görünce
melekler işte size vaad olunan cehennem budur, inanmadınız derler. İşte bu
kitabı Resul-ü Ekrem Efendimiz ile cennette olmak niyeti ile yazıyorum.
(Sure-i A'li
İmran, Ayet 173)
“Onlar ki,
İnsanlar onlara:
- Düşmanlarınız size karşı toplandılar. Düşmanlarınızdan korkunuz
dediler. Bu onların imanlarını artırdı. Allahu Teala bizlere kafidir. Ve ne
güzel vekildir, dediler.”
(Sure-i Hac,
Ayet 78)
“........... O bundan evvel
size «Müslümanlar» ismini vermişti. Ve bunda da Ta ki: Resûl sizin üzerinize
şahit olsun ve sizde insanlar üzerine şahitler olasınız. Namazı kılın, zekatı
verin ve Allah'a sarılın. O ne güzel mevlâ'dır ve ne güzel yardımcıdır.”
“Her hesabımız Allahu
Teâlâ'yadır. Ve ne güzel vekildir. Ve ne güzel sahibtir. Ve ne güzel yardımcıdır. Ona güvenen mahrum kalmaz.
Ona hamd olsun.”
Hadîs-i Şerif:
An Ömer ibn-i Hattab
(Radiyallahu anhu) Ebu Bekir'den başka o sahabelerin büyüğüdür. (Sahih-i Buhari
Tecrîd-i Sarih, Cild 9, Hadîs No: 1488)
“İnsanların yaptıklarının
hepsi niyetine göre olur.” (Ramuzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 1761)
“Niyeti olmayanın ameli de
olmaz.”
Hadîs-i Şerif:
İmam Ahmed Hanbeli
(Rahmet-ullahi aleyh) böyle buyurmuştur.
Her ne yapılacak ise niyetine
göre olur. (Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 30, Sayfa: 15; İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 4,
Hadîs No: 475, Sayfa: 660)
“Mü'minin niyeti amelinden,
yaptığından hayırlıdır.” (Ramuzu'l-Ehâdis, Hadîs No: 1761 Benzeri; Kütüb-i
Sitte, Cild 5, Sayfa: 70; Riyazü's-Salihin (Aslı ve Tercümesi), Hadîs No: 1,
Sayfa: 22)
Hadîs-i Şerif:
“Münafığın niyeti yaptığından
şerlidir.” (Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 30)