BİLAL BABAM'IN MEVLİD VAAZI

 

 

Bilâl Babam kendi teybine kendi sesinden verdiği mevlid okutma hakkında ki vaazıdır.

Şimdi size Mevlîd-i Şerif hakkında söyleyeceğiz İnşallahu Teâlâ.

Faslu fi beyani fadlı Mevlid'in Nebiy (Sallallahu teâlâ Aleyhi Vesellem)

Bu fasıl Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'nin Mevlîd'i Nebi'sini beyan eder.

 

Gâle Ebî Bekir Sıddık (Radiyallahü Teâlâ Anhü):

"Men enfega dirhemen ala graati Mevlîd'in Nebiy Sallallahü Aleyhi vesellem kâne refikın fil cenneti."

Türkçesi: Ebû Bekir Sıddık (Radiyallahü teâlâ Anhü) buyurdu:

- Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem harcasa cennette benim yoldaşım olur, diye buyurmuştur.

 

Gene "Ve gâle an Ömer İbni Hattap (Radiyallahü teâlâ) Anhü: Men azzama Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) Fegah ahyel islam.

Türkçesi: Ömer İbni Hattap (Radiyallahü teâlâ anhü) Hazretleri buyuruyor ki:

- Her kim Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)'in Mevlid'i Şerif'ini büyükleyerek, hürmetle tazim ederse o kimse İslamı ihya eder. Yani İslam'ı diriltir, demek diye buyurmuştur.

 

Gene "Ve gâle Osman (Radiyallahü teâlâ Anhü):

"Men enfega dirhemen graati Nebiy (Sallallahü aleyhi vesellem Feke ennema şehide gazvete Bedrin ve Huneyn."

Türkçesi: Osman (Radiyallahü Teâlâ Anhü) buyurdu ki:

- Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem, bir şey harcasa, sanki Bedir gazasında ve Hüneyn gazasında Peygamberimizle beraber bulunmuş gibidir. Yani Resûlullah (Sallallahü aleyhi vesellem) ile beraber o harblerde bulunmuş gibi olur, diye buyurmuştur.

 

Gene Hadîs-i Şerif'te buyuruyor ki:

"Ve gâle Aliy İbni Ebû Talip [Kerremallahu Vechehu, Radiyallahu teâlâ anhü]:

"Men azzeme Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) Ve kâne sebeben lî graatihi lâ yahrucu mined-dünya illâ bil iman ve yedhulül cennete bi ğayri hisap:"

Türkçesi: Hz. Ali (Radiyallahü teâlâ anhü, Kerremallahü vechehu) buyuruyor ki:

- Her kim Resûlullah (Sallallahü teâlâ aleyhi vesellem)'ın Mevlid'i Şerifi'ni hürmetle, tazimle okunulmasına sebep olsa, o kimse dünyadan iman ile çıkar ve hesap görmeden Cennete girer, diye buyurmuştur.

 

Gene "Ve gâle el Hasan'il Basri (Rahmetullahi teâlâ anhü) Hazretleri buyurmuş ki:

"Vedettü levkâne lî misli cebelin, Uhudün zeheben fe en-faktühü ala graati Mevlid'in Nebiy (Sallallahü aleyhi vesellem)"

Türkçesi: Hazreti Hasan'ıl Basri (Rahmetullahi teâlâ anhü) Hazretleri buyurmuştur ki:

- Ben severim ki Uhud dağı kadar altınım olsa, onu Mevlid'i Şerif okutmaya sarfetsem, Muhammed (Sallallahü aleyhi vesellem) için deyu buyurmuştur. Yani nolaydı benim Uhud dağı kadar altınım olaydı. Onu da Peygamberin Mevlîd'inin okutmasına sarfetse idim deyu buyurmuştur.

 

"Ve gâle Cüneyd'i Bağdad'i (Rahmetullahi teâlâ anhü, Gaddesallahu Sırrahu):

"Men Hadara Mevlid'in Nebiy (Sallallahü aleyhi vesellem) ve azzama gaderehu fegad haze bil iman."

Türkçesi: Hazreti Cüneydi Bağdadi Gaddesallahu Sırrahu Hazretleri buyuruyor ki:

- Her kim Mevlid'i Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) de hazır bulunsa yani Mevlid'i Şerif okunurken hazır bulunsa, hürmetle, tazimle, büyüklüğünü takdir ederek dinlese, otursa o kimse imanını kurtarır, diye buyurmuştur.

 

Gene "Ve gâle Mâruful Kürhî Gaddesallahü Sırrahu Men Heyyee taamen li ecri graati Mevlid'i Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) ve cemae ihvanen ve evgade sıracen ve lebi'se cediden ve tebahhere ve teattere tazimen bi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) haşarehullahi yevmel kıyameti maal firgatil ulâ minen Nebiyyin ve kâne fi alâ illiyyin."

Türkçesi: Hazreti Mâruful Kürhi Gaddesallahü Sırrahu buyurmuştur ki:

- Her kim Mevlid'i Nebiy Muhammed (Sallallahü Aleyhi Veselleme) okutmak için o niyetle yemekler hazır etse ve ihvanları çağırıp toplasa, ışıklar yaksa, yeni elbiselerin giyse ve süslense, güzel kokular saçsa, hürmetle, tazimle okutsa Allahu Teâlâ o kimseyi kıyamet gününde evvelki Peygamberlerin fırkası ile beraber haşreder. Onlar Alâ'yı illiyyin'dedir. Bu kimse onlar ile beraber olur diye buyurmuştur. Yani Peygamberler en evvel fırka olarak o yola giderler. Onun için o kimse Peygamberler fırkası ile beraber olur.

 

Ben Muhammed Bilâl Nadir, gördüğümü söyleyeceğim. Bu sahifeyi boş buldum. Giresun'a gittiğimde orada bir adam var idi. Bu adam öldü. Bunun iki ailesi vardı. Bu adamın aileleri yanıma geldiler. Bu adam ölmeden evvel bize dedi ki, dediler:

- Evi güzelce yıkayınız, bana temiz elbiseler giydiriniz, temiz gül yağı kokuları serpiniz. Benim yanıma Peygamberler, Evliyâlar geldiler. Yarın kuşluk vakti filan saat öleceğim. Erkenden suyumu kızdırın, durmayın gidin. Şimdi yine Peygamberler gelecekler, siz benim odama gelmeyin. Kefenimi alın, bunlar şimdiden hazır olsun, dedi diye söylediler, hazırladık. Kendi sağ iken eve girdik, güzel koku, evin içini kokuladık, Öyle olmuş ki koku dolmuş. Kapının yarığından içeriye baktık. Safi yeşil nûrdan başka bir şey görmedik. Evin içi görülmüyor, bir yeşil nûr görünüyor. Evin eşyası dahi görünmüyordu. Güzel kokunun, kokusu başımıza vurması bizi sarhoş gibi etti. İçerden çağırdı:

- Orada durmayın gidin. Biz odamıza geldik. Az sonra bizi çağırdı vardık:

- İşte şimdi gidiyorum, vakit geldi dedi. Şahadet getirdi, hemen teslim oldu. Biz buna şaştık, nedir bu? Rahmani midir? Şeytani midir? dediler. Ben dedim ki:

- Kocanız ne ile meşgul idi? Onun işi gücü ne idi? deyince dediler ki:

- O mevlîd okutmaya çok heveslenirdi. Kim mevlid okutursa onun hizmetini yapar, her şeyini, her muamelesini o görürdü. Mevlid'lerde hizmet ederdi dediler. Hakikaten ben de gördüm. Her kim Mevlid okutacak olsa onu bulur, çağırırlardı. Ona para verir, o her şeyini alır, o her hizmetini yapar. Ayakta durur hizmet ederdi. İşte bundan dolayı cümle Peygamberlerin üzerine Mevlîd'de dualar okunduğu için cümle Peygamberler bunun ziyaretine gelmişler dedim. Siz bunun için merak etmeyin dedim.

 

Gene "Ve gâle ahdi asrihi ve feriydü dehrihi el İmam-ı Fahrettîn-i Razi":

Yani kendi zamanında, asrında bir tek, bir tane olan kendi dehrinde ferid olan El İmam-ı Fahrettin-i Razi Hazretleri buyuruyor ki:

"Ma min şahsın garae Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem)":

Bir şahıs Mevlid'i Nebiyi okutsa (alâ melihi ev birrin ev şey'in aha minel mai mevkulati illâ zaharat) Bu uzun biraz bunun türkçesini söyleyelim.

Türkçesi şöyle: Kendi asrında bir tek olan İmam Fahrettin-i Razi Hazretleri buyuruyor ki:

- Bir kimse Mevlîd'i Nebiy'yi (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'i tuza, veyahut başka bir yenecek şeye Mevlid'i okursa, okuyup başka yeneceklerin içine katsa o yenecekler de bereket zâhir olur. Her ne şeylere ki bu katılırsa hiç sıkıntı ve zahmet olmaz. Allahu Teâlâ onlardan yiyenleri aff-ı ve mağfiret eder. Yani bu üzerine Mevlîd okunan şeyleri öbürlerine katarsa onlardan yiyenleri Allah affeder. Mevlid'i şerif'i suya okuyup, içenlerin kalplerine bin nûr ve bin rahmet girer ve bin de kötü şeyler kalbinden çıkar ve kalplerin öldüğü günde o adamın kalbi ölmez. Her kim Mevlid'i Şerif'i sikkeli bir para üzerine okusa, başka paralara katsa, ya altun, ya gümüş ona bereket olur. Sahibi fakir olmaz. Peygamberimizin bereketi hiç kesilmez. Şu halde Mevlîd'i Şerif okunurken yanına tuz gibi, su gibi, para gibi şeyler konulsa ve kullanılsa çok iyi olacaktır. Yani Mevlid'den sonra su içilse, tuz yalatılsa çok iyi olur.

 

"Ve gale İmam-ı Şafi Rahmetullahi men cemea Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) ihvanen ve heyyee taamen ve ahla mekanen ve amide ihsanen ve sale sebeben li graatihi bâ'sehullahü taala yevmel kıyameti maas Sıddıkin Şühedai ves- Salihin ve kûnû fi cennâtin naîm."

Türkçesi: İmam-ı Şafi Rahmetullahi Aleyhi buyurmuştur ki:

- Mevlid'i Nebiy Muhammed (Sallalahü Aleyhi Vesellem) için bir kimse ihvanları toplasa, yemek yedirse, yerler düzlese, düzeltse, güzel hizmet etse, okunmasına sebep olsa, Allahu Teâlâ o kimseyi kıyamet gününde Sıddıklar ve şehitler ile ve salihlerle haşreder ve cenneti Naim'de olur. Onlarla beraber olur. Bunları söyleyen İmam-ı Şafiî Rahmetullahi Aleyhi hazretleridir.

 

"Ve gâle sırrı sakatiy Gaddesallahu Sırrahu men gasada mevdian yekreu fihi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) Vegad gasada Ravzaten min riyazil cenneti ve ennehu ma gasade zalikel mevdû illel muhabbeti Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) vegad gâle (Sallallahü Aleyhi Vesellem) men ahabbenî kâne maye fi cenneh."

Türkçesi: Sırrı Sakati Hazretleri (Gaddesallahu Sırrahu) buyuruyor ki:

- Her kim Mevlid'i Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'i yani Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi Vesellem)'in Mevlid'ini okutmak  için bir yeri kast eylese, hazırlasa, niyet eylese, o kimse cennet bahçelerinden bir bahçe hazırlamış olur. Yani Mevlid okutmaya bir yer hazırlasa o kimse cennet bahçesinden bir bahçe hazırlamış olur. Çünkü bu hazırladığı yeri Resûlullah (Sallallahü aleyhi  vesellem)'in sevgisinin için hazırladı. Çünkü (Sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz buyurmuştur ki:

- Her kim beni severse cennette o kimse benimle beraber olur, diye buyurmuştur. Bu Mevlid'i böyle okuyan, okutan kimse Resûlullah (Sallalahü  aleyhi vesellem) Hazretleri ile cennette beraber olur. Burayı boş buldum, ben yazdım, yazıyorum.

 

Rasûlü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (Sallallahü teâlâ aleyhi vesellem) buyuruyor ki:

"Men ahabbeniy fegad  ahabballah, men ahabballah dahalel cenneh."

Türkçesi: Her kim beni severse Allahu Teâlâ'yı sevmiş oldu. Allahu Teâlâ'yı sevenin yeri cennet oldu. (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 434) O cennete girer demektir. Mevlid'i Şerif okutmakta ancak Resûlullah Efendimizi sevmekle olur. Ashab zamanında Resûl-i Ekrem Efendimizi evine davet etmeyi büyük devlet bilerek davet ederlerdi. Her müşkülleri hallolur, hayır bereket artar, evine feyz-i ilahi, rahmet-i ilahi dolardı. Biz de o zamanda bulunsaydık, biz de davet ederdik. Amma Mevlid okur veya okutursak aynı daveti biz de yapmış oluruz. Çünkü Cum'a günü getirilen Salâvat-i Şerifeyi bizzat kendisi alıyor. Öyleyse davete, Mevlîd'e  o da geliyor. Bunu yazan Bilâl:

"Ve gale Sultanül Arifiyn El İmam-ı Celâleddin-i Suyûtî (Gaddesallahu Sırrahu) Ve nevvere barihahu fiy kitabihil müs-semma bil vesail fiy şerhi şemayil ma min beyti ev mescidin ev mahilletin grue fihi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem) illa haffetül melâiketü zalikel beyti ev el mescid ev el mahilleti ve salletil melâiketi alâ ehli zalikel mekan ve amme humullahu bi rahmeti ver-rıdvan ve emma mutavvakunu binnûri"

Yani:

- Cebrâil, Mikail, İsrafil ve Azrail (Aleyhis-selâm) ve "innehüm yusallune alâ menkâne sebeben bi graeti Mevlid'in Nebiy (Sallallahü  Aleyhi Vesellem.)"

Türkçesi şu:  Ariflerin Sultanı İmam Celaleddin Suyutî Hazretleri (Gaddesallahu Sırrahu) (Allah sırrını takdis eylesin ve kabrini pür nûr eylesin). "Bil vesail" isimli kitabında "Şemayili Şerif" yazarken onun şerhinde şöyle buyurmuştur ki:

- Bir evde, ya bir mahalle de, ya bir camide, mescitte orada Mevlid'i şerif okunsa, orayı melekler sarar, O ev yahut mescit, yahut mahalleyi sararlar. Melekler Salâvat getirirler. Oradaki bulunan cemaate Allahu Teâlâ onlara rahmetini ve rızasını verir. Yani Melekler o cemaate dua ederler. Cenab-ı Hakk'ta onlara, onun duaları, o meleklerin duası üzerine rahmetini ve rızasını verir. O cemaate:

"Ve gale eyden ma min müslimin graetihi beytihi Mevlid'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi  Vesellem), İllâ refea Allahu Sübhanehû ve Teâlâ el gahdu, vel vebau, vel harku, vel ğarku, vel âfâtu, vel beliyyat."

Bunun manası yazılmamış burayı ben söyleyim.

"Vel gâle eyden": Aynı onun gibi söylediler.

"Ma min müslümin garee": Her hangi bir müslüman okur.

"Fi beytihi Mevlid'in Nebiy (Sallallahu aleyhi vesellem)": Evinde Mevlid'i Şerif okur.

"İlla rafea Allah Sübhanehu ve Teâlâ": Allahu Teâlâ Hazretleri ordan kaldırır. Neyi kaldırır?

"El Kahdu":        Kıtlığı,

"Vel veba":         Veba hastalığını,

"Vel hargu":        Yangını,

"Vel garku":        Suya gark olmayı,

"Vel Afat":          Afatı,

"Vel Beliyyat":    Belâları,

"Vel Buğzu":       Ordan buğzu, hasedi,

"Ve ayni sui":      Yani göz değmesinden,

"Vel nususi":       Hırsızdan,

"An ehli zalikel beyt": Bu evin ehlini onlardan Cenab-ı Hakk muhafaza eder.

"Ve izâmete hevven Allahu aleyhi": O kimse ölürse Allahu Teâlâ o kimsenin üzerine kolaylık getirir. Cevaben

Münkerin ve Nekirin: Münkir ve Nekir meleklerinin suali ve cevabı kolay gelir.

"Ve yegûdu mag'adi sıdgın inde melîkin mugtedir": Yani Allahu Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de der ki:

 

(Sûre-i Kamer, Ayet 55)

"Fi meg'adi sıdgın inde melîkin mugtedir" O melik muktedir olan Allahu Teâlâ'nın yakınında olur.

"Fe men erade tazimen mevlîd'in Nebiy (Sallallahü Aleyhi Vesellem.)"

"Her kim Mevlîd'in Nebiyye, Mevlîd'i Resûllullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'a hürmet etse

(Yekfihihi hazel kadrü) o kimseye o kifâyet eder.

"Ve men lem yekün indehu tazimü Mevlîd'in Nebiy (Aleyhis-selam)":

Her kim mevlîd-i şerife tazim etmezse, kıymet vermezse, (lev meleete lehül dünya fi methihi):

Eğer bütün dünyada onun methi senası ile dolmuş olsa bile, o kimse Allah'ın nazarında değildir.

"Lem yuharrek kalbihu": Onun kalbine hareket gelmez.

"Fil muhabbeti lehu": Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'in muhabbeti onun kalbine gelmez.

"Cealen Allahu ve iyyaküm Allahu": Sizi de bizi de onun muhabbetinden ayırmasın.

"Min men yuazzimuhu ve ya'rifu kadruhu": Her kim onu tazim eder, onun kadrini de bilirse.

"Ve min ahassi hassın muhibbihi": Her kim O'na hakkı ile muhabbet ederse.

"Ve edbahihi": Onun tâbilerine

Cenabı Hak Teâlâ hazretleri bizleri onlara uyanlardan etsin. Amin. "Yâ Rabbel alemiyn ve Sallallahu alâ seyyidina Muhammed ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn. İlâ yevmiddiyn salavatullahi ve selâmühu ecmaîn sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ. Hatta tenalû cenneten ve Naîmâ. Amîn ya muîn ve selâmün alel mürseliyn vel hamdü lillahi rabbil alemîyn" El Fâtiha.

İşte Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in mevlîd-i şerifine hürmet böyledir. Bu mevlîd'i şerif'in hakkında aleyhinde söyleyen hocalarımız var, vaazlarımız var. Bunun ne gereği var. Mevlîd'in ne gereği var, diyenler bunu okusunlar. Allah'tan korksunlar, Rasûlullah'tan utansınlar. Cenab-ı Peygamberimiz Muhammed Mustafa (Sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz Hazretlerini, Cenab-ı Hakk bütün kâinatı onun yüzü hürmetine yaratmıştır. Hazreti Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz Hazretleri buyuruyor ki:

- Allahu Teâlâ Ya Muhammed! diyor, eğer sen olmasan ben yerleri ve gökleri yaratmazdım. Senin yüzün hürmetine yarattım diyor. (İrşad, Cild 2, Sayfa: 446; Delâli-i Hayrat Şerhi «Kara Davud», Sayfa: 334)

Öyleyse Vehhabi mezhepli zındıkların, fasıkların sözlerine bakmayın, kendi imanınızdan itikadınızdan ayrılmayın. Çok kötü hocalar var, Vehhabi mezhepli, Vehhabi gidişatlı hoca olmuş, müftü olmuş, müderris olmuş, kendisinde takva olmadıktan sonra neylemeli, ehl-i takva olanları Allah korusun, Cenab-ı Hak Teâlâ ehl-i takva olan hocaları, müftüleri, müderrisleri, vaazları korusun. Cenab-ı Hakk onlara yardımcı olsun. Fasıkları da Cenab-ı Hakk Teâlâ Hazretleri islah etsin. Onları Cenab-ı Hakk doğru yola getirsin. Amîn


Mevlid-i Şerifi kim yazmıştır?
 

Bilâl Babam buyurdu:

- Derler ki: "Mevlîdi ilk yazan Süleyman Çelebi Hazretleridir. Ondan evvel mevlîd yoktu." Bu söz yanlıştır.

Mevlîd Hazreti Ebû Bekir zamanından beri okunmaktadır. Türkler müslüman olunca  Arapça olan kitapları Türkçeye çeviriyorlardı. Her zat bir veya bir kaç kitabın arapçasını türkçeye çevirip tercüme ediyordu. Mevlîd-i Şerif'i ilk defa Türkçeye çeviren, biraz da geliştiren Süleyman Çelebi Hazretleri olmuştur. Şimdi iyice düşünmek lazım. Ashab bu güne kadar Peygamberimizin yıkandığı suyunu, nalinini, mektubunu, ayak izini, sakalının telini, hepsinin tarihçesini öğrenip, yazıp saklayıp muhafaza ediyor da Allahu Teâlâ'nın Habîbi, âlemlerin efendisi, Peygamberlerin baş tacı, âlemlere rahmet olan, canlı cansız her şey onun yüzü, gözü hürmetine yaratılan, meziyetleri yazmakla, saymakla bitmeyen Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in en büyük seferi (yolculuğu) olan Arş-ı A'la'ya gitmesi mevlîdde yazılmayan  daha bir çok halleri olan Peygamberimizin mevlîdinin elden ele, dilden dile söyleyip hürmetle, tazimle okumazlar mı?

Ashab bizden çok büyük diyoruz, Onlar Peygamberimizi (Sallallahu aleyhi vesellem)'i herkesten fazla seviyorlar. Onlar hiç mevlîdi okumazlar mı? Asıl onlar okurlar. Peygamberimize en fazla kıymeti Ashâb verir. Canlarını esirgemeyip her zorluğa Allah için, Rasûlullah için katlanmışlardır.

Peygamberimizi Ashâb evlerine davet etmeyi kendilerine çok büyük bir nimet bilirlerdi. Peygamberimizin geldiği evde hayır, bereket eksik olmazdı. Birçok mucizeleri görülür, müşkülleri hallolur, o evde dirlik, düzen, hayır, bereket çok olurdu. Bunun için ashab Peygamberimizi davet etmek için sıraya girerlerdi. Hazreti Osman (Radiyallahu anhu) Peygamberimizi evine davet edince kendine baktılar ki Peygamberimizin ayaklarına bakıyor. Hikmetini sordular; buyurdu ki:

- Peygamberimiz evinden çıkıp bizim eve gelinceye kadar kaç adım attıysa onun sayısı kadar kurban keseceğim, dedi ve kesti. Kitabımızda Hazreti Cabir'in Peygamberimizi nasıl davet ettiğini yazmıştık; öyle davet ederlerdi. Biz de o zamanda olsak aynı daveti yapardık. Ne yazık ki o zamana yetişemedik. Şimdi biz, Peygamberimizin namına fakir, fukaraya yemek yedirir. O'nun hürmetine mevlîdde kokular serper, O'nun doğumunu, yaşantısını, miracını över, söyler. O'nun namına Kur'an okutur, dualar eder. Peygamberimizin doğumunda ayağa kalkar salâvatı şerife, tekbir getirirsek, o sahabilerin aynı yapmış olduğu daveti bizde yapmış oluruz. Şimdi bile bir insanın namına onun sevgisine, hürmeten onu överek, onun sevdiğini davet edersek onu davet etmiş sayılmazmıyız. Bu da aynısı davet sayılır. Allah'ım öyle kabul etsin, ederde inşallah. (Amîn.)