BİLAL
BABAMIN MEKTUBU
Bilâl Babam iki sene İstanbul'da bulunduğu
sürede gördüğü bir rüya üzerine Medine Bacıma bu mektubu yazıyor. Mektubun
aynısını arkadaşların yazmasını, içindekilere dikkat edip onunla çalışılmasını
yazıyor. Bu mektubun çoğaltılmış olanından bir tanesinin aynını yazıyorum.
Bilal Babam buyuruyor ki:
Rüyâmda şöyle gördüm. Bilmediğim kimseler
tarafından duânızın kabul olması için Esma-ül Hüsna'yı oku dediler. Şöyle ki:
Her Esmâ-i
Şerîfe sonuna kadar yüz defa okunacak her birini 100 (yüz) adet okuyunuz ve
bana da okuttu. Size de gönderiyorum. Siz de böyle okuyunuz.
Bismillahirrahmanirrahiym.
Allahümme inniy
es'elüke ve euzu-bike ve tevesselü ileyke ve eteveccehu ileyke ve etedarrau
ileyke bi esmaikel husnâ.
100 kere Ya Allah,
100 kere Ya Rahman,
100 kere Ya Rahiym,
100 kere Ya Mâlik,
100 kere Ya Guddus,
100 kere Ya Selâm,
100 kere Ya Mü'minü,
100 kere Ya Müheyminü,
100 kere Ya Aziz,
100 kere Ya Cebbar,
100 kere Ya Mütekebbiru,
100 kere Ya Halig,
100 kere Ya Bariu,
100 kere Ya Musavviru,
100 kere Ya Gaffaru,
100 kere Ya Vahhab,
100 kere Ya Reşîdu,
100 kere Ya Sâbiru.
Böylece sonuna kadar okur.
Hepsinin
okuduğu yüze tamamlanır. Ayrıyeten cum'a hatminde aynısı okunur. On kişi olursa
on'ar tane okur. Çeken adamın azlığına çokluğuna göre taksimat yapılır.
Hepsinin ki yüz'e tamamlanır. Cum'a hatminde ise hepsinin ki yüzonbir'e
tamamlanmalı. Hatim olmazsa bile böylede hatimdeki gibi okumaya Bilâl babam
müsade etti.
Sonunda:
Hüvallahül vahidül ahadüs samedü ferdillezi lem
yettehiz sahibeten vela veledün lem yelid velem yuled ve lem ye künlehu küfüven
ahad. Lehül Esmâ-ül Hüsnâ, ves-sıfatül ulya, velehül meselül âlâ, fis-semavati
vel ardı ve hüvel aziyzül hakiym. Leyse kemislihi şey'un fis semavati vel ardı
ve hüves semiyul alîm.
Bundan sonra duâya el kaldırılıp evvelâ ümmeti
Muhammed'in selametine ve Dîni islâmın selâmetine ve şeref bulmasına gözlerini
yumarak duâ etmeli. Dîn düşmanlarından başkasına beddua etmemek şartıyla
muhakkak kabul olacaktır. İşte böylece hem dîn, hem dünya ve hem ümmeti
Muhammed için duâ edilirse kabul olur. İnşallah.
Kızım Medine hanım ve Durdu Hoca sizler de aynı
yazıp alınız. Medine kızım, Çakmaklı Ahmed Efendiye göster ve belli gecelerde
okunursa çok iyi olur. Bilenler bilmeyenlere göstererek okumalıdır. Kur'an'da
da vardır.
(Ve Lillâhil esmâül hüsnâ fed'û hu bihâ....) (Sure-i Araf, Ayet 180)
Bir
veya bir kaç Esmâ'ül-Hüsnâ'yı dünyaca şu işim şöyle olsun diye okumak haramdır.
Esmâ'ül Hüsnâ'yı bir veya birkaçını düzensiz binlerce defa okumak evham, korku
sıkıntı, vesvese, bunalım, gözüne korkutacak şekilde görünücek şeyler vs…
gelir. Dahada devam ederse kafayı oynatır. Zamanemizde böylesi kimseler çoktur.
Kur'an-ı Kerim'in içinde Esması çok olan ayetler var. Bunları da yüzlerce binlerce defa aynı günde
okumak veya izinsiz okunursa, bu da evham, korku vesvese, sıkıntı, bunalım
verir. En sonunda kafayı bozar. Şeyhların bu esmaları müritlerine çekdirdiklerini
ve büyük derece aldıklarını okuyup bizde çekelim derler. Bu da çok yanlıştır.
Hakiki bir şeyh çalışmak isteyen müridini çilehaneye koyar. Orada her gün
konuşur, kontrol eder, çektirir. Evham, korku, vesvese vs.. gelince o dersini
azaltır yerine salavatı şerife ve “Lâ ilahe illallah” ve daha başka tavsiyeler yapar. O korkular
müritden geçince tekrar esmayı çoğaltır, çektirir. Huzuru Rabıta:
Allahu
Teâlâ'ya Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e, Pirine, şeyhina yapmayı
tavsiye eder. Onların manevi yardımıyla ve şeyhin zahirde azaltıp çoğaltması
ile onları çeker, yetişir. Tıpkı yoğun bakıma giren bir hastanın misali gibidir. Yoksa rast gele Esma'yı ve Kur'an-ı
Kerim'in bazı ayetlerini çok fazla okuyan kafayı bozar. Bir de yoğun bakıma
giren doktor bilgisiz ise hastayı öldürdüğü gibi şeyhta bilgisiz ise müridi ya
öldürür, ya kafayı bozdurur. Bir Ayetel Kürsi'de on esma vardır. Yüz defa
okursa bin esma eder. Buna her insanın bünyesi tahammül etmez, onun için
çekecekler şeyhinin kendine ettiği tarifin dışına çıkmamalıdır. Eczanede satılan
iğne, hap vs.. hepsi yararlıdır, rast gele kullanılırsa zararını görür. Bu
esmalar ve Kur'an'ın hepsi yararlıdır. Gelişi güzel, rast gele çekerse o
ilaçların yan tesir yaptığı gibi bunlarda yan tesir yapar. Hazreti Pir
buyuruyor:
-
Eğer Nesimi'nin zamanında ben olsam astırıp kestirip öldürtmeden o hali geçirir
irşad ederdim. Eğer İbrahim Ethem'in zamanında ben olsam ona tacı, tahtı,
sarayı terk ettirmez, sarayında irşad
ederdim buyuruyor. Anlaşılıyor ki şeyh büyüdükçe müriddeki ibtilâ
azalıyor ve o engelleri çabuk geçiyor. Şeyh ondan zayıfsa müridin çok ve uzun
müddet ibtilâ çekmesi lâzım. Onun için zamanımızda izinsiz veya şeyhi kâmil
olmadan rast gele ders tarifi ile veya kendiliğinden ders çekme ile kafayı
bozanlar çoktur. Bunlara esma çalgını derler. Bunlar hem kendileri manen
sakatlanır, hem de tarikata büyük leke olur.
Bir kamyon dolusu en kıymetli keresteyi
düşünelim. Bir acemi marangozun eline geçerse kesilmeyecek yerini keser.
Yontulmayacak yerini yontar. En kıymetli kereste en kıymetsiz olur. Daha sonra
asıl ustasının eline geçse bile orjinali gibi olmaz. Ek yapacak, tutkal
koyacak, yamayacak yine değerden düşer. Müzekki'n-Nüfus kitabında, Eşrefoğlu
Rumi Hazretlerinin Beyazıdı Bestami Hazretlerinden alıp kitabına yazdığı:
«Şeyhi
olmayanın şeyhi şeytandır» “şeyhi olmayanın Dîni tamam değildir.” (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 419;
El-Uhudü'l-Kübra «İmam-ı Şa'rani», Sayfa:
994) dediği şeriat ehline değil, tarikat ve tasavvuf ehlinedir.
Tarikatta ve tasavvufta şeyhi hakiki olmayıp halini çeviremiyorsa veya şeyhi
hiç yoksa kendiliğinden esma veya ders çekiyorsa, ona şeytan musallat olur,
gözüne görünür. Evham, korku, vesvese, sıkıntı bunalım verir. İbadetten,
taatten, büsbütün kestirir ve kafayı bozar, onun şeyhi şeytan olur. Dîni tamam
olmaz. Yoksa şeriatta kalıp tam çalışanlara şeytan açıktan müdahele edemez,
demektir. Bizim bu yazımızı zamanemizin âlimleri çok eleştirdi. Ama herkesi de bizi de ikna edecek veya
zahirden delil gösterecek hiç bir cevab veremediler. Ancak üveysi olanlar Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem)'in deyimi ile yüz senede bir müceddid gelir onlar dîni tazeler
(Mir'at-ı Kainat, Cild 2, Sayfa: 33; Müzekki'n-nüfus, sayfa: 419) Veysel Karani
gibi. şeyhsiz olarak yetişir. Bunların
dışında muhakkak hakiki şeyh gerektir.
Beyazıd-ı Bestami
Hazretlerine soruyorlar:
-
Bize en kese olarak Allahu Teâlâ'ya vasıl olma yolunu göster, dediler. Buyurdu
ki:
Evvelâ hakiki bir Mürşid-i
Kâmil bul.
Ondan biraz tevbe kökü al.
Biraz istiğfar yaprağı
(ders) al.
Gönül havanına koy.
Tevhid tokmağı ile döv.
Aşk ateşiyle pişir,
Muhabbet balına kat,
Kanaat kaşığı ile ye.
O zaman sen istediğine
kavuşursun buyurdu.
* * *
Peygamber
(Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz:
“Esmaül
Hüsna'yı ezber eden cennetliktir” [Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 10, Hadîs No: 3861;
Sahîh-i Müslim, Cild 8, Hadîs No: 5 (2677), Sayfa: 164] buyurmuştur. Vesselâm.
Her şey Allahu
Teâlâ'dan olur. Vaktini heba etmeyip ibadetle değerlendirmeyi Allahu Teâlâ sana
nasip etmiştir. Her insan vaktini
ibadetle değerlendirebilir.
Şeyh Ebu İshâk
Fezarûnî (Gaddese sırrahu) buyurmuştur ki:
Bir adam her
gün 1000 (bin) kere ya Allah dese, Hakk Teâlâ Hazretleri o kimseyi Eshâb-ı
yakînden eyler.
Eğer bir kimse
100 defa Ya Rahman dese, Cenab-ı Hakk o adama, hem bu dünyada, hem de ahirette
rahmet eder.
Bilâl babam
mektubun sonunda Şeyh Ebû İshâk'ın müridlerine yaptığı tavsiyeyi misal
getiriyor.