ZUHURATİYEY’İ GEYLANİYE
Beş Alem:
Zuhuratiyye-i
Geylaniye Hazâ Kitabul Kadiriyye El-Tafü Sübhanel Melikil Cebbariyyel Meciydi
ezeli Muhammed Nadiriyye
Bismillahirrahmanirrahiym.
Elhamdülillahi
Rabbil alemîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidil en'âmi Muhammedün Sallallahu
te'âlâ aleyhi ve alâ âlihi ve sahbihi ve zürriyâtihi ve ehl-i beytihi ecmaîn.
Rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmaîn.
Bu
kitab Gavsı Geylani Efendimizin tariki (yolu) üzere saliklere hediye olarak
dercedildi. Bir tekten iki, ikiden üçe, üçten dörde, dörtten beşe, beşte tamam
olarak darb edilmiş her biri yedi sıradır. Her biri misli ile darb edilmiştir. (çarpılmıştır) Alemleri beşe halk
Birinci; Nasut bu alemdir.
İkinci; Melekut her şeylerin batın
tarafıdır.
Üçüncü; Ceberut ruh alemidir.
Dördüncü; Lahut nuraniyet alemidir. Nuru
Muhammediyye sırrı subhaniyedir.
Beşinci; Alem Gayb'dır. Alem-i Hayrettir.
Cenab-ı
Hak'tan gayri kimse orayı hakkı ile bilemez. Vuslatı ilahiyye buradadır.
Bakabillah makamıdır. İnsanlar bu beş alemlerden süzülüp bu alemde zuhur
eylemiştir.
Şimdi
insan olan evvelki geldiği yeri aramalıdır. Bu beş alemden içeri geçmek bir
yoldur. Bu yola tarikat derler.
Tarikat: Senin kendi içinden Hakka giden bir yoldur.
İnsan geldiği yeri, gittiği yeri, bilmez ise hayvandır. Öldükten sonra
gidilecek yolda budur.
Bizim ruhlarımız yani her
doğacağın ruhu Arş-ı Alâ'dadır. Anne ile baba vasıtası ile anne karnına çocuk
düşer, kemâl bulur. Arş-ı Alâ'daki sırası gelen ruh, anne karnındaki çocuğa
girer. Çocuk canlandı dedikleri odur. İnsanın ruhu en yüksek ulvi makamdan
süzülüp gelerek anne karnına girmiştir. kafirin çocuğu da akıl baliğ olana
kadar olsa müslümandır.
Niyazi Mısri Hazretleri
kasidesinde bunu şöyle dile getirmiştir:
Nerden
gelir senin aslın,
Ya
kanda varır menzilin,
Nerden
gelip nereye gittiğini,
Anlamayan
hayvan imiş.
Geldiğin yer en yüksek ulvi
makamdan, Arş-ı Ala'dan süzülüp bu dünyaya geldin. Gideceğin yerde orasıdır.
Bunları düşünemeyip geldiği ve gideceği yeri bilmeyenler işte onlar hayvan
imiş.
Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk
Teala Hazretleri: “Aynı onlar hayvan gibidir belkide daha fazla....” (Sure-i Araf, Ayet 179) buyuruyor.
Alem olarak beşdir.
Nefis mertebesi olarak yedidir.
1- Nefsi emmare
2- Nefsi Levvame
3- Nefsi Mülhime,
4- Nefsi Mutmainne,
5- Nefsi Raziye,
6- Nefsi Marziye
7- Nefsi
Safiyye'dir.
(Sure-i Yasin,
Ayet 83)
Yani
(ondan nasıl geldinse, ona geri dönüp gideceksin) demiştir. (Şeyh Abdul Kadir
Geylani Efendimiz buyurmuştur.)
Yani
bu görünen Nasut ile Melekut arası işte o şeriattır. Melekut ile Ceberut arası
işte o tarikattır. Ceberüt ile Lahut arası hakikattır, demiştir. Bu alemleri
gönülden geçerek Hakka gurbiyyet, yakınlık hasıl etmek, marifettir.
Bunun
için ihvanımıza okuması, anlaması kolay olsun diye lügatsız, her insanın
anlayacağı dil ile yazıldı. Bir çok kitapların kapalı kalmasına sebeb, ağır
lügatlar ile yazıldığındandır. Bu kitabı her kim okuyup içinde olanları hıfzına
alacak kadar okusa, o kimse hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur.
Hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur demek şöyledir:
Yani bütün ilimlerin toplumunu özet olarak içerisine
almıştır. Tekrar tekrar okur, iyice düşünürsen bütün alimlerden, bütün
kitaplardan öğreneceğinin hepsini toplu ve öz olarak bu kitabın içinde olduğunu
görürsün. Halk Tabiri ile “ bin derenin başını bir bel keser” bir dağ uzanır
ondan bin dere akar dediği bu kitap, bütün ilimlerin başıdır. Onun için diyor
ki; hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur. İlim bir noktadır. Çoğu cahilleredir.
“Ben (be)'nin altındaki noktayım.” “Bana bir harf öğretene kölelik
yaparım.” (Zinetü'l-Gulub, Sayfa: 62;
Berika, Cild 5, Sayfa: 61) Demekte aynı bunun gibidir. İlmin hepsini bir
noktada, bir harfte birleştiren, öğreten demektir.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'ye sordular:
- O noktayı bize öğret dediler. Buyurdu ki:
- Kur'an-ı Kerim'in tümünün özeti Sure-i Bakara'da,
Sure-i Bakara'nın özeti başındaki Fatiha'da (elham) onunda özeti başındaki
Bismillahirrahmanirrahiym'de, onun da özeti başındaki Be harfindedir. Onunda
özeti B'nin altındaki noktadadır. İşte ben o noktayım, o noktayı öğretene
kölelik yaparım demek istiyor.
Ey nokta-i hakikat, sensin sevad-ı a'zam,
Ayinedir cemalin, göründü sende hep âlem.
Esmasını
bil cümle hak, insâna teslim etdi bak,
İnsan
imiş mukarreb, ben bildim ism-i a'zam.
Bilsem niçin mürâî, etmez sücud-ı Adem,
Terketdi emr-i Hakk'ı şeytana uydu o her dem.
Ademdedir kerâmet, âdemden iste
Hakk'ı,
Ben
Ademi yaratdım dedi, Hüda mükerrem.
Kâ'be yerinden aldı, Hak Adem'in
toprağın,
Budur kadîmi Kâ'be, gel secde et
hey âdem.
Kaküllerini
kaldır şahım, cemâlin örtmüş,
Seyyid
Nizâm Oğlu'na göster, yüzünü bir dem.
Seyyid
NİZAMOĞLU.
Adım adım ileri Ayrılmadım
Pirim'den
Beş alemden içeri Ayrılmadım
Şeyhim'den
Onsekiz bin hicabı Aşk'dan
bir kadeh aldım,
Geçtim bir dağ içinde. İçtim
bir dağ içinde.
Yetmiş bin hicab geçtim. Vardım
ileri vardım,
Gizli perdeler açtım, Levh-i
elime aldım,
Ol dost ile buluştum, Ayetlerin
okudum,
Gördüm bir dağ içinde. Yazdım
bir dağ içinde.
Gözler gibi görmedim, Kalbten
büyük dağ olmaz,
Söz gibi söyleşmedim, Ol
Allah'a doyulmaz,
Musî'leyin münacat, Sohbetine
kanılmaz,
Ettim bir dağ içinde. Erdim
bir dağ içinde.
Gökler gibi gürledim, Açtım
Mekke kapısın,
Yeller gibi inledim, Duydum
ol dost kokusun,
Sular gibi çağladım, Erenlerin
hepisin,
Akdım bir dağ içinde. Gördüm
bir dağ içinde.
Yunus
eyder gezerim,
Dost
iledir pazarım,
Ol
Allah'ın didarın,
Gördüm
bir dağ içinde.
Yunus
EMRE.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu):
“Ben bana bir harf öğretene
kölelik yaparım diyor. Hemde en fazla hadîs ezberleyen, zahir ilminde en fazla
ileri giden Ebu Mus'el Eş'ari'nin kendi yerine vekil olmasını kabul etmiyor. O
yüzden Medine'yi terk edip Kufe'ye yerleşiyor. O sebebten kendi kumandanları
ile arası açılıyor. Kendi askerleri ile Nehrevan cengini yapıyor. O yüzden
kendisine daha fazla kin tutuyorlar. Fedâi seçip namazda iken vurup şehid
ediyorlar. Anlaşılıyor ki; Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin bana bir harf
öğretene kölelik yaparım dediği zahir ilmi ile değil, batın ilmi iledir.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)
hem bana bir harf öğretene kölelik yaparım der, hem de yerine bütün
ashablardan, cihar-ı yarlardan hatta
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'den de daha fazla hadîs ezberleyen Ebu Mus'el
Eş'ari'nin yerine vakil olmasını kabul etmez ve askerine küsüp gider. İşte o
ilim ayet, hadis öğretme veya öğrenme ile değil B harfinin altındaki noktayı
bilen, o noktayı öğreten demektir. Bizim ehl-i sünnet mezhebinin kurucusu İmam
Muhammed Maturidi el-Eş'ari'dir. Ashabların içinde en fazla hadis ezberleyen
İmam Muhamed Maturidi'nin oğlu veya torunudur. Zahir ilminde babası yahud
dedesi gibi zirveye çıktı.
Kur'an-ı Kerim'de dikkat edersen
zahir ilminde zirveye çıkan Musa (Aleyhis-selam), ledün ilminde kendinden
derecesi çok engin olan Hızır (Aleyhis-selam)'dan öğreniyor. (Sure-i Kehf, Ayet
65) Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin dediği de aynıdır. Hazreti Ali (Radiyallahu
anhu) zahir ilmini değil, ledün ilmini kast edip söylüyor.
Şart şudur ki: bununla amel ederse muhakkaktır. Burada
her ne yazıldı ise cümlesi hadîse muvafıktır. Hep hadîs-i şeriflerden
alınmadır, bizim ihvanımıza mahsustur. Yani buna sıtkı ile dikkat etmek
ihvanımıza mahsustur. Başta, yukarıda kitabın esasları yazılmıştır. Aşağıda ne
ararsanız orada bulursunuz. İkinci olarak anlamak kolay olması için, kitabın
hülasası yazılmıştır. Bu ikinci kitabı okuyan cümlesini okumuş gibi olacaktır.
Büyük mufassal yazılmıştır. Birinci kitabın esaslarıdır. İkincisi muhtasarı,
üçüncü mufassalıdır. Hesaplarını iyi öğrenmek lazımdır. Sonunda yedi gökleri,
yerleri temsil eden, yedi hesabı vardır. Cenab-ı Hak okuyup mucibince amel
etmek nasib eylesin amin.
Babamın dediği hesabları el
yazısı ile (eski yazı) ile de çok sık
yazdığından yeni yazıyla aynı hesabları sahifeye sığdırmak çok zor olacak ve
imkansızdır. Onun için imkan dahilinde o dediği hesablara benzetip yazmaya
gayret edeceğim. İnşallahu Teala.
Bu kalb bir karanlık evdir. Gözünü yumarsan hiç bir şey
göremezsin. Amma ne vakit tevhid nuru ile işitir isen, o halde, o zaman kalb
kalesinin başında onsekiz bin alemi görür, işitir, söyleşir ve tasarruf
edersin. Cemali yari seyir niceliksiz görmek, bulmak anlamak sana müyesser
olur. Kazançta asıl budur.
GAZİANTEP'Lİ
HACI MUHAMMED BİLAL-İ NADİR
Bu kalb bir karanlık evdir.
Hadîs-i Kudsi:
“Bana yerlerim göklerim geniş
gelmedi. Mü'min kulumun kalbi geniş geldi.” (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1,
Sayfa: 447; Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 14-15; Marifetname, Sayfa: 416)
Hadîs-i Kudsi: “Beni arayan
engin gönüllerde arasın.”
Hadîs-i Kudsi:
“Ben kuluma kalbinin ortasındaki
şah damarından daha yakınım.” (Sure-i Kaf,
Ayet 16; Marifetname, Sayfa: 574)
Onun için Kalb nazargahı Hüda'dır demişler. Allah'ın
nazar ettiği yerdir.
Gözünü yumarsan hiç bir şey göremezsin demek:
O kalb evini karanlık, zulumat, pislik kaplamış ona
ev denmez. Çünkü o ev, evlikten çıkmıştır. Ne vakit tevhid nuru ile görür
işitirsen dediği;
Hadîs-i Şerif:
“Siz mü'minin firasetinden sakının, çünkü onlar
Allah'ın nuru ile bakarlar.” (Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 180; Ramuzu'l-Ehadîs,
Hadîs No: 136; Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 236; 500 Hadîs-i Şerif Kitabı, Hadîs
No: 45, Sayfa: 39)
Hadîs-i Kudsi:
“Ben bir kulumu seversem onun gören gözü, işiten
kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı ben olurum. Benden ne isterse onu
veririm.” (Sahih-i Buhari Tecrîd-i
Sarih, Cild 12, Hadîs No: 2042; Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 4094;
Gunyetü't-Talibin, Sayfa: 1048, 1057; Berika, Cild 1, Sayfa: 313; Marifetname,
Sayfa: 553; Müzekki'n-Nüfüs, Sayfa: 427)
Kalb kalesinin başından on sekiz bin alemi görür,
işitirsin. Senin kale içindeki evini zulumat, pislik, karanlık kaplamış tevhid
nuru ile nurlandırırsan kalenin başından on sekiz bin alemi tasarruf edersin.
Tasarruf anlamak, sezmek, tam iyice bilmektir. Cenab-ı Cemal-i Yar'i Bari'de
yani Allah'u Teâlâ'nın cemalini seyr niceliksiz nice çeşitleri ile görmek, bulmak, anlamak
(Sure-i Yasin, Ayet 58)
“Affedici olan Allah'dan onlara söz olarak selam
gelir.”
Kazançta asıl budur demek: Bunu kazanan kimse Cenab-ı
Hakk Teala Hazretleri mahşerde, cennetlerde, cemalullahta, didarı ilahide
kulları için ne nimetler yarattı ise, nasib etti ise, hepsinden hissesi olur.
Şu varda şu yokta değildir. Misal: Çok zengin bir fabrikatörün işçisi ancak
aylığını, primini, sigortasını ve benzeri faydalarını görür. Aslı işçidir.
Fabrikada ortaklığı yok, ama yüzbin kişi çalışan her gün milyarları kazanan bir
fabrikaya binde bir ortak olsa, o fabrikanın her gelirinden istifade eder.
Ayrıca çalıştığı ücretinin karşılığını da diğer işçiler gibi eksiksiz alır.
İşte asıl kazançta bu saydıklarımıza erip Cenab-ı Hakk Teala Hazretlerine
Cemal, Didar, Gurbiyyet ortaklığı yapar. En büyük kazançta asıl budur.
Hadîs-i Kudsi: “Allah sevdiği kulun kalbine bakar
neyi görürse onu yapar.” (Kimyayı Saadet, Sayfa: 753)
Hadîs-i Şerif: “Aşıkanî ve aşıktehû”
O kulum bana aşık olur, bende o kuluma aşık olurum.
(Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 6385)
Hadîs-i Şerif: “Bütün halk Allah'ın ayali, çoluk,
çocuğu gibidir.” (Abdul Kadir Geylani'nin sohbetleri, Sayfa: 543, Benzeri;
Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 17; Mülteka, Cild 1, Sayfa: 14)
Allah yanında en sevgilisi
onlara en menfaatli olanıdır. Asaf Bin-i Berhaya'nın (Sure-i Nemil, Ayet 40)
Belkıs'ın köşkünü getirmesi, Hazreti Meryem'e cennetten devamlı meyva gelmesi. (Sure-i A'li İmran, Ayet 37) İşte bunlar evliyadır.
Ama ortak gibidir. Bunların hiç birisi o kadar Allah'a sevilmeden yapılmaz ve
yapılamaz.
Bir gün vakıamda
şunları yaz denildi:
Vakıa: Uyku değil, uyanıklıkta değil, uyku ile uyanık
arası halidir. İmam-ı Gazali Hazretleri bunu şöyle anlatır:
Pedit Arende-i horda talepkâr,
Deron derdiş ne mestendo ne hoş
yar,
Ne der hadent ne bi hadent ne bi
kâr.
Kendilerini yaratanı arayarak
kendi mihvilleri etrafında dönerler. Bu dönüşlerinde ne sarhoşturlar ne ayık,
ne uykudadırlar, ne de uyanık dediği halidir.
(Sure-i Fecir,
Ayet
Yani Allahu
Teala buyuruyor ki:
“Sabahın
şafağına ve onar gecelere, tek ve çiftlere yemin ederim buyuruyor.” Sende
tekleri, çiftleri yaz denildi ve zuhuratı başladı. Bu kitabın adı Zuhuratiye
oldu. Yani kitabı Zuhuratiyye bütün ilmin Toplamı dedim.
Zuhurat-ı Geylaniyye demek Abdulkadir Geylani Hazretlerinden
Bilal babama olan zuhuratlar, bildirmeler demektir. Yani Bilâl Babama Hazreti
Pir Abdulkâdir Geylani Efendimiz Hazretleri mânâ aleminde bu kitabı yazmayı
kalbine zuhur ettiriyor. Misal televizyona bakan kimse gördüklerini yazması ne
kadar kolaysa, o da o kadar kolaydır. Yalnız zuhurat görünüm var, görünümle
ilim beraber gelir. Görünüm yok, bildirmeler var.
Hadis-i Şerif:
«Kalbden kalbe yol gider.» (Siyer-i Nebi, Cild 1,
Sayfa: 76; Megasidü't-Talibiyn, Sayfa: 139)
Bu
kitabta 7 Tekler, 7 çiftler tekrar iki sıradır. Üçler üç kerre 7 sıradır.
Dörtler dört kerre yedi sıradır, beşler beş kerre yedi sıradır. Yani bunlar
Fatiha'yı Şerif'in hesabı ile zuhur etmiştir. Sureyi Fatiha'nın ayetleri
yedidir. Esmaül-Hüsna beştir. Allah, Rabbi, Rahman, Rahiym, Malik, Alemler
hülasası beştir.
1- ALEMİ NASUT
2- ALEMİ MELEKUT
3- ALEMİ CEBERUT
4- ALEMİ LAHUT
5- ALEMİL GAYB.
Bunlar
ileride gelecektir. İnşallahu Teala. Fatihayı Şerifin ayetleri yedidir. Nefsin
mertebesi yedidir. Yerler gökler yedidir. Etvarı seb'a yedidir. Cehennem yedi,
seb'a mesani yedi, zuhuratiyye kitabı zulmetten nura çıkarır bir kitaptır.
Kur'an-ı Azimüş-Şan'ın ayetleri Resulullah'ın hadîs-i şerifleri hükmü ile
şeriatın, tarikatın, dînin, islamiyyetin temelidir. Tarikatın adabını, usulünü,
erkânını sülukunu, kazancını bildirir.
Bütün
alemlerin misalini, ilminin yaradılışını bildirir. Hakka ne ile yakın olunur. Nefis neyle nurlanır: Aşkullah,
Cezbe-i Rahmanî ne ile hasıl olur. Cennete girmek ne iledir. Cehenneme girmek
ne iledir. Cennete iman ve taatla, cehenneme küfür ve masiyetle girilir. Bu
kitabın içinde zahir, batın ne istersen bulursun. İmana, itikada, mezhebe,
millete ve sünnete ait her şeyleri bulursun. Dikkatle tekrar tekrar okumalısın.
Her okudukça ilmin artar. Yani her ilmin başı buradadır. Yoksa ilmin sonu
gelmez. Amma Fatiha-ı Şerif'te bütün Kur'an-ı Kerim'in ve ilmin kökü vardır.
Bütün ilim Kur'an'da ve bütün Kur'an Fatiha-i Şerif'ededir. Sıdk ile oku ki
anlayasın.
Bu
kitabın sonunda ashabların hali ve ihtilafları, nefsin turları, hali ve
iradesi, seyri, nurları, rüyaları, işaretleri ahlak-ı hamideleri, kabız ve
basıt halleri, ilhamları, Hak ile kelamları, ahlak-ı zemimeleri, şeytanın oyunları, hile ve tuzak
bütün alemin haritası Arş-ı Alâ'dan tahtes-seraya kadar temsili ve görünüşü
bunlar hep içindedir.
(Sure-i Taha,
Ayet 47)
Selam ise
hidayete tabi olan kimse üzerinedir.
(Sure-i İhlas)
Fatiha-i
Şerif'in Zuhuratı Şöyledir:
Bunlar
bir tek olan Allahu Teala'ya söylüyor. Hamd ederim alemlerin Rabbısına, Allah Rahmandır,
Rahiym'dir. İki dünyanın malikidir, sahibidir. Burada beş ismi şerifi var,
Allah, Rabbı, Rahman, Rahiym, Malik geri kalanı bu bir tek olan Allah'a
söylenir. Buraya kadar bir tek isim söylendi. Bundan sonra dört çift
söylenecektir.
Tek olan, bir tek Allahu Teala'dır. Bir tek
(Gulhuvallahu ahad, Allahüssamed, lem yelid ve lem yuled velemye künlehû
küfüven ahad) Bunlar Allah'ın birliğine delildir.
Fatiha-i Şerife'ye gelince:
Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn, Er-Rahmanirrahiym,
Maliki yevmiddîn. Bunlar bir tek olan Allahu Teala'yı söyler. Hamd ederim
alemlerin Rabb'ı olan Allah, Rahmandır, Rahimdir, iki dünyanın Maliki'dir,
sahibidir. Burada beş ismi şerif var. Allah, Rabbı, Rahman, Rahiym, Malik geri
kalanı bu bir tek'e söylenir.
Çift 1 : İyyakena'büdü
Ve iyya kenestaiyn
Fatihayı Şerife'nin içindeki tekler tek olan
demektir...
Şunlar tek.
Çift 2 : İhdinas
sıratal müstakiym Bizi doğru
yola gönder.
Sıratalleziyne O doğru yol ki
Çift 3 : En'amte
aleyhim Enbiyalarına,
evliyalarına ettiğin
Gayril mağdubi Gadabına
uğramayanların yoludur.
Çift 4 : Aleyhim
Veleddalliyn Enbiyaların in'amına
erdiler
Veleddalliyn amiyn Şaşkınlığa düşmediler, gittiler.
Bizleri de aynı eyle ya Rabbi
imzalıyorum.
Bizi dalâlete düşenlerden eyleme. Enbiyaların,
evliyaların şaşkınlığa düşmediler. Doğru yola gittiler. Bizleri de onlar gibi
eyle. Delâlete düşürme demektir. En son Amiyn'in manası: Mühürlüyorum,
imzalıyorum. Tam tasdik edilmiştir, demektir ki; amiyn mühürdür diye vaaz etti.
Şimdi burda da en altına kendi imzasını da atmış, ben de tasdik ediyorum. En
ufak zerre kadar şek, şübhe yoktur, anlamındadır.
Fatiha'da
Rabbimiz Teala'nın beş ismi şerifi sonraki ayetlerle tekrar beş olması, sıra
işlerimize tamamen muvafık olması ve delil olduğunu görünce kitabımıza daha
ziyade şevkimi artırdı.
(Sure-i Hicir,
Ayet 87)
“
Beşler
aleminin de sırasının ikiye ayrılması, nur ve zulumatın ikiye ayrılması,
tamamdır. İşte bu alemlerin olduğumuz yerden (dünyadan) yukarısı nuraniyettir.
Aşağısı zulmaniyettir. Fatiha-i şerifenin de aynısıdır. Bu alemden yukarı,
cennete gittikçe nuranidir. Buradan aşağı gittikçe zulmattır. Yani Fatiha-i
Şerife bu alemleri içine almış manevi iki deryadır. Biri nur, biri zulumattır.
Cennette nurdur. Cehennemde zulmatdır. Bu alemde nur yolunu tutan cennete
gider. Zulmat yolunu tutan cehenneme gider.
Hiç kimse takdire bahane etmesin, evet her
şeyleri Hakk Teala takdir etmeden olmaz. Fakat insanların isteği, niyeti ve
meyli karar vermesine göre Hakk Teâlâ takdir eder. Durup dururken hiç kimseye kötülük takdir eylemez.
Çok kere takdir eylediğini geri bozar. Dilerse takdir olmayanı takdir eder.
(Sure-i Enbiya
Ayet 23)
Allah
yaptığından sorumlu tutulmaz.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM
Evvel
Allahu Teala birdir. Şeriki ve nazırı yoktur. Yerleri
ve gökleri yoktan var eden, bir Allahu Teala'dır.
(Sure-i
Nur Ayet 35)
Allah Semavatın, (gök)
ve yerlerin nurudur. Muhammed
Resulullah cümle mevcudat ondan zuhur etmiştir. Zuhuratlar birer tekden zuhur
etmiştir. Nuru ilahiden nuru Muhammediye, Adem'den zürriyeti gibi bir tekten
zuhur eden, yedi tek kapı şunlardır:
I-
Yukardan aşağı
TEKLER:
Birinci
yedi tek Allah'u
Teala'nın nur isminden
İcad-ı
alem Nur esmasındandır.
İkinci
yedi Tek Muhammed
Resulullah
Üçüncü
Yedi Tek Besmelenin
Be. si
Dördüncü
Yedi Tek Adem
(Aleyhis-selam)
Beşinci
Yedi Tek İmam-ı Ali
(Radiyallahu anhu)
Altıncı
Yedi Tek Ebu Bekir
Sıddık (Radiyallahu anhu)
Yedinci
Yedi Tek Osman
(Radiyallahu anhu)
Bilâl babam her mevzuları yedi
tane çifte ayırmış yine diğer başka sayfada üç olan mevzuları yedi sıra üçe
ayırmış, yani yirmi bir mevzu aynı şeyi açıklıyor. Yine diğer sayfalarda
dörtler, her dört yedi sıra kaç sahife ise hepsi sayfanın başındaki ayetin
izahı, izahlarda ayetle ve mealleri ile, beşlerde yine yediye ayrılıp her
mevzuyu beş olanları yazıyor. Onun için kitabımızın içinde birinci sıra
çiftleri, ikinci sıra çiftler yediye kadar sayıyor. Üç olan mevzular yine
yediye kadar üçer üçer anlatıyor. Dörtlerde, beşlerde yine aynıdır. Biz her
hesab edilerek yazılanı o konunun başına tablo olarak koyduk. Sonra her konunun
aşağıda açıklaması geliyor. Bu mevzular öyle hesab edilmiş ki baktığın zaman o
mevzuların ne demek istediği gayet iyi anlaşılıyor. Bizde imkân dahilinde onun
gibi anlatmaya çalışacağız. İnşallahu Teala.
BİRİNCİ YEDİ TEK: (Allahu Teala'nın nur
isminden icad-ı alem nur esmasındandır.)
Birinci tek Allahu Teala'nın nur
isminden:
Hadîs-i Şerif: “Ashablar sordular;
- Ya Resulullah! En evvel Allah neyi yarattı? Buyurdu
ki:
- En evvel Allah sizin Nebinizin
nurunu yarattı. (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 19) Yaratılan her şeyi ondan
yarattı. Melekler Arş-ı Alâ'da, cennet ve içinde ki dahil, her şeyi yarattı.
Evvelâ Allah'ın nuru, ondan Peygamberimizin nuru, ondanda yaratılan her şeyi
yarattı. Hepsinin aslı Allah'tandır. İkincisi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'dendir. Ruhlarımızında babası Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'dir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ikiyüz kadar ismi
var. Bir ismi Hakikatül-Hakayık bütün hakikatların hakikatı ve bir ismi de Ebel
Ervah'tır, Ruhlar babası demektir. Her şeyin aslı süzüle süzüle, gide gide
Peygamberimizin nuruna dayanır. Onunda aslı Allah'a dayanır. Onun için Allah
yerlerin ve göklerin nurudur.
Ay dahi güneş dahi, Doğdu
ümmetim dedi,
Nurundan Muhammedin, Ümmetin kaygın
yedi,
Cümle şeker bal tadı, Mevlam
ziyaret koydu,
Tadından Muhammedin Sinini
Muhammedin.
Muhammed bir denizdir, Evliyalar
geldiler
Cümle yerleri tutmuş, Saf saf
olup durdular
Evliyalar ördeği, Canlar
feda kıldılar
Gölünden Muhammedin. Yoluna
Muhammedin.
Yetmiş bin hacı gider, Ol Meryem
oğlu İsa,
Malı mülkü terk eder, Sır ile
gögü aldı,
Varır ziyaret eder, Yüzbin
İsa sergerdan,
Ravzasın Muhammedin. Vasfında
Muhammedin.
Derviş
Yunus miskindir,
Eksikliği
mücrimdir
Her
kim yetmez mahrumdur,
Hununu
Muhammedin.
Yunus
EMRE.
Cenab-ı Allahu Teala kendinden gayri yok iken alemi gayb
şuunatı ilahiyyesinden nuru Muhammediyyeyi insan-ı Kamil suretinde rahmeten lil
alemiyn, perde-i hicablar onda zuhur edip, cümle hakikatlara hakikat olmuştur.
Hadîs-i
Kudsi:
Ben insanın sırrıyım, sırrım onun sırrındadır.
(Marifetname, Sayfa: 1004, Benzeri)
Allah'ın sırrı evliyasındadır.
Deyip
kendine habibini yol, kapı kılmıştır.
İKİNCİ YEDİ TEK: MUHAMMED RESULULLAH
Hilkatı kevneyinde cümle mevcudatın hakikatı ondan zuhur
etmiştir. Bir tektir. Ebel ervahtır. Cümle Ruhların babasıdır. Bir ismi de
hakikatül hakayıktır. Cümle hakikatların hakikatıdır. Allahu Teala'ya vuslat
için ondan gayri yol yoktur. Vuslat kapısı o'dur. Ona vasıl olmadan kimse hakka
vasıl olamaz.
ÜÇÜNCÜ YEDİ TEK: Besmele'nin B'si, B'nin noktası bidayettir.
Cümle Kur'an'ın ve Esma'nın başıdır. Kur'an'da ne var
ise, hülasası Sure-i Bakara'da; Bakara'da ne var ise, Elhamdülillah (fatiha)
suresinde; onda da ne var ise, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM'DE onda da ne var ise,
Besmele'nin B'sinde, B'de ne var ise noktasındadır.
“İlim bir noktadır çoğu
cahilleredir.”
İmam-ı Ali Radiyallahu anhu)
buyurdu:
Be'nin altında noktayım.
İlim bir noktadır, çoğu
cahilleredir.
Hadîs-i Şerif:
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) buyurdu:
“Ben ilmin şehriyim, Ali
kapısıdır.” (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 701; Dört Büyük Halife Kitabı,
Sayfa: 275)
Hazreti Ali (Kerremallahu Veche)
buyurdu:
“Bana bir harf öğretene, kölelik
yaparım.” (Zinetü'l-Gulub, Sayfa: 62; Berika, Cild 5, Sayfa: 61)
Biz, Bilâl Babam'a sorduk:
- Bunlar ne demektir? Bilâl
babam buyurdu:
- Kur'an-ı Kerim'de ne varsa
hepsi (özeti) Sure-i Bakara'da, Sure-i Bakara'da ne varsa, hepsi başındaki
Elham (Fatiha) suresinde. Elham suresinde ne varsa, hepsi başındaki
Bismillahirrahmanirrahiym'de. Bismillahirrahmanirrahiym'de ne varsa, hepsi
başındaki B harfinde, B harfinde ne varsa B'nin altındaki noktada. İşte bütün
ilimler bir noktada birleşir. Şekil eski yazıda B harfi şudur noktası altındakidir.
1- “Bana bir harf öğretene
kölelik yaparım” dediği de,
2- “İlim bir noktadır, çoğu cahilleredir”
dediği de,
3- “Ben, B'nin altındaki
noktayım” dediği:
Bütün Kur'an-ı Kerim'in
manalarının hepsi, Besmele'nin B harfinde ve noktasında toplayıp onu öğretene
demektir. Maneviyat ve ilmi ledün'ün en sonu bir noktada birleşir.
“İlim bir noktadır, çoğu
cahilleredir” dediği: Bu ilmi bilen o noktayı bilir. Çoğunu bilen cahil, çoğunu
atıp o noktayı bilen alimdir. Şems Hazretleri, Mevlana'ya “Bütün kitaplarını
suya at” dedi. Attırdı. Mevlana kitapları attıktan sonra irşad oldu, o noktayı
öğrendi. Musa (Aleyhis-selam) Sure-i Kehf'te Hızır (Aleyhis-selam)'dan o ilmi
öğrenebilmek için peygamberliği, kelimullahlığı (Allah ile konuşmayı) zahir
ilmini, kendisine inen kitabı hepsini bir tarafa bırakıp Hızır
(Aleyhis-selam)'dan öğrendiği, aynı o bir noktaydı.
Yine Ashab-ı Kehf yattı uyudu,
uyuya uyuya evliya oldu. Köpekleri de kendilerinin hatırı için cennetlik oldu.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in:
“Alimin uykusu, abidin
ibadetinden efdaldır” dediği oldu. Onlar Takyunus'un yanında vezir (bakan) iken
ayıkmaları, Allah korkusunun kalblerine girmesi, o noktanın kalblerine girmesi,
ev, mal, mülk, çoluk, çocuk, servet, mevki, bakanlık hepsini bıraktırıp Allah
korkusundan bir mağaraya yatmaları, dîni bilgileri hiç olmadığı halde,
ömürlerini Takyunus'a hizmetle geçirdikleri halde, en alim sayıldılar ki
hadîs-i şerifde dediği gibi “Alimin uykusu, abidin ibadetinden efdaldır.” İşte
o bir nokta kendilerini en alim etti. O bir nokta kendilerinin uykusunu abidin
ibadetinden efdal etti ki, uyuya uyuya evliya oldular. Tarikatta, tasavvufta
buna kısaca irşad denir. Ayıkmak, gözü ile görmüş veya görmüş gibi olmak.
Cenab-ı Hakk Teala Hazretlerine,
İbrahim (Aleyhis-selam):
(Sure-i Bakara, Ayet 260)
«Sen ölüleri nasıl diriltirsin? dedi.» Gözü ile
görmeden kalbi mutmain olmadı. Gözü ile görmeden inanır, fakat kalbi mutmain
olmaz. Allahu Teâlâ:
«İnanamıyor musun?» dediği budur. İbrahim
(Aleyhis-selâm):
«İnanıyorum; Velâkin kalbimin mutmain olmasını
istiyorum.» O bir nokta kendisinde olmasa ancak inanabilir, kalbi mutmain
olamaz, kendisi irşad olmaz. İbrahim (Aleyhis-selam) gözü ile görmeden kalbi
mutmain olmadı. Kuşları boğazladı, etlerini dövdü, hamur etti, dört tepenin
başına koyup ortada durup çağırdı. Kuşlar gözünün önünde dirildi. O zaman
inanmadan daha ileri kalbi mutmain oldu, irşad oldu. O bir noktayı kazandı.
Bunların hepsinden anlaşılıyor ki bu ilim, bir noktada birleşen ilim, zahir
ilmi ile hiç bir alakası yoktur.
Hadîs-i Şerif:
«Zahir okuma hüccet, delil. Bu ilim kalbten doğandır. En
menfaatli ilim kalbten doğandır.» (Kırk
Mevzuda Kırk Hadîs Kitabı, Hadîs No: 15, Sayfa: 216; Marifetname, Sayfa: 869)
İşte hadîs-i şerifte bunu söylüyor. Bu konu
bahsettiğimiz ayetler ile sabittir, delildir.
DÖRDÜNCÜ YEDİ TEK: Adem (Aleyhis-selam):
Cümle
insanların babası Adem (Aleyhis-selam)'dır. Cennette vücudunu Cebrail
(Aleyhis-selam) topraktan yoğurup Adem suretini düzdü. Çamurunu yer yüzünden
aldı. Cenab-ı Hak o surete can verdi. Cennette Halifelik yaptı, melâikelere
vaaz, nutuk söyledi, yeryüzüne indi.
BEŞİNCİ YEDİ TEK: İmam-ı Ali (Radiyallahu
anhu):
İlimde
Hakka giden yolda cümlenin başıdır.
Hadîs-i Şerif:
«Ben
ilmin şehriyim Ali kapısıdır» dedi. [Dört Büyük Halife Kitabı, (Şemsüddîn Ahmed
Efendi) Sayfa: 275]
Cümle
kapılar kapandığında yalnız Ali'nin kapısı açıktır. Kapanmaz dediği budur.
Hadîs-i Şerif:
«Ya Ali! Ben ve
sen bu ümmete babayız» dedi.
Bundan
murad evladı maneviyedir. Tarikat-ı Âliyye ile Hakka gidenlere manevi Ali'den
Resulullah'a vasıl ondanda Allah'u Teala'ya vasıl olur.
Hadîs-i Şerif:
«Her kim Ali'yi fark etti,
ALTINCI YEDİ TEK:
Ebu Bekir Sıddık (Radiyallahu anhu)
İmanda
ve islamda cümlenin başıdır. Ebu Bekir'in imanı gelmiş ve geleceğin imanına
bedeldir (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 656) dediği budur. O gün imân etmese
idi, kimse imân etmezdi.
Ömer
(Radiyallahu anhu) icra-i adalette ve şeriatta ve dînde cümlenin başıdır.
Benden sonra peygamber gelse Ömer gelirdi, demiştir. Bunlar şeyheyn'dir
(Rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain).
YEDİNCİ YEDİ TEK: Osman (Radiyallahu anhu)
Osman
(Radiyallahu anhu) Kur'an-ı Kerim hakikatiyle onda tecelli etmiştir. Kalbi
mübareki levh-i mahfuza nazır idi. Bunları bilmek müslümanlara farzdır. Bunu ve
bunları bilmeyene Ulema-i Billah denilmez. Batın ledün uleması da denmez. Yani
meşayıh demek olmaz, sözü ile amel edilmez, vesselam. Dînin başı Vera, Hâdemi
tama'dır.
Çift ikişerden
yedi, iki kere yedi çift olanlar.