ZUHURATİYEY’İ   GEYLANİYE

 

Beş Alem:

 

 

Zuhuratiyye-i Geylaniye Hazâ Kitabul Kadiriyye El-Tafü Sübhanel Melikil Cebbariyyel Meciydi ezeli Muhammed Nadiriyye

 

Bismillahirrahmanirrahiym.

 

Elhamdülillahi Rabbil alemîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidil en'âmi Muhammedün Sallallahu te'âlâ aleyhi ve alâ âlihi ve sahbihi ve zürriyâtihi ve ehl-i beytihi ecmaîn. Rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmaîn.

Bu kitab Gavsı Geylani Efendimizin tariki (yolu) üzere saliklere hediye olarak dercedildi. Bir tekten iki, ikiden üçe, üçten dörde, dörtten beşe, beşte tamam olarak darb edilmiş her biri yedi sıradır. Her biri misli ile darb edilmiştir. (çarpılmıştır) Alemleri beşe halk eden Allahu Teâlâ kudretini izhar eylemiştir.

 

Birinci;               Nasut bu alemdir.

İkinci;                 Melekut her şeylerin batın tarafıdır.

Üçüncü;             Ceberut ruh alemidir.

Dördüncü;          Lahut nuraniyet alemidir. Nuru Muhammediyye sırrı subhaniyedir.

Beşinci;              Alem Gayb'dır. Alem-i Hayrettir.

 

Cenab-ı Hak'tan gayri kimse orayı hakkı ile bilemez. Vuslatı ilahiyye buradadır. Bakabillah makamıdır. İnsanlar bu beş alemlerden süzülüp bu alemde zuhur eylemiştir.

Şimdi insan olan evvelki geldiği yeri aramalıdır. Bu beş alemden içeri geçmek bir yoldur. Bu yola tarikat derler.

Tarikat: Senin kendi içinden Hakka giden bir yoldur. İnsan geldiği yeri, gittiği yeri, bilmez ise hayvandır. Öldükten sonra gidilecek yolda budur.

Bizim ruhlarımız yani her doğacağın ruhu Arş-ı Alâ'dadır. Anne ile baba vasıtası ile anne karnına çocuk düşer, kemâl bulur. Arş-ı Alâ'daki sırası gelen ruh, anne karnındaki çocuğa girer. Çocuk canlandı dedikleri odur. İnsanın ruhu en yüksek ulvi makamdan süzülüp gelerek anne karnına girmiştir. kafirin çocuğu da akıl baliğ olana kadar olsa müslümandır.

 

Niyazi Mısri Hazretleri kasidesinde bunu şöyle dile getirmiştir:

 

                      Nerden gelir senin aslın,

                      Ya kanda varır menzilin,

                      Nerden gelip nereye gittiğini,

                      Anlamayan hayvan imiş.

 

Geldiğin yer en yüksek ulvi makamdan, Arş-ı Ala'dan süzülüp bu dünyaya geldin. Gideceğin yerde orasıdır. Bunları düşünemeyip geldiği ve gideceği yeri bilmeyenler işte onlar hayvan imiş.

Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk Teala Hazretleri: “Aynı onlar hayvan gibidir belkide daha fazla....” (Sure-i Araf, Ayet 179) buyuruyor.

 


Alem olarak beşdir.

Nefis mertebesi olarak yedidir.

 

1-           Nefsi emmare

2-           Nefsi Levvame

3-           Nefsi Mülhime,

4-           Nefsi Mutmainne,

5-           Nefsi Raziye,

6-           Nefsi Marziye

7-           Nefsi Safiyye'dir.

 

(Sure-i Yasin, Ayet 83)

Yani (ondan nasıl geldinse, ona geri dönüp gideceksin) demiştir. (Şeyh Abdul Kadir Geylani Efendimiz buyurmuştur.)

 

Yani bu görünen Nasut ile Melekut arası işte o şeriattır. Melekut ile Ceberut arası işte o tarikattır. Ceberüt ile Lahut arası hakikattır, demiştir. Bu alemleri gönülden geçerek Hakka gurbiyyet, yakınlık hasıl etmek, marifettir.

Bunun için ihvanımıza okuması, anlaması kolay olsun diye lügatsız, her insanın anlayacağı dil ile yazıldı. Bir çok kitapların kapalı kalmasına sebeb, ağır lügatlar ile yazıldığındandır. Bu kitabı her kim okuyup içinde olanları hıfzına alacak kadar okusa, o kimse hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur.

 

Hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur demek şöyledir:

Yani bütün ilimlerin toplumunu özet olarak içerisine almıştır. Tekrar tekrar okur, iyice düşünürsen bütün alimlerden, bütün kitaplardan öğreneceğinin hepsini toplu ve öz olarak bu kitabın içinde olduğunu görürsün. Halk Tabiri ile “ bin derenin başını bir bel keser” bir dağ uzanır ondan bin dere akar dediği bu kitap, bütün ilimlerin başıdır. Onun için diyor ki; hiç kimseye muhtaç olmayacağı bulur. İlim bir noktadır. Çoğu cahilleredir. “Ben (be)'nin altındaki noktayım.” “Bana bir harf öğretene kölelik yaparım.”  (Zinetü'l-Gulub, Sayfa: 62; Berika, Cild 5, Sayfa: 61) Demekte aynı bunun gibidir. İlmin hepsini bir noktada, bir harfte birleştiren, öğreten demektir.

 

Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'ye sordular:

- O noktayı bize öğret dediler. Buyurdu ki:

- Kur'an-ı Kerim'in tümünün özeti Sure-i Bakara'da, Sure-i Bakara'nın özeti başındaki Fatiha'da (elham) onunda özeti başındaki Bismillahirrahmanirrahiym'de, onun da özeti başındaki Be harfindedir. Onunda özeti B'nin altındaki noktadadır. İşte ben o noktayım, o noktayı öğretene kölelik yaparım demek istiyor.

 

Ey nokta-i hakikat, sensin sevad-ı a'zam,

Ayinedir cemalin, göründü sende hep âlem.

 

                 Esmasını bil cümle hak, insâna teslim etdi bak,

                 İnsan imiş mukarreb, ben bildim ism-i a'zam.

 

Bilsem niçin mürâî, etmez sücud-ı Adem,

Terketdi emr-i Hakk'ı şeytana uydu o her dem.

 

                 Ademdedir kerâmet, âdemden iste Hakk'ı,

                 Ben Ademi yaratdım dedi, Hüda mükerrem.

 

Kâ'be yerinden aldı, Hak Adem'in toprağın,

Budur kadîmi Kâ'be, gel secde et hey âdem.

 

                 Kaküllerini kaldır şahım, cemâlin örtmüş,

                 Seyyid Nizâm Oğlu'na göster, yüzünü bir dem.

 

                                                 Seyyid NİZAMOĞLU.

 

Adım adım ileri                                                            Ayrılmadım Pirim'den

Beş alemden içeri                                                         Ayrılmadım Şeyhim'den

Onsekiz bin hicabı                                                       Aşk'dan bir kadeh aldım,

Geçtim bir dağ içinde.                                                 İçtim bir dağ içinde.

 

Yetmiş bin hicab geçtim.                                              Vardım ileri vardım,

Gizli perdeler açtım,                                                    Levh-i elime aldım,

Ol dost ile buluştum,                                                    Ayetlerin okudum,

Gördüm bir dağ içinde.                                                           Yazdım bir dağ içinde.

 

Gözler gibi görmedim,                                                 Kalbten büyük dağ olmaz,

Söz gibi söyleşmedim,                                                  Ol Allah'a doyulmaz,

Musî'leyin münacat,                                                     Sohbetine kanılmaz,

Ettim bir dağ içinde.                                                    Erdim bir dağ içinde.

 

Gökler gibi gürledim,                                                  Açtım Mekke kapısın,

Yeller gibi inledim,                                                       Duydum ol dost kokusun,

Sular gibi çağladım,                                                    Erenlerin hepisin,

Akdım bir dağ içinde.                                                  Gördüm bir dağ içinde.

 

                                                 Yunus eyder gezerim,

                                                 Dost iledir pazarım,

                                                 Ol Allah'ın didarın,

                                                 Gördüm bir dağ içinde.

                                                                         Yunus EMRE.

 

Hazreti Ali (Radiyallahu anhu):

“Ben bana bir harf öğretene kölelik yaparım diyor. Hemde en fazla hadîs ezberleyen, zahir ilminde en fazla ileri giden Ebu Mus'el Eş'ari'nin kendi yerine vekil olmasını kabul etmiyor. O yüzden Medine'yi terk edip Kufe'ye yerleşiyor. O sebebten kendi kumandanları ile arası açılıyor. Kendi askerleri ile Nehrevan cengini yapıyor. O yüzden kendisine daha fazla kin tutuyorlar. Fedâi seçip namazda iken vurup şehid ediyorlar. Anlaşılıyor ki; Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin bana bir harf öğretene kölelik yaparım dediği zahir ilmi ile değil, batın ilmi iledir.

Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) hem bana bir harf öğretene kölelik yaparım der, hem de yerine bütün ashablardan, cihar-ı  yarlardan hatta Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'den de daha fazla hadîs ezberleyen Ebu Mus'el Eş'ari'nin yerine vakil olmasını kabul etmez ve askerine küsüp gider. İşte o ilim ayet, hadis öğretme veya öğrenme ile değil B harfinin altındaki noktayı bilen, o noktayı öğreten demektir. Bizim ehl-i sünnet mezhebinin kurucusu İmam Muhammed Maturidi el-Eş'ari'dir. Ashabların içinde en fazla hadis ezberleyen İmam Muhamed Maturidi'nin oğlu veya torunudur. Zahir ilminde babası yahud dedesi gibi zirveye çıktı.

Kur'an-ı Kerim'de dikkat edersen zahir ilminde zirveye çıkan Musa (Aleyhis-selam), ledün ilminde kendinden derecesi çok engin olan Hızır (Aleyhis-selam)'dan öğreniyor. (Sure-i Kehf, Ayet 65) Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin dediği de aynıdır. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) zahir ilmini değil, ledün ilmini kast edip söylüyor.

Şart şudur ki: bununla amel ederse muhakkaktır. Burada her ne yazıldı ise cümlesi hadîse muvafıktır. Hep hadîs-i şeriflerden alınmadır, bizim ihvanımıza mahsustur. Yani buna sıtkı ile dikkat etmek ihvanımıza mahsustur. Başta, yukarıda kitabın esasları yazılmıştır. Aşağıda ne ararsanız orada bulursunuz. İkinci olarak anlamak kolay olması için, kitabın hülasası yazılmıştır. Bu ikinci kitabı okuyan cümlesini okumuş gibi olacaktır. Büyük mufassal yazılmıştır. Birinci kitabın esaslarıdır. İkincisi muhtasarı, üçüncü mufassalıdır. Hesaplarını iyi öğrenmek lazımdır. Sonunda yedi gökleri, yerleri temsil eden, yedi hesabı vardır. Cenab-ı Hak okuyup mucibince amel etmek nasib eylesin amin.

 

Babamın dediği hesabları el yazısı ile (eski yazı) ile de  çok sık yazdığından yeni yazıyla aynı hesabları sahifeye sığdırmak çok zor olacak ve imkansızdır. Onun için imkan dahilinde o dediği hesablara benzetip yazmaya gayret edeceğim. İnşallahu Teala.

 

Bu kalb bir karanlık evdir. Gözünü yumarsan hiç bir şey göremezsin. Amma ne vakit tevhid nuru ile işitir isen, o halde, o zaman kalb kalesinin başında onsekiz bin alemi görür, işitir, söyleşir ve tasarruf edersin. Cemali yari seyir niceliksiz görmek, bulmak anlamak sana müyesser olur. Kazançta asıl budur.

 

                                      GAZİANTEP'Lİ HACI MUHAMMED BİLAL-İ NADİR

 

Bu kalb bir karanlık evdir.

 

Hadîs-i Kudsi:

“Bana yerlerim göklerim geniş gelmedi. Mü'min kulumun kalbi geniş geldi.” (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 447; Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 14-15; Marifetname, Sayfa: 416)

 

Hadîs-i Kudsi: “Beni arayan engin gönüllerde arasın.”

 

Hadîs-i Kudsi:

“Ben kuluma kalbinin ortasındaki şah damarından daha yakınım.” (Sure-i Kaf, Ayet 16; Marifetname, Sayfa: 574)

Onun için Kalb nazargahı Hüda'dır demişler. Allah'ın nazar ettiği yerdir.

 

Gözünü yumarsan hiç bir şey göremezsin demek:

O kalb evini karanlık, zulumat, pislik kaplamış ona ev denmez. Çünkü o ev, evlikten çıkmıştır. Ne vakit tevhid nuru ile görür işitirsen dediği;

 

Hadîs-i Şerif:

“Siz mü'minin firasetinden sakının, çünkü onlar Allah'ın nuru ile bakarlar.” (Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 180; Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 136; Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 236; 500 Hadîs-i Şerif Kitabı, Hadîs No: 45, Sayfa: 39)

 

Hadîs-i Kudsi:

“Ben bir kulumu seversem onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı ben olurum. Benden ne isterse onu veririm.”  (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadîs No: 2042; Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 4094; Gunyetü't-Talibin, Sayfa: 1048, 1057; Berika, Cild 1, Sayfa: 313; Marifetname, Sayfa: 553; Müzekki'n-Nüfüs, Sayfa: 427)

Kalb kalesinin başından on sekiz bin alemi görür, işitirsin. Senin kale içindeki evini zulumat, pislik, karanlık kaplamış tevhid nuru ile nurlandırırsan kalenin başından on sekiz bin alemi tasarruf edersin. Tasarruf anlamak, sezmek, tam iyice bilmektir. Cenab-ı Cemal-i Yar'i Bari'de yani Allah'u Teâlâ'nın cemalini seyr niceliksiz nice çeşitleri ile görmek,  bulmak, anlamak sana müyesser olur. Yukarda saydıklarımızı yaparsan işte cennetten ileri gider, Allah'ın yakınında olur, dediği de budur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) miraçta benim seni görüp konuştuğum gibi ümmetimde konuşsun diye yaptığı duasını Allahu Teala kabul etti.

 

(Sure-i Yasin, Ayet 58)

“Affedici olan Allah'dan onlara söz olarak selam gelir.”

Kazançta asıl budur demek: Bunu kazanan kimse Cenab-ı Hakk Teala Hazretleri mahşerde, cennetlerde, cemalullahta, didarı ilahide kulları için ne nimetler yarattı ise, nasib etti ise, hepsinden hissesi olur. Şu varda şu yokta değildir. Misal: Çok zengin bir fabrikatörün işçisi ancak aylığını, primini, sigortasını ve benzeri faydalarını görür. Aslı işçidir. Fabrikada ortaklığı yok, ama yüzbin kişi çalışan her gün milyarları kazanan bir fabrikaya binde bir ortak olsa, o fabrikanın her gelirinden istifade eder. Ayrıca çalıştığı ücretinin karşılığını da diğer işçiler gibi eksiksiz alır. İşte asıl kazançta bu saydıklarımıza erip Cenab-ı Hakk Teala Hazretlerine Cemal, Didar, Gurbiyyet ortaklığı yapar. En büyük kazançta asıl budur.

 

Hadîs-i Kudsi: “Allah sevdiği kulun kalbine bakar neyi görürse onu yapar.” (Kimyayı Saadet, Sayfa: 753)

 

Hadîs-i Şerif: “Aşıkanî ve aşıktehû”

O kulum bana aşık olur, bende o kuluma aşık olurum. (Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 6385)

 

Hadîs-i Şerif: “Bütün halk Allah'ın ayali, çoluk, çocuğu gibidir.” (Abdul Kadir Geylani'nin sohbetleri, Sayfa: 543, Benzeri; Ramuzu'l-Ehadîs, Hadîs No: 17; Mülteka, Cild 1, Sayfa: 14)

 

Allah yanında en sevgilisi onlara en menfaatli olanıdır. Asaf Bin-i Berhaya'nın (Sure-i Nemil, Ayet 40) Belkıs'ın köşkünü getirmesi, Hazreti Meryem'e cennetten devamlı meyva gelmesi. (Sure-i A'li İmran, Ayet 37) İşte bunlar evliyadır. Ama ortak gibidir. Bunların hiç birisi o kadar Allah'a sevilmeden yapılmaz ve yapılamaz.

 

 Zuhurat-ı Geylaniyye ne demektir ?

 

Bir gün vakıamda şunları yaz denildi:

 

Vakıa: Uyku değil, uyanıklıkta değil, uyku ile uyanık arası halidir. İmam-ı Gazali Hazretleri bunu şöyle anlatır:

 

Pedit Arende-i horda talepkâr,

Deron derdiş ne mestendo ne hoş yar,

Ne der hadent ne bi hadent ne bi kâr.

 

Kendilerini yaratanı arayarak kendi mihvilleri etrafında dönerler. Bu dönüşlerinde ne sarhoşturlar ne ayık, ne uykudadırlar, ne de uyanık dediği halidir.

 

(Sure-i Fecir, Ayet 1-2-3)

Yani Allahu Teala buyuruyor ki:

“Sabahın şafağına ve onar gecelere, tek ve çiftlere yemin ederim buyuruyor.” Sende tekleri, çiftleri yaz denildi ve zuhuratı başladı. Bu kitabın adı Zuhuratiye oldu. Yani kitabı Zuhuratiyye bütün ilmin Toplamı dedim.

 

Zuhurat-ı Geylaniyye demek Abdulkadir Geylani Hazretlerinden Bilal babama olan zuhuratlar, bildirmeler demektir. Yani Bilâl Babama Hazreti Pir Abdulkâdir Geylani Efendimiz Hazretleri mânâ aleminde bu kitabı yazmayı kalbine zuhur ettiriyor. Misal televizyona bakan kimse gördüklerini yazması ne kadar kolaysa, o da o kadar kolaydır. Yalnız zuhurat görünüm var, görünümle ilim beraber gelir. Görünüm yok, bildirmeler var.

 

Hadis-i Şerif:

«Kalbden kalbe yol gider.» (Siyer-i Nebi, Cild 1, Sayfa: 76; Megasidü't-Talibiyn, Sayfa: 139)

 

Bu kitabta 7 Tekler, 7 çiftler tekrar iki sıradır. Üçler üç kerre 7 sıradır. Dörtler dört kerre yedi sıradır, beşler beş kerre yedi sıradır. Yani bunlar Fatiha'yı Şerif'in hesabı ile zuhur etmiştir. Sureyi Fatiha'nın ayetleri yedidir. Esmaül-Hüsna beştir. Allah, Rabbi, Rahman, Rahiym, Malik, Alemler hülasası beştir.

 

1- ALEMİ NASUT

2- ALEMİ MELEKUT

3- ALEMİ CEBERUT

4- ALEMİ LAHUT

5- ALEMİL GAYB.

 

Bunlar ileride gelecektir. İnşallahu Teala. Fatihayı Şerifin ayetleri yedidir. Nefsin mertebesi yedidir. Yerler gökler yedidir. Etvarı seb'a yedidir. Cehennem yedi, seb'a mesani yedi, zuhuratiyye kitabı zulmetten nura çıkarır bir kitaptır. Kur'an-ı Azimüş-Şan'ın ayetleri Resulullah'ın hadîs-i şerifleri hükmü ile şeriatın, tarikatın, dînin, islamiyyetin temelidir. Tarikatın adabını, usulünü, erkânını sülukunu, kazancını bildirir.

Bütün alemlerin misalini, ilminin yaradılışını bildirir. Hakka ne ile  yakın olunur. Nefis neyle nurlanır: Aşkullah, Cezbe-i Rahmanî ne ile hasıl olur. Cennete girmek ne iledir. Cehenneme girmek ne iledir. Cennete iman ve taatla, cehenneme küfür ve masiyetle girilir. Bu kitabın içinde zahir, batın ne istersen bulursun. İmana, itikada, mezhebe, millete ve sünnete ait her şeyleri bulursun. Dikkatle tekrar tekrar okumalısın. Her okudukça ilmin artar. Yani her ilmin başı buradadır. Yoksa ilmin sonu gelmez. Amma Fatiha-ı Şerif'te bütün Kur'an-ı Kerim'in ve ilmin kökü vardır. Bütün ilim Kur'an'da ve bütün Kur'an Fatiha-i Şerif'ededir. Sıdk ile oku ki anlayasın.

Bu kitabın sonunda ashabların hali ve ihtilafları, nefsin turları, hali ve iradesi, seyri, nurları, rüyaları, işaretleri ahlak-ı hamideleri, kabız ve basıt halleri, ilhamları, Hak ile kelamları, ahlak-ı  zemimeleri, şeytanın oyunları, hile ve tuzak bütün alemin haritası Arş-ı Alâ'dan tahtes-seraya kadar temsili ve görünüşü bunlar hep içindedir.

 

(Sure-i Taha, Ayet 47)

Selam ise hidayete tabi olan kimse üzerinedir.

 

(Sure-i İhlas)

Fatiha-i Şerif'in Zuhuratı Şöyledir:

Bunlar bir tek olan Allahu Teala'ya söylüyor. Hamd ederim alemlerin Rabbısına, Allah Rahmandır, Rahiym'dir. İki dünyanın malikidir, sahibidir. Burada beş ismi şerifi var, Allah, Rabbı, Rahman, Rahiym, Malik geri kalanı bu bir tek olan Allah'a söylenir. Buraya kadar bir tek isim söylendi. Bundan sonra dört çift söylenecektir.

 

Tek olan, bir tek Allahu Teala'dır. Bir tek (Gulhuvallahu ahad, Allahüssamed, lem yelid ve lem yuled velemye künlehû küfüven ahad) Bunlar Allah'ın birliğine delildir.

 

Fatiha-i Şerife'ye gelince:

Elhamdülillahi Rabbil Alemiyn, Er-Rahmanirrahiym, Maliki yevmiddîn. Bunlar bir tek olan Allahu Teala'yı söyler. Hamd ederim alemlerin Rabb'ı olan Allah, Rahmandır, Rahimdir, iki dünyanın Maliki'dir, sahibidir. Burada beş ismi şerif var. Allah, Rabbı, Rahman, Rahiym, Malik geri kalanı bu bir tek'e söylenir.

 

 

Çift  1     : İyyakena'büdü                       Sana ibadet ederiz.

              Ve iyya kenestaiyn       Sana sığınırız (Yukardaki bir tek)

 

Fatihayı Şerife'nin içindeki tekler tek olan demektir...

Şunlar tek.

 

Çift  2     : İhdinas sıratal müstakiym        Bizi doğru yola gönder.

               Sıratalleziyne                              O doğru yol ki

 

Çift  3     : En'amte aleyhim         Enbiyalarına, evliyalarına ettiğin

                 Gayril mağdubi          Gadabına uğramayanların yoludur.

 

Çift  4     : Aleyhim Veleddalliyn  Enbiyaların in'amına erdiler

  Veleddalliyn amiyn     Şaşkınlığa düşmediler, gittiler.

 

Bizleri de aynı eyle ya Rabbi imzalıyorum.

 

Bizi dalâlete düşenlerden eyleme. Enbiyaların, evliyaların şaşkınlığa düşmediler. Doğru yola gittiler. Bizleri de onlar gibi eyle. Delâlete düşürme demektir. En son Amiyn'in manası: Mühürlüyorum, imzalıyorum. Tam tasdik edilmiştir, demektir ki; amiyn mühürdür diye vaaz etti. Şimdi burda da en altına kendi imzasını da atmış, ben de tasdik ediyorum. En ufak zerre kadar şek, şübhe yoktur, anlamındadır.

 

Sana ibadet eder, sana sığınırız. Bizi doğru yola gönder, o doğru yol ki: Embiyaların, evliyaların, gadabına uğramıyanların yoludur. Embiyaların in'amına erdiler ve gittiler, şaşkınlığa düşmediler, gittiler. Bizleri de aynı eyle Yarabbi!

Fatiha'da Rabbimiz Teala'nın beş ismi şerifi sonraki ayetlerle tekrar beş olması, sıra işlerimize tamamen muvafık olması ve delil olduğunu görünce kitabımıza daha ziyade şevkimi artırdı.

 

(Sure-i Hicir, Ayet 87)

Sana tekrarlanan yediyi (Fatiha suresini) ve büyük Kur'an'ı verdik.” Ayeti de yedi olması kitabımıza iştihamızı artırdı. Çünkü evvela kitabı yazdım. Sonra Kur'an-ı Kerim'de bunları buldum. Tamamen muvafıktır. Elhamdülillahi Teâlâ.

Beşler aleminin de sırasının ikiye ayrılması, nur ve zulumatın ikiye ayrılması, tamamdır. İşte bu alemlerin olduğumuz yerden (dünyadan) yukarısı nuraniyettir. Aşağısı zulmaniyettir. Fatiha-i şerifenin de aynısıdır. Bu alemden yukarı, cennete gittikçe nuranidir. Buradan aşağı gittikçe zulmattır. Yani Fatiha-i Şerife bu alemleri içine almış manevi iki deryadır. Biri nur, biri zulumattır. Cennette nurdur. Cehennemde zulmatdır. Bu alemde nur yolunu tutan cennete gider. Zulmat yolunu tutan cehenneme gider.

 Hiç kimse takdire bahane etmesin, evet her şeyleri Hakk Teala takdir etmeden olmaz. Fakat insanların isteği, niyeti ve meyli karar vermesine göre Hakk Teâlâ takdir eder. Durup  dururken hiç kimseye kötülük takdir eylemez. Çok kere takdir eylediğini geri bozar. Dilerse takdir olmayanı takdir eder.

 

(Sure-i Enbiya Ayet 23)

Allah yaptığından sorumlu tutulmaz.

BİRİNCİ YEDİ TEKLER

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM

 

 

Evvel Allahu Teala birdir. Şeriki ve nazırı yoktur. Yerleri ve gökleri yoktan var eden, bir Allahu Teala'dır.

 

(Sure-i Nur Ayet 35)

Allah Semavatın, (gök) ve  yerlerin nurudur. Muhammed Resulullah cümle mevcudat ondan zuhur etmiştir. Zuhuratlar birer tekden zuhur etmiştir. Nuru ilahiden nuru Muhammediye, Adem'den zürriyeti gibi bir tekten zuhur eden, yedi tek kapı şunlardır:

 

 

I- Yukardan aşağı TEKLER:

 

 

Birinci yedi tek                           Allah'u Teala'nın nur isminden

                                                 İcad-ı alem Nur esmasındandır.

 

İkinci yedi Tek                           Muhammed Resulullah

 

Üçüncü Yedi Tek                       Besmelenin Be. si

 

Dördüncü Yedi Tek                   Adem (Aleyhis-selam)

 

Beşinci Yedi Tek                       İmam-ı Ali (Radiyallahu anhu)

 

Altıncı Yedi Tek                         Ebu Bekir Sıddık (Radiyallahu anhu)

 

Yedinci Yedi Tek                       Osman (Radiyallahu anhu)

 

Bilâl babam her mevzuları yedi tane çifte ayırmış yine diğer başka sayfada üç olan mevzuları yedi sıra üçe ayırmış, yani yirmi bir mevzu aynı şeyi açıklıyor. Yine diğer sayfalarda dörtler, her dört yedi sıra kaç sahife ise hepsi sayfanın başındaki ayetin izahı, izahlarda ayetle ve mealleri ile, beşlerde yine yediye ayrılıp her mevzuyu beş olanları yazıyor. Onun için kitabımızın içinde birinci sıra çiftleri, ikinci sıra çiftler yediye kadar sayıyor. Üç olan mevzular yine yediye kadar üçer üçer anlatıyor. Dörtlerde, beşlerde yine aynıdır. Biz her hesab edilerek yazılanı o konunun başına tablo olarak koyduk. Sonra her konunun aşağıda açıklaması geliyor. Bu mevzular öyle hesab edilmiş ki baktığın zaman o mevzuların ne demek istediği gayet iyi anlaşılıyor. Bizde imkân dahilinde onun gibi anlatmaya çalışacağız. İnşallahu Teala.

 

 

BİRİNCİ YEDİ TEK:             (Allahu Teala'nın nur isminden icad-ı alem nur esmasındandır.)

 

Birinci tek Allahu Teala'nın nur isminden:

Hadîs-i Şerif: “Ashablar sordular;

- Ya Resulullah! En evvel Allah neyi yarattı? Buyurdu ki:

- En evvel Allah sizin Nebinizin nurunu yarattı. (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 19) Yaratılan her şeyi ondan yarattı. Melekler Arş-ı Alâ'da, cennet ve içinde ki dahil, her şeyi yarattı. Evvelâ Allah'ın nuru, ondan Peygamberimizin nuru, ondanda yaratılan her şeyi yarattı. Hepsinin aslı Allah'tandır. İkincisi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'dendir. Ruhlarımızında babası Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'dir. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ikiyüz kadar ismi var. Bir ismi Hakikatül-Hakayık bütün hakikatların hakikatı ve bir ismi de Ebel Ervah'tır, Ruhlar babası demektir. Her şeyin aslı süzüle süzüle, gide gide Peygamberimizin nuruna dayanır. Onunda aslı Allah'a dayanır. Onun için Allah yerlerin ve göklerin nurudur.

 

Ay dahi güneş dahi,                                         Doğdu ümmetim dedi,

Nurundan Muhammedin,                                 Ümmetin kaygın yedi,

Cümle şeker  bal tadı,                                      Mevlam ziyaret koydu,

Tadından Muhammedin                                              Sinini Muhammedin.

 

Muhammed bir denizdir,                                  Evliyalar geldiler

Cümle yerleri tutmuş,                                      Saf saf olup durdular

Evliyalar ördeği,                                              Canlar feda kıldılar

Gölünden Muhammedin.                                 Yoluna Muhammedin.

 

Yetmiş bin hacı gider,                                      Ol Meryem oğlu İsa,

Malı mülkü terk eder,                                      Sır ile gögü aldı,

Varır ziyaret eder,                                            Yüzbin İsa sergerdan,

Ravzasın Muhammedin.                                              Vasfında Muhammedin.

 

                                      Derviş Yunus miskindir,

                                      Eksikliği mücrimdir

                                      Her kim yetmez mahrumdur,

                                      Hununu Muhammedin.

                                                             Yunus EMRE.

 

Cenab-ı Allahu Teala kendinden gayri yok iken alemi gayb şuunatı ilahiyyesinden nuru Muhammediyyeyi insan-ı Kamil suretinde rahmeten lil alemiyn, perde-i hicablar onda zuhur edip, cümle hakikatlara hakikat olmuştur.

 

Hadîs-i Kudsi:

 

Ben insanın sırrıyım, sırrım onun sırrındadır. (Marifetname, Sayfa: 1004, Benzeri)

 

Allah'ın sırrı evliyasındadır.

Deyip kendine habibini yol, kapı kılmıştır.

 

 

İKİNCİ YEDİ TEK: MUHAMMED RESULULLAH

 

Hilkatı kevneyinde cümle mevcudatın hakikatı ondan zuhur etmiştir. Bir tektir. Ebel ervahtır. Cümle Ruhların babasıdır. Bir ismi de hakikatül hakayıktır. Cümle hakikatların hakikatıdır. Allahu Teala'ya vuslat için ondan gayri yol yoktur. Vuslat kapısı o'dur. Ona vasıl olmadan kimse hakka vasıl olamaz.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ TEK: Besmele'nin B'si, B'nin noktası bidayettir.

 

Cümle Kur'an'ın ve Esma'nın başıdır. Kur'an'da ne var ise, hülasası Sure-i Bakara'da; Bakara'da ne var ise, Elhamdülillah (fatiha) suresinde; onda da ne var ise, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM'DE onda da ne var ise, Besmele'nin B'sinde, B'de ne var ise noktasındadır.

 

“İlim bir noktadır çoğu cahilleredir.”

İmam-ı Ali Radiyallahu anhu) buyurdu:

 

Be'nin altında noktayım.

İlim bir noktadır, çoğu cahilleredir.

Hadîs-i Şerif:

 

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu:

“Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır.” (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 701; Dört Büyük Halife Kitabı, Sayfa: 275)

 

Hazreti Ali (Kerremallahu Veche) buyurdu:

“Bana bir harf öğretene, kölelik yaparım.” (Zinetü'l-Gulub, Sayfa: 62; Berika, Cild 5, Sayfa: 61)

Biz, Bilâl Babam'a sorduk:

- Bunlar ne demektir? Bilâl babam buyurdu:

- Kur'an-ı Kerim'de ne varsa hepsi (özeti) Sure-i Bakara'da, Sure-i Bakara'da ne varsa, hepsi başındaki Elham (Fatiha) suresinde. Elham suresinde ne varsa, hepsi başındaki Bismillahirrahmanirrahiym'de. Bismillahirrahmanirrahiym'de ne varsa, hepsi başındaki B harfinde, B harfinde ne varsa B'nin altındaki noktada. İşte bütün ilimler bir noktada birleşir. Şekil eski yazıda B harfi şudur                noktası altındakidir.

 

1- “Bana bir harf öğretene kölelik yaparım” dediği de,

2- “İlim bir noktadır, çoğu cahilleredir” dediği de,

3- “Ben, B'nin altındaki noktayım” dediği:

 

Bütün Kur'an-ı Kerim'in manalarının hepsi, Besmele'nin B harfinde ve noktasında toplayıp onu öğretene demektir. Maneviyat ve ilmi ledün'ün en sonu bir noktada birleşir.

“İlim bir noktadır, çoğu cahilleredir” dediği: Bu ilmi bilen o noktayı bilir. Çoğunu bilen cahil, çoğunu atıp o noktayı bilen alimdir. Şems Hazretleri, Mevlana'ya “Bütün kitaplarını suya at” dedi. Attırdı. Mevlana kitapları attıktan sonra irşad oldu, o noktayı öğrendi. Musa (Aleyhis-selam) Sure-i Kehf'te Hızır (Aleyhis-selam)'dan o ilmi öğrenebilmek için peygamberliği, kelimullahlığı (Allah ile konuşmayı) zahir ilmini, kendisine inen kitabı hepsini bir tarafa bırakıp Hızır (Aleyhis-selam)'dan öğrendiği, aynı o bir noktaydı.

Yine Ashab-ı Kehf yattı uyudu, uyuya uyuya evliya oldu. Köpekleri de kendilerinin hatırı için cennetlik oldu.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in:

“Alimin uykusu, abidin ibadetinden efdaldır” dediği oldu. Onlar Takyunus'un yanında vezir (bakan) iken ayıkmaları, Allah korkusunun kalblerine girmesi, o noktanın kalblerine girmesi, ev, mal, mülk, çoluk, çocuk, servet, mevki, bakanlık hepsini bıraktırıp Allah korkusundan bir mağaraya yatmaları, dîni bilgileri hiç olmadığı halde, ömürlerini Takyunus'a hizmetle geçirdikleri halde, en alim sayıldılar ki hadîs-i şerifde dediği gibi “Alimin uykusu, abidin ibadetinden efdaldır.” İşte o bir nokta kendilerini en alim etti. O bir nokta kendilerinin uykusunu abidin ibadetinden efdal etti ki, uyuya uyuya evliya oldular. Tarikatta, tasavvufta buna kısaca irşad denir. Ayıkmak, gözü ile görmüş veya görmüş gibi olmak.

 

Cenab-ı Hakk Teala Hazretlerine, İbrahim (Aleyhis-selam):

 

(Sure-i Bakara, Ayet 260)

«Sen ölüleri nasıl diriltirsin? dedi.» Gözü ile görmeden kalbi mutmain olmadı. Gözü ile görmeden inanır, fakat kalbi mutmain olmaz. Allahu Teâlâ:

«İnanamıyor musun?» dediği budur. İbrahim (Aleyhis-selâm):

«İnanıyorum; Velâkin kalbimin mutmain olmasını istiyorum.» O bir nokta kendisinde olmasa ancak inanabilir, kalbi mutmain olamaz, kendisi irşad olmaz. İbrahim (Aleyhis-selam) gözü ile görmeden kalbi mutmain olmadı. Kuşları boğazladı, etlerini dövdü, hamur etti, dört tepenin başına koyup ortada durup çağırdı. Kuşlar gözünün önünde dirildi. O zaman inanmadan daha ileri kalbi mutmain oldu, irşad oldu. O bir noktayı kazandı. Bunların hepsinden anlaşılıyor ki bu ilim, bir noktada birleşen ilim, zahir ilmi ile hiç bir alakası yoktur.

 

Hadîs-i Şerif:

«Zahir okuma hüccet, delil. Bu ilim kalbten doğandır. En menfaatli ilim kalbten doğandır.» (Kırk Mevzuda Kırk Hadîs Kitabı, Hadîs No: 15, Sayfa: 216; Marifetname, Sayfa: 869)

İşte hadîs-i şerifte bunu söylüyor. Bu konu bahsettiğimiz ayetler ile sabittir, delildir.

 

 

DÖRDÜNCÜ YEDİ TEK:  Adem (Aleyhis-selam):

 

Cümle insanların babası Adem (Aleyhis-selam)'dır. Cennette vücudunu Cebrail (Aleyhis-selam) topraktan yoğurup Adem suretini düzdü. Çamurunu yer yüzünden aldı. Cenab-ı Hak o surete can verdi. Cennette Halifelik yaptı, melâikelere vaaz, nutuk söyledi, yeryüzüne indi.

 

 

BEŞİNCİ YEDİ TEK: İmam-ı Ali (Radiyallahu anhu):

 

İlimde Hakka giden yolda cümlenin başıdır.

 

Hadîs-i Şerif:

«Ben ilmin şehriyim Ali kapısıdır» dedi. [Dört Büyük Halife Kitabı, (Şemsüddîn Ahmed Efendi) Sayfa: 275]

Cümle kapılar kapandığında yalnız Ali'nin kapısı açıktır. Kapanmaz dediği budur.

 

Hadîs-i Şerif:

«Ya Ali! Ben ve sen bu ümmete babayız» dedi.

Bundan murad evladı maneviyedir. Tarikat-ı Âliyye ile Hakka gidenlere manevi Ali'den Resulullah'a vasıl ondanda Allah'u Teala'ya vasıl olur.

 

Hadîs-i Şerif:

«Her kim Ali'yi fark etti, Beni fark etti; Beni fark eden Allah'ı fark etti.»

 

 

ALTINCI YEDİ TEK:  Ebu Bekir Sıddık (Radiyallahu anhu)

 

İmanda ve islamda cümlenin başıdır. Ebu Bekir'in imanı gelmiş ve geleceğin imanına bedeldir (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 656) dediği budur. O gün imân etmese idi, kimse imân etmezdi.

Ömer (Radiyallahu anhu) icra-i adalette ve şeriatta ve dînde cümlenin başıdır. Benden sonra peygamber gelse Ömer gelirdi, demiştir. Bunlar şeyheyn'dir (Rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain).

 

 

YEDİNCİ YEDİ TEK:  Osman (Radiyallahu anhu)

 

Osman (Radiyallahu anhu) Kur'an-ı Kerim hakikatiyle onda tecelli etmiştir. Kalbi mübareki levh-i mahfuza nazır idi. Bunları bilmek müslümanlara farzdır. Bunu ve bunları bilmeyene Ulema-i Billah denilmez. Batın ledün uleması da denmez. Yani meşayıh demek olmaz, sözü ile amel edilmez, vesselam. Dînin başı Vera, Hâdemi tama'dır.

Çift ikişerden yedi, iki kere yedi çift olanlar.