ZUHURATİYEY’İ   GEYLANİYE

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER:

 

 

İnsanda hallar yedi çifttir.

Cenab-ı Hak ruhları yarattığında kendinden gayrıya muhabbet etmiyeceklerine vaad almıştı.

 

 

 

   

Birinci Sıra Hallar  

İkinci Sıra 

Üçüncü Sıra 

Dördüncü Sıra 

Beşinci Sıra 

Altıncı Sıra 

Yedinci Sıra

  

    (a) 

İbadet Derecesi  

Terakki Hali (İlerleme) 

Kabız Hali 

Keramet-i İlmiyye Halı 

Kalb Tasarrufu 

Maneviyat Sıfatı Hali 

Nuraniyeti  Ulviyye Halı.

                

                        (b) 

Belâ İtikad Derecesi İtikatsız ibadet 

Tenezzül Hali(Gerileme) 

Basıt Hali 

Kerameti Keşfiyye Hali 

Ruh Tasarrufu 

Suret-i Zahiri 

Zulmaniyyeti Esfeliyye Halı

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- Birinci sıra:

 -İnsan nasıl derece alır ?

Hallar:

a- İbadet derecesi:

İnsan evvela ibadet ile meşgul olup çalışa çalışa bir dereceye varır ki son derecedir. Ondan ileriye belâ çekmeden geçilmez. Cümle Embiyalar ve Evliyalar belâ çekmeden geçmemiştir.

 

Kul ibadetle çalışa çalışa Allah'a sevilir, derece alır.

 

b- Belâ itikad derecesi:

Cenab-ı Hak, Cenab-ı Sırrı Sakatiy Hazretlerine rüyada diyor ki:  Kullar dünyaya geldiler. Ezel ki ahdi unuttular yüzde doksanının onu kaldı. Onlar ibadete devam ettiler. O, yüzde onu dünyaya bakmayıp ibadete dereceler ile bana muhabbet ettiler. Muhabbetimde kalanın yüzde onuna belâ verdim. Yüzde doksanı, belâ korkusundan muhabbetimden ayrıldılar. Yüzde onu belâdanda yüz çevirmeyip muhabbetimde devam ile ayrılmadılar. Onlara hazinemi teslim eyledim.

 

Ezel ki ahdi unuttular. Dünyaya gelince dünya sevgisi nefis, şeytan, ibadeti, taatı, ahdi misakı, verilen sözü, unutturdu.

Ruhlar yaratılınca Allahu Teâlâ:

- Ben sizin Rabb'ınız değil miyim? Hepsi:

- Beli Rabb'ımızsın dediler. Dünyaya gelince onu unuttular.

Yüzde doksanı unuttu, geri yüzde onu kaldı. Yüzde onu ibadete devam ettiler. Onlar dünyaya aldanmadılar. Onlara belâ verdim. (hastalık, fakirlik gibi) Belâ korkusundan yüzde doksanı yine geri kaldı. Küfür, masiyet işleyerek cehennemlik oldu. Kalan yüzde onu belâdanda yüz çevirmeyip ibadete devam ettiler. Onlara hazinemi teslim ettim. Yani o kulumun sözünü kırmam; benim hazinemden alır, verir. Bir Hadîste: « Eminullaha alel ard» der. Allah'ın yeryüzünde emniyet ettiği kul oldular.

 

Hadîs-i Şerif:

“Allah'ım benden sonra gelecek halifelerime rahmet et”. (Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 250, Sayfa: 186)

- Senin halifelerin kim ya Resulullah?

- Benim sünnetimi yaparlar nasada öğretirler.

 

Hadîs-i Şerif:

«Alimi seven beni sevdi, beni seven Allah'ı sevdi. Allah'ı sevenin yeri cennettir.» (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 436, benzeri.)

 

Hadîs-i Şerif:

«Mü'minin firasetinden sakının, çünkü onlar Allah'ın nuru ile bakarlar.» (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 136; Kenzü'l-İrfan, Hadis No: 180; Şevahidü'n-Nübüvve, Sayfa: 236)

 

Hadîs-i Kudsi:

«Ben bir kulumu seversem onun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı, söyleyen dili ben olurum.» (Sahih-i Buhari Tecrîd-i Sarih, Cild 12, Hadis No: 2042, Ramuzu'l-Ehâdis, Hadis No: 4094; Berika, Cild 1, Sayfa: 313)

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- İkinci sıra:

 

a- Terakki Halı:

Terakki odur ki: İbadette, zikrullahta iki hal olur. Birine Terakki halı, diğerine tenezzül halı derler. Terakki zamanında güzel hallar, güzel ibadetler kendi başına zuhur eder. Kalbi açılır, ibadete muhabbeti olur.

 

b- Tenezzül halı:

Tenezzül halinde ibadetinde, zikrinde lezzet ve tad bulamaz, kalbi kapanır, halları kaybeder. Bu şuna benzer ki: Bir senenin kışı var, yazı var, soğuğu var, sıcağı var. İnsanda bu hallar olmaz ise terakkiden kalmıştır.

 Terakki hali nedir?

Terakki halı: İlerleme halıdır.

Tenezzül Hali: İlerlemeden kesilme, aşktan kesilme gibi görünse de, aslında kesilme değil, kesilmiş gibi görünme halıdır. Kendinde hiç bir aşk, hal, feyiz kalmaz. Kendisi helaka gidiyorum, zanneder. Terakki halında aşk, feyiz fazla olur. Rüyalar, hallar, aşk çok güzel olur. Terakki halı yaza benzer. Tenezzül halı kışa benzer. Kışın toprağı yağmur suları doyurmazsa yazın ot, meyva, çiçek sebze olmaz. Olsa da ömürsüz olur. Bir senede hep yaz olursa, olmaz. Hep kış olursa o da olmaz. Bir dervişte de hep terakki olursa kendinde ahlakı zemime çoğalmasına, aczini bilememesine sebeb olur. İlerde de kendisinin helakına sebeb olur. Hep tenezzül halı olursa, devamlı kış olduğunda hiç bir meyva, hiç bir sebze olmadığı gibi tenezzül halında devam ederse, manevi hal olmaz. Kendisinde ümitsizlik olur. Yaz ayları gelir yaz olursa, kış ayları gelir, kış olursa, her meyva, her sebze, her bitki, normal olur. Aynı onun gibi dervişte de bazen terakki, bazen tenezzül halı olursa ilerler. Yoksa ilerleyemez.

Bilal Babam buyuruyor:

«Zahir batının aksidir. İlerleyen düşüyorum zanneder, düşecek adamda ilerliyorum zanneder.»

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER-  Üçüncü Sıra

 

a- Kabız halı: Bir mürid, ibadet zikir derken varır kalbinin asıl maksudu bulacağı zamanda kabza düşer. Düştüğünü belki anlayamaz. Bir kamil bulamaz ise öylece kalır.

 

Allahu Teala'ya yaptığı bir kabahatinden dolayı haldan kesilir, ilerleyemez.

 

b- Basıt halı: Bir kâmil insanın elindedir. Diler ise o insanı kabza, diler ise basıta çevirir. Basıt kalbi genişleyip açılmaktır. Çok kimseler çalışır, kabız halinde kalır. Haldan kesilir, zanneder ki iş tamam oldu.

Eriştim zanneder. Halı düzelir, kolaylaşır.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- Dördüncü Sıra

 İnsanda kaç türlü keramet vardır ?

İnsanda iki türlü keramet vardır. Birine kerameti İlmiyye derler. Diğerine Kerameti Keşfiyye derler.

a- Kerameti İlmiyye Halı: Kerameti ilmiyye ilim ile bilinen, yani ilim tecelli eyleyen ilme vakıf olmaktır.

 

Kerameti İlmiyye: Allahu Teala'nın bildirmesi ile bilmek, her sözünü, işini, yapacağını Allahu Teala kendine bildirir, bu hepsinden yüksektir.

 

b- Kerameti Keşfiyye Halı: Kerameti keşfiyye derler. Keşif anlaşılandır. Bir şeyi keşif ile görmektir. İlmiyye ilim ile bilmektir. Kerameti keşfiyyeden kerameti ilmiyye yüksektir. Keşif görünmesi mümkün olanı görür. İlim görünmesi mümkün olmayanı görür, bilir.

Gözünü yumar, keşfeder bilir. Bilâl Babam diğer bir vaazında buyurdu: Kerameti keşfiyye gaib görülmeyen şeyi keşfetmektir.

Kerameti hissiye: Ateş tutmak, şiş vurmaktır.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- Beşinci Sıra

 

a- Kalb Tasarrufu halı: (Kalbine gelen ilhamla bilmesi.)

Kalb tasarrufu; vücut alemindeki mevcudatta vücut sahibi olanlaradır. Cennet, cehennem, arş, kürsi cümlesi mevcuttur. Cümlesine tasarrufu olur. Bunların nasıl vücudu, nefsi var ise, maneviyatı da ruhu da vardır.

 

b- Ruhun tasarrufu odur ki: Her vücut ve nefis sahibi olanların maneviyatı da vardır. Ruhun tasarrufu ruhların hakikatınadır. Ruhların hakikatı keşif ile bilinmez, keşifte olunmaz. Ruhun vakıf olduğu ilim ile bilinir. Keramet-i Keşfiyye kalbindir, Keramet-i İlmiyye ruhundur. Keramet-i ilmiyye makbuldur.

 

İyiyi-kötüyü, Hakkı-batılı ruhunun sezmesi ruhun tasarrufudur.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- Altıncı Sıra

 

a- Maneviyat sıfatı halı:

Maneviyat sıfatı odur ki: Her vücudun manada bir sıfatı vardır. Sureti sahibi olanların cümlesinin manada sıfatı vardır. Cinler, Melekler, Arştan, Ferşten, cümlesinin sıfatı manası vardır.

 

b- Sureti Zahiri: Her şeylerin sureti vardır, sireti vardır. Yerlerin, göklerin, Cennetin, Cehennemin, Arşın, Kürsü'nün, cümle eşyanın sureti vardır. Sireti hatta Esmâ-i Hüsna'ları  derler ki Cenab-ı Hakkın esmalarının sıfatı vardır. Sıfat-ı esmadır. Rahman derler, zat-ı esmadırlar.

 

Suret: Dış görünüş. Siret: İç görünüşüdür.

 

Sureta yüzüm güler amma ağlar bu derunum ah ile,

Yaralıyam ben yürekten akar al kanım benim.

 

Her seher eflâka çıkar zârı giryanım benim,

Uyku göstermez gözüme ahu efganım benim.

 

Bilirim ki yeryüzü bana zindan olur.

Mü'mine zindan buyurmuş Hayyu Rahman'ım benim.

                                                                         Yunus EMRE.

 

Hadîs-i Şerif:

 

«Muhakkak ki Allah Ademi güzel surette yarattı.» (Kimya-i Saadet, Sayfa: 47; İhya'u Ulumi'd-Dîn, Cild 4, Sayfa: 554; Berika, Cild 2, Sayfa: 306; Marifetname, Sayfa: 426)

 

 

İKİNCİ YEDİ ÇİFTLER- Yedinci Sıra

 

a- Nuraniyyeti Ulviyye halı: O dur ki; yedi kat gökler yukarı gittikçe nuru ziyadeleşir. Bir birinden nurludur. Onlardan yukarı Kürsü, Levh, Kalem, Arş-ı Alâ cümlesi birbirinden nurludur. Şeriatla amel edenin ruhu yükselir. Bunları geçerek gider. Şeriatın emir eylediği şeyler nurdur, nuru kuvvetlendirir, nura kavuşturur.

 

Allah sevdiklerine nuru ile bildirir.

 

b- Zulumatı Esfeliyye halı: Yedi kat yerler ve daha aşağısıdır. Yerler aşağı indikçe zulumat karanlık ziyadeleşir. Ondan aşağı cehenneme kadar gittikçe zulumat, kötülük, pislik ziyadeleşir. Şeriatın men eylediği şeyler zulmattır, zulmata çeker. Şeriatın azıcık men ettiği şey nuru bozar, kemâl nurdadır. Zeval zulumattadır. Mesela: Bir insanın kuşağından yukarısı nuraniyye, aşağısı zulmaniyyettir. Şehvet ordadır.

 

Bir insan kuşaktan yukarının hevasına uyarsa cennette nura, Cemala yetişir. Akıl, iman, kalb, beyin kuşaktan yukardadır. Kuşaktan aşağının hevasına uyarsa, cehenneme, Esfele safilîne gider. Hevasına uyma, şehvet nefsin hevasına, şeytanın igvasına tabi olmada kuşaktan aşağıdadır. Allah'ın sevmediklerine şeytanın bildirmesidir. Firavun'un, Nemrud'un bazı şeyleri bilmesi, şeytandandır. Bu da istidraçtır.