ZUHURATİYEY’İ   GEYLANİYE

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER:

 

Resulullahtan Ümmete Emanet

 

Hadîs-i Şerif:

«Şeriat kavlimdir, sözümdür. Tarikat ef'alimdir, yaptığımdır, işlediğimdir. Hakikat halımdır, ahvalımdır.» (Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa: 369; Marifetname, Sayfa: 434)

 

  A B C
Birinci Sıra Resulullahtan Emanet

Kitap yani Kur'an Şeriattır.

Sünnet Yani Tarikattır.

El-Mevalatı, yani Ali ve evladı Resul.

İkinci Sıra Fakirler

El-Fahri, Muhzi

El-Fahri Sevadil vechiFid-Dareyn

Kâdı el FukaraniyYekûn küfren

Üçüncü Sıra Besmele de B Noktası

Bismillah Er-Rahman Er-Rahiym
DördüncüSıra Nefsinle mücahede Rabb'ınla görgü getirir

Takliylü't-Taam

Takliylül Kelam

Takliylül Menam
Beşinci Sıra Kalbin Dönmesi

Su üzerinde yonga gibi

Açılmış kapı gibi Ya Halis toprak, ya say taş gibi.
Altıncı Sıra Gören Gözler

Cismani gözü

Kalb gözü Ya Halis toprak, ya say taş gibi.
Yedinci Sıra Kalbe giren Şeytanlar

İblis Hannas Hanzeb

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Birinci Sıra:

Resulullahtan Emanet

 

a- Kitap Kur'an ve Şeriattır. İmamımız İmam-ı Azam Ebû Hanife bin Numan ibn-i Sabit (Rahmetullahi aleyh)'dir. Onun kitabı sünnetten her ne ihraç eyledi ise cümlesi şeriattır. Cümlesinden evvel lâzım olan odur.

b- Sünnet yani tarikat: İmamı Aliden ve evladından intisabı, elden ele gelen Resulullah'ın kendisinin başlayıp eshabtan bazılarına icazet el verip talim eylediğidir, Hak yoludur.

c- El Mevalâtı yani Ali ve Evladı Resul: Evladına muhabbet etmektir. Şeriatı tutmayan azaba müstehak olur ve azab çeker ve tutar ise sevaba cennete dahil olur. Tarikatı tutmayan azaba müstehak olmaz. Lakin tutan Hakka vasıl olur, Cemalini görür.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- İkinci Sıra:

Fakirler.

 

a- El Fahri Muhzi: Yani fakir ile iftihar eylerim dediği en makbul fakirliktir. Bu fakir odur ki ihtiyacını Allah'dan da istemeye haya eder. Yalnız Allah'dan ister.

 

Allah'tan istemeye haya eder. Çünkü Allah kendini kendinden daha iyi gördüğünü ve bildiğini bilir. Haya eder, ister. İsterken utanarak, haya ederek, ister.

 

b- El Fahri Sevadil vechi fiddareyn:

Yani bir fakirlik var ki iki cihanda yüz karasıdır. Bu fakir ihtiyacını hem Allah'dan ister, hem de kuldan ister, iki cihanda yüz karasıdır.

 

c- Kadı el Fukaraniy yekün küfren:

Yani bir fakir daha var ki o fakirlik küfür olur. Bu fakir ihtiyacını kuldan ister. Mazallah Rezzâku Alem (Allah'ı) unutup kuldan ister. Bu günlük yemeği varken istemek caiz değildir.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Üçüncü Sıra:

Besmelede B Noktası

 

a- Bismillah'da Be noktası:

 B noktası tayini evvel, B evvel kainat alem mertebelerinin sonu son nokta odur. Evvel zuhuratı odur. Bismillahtır. İmam-ı Ali (Radiyallahu anhu) dedi.

 

«Ben B'nin altındaki noktayım» Nuru İlahiyye, nuru Muhammediyye «Allahu nurus semavatı vel-ard» ayet. (Sure-i Nur, Ayet 35)

 

b- Er-Rahman: Kainatın zuhuru ve feyzi: İn'am ihsan-ı ilahi bu isimdendir. T iki noktadır. (Eski yazı T       harfidir.) Kainatı sani sıfatı esmalar yani esmaların sıfatı cümlesi rahman isminden zuhura gelmiştir. Rahman isminin zatı nur, sıfatı rahman, nefsi rahmandır.

 

c- Rahiym: Rahmet esmalarınındır. Cümle mevcudata gelen rahmet-i ilahi esma-i hüsnalarındır. Cümle meyvelerde, çiçeklerde lezzetler, renkler esma-ül hüsnaların bir birinden her biri zuhur ederler. Cümlesi rahim isminin rahmetidir. Se üç noktadır. (Eski yazı S        harfidir.) Alemlerde vücut sahibi, sabit olmasıdır.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Dördüncü Sıra:

 

Hadîs-i Şerif:

«Nefsinle mücahede Rabb'ınla görgü getirir.» (Marifetname, Sayfa: 424, Benzeri; Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 23-24)

 

Hadîs-i Şerif:

a- Takliylüt Taam: Az yemektir.

Yani kalbi bir şey öldürmez, illa çok yemek öldürür. (Marifetname, Sayfa: 608)

 

Hadîs-i Şerif:

Amelin iyisi açlık, yün elbise giymek nefsini zillete düşürmektir. (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 291)

 

b- Tagliylül Kelam: Az söylemektir. (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 302; Kenzü'l-İrfan, Hadîs No: 959; Marifetname, Sayfa: 629, 631; Kütüb-i Sitte, Cild 16, Hadîs No: 5910)

 

Hadîs-i Şerif:

« Her kim sukut eder diline sahib olursa, Kurtulur.» (Marifetname, Sayfa: 630) Hakkı söylemek zikirdir.

 

c- Takliylül Menam: Az uyumaktır.(Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 333, 336; Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 850, Sayfa: 455; Marifetname, Sayfa: 616) Çok uyumak gaflete düşürür. Kalbi tembelleştirir.

 

Hadîs-i Şerif:

«Mücahede görmeklik getirir, kalb gözünü açar demektir.»

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Beşinci Sıra:

Kalbin dönmesi

 

a- Su üzerinde yonga gibi:

Kalb denizde su üzerinde yonga gibidir. Yel eser hangi tarafa olsa döner. Ya sahrada tüy gibi yelden döner. O gibi nefisten, şeytandan gelen yelden döner, durmaz.

 

b- Açılmış kapı gibi:

Kalb açılmış kapı gibidir. İyide girer, kötüde girer. Resulullah'a sormuşlar:

- Kalbimize bir şeyler geliyor, ateşe yansak ondan iyidir demişler. Hazret buyurmuş:

- Kalb açılmış bir kapı gibidir. İyide girer, kötü de; seçmek imandandır.

 

c- Ya halis toprak, Ya say Taşlıktır:

Mü'minlerin kalbi halis mamur toprağa benzer. Ne ekilirse biter. Söz kabul eder. Münafıkın kalbi say, taşlık dağa benzer. Rahmeti ilahî ülemanın sözü yağmura benzer, amma tesir etmez.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Altıncı Sıra:

Gören gözler

 

a- Bir cismani gözü:

İnsanda bu vücudun zahirde olan gözüdür. Bu gözler dünyayı ve dünyada olan işleri gösterir.

 

b- Kalb gözü:

Maneviyatı Hakkı, hakikatı gökleri, yerleri, arşı, kürsü levhi, kalemi, cenneti, cehennemi cümlesini gösterir.

 

c- Can gözü:

Cümle esma'ül-Hüsna'nın hakikatını sırrı ilahi, sırrı sübhani, nuru ilahi, hakikatı Muhammediyyeyi asıl maksat Cenab-ı Hakkın cemalini de gösterir. Hakka eren candır. Hakkı gören can gözüdür.

 

 

İKİNCİ YEDİ ÜÇLER- Yedinci Sıra:

Kalbe giren şeytanlar:

 

a- İblis:

Kalbe yel gibi girer, ığva eder, kalbi şişirir. Halden hale gönderir. Kadınların fercinden, erkeklerin zekerinden şehvet damarlarını şişirip kalbte öyle azdırır. Neuzübillahi Teala.

 

b- Hannas:

İnsanın sadrından vesvese verir. Yani düşünde vesvese evham verip, vesvese ile deli gibi yapar ve deli olur, şaşar, gider.

 

c- Hanzeb:

Kalbe musallat olur. Kalbi hortumuna alıp somurur. Zikir galip olunca bir tarafa çekilir. Zikir hulüs ile olmadığında yahut şeriata muhalif üzere zikir olunca kalbi tutar, o kimse adeta hasta olur.

Şeyhlik etmek kolay amma mekirden mürid kurtarmak güçtür. Bunlardan kurtarır.

 

Şeyhlik etmek kolay amma mekirden mürid kurtarmak zordur. Mürid mekre düşer. İblis, hannas, hanzeb, nefis, ahlakı zemime bunlar insanı nasıl kandırdığını bilir. Ona göre müridlerin uyması zahiren vaaz, nasihat batınan manevi güç ile onları kurtarması lazımdır. İblis Allah yoluna göndermez ve orayı engellemek için orada bekleyen çok yavuz bir köpeğe benzer. Oraya yaklaştıkça hücumlarını artırır. İblis dünya yaratılmazdan evvel o zamandan bu zamana kadar çok büyük bilgiye, tecrübeye sahib, derviş ise ilk defa bu yolda çalışan hiç tecrübesiz kimsedir. Onun için şeytanın oyunlarına çabuk gelir. Şeyhte manevi bir hal varsa müridi korur, ayıktırır, ikaz eder. Bu ikaz zahirde vaaz, nasihatla, maneviyatta, batında manevi kuvvetle olur.

 

 

Mürşid gerektir bildire,                                                Her mürşide dil verme kim

Hakkı sana Hakkal yakin                                            Yolunu sarpa uğratır

Mürşidi olmayanların                                                  Mürşidi Kâmil olanın

Bildikleri güman imiş.                                                  Yolu gayet asan imiş.

 

Nerden gelir aslın senin,                                              İşit Niyazi'nin sözün

Ya Kande varır menzilin                                              Bir nesne örtmez Hak yüzün

Nerden gelip nereye gittiğini                                       Haktan ayan bir nesne yok

Gözsüzlere pünhan imiş.                                              Anlamayan hayvan imiş.

                                                                                                                                                                                                                                              Niyazi MISRİ.

 

 

Ko beni yanayım şeyh eşiğinde

Dönmezem şeyhimden yana döneyim

Yarın nice varayım ol ulu hazrete,

Dönmezem şeyhimden yana döneyim.

 

Benim şeyhim bir ulu kişidir,

Üçler yediler, kırklar başıdır

Oniki imamın sır yoldaşıdır

Dönmezem şeyhimden yana döneyim.

 

Yunus Emre bu cihana gelince

Derdine derman arayıp bulunca

Ko beni hizmet edeyim ta ben ölünce

Dönmezem şeyhimden yana döneyim.

 

*  *  *

 

Kadılar müftüler cümle geldiler,

Kitaplarını bir araya koydular,

Sen bu ilmi nerden aldın dediler,

Bir  Kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

 

Niceleri gitti, Mürşid arayı,

Arayanlar buldu, derde devayı,

Bin kerre okusan, aktan karayı,

Bir Kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

 

Gel kardeş seninle gidelim bile

Nice aşıkların bağrını dele

Delildir Cebrail Muhammede bile

Bir Kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

 

Yunus Emre bunda mana var dedi,

Bir kamil Mürşide sende var imdi.

Niçin Musa'ya Hızır'a var dedi

Bir Kâmil Mürşide varmazsan olmaz.

 

                                      Yunus EMRE.