ZUHURATİYEY’İ   GEYLANİYE

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLER:

 

  A B C D
Birinci Sıra Tövbe Mürid Halı İntisabı, Şartı,
dörttür.
Teslim Göz yaşı nevi üçtür İşaretleri Müridin halı, işaretleri vardır.

İkinci Sıra Müridin Süluk Halı

Müridin nevi üçtür. Sema halı üçtür Cezbe halı üçtür Evlad nevi üçtür.
Üçüncü Sıra Feyzi Muhammediye südü yolu. Allahu Teala'dan Resulullaha Muhammed Resulullah'dan
İmam-ı Ali'ye
İmam-ı Ali'den Pir Abdulkadir'e Seyyid Abdulkadir Geylani'den halifesi şeyhlere silsiledir.

Dördüncü Sıra En makbul Saadetler

İmaniye Saadeti Şuhudiye Saadeti İlmiye Saadeti Zuhuriye Saadeti
Beşinci Sıra Büyük Evliyaullahlar Üçler Kutbul Gavs Yediler Ahyar Kırklar Ebdal Nekabalar Necabalar
Altıncı Sıra Dört Kapı Kırk Makam budur. Şeriat Kapısı Tarikat Kapısı Marifet Kapısı Hakikat Kapısı
Yedinci Sıra Doksan Bin Erkan Otuz bini Şeriatta Otuz bini Tarikatta Otuz bini Marifette Fırka (73 millet bir fırka)

 

Ehl-i Sülük: Mürid Halı

 

 

Hadîs-i Şerif:

«Cezbe-i Rahman insanların, cinlerin ibadetini tartar.» (Tam İlmihal, «Saadet-i Ebediyye,» Sayfa: 419)

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN - Birinci Sıra:

 

a- Tövbe şartı dörttür.

              1- Bir kâmilden el tutup tövbe etmek,

              2- Evvelki günahına pişman olup bir daha işlemeyeceğine niyet etmek.

              3- Günah ehlinden ahbablarını terk etmek, tövbekarlar ile beraber olmak

              4- Kalan ömrünü ibadete sarf etmektir.

Bu şartlar ile her kim tövbe ederse hiç günah işlemeyen kimse gibi olur.

 

(Hadîs-i Şerif:)

Günaha tevbe eden hiç günah işlemeyen kimse gibi olur. (Müzekki'n-Nüfus, Sayfa: 12; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 2306, 2308, 2335)

 

b. Teslim:

              Bir Mürşidden el tutan, ölü yuyucu (yıkayıcı) elindeki gibi teslim olmalı. İnsan teslimiyetine göre nasib alır, Teslimiyeti az olan, az nasib alır, çok olan çok nasib alır, bu yolda teslimdir. Olmaz ise teslim, neylesin talim demişlerdir.

 

Olmazsa teslim neylesin talim şudur:

Sen şeyhe hakkı ile inanıp, hakkı ile teslim olmazsan, o verdiği dersleri çek çek dur. O şeyhten de, o tarikattan da, bir istifade edemezsin.

 

c- Göz yaşı işaretleri üçtür: Elden tövbe, talkın alıp mürid olan sıtkı ile dersine devam ederse;

              1- Gözünün yaşı tuzlu, çorak olup yakar, gayet tuzlu olur.

              2- Göz yaşı kekre olur, gözü yakar sıcak olur.

              3- Adeta su gibi ılık olur, başka olmaz.

 

d- İşaretler: Müridin hali işaretleri vardır.

              1- Güzel beyitler okuyup, güzel haller ile sevinçle zikir etmeyi sever.

              2- Ağlamak ziyadeleşir, yüreğine bir ateş düşer, sevdiği hatırına gelince burnunun direği sızlar.

              3- Dünya gözünden çıkar artık, tahammülü kalmaz, hasta gibi olup ağzının tadı gider.

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- İkinci Sıra:

Müridin sülûk hali

 

a- Müridin nev'i üçtür:

              1- Teberrüken mürid, teberrük derler. İzin alır, evinde işine bakar, dersine devam eder.

              2- İzin alıp sülûke başlar, ehli sülûk olup, daima zikre çalışır.

              3- Mürid-i hakiki: Tarikatın sülûkunun lezzetini kıymetini anlar, olur. Şeyhinden ayrılmaz.

 

Sülûk: Bir tarikata girip verilen dersi devamlı yapmak, gece-gündüz devam edip başka şeye kıymet vermeyip, istikametle devamlı çalışmaktır. Bunlar evinde de olur. Evini terk edip şeyhin kapısında da olur.

 

                             Sülûk ahvalini salik,

                             Yola gidip gelenden sor,

                             Hakikat dersini ancak,

                             Hüdasından alandan sor.

 

*  *  *

 

Aç gözünü simizeri                               Zakiri mevlâ sever

Dünyadan ol kıl beri                            Zikre çalış ey püser

Rahi Hüda leşkeri                                 Gafil olan bî-hüner,

Dünyada üryan olur.                            Sonra pişman olur.

 

Aç gözünü uykudan                              Ağyarı ardına at,

Rengini aşkın boyan                             Eyleme hiç iltifât,

Gafil olup uyuyan                                Geceyi gündüze kat,

Sonradan kalkan olur.                         Sâ'y eden insân olur.

 

Gafletle bitmez iş,                                Tut sözü Kuddûsi'ya,

Durma birader çalış,                            Etme bu ömrü hebâ,

Ehli sülûke karış,                                 Zâkiri sanma gedâ

Yol sana asan olur.                               Çünkü ol sultân olur.

                          Ahmed KUDDUSİ Hazretleri

 

b- Sema halı üçtür:

              1- Evveline vecid derler, zikre yani ilk müridin halidir. Sıtma tutan adam gibi kendini titremekten alamaz, kendini bilir. Eğer kendini bilmez ise onda sara hali vardır, o da geçer.

              2- Tevacüd derler, zikirde yanar kendi aşkından yanmasından saatlerce kendini alamaz, bilmez.

              3- Vücud'dur diler ise eder.

 

Vecid: Halında titreme, sallanma, coşma aşkla olur. Hatta çok çarpınanlar olur. Başı kesilen tavuk misali. Tevacud yukarda izah edilmiştir.

Vücud hali şudur: Vecid ile tevacud'da haller aşikaredir. Herkes görür, bilir. Vücud halinde ise hiç kimse bunda bir hal yok zanneder. Hiç aşk yokmuş gibi olur. Allah ile kendi arasında gizlidir, kalb aleminde olur. Vecid, tevacud hallarında aşk fazla olursa durmak ister, duramaz. Bir zaman zikir durur, kendi durmaz. Vücud halında dili durur, kalb aleminde zikir, zikrullah halı durmaz. Onun için zikirde istediği zaman durur. Kaside:

 

                                 Sana bakıp durur gözü

                                 Sohbet edip söyler sözü

                                 Lakin Hak iledir özü.

 

Yine Salât-ı Daim olur. Namazdaki huzur, namaz biter huzur bitmez. Yatarkende huzurla yatar, kalkarkende huzurla kalkar. 24 saatin tümünde huzurlu olur. Abid ibadetinde belki huzur tutturamaz. Bu ise yatarkende kalkarkende huzur tutturur.

 

Hadîs-i Şerif:

“Alimin uykusu abidin ibadetinden efdaldır.”

Devamlı namazda huzuru tutturduğu için adı salâtı daimdir. Devamlı namazda demektir. Bu saydıklarımız ancak Mürşid-i Kâmile mahsustur. Ashab-ı Kehf (sure-i Kehf, Ayet 9) aynı şekilde uykuya daldığı için uykusu ibadet sayıldı. Uyuya uyuya evliya oldu. Evliyalığın en yüksek zirvesine çıktılar.

 

c- Cezbe halı üçtür:

              1- Evveli aşk'tır. Mürid bir cezbede aşka düşer. Onunla yüreği yanar, yürektedir. Sevdiğinde mahvoluncaya kadar.

              2- Muhabbettir: Mürid muhabbete düşer, muhabbet cümle vücudu yakar, tepeden tırnağa kadar cezbe halınde bütün vücud yanar.

              3- Cezbe halıdır. Vücutta eser yok. Bütün cezbe olur.

 

Hadîs-i Şerif:

«Rahmani olan cezbe bir adama gelirse, insanların ve cinnilerin cezbesini, yaptığı bütün ibadetleri tartar.» [Tam İlmihal, (Saadet-i Ebediyye), Sayfa: 419]

 

Cezbe ile bir sefer Allah derse, sonbaharda kuvvetli rüzgar karşısında sararmış yaprakların hepsinin döküldüğü gibi günahlarının hepsi dökülür.

Mevlid-i Şerif'te:

Bir kez Allah dese aşk ile lisan

Dökülür cümle günah misli hazan

dediği bu Hadîs-i şerife göre yazılmıştır.

Cezbe gelen fazla bağırıp, fazla çırpınıp kendi iradesini kaybeder. Cezbeninde rahmanisi, şeytanisi vardır. Şer'a muhalif iş, hal, hareketler ile veya sünnete muhalif hareketler ile olan cezbe şeytandandır. Hadîs-i Şerif'te de rahmani cezbe diyor. Ayırd ediyor. Şeytanisi olmasa neden rahmani desin.

 

d- Evlad nevi üçtür:                                                                              

              1- Evveli ruhtan gelen evlad ve sultan-ı Embiya cümle ruhların babasıdır.

              2- İkinci evlat baba ile anandır. Bel'den gelen derler.

              3- Üçüncü yoldan gelendir. Yol evladı cümleden makbuldur. Resulullah efendimizin has evladı, bunlardır. (Küllü takıy Âli Muhammed) budur. Feyzi Muhammedi sütünden her gün emerler. Feyzi Muhammediye sütü memeleri olur. Şeyhlerdir. Allah'tan Rasûluna, ondan Pire, ondan şeyhe, ondan müride gelir.

 

Üçüncü yoldan elden ele gelen ashab Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinden tutup biat etti. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinden tutanlardan sonrakiler biat etti. Onlara da yetişemeyenler daha sonrakilerin elinden tutup biat etti. Elden ele Resulullah'adır. Bir kalbteki manevi yol, bir de elden ele Resulullah'a giden yol. İşte tarik, yol demek olunca, yoldan gelen dediği budur.

 

Hadîs-i Şerif:

«Küllüt taki ali Muhammed»

Manası: Takva olanın, bu yolda çalışanın, hepsi Muhammed evladıdır. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 17; Abdul Kadir Geylani'nin Sohbetleri, Sayfa: 543; Mülteka, Cild 1, Sayfa: 14)

Allah'tan Resulullah'a, Resulullah'tan tarikat pirlerine, ondan şeyhlere, ondan da müridlere gelen feyiz, ondan manen emer yetişir. Bir körpe kuzunun emip yetiştiği gibi yetişir. Müridin maneviyatına tıflı manevi denilmesi: «Tıfıl: Yeni doğan çocuğa denir.» Müride: Uşşak denilmesi (Uşşak: Çocuk demektir).

 

                   Kaside:

                   Uşşaka gardaş

                   Niçin attın taş

                   Gidiyor can baş,

                   Rıhlet yakındır.

                                     

                                      Duydum azmışsın

                                      Sıdkı bozmuşsun

                                      Kendine kuyu kazmışsın

                                      Rıhlet yakındır.

 

                                                             Ey hoca efendi

                                                             Dinle bu fendi

                                                             Ömrün tükendi

                                                             Rıhlet yakındır.

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Üçüncü Sıra:

Feyzi Muhammediyye südü yolu.

 

  a- Allahu Teala'dan, Resulullah (Sallallahu teala aleyhi vesellem) efendimize evlat hakkında nazil olan «inna atayna kel kevser» ayeti. Biz sana kevser gibi verdik demesi her bir müfessiri İzam efendilerimiz bir manalarda tefsir eylemişlerdir. Bizce malum olan feyzi Muhammediyyedir.

 

  b- Muhammed Resulullah (Aleyhi Vesellem)'den, İmam-ı Ali'ye gelen,

 

Hadîs-i şerif:

“Ben ilmin şehriyim Ali kapısı” (İslam Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 11, sayfa: 278, Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 701)

 

Hadis-i Şerif:

“Ya Ali! Ben ve sen bu ümmetin babasıyız.”

Feyzi Muhammediye deposu İmam Ali'dir.

 

  c- İmam-ı Ali'den Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimize gelir. İmamı Ali (Radiyallahu anhu) Efendimizden Sultan Abdulkadir Geylani Efendimize ulu nehir, ırmak gibi gelir. Abdul kadir Geylani Efendimiz buyurmuştur.

« Efelâ şemîsül evveliyn» ve «Ene şemîsül ahirîyn»  dedi. Ahirin güneşi odur. Resûl evladıdır. Resulün Alini sevmek, Resulullahı sevmektir. Resulullahı sevmekte Allah'ı sevmektir.

 

  d- Şeyh Abdulkadir Geylani efendimizden-Müridlerine ve şeyhlere, onlardan da müridlere gelir. (Pirimiz buyurmuştur.)

 

(Rabb'ımın izzetine yemin ederim, müridimin başından elim eksik olmaz. Ta kıyamete kadar) demiştir. (Abdulkadir Geylani'nin Menkıbeleri, Sayfa: 50, Benzeri.)

Şeyhlerden diğer müridlere gelir, her gün şeyhinin kalbine teveccüh eder. Ruhunu feyzi Muhammediye çeşmesinden, memesinden doyururlar. «Ellebenu fıtratun» Manası: Süt: Fitretül İslam memesinden dedi.

 

Hazreti Pir «Rabb'ımın izzetine yemin ederim ki, müridimin başının üzerinden elim eksik olmaz» (Abdulkadir Geylani'nin Menkıbeleri, Sayfa: 50, Benzeri.) diyor. Bilal Babam kıyamete kadar eksik olmaz diyor. Delil olarak da şimdi zamanemizde kendisi islamı tamam yaşamayan, görünüşte bazı noksanları kusurları olan (sigara içme, dilenme gibi halleri olanlar) bile ben kadiri müridiyim der. Allah için değilde gösteriş için, kendini tanıtmak için, ortaya girer, zikreder, çağırır. Ya Abdulkadir Meded, himmet der. Çağırır, çağırır. Sonunda ağzına ateş alır, vücuduna şiş saplar. Kendisi görünüşte onu yapacak adam değil, ama kadiri müridiyim diyor. Ona çağırıyor. İmdadına yetişmezse tarikatı zedelenecek, kendinin bu sözü de yalan çıkmış olacak. Onun dahi imdadına yetişiyor. Onu yaptırıyor, o adama bir şey olmuyor. Rufai tarikatı da kadirinin bir kolu olduğu için onlarda ateş tutma, şiş vurma oluyor.

 

Erenler meclisinde hu diyenler Kadirilerdir,

İçip aşkın şarabından kananlar Kadirilerdir.

 

         Çekerler nara'yı ya hû geçip hem can ile serden,                                 

         Yanıp aşkı ilahi ile dönenler, Kadirilerdir

 

Güruhu dervişanın zül-cenâhi eyni zâhiri batın,

Sıratı cümleden evvel geçenler Kadirilerdir.

 

         Ederler talibi irşad hemişe rûzî- şeb amma

         Ve lakin hasmını berbad edenler, kadirilerdir.

 

Eğer feryad edip dersen meded ya Gavsu Geylani

Senin imdadına derhal gelenler Kadirilerdir.

 

         Aliyyul Murtazanın nesli pâki seyyid-i âlem.

         Tarîki Mustafa'ya baş eğenler Kâdirilerdir.

 

Kelimullah ile hem bezm olup ervahı âlemde,

Bu sırrı nûru Ahmed'den alanlar, Kâdirilerdir.

 

         Eğer ki hükmü işler şarka garba hem bila şüphe

         Anın içün cümleye ser-taç olanlar, Kadirilerdir.

 

Rıza müştaki pirandır esiri Gavsı Geylânidir,

Delilim sırrı Kur'ân'dır diyenler Kâdirilerdir.

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Dördüncü Sıra:

En makbul saadetler

 

  a- İman Saadeti:

Ehl-i cennetden olup, ehl-i cennet makamına nail olmak yani cenneti kazanmak iman iledir. İman edip, amel edip o saadeti bulmak büyük saadettir. Cennete girmek iman ve amelle olur.

             

  b- Şuhudiye Saadeti:

Saadeti Şuhudiye «Allahümme erinel eşya kemahiye» her eşyanın hakikatına vakıf olup bu sırra mazhar olan saadettir. Esmaül Hüsnaların sıfatına erer.

 

Her şeyin aslı esası Esma'ül-Hüsna'lara dayanır. Adem (Aleyhis-selam)'e Cenab-ı Hakk Teala Hazretleri:

- Ya Adem! Benim esmalarımı say! diye emretmişti. Mazharları ile sayınca bütün melekler hayran kaldı. O çok zordur. Ama bu sırra eren onlardan bir şeyler sezer, bilir. Mesela: Yeryüzünde ot, meyva, sebze, çiçekler, bunlardaki renkler, kokular, şekiller, tatlar, esmaül hüsnanın mazharlarındandır. Çok güzel kuşlar, geyikler, çok çirkin hayvanlar, yırtıcı hayvanlar, zehirli otlar, zehirli hayvanlar, esmaül-hüsna'nın mazharlarındandır. Çok güzel huylu insanlar, çok merhametsiz aksi insanlar, esmaül hüsnanın mazharlarındandır. Allah, rahman, rahiym isimleri çok nurlu isimlerdir. Kahhar, Cebbar, isimleri zulumat, karanlık isimlerdir. Cennet nurundan, cehennem kahrından o da esmaül hüsnanın mazharlarındandır. Biz esma'ül-Hüsna'nın dördünü söyledik. Doksandokuz esmanın geri kalanı bu en korkunç ile en güzel arasında olanlardır. Yalnız insanda olan iyiliğe yönelirse ahlak değişmez, yön değişir. Müslüman olmazdan evvel müslümanlara şiddet gösteren Hazreti Ömer bin Hattab (Radiyallahu anhu), müslüman olunca o şiddeti kafirlere gösterdi. Allah'ın en sevmediği ahlak en sevdiği ahlak oldu. Onun için insanın ki diğerleri gibi değil, iyiye yönelirse iyi olur, kötüye yönelirse kötü olur.

 

  c- İlmiye Saadeti:

Fark ve temyize mazhariyet bulmak, buna farkı Muhammediye derler. Buraya eren kimse şeriata o kadar riayet eder ki canı gibi sever. Şeriatın ne idiği belli olur, buraya eremeyen şeriata eremez.

 

Evliyalar umumiyetle ikiye ayrılır. Birisine Evliya-i Kümmelin, diğerine Mürşid-i Kâmilin derler. Hakka vasıl olup kavuşanlar mahv-ı fena'ya dalar. Fena-fillah olur. Hakk'ta fani olur. Geride onlardan bahsetmiştik. Hakkın vücudundan başka vücud kalmaz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) maneviyatta bir toplantı yapar. Bunların içinden Mürşid-i Kâmilini seçer. Bir mekteb talebesinin ilk okuldan üniversite diplomasını alırken bunun her okuldaki aldığı notlarına bakılıpda mevki verildiği gibi bunlarında ilk müridlikten o zaman kadar sabrına, sadakatine, cömertliğine, cefaya tahammüllüğüne, dîn hususunda atılganlığına vs... bakılır. Hiç bir eksiği yoksa onu Mürşid-i Kâmilliğe geçirirler. O mahv-ı fenayı bırakır, halka karışır. Şeriata döner, hatta bilmeyenler levvame'de zanneder. Şeriatın özü asıl orda bilinir. Buna farkı Muhammedi derler.

 

  d- Zuhuriyye Saadeti:

Hakikatı Muhammediyeye ermiş insan, insanı kamildir.

«Ene sırrıl insanı sırrıy ve sırrahu» sırrına mazhardır. (Marifetname, Sayfa: 1004, benzeri) Yani ben insanın sırrındayım ve sırrımda insanın sırrındadır. Büyük saadet budur.

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Beşinci Sıra:

Büyük evliyaullahlar:

 

  a- Üçler Kutbul Gavs:

Üçler'in evveli kutbul gavs'dır, varisi Nebidir. İki Kutbul Aktablar vezirleridir.

“Alimler peygamberlerin mirascısıdır.” (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 619; Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 222; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 1127)

 

  b- Yediler ahyardır:

Yedi kimsedirler, Ahyar ümmeti dediği bunlardır. Yedilerdir. Ashabı Resulün varisleridir. Kıyamete kadar dünyada birisi ölse diğeri yerine gelir. (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 780)

 

  c- Kırklar Ebdal:

Kırklar ebdaldır, bunlara ebdal derler.

«Yani benim ümmetimde kırk nefer kimse ebdaldır.»  (Mevahibi Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 777-778; Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 626; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 4384, 2199)

Hakk Teala onlar hürmetine yeryüzüne Rahmet ve muharebelerde mü'minlere nusret verir.

 

  d- Necebalar- Nekabalar:

(Necaba-70) (Nekaba-300) kimselerdir, cümlesi evliyaullahtır. Yeryüzünde kıyamete kadar bulunurlar. Ölenlerin yerine ümmet-i muhammedden alırlar. Bunların cümlesi kadar kadınlardan da vardır. İmamları da vardır. Onlarda kıyamete kadar vardır. (Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 780)

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Altıncı Sıra:

Dört kapı, kırk makam budur.

 

a- Birinci şeriat kapısı: Şeriat kapısı kavli Resûl'dur. On makamı şeriattadır.

              1-        İman

              2-        İlim

              3-        Beş islam şartı

              4-        Helal yemek

              5-        Haramdan sakınmak

              6-        Hayız halinden sakınmak.

              7-        Cima etmek

              8-        Şefkat

              9-        Haramı haram bilmek

              10-      Halka vaaz, nasihat etmek.

 

b- İkinci Tarikat Kapısı:

              1-        Tövbe iradet

              2-        Talebi şeyh aramak

              3-        Ona tabi olmak

              4-        Mücahedeyi Nefis

              5-        Himmeti evliya almaktır.

              6-        Havf sülûk korkusundan

              7-        İbret baktığı

              8-        Ümidi büyük  ummak

              9-        Cemiyet etmek

              10-      «Aşka şevka sefa» Fakirlik bunlar tamam ola.

 

c- Üçüncü Marifet Kapısı:

              1-        Edeb

              2-        Hak korkusu

              3-        Belâ'ya sabır

              4-        Kanaat

              5-        Haya

              6-        Cömert

              7-        İlm-i marifet

              8-        Miskinlik

              9-        Vukuf

              10-      Kendini bilmek.

“Marifet ehli”  bunları bilip tutmak lâzımdır.

 

d- Dördüncü Hakikat Kapısı:

              1-        Turab olmak.

              2-        Milletleri bir bilmek gaybeti (gıybeti) terk.

              3-        Eline geleni kail (razı) olmak

              4-        Yaradılmış kendinden emin

              5-        İane ve nusratı Hak'tan bilmek

              6-        Sohbette esrar söylemek (bilinmesi zor şeyleri bilmek)

              7-        Makamı sır

              8-        Makamı teberru.

              9-        Makamı münacaat

              10-      Makamı müşahede

              Celbi şevk kırk makam budur.

 

 

BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Yedinci Sıra:

Doksan bin erkan

 

  a- Otuz bini Şeriatta:

Şeriatta otuz bini söylenir. Zahir ahkamdır, cümlenin başı şeriattır. Şeriattan kıl kadar ayrılan, tarikattan dağlar kadar ayrılır. Bu erkanları aşikare söylemiştir. Nasutta, Melekutta cümle ahkamı mevcuttur. İmamı Ali (Radiyallahu anhu)'ye doksan binin cümlesini demiştir.

 

  b- Otuz bini Tarikatta:

Tarikatta otuz bin erkan haldır. Oniki evliyalar meşrebidir. Veliler tabakasıdır, pirler yoludur. On iki imam meşrebidir. İmamlar malumdur. Tarikat pirleri her biri birinin meşrebindedir. Mürid sonunda bunların birinin meşrebine gider.

 

Tarikatta hakkıyla çalışıp, Allah yanında yüksek derece alan her insan, en sonunda kendisininde meşrebi ne ise, o onda zuhur eder. Her insanda bu meşreb vardır. Kemâl bulmadan zuhur etmez. Meşreblerin sayısı 12'dir. Bunun dışında meşreb pek az kimsede görülür veya meşreb bu 12'den birisidir. Fakat halk onu ayıramıyor.

 

  c- Otuz bini Marifette:

Vilayet bölüğü dörttür. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali meşrebleri dörttür. Zatı Âli kadirilerin meşrebi, dört peygamber meşrebidir. Ebu Bekir (Radiyallahu anhu) İbrahim (Aleyhis-selam)'e, Ömer (Radiyallahu anhu) Musa (Aleyhis-selam)'ya, Osman (Radiyallahu anhu)  Harun (Aleyhis-selam)'a, Ali (Radiyallahu anhu) Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)'e benzerler.

 

  d- Fırka: Yetmiş üç millet, bir fırka:

Millet: Bir fırka yetmiş üç sınıf.

İki: biri Fırka-i Dâlle, sol tarafa meyyal, biri Fırka-i Naciye sağ tarafa meyyal.

 Manen Ali (Radiyallahu anhu) vücutta deri gibi, Osman (Radiyallahu anhu) su gibi besler. Anasırda Ömer (Radiyallahu anhu)  yel, hava gibi, semada Ebu Bekir (Radiyallahu anhu) güneş gibi, Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi veselelm) can gibidir.