ZUHURATİYEY’İ GEYLANİYE
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLER:
| A | B | C | D |
| Birinci Sıra |
Tövbe Mürid Halı
İntisabı, Şartı, dörttür. |
Teslim |
Göz yaşı nevi üçtür |
İşaretleri Müridin halı,
işaretleri vardır. |
|
İkinci Sıra Müridin Süluk Halı |
Müridin nevi üçtür. |
Sema halı üçtür |
Cezbe halı üçtür |
Evlad nevi üçtür. |
| Üçüncü Sıra Feyzi Muhammediye
südü yolu. |
Allahu Teala'dan
Resulullaha |
Muhammed Resulullah'dan
İmam-ı Ali'ye |
İmam-ı Ali'den Pir
Abdulkadir'e |
Seyyid
Abdulkadir Geylani'den halifesi şeyhlere silsiledir. |
|
Dördüncü Sıra En makbul Saadetler |
İmaniye Saadeti |
Şuhudiye Saadeti |
İlmiye Saadeti |
Zuhuriye
Saadeti |
| Beşinci Sıra Büyük
Evliyaullahlar |
Üçler Kutbul Gavs |
Yediler Ahyar |
Kırklar Ebdal |
Nekabalar Necabalar |
| Altıncı Sıra Dört Kapı Kırk
Makam budur. |
Şeriat Kapısı |
Tarikat Kapısı |
Marifet Kapısı |
Hakikat Kapısı |
| Yedinci Sıra Doksan Bin
Erkan |
Otuz bini Şeriatta |
Otuz bini Tarikatta |
Otuz bini Marifette |
Fırka (73 millet bir
fırka) |
Ehl-i
Sülük: Mürid Halı
Hadîs-i Şerif:
«Cezbe-i
Rahman insanların, cinlerin ibadetini tartar.» (Tam İlmihal, «Saadet-i
Ebediyye,» Sayfa: 419)
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN - Birinci Sıra:
1- Bir kâmilden el tutup tövbe
etmek,
2- Evvelki günahına pişman olup
bir daha işlemeyeceğine niyet etmek.
3- Günah ehlinden ahbablarını terk
etmek, tövbekarlar ile beraber olmak
4-
Kalan ömrünü ibadete sarf etmektir.
Bu şartlar ile her kim tövbe ederse hiç günah işlemeyen
kimse gibi olur.
(Hadîs-i
Şerif:)
Günaha tevbe eden hiç günah işlemeyen kimse gibi olur. (Müzekki'n-Nüfus,
Sayfa: 12; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 2306, 2308, 2335)
b. Teslim:
Bir Mürşidden el tutan, ölü yuyucu
(yıkayıcı) elindeki gibi teslim olmalı. İnsan teslimiyetine göre nasib alır,
Teslimiyeti az olan, az nasib alır, çok olan çok nasib alır, bu yolda
teslimdir. Olmaz ise teslim, neylesin talim demişlerdir.
Olmazsa teslim neylesin talim şudur:
Sen şeyhe hakkı ile inanıp, hakkı ile teslim
olmazsan, o verdiği dersleri çek çek dur. O şeyhten de, o tarikattan da, bir
istifade edemezsin.
c- Göz yaşı
işaretleri üçtür: Elden tövbe, talkın alıp mürid olan sıtkı ile dersine devam
ederse;
1- Gözünün yaşı tuzlu, çorak olup
yakar, gayet tuzlu olur.
2- Göz yaşı kekre olur, gözü yakar
sıcak olur.
3- Adeta su gibi ılık olur, başka
olmaz.
d- İşaretler:
Müridin hali işaretleri vardır.
1- Güzel beyitler okuyup, güzel
haller ile sevinçle zikir etmeyi sever.
2- Ağlamak ziyadeleşir, yüreğine
bir ateş düşer, sevdiği hatırına gelince burnunun direği sızlar.
3- Dünya gözünden çıkar artık,
tahammülü kalmaz, hasta gibi olup ağzının tadı gider.
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- İkinci Sıra:
a- Müridin nev'i
üçtür:
1- Teberrüken mürid, teberrük
derler. İzin alır, evinde işine bakar, dersine devam eder.
2- İzin alıp sülûke başlar, ehli
sülûk olup, daima zikre çalışır.
3- Mürid-i hakiki: Tarikatın
sülûkunun lezzetini kıymetini anlar, olur. Şeyhinden ayrılmaz.
Sülûk: Bir tarikata girip verilen dersi devamlı
yapmak, gece-gündüz devam edip başka şeye kıymet vermeyip, istikametle devamlı
çalışmaktır. Bunlar evinde de olur. Evini terk edip şeyhin kapısında da olur.
Sülûk
ahvalini salik,
Yola
gidip gelenden sor,
Hakikat dersini ancak,
Hüdasından
alandan sor.
* * *
Aç gözünü simizeri Zakiri mevlâ
sever
Dünyadan ol kıl beri Zikre çalış ey püser
Rahi Hüda leşkeri Gafil olan
bî-hüner,
Dünyada üryan olur. Sonra pişman olur.
Aç gözünü uykudan Ağyarı ardına at,
Rengini aşkın boyan Eyleme
hiç iltifât,
Gafil olup uyuyan Geceyi
gündüze kat,
Sonradan kalkan olur. Sâ'y
eden insân olur.
Gafletle bitmez iş, Tut
sözü Kuddûsi'ya,
Durma birader çalış, Etme
bu ömrü hebâ,
Ehli sülûke karış, Zâkiri
sanma gedâ
Yol
Ahmed
KUDDUSİ Hazretleri
b- Sema halı
üçtür:
1- Evveline vecid derler, zikre
yani ilk müridin halidir. Sıtma tutan adam gibi kendini titremekten alamaz,
kendini bilir.
2- Tevacüd derler, zikirde yanar
kendi aşkından yanmasından saatlerce kendini alamaz, bilmez.
3- Vücud'dur diler ise eder.
Vecid: Halında titreme, sallanma, coşma aşkla olur.
Hatta çok çarpınanlar olur. Başı kesilen tavuk misali. Tevacud yukarda izah
edilmiştir.
Vücud hali şudur: Vecid ile tevacud'da haller
aşikaredir. Herkes
görür, bilir. Vücud halinde ise hiç kimse bunda bir hal yok zanneder. Hiç aşk
yokmuş gibi olur. Allah ile kendi arasında gizlidir, kalb aleminde olur. Vecid,
tevacud hallarında aşk fazla olursa durmak ister, duramaz. Bir zaman zikir
durur, kendi durmaz. Vücud halında dili durur, kalb aleminde zikir, zikrullah
halı durmaz. Onun için zikirde istediği zaman durur. Kaside:
Sana
bakıp durur gözü
Sohbet
edip söyler sözü
Lakin
Hak iledir özü.
Yine Salât-ı Daim olur. Namazdaki huzur, namaz biter
huzur bitmez. Yatarkende huzurla yatar, kalkarkende huzurla kalkar. 24 saatin tümünde
huzurlu olur. Abid ibadetinde belki huzur tutturamaz. Bu ise yatarkende
kalkarkende huzur tutturur.
Hadîs-i Şerif:
“Alimin uykusu abidin
ibadetinden efdaldır.”
Devamlı namazda huzuru
tutturduğu için adı salâtı daimdir. Devamlı namazda demektir. Bu saydıklarımız
ancak Mürşid-i Kâmile mahsustur. Ashab-ı Kehf (sure-i Kehf, Ayet 9) aynı
şekilde uykuya daldığı için uykusu ibadet sayıldı. Uyuya uyuya evliya oldu.
Evliyalığın en yüksek zirvesine çıktılar.
c-
Cezbe halı üçtür:
1-
Evveli aşk'tır. Mürid bir cezbede aşka düşer. Onunla yüreği yanar, yürektedir.
Sevdiğinde mahvoluncaya kadar.
2-
Muhabbettir: Mürid muhabbete düşer, muhabbet cümle vücudu yakar, tepeden
tırnağa kadar cezbe halınde bütün vücud yanar.
3- Cezbe halıdır. Vücutta eser
yok. Bütün
cezbe olur.
Hadîs-i Şerif:
«Rahmani olan cezbe bir adama gelirse, insanların ve
cinnilerin cezbesini, yaptığı bütün ibadetleri tartar.» [Tam İlmihal, (Saadet-i
Ebediyye), Sayfa: 419]
Cezbe ile bir sefer Allah derse, sonbaharda kuvvetli
rüzgar karşısında sararmış yaprakların hepsinin döküldüğü gibi günahlarının
hepsi dökülür.
Mevlid-i Şerif'te:
Bir kez Allah dese aşk ile lisan
Dökülür cümle günah misli hazan
dediği bu Hadîs-i şerife göre yazılmıştır.
Cezbe gelen fazla bağırıp, fazla çırpınıp kendi iradesini
kaybeder. Cezbeninde rahmanisi, şeytanisi vardır. Şer'a muhalif iş, hal,
hareketler ile veya sünnete muhalif hareketler ile olan cezbe şeytandandır.
Hadîs-i Şerif'te de rahmani cezbe diyor. Ayırd ediyor. Şeytanisi olmasa neden
rahmani desin.
d- Evlad nevi
üçtür:
1- Evveli ruhtan gelen evlad ve
sultan-ı Embiya cümle ruhların babasıdır.
2-
İkinci evlat baba ile anandır. Bel'den gelen derler.
3-
Üçüncü yoldan gelendir. Yol evladı cümleden makbuldur. Resulullah efendimizin has evladı,
bunlardır. (Küllü takıy Âli Muhammed) budur. Feyzi Muhammedi sütünden her gün
emerler. Feyzi Muhammediye sütü memeleri olur. Şeyhlerdir. Allah'tan Rasûluna,
ondan Pire, ondan şeyhe, ondan müride gelir.
Üçüncü yoldan elden ele gelen
ashab Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinden tutup biat etti.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in elinden tutanlardan sonrakiler
biat etti. Onlara da yetişemeyenler daha sonrakilerin elinden tutup biat etti.
Elden ele Resulullah'adır. Bir kalbteki manevi yol, bir de elden ele
Resulullah'a giden yol. İşte tarik, yol demek olunca, yoldan gelen dediği
budur.
Hadîs-i Şerif:
«Küllüt taki ali Muhammed»
Manası: Takva olanın, bu yolda
çalışanın, hepsi Muhammed evladıdır. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 17; Abdul
Kadir Geylani'nin Sohbetleri, Sayfa: 543; Mülteka, Cild 1, Sayfa: 14)
Allah'tan Resulullah'a,
Resulullah'tan tarikat pirlerine, ondan şeyhlere, ondan da müridlere gelen
feyiz, ondan manen emer yetişir. Bir körpe kuzunun emip yetiştiği gibi yetişir.
Müridin maneviyatına tıflı manevi denilmesi: «Tıfıl: Yeni doğan çocuğa denir.»
Müride: Uşşak denilmesi (Uşşak: Çocuk demektir).
Kaside:
Uşşaka
gardaş
Niçin
attın taş
Gidiyor can baş,
Rıhlet
yakındır.
Duydum
azmışsın
Sıdkı
bozmuşsun
Kendine
kuyu kazmışsın
Rıhlet
yakındır.
Ey
hoca efendi
Dinle
bu fendi
Ömrün
tükendi
Rıhlet
yakındır.
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Üçüncü Sıra:
a- Allahu Teala'dan, Resulullah (Sallallahu teala
aleyhi vesellem) efendimize evlat hakkında nazil olan «inna atayna kel kevser»
ayeti. Biz
b- Muhammed Resulullah (Aleyhi Vesellem)'den,
İmam-ı Ali'ye gelen,
Hadîs-i şerif:
“Ben
ilmin şehriyim Ali kapısı” (İslam Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 11, sayfa: 278,
Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 701)
Hadis-i Şerif:
“Ya Ali! Ben ve
sen bu ümmetin babasıyız.”
Feyzi
Muhammediye deposu İmam Ali'dir.
c- İmam-ı Ali'den Şeyh Abdulkadir Geylani
Efendimize gelir. İmamı Ali (Radiyallahu anhu) Efendimizden Sultan Abdulkadir
Geylani Efendimize ulu nehir, ırmak gibi gelir. Abdul kadir Geylani Efendimiz
buyurmuştur.
«
Efelâ şemîsül evveliyn» ve «Ene şemîsül ahirîyn» dedi. Ahirin güneşi odur. Resûl evladıdır.
Resulün Alini sevmek, Resulullahı sevmektir. Resulullahı sevmekte Allah'ı
sevmektir.
d- Şeyh Abdulkadir Geylani
efendimizden-Müridlerine ve şeyhlere, onlardan da müridlere gelir. (Pirimiz
buyurmuştur.)
(Rabb'ımın
izzetine yemin ederim, müridimin başından elim eksik olmaz. Ta kıyamete kadar)
demiştir. (Abdulkadir Geylani'nin Menkıbeleri, Sayfa: 50, Benzeri.)
Şeyhlerden
diğer müridlere gelir, her gün şeyhinin kalbine teveccüh eder. Ruhunu feyzi
Muhammediye çeşmesinden, memesinden doyururlar. «Ellebenu fıtratun» Manası:
Süt: Fitretül İslam memesinden dedi.
Hazreti Pir «Rabb'ımın izzetine yemin ederim ki,
müridimin başının üzerinden elim eksik olmaz» (Abdulkadir Geylani'nin
Menkıbeleri, Sayfa: 50, Benzeri.) diyor. Bilal Babam kıyamete kadar eksik olmaz
diyor. Delil olarak da şimdi zamanemizde kendisi islamı tamam yaşamayan,
görünüşte bazı noksanları kusurları olan (sigara içme, dilenme gibi halleri
olanlar) bile ben kadiri müridiyim der. Allah için değilde gösteriş için,
kendini tanıtmak için, ortaya girer, zikreder, çağırır. Ya Abdulkadir Meded,
himmet der. Çağırır, çağırır. Sonunda ağzına ateş alır, vücuduna şiş saplar.
Kendisi görünüşte onu yapacak adam değil, ama kadiri müridiyim diyor. Ona
çağırıyor. İmdadına yetişmezse tarikatı zedelenecek, kendinin bu sözü de yalan
çıkmış olacak. Onun dahi imdadına yetişiyor. Onu yaptırıyor, o adama bir şey
olmuyor. Rufai tarikatı da kadirinin bir kolu olduğu için onlarda ateş tutma, şiş
vurma oluyor.
Erenler meclisinde hu diyenler
Kadirilerdir,
İçip aşkın şarabından kananlar
Kadirilerdir.
Çekerler
Yanıp
aşkı ilahi ile dönenler, Kadirilerdir
Güruhu dervişanın zül-cenâhi eyni zâhiri batın,
Sıratı cümleden evvel geçenler Kadirilerdir.
Ederler
talibi irşad hemişe rûzî- şeb amma
Ve
lakin hasmını berbad edenler, kadirilerdir.
Eğer feryad edip dersen meded ya Gavsu Geylani
Senin imdadına derhal gelenler
Kadirilerdir.
Aliyyul
Murtazanın nesli pâki seyyid-i âlem.
Tarîki
Mustafa'ya baş eğenler Kâdirilerdir.
Kelimullah ile hem bezm olup ervahı âlemde,
Bu sırrı nûru Ahmed'den alanlar, Kâdirilerdir.
Anın
içün cümleye ser-taç olanlar, Kadirilerdir.
Rıza müştaki pirandır esiri Gavsı Geylânidir,
Delilim sırrı Kur'ân'dır diyenler Kâdirilerdir.
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Dördüncü Sıra:
a- İman Saadeti:
Ehl-i
cennetden olup, ehl-i cennet makamına nail olmak yani cenneti kazanmak iman
iledir. İman edip, amel edip o saadeti bulmak büyük saadettir. Cennete girmek
iman ve amelle olur.
b- Şuhudiye Saadeti:
Saadeti
Şuhudiye «Allahümme erinel eşya kemahiye» her eşyanın hakikatına vakıf olup bu
sırra mazhar olan saadettir. Esmaül Hüsnaların sıfatına erer.
Her şeyin aslı esası Esma'ül-Hüsna'lara dayanır. Adem
(Aleyhis-selam)'e Cenab-ı Hakk Teala Hazretleri:
- Ya Adem! Benim esmalarımı say! diye emretmişti.
Mazharları ile sayınca bütün melekler hayran kaldı. O çok zordur. Ama bu sırra
eren onlardan bir şeyler sezer, bilir. Mesela: Yeryüzünde ot, meyva, sebze,
çiçekler, bunlardaki renkler, kokular, şekiller, tatlar, esmaül hüsnanın
mazharlarındandır. Çok güzel kuşlar, geyikler, çok çirkin hayvanlar, yırtıcı
hayvanlar, zehirli otlar, zehirli hayvanlar, esmaül-hüsna'nın
mazharlarındandır. Çok güzel huylu insanlar, çok merhametsiz aksi insanlar,
esmaül hüsnanın mazharlarındandır. Allah, rahman, rahiym isimleri çok nurlu isimlerdir.
Kahhar, Cebbar, isimleri zulumat, karanlık isimlerdir. Cennet nurundan,
cehennem kahrından o da esmaül hüsnanın mazharlarındandır. Biz
esma'ül-Hüsna'nın dördünü söyledik. Doksandokuz esmanın geri kalanı bu en
korkunç ile en güzel arasında olanlardır. Yalnız insanda olan iyiliğe yönelirse
ahlak değişmez, yön değişir. Müslüman olmazdan evvel müslümanlara şiddet
gösteren Hazreti Ömer bin Hattab (Radiyallahu anhu), müslüman olunca o şiddeti
kafirlere gösterdi. Allah'ın en sevmediği ahlak en sevdiği ahlak oldu. Onun
için insanın ki diğerleri gibi değil, iyiye yönelirse iyi olur, kötüye
yönelirse kötü olur.
c- İlmiye Saadeti:
Fark
ve temyize mazhariyet bulmak, buna farkı Muhammediye derler. Buraya eren kimse
şeriata o kadar riayet eder ki canı gibi sever. Şeriatın ne idiği belli olur,
buraya eremeyen şeriata eremez.
Evliyalar umumiyetle ikiye ayrılır. Birisine Evliya-i
Kümmelin, diğerine Mürşid-i Kâmilin derler. Hakka vasıl olup kavuşanlar mahv-ı
fena'ya dalar. Fena-fillah olur. Hakk'ta fani olur. Geride onlardan
bahsetmiştik. Hakkın vücudundan başka vücud kalmaz. Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) maneviyatta bir toplantı yapar. Bunların içinden Mürşid-i
Kâmilini seçer. Bir mekteb talebesinin ilk okuldan üniversite diplomasını
alırken bunun her okuldaki aldığı notlarına bakılıpda mevki verildiği gibi
bunlarında ilk müridlikten o zaman kadar sabrına, sadakatine, cömertliğine,
cefaya tahammüllüğüne, dîn hususunda atılganlığına vs... bakılır. Hiç bir
eksiği yoksa onu Mürşid-i Kâmilliğe geçirirler. O mahv-ı fenayı bırakır, halka
karışır. Şeriata döner, hatta bilmeyenler levvame'de zanneder. Şeriatın özü
asıl orda bilinir. Buna farkı Muhammedi derler.
d- Zuhuriyye Saadeti:
Hakikatı
Muhammediyeye ermiş insan, insanı kamildir.
«Ene
sırrıl insanı sırrıy ve sırrahu» sırrına mazhardır. (Marifetname, Sayfa: 1004,
benzeri) Yani ben insanın sırrındayım ve sırrımda insanın sırrındadır. Büyük
saadet budur.
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Beşinci Sıra:
Büyük
evliyaullahlar:
a- Üçler Kutbul Gavs:
Üçler'in
evveli kutbul gavs'dır, varisi Nebidir. İki Kutbul Aktablar vezirleridir.
“Alimler
peygamberlerin mirascısıdır.” (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 619;
Muhtarü'l-Ehadisin Nebeviyye, Hadis No: 222; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 1127)
b- Yediler ahyardır:
Yedi
kimsedirler, Ahyar ümmeti dediği bunlardır. Yedilerdir. Ashabı Resulün
varisleridir. Kıyamete kadar dünyada birisi ölse diğeri yerine gelir.
(Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 780)
c-
Kırklar Ebdal:
Kırklar
ebdaldır, bunlara ebdal derler.
«Yani
benim ümmetimde kırk nefer kimse ebdaldır.»
(Mevahibi Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 777-778; Mir'at-ı Kainat, Cild 1,
Sayfa: 626; Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 4384, 2199)
Hakk
Teala onlar hürmetine yeryüzüne Rahmet ve muharebelerde mü'minlere nusret
verir.
d- Necebalar-
Nekabalar:
(Necaba-70)
(Nekaba-300) kimselerdir, cümlesi evliyaullahtır. Yeryüzünde kıyamete kadar
bulunurlar. Ölenlerin yerine ümmet-i muhammedden alırlar. Bunların cümlesi
kadar kadınlardan da vardır. İmamları da vardır. Onlarda kıyamete kadar vardır.
(Mevahib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 780)
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Altıncı Sıra:
a- Birinci şeriat kapısı: Şeriat kapısı kavli Resûl'dur.
On makamı şeriattadır.
1- İman
2- İlim
3- Beş
islam şartı
4- Helal
yemek
5- Haramdan
sakınmak
6- Hayız
halinden sakınmak.
7- Cima
etmek
8- Şefkat
9- Haramı
haram bilmek
10- Halka vaaz, nasihat etmek.
b-
İkinci Tarikat Kapısı:
1- Tövbe
iradet
2- Talebi şeyh aramak
3- Ona
tabi olmak
4- Mücahedeyi
Nefis
5- Himmeti
evliya almaktır.
6- Havf
sülûk korkusundan
7- İbret
baktığı
8- Ümidi
büyük ummak
9- Cemiyet
etmek
10- «Aşka şevka sefa» Fakirlik bunlar tamam ola.
c- Üçüncü
Marifet Kapısı:
1- Edeb
2- Hak
korkusu
3- Belâ'ya
sabır
4- Kanaat
5- Haya
6- Cömert
7- İlm-i
marifet
8- Miskinlik
9- Vukuf
10- Kendini bilmek.
“Marifet
ehli” bunları bilip tutmak lâzımdır.
d- Dördüncü
Hakikat Kapısı:
1- Turab
olmak.
2- Milletleri
bir bilmek gaybeti (gıybeti) terk.
3- Eline
geleni kail (razı) olmak
4- Yaradılmış
kendinden emin
5- İane
ve nusratı Hak'tan bilmek
6- Sohbette
esrar söylemek (bilinmesi zor şeyleri bilmek)
7- Makamı
sır
8- Makamı
teberru.
9- Makamı
münacaat
10- Makamı müşahede
Celbi şevk kırk makam budur.
BİRİNCİ YEDİ DÖRTLERDEN- Yedinci Sıra:
a- Otuz bini Şeriatta:
Şeriatta otuz bini söylenir. Zahir ahkamdır, cümlenin
başı şeriattır. Şeriattan kıl kadar ayrılan, tarikattan dağlar kadar ayrılır.
Bu erkanları aşikare söylemiştir. Nasutta, Melekutta cümle ahkamı mevcuttur.
İmamı Ali (Radiyallahu anhu)'ye doksan binin cümlesini demiştir.
b- Otuz bini Tarikatta:
Tarikatta otuz bin erkan haldır. Oniki evliyalar
meşrebidir. Veliler tabakasıdır, pirler yoludur. On iki imam meşrebidir.
İmamlar malumdur. Tarikat pirleri her biri birinin meşrebindedir. Mürid sonunda
bunların birinin meşrebine gider.
Tarikatta hakkıyla çalışıp,
Allah yanında yüksek derece alan her insan, en sonunda kendisininde meşrebi ne
ise, o onda zuhur eder. Her insanda bu meşreb vardır. Kemâl bulmadan zuhur
etmez. Meşreblerin sayısı 12'dir. Bunun dışında meşreb pek az kimsede görülür
veya meşreb bu 12'den birisidir. Fakat halk onu ayıramıyor.
c- Otuz bini Marifette:
Vilayet bölüğü dörttür. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali
meşrebleri dörttür. Zatı Âli kadirilerin meşrebi, dört peygamber meşrebidir.
Ebu Bekir (Radiyallahu anhu) İbrahim (Aleyhis-selam)'e, Ömer (Radiyallahu anhu)
Musa (Aleyhis-selam)'ya, Osman (Radiyallahu anhu) Harun (Aleyhis-selam)'a, Ali (Radiyallahu
anhu) Muhammed (Sallallahu aleyhi vesellem)'e benzerler.
d- Fırka: Yetmiş üç millet, bir fırka:
Millet:
Bir fırka yetmiş üç sınıf.
İki:
biri Fırka-i Dâlle, sol tarafa meyyal, biri Fırka-i Naciye sağ tarafa meyyal.
Manen Ali (Radiyallahu anhu) vücutta deri
gibi, Osman (Radiyallahu anhu) su gibi besler. Anasırda Ömer (Radiyallahu
anhu) yel, hava gibi, semada Ebu Bekir
(Radiyallahu anhu) güneş gibi, Muhammed Resulullah (Sallallahu aleyhi veselelm)
can gibidir.