ZUHURATİYEY’İ   GEYLANİYE

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER:

 

 

 

 

Birinci Sıra Pey

gamberler sünneti

Kafada

 

İkinci Sıra

Bedende olan sünnetler

 

Üçüncü Sıra Zikrullah evratları

 

 

Dördüncü Sıra Nafile Namazlar

 

 

Beşinci Sıra

Namazın mekruh vakitleri

 

Altıncı Sıra

Namaz vakitleri 

 

Yedinci Sıra Cemaatla kılınan namazlar

 

(a)

 

Başta Tıraş, saç sünneti

 

 

  

Çocukları sünnet etmek

 

 

Estağfirullah el-aziym.

 

  

 

İşrak Namazı

 

 

 

Şafaktan gün doğana kadar

 

 

Sabah namazı ve kılınması 

 

Cum'a Namazı Farzı Ayındır.

 

(b)

 

Ağıza su vermek sünneti misvak

 

 

El Tırnağını kesmek

  

 

Salavat-ı Şerife

 

  

 

Kuşluk Namazı

Dört Rek'at

 

 

Gün doğduktan sonra

 

 

 

Öğle Namazı kaza kılınır. 

 

Cenaze namazı

Farz-ı kifaye.  

 

 

(c)

 

Buruna su vermek sünneti.

 

  

Ayak tırnağını kesmek.

 

 

Tevhid (Lâ ilahe illallah)

  

 

 

Salat-ı Evvabin

Altı Rek'at

 

 

Güneşin zeval vaktinde

 

 

 

İkindi Namazı, Yolcu Namazı 

 

Bayram Namazı

Vacib 

 

(d)

 

Bıyık Kesmek sünneti

 

 

 

Koltuk kılını kesmek

 

  

Allah Allah

  

 

 

Teheccüd Namazı Gece kılınır. On Rek'at

 

 

İkindi Namazından sonra

  

 

Akşam Namazı Hudut ve sünnetleri 

 

Tesbih Namazı ve daha başkaları

 

(e)

 

Sakal Sünneti

 

  

 

Kasık kılını gidermek

  

 

Tesbih  Sübhanallahi Velhamdülillahi.... ila  ahir. 

 

 

Abdest Namazı İki Rek'attır.

 

 

Güneş batarken.

 

  

 

Yatsı Namazı sün netleri kazası  

 

Husuf-kusuf yağmur duası namazı.

 

Gale Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)

 

Hadîs-i Şerif

Sünnetimi kim tutarsa o ümmetimdir, Tutmaz ise ümmetim değildir.

- Ya Resulullah! Sünnetin nedir? dediler. Sünnetim şunlardır:

- Gale Aleyhis-selam eş-şeriatü akvali, vet-tarikatü efali, vel-hakikatü ehvali, ves-salatü gurretül ayni, ve zikrullahü eniysi

Şeriat kavlim, sözümdür, tarikat fiilim işlediğimdir.

Hakikat ahvalim, hallarımdır, namaz gözümün nurudur ve Allah zikri enisim ve her vakit benimledir. (Bu Hadîs-i şerifin geniş açıklaması Cevahir'ül-İslam isimli kitabımızdadır.)

              Şeriat cümle işlerin başı,

              Şeriatsız tarikat şeytan işi.

              Tarikat ehlinde yok ise şeriat,

              Onun şeyhi şeytandır mutlak.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Birinci Sıra:

Peygamberler sünneti kafada.

 

a- Başta traş, saç sünneti:

  Başta sünnet, saçını traş yahut uzatmaktır. Asıl sünnet saçını uzatmaktır. Kulağını geçip omuz başına kadar sünnettir. Bundan gayri her nasıl olursa caiz değildir.

 

b- Ağıza su vermek sünneti, Misvak:

  Abdestte ağıza suyu üç kere vermektir. Üçten artık, eksik olursa abdestin mekruhu odur. Misvaklamak büyük sünnettir. Peygamber Efendimiz Cebrail (Aleyhis-selam) bana farz gibi bildirdi demiştir. Misvakın fazileti çoktur.

 

Misvak kullanmayı unutmamalıdır. Misvak kalbi açar, dile açıklık verir. Kur'an, zikir, söz bunlarda gayet açık söylemeyi hasıl eder. Zihni açar, boğazdaki balgamı keser, kalbi hikmetle doldurur, dişlerin kokusu gider, nezlesi gider, sağlam olur.

 

c- Burnuna su vermek sünneti:

  Burnuna su vermek üçten ziyade veya eksik olmamalıdır. Misvağı unutmamalıdır.

 

d- Bıyık Kesmek sünneti:

  Bıyıklarını dudakları kırmızısı görülüp açılıncaya kadar kesmek sünnettir. Bundan uzun ve bundan kısa kesmek caiz değildir. Dudakları kırmızısı açık olmayıp yemekte ağza girer ise, o yemek mekruh olur, haramdır.

 

e- Sakal Sünneti:

  Sakalın en makbulu dudak kırmızısından aşağı bir kabze, yani bir tutam (dört parmaktır.) Lakin daha aşağı, ona yakın olanlarda öyledir. En kısası yüzde (çehrede) , yüz etlerini örtendir. Bu da sakaldır. Çünkü ayın bir parmak kadar olanı yeni aydır, buna da ay denir. Sakalda böyledir.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- İkinci Sıra:

Bedende olan sünnetler

 

a- Çocukları sünnet ettirmek:

  En büyük sünnettir. Mümkün ise  yedi günlük çocuğu sünnet ettirmelidir. Sona kalır, öyle ölür ise iyi değildir.

Çocuğun anne ve babasına şefaat edememenin bir sebebi de sünnetsiz ölürse olur.

Mümkün olan ve  sünnetçi bulunan yerlerde acele sünnet ettirmelidir.

 

b- El Tırnağını kesmek:

  El tırnağı en çoğu onbeş günde bir kesmek lazımdır. Evvela sağ elinin küçük parmağından başlayıp sol elinin küçük parmağında bitirmek sureti ile sağdan başlayıp solda bitirmiş olur. Daha başka tertipleri varsa da bu kolaydır.

 

c- Ayak Tırnağını Kesmek:

  Ayak tırnağı sünnetleri gene böyledir. Tırnağını uzatıp kesmemek müşrikler adetidir, şeytan ığvalarıdır. Abdest aldığında ayağını çok dikkatli yıkamak lazımdır. Yoksa şeytana yol kalır.

 

Abdest alırken ayağınızı iyi yıkayın, kuru kalmasın.

- Bilmeyerek kuru kalırsa ne olur ya Resulullah?

- Şeytana yol olur. Şeytan namazınıza müdahele eder. Tırnak uzun olur, altına su girmez, yine aynı olur. Şeytan uzun tırnak altında yatar. Tırnak altında kalan, şeytana yoldur. Oradan kalbe yol bulur.

 

d- Koltuk kılını gidermek:

  Koltuk kılını gidermek sünnettir. En çoğu kırk gündür. Bunu geçerse haram olur. 15-20 günde bir olursa çok iyi olur. Hamam otu ilede  olur, iyidir. Her ne ile olursa olsun.

 

e- Kasık kılını gidermek:

  Kasık traşı her ne ile olursa kılını gidermek en çoğu kırk gün, aşağısı onbeş gündür. Koltuğu sair yerleri, ailesi yaparsa olur. Kasığını kendi yapmalıdır. Kasıktan dübür ağzına kadar, dübür etraflarınıda almak iyidir. Oralarda kıl olursa her ne kadar olsa pislik kalır.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Üçüncü Sıra:

Zikrullah evratları:

 

a- Estağfirullah el-azimdir.

  Bir kimse günde yüz kere okur ise sabun ile yüz kere yıkanan gibi olur. Bu tövbedir. Allahu Teala'dan af istemektir. Her kim şeriatın emirleriyle amel ederse:

 

 Hadîs-i Şerif:

«Tevbe eden hiç günah işlemeyen gibi olur.»

 

b- Salavatı Şerife:

  Salavatı Şerifeyi günde yüz defa okursa Cenab-ı Hak: Bin hacetini ve kaza ve belasını def eder, müşkil ve zor işlerini bitirir ve kendi vücuduna nur olur. Hazreti Peygamberin ismi anıldığında salavatı şerife getirmek vacib olur. Her işin evvelinde salavatı şerife vaaz ve nasihata her vakit lâzımdır. Belânın kalkanıdır.

 

Yüz salavatı şerife getirene Allahu Teala bin salavat getirir. Bu Hadîstir. Allahu Teala hiç kimseye salavat getirmez. Salavat getirir demek; müşkülünü halleder, hacetini giderir demektir. Yüz salavat getirenin bin müşkülü hallolur. Salavatı Şerife'nin ayrıyeten nuru vardır. Hadîs'in, salavatın ve musafahanın nurunun rengi ayrıdır. Kur'an nurunun rengi ayrıdır.

Ümmi Sinan Hazretlerinin gözü görmüyor, okumuşluğu yoktu. İmtihan için geldiler,

- Ayet dediler Hadîs okudular. Hadîs dediler Ayet okudular. Ümmi Sinan Hazretleri:

- Ayete Ayet dedi. Hadîse Hadîs dedi. Yanlışlarını düzeltti.

- Ayet-Hadîs olmayan ayet'e-Hadîs'e  benzer arapça ayetmiş, Hadîsmiş gibi söylediler. Bunları da bildi. Ayetle, Hadîsi karıştırıp okudular, onu da bildi.

- Ayetle Hadîsin karışımı dedi.

- Gözün görmüyor okumuşluğunda yok. Nasıl bildin? dediler.

- Nurundan bildim. Siz ne okursanız okuyun, ağzınızdan çıkan nura bakıyorum. Ayetse ayet, Hadîs ise Hadîs diyorum. Ayet nuru, Hadîs nuru karışık çıkınca bildim ki ayet ile Hadîsin karışımıdır. Hiç nur çıkmayınca ne ayet, ne Hadîs olmadığını anladım dedi.

 

Hadîs-i Şerif:

«Mü'minin firasetinden sakının çünkü onlar Allah'ın nuru ile bakarlar.» (Ramuzu'l-Ehadis, Hadîs No: 136)

Seyid Nizamoğlu şöyle der:

                          Nurunla bir göz ver bana,

                          Ol göz ile bakam sana,

                          Seyreyledikçe her yana,

                          Bildir bana mevlam seni.

 

Peygamberimizin ismi anıldığı zaman salavatı şerife getirmek vacib olur. Çünkü Ayette:

«Melekler salavat getirir, sizde getirin» (Sure-i Ahzab, Ayet 56) diye emrediyor. Ne yazık ki şimdi zamanemizde bu vacibi bid'attır diye men ediyorlar. Bu musafahayada girer. Salavatı Şerife'ye de girer. Hepsini içine alır. Hüccet-ül İslam kitabında İmam-ı Gazali Hazretleri camide musafaha Hızır (Aleyhis-selam) ile Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'den kalan büyük sünnettir ve fazileti çoktur diyor.

Her işin evvelinde salavatı şerife getirilirse Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in aşkı, feyzi, bereketi kesilmez. Vaazdan evvel getirilirse vaazda aşk, feyiz olur. Salavatı Şerife çok getilirse unutkanlık olmaz. Belâlar, kazalar kalkar. Yağmur kıtlığı olmaz. Selatı Nariye'de :

«Ve yüstesgal ğamamü» O Muhammed hürmetine bulutlardan yağmuru yağdırırsın demektir. Yağmur kıtlığında yağmur duası olarak salât-ı nariye 4444 defa okunur. Okuyanların niyetleri düzgün ise yağmur muhakkak yağar.

 

c- Tevhid Lâ ilahe illallah

  Bu Cenab-ı Hakkın kalesidir. Her kim girer ise azabtan emin olur.

 

Hadîs-i Şerif:

Kalbi nur ile dolduran, kalbte türlü hikmetler doğuran budur. Buna devam ile mutlak kul Allah'a yakın olur. Gönlünde ağaç gibi biter, dalı, budağı Arş-ı Alayı tutar.

 

Hadîs-i Kudsi'nin manası:

Lâ İlahe illallah benim kalemdir. Her kim o kaleye girerse (çıkmazsa) demektir. Yani devamlı Lâ ilahe illallah derse o benim kâlemde benim muhafazam altında olur. Her türlü kötülükten beri olur.

 

(Sure-i Fatır, Ayet 10)

«Allah'a ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a salih amel ulaştırır.”

Gönlünde ağaç gibi biter, dalı, budağı arşı alayı tutar demek:

(Cevahir'ül-İslam adlı kitabımızın 177. Sayfasına bakınız.) Lâ ilahe illallah kelimesi yükselir, arşı alaya gider. Allahu Teala'ya takdim edilir.

 

d- Allah Allah

  Allah, Allah demek bir ateştir. Körüklemeye benzer, kulun vücudunu, kalbini, pişirir, yakıcıdır. Çiğ kalbleri pişirir, nur verir, kalbi nur ile doldurur. O nurun ziyası ile arşdan ferşe kadar seyreder. Tevhid ilmi hikmet bitirir gönlüne, kalbine  Allahu Teala nur doldurur. Allah bizi birinin ilmi ile birinin nuru ile götüre.

 

Aşk ateştir, Allah aşkı, Allah ateşi, zikrullah yapmak, ateş yakmak için demircilerin ateşi körüklediği gibi körüklemeye benzer. Kulun kalbini vücudunu pişirir. O kalbten ham söz zuhur etmez, o vücud kötülüğe gitmez. Allah zikri de yakıcıdır. Çiğ kalbleri pişirir, kalbi nur ile doldurur. O nur arşı, ferşi, her yeri seyreder. O kalb tarlası, tevhid ilm-i (Lâ ilahe illallah) ilm-i hikmet tohumu eker, biter. O kimse ilm-i hikmet, ilm-i ledünden söyler. Sure-i Kehf'te Hızır (Aleyhis-selam) ile Musa (Aleyhis-selam) arasındaki olan ilm-i Hikmettir.

Hem Musa gibi Hızıra gemisini deldire ol

Yıkıp duvarı yapuben katili oğlan gerek.

 

Musa (Aleyhis-selam)'nın Allahu Teala'dan istediği Hızır (Aleyhis-selam)'ın öğrettiği ilmi odur. İbrahim (Aleyhis-selam): «Keyfe tuhyil mevta» (Sure-i Bakara, Ayet 260) diye mutmain olmak istediği de odur. Onlar zuhur eder demektir. Allah o ilimleri o nurları bize de nasib etsin. (Amin)

 

e- Tesbih (Subhanallah velhamdülillahi sonuna kadar): 

  Sübhanallahi Vel hamdülillahi azime kadardır bunu her kim günde yüz kere okursa kıyamette ondan makbul olan, bundan ziyade okuyandır. Tesbih dedikleri budur. Bunda çok büyük kuvvet vardır. Bunun feyzine hiç bir tesbih, zikir yetişemez. Bu dünya dolusu feyzin cem'idir.

Sübhanallah tesbihi şudur:

«Sübhanalahi velhamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahu ekber, velâ havle, vela guvvete illa billahil aliyyil azîm.» Bu tesbihi yüz kere okuyan kıyamette en makbul insandır. Ondan daha makbul olabilmek için yüzden fazla okuması lâzımdır. Tesbih dedikleri budur. Bunun feyzine hiç bir tesbih, hiç bir zikir yetişemez. Yer ile Arş-ı Alâ'nın arasını dolduracak kadar feyzi vardır.

Bilâl babam Giresun'a gittiğinde çok ibadetçi hal ehl-i diye bir derviş getiriyorlar. Babam ona tesbihlerin içinde hangisinin feyzi çok diye soruyor? O derviş kekeç idi. Üç sefer Süb Süb Süb dedi. Dördüncüde Sübhanallah tesbihi dedi. Babam kekeç olduğu için fazla konuşturmaya lüzum görmedim. Getirenlere hakikaten de çok güzel hal ehli derviştir. Sorumun cevabını iyi bildi dedim. En fazla aşk, feyiz veren Sübhanallah tesbihidir, Yalnız bunu aşk kendinde çok olan kimse, çok okursa, aşk çok fazlalaşır. Aşkın çok fazlalığı insanın kendi iradesine hakim olamamasına sebeb olur. O da halk arasında aksi tesir yapar. Namazda titremek, bağırmak, yolda gittiği yerde Allah hay hu gibi sesler çıkarır. Zikire ibadete gelmeyenlere, az yapanlara, tez kalkanlara kızar. Herkesi kendisi gibi etmek ister. Hatta şer'a muhalif görülen sözler söyler. Bunun hepsi aşk halidir. Daha sayamadığımız nice çeşitli haller olur. Bunun için aşk kendinde olan kimse bu tesbihi çok okuması zararlıdır.

Hak aşıkları hep içinde bulundukları halı söylemişler. Her biri bir çeşit söylemiş.

 

Seyyid NİZAMOĞLU:

                       Bu aşk bir bahri ummandır,

                       Buna haddi kenar olmaz,

                       Delilim sırrı Kur'an'dır,

                       Bunu bilende ar olmaz.

 

Açıklaması: Aşk, umman denizine benzer, umman denizinin dibine ine ine dibini bulursun, kenarına gide gide kenarını da bulursun. Amma aşk denizinin ne dalma ile dibi, ne gitme ile kenarı bulunur. Buna karşı delilimde Kur'an-ı Kerim'in manevi sırrıdır. Aşk ordan gelir. Büyüklüğünü ölçebilirsen ölç demektir. Nesimi. Mansur, Muhiddin-i Arabi, Beyazıd-ı Bestami Hazretlerinin aşk halinde söylediği sözler herkese ağır geliyor. Enel Hak: Ben Allah'ım; Ben Sübhan değil miyim? Benim şanım büyük değil mi? gibi sözler doğrudur, haklıdır diyoruz. Bir kimse o sözü söylerse kafir olur diyoruz. Onlar içinde bulunduğu aşk halini söylüyor.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Dördüncü Sıra:

Nafile Namazlar:

 

a- Işrak namazı, iki rek'at:

  Vakti gün doğduktan 50 dakika sonradır. Gün doğduktan sonra iki saate kadar kılınır. Bundan sonra kuşluk diye kılar. Işrak namazı sonunda ışrak duası okunur. Sure-i Vakıa okunur.

 

b- Kuşluk namazı, dört rek'at:

Gün kızdıktan sonra öğle namazına yarım saat kalasıya kadar kılınır. Kazası var ise kamet eder. Kazaya niyet ile kılar. Bu zamanda yarım saat, bir saat kadar uyumak sünnettir ve iyidir.

 

c- Selât-ı Evvabin namazı:

  Altı rek'attır. Akşam namazından sonra kılınır. İkide bir selâm ile kılınır. Ahir iki rek'atında evvelki rek'atta bir fatiha, bir Ayetel-Kürsü, beş Gulhuvallahu Ahad, ikincide  Sure-i Bakara'nın son üç ayeti “lillahi mafis-semavati vema fil ardı ve intübdü mafi enfüsüküm'den amener Resulü'yü ahirine kadar okur, tamam eder.”

 

d- Teheccüd namazı:

  On veya on ikidir. Yatsı namazı kıldıktan sonra sabah yani şafak yeri ışıyıncaya kadar dörtte bir selam ile kılınır. Ehl-i tertip olan kimse gece kazârâ kılamaz ise kuşluk vaktinde kılar. Çok mühimdir, yani çok dikkat etmeli bu namazı kılmaya.

Ehl-i tertib devamlı ara vermeden, namazı vakti vaktinde kılan kimsedir.

 

e- Abdest namazı:

  İki rek'attır. Cenab-ı Hak buyurmuş:

- Bir kimsenin abdesti, gusûlü bozulursa abdest almazsa, beni incitmiş olur. Abdest alsa namaz kılmasa, yine beni incitmiş olur. Namaz kılsa dua etmese, beni incitmiş olur. Bunları yapmış olup dua etse, duasını kabul etmez isem, bende onu incitmiş olurum. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 3618, Benzeri.)

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Beşinci Sıra:

Namazın mekruh vakitleri:

 

a- Şafaktan güneş doğana kadar:

  Şafak yeri ağardıktan sonra Işrak namazı zamanına kadar nafile namaz kılınmaz. Sabah namazının sünnetinden başka, eğer kaza namazı kılacak olur ise şafakta sabah namazına kadar kılar. Güneşin doğması muhakkak uzak ise kaza kılar.

 

b- Güneş doğduğundan sonra:

  Güneş doğduğu muhakkak belli olursa kırk beş dakika yahut güneş bir mızrak, iki adam boyu çıkıncaya kadar hiç bir namaz kılınmaz. Dünkü kazaya kalan sabah namazı bu günkü sabah namazının arkasından kılınmaz, evvel kılınır.

 

c- Güneşin Zeval vaktinde:

  Namaz mekruhtur. Güneşin tam ortaya geldiği sırada yarım saat kadardır. Öğleden evveldir. Bu vakitde hiç bir namaz kılınmaz. Cuma günü kılınır diyenlerde vardır. Tahiyyatül-Mescid kılmak iki rek'at cuma günü hürmetine vardır. Gunyet"üt-Talibiyn kitabında Şeyh Abdulkadir Geylani Efendimiz yazmıştır.

Öğle ezanı okunduğundan 30 dakika kadar evvel, öğle ezanı okununcaya kadar hiç bir namaz kılınmaz, yalnız cum'a günü cum'a hürmetine kılınır. Tahiyyetül Mescid (Mescide selam) namazı demektir. Cuma günü ezan okunur ikende olsa kılınır diyenler de vardır.

 

d- İkindi namazından sonra:

  Nafile namaz kılınmaz. Abdest namazı gibi daha başka nafile namazlar kılınmaz, amma kaza niyeti ile kılar. Güneş batmıya yakın olunca kılınmaz. Evrat, ezkar okumak çok makbuldür. Bu vakitte yüz kere salavatı şerife okumak iyidir.

 

İkindiden akşama kadar güneş batmazdan evvel kaza kılabilir. Nafile kılınmaz. Güneş batarken bir tek o günün ikindi namazının farzından başka hiç bir namaz kılınmaz.

 

e- Güneş batarken:

  Akşam namazına kadar hiç bir namaz kılınmaz. İlla o günün ikindi namazı kalmış ise yalnız farzı o kılınır.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Altıncı Sıra:

Namaz vakitleri

 

a- Sabah Namazı ve kılınması:

  Sabah namazı şafak yeri ağardıktan güneş doğana kadardır. Güneş doğuncaya kadar kılamaz ise güneşten 45 dakika sonra kılar. Öğleden yarım saat evvele kadar kılabilir. Bu kazaya kalan sabah namazını yarın ki sabah namazının arkasından kılamaz ve olamaz.

 

b- Öğle Namazı Vakti:

  Güneş ortadan döndükten gölge iki boy olana kadar kılınır. Kazaya kalan namazlarını yukarı mekruh olmayan vakitlerin herhangi bir zamanında kılmak ister ise kılar.

 

c- İkindi Namazı Vakti:

  Gölge iki boy olduktan sonra akşam namazı olmayıncaya kadar kılınır. Akşama yarım saat kalıncaya kadar sünnet kılınır ve kılmalıdır. Yolcu olan kimseye onsekiz saatlik yere gidecek olur ise. Dört rek'atlı farzları iki rek'at kılmalıdır. Tamamını kılmak caiz değildir, sünnetleri de kılar.

 

d- Akşam Namazı Vakti:

  Yatsıya kadar kılınır. Bir saat yarımda olur. Bir buçuktur.

Seferi namaz:

  Yolcu namazı, kendi hududundan çıkınca seferi kılar hatta geri kendi hududuna gelinceye kadar seferi kılar. O dört rek'atlı farzları iki rek'at kılar. Sünneti sıkılmadan bırakmak olmaz. Gayet korkulu olur ise bırakır.

 

e- Yatsı namazı vakti:

  Evveli bir buçukta, iki de olur. Sonra şafak yeri nişan gösterinceye kadardır. İkindi namazının sünneti ile yatsı  namazının sünneti evveli dört rek'atı kaza yerine kılınır. Ama revatip sünnetleri 12 rek'attır. Kazaya kılınmaz.

Revatip sünnetleri: iki rek'at sabahta, altı rek'at öğlede iki rek'at akşamda, iki rek'at yatsıdadır.

 

 

ÜÇÜNCÜ YEDİ BEŞLER- Yedinci Sıra:

Cemaatla kılınan namazlar

 

a- Cum'a Namazı:

  Farzı ayndir. Hiç bir şeyle geri kalmak olmaz. Madem ki cemaat vardır, kendinde bir özür yoktur, gitmelidir. Özür şer'i olur ise gitmez. Cuma namazı imamdan başka üç kişi ile kılınır. Asıl farz olan hutbe okumaktır. Hutbe farzdır, hutbeye ermeyen (yetişemeyen) cumaya erememiştir. Sünnetleri öğle namazı tertibinde kılmalı. Zühri ahiri kâmet ile kılmalıdır.

 

b- Cenaze Namazı:

  Dört tekbir ile kılınır.

  Birinci tekbirde; Sübhaneke vecelle senaüke ile beraber okunur.

  İkinci tekbirde: Allahümme Salli ve barik, sonuna kadar okunur.

  Üçüncü tekbirde: Bilen duasını okur, bilmeyen Allahümme inna nestaiğnüke duasını okusa iyidir.

  İmama uyanlar Allah için namaza meyit için duaya uydum hazır olan imama derler.

 

c- Bayram Namazı:

  Dokuz tekbir ile iki rek'attır, evvel Allahu Ekber der, Sübhaneke'yi okur. İmam Efendi Allahu Ekber der, ellerini aşağı bırakır. Cemaatte içinden söylerler. İkinci defa Allahu Ekber der ellerini aşağı bırakır. Üçüncü defa Allahu Ekber der ellerini bağlar. İmam Efendi cehri olarak Elham (Fatiha) ve zammı süre okur. Cemaat dinler. Ruku secde edip kalkar. İkinci rek'atta İmam Efendi cehri olarak Elham (Fatiha) ve  zammı sure okur, rukua varmadan üç tekbir alır. Ellerini bırakır. Dördüncüde Allahu Ekber deyip rukuya gider, secde ile tamam eder.

 

d- Tesbih Namazı:

  Nafiledir, amma (insanın) ümmeti Muhammedin defterinde bulunmalıdır. Allah'ı sevenin nişanı bunlardır. Defterinde nafile namaza itibar ederler. Farzı, sünneti de kılmayana korku vardır. Nafile sırf Allah'ı sevmektendir. Onun için üçyüz Sübhanallah tesbihi ile kılınır. Daha başka nafile namazlarda vardır. Devam lazımdır. Kendi gücü yeteceği kadar ibadeti adet etmelidir. Fazla fazla eder ise sonunda Hakk'a yakınlık bu nafile ibadet iledir.

 

e- Husuf- Kusuf Namazı:

  Yağmur duası namazları güneş-ay tutulmasında yahut yağmur duasında yahut böyle bir şeyler için namaz iki rek'at cemaatla yahut ayrıca olur. İmam olan aşikar okumakta rivayetler çoktur. Malumya herkes kendi haline göre söyler. Bizce imam gündüz ise sessiz okumak daha iyidir.