Hz. ÜZEYR (as)
(Sûre-i Tevbe, âyet 30)
Meâl'i:
Yahudiler:
– Üzeyr, Allah'ın
oğludur, dediler. Hiristiyanlar da:
– Mesih (İsâ) Allah'ın
oğludur, dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine
benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (haktan batıla) döndürülüyorlar.
Üzeyr
(as) bir gün yolda giderken; harab olmuş, yıkılmış viran kalmış bir şehir
gördü. "Ya Rabbi! Bu şehrin imar olduğunu yapıldığını bir görseydim."
dedi. Gitti, bir incir (yemiş) ağacının dibine yattı. Allahu Teâlâ, duasını
Zamanın mekana, mekanın zamana tebdil olabileceğine dair; mendildeki dolu duran incir, bir kaç dakika geçmiş gibi taptaze duruyordu. Merkeb ölmüş, kemikleri çürümüştü. Üzeyr (as) aynı yattığı yaşta kalkmış, merkebin ve bütün herkesin başından da yüz sene geçmişti.
Kitabımızda; Şeyhler, zamanı mekana, mekanı zamana tebdil eder, diye Hz. Pir'in sözünü ve yaşantılarını, müridlerinin başlarından geçen halleri yazmıştık.
Üzeyr yüz sene yattı da
kalktı,
Emrettin balığa Yûnus'u
yuttu,
Ashab-ı Kehf üç yüz dokuz
yıl yattı,
Perilerin tebdilini
şaşırttın.
Evliyalar ayık olmaz mihnetten,
Gafil olmaz
hiç farz ile sünnetten,
Emrettin,
Adem'i attın cenneten,
Gece vakti
Serendib'e düşürttün.
Allahu Teâlâ, Üzeyr (as)'a:
–
Merkebini canlandıracağım, dirilteceğim. Merkebin kemiklerine bak, buyurdu.
Üzeyr (as) baktı. Kemikler kendi kendine birbirine çatılıp iskeleti tamamen
düzüldü. Sonra üzerine et, deri
oldu. Daha sonra merkep bir kere silkindi, can geldi. Hemen kalktı, anırmaya başladı.
Sanki ölüp, dirilen o merkep değildi. Üzeyr (as) merkebine bindi. Evine
gelirken o şehre uğradı. Şehrin tamamen imar olduğunu gördü. Evine geldi. Üzeyr
(as) yemiş ağacının altına yattığı zaman oğlu yirmi yaşındaydı. Yüz sene
yatmış, oğlu yüz yirmi yaşına gelmişti. Üzeyr (as) yattığı zaman kırk
yaşındaydı. "Kendisi kırk yaşında, oğlu yüz yirmi yaşında kimdir?"
diye hocalar birbirlerine sorarlar. İşte Üzeyr (as)'dır.
Üzeyr (as):
– Burası benim evim. Ben
Üzeyr'im, dedi. Oğlu:
– Benim babam, Üzeyr idi. Ama kaybolalı yüz sene oldu, dedi. İnanmadı. Üzeyr (as):
–
Bu evi, ben yaptım. Evin içinden
size haber vereyim, dedi. Evin odalarını, yönünü, şeklini, boyunu, enini, nerelerinde
pencere ve ne varsa hepsini saydı. Yine inanmadılar. O zamanda; peygamberlerden
başkası, Tevrat'ı ezbere okuyamazdı. Ancak peygamberlerin ezberinde olurdu.
– Sen Üzeyr'sen, Peygambersin Tevrat'ı ezbere okuman lazım, dediler. Üzeyr (as), Tevrat'ı ezbere okudu. Bildiler ki Üzeyr(as)'dır. Ondan sonra evinde çocuklarıyla, torunlarıyla beraber yaşadılar.