HASAN BASRİ
(RAHİMEHULLAH)
Hasan Basri Hz.,
Basra'dan, Kâ'be'ye kadar her adımında iki rekat namaz kılarak, on yedi senede
Kâ'be'ye yetişmişti. Kâ'be'nin maneviyatını yerinde bulamayıp, Cenâb-ı Hakk'a
dua etti:
– Ben, herkes gibi
Kâ'be'nin taşını, toprağını değil, maneviyatını ziyarete geldim. Cenab-ı
Hakkteâlâ Hz.:
– Kâ'be'nin maneviyatı,
Rabia'ya karşı gitti, diye buyurdu. Hasan Basri Hz. de, Rabia'yı karşılamaya
gitti. (Hz. Rabia, Hasan Basri Hz. nin bir çok müşküllerini halledip, ikazda
bulunurdu.) Hasan Basri, Rabia'ya:
– Kâ'be nasıl sana karşı
geliyor. Sense, Kâ'be'yi tavafa gidiyorsun, diye sorunca, Hz. Rabia:
– Allah (cc), "Ben,
Beytullahtayım" dediğini duydun mu? Sen, Allahu Teâlâ'nın "Ben, bir
mü'minin kalbindeyim" dediğini duymadın mı? İşte o kalp benim
kalbimdir." Bundan da anlaşılıyor ki, insan-ı kâmil, Allah (cc)'ın yanında
her şeyden hayırlıdır.
Kâ'be'ye, Peygamberimiz
(sav)'de gelir. Halkasından tutar, ağlar, dua eder, yalvarırdı. Kâ'be'ye gitmek
her müslümana farzdır. Onun için Rabia,
Kâ'be'ye gidiyor. Kâ'be'nin maneviyatı da karşı geliyor.
(Bilâl Babam;
"Rahmetullahi aleyh" diye buyururdu. Kitaplarda,
"Rahimehullah" dediği için biz de Rahimehullah diye yazıyoruz.)