VEYSEL KARANİ (Rahimehullah)
Veysel Karani Hz.leri, Peygamberimiz (sav)'i görmeye geldi. Annesinin vasiyeti üzerine, Medine'de eğlenmiyecekti. Peygamberimiz (sav), Uhud dağının dibinde Yedi Mescitler derler, oraya davet ederlerdi. Peygamberimiz (sav) oraya gider, namaz kılar dua ederdi. Veysel Karani Hz. lerinin, Medine'ye geldiği günü oraya davet edilmişti. Eve gelince Veysel Karani Hz.leri, Hz. Resulullah' ın o mescitlerden hane-i saadete dönüşünü bekleyememiş gitmişti. Peygamberimiz (sav), kapıda Veysel Karani Hz. lerinin nûr'unu gördü:
– Bu gün eve kim geldi, diye sordu. Hz. Fatıma Anamız:
–
Yemen'in Karan köyünden, Üveys adında bir miskîn geldi. Peygamberimiz (sav) tekrar mescide geldi.
– Ey Ümmeti Ashâbım! Benim
gözüme iyi bakın. Ashâb:
– Ya Resulullah senin gözüne her zaman bakıyoruz. Peygamberimiz
(sav):
– Bu gün benim gözüm, Üveysi
gören'i gördü, dedi.
Hz. Fatıma anamıza Veysel
Karani Hazretleri:
– Babanı gördün mü? Fatıma anamız:
– Gördüm, dedi. Kaşı, gözü,
endamı, vücut yapısını tarif etti. Veysel Karani Hz. leri:
– Bu vücuttan başka vücutla
gördün mü? Fatıma Anamız:
– Görmedim, dedi.
– Babana söyle kendini
sana göstersin. Peygamberimiz (sav)' e Fatıma anamız söyleyince, Hz. Resulullah
(sav) mübarek elini Fatıma anamızın yüzüne sürdü. Peygamberimiz (sav)'in mübarek
başını, Arş-ı Â'lâ'dan yukarda; ayaklarını, tahtes-serâ'dan aşağıda buldu.
(Sahih-i Müslim, Cild 7, No: 223 (2542))
Manâ'sı:
Uzeyr ibn Câbir'den (şöyle demiştir):
Kûfe halkı, Ömer'iön
yanına hey'et halinde geldiler. Bu hey'etin içinde Uveys ile alay
– Burada Karan
kabilesi mensuplarından bir kimse var mı? diye sordu. Uveys'i hakir görüp,
eğlenen o kimse Ömer'in yanına geldi. Bunun üzerine Ömer şunları söyledi:
– Resûlullah (sav)
şöyle buyurmuştur: "Size Yemen'den Uveys denilen bir zat, Yemen'de yalnız
annesini bırakarak gelecektir. Onda bir beyazlık meydana gelmişti. Allah'a dua
etti, Allah da o beyazlığı vücudundan giderdi. Ancak dinar yahut dirhem
büyüklüğü kadar bir yer kaldı. Sizlerden her kim ona kavuşursa, Uveys'
den size istiğfar etmesini istesin. (Açıklamasında:
Uveys ibn Âmir el-Karanî, Peygamber zamanında yaşamış, fakat Peygamber’le
görüşemediği için tabı’î sayılmıştır, Yemenlidir. Teşvik ve irşâd edilmeden
kendiliğinden Peygamber’i ve İslâmiyeti kabul etmiştir. Çok sade ve derin bir
zühd hayatı yaşamış, mütefekkir bir kimsedir. Annesine çok itaatlı bulunması
dillerde dolaşır. Ömer (ra)’in halifeliği zamanında Medine’ye gelmiş. Ömer (ra)
tarafından hürmet ve muhabbetle karşılanmıştır. Ömer (ra), ondan kendisi için
dua etmesini istemiştir. Sonra Basra’ya gidip orada ikamet etmiştir. Bilahare
Sıffıyn muharebesinde Hz. Ali’nin maiyyetinde olduğu halde 37. Hicret yılının
17 Şevvâlinde şehit, olmuştur. (Kamûsu’l-A’lâm, II, 1110).)
Peygamberimiz (sav) vefat
edince hırkasını, tacını Yemen'in, Karan köyünde bir deve çobanı olan, Üveys'e
gönderiyor. Hz. Ömer (ra)'in müşküllerini Üveys hallediyor. Bütün ilimlerin
başını bir kaç cümle ile Hz. Ömer (ra)'e söyleyip ikaz ediyor. Peygamberimiz
(sav) ana rahmine düşünce, bir de doğunca Veysel Karani Hazretleri yatmayıp,
sabaha kadar aşk ile zikredip döndü ve gördü. Bu gece ahîr zaman peygamberi
Muhammed Mustafa ana rahmine düştü. Bu gece ahîr zaman Peygamberi Muhammed
doğdu, diye herkese müjdeleyip, herkese ilân etti.
Peygamberimiz (sav):
– Her Ashâp yetmiş bin
kişiye kadar şefaat eder. (Kurtarır) demiştir. Veysel Karani'ye gelince:
– Mudir kabilesinin koyunlarının,
kıllarının sayısınca kimseye şefaat eder, demiştir. Anlaşılıyor ki, Veysel
Karani'de olan vasıflar yine Safiyye ilmini tutuyor.
(Hâdîs-i Şerîf, REH No: 1617)
Manâ'sı:
Tabîînin en hayırlısı, kendisine Üveys
denilen zattır. Onun bir annesi vardır. O annesine son derece
mutî'dir. Eğer o herhangi bir şeyde Allah'a yemin etse muhakkak Allah onu
yemininde sadık çıkarır. Onda bir aklık (baraslık) vardır. Ona söyleyinde sizin
için Allah'tan mağfiret dilesin.
Veysel Karani'ye hırkayı,
Ashâp ile Hz. Ömer (ra)
götürdüler. Bazı kimseler Hz. Ali (ra)'nin de Hz. Veysel Karani'ye beraber
gittiğini iddia ederler. Bu söz yanlıştır. Çünkü Hz. Ömer (ra) "Hz.
Resulullah'ı nasıl gördünüz?" diye Ashâbdan sorarken, Hz. Ali (ra)' den de
soruyor. Hz. Ali (kv):
– Mekke fethinde putları
Rasulullah ile kırarken, Rasulullah'ın omuzuna basıp, Peygamberimiz (sav)'i çok
büyük gördüm, dedi. Aynı, Veysel Karani'nin dediği gibi gördü. Hz. Ali (ra)
gitmiş olsa bu sorunun Hz. Ali (ra)'ye sorulmaması lazımdı. Her ikisi de ilmi
Ledün'ün esas hakikatını bilendir.
Veysel Karani'yi su
kenarında yer kazmış kendisini saklamak için, halktan gizlenip ibadet eder
gördüler. (Bazan ıssız sahralara gidiyor. Ama halkın arasına karışmıyor.)
Kendisini tek ve tenhada buldular. Peygamberimiz (sav)'in vasiyetini
söyleyerek, Peygamberimiz (sav)'in hırkasını verdiler. Veysel Karani, tenha bir
yere gitti. Başını secdeye koydu:
– Peygamberimiz (sav)'in
ümmetini bağışlamadan, ben bu hırkayı giyemem deyip, çok yalvardı. Hz. Ömer
(ra) dayanamadı:
– Ya Üveys! Yeter artık,
başını secdeden kaldır. Veysel Karani:
– Ümmeti Muhammed'in
günahının, dörtte üçünü bağışlattım. Biri kaldı. Sabırsızlık ettiniz. Onu da
bağışlatacaktım, dedi. Hırkayı ondan sonra giydi.
Veysel Karani Hz.leri, Hz.
Rasulullah (sav)'i, Hz. Ömer
(ra)'a sormuştu:
– Ya Ömer! Sen Rasulullah
(sav)'i gördün mü? Hz. Ömer (ra):
– Gördüm. Kaşı, gözü,
endamı şöyle deyince, Veysel Karani:
– Bu vücuttan başka
vücutla gördün mü? Hz. Ömer
(ra):
– Görmedim. Veysel Karani:
– Ben, Rasulullah'ı öyle
gördüm ki, mübarek başı, Arş-ı Â'lâ' dan yukarıda. Ayakları Tahte-s-serâ'dan
aşağıda. Mübarek vücudu bu dünyadan yüz binlerce misli büyüklüğünde. İnsan,
hayvan, kurt, kuş herkese verilen hayır ve bereket, Peygamberimiz (sav)'in yüzü
hürmetine veriliyor. Mübarek göğsünden feyiz ırmağı çıkıyor. İlk çıkışı altın
rengi, sonra süt rengini alıyor. Herkese hayır ve bereket ordan geliyor. Hz.
Ömer (ra):
– Ya Üveys! Bana nasihat
et, dedi. Veysel Karani:
– Bu halk seni bilir mi?
– Evet, bilir.
– Öyleyse, sen seni halka
unuttur. Allahu Teâlâ'nın, seni bilmesi yeter.
– Ya Üveys! Bana nasihat
et.
– Ya Ömer, Allahu Teâlâ'yı
bilir misin?
– Elbette bilirim.
– Başka şeyler de bilir
misin?
– Evet, başka şeyler de
bilirim.
– Diğer bütün bildiklerini
unut. Allahu Teâlâ'yı bilmen, sana yeter.
– Ya Üveys! Bana daha
nasihat et. Üveys:
– Ya Ömer! Sözün
zikrullah, özün fikrullah, bakışın ibretullah olsun. Yine Hz. Ömer:
– Ya Üveys! Bana nasihat
et. Üveys:
– Ya Ömer! Hubbu fillah,
Buğzu fillah yap. (Sevdiğini Allah için sev, sevmediğini Allah için sevme)
dedi. Tekrar:
– Ya Üveys! Nasihat et,
deyince:
– Siz, beni, Allah'ın
zikrinden geri koyacaksınız, diyerek çekip gitti. Bundan da anlaşılıyor ki,
Veysel Karani'nin bu kadar büyük derece alıp büyük ilme vasıl olmasının bir sebebi
de uzlettir. Veysel Karani Hazretleri buyuruyor:
– Sana vahdet gerektir.
Selamet vahdettedir. (Vahdette demek; tek olarak ayrı bir yerde kalmaktır.)
VEYSEL KARANİ ASHÂP'TAN BÜYÜKTÜR
DİYENLERE
"Veysel Karani Hz.
leri, Ashâb'dan büyüktür" diyenler; Hz. Ömer (ra) ile Hz. Veysel Karani
Hz. leri arasındaki olan hadiseleri misal getirip, delil gösteriyorlar.
Bu sözler yanlıştır.
Ashâp, tabîînden büyüktür. Hz. Ömer (ra), Ashâptır. Veysel Karani, tabîîndir.
(Hâdîs-i Şerîf, REH No: 5391)
Manâ'sı:
Kim (sahabelerden birini) Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali (Allah
onlardan razı olsun) den üstün görürse,
benim onlar hakkındaki dediğimi red etmiş ve onların güzel vasıflarını
yalanlamış ve benim yoluma muhalefet etmiş olur.
(Hadis-i Şerif, REH No: 1126)
Manâ'sı:
Ashabıma saygı gösterin, sonra onları
takib edenlere, sonra takib edenlere, takib edenlere (ikrâm edin). Sonra yalan yaygın hale gelecek, öylesine
ki, kişi, kendisine yemin teklif edilmeden önce yemin edecek; şahitlik yapması
istenmeden, şahitlik yapmaya kalkışacak. Cennet saadetini isteyen kişi,
cemaate, büyük cemaate ki; sahabe ile tabiînin ve ehli sünnetin topluluğuna
sarılsın. Sakın tefrikaya düşmeyin. Çünkü şeytan tek kişinin yanından ayrılmaz.
Şeytan iki kişiden biraz daha uzaktır. Bir erkek, (yabancı) kadınla katiyen başbaşa kalmasın! Çünkü
üçüncüleri şeytandır! Her kim; iyiliği sevindirir, kötülüğü üzerse işte o,
mü'mindir.
"Cennet saadetini isteyen kişi, cemaate büyük cemaatteki; sahabe ile tabîînin ve ehli sünnet'in topluluğuna sarılsın." Ehli sünnet diye, Hadis-i Şerif'te söylüyor. Ona sarılsın diyor. Sahabede, tabîînde büyük cemaatte. Bunların hepsinin temsilcisi, Ehli Sünnet Vel Cemaat mezhebi oluyor. Bu hadisle, tasdik ediliyor. Ehli Sünnet Vel Cemaat mezhebinden ayrılanların vay haline! İtikatta, Ehli Sünnet Vel Cemaat. Amelde, Şafîî, Malikî, Hanbeli, Hanefi'dir. Demek ki, diğer mezhepler batıldır, mezheb haricidir. Beşinci mezheptir. Ehli sünnet, dört mezhebi kast ettiğine göre, başka mezhepler batıl oluyor.
Onun için derler ki: "en son Mekke Fethinden sonra müslüman olan Vahşi, İmam-ı Azam'dan büyüktür".
Kur'an-ı Kerim'de; Hızır (as)'ın, Musa (as)'a ilim öğretmesi var. Derecede, Musa (as) çok büyük. İlmü Ledünde, ilimde Hızır(as) büyüktür. Aynı onun gibi Veysel Karani İlimde büyük. Allah(cc) yanında derecede Hz. Ömer (ra) ve Ashâb büyüktür. Babam bunu izah etmek için şöyle bir misal getirdi:
–
–
İşte aynı onun gibi, Ashâb,
(Hadis-i Şerif, REH No: 2869)
Manâ'sı:
Allah için sevişenler kendi gölgesinden
başka hiçbir gölgenin bulunmadığı o gün, Allah'ın arşının gölgesinde
olacaklardır. Onlara nurdan bir kürsi konacaktır. Allah'a öylesine yakın
olacaklardır ki, Peygamberler, sıddıklar ve şehitler bile onlara gıpta
edecektir.
Bu hadisin açıklamasını, Babama sorduk. Şöyle buyurdu:
Peygamberler,
Allah
(cc), Peygamberimiz (sav)'in ümmetinde hiç bir ümmete mahsus olmayan makamlar
yaratmıştır. Bu da Peygamberimiz
(sav)'in büyüklüğündendir.
Hz. Ömer (ra), herkese,
Hz. Resulullah'ı sordu:
– Üveys gibi gördün mü?
dedi. Hz. Aişe Validemize de
sordu: Hz. Aişe:
– Hz. Resulullah'ın
kuşağını her gün ben sarardım. Bir gün kuşak yetişmedi. O zaman yüzüne baktım.
Başı Arş-ı Âlâ'dan yukarda ayakları Tahte-s-serâ'dan aşağıda. Yine Hz. Ömer
(ra) sora sora Hz. Ali (ra)'ye geldi. Hz. Ali (ra) şöyle söyledi:
– Mekke'yi zaptettik,
putları kırıyoruz. Bir put boyu yüksek ancak bir adam omuzuna diğer bir adam
basarsa boyu yetişir, kırar. Hz. Resulullah (sav):
– Omuzuma bas da putu kır,
dedim. Peygamberimiz (sav):
– Ya Ali! Sen beni
götüremezsin, sen benim omuzuma bas, dedi. Omuzuna bastım. Başımı, Arş-ı
Âlâ'dan yukarda buldum. Biraz sonra o hal geçti. Boyum putun seviyesine indi.
Vurdum, kırdım.
Hz. Ömer (ra),
"Yemen'in Karan köyünde bir deve çobanı. Peygamberimiz (sav)'i zahir gözü
ile görmeyip bu hallere erişsin. Bizim devamlı yanımızda, biz neden onun gibi
olmayalım" dedi. Mübarek vücudunu riyazetle eritti. Tekrar yiyerek et
tuttu. Bu hal, yedi sene sürdü. Bu da Veysel Karani'nin tavsiyesi üzerine
olmuştu. En sonunda o hal, Hz. Ömer(ra)'de de oldu. Hz. Ömer (ra)'de, Veysel
Karani (Rahimehullahi aleyh) gibi gördü.
Hz. Ali (ra) ile Hz.
Muaviye (ra) arasında sıffın harbi oldu. O harpte Hz. Ali (kv)'nin askeri
olarak, Hz. Muaviye (ra)'nün askeri tarafından, Veysel Karani şehit edildi.
Kabrinin konulacağı yer için anlaşamadılar. Sıffinliler:
– Burda şehit düştü,
buraya gömelim, dediler. Yemenliler:
– Memleketi Yemen'dir,
oraya götüreceğiz, dediler. Siirt,
o zamanda Acemlilerin elinde idi. Acem toprağı idi. Aralarında harp çıkacaktı.
En son Hz. Ali (kv);
– Üç tabut yaptırın, yanına koyun. Hangisine girerse, herkes hakkına razı olsun, dedi. Üç yerin askeri, sabaha kadar başında beklediler. Acemliler, kendi tabutlarının içinde gördüler, Siirt'e getirdiler. Yemenliler, kendi tabutlarında görüp, Yemen'e götürdü. Sıffinliler, kendi tabutlarında görüp, onlar da oraya defin ettiler. Böylelikle üç yerde kabri vardır.
Anasından doğdu dünyaya geldi,
Melekler altına kanadın serdi,
Rasulun hırkası tacını giydi.
Odur, Peygamberin sevgili yari.
Bin deveyi bir akçaya güderdi,
Onun da yarısını sadaka
verirdi,
Deve bilesince zikir
ederdi.
Yemen
illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.
Annesinden destur aldı,
durmadı,
Kâ'be yollarından gözün
ırmadı,
Geldi Peygamberi evde
bulmadı.
Yemen
illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.
Elinde asası hurma
dalından,
Onun abası deve tüyünden,
Asla hata çıkmaz anın
dilinden.
Yemen
illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.
Yastığı taştandı, hırkası
postu,
Ümmeti cennetlik etmektir
kastı,
Hakk'ın sevgilisi Rasul'un
dostu.
Yemen
illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.
Yanına Ömer ve Ashâb
geldiler,
Araya araya dağda buldular,
"Üveysi sen misin söyle" dediler.
Yemen illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.
Erenler önünde kemer
belinde,
Nurdan beni vardır sağ
elinde,
O zat cümle evliyâ'nın
dilinde.
Yemen
illerinde Veysel Karani,
Odur,
Peygamberin sevgili yâri.