BAYAZİDİ BESTAMİ (Rahimehullah)

 

 

            Bayazidi Bestami hazretleri bir gün yola giderken, bir hendeğe düşen sarhoş ile karşılaşıyor. Sarhoş çıkamıyor. Herkesten yardım istiyor. Hiç kimse elinden tutmuyor. Bayazidi Bestami'den yardım ister. Bayazidi Bestami'de, sarhoşa elini vermez. O gece Bayazidi Bestami, Peygamberimiz (sav) efendimizi rüyasında görür. Peygamberimiz kendisine:

            – Bu ilmi sadece camide vaaz etmek için Allah (cc), sana vermedi. O sarhoşun elinden tutup çıkarsan kendisine de nasihatta bulunsan ne zarar edersin. Sen, günahkârların meclisine gidip onlara Allah ve Resulallah kelamından bir şeyler anlatmazsan günahkârları kim yola getirecek. Sen, bundan sonra ümmetimin en günahkârlarını yola getirmek için çalışacaksın, der. Bayazidi Bestami uyanır, düşünür. En günahkâr kim var. Mahallesinde fuhşiyat yapan bir kadının evine Bayazidi Bestami sarık ve cübbe ile gelir. Herkes, Bayazidi Bestami'ye yol verir. Kadının yanına girer. Kadına der ki:

            – Önce bir gusul yap, şu benim cübbeyi sırtına giy. Şu sarığı da başına sarayım, der. Kadın gusul yapıp, sarığı cübbeyi giyer, kendi başka odaya gider.

            – Sen burada bekle, ben geliyorum, der. O bir odaya geçer secdeye kapanır. Ya Rabb'i senin sevgili Habibin, "benim ümmetimin en günahkarlarını yola getir" dedi. Ben ancak dışını düzeltebildim. İçini sana havale ediyorum. Sen düzelt, diye yalvarır. Kadın bütün yaptıklarından pişmanlık duyup, Bayazidi Bestami'nin yanına gelip, tevbe istiğfar eder.

 

*  *  *

 

            Yine Bayazidi Bestami Hazretleri, bir köprü üzerinden geçiyor. Köprü üzerinde çocuklar oyun oynuyorlar. Çamurdan bir heykel yapmışlar, bu Peygamberimiz, bir heykel daha yapmışlar bu Hatice validemiz. Biz bunların düğününü yapıyoruz, diye çocuklar köprü üzerinde oyun oynuyorlardı. Bayazid-i Bestami Hz. bunlara bakıp; çocuklara, "bizim dinimizde put haramdır. Böyle Peygamberimizi, Hz. Hatice validemizi put yapıp oynamayın, başka oyun oynayın" diye çamur putları, âsâsının burnu ile vurup suya düşürüyor. Çocuklar dağılıyorlar. O gece rüyasında mahşer kurulmuş, Peygamberimizin yanına gelmek istiyor. Peygamberimiz (sav) kendisine yüz vermiyor:

            – Ya Resulallah! Benim ne kabahatım var, deyince:

            – Çocuklar, benim sevgimi aşılayan oyunu, beni severekten oynuyorlardı. Şimdi her birisi ayrı yerlerde ahlaksız alışacaklar. Sen, benim sevgimi çocuklara aşıla da ne ile aşılarsan aşıla diyor. Bayazid-i Bestami Hz. uyanınca köprü başına gidiyor. Çocuklar, köprü başında yok. Oradan geçen adamlara her zaman burada oyun oynayan çocuklar nerede oynuyorlar, deyince:

            – Burayı terk ettiler. Senden de korktular, bilmiyorum. Yine soruyor:

            – Evlerini biliyor musun? O zat, çocukların evlerini tarif ediyor. Çocukların evlerine gelip, annesinden babasından çocukları çağırtıyor. Çocukları alıp köprü başına gidiyor. Kendi eliyle çamurdan heykel yapıp:

            – Bu Peygamberimiz (yine bir heykel yapıp) bu da Hatice validemiz, biz bunları evlendireceğiz ve düğünlerini yapacağız, diyor. O gün akşama kadar hem çocuklar oynuyor, hem de kendi oyun oynuyor. Çocuklara da:

            – İşte her zaman bu oyunu oynayacaksınız, diyor. Eve gelip yatıyor. Peygamberimizi rüyasında görüyor. Peygamberimiz, kendini bağrına basıp, işte şimdi  senden mennun oldum. Benim sevgimi o çocuklara aşıla,. O çocuklar büyürse İslâm dininde putun yasak olduğunu her âlim söyleyebilir, ikna eder ama o sevgiyi başka çeşit aşılayamaz.

 

*  *  *

 

            Bayazidi Bestami Hazretleri, zikrullah halkasında dururken kendisine bir hal gelir. Durduğu yerde duramaz. Ayağa kalkar dolanır, döner, bağırır.

            – Subhanîy mâ âzamîy şanîy.

            Ben, subhan değil miyim, benim şanım büyük değil mi?

            Manâ'sı: Ben, Allah değil miyim, benim şanım büyük değil mi? demektir. Sen zikirde böyle söylüyorsun. Bayazidi Bestami:

            – Ben farkında değilim, deyince:

            – Söyledin, dediler.

            – Ben, onu söylersem, vurun beni, öldürün. Beni öldürmezseniz, Allah (cc) yanında siz sorumlusunuz, diyor. Yine zikrullahta kendisine tevacüd hali gelip dolanmaya, dönmeye ve bağırmaya başladı.

            – (Sübhanîy mâ âzamîy şanîy) "Ben Sübhan değil miyim?"

            Yani Ben Allah değil miyim, benim şanım büyük değil mi? deyince herkes evvelce hazırladıkları balta, kılıç, hançer gibi şeyleri vurmaya başladılar. Ne kadar vurdularsa aynen bir çeliğe vurmuş gibi ses çıkarıp baltanın, kılıcın ağzı kırılıyor, veya dönüyor. Vuran adamların elleri acıyor, ellerindekini yere atıyorlar. Bayazidi Bestami yine bağırmasına devam ediyor. Zikrullah bitince:

            – Yine bağırdın, dediler. Bayazidi Bestami:

            – Neden vurmadınız? Onlar:

            – Vurduk, dediler. O zaman eline bir iğne alıp, iki parmağının arasına batırdı, kan çıktı.

            – Benim etim, bir iğneye bile dayanamıyor. Demek ki o zaman o sözü söyleyen, ben değilim. İşte Tecellî-i İlâhi budur.

 

 

 

 

ÖNCEKİ KONU                               KONULAR                            SONRAKİ KONU