ABDEST
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3638)
Manâ'sı:
“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Ümmetim kıyâmet günü çağrıldıkları
vakit abdest izi olarak (nurdan)
bir parlaklıkları olduğu halde gelirler. Öyleyse kimin imkânı varsa
parlaklığını artırsın.”[1]
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 6331)
Manâ'sı:
“Abdest şu yedi şey dolayısı ile tekrar
alınır;
1- İdrarın
damlaması,
2- Kan'ın
akması,
3- Kusma
(ağzı doldurabilecek kusmuk gelmesi ve onun tekrar yutulması),
4- Yaslanarak
uyunan uyku,
5- Namazda
atılan kahkaha (kahkaha ile gülme),
6- Kanın
çıkması hallerinde.
Hadîs
şerîfin yazılı olduğu kitapta her nedense yedincisi yazılmamış. Yedincisi “Allah korkusunun dışında akıtılan
gözyaşıdır.”
(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 106)
Manâ'sı:
“Osman b. Affan (Radiyallahu anhu)'ın hürriyetine kavuşturduğu Humran b. Eban
demiştir ki:
- Ben Osman b.
Affan'ın abdest aldığını gördüm. Önce ellerine üç defa su döküp onları yıkadı,
sonra (üç defa) ağzına su alıp çalkaladı. Sonra (üç defa) burnuna su verip dışarı attı. Sonra üç defa yüzünü yıkadı. Sonra sağ
elini dirseği ile beraber üç defa ve sol elini de aynı şekilde yıkadı. Başını (ve
iki kulağını ve boynunu) mesh edip önce
sağ, sonra sol ayağını yıkayınca şöyle dedi:
- Ben, Rasûlullah'ın
aynen şu benim abdest aldığım gibi abdest aldığını gördüm ve şöyle buyurduğunu
duydum: “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alırsa gönlünden hiç bir şey
geçirmeyerek iki rekat namaz kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.”[2]
Bilâl Babam buyurdu:
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem);
- Bir gün kim kalbine hiç bir şey getirmeden iki rek'at
namaz kılarsa kendisine hırkamı hediye edeceğim, dedi. Ashâbtan hiç kimse
kendine güvenemedi bir tek Hz. Ali (Kerremallahu Veche):
-
Ben kılarım, dedi. İki rekat namaz kıldı. Selam verdi.
-
Ya Rasûlullah! Kalbime bir şey getirmeden kıldım, deyince Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem):
-
Sen de kalbine bir şey getirmeden birinci rek'âtı kıldın. İkinci rek'âtı
kılarken acaba hırkasının yenisini mi, eskisini mi verecek? diye kalbine
getirdin, buyurdu.
(Sünen'ün
Neseî, Cild 1-2, Hadîs No: 100)
“Ebû
Abdullah Sâlim Seblân'dan (ki Aişe (Radiyallahu anhu) onu yanında bulundurmayı
ve ücretle iş gördürmeyi severdi) diyor ki:
- Aişe (Radiyallahu anhu) bana, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın nasıl abdest aldığını gösterdi. (Önce ellerini yıkadı) Abdest alırken üç defa ağzına ve burnuna
su aldı. Yüzünü üç defa yıkadı. Sağ kolunu üç defa yıkadı. Sol kolunuda üç defa
yıkadı. Sonra elini başının ön tarafına koydu ve başının arkasına doğru bir
defa meshetti. Sonra ellerini kulaklarına indirdi. Sonra yanaklarına sürdü.”
İbn-i
Abbas'dan nakledilen bir rivâyette de “ellerini
yıkadı,” dedi.
Abdülâziz
der ki: İbn-i Aclan'dan duyan kişi bana şöyle haber verdi: Ravî hadîsin
sonunda: “İki ayağını da yıkadı.”
dedi.
(Sünen-i Ebû
Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 54)
“Musa
ibn-i İsmail'in Muhammed ibn-i Ammar'dan Dâvûd ibn-i Şebib'in ise Ammar ibn-i
Yasir'den naklen bildirdiklerine göre Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)
şöyle buyurmuştur:
- Muhakkak ki ağza ve burna su çekmek
peygamberlerin sünnetindendir.”[3]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 145)
Manâ'sı: “Enes b. Malik (Radiyallahu anhu)'den:
- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest alırken bir avuç su alır, o suyu çenesinin altına vererek sakallarının arasına akıtır ve:
- İşte aziz ve celil
olan Rabbım bana böyle emretti buyururdu.”[4]
(Sünen-i
ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 435)
“Osman bin Affan (Radiyallahu anhu)'dan:
- Ben, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ı abdest alırken gördüm. Abdestte
başını bir defa meshetti.”[5]
(Sünen-i
ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 449)
“Ebû
Rafî (Radiyallahu anhu)'den; şöyle söylemiştir:
- Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem) abdest aldığı zaman
yüzüğünü (altı iyice ıslansın diye)
oynatırdı.”[6]
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3635)
Manâ'sı:
“Lakit ibn-i Sabıra (Radiyallahu anhu):
- Ey Allah'ın
Rasûlü! Bana abdestten haber ver. Aleyhissâlatü Vesselâm:
- Abdesti tam al,
parmakların arasını hilâlle. İstinşakta mübalağa yap, oruçlu olursan mübalağa
yapma.”[7]
Bilâl Babam;
- Parmakların arasını elinin parmakları ile hilâlle, ov. Su ile iyice
her yeri ıslansın buyurdu. Bir hadîs-i şerîf'te:
- Parmaklarının arasını hilâllemeyen
parmakları ile ovarak yıkamayan yarın mahşerde cehennem ateşi ile hilâllenir,[8] buyuruluyor, dedi.
(Râmûz-ul
Ehâdîs (30. Bölüm), Hadîs No: 152)
“Abdest aldığında suyu dirseklerinin
üzerinde iyice döndürürdü.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 502)
Manâ'sı: “Kul abdest aldığı zaman abdestini layıkı
vechile alırsa; sonra namaza kalkar ve namazını, rûkü ve secdesini, kıraatını
tam manası ile yerine getirerek kılarsa, namaz onun için der ki: (Beni
muhafaza ettiğin gibi Allah'da seni korusun!) Sonra bu namaz her tarafa nur ve ziya saçarak göğe çıkarılır ve gök
kapıları açılır. Fakat kul güzel abdest almazsa, rükû, sücud ve kıraatı
istenildiği şekilde yapmazsa namaz şöyle der: (Beni yitirdiğin gibi
Allah'ta seni yitirsin!) Sonra her
tarafı zifiri karanlık olduğu halde göğe çıkarılır. Gök kapıları ona karşı kapatılır;
sonra eski elbise gibi dürülür ve sahibinin yüzüne fırlatılıp atılır.”[9]
(Sünen-i
Ebû Davûd, Cild 1, Hadîs No: 59)
Manâ'sı:
“Ebu'l-Melih Amir, babası Usame b. Umeyr'den Rasûlullah (Sallallahu aleyhi
vesellem)'ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:
- Allah, haramdan verilen hiç bir
sadakayı ve abdestsiz (su veya toprakla temizlenmeden)'de hiç bir namazı kabul etmez.”[10]
Bilâl
Babama bir adam malının haram olduğunu söyledi ve:
-
Bu haram para ile hacca gidebilir miyim? diye sordu. Bilâl Babam:
-
Gidemezsin, buyurdu. Yalnız bir imkanı var. Hacca gideceğin paranın iki mislini
fakirlere ödünç ver, gün kesme ellerine ne zaman geçerse o zaman versinler.
Paranın yarısını alırsan, yarısını da bağışla. O para iki sefer temizlenmiş
olur. Parayı ödünç verdin temizledin, yarısını almadın yine temizlendi.
Allahu
Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de:
“Ödünç vermekle malınızı temizleyiniz.”[11] “Allah'a gönül hoşluğu ile ödünç verin.”[12] buyuruyor.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) hadîs-i şerîfte:
(Muhtar'ül-Ehâdîsin
Nebeviyye, Hadîs No: 1165, s.573)
“Bir kimse darda olana mühlet verir, ya
da tamamen ondan kaldırırsa… Allahu Teâlâ kendi gölgesinde onu sayeban eyler
ki, o gün kendi gölgesinden başka gölge yoktur.”[13]
buyuruyor.
Malının
haram olduğunu biliyorsun. Onunla sadaka verme mü'minlere ödünç ver. O para
giderken haram, sana gelişinde helâl olarak gelir. Haram paranın hepsini böyle
temizlemek, helâl etmek mümkündür. O parayı öbür paralara karıştırma o para ile
hacc'a git, hacc'ın kabul olur, buyurdu.
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3586)
“İbn-i
Ömer (Radiyallahu anhu) anlatıyor. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Kim abdestli olduğu halde abdest
tazelerse (yeniden
abdest alırsa) Allah bu sebeble
kendisine on (misli) sevap yazar.[14]
Abdest üzerine abdest almayı Bilâl Babam da “nur üzerine
nurdur”[15] buyurdu.
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 101)
Manâ'sı:
“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu); Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) :
- Abdesti olmayanın namazı, abdeste
başlarken besmele çekmeyen kimseninde abdesti yoktur.”[16]
Besmele
çekmek şart oluyor.
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3650)
Manâ'sı:
“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu) anlatıyor:
“Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem)'ı işittim. Diyordu ki:
- Kim abdestinin başında Allah'ı
zikrederse bedeninin tamamı temizlenir. Eğer Allah'ın ismini zikretmezse bu
kimsenin sadece abdest uzuvları temizlenir.”[17]
(Muhtar'ül-Ehâdîsin
Nebeviyye, Hadîs No: 155, s.141)
Manâ'sı: “Güzel abdest almak, imanın yarısıdır.
Allah'a hamd etmek, mizanı doldurur…Tesbih ve Tekbir, yeri ve semaları
doldururlar… Namaz bir nurdur, zekat bir bürhandır…”(İlâ Ahir)
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3578)
Manâ'sı:
“Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri
yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?
- Evet ey Allah'ın Rasûlü! Söyleyin,
dediler. Bunun üzerine saydı.
- Zahmetine
rağmen abdesti tam almak, mescide çok adım atmak. (Bir namazdan
sonra diğer) namazı beklemek. İşte bu
ribattır, işte bu ribattır, işte bu ribattır (bağ ipidir).”[18]
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3651)
Manâ'sı:
“Ebû Musa (Radiyallahu anhu):
-
Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'a geldim abdest alıyordu. Şu duayı
okuduğunu işittim:
-
(Allahümma'ğfirlî zenbî ve vassa'lî fî dârî ve bârik lî fî rızkî). Allah'ım günahımı mağfiret et, evimi bana
genişlet, rızkımı bana mübarek kıl.”[19]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 169)
Manâ'sı: “Ukbe b. Amir (Radiyallahu anhu)'den:
- Biz, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın yanında iken kendi işimizi kendimiz görürdük. Kendi develerimizi de
sırayla güderdik. (Bir gün) deve
gütme sırası bende idi. Develeri akşamleyin ağıllarına götürdüm. Rasûl-i Ekrem (Sallallahu
aleyhi vesellem) halka hitap ederken
yetiştim (şunları) söylediğini işittim:
- Sizden biriniz
abdesti güzelce alır, sonra kalbi ve yüzüyle (kalbi ve yüzüyle namaza yönelir, kalbiniyeti sırf Allah rızası için olur. Kalbinde Allahu
Teâlâ'nın korkusu ve sevgisinden başka bir şey olmaz, demektir.) (Namaza) yönelerek iki rekat namaz kılarsa (Allahu Teâlâ o kimsenin cennete girmesine) kesinlikle
hükmeder. Ben:
- Oh oh ne güzel şey dedim. Önümde
bulunan bir kimse de:
- Ey Ukbe! Bundan
önceki bundan daha da güzeldi dedi. Bir de baktım ki bu Hz. Ömer (Radiyallahu
anhu)'dir.
- Ey Ebû Hafs! Bundan öncekiler neydi?
dedim. O da:
- Sen gelmeden biraz önce Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- Sizden biriniz güzelce abdest alır,
abdestini aldıktan sonra da: (Eşhedü enlâ ilahe illallahü vahdehû Lâ şerike
lehü ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Rasûluhu) “Ben Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı olmayıp tek olduğuna ve
Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik ederim” derse, o kimseye
cennetin sekiz kapısı (birden) açılır,
istediğinden girer” buyurdu, diye cevap verdi.”[20]
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5144)
Manâ'sı:
“Kim erkanına riayet ederek güzel bir
abdest alırsa bitiminde “Subhaneke Allahümme ve bi hamdik. Eşhedü en lâ ilâhe
illa ente estağfiruke ve etubu ileyk”
derse bu mühürlenip arşın altına konur, kıyamete kadar açılmaz.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5463)
Manâ'sı:
“Kim her abdestin ardında bir kere (inna
enzelnahü fi leyletil kadri) sûresini
okursa sıddıklar (zümresine dahil) olur.
Kim iki kere okursa şehitler listesinde yer alır. Kim üç kere okursa
peygamberlerle birlikte haşredilir.”
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 171)
Manâ'sı:
“Ebû Esed b. Amr dedi ki: Enes b. Malik'e abdest hakkında soru sordum. (Bana
şöyle) dedi:
- Peygamberimiz (Sallallahu
aleyhi vesellem) her bir farz namaz için
(ayrı bir) abdest alırdı. Biz ise
bir abdestle bir çok namaz kılardık.”[21]
Bir
abdest ile abdest bozuluncaya kadar bir kaç namaz kılma varmış. Bunlar ashâbın
yaptıklarıdır. Her farz namazda bir abdest alırsa buda aliyyül a'la olur.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ve ashâbın yaptıkları ayrı
ayrıdır. Mevzumuzda yazmıştık. Burda da aynısıdır.
Yine
bir hadîste Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Siz Kur'ân'ı yüzünden okuyor, geçiyorsunuz. Ben ne emirler olduğunu
düşünerek öyle okuyorum.”[22]
buyuruyor. Yine ashâbın okuması ayrı, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in okuması ayrıdır.
(Sünen-i
ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 401)
“Aişe
(Radiyallahu anhu)'den şöyle demiştir:
- Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem) abdest aldığı, saç ve
sakalını taradığı ve ayakkabı giydiği zaman sağdan başlamayı severdi.”[23]
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3645)
Manâ'sı:
“Ubey ibn-i Kaa'b (Radiyallahu anhu)'dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi
vesellem) buyurdular ki:
- Abdest (sırasında)
vesvese veren bir şeytan vardır. Adı da el-Velehân'dır. Öyleyse suyun vesvesesinden kaçının.”[24]
(Muhtar'ül-Ehadîsin
Nebeviyye, Hadîs No: 1138, s.564)
Manâ'sı:
“Bir kimse şiddetli soğuklarda abdestini
güzel alırsa; ecri iki kat olur.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5146)
“Kim abdest alıpta temiz bir elbise (havlu)
ile
kurulanırsa bunda bir sakınca yoktur. Bunu yapmazsa efdaldır. Çünkü
abdestte kıyâmet gününde öbür amellerle birlikte tartılacaktır.”[25]
Bilâl
Babam önceleri abdest aldığında peşkir (havlu) kullanırdı. Havlu ile abdestten
sonra ellerini, yüzünü, kollarını silerdi. Son zamanlarda hiç bir şey ile
silinmedi (kurulanmadı). Sebebini sorduk buyurdu ki:
-
Abdest aldıktan sonra elini, yüzünü, kollarını kuruladığın havluyu mahşerde
mizan terazisinin sevap tarafına korlar, çok ağır gelir. Bunun için havlu
kullandım. Havlu kullanmadığımın sebebi de: Hadîs-i şerîfte “Abdestten sonra abdest azalarını
kurulamadan öylece kurursa o yarın mahşerde abdest azalarında (yüzünde,
ellerinde, kollarında abdest suyunun değdiği yerlerde) çok kuvvetli nur olur.”[26]
buyurulduğu için silmedim, buyurdu. Yine biz sorduk:
-
Hangisi daha efdaldir?
-
Her ikisi de iyi ama nur olması daha iyidir, buyurdu.
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 506)
Manâ'sı:
“Abdest aldığınız zaman gözlerinize
abdest suyundan içirin ve ellerinizi silkmeyin. Çünkü bu şeytanın yelpazesidir (onu
rahatlatır).”[27]
Ellerinizi
silkmeyin demek; eline herhangi bir şey bulaşırsa onu gidermek için ellerini
havaya kaldırır iki yanına hızla silkersin. Böyle yapmayın demektir. Abdestten
sonra elini suyla yıkar parmaklarının ucu ile ellerini açar, hızla kaparsın.
Parmaklarının ucundaki su damlaları elbisenin üzerine gelir. Sehven üzerine
sıçrayan abdest sularının zararını giderir. Bu da iyidir.
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 166)
Manâ'sı:
“…El-Hakem b. Süfyan veya Süfyan ibn-i el Hakem'den denmiştir ki:
- Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem) küçük abdestini bozduğu
zaman (ın akabinde) abdest alır ve
eteğine su serperdi.”[28]
Abdest aldıktan sonra avucuna su alır, üzerine su serper.
Küçük abdest bozan (idrar yapan) kimse üzerine aynı şekilde su serpse çok iyi
olur.
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5151)
Manâ'sı:
“Kim güzelce bir abdest alıp da müslüman
kardeşini ziyaret ederse cehennem ondan yetmiş sene kadar uzaklaşır.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5148)
Manâ'sı:
“Kim güzelce bir abdest alıpta sonra
farz namaza gidip onu cemaatla birlikte kılarsa Allah onun günahlarını
affeder.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 2395)
Mâna'sı:
“Abdestsizlik iki kısımdır: cünüplükten
gusül etmek, abdestsizlikten abdest almaktır. Birde "yalan, iftira ve
gıybetten ötürü" dilin abdestsizliğidir. Bunlar bir değildir,
"günahtan dolayı" dilin abdestsizliği fercinkinden daha şiddetlidir.
Her ikisinde de abdest gerekir. "Yalan, iftira ve gıybetten ötürü abdest
almak menduptur (caizdir).”
(Rãmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5136)
Manâ'sı:
“Kim ilimden bir harf öğrenirse Allah
onu mutlaka affeder. Kim Allah için bir dost edinirse Allah onu mağfiret eder.
Kim abdestli yatarsa Allah onu bağışlar. Kim kardeşinin yüzüne merhamet nazarı
ile bakarsa Allah onu mağfiret buyurur. Kim bir işe başlarken (Bismillah) derse Allah onu bağışlar.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5409)
Manâ'sı:
“Kim abdestli olarak yatağına geldiği
zaman (Elhamdülillâhillezi alâ fegahere, velhamdülillâhillezi limen fecbere
vel hamdülillahillezi meleke fe gadere vel hamdülillahillezi yuhyil mevta ve
hüve alâ külli şey'in kadîr) derse
annesinin kendisini doğurduğu günde olduğu gibi tüm günahlarından sıyrılıp
çıkar.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5095)
“Kim abdestli yatarsa, iç çamaşırında bir
melek geceler ve o her kımıldadıkça melek şöyle der: Allah'ım bu kulunu affet,
çünkü abdestli yatmıştır.”[29]
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 5097)
“Kim abdestli yatıpta o gece ölürse şehid
olarak ölür. (Abdestli yatanın ruhu arşın altında secdeye kapanır.)”
Bilâl
Babam; kendisi hiç abdestsiz yatmaz, gündüz de abdestsiz durmazdı.
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 2688)
“Tertemiz (abdestli) olarak uyuyan kişi gündüzü oruçlu, geceyi
ibadetle geçiren insan gibidir.”[30]
(Sahîh-i
Müslim, Cild 1, Hadîs No: 19 (303), s.363)
Manâ'sı:
“İbn-i Abbas (Radiyallahu anhu) şöyle dedi:
- Ali bin Ebî Tâlib dedi ki; Mıkdad ibn-i
Esved'i Peygamberimize yolladık. O da peygamberimize insandan çıkan mezi'nin
temizliği nasıl yapılır? diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- Zekerini veya fercini yıkayarak abdest
al, buyurdu.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 6341)
Manâ'sı:
“Biriniz uyuduğu zaman şeytan kafasının
üstüne üç düğüm atar; her düğüm atışında: “Koskoca bir gecen var uyu!” der. Kul uyandığı zaman Allah'ı
zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Eğer namaz
kılarsa bütün düğümler çözülür. Ruhen ve cismen dinç olarak sabaha girer. Aksi
halde tembel ve uyuşuk bir halde kalkmış olur.”
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3581)
“Hz.
Osman (Radiyallahu anhu)'dan; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Kim abdest alır ve abdestini güzel
yaparsa hataları vücudundan tırnak diplerine varıncaya kadar çıkar, dökülür.”[31]
(Kütüb-i
Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3583)
Manâ'sı:
“Amr ibn-i Abese es-Sülemi (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- Sizden kim abdest suyunu hazırlar,
mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından ve burnundan hataları
dökülür. Sonra Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa sakalının (bittiği
mahallin) etrafından su ile birlikte
yüzü ile işlediği günahlar dökülür. (Bu dökülmelerin hepsi sakalı olursa
çene ucundan dökülür. Sakal yoksa bunlar muhakkak dökülür demek değildir. Çünkü
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sakallıya söylüyor.) Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca,
ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra
başını mesh edince başının günahları saçının etrafından su ile birlikte akar
gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca ayaklarının günahları
parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Sonra kalkıp namaz kılar. Allah'a hamd ve sena da
bulunur. O'na layık bir şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah'tan
başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa annesinden doğduğu gündeki gibi
bütün günahlarından arınır.”[32]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 93)
“Câbir
b. Abdullah (Radiyallahu anhu)'dan şöyle demiştir:
- Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem) bir sa' su (bir
sa'= 8 rıtl=3,328 kgr) ile gusul eder,
bir müd su (Bir müd=832 gr) ile de
abdest alırdı.”[33]
(Sünen-i
ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 425)
Manâ'sı:
“Abdullah bin Amr (Radiyallahu anhu)'dan şöyle demiştir:
- (Bir gün) Sa'd abdest alırken Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) onun yanından geçti ve:
- Bu israf nedir? buyurdu. Sa'd de:
- Abdestte israf var mı? diye sorunca
Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- Akan bir nehir üzerinde bile olsan
evet. (Abdestte
israf vardır), buyurdu.”[34]
Çeşmelerden
akan su ile abdest almada lüzumundan fazla akıtmamak lazımdır. İsraftır,
israfta haramdır.
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 229)
Manâ'sı: “Abdullah bin Seleme (Radiyallahu anhu)'den;
Biri bizden
diğerininde Ben-i Esved'den olduğunu zannettiğim iki kişi ile birlikte Ali bin
Tâlib'in huzuruna girdim. Hz. Ali (Radiyallâhu anhu) onları (amil olarak veya bir başka
görevle) bir tarafa gönderdi ve şöyle
dedi:
- Siz ikinizde güçlü
ve kuvvetlisiniz, dininiz için çalışınız veya dininizi koruyunuz, dedi. Sonra
kalkıp helâya girdi. Helâdan çıktığında su istedi. Bir avucuna su alıp onunla
ellerini yıkadı. Sonra Kur'ân okumaya başladı. Oradakiler bunu garipsediler.
Bunun üzerine Hz. Ali (Radiyallahu
anhu) şöyle dedi:
-
Muhakkak Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) helâdan çıkar, bize Kur'ân-ı Kerim okutur
ve bizimle beraber et yerdi. Cünüplükten başka hiçbir şey onu Kur'ân
(okumak)'dan alıkoymazdı.”[35]
Bazı
kimseler “ezberden, abdestsiz Kur'ân okunmaz. Zikir, ders gibi şeyler çekilmez”
deyip sözümüze itiraz ediyorlar. İşte bu hadîs-i şerîf delildir. Cünüplükte su
bulamazsa teyemmüm eder. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Müslüman pis olmaz”[36] buyuruyor. Suyu bulursa yıkanır.
Kur'ân-ı Kerim'i de her zaman abdestli-abdestsiz ezbere okur. Ezbere abdestsiz
Kur'ân-ı Kerim okuması, zikrullah yapması caizdir. Zikrullah yapma, kabul olmaz
denilmez. Abdestsiz olan herhangi bir kimseye sen abdest almadan zikrullaha
girme, bizim yanımıza yaklaşma gibi sözler yanlıştır. Muhakkak ki abdestli
olarak; ezberden okunan Kur'ân ve yapılan zikrullah, abdestsiz yapılandan
sevabı kat kat fazladır. Abdest mü'minin silahıdır. Onun için imkân dahilinde
abdestli olarak Kur'ân okumalı ve zikrullah yapmalıdır. Bir kâfirin müslüman
olması için abdestsiz getirdiği şahâdet kelimesi Allahu Teâlâ yanında makbul
oluyor. Müslüman olduktan sonra abdestsiz yapması caiz olsa bile abdestli
yapmak ondan kat kat üstündür, efdaldır.
Abdest deniz suyu ile alınır mı ?
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 83)
Manâ'sı:
“Said ibn-i Seleme Muğira ibn-i Bürde'nin Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Bir adam Rasûlullah (Sallallahu aleyhi
vesellem)'a:
- Ya Rasûlullah! Biz deniz yolculuğu
yaparız ve beraberimizde pek az su taşırız. Onunla abdest alırsak susuz
kalırız. Bu durumda deniz suyundan abdest alabilir miyiz? diye sordu.
Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem):
- O (denizin) suyu temiz, ölüsü helâldır, buyurdu.”[37]
Denizden
çıkan boğazlanmak (kesmek) istemez, helaldır, suyu da temizdir, abdest alınır,
demektir.
(Râmûz-ul
Ehâdis, Hadîs No: 1428)
Manâ'sı:
“Gadap (öfke) şeytandandır, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş su ile söndürülür.
Şu halde biriniz kızdığı zaman hemen abdest alsın.”
(Sünen-i
Ebû Davûd, Cild 1, Hadîs No: 97)
Manâ'sı:
“Abdullah ibn-i Ömer (Radiyallahu anhu)'den:
Rasûlullah (Sallallahu
aleyhi vesellem) ökçeleri kuruluktan
parlayan (abdest almış) bir topluluk
gördüde:
- Ökçeleri cehennemde yanacakların vay
haline!…Abdesti tam alın, buyurdu.”[38]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 173)
Manâ'sı: “Enes b. Mâlik (Radiyallahu anhu)'den, demiştir
ki:
- Bir adam abdest
almış (fakat) ayağı üzerinde tırnak kadar bir yeri (kuru) bırakmış olduğu halde Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın (huzuruna) geldi. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)' da ona:
- Dön abdestini
güzelce al, buyurdu.”[39]
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 1393)
Manâ'sı:
“Biriniz namaz kılarken şeytan gelip
dübüründen bir kıl yakalar ve onu çeker. O da abdesti bozulduğunu zanneder. Bir
ses duymadan ya da bir koku hissetmeden sakın namazından ayrılmasın.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 1528)
Manâ'sı:
“Biriniz namazda olduğu zaman, şeytan
gelip onu, kişinin hayvanını yularlamak istediği gibi yularlamaya çalışır. (Hayvanının
başına yular takan kişinin misali, namaz kılarken şeytan onun başına yular
takmak ister.) Kişi ona boyun eğdiği
zaman şeytan onu namazdan fitnelendirmek için iki kalçası arasında yellendi
hissini vermeğe çalışır. Sizden biriniz böyle bir şey hissederse, acaba
yellendim mi, yellenmedim mi diye bir endişeye kapılırsa, ses duymadıkça ya da
bir koku hissetmedikçe sakın (namazı bozmasın) mescidden çıkmasın.”
(Râmûz-ul
Ehâdîs, Hadîs No: 750)
“Biriniz namazda yellendiği zaman
ayrılsın, abdest alıp namazı iade etsin. Kadınlarınıza arkalarından temas
etmeyin. Allah gerçeği açıklamaktan çekinmez.”
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 176)
Manâ'sı:
“Abbad ibn-i Temim (Radiyallahu anhu)'in rivâyetine göre amcası (şöyle)
demiştir:
- Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem)'ye namazda iken abdestinin bozulduğu
vehmine kapılan bir kimsenin (durumu)
arz edildi. Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Ses işitmedikçe veya koku duymadıkça
namazdan ayrılmasın buyurdu.”[40]
Bilâl
Babam buyurdu:
-
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Sizi şeytan vesveseye düşürür yellenmiş gibi yapar. O adamın ya koku,
ya ses duymadıkça şüphe ile abdesti bozulmaz,” buyurdu. Yukarıdaki hadîs-i
şerîfte onun bir benzeridir.
Şimdi
Kâbe'de uyuyup, uyanıp namaz kılıyorlar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in uyuyup uyanıp namaz kıldığına dair hadîs-i şerîfte vardır.[41]
Uyuyana
sorsan “Uyuduk, uyandık ne koku, ne ses duymadık” derler. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) uyudu, horladı, uyandı, namaz kıldı. Başka
zamanlarda da uyuyunca abdest alıyor. İşte bunlar mezheplere göre değişiyor.
Dört mezhebin hepsi hadîs-i şerîflere dayanıyor.
Abdest
aldıktan sonra edep yerine dokunan kimsenin abdesti bozulur mu ?
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 181)
Manâ'sı:
“Abdullah bin Ebû Bekir Urve (Radiyallahu anhu)'nin şöyle dediğini rivâyet
etmiştir:
- Mervan ibn-i El-Hakem'in huzurunda
abdesti bozan şeyleri müzakere etmekte idik. Mervan:
- Tenasül uzvuna
dokunmaktan da (bozulur) dedi. Urve:
- Ben bunu
bilmiyorum, dedi. Mervan:
- Busra binti Safvân
bana Rasûlullah (Sallallahu aleyhi
vesellem)'ın:
- Zekerine (tenasül organına) dokunan
kimse abdest alsın, buyurduğunu haber verdi, dedi.”[42]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 182)
Manâ'sı:
“…Kays bin Talk babası, Talkın şöyle dediğini haber verdi:
- Biz (bir heyet olarak) Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın huzuruna girmiştik de, bedevi olduğu sanılan bir adam geldi:
- Ya Rasûlullah! Abdest aldıktan sonra
edep yerine dokunan kimse hakkında ne dersin (abdesti bozulur mu)? dedi. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi
vesellem):
- O ondan bir çiğnem (veya bir
parça) et değil midir? (Abdesti
bozulmaz) buyurdu.”[43]
(Sünen-i
Ebû Dâvûd, Cild 1, s.332)
Hadîsîn
Kitabındaki açıklaması:
Büsrâ
hadîsinin açıklamasında da belirtildiği gibi bu hadîs, edep yerine dokunmanın abdesti
bozmayacağını kabul edenlerin delilidir. Hadîsin kuvvet yönünden lehinde ve
aleyhinde söz söyleyenler olmuştur. Tirmizî: “Bu hadîs bu konuda rivâyet
edilenlerin en sağlamıdır” derken, İmam Şafiî:
“Biz,
Kays ibn-i Talk'ı soruşturduk. Fakat onu tanıyana rastlayamadık” diyerek zayıf
saymıştır. Ancak Talk'ı İmam Şafiî'nin tanımaması, onun meçhul olmasını, yani
başkaları tarafından da bilinmemesini gerektirmez. Nitekim ondan bir çok
raviler hadîs rivâyet etmişler ve onu cerh (red) etmemişlerdir. Edep yerine
dokunmanın abdesti bozmayacağı görüşünde olanların bazıları da Büsrâ'nın
Talk'tan daha sonra müslüman olduğunu ileri sürerek, Talk hadîsinin Büsrâ
hadîsi ile neshedildiğini söylemişlerdir. Fakat Büsrâ'nın sonradan müslüman
olması, Şevkânî'ninde ifade ettiği gibi Büsrâ hadîsi'nin Talk hadîsini nesh
ettiğine delil olmaz.
Bu
hususta ulemâ'nın görüşünü şu şekilde sıralayabiliriz:
1-
Hz. Ali (Radiyallahu anhu), ibn-i Mes'ud (Radiyallahu anhu), Ammâr, Hasan
Basri, Rabîa, Ehl-i Beyt ve İmam Sevrî, kişinin kendi avret mahalline veya
başkasının avret mahalline dokunmasıyla abdestinin bozulmayacağı
görüşündedirler. Hanefilerin görüşü de budur. Delilleri ise şerhini yaptığımız
Talk hadîsi ve İmam Tahâvi'nin “Şerh
Maânil-Âsarı'nda Hz. Ali'den mevkuf olarak naklettiği: “Ha kulağıma, burnuma dokunmuşum, ha avret yerime dokunmuşum fark
etmez.” sözüdür.
Büsrâ
hadîsi zayıf olmakla birlikte oradaki abdestten maksat, yalnız elini
yıkamaktır. Zira "Vudû" kelimesi arapçada "el yıkamak"
manasına da kullanılır. Bu şekilde iki hadîsin arasıda te'lif edilmiş olur.
Gayet
tabii ki, dokunmadan dolayı şehvete gelip, herhangi bir akıntı olmuşsa abdest
akıntıdan dolayı bozulur, dokunmadan değil. Meni geldiği takdirde gusül icap
ettiği ise malumdur.
2-
Mâlikîlere göre akıl baliğ olan kişinin kendi zekerine doğrudan doğruya avuç
içi, elin yanı, parmak uçları veya parmak yanları ile ister bilerek, isterse
bilmeyerek dokunması halinde abdesti bozulur. Elin sırtı, tırnağı veya kolu ile
dokunulacak olursa, abdest bozulmaz demişlerdir. Delil olarak ta Büsrâ hadîsi
ve Dârekutnî'nin "Sizlerden biriniz
zekerine dokunduğunda namaz abdesti gibi abdest alsın" hadîsidir.
3-
Şafiîlere göre kişinin avuç içi ile kendi avret yerine veya başkasının avret
yerine (kadın olsun, erkek olsun, büyük olsun, küçük olsun, ölü olsun, diri
olsun) dokunursa abdesti bozulur. Dübüre dokunmada da hüküm aynıdır.
Delilleri
de ibn-i Mâce, Ahmed b. Hanbel ve Hakim'in rivâyet ettikleri “Kim fercine dokunursa abdest alsın”
hadîsidir. Zira ferc, insanın ön ve arka yerine şâmildir.
Dârekutnî'nin
Hz. Aişe'den rivâyet ettiği, Rasûlullah'ın: “Avret yerlerine dokunup da, abdest almadan namaz kılanlara yazıklar
olsun” dediğinde Hz. Aişe'nin:
-
Ya Rasûlullah! Anam sana feda olsun, bu erkekler için mi? Kadınlar için mi?
demesi üzerine Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):
- Sizlerden biri fercine dokunduğunda
namaz için abdest alsın, buyurmuştur. Ayrıca bunu da delil getirirler.