ABDEST

 

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3638)

Manâ'sı: “Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Ümmetim kıyâmet günü çağrıldıkları vakit abdest izi olarak (nurdan) bir parlaklıkları olduğu halde gelirler. Öyleyse kimin imkânı varsa parlaklığını artırsın.”[1]

 Abdest hangi hallerde tekrarlanır ?

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6331)

Manâ'sı: “Abdest şu yedi şey dolayısı ile tekrar alınır;

1-           İdrarın damlaması,

2-           Kan'ın akması,

3-           Kusma (ağzı doldurabilecek kusmuk gelmesi ve onun tekrar yutulması),

4-           Yaslanarak uyunan uyku,

5-           Namazda atılan kahkaha (kahkaha ile gülme),

6-           Kanın çıkması hallerinde.

Hadîs şerîfin yazılı olduğu kitapta her nedense yedincisi yazılmamış. Yedincisi “Allah korkusunun dışında akıtılan gözyaşıdır.”

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 106)

Manâ'sı: “Osman b. Affan (Radiyallahu anhu)'ın hürriyetine kavuşturduğu Humran b. Eban demiştir ki:

- Ben Osman b. Affan'ın abdest aldığını gördüm. Önce ellerine üç defa su döküp onları yıkadı, sonra (üç defa) ağzına su alıp çalkaladı. Sonra (üç defa) burnuna su verip dışarı attı. Sonra üç defa yüzünü yıkadı. Sonra sağ elini dirseği ile beraber üç defa ve sol elini de aynı şekilde yıkadı. Başını (ve iki kulağını ve boynunu) mesh edip önce sağ, sonra sol ayağını yıkayınca şöyle dedi:

- Ben, Rasûlullah'ın aynen şu benim abdest aldığım gibi abdest aldığını gördüm ve şöyle buyurduğunu duydum: “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alırsa gönlünden hiç bir şey geçirmeyerek iki rekat namaz kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.”[2]

 

Bilâl Babam buyurdu:

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem);

- Bir gün kim kalbine hiç bir şey getirmeden iki rek'at namaz kılarsa kendisine hırkamı hediye edeceğim, dedi. Ashâbtan hiç kimse kendine güvenemedi bir tek Hz. Ali (Kerremallahu Veche):

- Ben kılarım, dedi. İki rekat namaz kıldı. Selam verdi.

- Ya Rasûlullah! Kalbime bir şey getirmeden kıldım, deyince Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Sen de kalbine bir şey getirmeden birinci rek'âtı kıldın. İkinci rek'âtı kılarken acaba hırkasının yenisini mi, eskisini mi verecek? diye kalbine getirdin, buyurdu.

(Sünen'ün Neseî, Cild 1-2, Hadîs No: 100)  

“Ebû Abdullah Sâlim Seblân'dan (ki Aişe (Radiyallahu anhu) onu yanında bulundurmayı ve ücretle iş gördürmeyi severdi) diyor ki:

- Aişe (Radiyallahu anhu) bana, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın nasıl abdest aldığını gösterdi. (Önce ellerini yıkadı) Abdest alırken üç defa ağzına ve burnuna su aldı. Yüzünü üç defa yıkadı. Sağ kolunu üç defa yıkadı. Sol kolunuda üç defa yıkadı. Sonra elini başının ön tarafına koydu ve başının arkasına doğru bir defa meshetti. Sonra ellerini kulaklarına indirdi. Sonra yanaklarına sürdü.”

İbn-i Abbas'dan nakledilen bir rivâyette de “ellerini yıkadı,” dedi.

Abdülâziz der ki: İbn-i Aclan'dan duyan kişi bana şöyle haber verdi: Ravî hadîsin sonunda: “İki ayağını da yıkadı.” dedi.

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 54)

“Musa ibn-i İsmail'in Muhammed ibn-i Ammar'dan Dâvûd ibn-i Şebib'in ise Ammar ibn-i Yasir'den naklen bildirdiklerine göre Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

- Muhakkak ki ağza ve burna su çekmek peygamberlerin sünnetindendir.”[3]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 145)

Manâ'sı: “Enes b. Malik (Radiyallahu anhu)'den:

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest alırken bir avuç su alır, o suyu çenesinin altına vererek  sakallarının arasına akıtır ve:

- İşte aziz ve celil olan Rabbım bana böyle emretti buyururdu.”[4]

 

(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 435)

“Osman bin Affan (Radiyallahu anhu)'dan:

- Ben, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ı abdest alırken gördüm. Abdestte başını bir defa meshetti.”[5]

 

(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 449)

“Ebû Rafî (Radiyallahu anhu)'den; şöyle söylemiştir:

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest aldığı zaman yüzüğünü (altı iyice ıslansın diye) oynatırdı.”[6]

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3635)

Manâ'sı: “Lakit ibn-i Sabıra (Radiyallahu anhu):

- Ey Allah'ın Rasûlü! Bana abdestten haber ver. Aleyhissâlatü Vesselâm:

- Abdesti tam al, parmakların arasını hilâlle. İstinşakta mübalağa yap, oruçlu olursan mübalağa yapma.”[7]

 

Bilâl Babam;

- Parmakların arasını elinin parmakları ile hilâlle, ov. Su ile iyice her yeri ıslansın buyurdu. Bir hadîs-i şerîf'te:

- Parmaklarının arasını hilâllemeyen parmakları ile ovarak yıkamayan yarın mahşerde cehennem ateşi ile hilâllenir,[8] buyuruluyor, dedi.

 

(Râmûz-ul Ehâdîs (30. Bölüm), Hadîs No: 152)

Abdest aldığında suyu dirseklerinin üzerinde iyice döndürürdü.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 502)

Manâ'sı: “Kul abdest aldığı zaman abdestini layıkı vechile alırsa; sonra namaza kalkar ve namazını, rûkü ve secdesini, kıraatını tam manası ile yerine getirerek kılarsa, namaz onun için der ki: (Beni muhafaza ettiğin gibi Allah'da seni korusun!) Sonra bu namaz her tarafa nur ve ziya saçarak göğe çıkarılır ve gök kapıları açılır. Fakat kul güzel abdest almazsa, rükû, sücud ve kıraatı istenildiği şekilde yapmazsa namaz şöyle der: (Beni yitirdiğin gibi Allah'ta seni yitirsin!) Sonra her tarafı zifiri karanlık olduğu halde göğe çıkarılır. Gök kapıları ona karşı kapatılır; sonra eski elbise gibi dürülür ve sahibinin yüzüne fırlatılıp atılır.”[9]

 

(Sünen-i Ebû Davûd, Cild 1, Hadîs No: 59)

Manâ'sı: “Ebu'l-Melih Amir, babası Usame b. Umeyr'den Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:

- Allah, haramdan verilen hiç bir sadakayı ve abdestsiz (su veya toprakla temizlenmeden)'de hiç bir namazı kabul etmez.”[10]

Hacc'a haram para ile gidilir mi ? 

Bilâl Babama bir adam malının haram olduğunu söyledi ve:

- Bu haram para ile hacca gidebilir miyim? diye sordu. Bilâl Babam:

- Gidemezsin, buyurdu. Yalnız bir imkanı var. Hacca gideceğin paranın iki mislini fakirlere ödünç ver, gün kesme ellerine ne zaman geçerse o zaman versinler. Paranın yarısını alırsan, yarısını da bağışla. O para iki sefer temizlenmiş olur. Parayı ödünç verdin temizledin, yarısını almadın yine temizlendi.
 

Allahu Teâlâ Kur'ân-ı Kerim'de:

“Ödünç vermekle malınızı temizleyiniz.”[11] “Allah'a gönül hoşluğu ile ödünç verin.”[12] buyuruyor.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) hadîs-i şerîfte:

 

(Muhtar'ül-Ehâdîsin Nebeviyye, Hadîs No: 1165, s.573)

“Bir kimse darda olana mühlet verir, ya da tamamen ondan kaldırırsa… Allahu Teâlâ kendi gölgesinde onu sayeban eyler ki, o gün kendi gölgesinden başka gölge yoktur.”[13] buyuruyor.

Malının haram olduğunu biliyorsun. Onunla sadaka verme mü'minlere ödünç ver. O para giderken haram, sana gelişinde helâl olarak gelir. Haram paranın hepsini böyle temizlemek, helâl etmek mümkündür. O parayı öbür paralara karıştırma o para ile hacc'a git, hacc'ın kabul olur, buyurdu.

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3586)

“İbn-i Ömer (Radiyallahu anhu) anlatıyor. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Kim abdestli olduğu halde abdest tazelerse (yeniden abdest alırsa) Allah bu sebeble kendisine on (misli) sevap yazar.[14]

Abdest üzerine abdest almayı Bilâl Babam da “nur üzerine nurdur”[15] buyurdu.

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 101)

Manâ'sı: “Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu); Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) :

- Abdesti olmayanın namazı, abdeste başlarken besmele çekmeyen kimseninde abdesti yoktur.”[16]

Besmele çekmek şart oluyor.

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3650)

Manâ'sı: “Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu) anlatıyor:

“Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ı işittim. Diyordu ki:

- Kim abdestinin başında Allah'ı zikrederse bedeninin tamamı temizlenir. Eğer Allah'ın ismini zikretmezse bu kimsenin sadece abdest uzuvları temizlenir.”[17]

 

(Muhtar'ül-Ehâdîsin Nebeviyye, Hadîs No: 155, s.141)

Manâ'sı: “Güzel abdest almak, imanın yarısıdır. Allah'a hamd etmek, mizanı doldurur…Tesbih ve Tekbir, yeri ve semaları doldururlar… Namaz bir nurdur, zekat bir bürhandır…”(İlâ Ahir)

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3578)

Manâ'sı: “Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?

- Evet ey Allah'ın Rasûlü! Söyleyin, dediler. Bunun üzerine saydı.

- Zahmetine rağmen abdesti tam almak, mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) namazı beklemek. İşte bu ribattır, işte bu ribattır, işte bu ribattır (bağ ipidir).[18]

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3651)

Manâ'sı: “Ebû Musa (Radiyallahu anhu):

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'a geldim abdest alıyordu. Şu duayı okuduğunu işittim:

- (Allahümma'ğfirlî zenbî ve vassa'lî fî dârî ve bârik lî fî rızkî). Allah'ım günahımı mağfiret et, evimi bana genişlet, rızkımı bana mübarek kıl.”[19]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 169)

Manâ'sı: “Ukbe b. Amir (Radiyallahu anhu)'den:

- Biz, Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın yanında iken kendi işimizi kendimiz görürdük. Kendi develerimizi de sırayla güderdik. (Bir gün) deve gütme sırası bende idi. Develeri akşamleyin ağıllarına götürdüm. Rasûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) halka hitap ederken yetiştim (şunları) söylediğini işittim:

- Sizden biriniz abdesti güzelce alır, sonra kalbi ve yüzüyle (kalbi ve yüzüyle namaza yönelir, kalbiniyeti sırf Allah rızası için olur. Kalbinde Allahu Teâlâ'nın korkusu ve sevgisinden başka bir şey olmaz, demektir.) (Namaza) yönelerek iki rekat namaz kılarsa (Allahu Teâlâ o kimsenin cennete girmesine) kesinlikle hükmeder. Ben:

- Oh oh ne güzel şey dedim. Önümde bulunan bir kimse de:

- Ey Ukbe! Bundan önceki bundan daha da güzeldi dedi. Bir de baktım ki bu Hz. Ömer (Radiyallahu anhu)'dir.

- Ey Ebû Hafs! Bundan öncekiler neydi? dedim. O da:

- Sen gelmeden biraz önce Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Sizden biriniz güzelce abdest alır, abdestini aldıktan sonra da: (Eşhedü enlâ ilahe illallahü vahdehû Lâ şerike lehü ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Rasûluhu) “Ben Allah'tan başka ilah olmadığına, ortağı olmayıp tek olduğuna ve Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik ederim” derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı (birden) açılır, istediğinden girer” buyurdu, diye cevap verdi.”[20]

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5144)

Manâ'sı: “Kim erkanına riayet ederek güzel bir abdest alırsa bitiminde “Subhaneke Allahümme ve bi hamdik. Eşhedü en lâ ilâhe illa ente estağfiruke  ve etubu ileyk” derse bu mühürlenip arşın altına konur, kıyamete kadar açılmaz.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5463)

Manâ'sı: “Kim her abdestin ardında bir kere (inna enzelnahü fi leyletil kadri) sûresini okursa sıddıklar (zümresine dahil) olur. Kim iki kere okursa şehitler listesinde yer alır. Kim üç kere okursa peygamberlerle birlikte haşredilir.”

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 171)

Manâ'sı: “Ebû Esed b. Amr dedi ki: Enes b. Malik'e abdest hakkında soru sordum. (Bana şöyle) dedi:

- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) her bir farz namaz için (ayrı bir) abdest alırdı. Biz ise bir abdestle bir çok namaz kılardık.”[21]

 

Bir abdest ile abdest bozuluncaya kadar bir kaç namaz kılma varmış. Bunlar ashâbın yaptıklarıdır. Her farz namazda bir abdest alırsa buda aliyyül a'la olur. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ve ashâbın yaptıkları ayrı ayrıdır. Mevzumuzda yazmıştık. Burda da aynısıdır.

Yine bir hadîste Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Siz Kur'ân'ı yüzünden okuyor, geçiyorsunuz. Ben ne emirler olduğunu düşünerek öyle okuyorum.”[22] buyuruyor. Yine ashâbın okuması ayrı, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in okuması ayrıdır.

 

(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 401)

“Aişe (Radiyallahu anhu)'den şöyle demiştir:

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) abdest aldığı, saç ve sakalını taradığı ve ayakkabı giydiği zaman sağdan başlamayı severdi.”[23]

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3645)

Manâ'sı: “Ubey ibn-i Kaa'b (Radiyallahu anhu)'dan Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki:

- Abdest (sırasında) vesvese veren bir şeytan vardır. Adı da el-Velehân'dır. Öyleyse  suyun vesvesesinden kaçının.”[24]

 

(Muhtar'ül-Ehadîsin Nebeviyye, Hadîs No: 1138, s.564)

Manâ'sı: “Bir kimse şiddetli soğuklarda abdestini güzel alırsa; ecri iki kat olur.”

Abdest aldıktan sonra azalar kurulanmalı mıdır  ? 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5146)

Kim abdest alıpta temiz bir elbise (havlu) ile  kurulanırsa bunda bir sakınca yoktur. Bunu yapmazsa efdaldır. Çünkü abdestte kıyâmet gününde öbür amellerle birlikte tartılacaktır.”[25]

 

Bilâl Babam önceleri abdest aldığında peşkir (havlu) kullanırdı. Havlu ile abdestten sonra ellerini, yüzünü, kollarını silerdi. Son zamanlarda hiç bir şey ile silinmedi (kurulanmadı). Sebebini sorduk buyurdu ki:

- Abdest aldıktan sonra elini, yüzünü, kollarını kuruladığın havluyu mahşerde mizan terazisinin sevap tarafına korlar, çok ağır gelir. Bunun için havlu kullandım. Havlu kullanmadığımın sebebi de: Hadîs-i şerîfte “Abdestten sonra abdest azalarını kurulamadan öylece kurursa o yarın mahşerde abdest azalarında (yüzünde, ellerinde, kollarında abdest suyunun değdiği yerlerde) çok kuvvetli nur olur.”[26] buyurulduğu için silmedim, buyurdu. Yine biz sorduk:

- Hangisi daha efdaldir?

- Her ikisi de iyi ama nur olması daha iyidir, buyurdu.

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 506)

Manâ'sı: “Abdest aldığınız zaman gözlerinize abdest suyundan içirin ve ellerinizi silkmeyin. Çünkü bu şeytanın yelpazesidir (onu rahatlatır).[27]

 

Ellerinizi silkmeyin demek; eline herhangi bir şey bulaşırsa onu gidermek için ellerini havaya kaldırır iki yanına hızla silkersin. Böyle yapmayın demektir. Abdestten sonra elini suyla yıkar parmaklarının ucu ile ellerini açar, hızla kaparsın. Parmaklarının ucundaki su damlaları elbisenin üzerine gelir. Sehven üzerine sıçrayan abdest sularının zararını giderir. Bu da iyidir.

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 166)

Manâ'sı: “…El-Hakem b. Süfyan veya Süfyan ibn-i el Hakem'den denmiştir ki:

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) küçük abdestini bozduğu zaman (ın akabinde) abdest alır ve eteğine su serperdi.”[28]

 

Abdest aldıktan sonra avucuna su alır, üzerine su serper. Küçük abdest bozan (idrar yapan) kimse üzerine aynı şekilde su serpse çok iyi olur.

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5151)

Manâ'sı: “Kim güzelce bir abdest alıp da müslüman kardeşini ziyaret ederse cehennem ondan yetmiş sene kadar uzaklaşır.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5148)

Manâ'sı: “Kim güzelce bir abdest alıpta sonra farz namaza gidip onu cemaatla birlikte kılarsa Allah onun günahlarını affeder.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 2395)

Mâna'sı: “Abdestsizlik iki kısımdır: cünüplükten gusül etmek, abdestsizlikten abdest almaktır. Birde "yalan, iftira ve gıybetten ötürü" dilin abdestsizliğidir. Bunlar bir değildir, "günahtan dolayı" dilin abdestsizliği fercinkinden daha şiddetlidir. Her ikisinde de abdest gerekir. "Yalan, iftira ve gıybetten ötürü abdest almak menduptur (caizdir).”

 

(Rãmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5136)

Manâ'sı: “Kim ilimden bir harf öğrenirse Allah onu mutlaka affeder. Kim Allah için bir dost edinirse Allah onu mağfiret eder. Kim abdestli yatarsa Allah onu bağışlar. Kim kardeşinin yüzüne merhamet nazarı ile bakarsa Allah onu mağfiret buyurur. Kim bir işe başlarken (Bismillah) derse Allah onu bağışlar.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5409)

Manâ'sı: “Kim abdestli olarak yatağına geldiği zaman (Elhamdülillâhillezi alâ fegahere, velhamdülillâhillezi limen fecbere vel hamdülillahillezi meleke fe gadere vel hamdülillahillezi yuhyil mevta ve hüve alâ külli şey'in kadîr) derse annesinin kendisini doğurduğu günde olduğu gibi tüm günahlarından sıyrılıp çıkar.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5095)

“Kim abdestli yatarsa, iç çamaşırında bir melek geceler ve o her kımıldadıkça melek şöyle der: Allah'ım bu kulunu affet, çünkü abdestli yatmıştır.”[29]

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 5097)

“Kim abdestli yatıpta o gece ölürse şehid olarak ölür. (Abdestli yatanın ruhu arşın altında secdeye kapanır.)

 

Bilâl Babam; kendisi hiç abdestsiz yatmaz, gündüz de abdestsiz durmazdı.

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 2688)

“Tertemiz (abdestli) olarak uyuyan kişi gündüzü oruçlu, geceyi ibadetle geçiren insan gibidir.”[30]

 

(Sahîh-i Müslim, Cild 1, Hadîs No: 19 (303), s.363)

Manâ'sı: “İbn-i Abbas (Radiyallahu anhu) şöyle dedi:

- Ali bin Ebî Tâlib dedi ki; Mıkdad ibn-i Esved'i Peygamberimize yolladık. O da peygamberimize insandan çıkan mezi'nin temizliği nasıl yapılır? diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Zekerini veya fercini yıkayarak abdest al, buyurdu.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6341)

Manâ'sı: “Biriniz uyuduğu zaman şeytan kafasının üstüne üç düğüm atar; her düğüm atışında: “Koskoca bir gecen var  uyu!” der. Kul uyandığı zaman Allah'ı zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Eğer namaz kılarsa bütün düğümler çözülür. Ruhen ve cismen dinç olarak sabaha girer. Aksi halde tembel ve uyuşuk bir halde kalkmış olur.”

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3581)

“Hz. Osman (Radiyallahu anhu)'dan; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Kim abdest alır ve abdestini güzel yaparsa hataları vücudundan tırnak diplerine varıncaya kadar çıkar, dökülür.”[31]

 

(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3583)

Manâ'sı: “Amr ibn-i Abese es-Sülemi (Radiyallahu anhu)'den; Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından ve burnundan hataları dökülür. Sonra Allah'ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa sakalının (bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile işlediği günahlar dökülür. (Bu dökülmelerin hepsi sakalı olursa çene ucundan dökülür. Sakal yoksa bunlar muhakkak dökülür demek değildir. Çünkü Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) sakallıya söylüyor.) Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra başını mesh edince başının günahları saçının etrafından su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca ayaklarının günahları parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Sonra kalkıp namaz kılar. Allah'a hamd ve sena da bulunur. O'na layık bir şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah'tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır.”[32]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 93)

“Câbir b. Abdullah (Radiyallahu anhu)'dan şöyle demiştir:

- Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bir sa' su (bir sa'= 8 rıtl=3,328 kgr) ile gusul eder, bir müd su (Bir müd=832 gr) ile de abdest alırdı.”[33]

 

(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 2, Hadîs No: 425)

Manâ'sı: “Abdullah bin Amr (Radiyallahu anhu)'dan şöyle demiştir:

- (Bir gün) Sa'd abdest alırken Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) onun yanından geçti ve:

- Bu israf nedir?  buyurdu. Sa'd de:

- Abdestte israf var mı? diye sorunca Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Akan bir nehir üzerinde bile olsan evet. (Abdestte israf vardır), buyurdu.”[34]

 

Çeşmelerden akan su ile abdest almada lüzumundan fazla akıtmamak lazımdır. İsraftır, israfta haramdır.

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 229)

Manâ'sı: “Abdullah bin Seleme (Radiyallahu anhu)'den;

Biri bizden diğerininde Ben-i Esved'den olduğunu zannettiğim iki kişi ile birlikte Ali bin Tâlib'in huzuruna girdim. Hz. Ali (Radiyallâhu anhu) onları (amil olarak veya bir başka görevle) bir tarafa gönderdi ve şöyle dedi:

- Siz ikinizde güçlü ve kuvvetlisiniz, dininiz için çalışınız veya dininizi koruyunuz, dedi. Sonra kalkıp helâya girdi. Helâdan çıktığında su istedi. Bir avucuna su alıp onunla ellerini yıkadı. Sonra Kur'ân okumaya başladı. Oradakiler bunu garipsediler. Bunun üzerine Hz. Ali (Radiyallahu anhu) şöyle dedi:

-  Muhakkak Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) helâdan çıkar, bize Kur'ân-ı Kerim okutur ve bizimle beraber et yerdi. Cünüplükten başka hiçbir şey onu Kur'ân (okumak)'dan alıkoymazdı.”[35]

Bazı kimseler “ezberden, abdestsiz Kur'ân okunmaz. Zikir, ders gibi şeyler çekilmez” deyip sözümüze itiraz ediyorlar. İşte bu hadîs-i şerîf delildir. Cünüplükte su bulamazsa teyemmüm eder. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Müslüman pis olmaz”[36] buyuruyor. Suyu bulursa yıkanır. Kur'ân-ı Kerim'i de her zaman abdestli-abdestsiz ezbere okur. Ezbere abdestsiz Kur'ân-ı Kerim okuması, zikrullah yapması caizdir. Zikrullah yapma, kabul olmaz denilmez. Abdestsiz olan herhangi bir kimseye sen abdest almadan zikrullaha girme, bizim yanımıza yaklaşma gibi sözler yanlıştır. Muhakkak ki abdestli olarak; ezberden okunan Kur'ân ve yapılan zikrullah, abdestsiz yapılandan sevabı kat kat fazladır. Abdest mü'minin silahıdır. Onun için imkân dahilinde abdestli olarak Kur'ân okumalı ve zikrullah yapmalıdır. Bir kâfirin müslüman olması için abdestsiz getirdiği şahâdet kelimesi Allahu Teâlâ yanında makbul oluyor. Müslüman olduktan sonra abdestsiz yapması caiz olsa bile abdestli yapmak ondan kat kat üstündür, efdaldır.

Abdest deniz suyu ile alınır mı ? 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 83)

Manâ'sı: “Said ibn-i Seleme Muğira ibn-i Bürde'nin Ebû Hüreyre (Radiyallahu anhu)'den; Bir adam Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'a:

- Ya Rasûlullah! Biz deniz yolculuğu yaparız ve beraberimizde pek az su taşırız. Onunla abdest alırsak susuz kalırız. Bu durumda deniz suyundan abdest alabilir miyiz? diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- O (denizin) suyu temiz, ölüsü helâldır, buyurdu.”[37]

 

Denizden çıkan boğazlanmak (kesmek) istemez, helaldır, suyu da temizdir, abdest alınır, demektir.

 

(Râmûz-ul Ehâdis, Hadîs No: 1428)

Manâ'sı: “Gadap (öfke) şeytandandır, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş su ile söndürülür. Şu halde biriniz kızdığı zaman hemen abdest alsın.”

 

(Sünen-i Ebû Davûd, Cild 1, Hadîs No: 97)

Manâ'sı: “Abdullah ibn-i Ömer (Radiyallahu anhu)'den:

Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ökçeleri kuruluktan parlayan (abdest almış) bir topluluk gördüde:

- Ökçeleri cehennemde yanacakların vay haline!…Abdesti tam alın, buyurdu.”[38]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 173)

Manâ'sı: “Enes b. Mâlik (Radiyallahu anhu)'den, demiştir ki:

- Bir adam abdest almış (fakat) ayağı üzerinde tırnak kadar bir yeri (kuru) bırakmış olduğu halde Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın (huzuruna) geldi. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)' da ona:

- Dön abdestini güzelce al, buyurdu.[39]

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 1393)

Manâ'sı: “Biriniz namaz kılarken şeytan gelip dübüründen bir kıl yakalar ve onu çeker. O da abdesti bozulduğunu zanneder. Bir ses duymadan ya da bir koku hissetmeden sakın namazından ayrılmasın.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 1528)

Manâ'sı: “Biriniz namazda olduğu zaman, şeytan gelip onu, kişinin hayvanını yularlamak istediği gibi yularlamaya çalışır. (Hayvanının başına yular takan kişinin misali, namaz kılarken şeytan onun başına yular takmak ister.) Kişi ona boyun eğdiği zaman şeytan onu namazdan fitnelendirmek için iki kalçası arasında yellendi hissini vermeğe çalışır. Sizden biriniz böyle bir şey hissederse, acaba yellendim mi, yellenmedim mi diye bir endişeye kapılırsa, ses duymadıkça ya da bir koku hissetmedikçe sakın (namazı bozmasın) mescidden çıkmasın.”

 

(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 750)

“Biriniz namazda yellendiği zaman ayrılsın, abdest alıp namazı iade etsin. Kadınlarınıza arkalarından temas etmeyin. Allah gerçeği açıklamaktan çekinmez.”

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 176)

Manâ'sı: “Abbad ibn-i Temim (Radiyallahu anhu)'in rivâyetine göre amcası (şöyle) demiştir:

- Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem)'ye namazda iken abdestinin bozulduğu vehmine kapılan bir kimsenin (durumu) arz edildi. Nebi (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Ses işitmedikçe veya koku duymadıkça namazdan ayrılmasın buyurdu.”[40]

 

Bilâl Babam buyurdu:

- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem): “Sizi şeytan vesveseye düşürür yellenmiş gibi yapar. O adamın ya koku, ya ses duymadıkça şüphe ile abdesti bozulmaz,” buyurdu. Yukarıdaki hadîs-i şerîfte onun bir benzeridir.

Şimdi Kâbe'de uyuyup, uyanıp namaz kılıyorlar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in uyuyup uyanıp namaz kıldığına dair hadîs-i şerîfte vardır.[41]

Uyuyana sorsan “Uyuduk, uyandık ne koku, ne ses duymadık” derler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) uyudu, horladı, uyandı, namaz kıldı. Başka zamanlarda da uyuyunca abdest alıyor. İşte bunlar mezheplere göre değişiyor. Dört mezhebin hepsi hadîs-i şerîflere dayanıyor.

Abdest aldıktan sonra edep yerine dokunan kimsenin abdesti bozulur mu ? 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 181)

Manâ'sı: “Abdullah bin Ebû Bekir Urve (Radiyallahu anhu)'nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

- Mervan ibn-i El-Hakem'in huzurunda abdesti bozan şeyleri müzakere etmekte idik. Mervan:

- Tenasül uzvuna dokunmaktan da (bozulur) dedi. Urve:

- Ben bunu bilmiyorum, dedi. Mervan:

- Busra binti Safvân bana Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın:

- Zekerine (tenasül organına) dokunan kimse abdest alsın, buyurduğunu haber verdi, dedi.”[42]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, Hadîs No: 182)

Manâ'sı: “…Kays bin Talk babası, Talkın şöyle dediğini haber verdi:

- Biz (bir heyet olarak) Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)'ın huzuruna girmiştik de, bedevi olduğu sanılan bir adam geldi:

- Ya Rasûlullah! Abdest aldıktan sonra edep yerine dokunan kimse hakkında ne dersin (abdesti bozulur mu)? dedi. Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- O ondan bir çiğnem (veya bir parça) et değil midir? (Abdesti bozulmaz) buyurdu.[43]

 

(Sünen-i Ebû Dâvûd, Cild 1, s.332)

Hadîsîn Kitabındaki açıklaması:

Büsrâ hadîsinin açıklamasında da belirtildiği gibi bu hadîs, edep yerine dokunmanın abdesti bozmayacağını kabul edenlerin delilidir. Hadîsin kuvvet yönünden lehinde ve aleyhinde söz söyleyenler olmuştur. Tirmizî: “Bu hadîs bu konuda rivâyet edilenlerin en sağlamıdır” derken, İmam Şafiî:

“Biz, Kays ibn-i Talk'ı soruşturduk. Fakat onu tanıyana rastlayamadık” diyerek zayıf saymıştır. Ancak Talk'ı İmam Şafiî'nin tanımaması, onun meçhul olmasını, yani başkaları tarafından da bilinmemesini gerektirmez. Nitekim ondan bir çok raviler hadîs rivâyet etmişler ve onu cerh (red) etmemişlerdir. Edep yerine dokunmanın abdesti bozmayacağı görüşünde olanların bazıları da Büsrâ'nın Talk'tan daha sonra müslüman olduğunu ileri sürerek, Talk hadîsinin Büsrâ hadîsi ile neshedildiğini söylemişlerdir. Fakat Büsrâ'nın sonradan müslüman olması, Şevkânî'ninde ifade ettiği gibi Büsrâ hadîsi'nin Talk hadîsini nesh ettiğine delil olmaz.

Bu hususta ulemâ'nın görüşünü şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Hz. Ali (Radiyallahu anhu), ibn-i Mes'ud (Radiyallahu anhu), Ammâr, Hasan Basri, Rabîa, Ehl-i Beyt ve İmam Sevrî, kişinin kendi avret mahalline veya başkasının avret mahalline dokunmasıyla abdestinin bozulmayacağı görüşündedirler. Hanefilerin görüşü de budur. Delilleri ise şerhini yaptığımız Talk hadîsi ve İmam Tahâvi'nin “Şerh Maânil-Âsarı'nda Hz. Ali'den mevkuf olarak naklettiği: “Ha kulağıma, burnuma dokunmuşum, ha avret yerime dokunmuşum fark etmez.” sözüdür.

Büsrâ hadîsi zayıf olmakla birlikte oradaki abdestten maksat, yalnız elini yıkamaktır. Zira "Vudû" kelimesi arapçada "el yıkamak" manasına da kullanılır. Bu şekilde iki hadîsin arasıda te'lif edilmiş olur.

Gayet tabii ki, dokunmadan dolayı şehvete gelip, herhangi bir akıntı olmuşsa abdest akıntıdan dolayı bozulur, dokunmadan değil. Meni geldiği takdirde gusül icap ettiği ise malumdur.

2- Mâlikîlere göre akıl baliğ olan kişinin kendi zekerine doğrudan doğruya avuç içi, elin yanı, parmak uçları veya parmak yanları ile ister bilerek, isterse bilmeyerek dokunması halinde abdesti bozulur. Elin sırtı, tırnağı veya kolu ile dokunulacak olursa, abdest bozulmaz demişlerdir. Delil olarak ta Büsrâ hadîsi ve Dârekutnî'nin "Sizlerden biriniz zekerine dokunduğunda namaz abdesti gibi abdest alsın" hadîsidir.

3- Şafiîlere göre kişinin avuç içi ile kendi avret yerine veya başkasının avret yerine (kadın olsun, erkek olsun, büyük olsun, küçük olsun, ölü olsun, diri olsun) dokunursa abdesti bozulur. Dübüre dokunmada da hüküm aynıdır.

Delilleri de ibn-i Mâce, Ahmed b. Hanbel ve Hakim'in rivâyet ettikleri “Kim fercine dokunursa abdest alsın” hadîsidir. Zira ferc, insanın ön ve arka yerine şâmildir.

 

Dârekutnî'nin Hz. Aişe'den rivâyet ettiği, Rasûlullah'ın: “Avret yerlerine dokunup da, abdest almadan namaz kılanlara yazıklar olsun” dediğinde Hz. Aişe'nin:

- Ya Rasûlullah! Anam sana feda olsun, bu erkekler için mi? Kadınlar için mi? demesi üzerine Rasûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Sizlerden biri fercine dokunduğunda namaz için abdest alsın, buyurmuştur. Ayrıca bunu da delil getirirler.