Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem)'in Vasıfları:
1- “Hammad b. Seleme dedi: Bize, Sabit, Enes (Radiyallâhu
Anhu)'den:
«Bir yahudi çocuğu Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem)'e hizmet ediyordu, hastalanınca Resûllah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)
onun ziyaretine gitti. Babasının başı ucunda Tevrat okuduğunu görünce Allah
elçisi şöyle buyurdu:
- Ey Yahudi! Musa'ya Tevratı indiren Allah aşkına
(söyle): Tevratta benim natımı, sıfatımı ve çıkışımı görüyor musunuz?
- Hayır! dedi. Bunun üzerine genç delikanlı şöyle dedi:
- Evet, ey Allah'ın Resûlü! Vallahi biz Tevratta senin
natını, sıfatını ve çıkışını görüyoruz! Ve ben şehadet ediyorum ki Allah'tan
başka hiç bir ilah yok, sen de Allah'ın Resûlüsün! Hemen Peygamberimiz
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Ashabına şöyle dedi:
- Şu adamı çocuğun başının ucundan kaldırın! Kardeşinizi
siz himaye edin!
Bunu Beyhaki bu tarikten bu lafızla rivayet etmiştir.”
(Şemâil-i Resûl, Sayfa: 348)
*
* *
2- “Ebu Bekir b. Ebi Şeybe dedi: Bize, Affan Hammad b.
Seleme, Ata b. Es-Saib b. Ubeyde b. Abdullah babasından:
- Hiç şübhe yok ki, Allah peygamberini kişinin cennete
girmesi için bir vesile olarak gönderdi. (Bir gün) Peygamber (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem) bir kiliseye girdi. Bir Yahudinin Tevrat okumakta olduğunu gördü.
Yahudi Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in vasfından bahseden kısmına
gelince okumayı bıraktı. Kilisenin bir yerinde hasta bir adam vardı. Bunun
üzerine Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu:
- Neden sustunuz? Hasta konuştu:
- Onlar bir Peygamberin vasfından bahseden kısma geldiler
de onun için okumayı bırakıp sustular.
Sonra o hasta sürünerek geldi ve Tevratı aldı. Ve şöyle dedi:
- Elini kaldır! Okumaya başladı. Peygamberimiz (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem)'in vasfından bahseden kısma gelince şöyle dedi:
- İşte bu senin sıfatın ile ümmetinin sıfatı (vasfı)'dır.
Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur, şüphesiz sende Allah'ın
Resûlüsün! Adam bunu söyledikten sonra öldü. Bunu müteakib Allah Resûlü
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurdu:
- Haydi kardeşinizle ilgilenin! ” (Şemail-i Resûl, Sayfa: 348-349)
*
* *
3- “Süslü bir kılıcı vardı. Sapı gümüştü. Gümüşten
halkası da vardı. adına Zülfikâr deniyordu. "Züssedad" adında bir ok
atılan yayı vardı. "Zûl-Cumû" adında bir de ok kabı vardı.
"Zâtül füdûl" adında bir de silahı vardı. Bakırla kaplamalı idi.
"Neb'a" adında kısa bir mızrağı ve "Zeker" adında bir
kalkanı vardı. "Murtecez" denilen kırmızıya çalan atı vardı.
"Sekb" denilen koyu siyah bir atı vardı. "Rac" denilen bir
de eğeri vardı. "Düldül" adında şeybâ bir katırı ve
"Kusvâ"adında bir devesi vardı. "Ya'fur" adında bir merkebi
vardı. "Küz" denilen bir döşeği (ya da yastığı) var idi. (Nemr)
denilen ucu demirli bir bastonu vardı. "Sadır" adında bir de ibriği
vardı. "Mudalle" adında aynası ve "Camî" adında bir masası
vardı. "Memşuk" adında bir kadıbı (değneği) mevcuttu.”
(Râmûz'ul-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs No: 381)