Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in Cübbesi:

 

 

1- Enes ibn-i Malik (Radiyallahu anhu) şöyle dedi:

- Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem) yünlü kumaştan bir cübbeyi üç gün giydi. Terleyip ondan çirkin bir koku duyunca onu attı. (Ashabın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Hadîs No: 1114; Sayfa: 469; Kütüb-i Sitte, Cild 15, Hadîs No: 5296, Benzeri; İslam Tarihi, Cild 11, Hadîs No: 141, Benzeri.)

 

*  *  *

 

2- Abdurrahman b. Ebû Leylâ anlatıyor: Ömer b. Hattâb (Radiyallahu anhu)'ın yanında bulunuyordum, şöyle dedi:

- Bir gün Ebû'l-Kasım'ın (Muhammed) sırtında yenleri (kolları) dar Şam işi bir cübbe görmüştüm.

Cündüb b. Mekyis (Radiyallahu anhu) anlatıyor: Bir hey'et geldiği zaman Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) en güzel elbisesini giyer ve Sahabelerinin ileri gelenlerine de iyi giyinmelerini buyururdu. Yeminle söylüyorum, Kinde hey'eti geldiğinde Resul-i Ekrem'i görmüştüm. Sırtında Yemen işi bir hulle vardı. Ebu Bekir ile Ömer'de aynı şekilde giyinmişlerdi.

Seleme b. Ekva (Radiyallahu anhu) anlatıyor:

Osman b. Affân (Radiyallahu anhu) izarını baldırlarının yarısına kadar uzatır ve «sevgilimin izârı da böyleydi, derdi.» (Hayatü's-Sahabe, Cild 3, Sayfa: 265; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3563, Sayfa: 343; Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 551; Kütüb-i Sitte, Cild 17, Hadîs No: 7062; Kırk Mevzuda Kırk Hadîs Kitabı, Hadîs No: 22, Sayfa: 446; Sünen-i Tirmizi, Cild 3, Hadîs No: 1824)

 

*  *  *

 

3- “Musa Rabbi ile konuştuğu gün, üstünde yün elbise, yün cübbesi yün sarığı, yün şalvarı vardı, papuçları da ölmüş merkeb derisindendir.” (Râmûz'ul-Ehâdîs, Hadîs No: 4175)

 

*  *  *

 

4- “... Selmân-i Fârisi (Radiyallâhu Anhu)'den rivâyet edildiğine göre:

Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) bir defa abdest almış ve sonra üstündeki yün cübbeyi çevirip onunla yüzünü kurulamıştır.” (Sünen-i İbn-i Mâce, Cild 9, Hadis No: 3564; Kütüb-i Sitte, Cild 17, Hadîs No: 7063)

Hadîs-i Şerif:

Abdestten sonra havlu (peşkir) kullanıp ellerini, kollarını, yüzlerini  kurulamak hakkında:

Birinci: Bu havlu mizan terazisine konur ve dağlar gibi ağırlığı olur.

İkinci: Ellerini, kollarını, yüzünü hiç bir şeyini silmez. O yaş üzerinde kurursa, o yarın mahşerde kendisine nur olur, bütün mahşer halkı onun nurundan faydalanır. (Ramuzu'l-Ehadis, Hadis No: 5146, 3366)

Ayette: Onların nurları sağlarında ve önlerinde olur. (Sure-i Hadid, Ayet 12) dediği budur. Bilâl babam ömrünün yarısından çoğunda abdestten sonra havlu kullandı. Sildi ve yukardaki Hadîs-i okudu. Ömrünün tahminen üçte birini abdestten sonra silmeyip üzerinde kuruttu. Bilâl babam'a:

- Hangisi makbuldür? diye sordum Bilâl Babam:

- Silmeden üzerinde kalması daha makbuldür, buyurdu.

 

*  *  *

 

5- “Kırmızı cübbe; Peygamberimiz'in Cuma ve bayramlarda, üzerine giydiği kırmızı bir cübbesi vardı.. (İbn-i Sa'd-Tabakat, Cild 1, Sayfa: 451)

Yemen işi cübbe; Peygamberimiz'in bir tane de Yemen işi cübbesi bulunuyordu. (Belâzüri-En sabül eşraf, Cild 1, Sayfa: 507; Diyar-Bekri-Hamis, Cild 2, Sayfa: 173)

Şam işi cübbe; Peygamberimiz, yenleri (kol ağızları) dar olan Şam işi bu cübbeyi, seferlerde giyerdi. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Cild 1, Sayfa: 29; Cild 4, Sayfa: 247; Buhari Sahih, Cild 7, Sayfa: 37)

Kisrevâni cübbe; Peygamberimiz, İran Şahlarının giydikleri Taylesan kumaşından yapılmış, yakasında atlastan bir parça, eteğinin ön ve arkadaki iki açık yanında ve yenleri üzerinde atlastan birer çevre kıvrıntısı bulunan bu cübbeyi de savaşlarda düşmanlarla karşılaştığı sıralarda giyerdi. (İslam Tarihi, Cild 11, Sayfa: 137; İbn-i Sa'd-Tabakat, Cild 1, Sayfa: 454; Ahmed b. Hanbel-Müsned, Cild 6, Sayfa: 347-348; Müslîm Sahih, Cild 3, Sayfa: 1641; Ebû Davud-Sünen, Cild 4, Sayfa: 49)

Hazret-i Aişe'nin vefatına kadar yanında bulunan bu cübbe'yi, ondan sonra, Esmâ bint-i Ebû Bekir almıştı.

Peygamberimiz'in giymiş olduğu bu cübbenin yıkantısıyle hastalar yıkanır, şifa umulurdu. (İbn-i Sa'd-Tabakat, Cild 1, Sayfa: 454; Ahmed b. Hanbel-Müsned, Cild 6, Sayfa: 348; Müslîm, Cild 3, Sayfa: 1641)

 

Mekke'nin fethinden sonra futuhat açıldı. Her üç ayda bir zafer kazanılıyor, ganimet malı alınıyordu. Bazı kafir kralları, beyleri, kale kumandanları Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'e hediyeler getirip müslüman oluyorlar. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) onları Allah yoluna sarfediyor, sarfettikçe arkası geliyordu. Kâfir kralları:

- Muhammed çok iyi ama kıyımsız, zengin olduğu halde iyi ve pahalı bir elbise giymiyor dediler. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) o zamanın en kıymetli kumaşından, yüz deve parasına bir elbise diktirdi. Ashâb-ı Suffa'nın, fakirlerin yanına geldiği zaman onlar gibi ucuz elbise giyerdi. Kâfir kralları, beyleri, kumandanları yanına geldiği veya harpte düşmanla karşılaştığı zaman onlarınkinden daha kıymetli olan bu elbiseyi giyerdi.

"Ezilletin alel mü'minîne eizzetin alel kafirîne" (Sûre-i Maide, Ayet 54) ilâ ahir... âyetine göre "Müslümanlara karşı gönlünü engin, kâfirlere karşı gönlünü yüksek tutun" âyetine göre böyle yapardı.

 

*  *  *

 

6- Atlas cübbe: Dûmetü'l-cendel Hâkimi Ükeydir'in öldürülen kardeşi Hassân'ın, erişi ve ırgacı ibrişimle dokunmuş atlas kumaştan yapılmış, işleme yerlerine altın sırma ile hurma yaprakları işlenmiş cübbesi, Peygamberimiz'e gönderilmişti. (İbn-i İshak, ibn-i Hişam-Sire, Cild 4, Sayfa: 170; Vakidi-Megazi, Cild 3, Sayfa: 1026; Taberi Tarih, Cild 3, Sayfa: 146; İbn-i Kesir-Kâmil, Cild 2, Sayfa: 281)

Peygamberimiz, bu cübbeyi giyerek minbere çıkıp oturmuş, hiç konuşmadan minberden inmişti.

Müslümanlar, ellerini ona sürüyorlar, bakıyorlar, güzelliğine hayran oluyorlardı.

Peygamberimiz:

- Siz bunun güzelliğine mi şaşıyorsunuz? Bu, pek mi hoşunuza gitti? diye sordu.

- Biz bundan daha güzel bir elbise görmedik! dediler. Peygamberimiz:

- Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki Sa'd b. Muaz'ın Cennetteki Mendilleri, gördüğünüz şeyden daha güzel ve hoşturlar! buyurdu.” [İslâm Tarihi (M. Asım Köksal), Cild 11, Sayfa: 137-138]

 

Emir Ukeydir'le Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in savaşı:

Bizans'lılar yüz binin üzerinde bir ordu ile geldiklerini haber alan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) camide ashab arasında dolaşıyor, orduya bağış yapılıp Bizans ordusunun üzerine harbe gidilmesi için vaaz ediyordu. İlk defa İslam ordusu 30 bin kişi olmuştu. Daha evvel Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in üç bin kişilik askeri ile yüzbin kişilik Bizans ordusu Mute'de harb etti. İki ordu birbirine denk kaldılar, bu sefer Peygamberimizin otuzbin kişilik ordusu olduğunu haber alınca Bizanslılar savaş yerini bırakıp gittiler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) savaş yerinde üç gün kaldı ve geri döndü. Bu Peygamberimizin kafirlerle olan en son savaşlarındandı.

 

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Halid bin Velid (Radiyallahu anhu)'e Medine'ye ganimet malı götürmeden dönmemiz arap törelerine göre çok ayıp olur. Biz yolumuza devam edelim. 500 atlı ile Ukeydir üzerine harbe git, arkamızdan yetiş değme Kalesinin Emiri Ukeydir'i avda yakalarsın buyurdu. Hazreti Halid (Radiyallahu anhu) atları ve adamları gizledi. Emir Ukeydir'in ava çıkmasını gizliden kale yakınında bekledi. Gece eğlence, işret yapan Emir Ukeydir kalenin yakınında bir geyiğin yayıldığını gördü. Onu avlamak için bir kaç adamı ile beraber atla onu kovalamaya başladılar. Hazreti Halid (Radiyallahu anhu) onları esir aldı ve müslüman etti. Resulullah'ın Medine yolunda ilerlediğini ona ganimet malı olarak biraz mal götüreceğini bildirdi. Emir Ukeydir bir hediye düzdü. Bin kalkan ve onun denginde harb aletleri, daha bir çok kıymetli eşyalar verip kendi ve yakınları müslüman oldu. Kitabta söylenilen cübbe onun kardeşinin cübbesidir.

 

 

 

 

 

ÖNCEKİ KONU                               KONULAR                            SONRAKİ KONU