Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in Ağlaması:

 

 

1- “Berâ (Radiyallâhu Anhu) anlatıyor: Biz Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ile birlikte bir cenazede beraberdik. (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (göz yaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da:

- Ey kardeşlerim! İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hâdisesi) için iyi hazırlanın" buyurdular.” (Kütüb-i Sitte, Cild 17, Hadîs No: 7282, Sayfa: 584)

 

*  *  *

 

2- “İbnu Ömer (Radiyallâhu Anhu) anlatıyor: Gazvelerinin birinde Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ile beraberdik. Derken bir kavme uğradı.

- Siz kimsiniz? diye sordu.

- Bizler müslümanlarız! dediler. Bir kadın tandırına yakacak atmakla meşguldü ve yanında bir oğlu vardı. Tandırın alevi yükselince kadın çocuğu uzaklaştırdı. Sonra kadın, Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın yanına geldi ve:

- Sen Allah Resûlüsün öyle mi? dedi. (Sallallâhu Aleyhi Vesellem):

- Evet! deyince:

- Annem ve babam sana feda olsun! Allah Erhamu'r-Rahîmin (yani merhametli olanların en merhametlisi) değil mi? dedi. Kadın:

- Evet! cevabını alınca bu sefer:

- Allah'ın kullarına olan rahmeti, annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla değil mi? diye sordu. (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) yine:

- Elbette! buyurdu. Kadın:

- Anne çocuğunu asla ateşe atmaz! (daha merhametli olan Allah kullarını nasıl cehenneme atar?) dedi. Bunun üzerine (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ağlayarak başını eğdi. Sonra başını kadına doğru kaldırarak:

- Şüphesiz Allah, hak yoldan sapıp O'na itaat etmeye tenezzül etmeyen ve tevhid kelimesini söylemekten imtina eden azgın kulundan başka kullarına azab vermeyecektir buyurdu.” (Kütüb-i Sitte, Cild 17, Hadîs No: 7325, Sayfa: 605-606)

 

Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) “Lâ ilahe illallâh” diye tevhidi söylemeyen, Hakk yoldan sapıp ona itaat etmeye tenezzül etmeyenleri, cehenneme atar.

 

*  *  *

 

3- “Hazret-i Enes (Radiyallâhu Anhu) anlatıyor: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem), Zeyd, Ca'fer ve İbnu Revâha'nın öldüklerini onlardan haber gelmezden önce bildirdi. Şöyle demişti:

"Bayrağı Zeyd aldı ve isabet aldı (öldü). Bayrağı ondan sonra Ca'fer aldı o da öldü. Sonra Abdullah İbnu Revâha aldı, o da öldü. (Böyle deyince Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın gözleri yaşla doldu) (Resûlullah sözlerine devam etti):

- Bayrağı, sonra Allah'ın kılıçlarından bir kılıç, tâyin edilmeksizin aldı: Hâlid İbnu'l-Velîd... Allah Teâlâ Hazretleri ona zafer verdi.” [Kütüb-i Sitte, Cild 12, Hadîs No: 4272, Sayfa: 216; Buhari, Cenâiz 4, Cihâd 7, 183, Menâkıb 25, Fedaili'l-Ashâb 25, 44; Nesâi, Cenâiz 27, (4, 26) Zübdet'ül-Buhari, Sayfa: 184]

 

Ondan sonra Hazret-i Halid'in ismi Seyfullah kaldı. Allah'ın kılıcı demektir.

 

*  *  *

 

4- “Abdullah b. Eş-Şuheyr (Radiyallâhu Anhu) buyuruyor; Resûl-i Ekrem (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'i ziyarete gittim. O sırada namaz kılıyordu. Ağladığından dolayı içi, kaynayan bir çömlek gibi ses çıkarıyordu.

[Bu hadîs-i şerif Resûl-i Ekrem (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) kulluk makamında Cenâb-ı Haktan ne kadar korktuğunu göstermektedir. Halbuki onun geçmiş ve gelecek günahları affedildiği halde, herkesten çok Allah'dan korkuyordu. İmâm Buharî rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte, Allah'ın Resûlü (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) şöyle buyurmuşlardır:

- Şayet benim bildiğimi bilseydiniz, hiç gülmez devamlı ağlardınız. Mütercim] ” (Şemâil-i Şerif, Hadîs No: 1, Sayfa: 326)

 

Allah korkusundan dökülen göz yaşı abdesti bozmaz. Nitekim Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'in namazda ağlaması da aynıdır.

Devamlı hapishanede hücrede işkence gören bir annenin babanın hiç gülmeyip ağladığı misali Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem), ümmetinin günahlarını, cehennemde azap gördüklerini görür, ağlar, gülmez. Cennette ümmetinin derecesinin büyüklüğünü görür, güler. Bu peygamberlerce mucize, evliyalarca keramettir, hâl'dır. Hâl ise dil ile tabir edilmez. Hâl'ın içine daha bir çok şeyler girer.

 

*  *  *

 

5- “Musannif (yazar) şöyle dedi: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın şefkatini anlatırken onun, ümmeti için istekte bulunup ağladığını, Allah'ın da ona:

- Ümmetin hakkında seni memnun edeceğim diye vahyettiğini belirtmiştik.

Abdullah İbn Mes'ud şöyle dedi: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) bana:

- Kûr'ân oku, dedi. Ben de:

- Yâ Resûlullah Kûr'ân sana indirildiği halde onu sana ben mi okuyayım? dedim. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem):

- Evet. Ben onu başkasından dinlemeyi severim" dedi.

Nisa sûresini okumağa başladım ve:

- Her türlü ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman durumları nasıl olacak (Sûre-i Nisa, Ayet 41) âyetine geldiğimde:

- Yeter dedi. Baktım ki, Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ağlıyordu. ” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1011, Sayfa: 445-446; Şemâil-i Şerif, Sayfa: 327)

 

*  *  *

 

6- “Ata anlattı:

Ben, Abdullah İbn Ömer ve Ubeyd İbn Umeyr Hazret-i Aişe'nin yanına girdik. İbn Ömer şöyle sordu:

- Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'tan gördüklerinin en hayret verici olanını bana anlat. Hazret-i Aişe ağladı. Sonra:

- O'nun her işi hayret vericiydi. Benim gece nöbetimde yanıma geldi. Yorganımın altında yanıma girip derisi derime dokunduğunda:

- Aişe! Rabbime itaat etmeme izin verir misin? dedi. Ben de:

- Ben senin yakınlığını ve sevgini isterim, dedim.

Kalkıp evdeki bir su tulumunu aldı. Fazla su dökmedi. Daha sonra kalkıp Kûr'ân okudu. Sonra da ağladı. Gözyaşlarının önünü ıslattığını gördüm. Sonra sağ tarafına yaslandı. Sağ elini yanağının altına koydu. Sonra yine ağladı. Öyle ki, gözyaşlarının yeri ıslattığını gördüm.

Bilâl, namaz vaktini duyurmak üzere ona geldi. Onun ağladığını görünce:

- Yâ Resûlullah! Allah senin önceki ve sonraki günahlarını affetmiş olduğu halde sen de mi ağlayorsun? dedi. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem):

- Şükreden bir kul olmayayım mı? dedi.

Daha sonra şunu ilâve etti:

- Allah, gece hakkında: Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır, (Sûre-i Al'i-İmran, Ayet 190) âyetini indirmişken ben niye ağlamayayım?

Ayrıca şöyle dedi:

- Bunu okuyup da düşünmeyenlere yazıklar olsun.” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1013, Sayfa: 446)

 

*  *  *

 

7- “Enes (Radiyallâhu anhu) şöyle dedi:

Biz, Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'la birlikte, can vermekte olan İbrahim'in yanına girdik. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın gözleri yaş dökmeğe başladı ve şöyle dedi:

- Göz ağlar, kalp üzülür. Biz, ancak Rabb'imizi hoşnut edecek şeyi söyleriz (üzüntümüzü öyle gösteririz). İbrahim! Biz, senin ayrılmandan dolayı çok üzgünüz. ” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1017, Sayfa: 447)

 

*  *  *

 

8- “Usame İbn Zeyd şunu anlattı: Resûlullah'ın kızı (Zeynep):

- Oğlum ölmek üzere diye Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'a haber gönderdi. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'da ona şu cevabı gönderdi:

- Aldığı da, verdiği de Allah'a aittir. Her şeyin, ilm-i ilahide belirli bir süresi vardır. Bu defa kızı, Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'a yemin vererek yanına mutlaka gelmesi için haber gönderdi. Beraberinde bazı kişiler olduğu halde Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) kalktı. Çocuk Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın kucağına verildi. Artık o, son anlarını yaşıyordu. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın gözleri yaş döküyordu. Sa'd İbn Ubade:

- Yâ Resûlullah! Bu nedir? Niye ağlıyorsun? dedi. Resûlullah:

- Bu Allah'ın kullarının gönüllerine koyduğu rahmetidir. Allah, bu rahmeti kullarından şefkatli olanlara ihsan eder buyurdu.” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1018, Sayfa: 447-448; Zübdet'ül-Buhari, Hadîs No: 358, Sayfa: 188)

 

*  *  *

 

9- “Meysere İbn Ma'bed şunu anlattı: Bir adam Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'e gelip:

- Yâ Resûlullah! Biz cahiliye devri adamları ve puta tapıcılardık. Çocukları öldürürdük. Benim bir kızım vardı. Ona seslendiğimde sevinirdi. Bir gün onu çağırdım. Beni takip etti. Gittim, gittim. Uzakta olmayan, aileme ait bir kuyuya geldim. Kızımın elinden tuttum ve onu kuyunun içine attım. Ondan duyduğum son söz:

- Babacığım, babacığım oldu.

Bunun üzerine Resûlullah gözyaşları akıncaya kadar ağladı.

Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın yanında oturanlardan birisi ona:

- Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ı üzdün, dedi. Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem):

- Bırak! O, kendisini ilgilendiren şeyi soruyor, dedi ve şunu ilâve etti:

- Konuşmanı bana tekrar et.

Adam ona tekrar anlattı. Gözyaşları sakalını ıslatıncaya kadar ağladı. Sonra:

- Allah, cahiliyede işlenenlerin (günahını) kaldırdı. Ameline yeniden başla, dedi.” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1021, Sayfa: 448)

 

Mümin olup iman ettikten sonra tevbe etti. Allah'u Teâlâ cehalet devrindeki günahlarını affetti. Yoksa kâfirler münafıklar, zındıklar cahiliye devrinde günah işlemiş, o yaptığı günaha da pişman değil, tevbede etmemiş onlarınkini affetti demek değildir. Dört dörtlük imân, dört dörtlük müslüman, dört dörtlük tevbe, dört dörtlük ibadet sonunda cahiliye devrindeki günahları affolur, demektir.

 

*  *  *

 

10- “Sabit İbn Serh şunu söyledi:

Şu; Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)'ın dualarındandı:

- Allah'ım! Bana, hiç durmadan ağlayan ve yaş döken, yaşlar kan haline, dişler kor haline gelmeden önce haşyetinden (azamet, heybet, manasındadır.) Korkan gözler ver. ” (Ashâbın Dilinden Peygamberimiz'in Hayâtı, Hadîs No: 1022, Sayfa: 449)

 

Ağlıya ağlıya insanın gözünden yaş biter, kan gelir.

Cehennem ehli ağlıya ağlıya gözünden yaş, en sonunda kan gelir. [Râmûz'ul-Ehâdîs, Hadîs No: 1596; İmâm-ı Şa'râni (Ölüm Kıyâmet Ahiret), Hadîs No: 467, Sayfa: 286]

 

                                      Hiç mi gülmeyecek şu benim yüzüm,

                                      Yaş bitti, kan doldu, her iki gözüm,

                                      Ağzımda kurudu, son bir çift sözüm,

                                      Hem yetim, hem garip, hemde öksüzüm.

 

Öyle sıkılmışlar öyle bunalmışlar ki kan ağlıyorlar.

 

*  *  *

 

11 -“İbn-i İshâk, İbn-i Sa'd, Beyhaki ve Ebû Nuaym Esmâ bint-i Amis'ten rivâyet ederler. O şöyle der:

- Peygamber (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) benim yanıma geldi ve bana:

- Haydi Câfer'in oğullarını bana getir! dedi. Ben de onları getirdim. Peygamberimiz onları kucaklayıp sevdi, okşadı ve kokladı... Her iki gözünden yaşlar döktü... Ben bunun üzerine kendisine:

- Ey Allah'ın Peygamberi (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendimiz, niçin ağlıyorsunuz? Size Câfer ve arkadaşlarından bir haber mi ulaştı? dedim. O da bana cevabında:

- Evet, onlar bugün savaşırken şehid oldular, buyurdu.” (Peygamberimiz'in Mucizeleri Ve Büyük Özellikleri, Cild 1, Sayfa: 458)

 

 

 

 

ÖNCEKİ KONU                               KONULAR                            SONRAKİ KONU