EBU TALİB'İN DİRİLMESİ
Allah'u Teâlâ
bildirmezse Peygamberde, Evliyada bilemez. Bildirirse peygamberde, evliyada
bilir. (Mir'ât-ı Kâinât, Cild 1, Sayfa: 482; Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1,
Sayfa: 418; Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild 10, Sayfa: 419)
Hatta Evliyalar,
Peygamberlerin bildiğinin çok büyük bir bölümünü bilir. Çünkü Allah'u Teâlâ'dan
alıp söylüyor. Peygamberlerin de ve evliyalarında alıp söylediği yer aynıdır.
Evliyaya
eğri bakma,
Kevni
mekân elindedir,
Mülke
hüküm süren O'dur,
İki
cihan elindedir.
Sen anı öyle sanırsın,
Sencileyin
bir Adem'dir,
Evliyanın
sırrı vardır,
Gizli
ayan elindedir.
Hakk
zatıyla sıfatıyla,
Tecelli eyledi anda,
Varlığı Hakk varlığıdır,
Emri sübhan elindedir.
Hakk anı bunda yarattı,
Kullarını
irşâd için,
Kime diler
iman verir,
Kahr-ı
ihsan elindedir.
Kaygısız edermiş bu ilmi,
Okudum anladım
bildim,
Bütün âlemlerin hükmü,
Kâmil insan elindedir.
Kaygısız
HAZRETLERİ
Allah'u Teâlâ
sevdiği kulun kalbine bakar, kimi görürse ona nazar eder. (Râmûz'ul-Ehâdîs,
Hadîs No: 1270)
Allah'u Teâlâ;
sevdiği kulun bütün azaları ben olurum buyuruyor. (Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih, Cild 12, Hadîs
No: 2042; Râmûz'ul-Ehâdîs, Hadîs No: 4094)
* * *
1- “Ebû
Tâlib'in diriltilerek iman ettiğini bildiren Hadîs-i Şerifi sadece İbn-i Hacer
Hazretleri değil bir çok Hadîs âlimleri bildirmiştir. Naklinde sened olan
âlimlere inanmayanlara sözümüz yoktur.
(Mir'at-ül
Haremeyn) kitabında özetle buyuruluyor ki:
Bir garazkârın,
Ebû Tâlib'in kâfir olduğunu söylemesi üzerine durum Mekke'de âlimlere sual
edildi ki; Ehl-i sünnet Ebû Talib'in ehl-i necattan (yani cennet ile yarlığanıp kurtulan manasında olduğuna itikad eder.
Sözleri dînde hüccet olan İmâm-ı Sübki, İmam-ı Şa'rani, İmâm-ı Kurtubi gibi
muhakkik âlimlerden nakledilen kavillere göre Allah'u Teâlâ Ebu Talib'i
diriltti. O da iman etti. Sonra müslüman olarak vefat etti. Ona buğzeden
kimsenin cahilliği özür olur mu?
Hanefi müftüsü
Ahmed bin Abdullah Hz.'nin fetvası şöyle:
Ebû Tâlib'e
buğzedenin, Cenâb-ı Hakk'a küfür ve isyan edici olduğu ŞİHAB şerhinde
zikredilmiştir. Ebussu'ûd Efendi de MA'RUDAT-ÜL-MÜFTİ kitabında bu beyanı teyid
ve tasdik etmiş, iki fetvâ vermiş (bu hususta bildirilen hadîs-i şerifleri
kastederek:
- Bunların
hepsi doğru mudur? diyene ne lâzım gelir? sualine,
- İki yönden
küfrüne hükmedilir buyurmuştur.
Şafii Müftüsü,
Ahmed Zeyni Dahlan Hz.'nin fetvâsı da şöyle:
Ebû Tâlib'in
ehli necattan olmadığını söyleyenlerin görüşleri sahih değildir. Çünkü İmam-ı
Kurtubi, İmâm-ı Sübkî, İmâm-ı Şa'ranî gibi bir çok âlim, Ebû Tâlib'in ehl-i
necattan olduğuna hükmettiler. İmâm-ı Suheymi Hz.'de, yukarıdaki âlimler gibi
(Hakk Teâlâ, Ebû Tâlib'i diriltti. O da imân etti. Müslüman olarak vefat etti.)
buyurdu.
Bu zâtlar, ehli
sünnetin büyüklerindendir. Herbirinin kavli senettir. İhtiyatın en aşağısı bu
hususta konuşmamaktır. Ebû Tâlib'i kötüleyen Resûlullah'a eziyet etmiş olur.
Çünkü:
Hadîs-i
Şerif'te:
Akrabalarımı
kötüleyerek bana eziyet edenlere Allah'ın gazabı şiddetli olur buyuruldu.
Peygamber Efendimiz, Ebû Leheb'in kızını üzenleri duyunca:
Kim benim
akrabamı incitirse, beni incitmiş olur. Beni inciten de
Allah'u Teâlâ'yı incitmiş olur. buyurdu. (Taberâni ve Beyhaki, Tirmizî'de bu
Hadîs-i Şerifi rivâyet etmiştir. (Ayrıca Kütüb-i Sitte, Cild 1, Hadîs No: 7,
Sayfa: 525)
Ebû Leheb'in kızını
gören Sahabe Tebbet sûresini okuyup, Ebû Leheb'in cehennemlik olduğunu
söylüyordu. Ebû Leheb'in kızı Peygamberimize geldi:
- Benim babamın
cehennemlik olduğu hakkındaki âyetini okuyarak benden intikam alıyorlar. Bende
çok üzülüyorum, dedi. Peygamberimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Sahabeleri
çağırdı.
- Ebû Leheb'in kızı
benim akrabamdır, hemde müslüman oldu.
Sözü üzerine Ebû
Leheb'in cehennemlik olduğu hakkındaki Tebbet suresini Ebû Leheb'in kızı ve
Peygamberimizin yanında bir daha kimse
okumadı.
Şimdi Osmanlı
devleti zamanında Peygamberimiz'in Ravza-ı Mutahhara'sında bir Türk Tebbet sûresini
okuyarak namaz kıldı. Bekçi olan arab kızdı.
- Bu sûreyi okuma diye bağırdı. Türk cevab verdi.
- Kûr'ân Peygamberimiz'in camisinde yasaklanır
mı?
Lisan bilmedikleri
için birbirlerini iknâ edemiyorlardı. Sonradan Arab'ada, Türk'e de meseleyi
anlattılar. Türk'e bu Hadîs-i Şerifi okudular. Tebbet sûresinin
Peygamberimiz'in yanında okuyup intikam alır, kasdı ile söylenmesini
Peygamberimiz yasakladı dediler. Arab'a da bunu duymamış dediler. Bilenler
sadece ve sadece Peygamberimiz'in Ravza-i Mutahharasında bu Hadîs-i Şerife
muhalefet etmemek için Tebbet sûresini okumazlar.
* * *
2- Başka bir
Hadîs-i Şerifte ise:
“Ölüleri kötüleyerek dirileri incitmeyiniz”
buyuruldu. [İmâm-ı Celâleddin Es-Suyûti (Kabir Alemi), Sayfa: 496; 500 Hadîs-i
Şerif (Hikmet Gonceleri), Hadîs No: 111, Sayfa: 111]
Ehl-i Sünnet
âlimleri "Resûlullah'ı üzenler için elim bir azab vardır" "Allah
ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve âhirette lânet etmiş ve onlar için
rüsvay edici, horlayıcı bir azâb hazırlamıştır." (Sûre-i Mücadele, Ayet
15-16) meâl'indeki ayet-i kerimelere istinaden:
- Ebû Tâlib'e
buğzeden kafir olur, buyurmuşlardır.
Ebû Tâlib'e
buğzeden, tevbe etmezse (mahkemece) katlolunur. İmâm-ı Malik'e göre, tevbe etse
de katlolunmalıdır. İmâm-ı Kurtubî, İmâm-ı Sübki ve İmâm-ı Şa'rani merhumların
bu husustaki hükümleri pek doğru ve isâbetlidir. Ebû Talib'in diriltilerek imân
ettiği (Şifa-ı şerif) şerhinde de vardır. İmâm-ı Süyuti Hz. bu hususta bir
kitab yazmış, on iki hadîs âliminin Ebû Talib'in imânına hükmettiğini
bildirerek:
- Bizim de
itikadımız budur, buyurmuştur.
Bu
bildiklerimiz, "Ebû Tâlib küfr üzere öldü" diyenlerin kavline zıt
değildir. Çünkü o diriltilerek imân etmiştir. (Mir'ât-ı Kâinât, Sayfa:
1096-1112, aslından alınmıştır.)
* * *
3-
“(Me'âric-ün-Nübüvve) de diyor ki:
(Ebû Tâlib,
hasta olunca ziyaretine gelenlere vasiyette bulunarak dedi ki:
- Kâbe-i
Şerif'e hürmet edin! Silâ-i Rahmi bırakmayın! Zayıflara yardım edin, fakirlere
ihsân edin, emanete riâyet idin, yeğenim Muhammed'e tâbi olun. O arabın
eminidir. Sözünde sadıktır. Davet ettiğini akıl kabul eder. Dil şehâdet eder.
Arabın ve acemin onu tasdik edeceğine ve ona teslim olacağına inanıyorum. Ona
yaklaşın, malınızla, canınızla yardım edin.
Ebû Tâlib, ölüm
döşeğinde iken, Resûlullah yanına gelip imân etmesini buyurdu. Cevabında:
- Ey kardeşim
oğlu! Söylediğinin iyilik olduğunu biliyorum. Lâkin ölüm korkusu ile imâna
geldi denilmesinden çekiniyorum, dedi. Öleceği zaman birşeyler söyledi. Fakat
hâlsiz olup sesi yavaş çıktığından herkes işitemedi. Orada bulunan Hz. Abbas:
- Kardeşim imân
etti, dedi. Fakat Peygamberimiz:
- Ben
işitmedim, buyurdu. Bu bakımdan Ebû Tâlib'in imân ettiği şüphelidir.
Ehli sünnet
âlimlerinin çoğu imân etmeden öldüğünü bildirmişlerdir. Bu husustaki rivâyetler
kuvvetlidir. Fakat ölümünden bir müddet sonra diriltilerek imân ettiği, Ehli
Sünnetin büyük âlimleriden İbn-i Hacer-i Mekkî Hz.'nin (Ni'met'ül-kübrâ) mevlid kitabında
yazılıdır.”
(Mir'ât-ül
Haremeyn, kitabından özetlenerek alınan yazı sona erdi.)
Allah'u Teâlâ, Peygamberimize ikrâm olarak
ana-babasını ve amcası Ebû Tâlib'i diriltti. Bunlar, Resûlullah'a iman ettiler.
Ana-babası zaten İbrâhim (Aleyhis-selâm)'ın dîninde olup imânlı ölmüşlerdi.
Şehâdet kelimesini söylemeleri, imâna gelmek için değil, bu ümmetten olmakla
şereflenmek içindi. Amcası Ebû Tâlib ise şehâdet kelimesini söylemekle hem imân
etti, hem de bu ümmetten olmakla şereflendi.