SORU:
Tüp bebek caiz midir?
CEVAP:
Hayır!
Birincisi; İlerde
Allahu Teâlâ tarafından mahzurlarının olup, mes'uliyetli tarafları çıkarsa!
İkinci; Tıbben
mahzurludur. Ters tarafları olursa! Bunu şimdiden: «Her mes'uliyeti bana ait,
bir mahzuru yoktur» diyecek bir âlim çıkacak mı? İslam dîninin esaslarından
birisi de hayadır. Bu olay ise durup dururken hayasızlığa sebeb olur.
Üçüncü: Allahu
Teâlâ'nın eli ile değil, tıbbın eli ile oluyor.
Dördüncü: O adamın
kendi çocuğu olup olmadığında şüphe var. Genellikle
kendi çocuğu değildir. Bunu değil insanlara, hayvanlara da uygulamak iyi
değildir.
Hayvanlara şırınga ile sun'i döllenme yapılıyor
o da iyi değildir. Allahu Teâlâ'nın işine karışmak olur. Allahu Teâlâ'nın
gösterdiği yolda ilahi düzeni değiştirip yeni bir şekle sokmak. Örneğin bir
ata, katır doğurtturabilmek için eşek ile çiftleştirirler. Mübahların,
kerihlerin en büyüğünden birisidir. Yine aynıdır. Hem mübah caiz, hem de Allahu
Teâlâ'nın sevmediği kerihlerdendir. Şer'an mübahdır, tarikatta küfürdür. Bunlar
ondur evvelce tüp bebek olmadığından yazmamışlar. Allah yanında bu tüp bebek
bunlardan çok daha mes'uliyetlidir. Şeriat ehline de, herkese de büyük
günahtır.
* * *
Bilâl Babama sordum:
- Allahu Teâla mi'raçta 50 vakit namaz
emrediyor. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) bunu beş vakit, yani
yirmi rek'at namaza düşürüyor. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'de;
ona eşit yirmi rek'at sünnet namazı kılıyor. Bizim için her gün 24 saatte beş
vakit 40 rek'at namaz kılmamız lazım. Eğer Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem) 50 vakti beş vakte düşürmese idi halimiz ne olurdu? dedim. Buyurdu
ki:
- Bir adam mal satacak olur, o bir adamda alacak
olur. Satacak adam çok pahalı söyler, alacakta çok ucuz söyler. Satacak adam
bahşire, pazarlıkla aşağıya düşürür. Alacak sıfırdan başlar, ben buna bir fiyat
veremem çok pahalı söylüyorsun der. En sonunda normal fiyatı ikisi de kabul
eder. Mi'raçta ki namaz bahşiresi de (pazarlığı) aynıdır.
Allahu Teâlâ: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in ümmeti üzerine çok haris olduğunu bildiğinden, yüksek fiyatla
başlıyor. Yani elli vakit ile başlıyor
pazarlık, (bahşire) sonunda beş vakte düşürüyor.
Gelelim hesaba: Elli vakit, yüz rek'at eder. O
zaman Allahu Teâlâ kullarının acizliğini bildiğinden, iki rek'attan fazla namaz
emretmezdi. Yirmisi Allah'ın emri, yirmisi Peygamberimizin sünneti toplam kırk
eder. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in emrettiği nafile 60, 100
rek'at ediyor. Mecbur olmamak üzere Allahu Teâlâ'nın emrettiğini, Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) nafilelerle emrediyor. Evvabin 6 rek'at, Teheccüd
12 rek'at, Kuşluk 8 rek'at, her abdest almada 2 rek'at, beş vakitte 10 rek'at
abdest namazı. Akşam namazından sonra (6 rek'at evvabin dışında) ayrıyeten 2
rek'at nafile namaz. Her ayın namazı, tarikata girince tevbe namazı, Kabir
ziyaretine gidince Allah rızası için namaz, (sevabını kabir sahibine bağışlar.)
Bunların bazılarını Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) 2, 4, 6, 8, 10,
12 rek'ata kadar söylüyor. Nafile olarak sayamadığım daha çok namazlar var.
Hepsi normalde yüz rek'atı bulur. Yüksek hesab edersen fazla bile olur. Yüz
rek'at namaz kılan tıbbî görüşle tam idman yapmış olur. Manevi görüşle tam
sevab, şifa, rahmet olur. (Sure-i İsra, Ayet 82) Kur'an-ı Kerim şifa ve rahmettir.
Hiç hastalık eğleşmez ve tam sıhhatli olur.
Hakiki dervişler bu namazları kaçırmamalıdır.
Vaktinin azını bu namazlara, çoğunu zikrullaha ayırsın ve maksadı hasıl olsun.
Bu nafileleri tam vaktinde kılamazsa kerahat vakitleri hariç, vaktin nafilesi
diye kıldığın kırk rek'at vakit namazını nafilerle yüz rek'ata tamamlarsın. Hem
Allah'ın, hem Resûlü'nün emrini yerine getirmiş olursun.