İlaçlarda Uyuşturucu Kullanılıyor, Bu Caiz midir?

 

 

Az yok hükmündedir. Bir nehir ırmak akar. Köylerin bazı şehirlerin tuvalet ayakları o suya akar. Aktığı yerde içilmez, haramdır. O çok büyük suyun içine karışınca haramlıktan çıkar. Haram olabilmesi için kokusu su kokusundan, rengi su renginden, tadı su tadından bozarsa, haram olur. İşte az yok hükmünde oluyor. İlaçlarda da kullanılan uyuşturucular vs... insanı sıhhate kavuşturup iyi etmeye büyük ölçüde faydası var. Ama sarhoş edip aklını giderecek her hangi biri şeyi yoktur. Onun için bizce mübahtır. Allahu Teâlâ bundan bir şey sormaz. Bunun fetvasıda âlimlerin meşrebine göre değişir. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) rakının damlası yere düşse aradan yedi sene geçse rakının damladığı yere cami yapılsa, caminin minberi o rakının damladığı yere yapılsa bana bu minbere çık hutbe oku deseler. Okumam. Rakı kesin haramdır. Hutbe hem Allahu Teâlâ'nın evi, hem Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in makamıdır. Bunun ikisi bir arada olmaz.

Meşreb ayrılığına göre fetva hükmü bazı konularda değişebilir. Bu da Allahu Teâlâ'nın ilminin büyüklüğü ve genişliğindendir. Örneğin:

 

1- Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu), Hazreti Halid (Radiyallahu anhu) arasındaki bazı görüş ayrılıkları. Hazreti Ebu Zerr'il Gıffari (Radiyallahu anhu) ile Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) arasındaki görüş ayrılıkları gibi.

 Hazreti Halid (Radiyallahu anhu): Yalancı Peygamber Tüleyha üzerine harbe giderken yolda İslam aşiretine uğrayıp onlardan yardım almak istedi. Aşiret reisini öldürüp karısını aldı. Hazreti Halid (Radiyallahu anhu) bunu çok doğru gördü. Hazreti Ömer (Radiyallahu anhu) çok yanlış gördü, mahkemeye verdi. Hazreti Ebu Bekir (Radiyallahu anhu) mahkeme etti. Hazreti Halid (Radiyallahu anhu)'e hak verdi.

 

Hadîs-i Şerif:

«Ez-Zarureti tuhibbul mahzurat»

«Zaruret; yapılması caiz olmayan şeyler yapılabilir.» (Mir'at-ı Kainat, Cild 1, Sayfa: 525)

 

*  *  *

 

2- (Zübdet'ül-Buhari, Hadîs No: 1132, Sayfa: 800)

Enes (Radiyallahu anhu)'den:

Dışarıdan Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına bir kavim gelip Medine'de yerleşmek istemişlerdi. Sonra buranın hava ve suyundan şikayet ederek:

- Hastalandık dediler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem):

- Şu develerimiz Medine dışına (havadar bir otlağa) çıkıyorlar, onlarla sizde çıkın. Develerin sütlerinden ve sidiklerinden içiniz, buyurdu.

Onlar öyle yaptılar, sağlık kazandılar sonra dînden çıkarak çobanlarını öldürdüler, develeri de sürüp kaçtılar. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'i tehdit ederek onunla savaştılar.

Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) ashabla arkalarına düştü. Develerle beraber yakalandılar. (Sure-i Maide, Ayet 33) ayeti nazil oldu. Bu ayete göre cezaları verildi.

 

Kitabın İzahında:

Eti yenen deve gibi hayvanların sidiği ve tersi İmam-ı Azam'a göre hafif necasettir. Böyle hayvanların sidiğinin sıtma gibi hastalıklarda ilaç için içilmesi caizse de kesin haram olan şarabın içilmesi caiz olmayıp dışarıdan kullanılması veya diğer ilaçlarla karışık olarak içilmesi caizdir. İmam Malik'e göre eti yenen hayvanların tersi ve sidiği temizdir. (Mütercim)

 

 

 

 

ÖNCEKİ KONU                               KONULAR                            SONRAKİ KONU