ÜÇÜNCÜ HUTBE
Bu günkü hutbemizin
mevzuu ruhun neden yaratıldığı, ruhun özellikleri ve insanda bulunan nefis
hakkındadır.
Peygamberimiz
(Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in akıl yetmez mucizeleri, en üstün ahlakı,
islamiyetin yeni doğuşu kafirleri şaşırtmıştı. Kafirler bu yüzden toplanıp
kahinlere, dîn bilginlerine gittiler. Kahinlere şeytanın yardım ettiği Kur'an-ı
Kerim'de şu ayetle bildirilmektedir.
Ayet: «Kulak hırsızı olan şeytan meleklerin ağzından dinleyip
bildiriyordu.» (Sure-i
Hicr, ayet 18, Sure-i Saffat, Ayet 7-8)
«Ona bir ateş parçası atarız.» (Sure-i
Mülk, ayet 5)
Ayet: Yıldırımın şeytana melekler tarafından
atıldığını haber veriyor. Yıldırım düz düşmeyip sağa-sola yukarı-aşağı dönerek
gidiyor. Bir şeyi kovaladığı belli.
Kırk kişi Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'in hakiki Peygamber olup, olmadığını öğrenmek için kahinden aldıkları
soruları, sormaya geldiler. Kahin onlara sorulacak bir çok sorular öğretti. Bu
soruların cevabını peygamberden başkası bilemez dedi.
Kahin hediye verin almazsa peygamber değil,
sadaka verin alırsa peygamber değil, kıyametin tarihini sorun bir tarih verirse
peygamber değil.
Çünkü Allahu Teâlâ Kur'an'da buyuruyor:
«Ümmül kitap olan Levh-i Mahfuz Allah'ın
yanındadır. Dilediğini ondan siler, dilediğini sabit kılar.” (Sure-i Rad, Ayet 39)
Bunun için Allahu Teâlâ neyi silip, neyi
uzatacağı, neyi yaklaştırıp imha edeceği, belli değil. Buna zaman tayin etmek,
insanı yalan çıkarabilir.
Musa (Aleyhis-selam)'nın kış şiddetli olacak
deyip, sonra Allahu Teâlâ kışı hafif geçirmeyi murad etti.
Musa (Aleyhis-selam) çocuğu olmayan adamları
Allahu Teâlâ'ya sordu. Allahu Teâlâ: «Onlar için çocuk yok» diye buyurdu. Üç
dervişin duasıyla aynı adamın iki oğlu bir kızı dünyaya geldi. İşte Allahu
Teâlâ Levh-i Mahfuz'daki yazıyı değiştiriyor. Yunus (Aleyhis-selâm)'un Kavmi
bunun ayetle örneğidir. Allahu Teâlâ Yunus (Aleyhis-selâm)'un kavmine belâ
verdi, dua ettiler. Dualarını Allahu Teâlâ kabul etti ve belâ'yı kaldırdı.
(Mir'at-ı Kai-nat, Cild 1, Sayfa: 270) Hepsi cehennemlikken, hepsi cennetlik
oldu. Yunus (Aleyhis-selam)'un Allahu Teâlâ'dan alıp söylediği söz yalan çıktı.
Gelen belâ değişti, ömürleri uzadı, kafirken müslüman oldular.
Kahin: Ruhtan sorun haber verirse, peygamber
değildir. Bu ve bu gibi kırk soruyu peygamberimiz (Sallallahu aleyhi
vesellem)'e gidip sormalarını bu soruları sadece peygamberlerin bileceğini
söyledi.
Kırk kişi bu soruları sormak üzere,
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in yanına geldiler. Bir sepet hurma
getirip:
- Ya Muhammed! Biz bunu sana sadaka olarak
getirdik, dediler. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) sadaka fakirin
hakkı, onlara götürün dedi. Sadakayı kabul etmedi, götürdüler.
İkinci defa bir sepet hurma getirdiler, biz bunu
sana hediye olarak getirdik dediler. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
hem kendi yedi, hem ashabına dağıttı, yediler.
Bize ruhtan haber
ver, ruh neye benzer diye sordular. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)
ruhun neye benzediğini bilmediği için söyleyemedi. Cebrail (Aleyhis-selam)
geldi ve bu ayeti getirdi.
«Sana ruh hakkında
soru sorarlar.
Ey Habibim! Sen de ki; ruh benim Rabb'imin bir
emridir.» (Sure-i İsra, Ayet 85)
Yani demek istiyor ki onu ne ben söyleyebilirim,
ne de siz anlayabilirsiniz.
İlk defa Allahu Teâlâ kendi nurundan
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in nurunu yarattı. Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem)'in nurundan Peygamberimiz (sallallahu aleyhi
vesellem)'in ruhunu yarattı. (Siyer-i Nebi, Cild 1, Sayfa: 31) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in
ruhundan bizim ruhlarımızı yarattı. Ruhun aslı Allahu Teâlâ'dan gelme olduğu
için, Allahu Teâlâ'da hiç bir şekilde tarif edilemeyeceğine göre ruhta tarif
edilmez buyurdu.
İkinci:
Allahu Teâlâ buyuruyor:
“Ademe
kendi ruhumdan ruh üfledim.» (Sure-i Secde, Ayet 9)
Üçüncü: Hazreti Meryem yıkanırken yanına Cebrail
(Aleyhis-selam) geldi. Cebrail (Aleyhis-selam) Allahu Teâlâ'dan aldığı kuvvetle
Allahu Teâlâ tarafından üfürdü. Hazreti Meryem hamile kaldı. (Sure-i Nisa, Ayet
171; Sure-i Maide, Ayet 110; Sure-i Meryem, Ayet 19-21) Envarü'l-Aşıkîn, Sayfa:
206)
Ruha uzak yakın yoktur. İstediği an her yerde
olur. Kabirde yatan insanın ruhu bir anda cennette olur, aynı anda kabrinde
olur.
Ruh cesette kuş gibidir. Çıkarsa insan ölür, boş
kafesin kaldığı gibi olur.
«El cennetu hakkun, vennaru hakkun»
«Cennette hak, Cehennemde hak»
«Müminlerin ruhları Cennette» (Sure-i Mutaffifin, Ayet 22; İmam-ı Şa'rani
«Ölüm-Kıyamet-Ahiret», Hadîs No: 85, Sayfa: 67)
«Kafirlerin ruhları Cehennemde, siccîndedir.» (Sure-i Mutaffifîn, Ayet 7; İmam-ı Şa'rani
«Ölüm-Kıyamet-Ahiret», Hadîs No: 74, Sayfa: 63)
Buna ayette,
«Siccin» (Marifetname, Sayfa: 37) denir.
Ruh hem kabrinde, hem
cennette, hem cehennemde olur. İnsanda hem televizyon kamerasında konuşur. Hem televizyonu açarsan
orda görünür. Aynı onun gibi ama insanın televizyon kamerasında, televizyonda
göründüğü doğru, açınca göründüğü resimdir. Ama ruhun ki yine böyle değil. Hasılı
akıl yetmez. Ancak biz anlatmak için misal veriyoruz.
İnsanın ruhu bazen
geleceği sezer. Hayber kalesinin fethetmek için kale duvarının yıkılması
lâzımdı. Duvarın yıkılması için kurulan mancınığa taş getirmelerini
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) emretti. Cebrail (Aleyhis-selam)
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e mancınığın içine Ali'yi koy at
dedi. O sırada Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) bir taşı omuzuna almış, çok uzaktan getiriyordu. Hazreti Ali (Radiyallahu
anhu) omuzundaki taşı yere attı, boş
geldi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Hazreti Ali (Radiyallahu
anhu)'ye:
- Ya Ali! Şimdi
Cebrail geldi mancınığın içine seni koyup kalenin burcuna atmamızı söyledi.
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu):
- Ya Resulullah!
Cebrail bana da geldi, bana da aynısını söyledi, dedi. Ali gizli peygamberdir
diyenler bu ve benzeri olan Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'nin hallerine akıl
yetiremediklerinden söylüyorlar.
Peygamberimiz
(Sallallahu aleyhi vesellem) Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'ye:
- Hayır ya Ali! Cebrail bana geldi. Benim
kalbime geleni, senin ruhun sezdi ve benim kalbimdekini senin kalbine nakşetti.
Şimdi ki deyimle benim kalbimdekinin fotokopisini senin kalbine aldı dedi ve şu
Hadîs-i Şerifi söyledi:
«Kalpten kalbe yol gider.» (Mekasidut-Talibin,
Sayfa: 139; Siyer-i Nebi, Cild 1, sayfa: 76)
Hazreti Ali (Radiyallahu anhu)'yi mancınığa
koyup kaleye attılar. Hazreti Ali (Radiyallahu anhu) düşman kalesinin kapısını
çekti, kopardı. Kırk Arşınlık hendeğin üzerine köprü olarak attı ve düşman
askerine daldı. Arkadan müslüman ordusu da geldi kaleyi fethettiler.
Canlı olan her insanda ruh vardır. Ölü olan herkeste
ruh yoktur. Ruh ve nefis insanın sağlığında insandan hiç ayrılmayandır.
Nefs-i; Hayvana
köpeğe benzetme olur. Ondan kötülere benzetilmez. Nefse zalim nefis denir.
Kafir nefis denmez. Nefis dervişte çalışması neticesi ıslah olur düzelir,
zararsız, faydalı hale gelir. Allah nefsimizi ıslah etsin sözü buna göre
söylenmiştir.
Nefis insanın
bindiği at gibidir. Çok bakımsız olursa insanı yolda kor, götüremez. Çok
bakımlı olursa hayvandır kapar da teper de.
İnsanda iki ruh
vardır veya bir ruh ikiye ayrılır. Birisine Rûhu Sultanî, birisine de Rûh-u Hayvani denir.
İbadet, taat, ameli salih, rûh-u Sultaniye kuvvet verir. Küfür, masiyet kötü şeyler
Rûh-u Hayvaniye kuvvet verir.
Bir insanın başına
gelecek her hangi bir şeyi o kimsenin Rûh-u Sultanisi kuvvetli ise o ruh sezer
ve kendine de sezdiğini bildirir. Bunun ikisi de bir adamda kuvvetli olmaz. Ya
Rûh-i Sultani kuvvetli olup, Rûh-u Hayvani zayıf olacak, ya Rûh-u Hayvani
kuvvetli olup, Rûh-u Sultani zayıf olacak.
Allahu Teâlâ'nın ruh
hakkındaki bazı sözleri var. Bunları tam anlamak zordur. Taksiyi gördüm içinde
harekete getiren dişlileri bilmiyorum der gibi ancak bilgisi olur.